Connect with us

Gündem

CİNSEL SALDIRILARA KARŞI ST. GALLEN’DE YENİ BİR RAPORLAMA ARACI YOLDA

yazar

Published

on

Okuma süresi: 5 dakika

Cinsel saldırılara karşı mücadelede önemli bir adım atılmak üzere. St. Gallen, cinsel saldırıların bildirilmesine yönelik bir raporlama aracı geliştirme sürecini değerlendiriyor. Bu tür araçlar, Zürich, Bern ve Luzern gibi şehirlerde mevcutken, St. Gallen de bu uygulamayı hayata geçirebilir. Sosyal Demokrat Parti (SP) üyesi şehir parlamento üyesi Lydia Wenger, bu konuda aktif bir rol üstleniyor.

Cinsel Saldırılar İçin Raporlama Aracı Nedir?

Cinsel saldırılara karşı bir raporlama aracı, mağdurlara ve tanıklara, yaşadıkları veya şahit oldukları olumsuz durumları anonim olarak ve kolayca bildirme imkanı tanır. Böyle bir sistemin uygulanması, cinsel saldırı vakalarının görünürlüğünü artırmayı ve toplumsal bilinçlenmeyi sağlamayı hedefliyor.

St. Gallen’deki Gelişmeler

Lydia Wenger, St. Gallen’in cinsel saldırılarla mücadelede etkili adımlar atması gerektiğini savunarak, şehrin bu tür bir raporlama aracı geliştirmesi için öneri sundu. Ancak Şehir, bu öneriyi başlangıçta desteklemedi. Şehir yönetimi, böyle bir sistemin tanıtımının gereksiz olduğunu ve yıllık maliyetlerin 35.000 ila 50.000 Frank arasında olabileceğini öne sürdü. Ayrıca, sistemi yönetmek için ek bir personel istihdam edilmesinin de gerekli olacağı belirtildi.

Wenger, şehir yönetiminin bu yaklaşımını „cesaretsizlik“ olarak değerlendirdi. Kendi deneyimlerini paylaştığı bir konuşma sonrası, diğer kadınlardan destek aldı. Bu destek, önerinin Ekim ayında şehir parlamentosuna sunulmasına zemin hazırladı.

Başka Şehirlerdeki Başarılar

Zürich ve Bern’de uygulanan raporlama araçları, önemli veriler sağladı. Zürich’te 2021’den bu yana 2100’den fazla cinsel saldırı bildirildi. Bu rakam, günde ortalama iki olaya denk geliyor. Ayrıca, bu saldırıların çoğu gece değil, gündüz saatlerinde gerçekleşiyor. Bern’de ise ilk üç ayda 440 cinsel saldırı bildirildi. Çoğunlukla sözlü veya bakışlarla rahatsız edici davranışlar ön plana çıkıyor.

Lydia Wenger, St. Gallen şehir yönetiminin cinsel saldırılara karşı alınacak önlemler konusunda „çok cesaretsiz“ davrandığını belirtiyor. Bu düşüncelerini “St. Galler Tagblatt” ile paylaştı. Wenger, şehrinin, tüm bireylerin özgürce hareket edebileceği bir yer olmasını arzuluyor.

Wenger, güvenliğin herkes için sağlanması gerektiğini, bunun cinsiyet, cinsel yönelim, ten rengi veya diğer bireysel özelliklerden bağımsız olması gerektiğini vurguluyor. St. Gallen’de alınacak önlemler ve uygulanacak raporlama araçları, bu hedefe ulaşmada önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.


#CinselSaldırı #Meldetool #StGallen #KadınaŞiddet #ToplumsalGüvenlik #CinsiyetEşitliği #LydiaWenger #SosyalAdalet #sexuellebelästigung #sexuelleübergriff #cinseltaciz #isviçre #schwiiz #schweiz #svizzera #suisse #switzerland

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te bir mülteci 9. kattan atlayarak hayatına son verdi

yazar

Published

on

By

Röportaj: Cemil Baysal
Kamptaki tanık: “Bu sadece bir ölüm değil”

İsviçre’de iltica sürecinin yarattığı baskı, bir kez daha trajik bir olayla gündeme geldi. Zürih’te bulunan Triemli mülteci kampında kalan Burundili sığınmacı Davy N., kaldığı odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

5 Nisan 2026’da meydana gelen olayın, İsviçre medyasında geniş yer bulmaması dikkat çekerken, kampta kalan diğer sığınmacılar arasında büyük bir şok ve üzüntüye yol açtı.

Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan ve iltica başvurusu reddedilen 31 yaşındaki Davy N.’in sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu öğrenildi.

Ölümün ardından gündeme gelen sorular

Olayın ardından kamp sakinleri ve mülteci hakları savunucuları, özellikle psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini ve süreçte olası ihmalleri tartışmaya açtı.

Paylaşılan bilgilere göre Davy N.’in, yaşamını yitirmeden kısa süre önce psikolojik sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, ancak iki gün sonra yeniden kampa gönderildiği belirtildi. Bu süreçte sınır dışı edilme baskısı altında olduğu ifade ediliyor.

Sessiz anma, dikkat çeken mesajlar

Davy N.’in hayatını kaybettiği noktada, “Sınır Dışı Edilmelere Karşı İttifak” ve arkadaşları tarafından bir anma düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, olayın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı, daha geniş yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

İttifak adına konuşan Christoph H., başta İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM) olmak üzere yetkili kurumların süreci değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Tanık anlatımı: “Bu sistem insanı tüketiyor”

Kampta kalan Türkiye kökenli bir mülteci, yaşananların bireysel bir olaydan öte sistemsel bir sorun olduğunu dile getirdi:

“Bu sadece bir kişinin kararı değil. Bu şartlar insanı o noktaya getiriyor. Bu sistem insanları zamanla tüketiyor. Bazıları buna dayanamayabiliyor.”

Tanık, mültecilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca kamplarla sınırlı olmadığını belirterek, göç yolculuğunun da ciddi riskler içerdiğine dikkat çekti.

“Kimse keyfinden mülteci olmaz”

Tanık, mültecilerin ülkelerini terk etme nedenlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Hiç kimse keyfinden ülkesini bırakmaz. İnsanlar yaşamak için geliyor. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için yola çıkıyorlar.”

Avrupa’daki uygulamalara da değinen tanık, iltica politikalarının insani boyutunun daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tartışma yeniden gündemde

Davy N.’in ölümü, İsviçre’deki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, iltica süreçlerinin uzunluğu ve psikolojik destek imkanları gibi konuları yeniden gündeme taşıdı.

Düzenlenen anma etkinliği, “Yalnız değilsiniz” mesajıyla sona ererken, daha insani koşullar için çağrılar yapıldı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Musk’ın yapay zekâsına soruşturma: Keller-Sutter şikâyetçi oldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de, Elon Musk’a ait X platformunda geliştirilen yapay zekâ sohbet botu “Grok” üzerinden üretilen içerikler yargıya taşındı. Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter hakkında sosyal medyada yayılan cinsiyetçi ve hakaret içeren ifadeler üzerine Bern-Mittelland Savcılığı soruşturma başlattı.

Olay, bir kullanıcının Grok’a verdiği komutlar sonucunda, Keller-Sutter’a yönelik aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadelerin üretilmesiyle ortaya çıktı. Söz konusu içerik kısa sürede silinse de, konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Şikâyetin bizzat Keller-Sutter tarafından “faili meçhul” olarak yapıldığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, özellikle kadın siyasetçilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Soruşturma kapsamında yalnızca içeriği üreten kullanıcı değil, aynı zamanda yapay zekâ sisteminin ve platformun sorumluluğu da değerlendiriliyor. Savcılık, Grok’un bu tür içerikleri üretmesine imkân tanıyıp tanımadığını ve X platformunun denetim yükümlülüklerini incelemeye aldı.

Yetkililer, bu dosyanın İsviçre’de yapay zekâ kaynaklı hakaret ve nefret söylemi konusunda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle dijital platformların ve yapay zekâ araçlarının hukuki sorumluluğunun sınırları bu süreçte netleşebilir.

Avrupa genelinde de benzer tartışmalar sürüyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yanıltıcı veya zarar verici içeriklere karşı hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeni düzenlemeler gündemde.

Soruşturmanın ilerleyen süreçte hem kullanıcı hem de platform açısından önemli hukuki sonuçlar doğurması bekleniyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading

Trendler