2016 yılında iki aylık bebeğiyle birlikte aile birleşimi yoluyla İsviçre’ye gelen Hülya Yüksel, yıllardır süren bir davanın mağduru oldu. Eşinin geçmişteki evliliği gerekçe gösterilerek oturum hakları iptal edilen aile, şimdi belirsiz bir gelecekle karşı karşıya.
Hülya Yüksel’in Hikâyesi
2016’da İsviçre’ye gelen Hülya Yüksel, 2020 yılında kızı Arin’i Zürih’te dünyaya getirdi. Eşi yaklaşık 20 yıldır İsviçre’de yaşıyor, hiçbir zaman devletten yardım almadan kendi emeğiyle hayatını sürdürüyor. Aile, dil öğrenimi ve iş hayatında herhangi bir entegrasyon problemi yaşamıyor.
Hülya Yüksel, üç yıldır düzenli olarak bir firmada çalışıyor. Ailenin adli sicil kaydı yok. Buna rağmen açılan dava, bütün hayatlarını alt üst etmiş durumda.
Soru-Cevap: Dava Neden Açıldı?
– Eşinizin önceki evliliği size niçin yansıdı? Eşimden önce yaptığı evliliğin sahte olduğu gerekçe gösteriliyor. Eşim ve çocuklarım C oturumuna sahip. Ancak eşimin oturum hakkı iptal edildiği için, aile birleşimiyle geldiğimden dolayı benim ve çocuklarımın da yaşam hakkı elimizden alındı. Yani eşimin ve bizim tüm ailenin..
– Kanton bu kararı hangi kanıta dayandırıyor? Eşim burada normal bir evlilik yaptı, boşandıktan sonra benimle evlendi. Ben ve oğlum daha sonra aile birleşimi yoluyla İsviçre’ye geldik. Fakat bir şikâyet üzerine, benim dini nikâhımın eşimin önceki evliliğiyle çakıştığı öne sürüldü. Buna dayanarak, vize için sahte evlilik yaptığımız iddia ediliyor.
“Altı Senedir Elimizde Avucumuzdakini Harcadık”
Hülya Yüksel, davanın 6 yıldır sürdüğünü ve bu süreçte bütün maddi imkânlarını tükettiğini söylüyor:
“Bana ve oğluma 9 yıl yaşama hakkı veren hükümet şimdi bu hakkı elimden alıyor. Her iki çocuğum da burada okuyor. Oğlum okulunda çok başarılı. Bir anne olarak onların alıştığı düzenden koparılışını çaresizce izliyorum.”
Çocuklarının psikolojik olarak ağır bir darbe alacağından endişelenen Hülya Yüksel, yaşadıklarını şu sözlerle özetliyor:
“Diğer çocuklar aynı şehirde başka bir eve taşındıklarında bile zorlanırken, benim çocuğum hiç bilmediği bir ülkeye entegre olabilecek mi? Oğlumu okulundan, kızımı oyuncaklarından ayırmayın. Bir anne olarak sesimi duyurmaya yardım edin.”
Birçok kişi şartları karşılamasına rağmen başvuru yapmıyor
İsviçre’de yabancıların vatandaşlık almasını sağlayan “kırmızı pasaport” birçok avantaj sunsa da, bu hakka sahip olabilecek durumda olan birçok kişi başvuru yapmıyor. Yapılan bir araştırma, bunun arkasındaki nedenleri ortaya koydu.
📊 Binlerce kişi başvurmaktan vazgeçiyor Federal Hükümet’in yaptırdığı ve yaklaşık 4000 kişiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre, vatandaşlık şartlarını karşılayan birçok kişi çeşitli nedenlerle başvuru sürecine girmiyor.
🇨🇭 Vatandaşlık önemli haklar sağlıyor İsviçre vatandaşlığı:
Oy kullanma ve seçilme hakkı
Daha güçlü sosyal haklar
Daha fazla hukuki güvence
gibi önemli avantajlar sunuyor.
💰 En büyük engeller: maliyet ve süreç Araştırmaya göre başvuru yapmayanların en önemli nedenleri şunlar:
Yüksek başvuru ve işlem maliyetleri
Sürecin karmaşık ve uzun olması
Bazı yükümlülükler (örneğin askerlik veya bedel ödemesi)
🧠 “Gurur nedeniyle başvurmayanlar” da var Özellikle İsviçre’de doğup büyüyen ikinci nesil göçmenler arasında dikkat çeken bir neden öne çıkıyor:
👉 “Zaten bu toplumun parçasıyım, bunu kanıtlamak zorunda kalmamalıyım”
Uzmanlar bu durumu “gururdan vazgeçme” (stolzer Verzicht) olarak tanımlıyor.
📍 Kantonlara göre büyük farklar var İsviçre’de vatandaşlık süreci ülke genelinde aynı şekilde uygulanmıyor.
Bazı kantonlarda süreç daha kolay ve ucuz
Bazılarında ise daha pahalı ve zor
Maliyetler birkaç yüz franktan birkaç bin franka kadar çıkabiliyor.
Ayrıca bazı bölgelerde sadece görüşme yapılırken, diğerlerinde:
👉 Süreç ne kadar pahalı ve zor ise 👉 vatandaşlık başvurusu o kadar azalıyor
Bu durum, ülkede fırsat eşitliği tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
⚖️ Hükümet: Eşitlik tam sağlanamıyor Federal Hükümet de kantonlar arasındaki farkların fırsat eşitliğini her zaman garanti etmediğini kabul ediyor.
Ancak şu aşamada:
Tek tip bir sistem getirilmesi planlanmıyor
Kantonların yetkileri korunmaya devam ediyor
🏛️ Amaç: Süreci gönüllü olarak sadeleştirmek Yetkililer, kanton ve belediyelerin kendi sistemlerini gözden geçirerek süreci daha basit ve anlaşılır hale getirmesini öneriyor.
