Connect with us

İsviçre

ANTALYA VE TÜRKİYE’NİN GÜNEY’İ 2025’İN EN POPÜLER TATİL DESTİNASYONLARI ARASINDA

yazar

Published

on

2025’te tatilcilerin rotası neresi olacak? Antalya ve Türkiye’nin güneyi, önümüzdeki yıl da popülerliğini sürdürecek destinasyonlar arasında yer alıyor. «Blick» gazetesinin büyük seyahat acentelerinden aldığı bilgilere göre, Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki tatil beldeleri, sıcak iklimi, eşsiz plajları ve tarihî zenginlikleriyle tatilcilerin ilgisini çekiyor.

Antalya ve Güney Türkiye Her Zaman Popüler

Antalya, Türkiye’nin en çok tercih edilen tatil şehirlerinden biri olmaya devam ediyor. Şehir, hem deniz tatili hem de kültürel keşif isteyenler için ideal bir rota sunuyor. Dünyaca ünlü Konyaaltı ve Lara plajları, tarihi kalıntıları, lüks tatil köyleri ve benzersiz doğasıyla yıl boyunca yerli ve yabancı turistleri ağırlıyor.

Kısa ve Orta Menzilli Tatiller İçin Favori

Seyahat acenteleri, Antalya’yı ve Türkiye’nin güneyini, kısa ve orta mesafeli tatillerde tercih edilen rotalar arasında gösteriyor. Özellikle Kuoni, Hotelplan Suisse ve TUI Suisse gibi büyük seyahat firmaları, Antalya’yı ve çevresindeki popüler tatil beldelerini sunuyor. Ayrıca, Bodrum, Marmaris ve Fethiye gibi Ege’nin gözde şehirleri de turistler tarafından yoğun ilgi görüyor.

Diğer Destinasyonlar
Mallorca, Kreta ve Maldivler gibi klasik tatil destinasyonları, 2025’te de İsviçreli tatilcilerin gözdesi olacak. Ülke içindeki ekonomik zorluklar ve küresel belirsizliklere rağmen, tatilciler yine de tatil bütçelerini kısmayı planlamıyorlar.
Özellikle Mallorca, Yunan Adaları ve Maledivler gibi uzak destinasyonlar, hem kısa hem de uzun mesafeli tatiller için yoğun talep görüyor. Kuoni, Hotelplan Suisse ve TUI Suisse gibi büyük seyahat acenteleri, bu destinasyonlarda yoğun bir talep olduğunu belirtiyor.
Orta ve Uzun Mesafe Seyahatleri
Uzun mesafeli destinasyonlar arasında ise Maledivler, Phuket (Tayland) ve Dubai gibi popüler tatil beldeleri ön planda. Ancak, İskandinavya ülkeleri, Sri Lanka ve Japonya gibi Asya destinasyonları da giderek daha fazla ilgi görüyor.
Seyahat Bütçesi ve Harcamalar
Seyahat harcamalarının ortalama olarak kişi başı 1103.70 CHF civarında olması bekleniyor. Bu, özellikle yurt dışı tatilleri için geçerli. Uzun tatillerde ise bütçenin daha yüksek olması tahmin ediliyor. Ancak, kısa mesafeli tatillerde yapılan harcamalar, geçtiğimiz yıllara göre biraz daha düşük olabilir.
Birçok kişi, Erken Rezervasyon İndirimi ile tatil maliyetlerini azaltmak için 2025 tatillerini çok daha erken planlıyor. Holidaycheck’in 2023/2024 yılları için yaptığı analiz, erken rezervasyon yapan tatilcilerin ortalama %10’luk bir tasarruf sağladığını gösteriyor.
İsviçreli Tatilcilerin Tercih Ettiği Alternatif Destinasyonlar
Seyahat acenteleri, İrlanda, Madeira ve Azor Adaları gibi daha az bilinen ama güzellikleriyle dikkat çeken destinasyonları öneriyor. Ayrıca, Peru, Madagaskar ve Karadağ gibi egzotik yerler, tatilciler için alternatif seçenekler arasında yer alıyor.
Uzun Tatiller Artıyor
İsviçreli tatilciler 2025’te daha uzun tatiller yapmayı tercih ediyor. 2025 için yapılan rezervasyonlarda tatil süresi 11,2 gün olarak öngörülüyor. Bu da, tatilcilerin uzun süreli tatillere olan ilgisinin arttığını gösteriyor.
Seyahat acenteleri, erken rezervasyon yapan tatilcilerin tatil tarihinden 6 ay önce rezervasyon yapmayı tercih ettiklerini belirtiyor.
Sonuç Olarak
2025 tatil sezonunda, İsviçreli tatilciler eski alışkanlıklarını koruyarak popüler destinasyonları tercih etmeye devam edecek. Ancak, farklı, daha az bilinen ve keşfedilmemiş yerler de giderek daha fazla tercih edilmeye başlanacak.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

