Connect with us

İsviçre

Euro-Airport: Diktatör Jetlerinin Bakımıyla Milyonlar Kazanılıyor

yazar

Published

on

Euro-Airport’ta yoğun olarak diktatörlük rejimlerine ait jetlerin inişi gözlemleniyor. İki İsviçreli şirket, bu tür jetlerin bakımıyla milyonlarca gelir elde ediyor.

Euro-Airport Basel, uzun bir süredir diktatörlük rejimlerine ait jetlerin tercih ettiği önemli bir havaalanı olarak biliniyor. WOZ’un araştırması, bu jetlerin bakımının ve onarımlarının hangi işlemleri kapsadığını ve otokratik devletlerin jetlerinden büyük gelir elde edenlerin kim olduğunu ortaya koyuyor.

Jet Aviation ve Amac Aerospace adlı Basel merkezli iki şirket, bu konuda öne çıkıyor. Bu şirketlerin gelirlerinin büyük bir kısmının otokratik rejimlere ait jetlerin bakımı ve dönüşümünden geldiği belirtiliyor.

Otoriter rejimlerden gelen jetleri izleme konusunda uzmanlaşmış bağımsız gazeteci Emmanuel Freudenthal, 190 otoriter rejimin jetlerini takip ediyor ve hareketlerini „Dictator Alert“ adlı web sitesinde belgeliyor. WOZ’un araştırmasının temelini oluşturan bu bilgiler, jetlerin izlenmesi konusundaki uzmanlığına dayanıyor.

Euro-Airport’un en önemli destinasyonlardan biri olduğunu belirtiyor ve ekliyor: „Son birkaç yıldır Euro-Airport’un, diktatörlere ait jetlerin tercih ettiği önemli destinasyonlardan biri olduğunu görüyorum,“ diyor. Freudenthal’ın web sitesinde belgelenen 190 jetin son üç yılda yaklaşık 60’ı, Amac ve Jet Aviation’ın Euro-Airport’taki hangarlarında bulunmuş. Bunlar, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn veya Umman gibi Körfez ülkelerinden gelen jetleri içeriyor. Euro-Airport’ta jetlerini bakıma alan diğer rejimler arasında Libya, Gabon, Kamerun, Ekvator Ginesi, Nijer, Belarus, Azerbaycan ve Kazakistan bulunuyor. Bu jetleri genellikle ünlü kişiler kullanıyor.

Kaşıkcı Cinayetinde Kullanılan Jet’de Burada

Örneğin, eski Chelsea sahibi Roman Abramowitsch’e ait özel jet 2022’de Basel Havalimanı’nda mahsur kaldı. BM raporunda, HZ-SK2 tescilli jet, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkcı’nın ( Jamal Khashoggi) muhtemel katillerinin İstanbul’daki olay yerine ulaşmak ve ardından şehri terk etmek için kullandığı iki jetten biri olduğu belirtildi.

Katar Devleti’ne ait bir başka jet özellikle Katar’ın hükümdar ailesi Al-Thani tarafından kullanılıyor. Şu anda Suudi kraliyet ailesinin jetiyle aynı yerde bulunuyor.

Yaklaşık on yıl boyunca Basel-Mulhouse Havalimanı’nda duran bir Boeing 747, bir Suudi kral için uçağı modifiye etmek üzere bekliyordu. Ancak satış hiçbir zaman gerçekleşmedi ve jet sonunda Arizona’ya uçuruldu. Orada bir „jet mezarlığı“nda son buldu. Boeing 747, hükümetler ve kurumsal müşteriler için modifiye edilmiş bir „Boeing Business Jet“ idi.

Uçağın 16.000 kilometrenin üzerinde menzili ve yaklaşık 465 metrekarelik bir kabin alanı vardı. Uçak, aslında 2011 yılında vefat eden Suudi Veliaht Prensi Sultan bin Abdulaziz Al-Saud için tasarlanmıştı. Ancak 2017’de 88 milyon İsviçre Frangı indirimli bir fiyata satış gerçekleşmedi. Boeing, jeti 2022’de geri aldı ve Arizona’ya gönderdi. Sadece 30 uçuş saatinin ardından, jet Pinal Airpark’ta parçalara ayrıldı. Jetin tamamen hurdaya mı yoksa bazı parçalarının mı depolandığı belirsizdir. Bir Boeing’in tipik ömrü genellikle 25 ila 30 yıldır.