🔎 Genel değerlendirme Uzmanlara göre İsviçre’de vatandaşlık süreci:
👉 avantajlar sunmasına rağmen 👉 maliyet, bürokrasi ve algı nedeniyle herkes için erişilebilir değil
Bu durum, özellikle uzun süredir ülkede yaşayan göçmenler açısından önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Cham yakınlarında motosiklet kazası, otoyolda trafik aksadı
İsviçre’nin Zug kantonuna bağlı Cham bölgesinde, A4 otoyolunda meydana gelen ağır trafik kazasında 25 yaşındaki bir kadın hayatını kaybetti. Kazada motosiklet sürücüsü ağır yaralandı.
🏍️ Yoğun trafikte kaza meydana geldi Kaza, çarşamba günü saat 17.00’ye kısa süre kala, Blegikurve ile Lindencham kavşağı arasında, Luzern yönünde yaşandı.
Zug polisi tarafından yapılan açıklamaya göre, yoğun trafik nedeniyle ilerleyen bir otomobil ani fren yaptı. Aynı yönde seyreden motosiklet ise araca arkadan çarptı. Çarpmanın etkisiyle motosiklet sürücüsü ve arkasındaki yolcu yola savruldu.
🚑 Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı Ağır yaralanan kadın yolcu, olay yerinde yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.
Motosiklet sürücüsü ise ağır yaralı olarak hava ambulansı ile hastaneye sevk edildi. Otomobil sürücüsünün kazadan yara almadan kurtulduğu bildirildi.
📰 İsviçreli yetkililer hayatını kaybeden kişinin kimliğini resmi olarak açıklamazken, Türk basınında yer alan haberlere göre yaşamını yitiren kişinin Hollanda’nın Amersfoort kentinde yaşayan 25 yaşındaki Türk vatandaşı Merve A. olduğu ifade edildi.
Ayrıca, yeni evli olduğu belirtilen genç kadının Hollanda’da ikamet ettiği ve tatil amacıyla İsviçre’de bulunduğu bilgisi paylaşıldı.
⚖️ Soruşturma başlatıldı Kazanın ardından savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı. Olay yerinde kriminal inceleme yapılırken, sürücülerden kan ve idrar örnekleri alındı ve araçlar teknik inceleme için muhafaza altına alındı.
🚓 Otoyolda uzun süre aksama yaşandı Kaza nedeniyle A4 otoyolu geçici olarak trafiğe kapatıldı. Müdahale ve inceleme çalışmalarının ardından yol yaklaşık iki saat boyunca tek şeritten ulaşıma açıldı. Bu süreçte bölgede uzun araç kuyrukları oluştu.
II. Dünya Savaşı dönemine ait çarpıcı gerçekler gün yüzüne çıkıyor
İsviçre Devlet Televizyonu SRF haberine göre, İkinci Dünya Savaşı dönemine ilişkin yeni bir araştırma, Nazi Almanyası’nda yaşayan bazı İsviçre vatandaşlarının zorla kısırlaştırıldığını ortaya koydu. Şu ana kadar en az 31 vaka belgelenirken, gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği belirtiliyor.
📚 Tarihi belgeler gerçeği ortaya çıkardı Araştırmayı yürüten tarihçi Sophie Küsterling, özellikle Bern’deki Federal Arşiv’de yaptığı incelemelerde, Nazi döneminde yurtdışında yaşayan İsviçre vatandaşlarının da “öjeni” politikalarına maruz kaldığını tespit etti. Bu politika, Nazi rejiminin “kalıtsal hastalıkları önleme” adı altında uyguladığı insanlık dışı bir programdı.
👩 İda Egli’nin hikâyesi dikkat çekiyor Bu vakalardan biri de Almanya’nın Lörrach kenti yakınlarında yaşayan İsviçre vatandaşı İda Egli. Zihinsel engeli bulunan Egli, 1934 yılında çıkarılan yasa kapsamında zorla kısırlaştırılmak istendi.
Babası, kızını kurtarmak için İsviçre hükümetine kadar başvurdu. Ancak dönemin yetkilileri her vakaya aynı şekilde yaklaşmadı. Egli için destek sağlanmaya çalışılsa da, bu destek çoğu zaman ahlaki ve ekonomik kriterlere göre seçici şekilde veriliyordu.
⚖️ İsviçre makamlarının rolü tartışmalı Araştırma, İsviçre makamlarının bu süreçteki tutumunun da çelişkili olduğunu gösteriyor. Bazı yetkililer, vatandaşlarının geri gönderilmesi durumunda sosyal yardım yükü oluşacağı gerekçesiyle, kısırlaştırmaya karşı çıkmamayı tercih etti.
Dönemin bazı resmi yazışmalarında geçen ifadeler ise dikkat çekici: 👉 “Topluma yük olacak kişiler” gibi değerlendirmeler, o dönemde öjeni düşüncesinin İsviçre’de de etkili olduğunu ortaya koyuyor.
💔 Seçeneksizlik içinde alınan kararlar İda Egli’ye iki seçenek sunuldu: ya kısırlaştırılacak ya da İsviçre’ye geri gönderilecekti. Ancak ailesine bağımlı olan ve İsviçre’de destek ağı bulunmayan genç kadın Almanya’da kalmayı seçti. Egli, 1936 yılında bir hastanede zorla kısırlaştırıldı.
📊 Gerçek sayı daha yüksek olabilir Araştırmacılar, şu ana kadar belgelenen 31 vakanın sadece görünen kısmı olduğunu, benzer birçok olayın kayıt altına alınmamış olabileceğini vurguluyor.