SVP Başkanı: “İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”

yazar

Published

on

By

SVP Başkanı: “İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”

20 Minuten gazetesine verdiği röportajda Marcel Dettling, İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak “10 milyonluk İsviçre’ye hayır” halk oylamasıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. SVP tarafından hazırlanan girişim, İsviçre nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu geçmemesini hedefliyor.

SVP Başkanı Dettling, özellikle kontrolsüz göçün ülkenin geleceğini tehdit ettiğini savunarak:

“İsviçre’nin İsviçre olarak kalması için uğraşıyoruz”

ifadelerini kullandı.

İsviçre’de son yılların en tartışmalı siyasi konularından biri yine göç ve nüfus artışı oldu. Şimdi ise ülke, 14 Haziran’da yapılacak çok önemli bir referanduma hazırlanıyor. Oylamada, SVP tarafından hazırlanan ve kamuoyunda “10 milyonluk İsviçre’ye hayır” girişimi olarak bilinen öneri halkın önüne gelecek.

Bu girişim, İsviçre nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonu geçmemesini hedefliyor. Parti yönetimi, özellikle yoğun göç nedeniyle ülkenin altyapısının, sosyal sisteminin ve yaşam kalitesinin zarar gördüğünü savunuyor.

Röportaj veren SVP Başkanı Marcel Dettling, kampanyanın neden bu kadar önemli olduğunu uzun uzun anlattı.

Referandum tam olarak neyi değiştirmek istiyor?

Bugün İsviçre’nin nüfusu yaklaşık 9 milyon civarında. Son yıllarda özellikle:

  • Avrupa Birliği ülkelerinden gelen çalışanlar,
  • sığınmacılar,
  • Ukrayna savaşı sonrası gelen mülteciler
    nedeniyle nüfus hızlı şekilde arttı.

SVP’ye göre bu artış kontrol edilemez hale geliyor.

Partinin önerisine göre:

  • İsviçre’nin nüfusu 2050’ye kadar 10 milyonu aşmamalı.
  • Eğer bu sınır yaklaşırsa hükümet göçü azaltacak önlemler almak zorunda kalmalı.
  • Özellikle iltica ve serbest dolaşım politikaları sıkılaştırılmalı.

SVP bu öneriyi “Nachhaltigkeitsinitiative” yani “Sürdürülebilirlik Girişimi” olarak adlandırıyor. Parti, nüfus artışının sürdürülebilir olmadığını savunuyor.

SVP neden bu kadar sert konuşuyor?

SVP uzun yıllardır göç karşıtı politikalarıyla tanınıyor. Parti, İsviçre’nin kültürel yapısının değiştiğini düşünüyor.

Dettling röportajda şunu söylüyor:

“İsviçre’nin İsviçre olarak kalmasını istiyoruz.”

Bu cümle aslında kampanyanın ana sloganı haline gelmiş durumda.