Dışarıdan gelenlere hangarlara erişim izni yok. Çitlerde büyük kırmızı levhalar fotoğraf çekmeyi yasaklıyor. Her iki şirket de WOZ’un talebine herhangi bir bilgi vermekten kaçınıyor. Eski çalışanlar, gelirin yaklaşık yarısının otoriter yönetilen ülkelerin müşterilerinden elde edildiğini tahmin ediyorlar.

Katar’dan gelen jet için sadece 11.000 saatten fazla çalışma öngörülüyor. Tahmini saatlik ücretle 130 İsviçre Frangı düşünüldüğünde, işçilik maliyetleri bir buçuk milyon İsviçre Frangı’na ulaşacaktır. Buna ek olarak, bu tür bir kontrol için malzeme maliyetleri hızla bir buçuk milyon İsviçre Frangı veya daha fazlasına çıkabilir.

Euro-Airport Basel’in iletişim departmanı gazetenin talebine şu şekilde yanıtlıyor: „Euro-Airport’un endüstriyel uzmanlık merkezi, Jet Aviation, Amac Aerospace, Air Service Basel, Nomad Technics AG ve 2023’ten bu yana Pilatus olmak üzere beş şirketi kapsayan küresel öneme sahiptir. Havalimanı platformında işlerin yaklaşık üçte birini oluşturuyor.“

İletişim Departmanı, “Havalimanının gelirlerinin büyük bir kısmı, yüzde 80’i yolcu trafiği kaynaklıdır. Geri kalan yüzde 20 ise endüstri ve kargo alanlarından eşit şekilde gelmektedir, yani yaklaşık olarak her biri onar yüzdeye denk gelir“ diyor.

Euro-Airport’ta faaliyet gösteren şirketler, endüstri, kargo veya yolcu trafiği gibi hangi alanda faaliyet gösterirlerse göstersinler, ilgili yasal düzenlemelere uymaları gerektiğini belirtiyorlar. Ancak, havalimanı sadece doğrudan yetki alanına giren konularla ilgili görüş bildirebileceğini ifade ediyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Avrupa

BAKAN BOLAT’IN AÇIKLAMASI MI, BAKANLIĞIN MEVZUATI MI? YABANCI PLAKALI ARAÇLARDA GURBETÇİLERİN KAFASI KARIŞTI

yazar

Published

on

By

LAHEY – Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Hollanda’da yaptığı yabancı plakalı araç açıklaması, yurt dışında yaşayan vatandaşlar arasında yeni bir tartışma başlattı. Bakan Bolat’ın, „Araç sahibi araçta bulunduğu sürece direksiyona başka bir kişi geçebilir“ yönündeki açıklaması ile Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan gümrük mevzuatına dayanan resmî bilgiler arasında ortaya çıkan farklılık, gurbetçilerin kafasını karıştırdı.

Özellikle sosyal medyada ve İsviçre’nin Sesi başta olmak üzere haber platformlarında yapılan yorumlarda, gurbetçilerin hangi kurala göre hareket etmeleri gerektiği konusunda ciddi bir belirsizlik yaşandığı görülüyor.

Bakan Bolat Hollanda’da ne dedi?

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2 Temmuz’da Hollanda’da düzenlenen DTİK Avrupa Buluşması’nda gurbetçilerden gelen bir soru üzerine yabancı plakalı araçların Türkiye’deki kullanımına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bolat, yabancı plakalı bir aracın sahibi araç içerisinde bulunduğu sürece direksiyona başka bir kişinin geçebileceğini söyledi. Araç sahibinin ön koltukta ya da arka koltukta oturmasının herhangi bir fark oluşturmadığını belirten Bolat, bu durumda idari para cezası uygulanmayacağını ifade etti.

Bakan Bolat iddialara ne yanıt verdi?

Bakan Bolat, bu konuda sosyal medyada ve bazı basın organlarında yer alan ceza haberlerinin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Araç sahibi araçta bulunduğu halde başka bir kişinin direksiyona geçtiği gerekçesiyle ceza kesildiğine ilişkin iddiaların siyasi ve asılsız olduğunu söyleyen Bolat, kamuoyunda dolaşan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Bakanlığın resmî mevzuatı ne diyor?

Ancak Bakan Bolat’ın bu açıklamaları, Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan ve gümrük mevzuatına dayanan resmî kurallarla farklılık gösteriyor.

Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan **“Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“**ne göre, geçici ithalat kapsamında Türkiye’ye getirilen yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceği açık şekilde düzenleniyor.

Yabancı plakalı aracı kimler kullanabiliyor?

Resmî düzenlemeye göre yabancı plakalı aracı yalnızca;

  • Taşıtı Türkiye’ye getirerek kendi adına giriş yaptıran izin hak sahibi,
  • İzin hak sahibinin eşi,
  • Annesi ve babası,
  • Çocukları

kullanabiliyor.

Ancak bunun için de önemli bir şart bulunuyor.

185 gün şartı zorunlu

Mevzuata göre izin hak sahibinin eşi, annesi, babası ve çocuklarının da Türkiye’ye giriş tarihinden geriye doğru son bir yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında bulunmuş, yani gümrük mevzuatı açısından yurt dışında yerleşik olmaları gerekiyor.

Dolayısıyla yalnızca birinci derece yakın olmak tek başına yeterli sayılmıyor.

Araç sahibi içeride olsa bile…

Tartışmanın merkezindeki konu ise tam da bu noktada yer alıyor.

Bakanlığın yayımladığı yolcu rehberinde, araç sahibi taşıtın içinde bulunsa dahi, yurt dışında yerleşik eşi, annesi, babası ve çocukları dışında hiç kimsenin yabancı plakalı aracı kullanamayacağı açık şekilde belirtiliyor.

Başka bir ifadeyle, araç sahibinin ön koltukta ya da arka koltukta oturması sonucu değiştirmiyor. Direksiyondaki kişinin hem mevzuatta belirtilen yakınlardan biri olması hem de 185 gün şartını sağlaması gerekiyor.

Mevzuatta yalnızca belgelendirilebilen acil sağlık halleri ve mücbir sebepler istisna kapsamında değerlendiriliyor.

Kurallara uyulmaması halinde ne oluyor?

Yetkisiz bir kişinin direksiyonda olduğunun tespit edilmesi halinde;

  • Araç trafikten men edilerek gümrük gözetimine alınabiliyor,
  • Araç gümrük ambarına çekilebiliyor,
  • Aracı kullanan kişiye idari para cezası uygulanabiliyor,
  • Aracı kullanmasına izin veren izin hak sahibine de idari para cezası kesilebiliyor.

Yazılı mevzuat ile Bakan’ın açıklaması arasındaki fark

Mevcut yazılı mevzuatta belirleyici ölçüt „birinci derece yakınlık ve yurt dışında yerleşiklik (185 gün şartı)“ olarak düzenlenirken, Bakan Bolat’ın Hollanda’daki açıklamasında belirleyici ölçütün „araç sahibinin araç içinde bulunması“ olduğu yönündeki ifadeler öne çıkıyor.

Bu nedenle iki yaklaşım arasında uygulamayı doğrudan etkileyebilecek bir farklılık bulunduğu değerlendiriliyor.

Bakanlığın yazılı mevzuatı çok açık, şimdi ne olacak?

Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan **“Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“**nde yer alan hükümler, yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceği konusunda açık hükümler içeriyor.

Rehberde, araç sahibi taşıtın içinde bulunsa dahi yalnızca yurt dışında yerleşik eşi, annesi, babası ve çocuklarının aracı kullanabileceği belirtiliyor. Bunun dışındaki kişilerin direksiyona geçemeyeceği açıkça ifade ediliyor.

Bu nedenle şimdi en çok merak edilen konu, Bakan Bolat’ın Hollanda’da yaptığı açıklamanın uygulamada yeni bir düzenleme anlamına mı geldiği, yoksa yazılı mevzuatta herhangi bir değişiklik yapılmadığı sürece mevcut kuralların uygulanmaya devam edip etmeyeceği.

Özellikle yaz tatili döneminde Türkiye’ye yabancı plakalı araçlarıyla gelen binlerce gurbetçi, olası denetimlerde hangi uygulamanın esas alınacağını merak ediyor.

Gurbetçiler resmî açıklama bekliyor

Sosyal medya ve haber sitelerindeki yorumlarda da görüldüğü üzere, gurbetçiler konuya ilişkin açık ve yazılı bir açıklama bekliyor.

Bakan Bolat’ın Hollanda’da dile getirdiği uygulamanın geçerli olması halinde bunun Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesindeki „Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“ ve ilgili bilgilendirme metinlerine de yansıtılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Aksi halde, sözlü açıklama ile yürürlükteki yazılı mevzuat arasındaki farklılığın devam etmesi nedeniyle vatandaşların hangi kurala göre hareket edeceği konusunda belirsizlik yaşanabileceği ifade ediliyor.

Sonuç

Mevcut durumda Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan yazılı mevzuat yürürlükte bulunuyor ve yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceğini ayrıntılı şekilde düzenliyor.

Bakan Bolat’ın Hollanda’daki açıklaması ise kamuoyunda farklı bir uygulamanın hayata geçirilip geçirilmediği sorusunu gündeme getirmiş durumda.

Gözler şimdi Ticaret Bakanlığı’nın yapacağı resmî açıklamada ve gerek görülmesi halinde yazılı mevzuatta yapılabilecek olası bir güncellemede.

T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmî „Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“ ve ilgili gümrük mevzuatında, yabancı plakalı bir aracın Türkiye’deki kullanım şartları ve kimler tarafından sürülebileceği net ve tavizsiz kurallarla şu şekilde düzenlenmiştir:

1. Aracı Kimler Kullanabilir? (Resmî Kural)

Mevzuata göre, geçici ithalat (turistik kolaylıklar) kapsamında Türkiye’ye getirilen yabancı plakalı bir taşıt yalnızca şu kişiler tarafından kullanılabilir:

  • İzin Hak Sahibi: Taşıtı pasaportuna işleterek Türkiye’ye giriş yaptıran kişi.
  • Birinci Derece Yakınlar: İzin hak sahibinin eşi, anne-babası (üst soy) ve çocukları (alt soy).

2. Kritik Şart: „Yurt Dışında Yerleşik Olma“ Zorunluluğu

Mevzuat, aracı kullanacak birinci derece yakınlar için de çok sıkı bir şart koşmaktadır: Yurt dışında yerleşik olmak.

  • Bu yakınların da aracı sürebilmeleri için, Türkiye’ye giriş yaptıkları tarihten geriye doğru son 1 yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında yaşamış olmaları zorunludur.
  • Eğer eşiniz veya çocuğunuz son bir yılda 185 gün yurt dışında kalmadıysa (yani gümrük hukuku açısından Türkiye’de yerleşik kabul ediliyorsa), birinci derece yakınınız olsalar bile aracı kesinlikle kullanamazlar.

3. Araç Sahibinin İçeride Olması Kuralı Değiştirir mi?

Mevzuat bu konuda yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır:

„Yabancı plakalı taşıtın adına kayıtlı olduğu kişi (izin hak sahibi) taşıtın içinde olsa bile, yukarıda belirtilenlerden (yurt dışında yerleşik eş, anne, baba ve çocuklardan) başka hiç kimse taşıtı kullanamaz.“

Yani araç sahibinin yan koltukta, arka koltukta oturuyor olması ya da direksiyon başında olmaması durumu değiştirmez. Sürücü koltuğundaki kişi mevzuattaki şartları (akrabalık + 185 gün yurt dışı ikameti) sağlamıyorsa, araç sahibi içeride olsa dahi bu durum mevzuat ihlali sayılır. Tek istisna, belgelendirilebilir çok acil tıbbi durumlar (sağlık acil durumları) ve mücbir sebeplerdir.

4. Kurallara Uyulmamasının Cezası Nedir?

Gümrük muhafaza veya emniyet güçlerince yapılan denetimlerde, aracı kullanmaya yetkisi olmayan bir kişinin direksiyonda olduğu tespit edilirse:

  • Araç gümrük mevzuatına aykırı kullanımdan dolayı trafikten menedilerek gümrük ambarına çekilir.
  • Hem aracı haksız kullanan sürücüye hem de aracı kullanmasına izin veren hak sahibine Gümrük Kanunu uyarınca yüksek miktarda idari para cezası kesilir.
  • İzin sahibinin yurt dışına araçsız çıkması gerektiğinde araç gümrük gözetimine bırakılmamışsa veya usulsüz kullanım devam ediyorsa, hak sahibinin taşıt getirme yetkileri ve süreleri üzerinde de kısıtlamalar uygulanabilir.

Özetle; Ticaret Bakanlığı’nın yürürlükteki yazılı gümrük mevzuatı, sadece ve sadece „yurt dışında yerleşik (185 gün şartını sağlayan) eş, anne, baba ve çocukların“ aracı sürmesine izin vermektedir. Bunun haricindeki arkadaş, uzak akraba veya Türkiye’de yerleşik kişilerin, araç sahibi arabanın içinde oturuyor olsa dahi direksiyona geçmesi yasal olarak yasaktır.

T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği ve resmî Gümrük Rehberi uyarınca mevzuatın tam, yazılı ve yasal maddeleri şu şekildedir:

1. Temel Kriter: Yurt Dışında Yerleşik Olmak

Türkiye’ye yabancı plakalı bir araç getirebilmek ve bu aracı yasal olarak sürebilmek için en temel şart „yurt dışında yerleşik olma“ durumudur.

  • 185 Gün Şartı: Bir kişinin yurt dışında yerleşik sayılabilmesi için, Türkiye’ye giriş yapmak istediği tarihten geriye doğru son 1 yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında bulunmuş olması zorunludur. Yılın yarısından fazlasını Türkiye’de geçiren gurbetçiler veya Türkiye’de yaşayan yerleşik vatandaşlar bu kapsama girmez.

2. Aracı Yasal Olarak Kimler Kullanabilir?

Gümrük mevzuatı yabancı plakalı aracı Türkiye içinde kimlerin sürebileceğini net bir şekilde sınırlandırmıştır. Bu kişiler dışında hiç kimse aracı kullanamaz:

  • İzin Hak Sahibi: Aracı pasaportuna işleterek Türkiye’ye girişini gerçekleştiren asıl şahıs.
  • Birinci Derece Yakınları: İzin hak sahibinin eşi, annesi, babası ve çocukları.

Çok Kritik İstisna: İzin sahibinin eşi, annesi, babası veya çocukları dahi olsa, bu kişilerin aracı sürebilmesi için kendilerinin de „yurt dışında yerleşik olma (185 gün)“ şartını gümrük kapısında sağlaması gerekir. Türkiye’de yaşayan veya son bir yılda 185 gün yurt dışında kalmamış olan bir çocuk veya eş, izin sahibinin arabasını kesinlikle kullanamaz.

3. „Araç Sahibi İçeride Olsa Bile“ Maddesi

Mevzuat metninde, son dönemde yaşanan kafa karışıklıklarına doğrudan cevap veren resmî hüküm tam olarak şu şekildedir:

„Yabancı plakalı taşıtın adına kayıtlı olduğu kişi (izin hak sahibi) taşıtın içinde olsa bile, yukarıda belirtilenlerden (yurt dışında yerleşik eş, anne, baba ve çocuklardan) başka hiç kimse taşıtı kullanamaz.“

  • İstisna Durum: Mevzuata göre bu kuralın tek istisnası, yolculuk esnasında sürücünün aniden rahatsızlanması gibi belgelendirilebilir „acil durumlar ve mücbir sebeplerdir“. Bu tür bir ani sağlık krizinde, araç sahibi içinde bulunmak şartıyla acil durum süresince araç başkası tarafından sürülebilir. Ancak bu durum keyfi sürüşleri veya rutin seyahatleri kapsamaz.

4. Kuralların İhlali ve Cezai Yaptırımlar

Mevzuatta belirlenen bu hak sahipleri dışındaki kişilerin (Türkiye’de yerleşik akrabalar, arkadaşlar, komşular vb.) yabancı plakalı aracı kullanırken yakalanması durumunda 4458 sayılı Gümrük Kanunu devreye girer:

  • Araç Bağlanır: Taşıt, gümrük mevzuatına aykırı kullanımdan dolayı derhal trafikten menedilir ve gümrük ambarına çekilir.
  • Çift Taraflı Para Cezası: Usulsüz kullanımı tespit edilen sürücüye ayrı, aracı bu kişiye tahsis eden izin hak sahibine (araç sahibine) ayrı olmak üzere idari para cezası kesilir.
  • Yurt Dışına Çıkarma Zorunluluğu: Cezalar ödense dahi usulsüz kullanım nedeniyle rejimi ihlal edilen araç serbest dolaşıma giremez ve yasal süre gözetilmeksizin yurt dışı edilmesi istenir.

Özetle; Yazılı hukuka göre belirleyici tek şey „akrabalık bağı + bu akrabaların da yurt dışında yerleşik olmasıdır“. Bunun dışındaki tüm senaryolar (araç sahibinin arka koltukta oturması, arkadaşının arabayı sürmesi vb.) mevcut resmî rehbere ve kanuna göre usulsüzlük teşkil etmektedir.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de plaka numarasıyla kadınların ev adresini bulan yabancılar endişe yaratıyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’de bazı kantonlarda araç plakası üzerinden yapılan sorgulamayla araç sahibinin isim ve adres bilgilerine ulaşılabilmesi, kadınların güvenliğiyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Trafikte ya da benzin istasyonunda görülen kadınların, plakaları üzerinden ev adreslerinin bulunması ve istenmeyen ziyaretlerle karşılaşması birçok kadını daha temkinli davranmaya yöneltti.

A.K. (27), gece eğlence çıkışında iki erkeğin telefon numarasını istemesi üzerine tekliflerini reddetti. Eve döndüğünde aynı erkeklerin apartmanının önünde beklediğini gördü. Adresini nasıl bulduklarını sorduğunda, plaka sorgulaması yaptıklarını söylediler. Olayın ardından uzun süre korku yaşayan A.K., plaka bilgilerini hemen gizletti.

B.D. (33) ise çalıştığı benzin istasyonunda kendisini gören bir erkeğin plakasından adresini bulduğunu ve posta kutusuna telefon numarasının da bulunduğu bir mektup bıraktığını anlattı. Kim olduğunu bilmediği kişinin ev adresine ulaşmasının kendisini günlerce tedirgin ettiğini belirten kadın, mektuba hiçbir şekilde yanıt vermedi.

C.Y. (43) de çalıştığı benzin istasyonunun müdavimlerinden birinin ilgisini reddetmesine rağmen plakasından adresini öğrenerek akşam saatlerinde evinin kapısını çaldığını söyledi. Ertesi gün bunu itiraf eden adamın davranışını „sınır ihlali“ olarak nitelendiren C.Y., yaşadığı korku nedeniyle plaka bilgilerini gizletti, daha sonra ise kendisini güvende hissetmediği için aracını sattı.

D.E. (30) ise trafikte kendisini gören erkeklerden sosyal medya üzerinden mesajlar aldığını, daha sonra ise posta kutusunda hediyeler ve mektuplar bulmaya başladığını anlattı. Birilerinin sırf plaka numarasından ev adresine ulaşabilmesinin kendisini güvensiz hissettirdiğini söyleyen D.E., olaydan sonra sürekli takip edilip edilmediğini kontrol ettiğini ifade etti.

Kadınların ortak noktası ise yaşadıkları olayların ardından plaka sahibi bilgilerini kamuya kapattırmaları oldu. Yaşananlar, İsviçre’de plaka sorgulama sistemi ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.

Continue Reading

Ekonomi

İsviçre AVM’lerinde yabancı markalar yükselişte: Bazı merkezlerde mağazaların yüzde 62’si yabancı

yazar

Published

on

By

İsviçre’deki alışveriş merkezlerinde yabancı markaların sayısı hızla artıyor. Yapılan bir analize göre, ülkenin en büyük dokuz alışveriş merkezinde faaliyet gösteren mağazaların en az üçte biri yabancı markalara ait. Ticaret merkezi Centro Lugano Sud‘da ise bu oran yüzde 62’ye ulaştı.

Son dönemde Almanya merkezli Rossmann, Hollanda’nın Action, Fransa’nın Kiabi ve Çinli Miniso gibi zincirler İsviçre pazarına giriş yaparak yeni mağazalar açtı. Uzmanlara göre, İsviçre’nin Avrupa’nın en yüksek satın alma gücüne sahip ülkeleri arasında yer alması, uluslararası markaları cezbediyor.

Perakende uzmanı Marcel Stoffel, alışveriş merkezlerinin başarısında milliyet değil, doğru mağaza karmasının önemli olduğunu belirterek, uluslararası markalar ile güçlü yerel markaların birlikte yer almasının ziyaretçi ilgisini artırdığını söyledi.

Öte yandan İsviçre Perakende Federasyonu, yabancı markalara karşı olmadıklarını ancak tüm şirketlerin aynı kurallara tabi olması gerektiğini vurguladı. Federasyon özellikle Çin merkezli çevrim içi alışveriş platformu Temu‘nun İsviçre’deki kurallara tam olarak uymadan faaliyet gösterdiğini savunurken, federal hükümetin bu platformlara yönelik denetimleri sıkılaştırmaya hazırlandığı belirtildi.

#schweiz#isviçre#suisse#haber#switzerland

Continue Reading

Trendler