Partiye göre kontrolsüz göç:

  • İsviçre’nin geleneksel yapısını değiştiriyor,
  • şehirleri aşırı kalabalıklaştırıyor,
  • kiraları yükseltiyor,
  • trafik sorununu artırıyor,
  • okulları zorluyor,
  • doğayı ve tarım alanlarını yok ediyor.

Küçük köylerde bile değişim hissediliyor

Dettling yalnızca büyük şehirlerin değil küçük köylerin bile değiştiğini söylüyor.

Kendisi Schwyz kantonundaki Oberiberg köyünde yaşıyor. Röportajda:

  • çocukluğundan beri nüfusun üçte bir oranında arttığını,
  • çevredeki bölgelerden baskının geldiğini,
  • artık köylerde bile sığınmacılar için ev ayrıldığını
    anlatıyor.

Ona göre eskiden sakin olan dağ köyleri bile artık göç baskısını hissediyor.

Eğitim sistemiyle ilgili eleştirileri

Röportajın en dikkat çeken bölümlerinden biri okullarla ilgiliydi.

Dettling’in üç çocuğu var:

  • 10 yaşında,
  • 12 yaşında,
  • 14 yaşında.

Hepsi İsviçre’de devlet okuluna gidiyor.

SVP lideri, sınıflarda artık çok farklı ülkelerden öğrencilerin bulunduğunu söylüyor:

  • Türkiye,
  • Sri Lanka,
  • Ukrayna,
  • Suriye gibi ülkelerden gelen çocukları örnek veriyor.

Ona göre:

  • bazı öğrenciler Almanca bilmeden geliyor,
  • öğretmenler zorlanıyor,
  • sınıflarda ek yardımcı personel gerekiyor,
  • eğitim kalitesi düşüyor.

Hatta bazı sınıflarda öğretmenden çok yardımcı personel olduğunu iddia ediyor.

Dettling, bunun sonucunda İsviçreli çocukların:

  • matematikte,
  • yazmada,
  • temel eğitimde
    eskisine göre daha geride kaldığını savunuyor.

Bu görüş İsviçre’de oldukça tartışmalı çünkü eğitim uzmanlarının önemli bir kısmı sorunun yalnızca göç olmadığını düşünüyor.

Asıl hedef: İltica sistemi

Röportajın en sert kısmı sığınmacılar hakkındaydı.

Dettling’e göre hükümet öncelikle iltica sistemini değiştirmeli.

Şu iddialarda bulunuyor:

  • her yıl yaklaşık 30 bin sığınmacı geliyor,
  • bunların büyük kısmı sosyal yardım alıyor,
  • bazıları suç oranlarını artırıyor,
  • konut krizini büyütüyor.

Özellikle İsviçre Adalet Bakanı Beat Jans’ı hedef aldı ve hükümetin yeterince sert davranmadığını söyledi.

SVP’nin temel isteği:

  • daha az sığınmacı kabul edilmesi,
  • sınırların daha sıkı korunması,
  • iltica başvurularının zorlaştırılması.

Ukraynalılar hakkındaki sözleri neden tartışma yarattı?

Dettling’in Ukraynalılar hakkında söyledikleri İsviçre’de büyük tartışma yarattı.

İsviçre, Ukrayna savaşı sonrası çok sayıda Ukraynalıya “S koruma statüsü” verdi. Bu sistem sayesinde insanlar hızlı şekilde ülkeye kabul edildi.

Ancak Dettling:

  • bazı Ukraynalıların İsviçre’de yaşayıp tatil için ülkelerine gidip geldiğini,
  • bu nedenle tüm Ukrayna’nın savaş bölgesi sayılamayacağını
    savundu.

Bern’de Ukrayna plakalı bir turist otobüsü gördüğünü anlatarak bunu örnek gösterdi.

Bu yüzden:

  • koruma statüsünün kaldırılmasını,
  • mümkün olanların geri gönderilmesini
    istiyor.

Muhalifler ise bunun insani olmadığını ve savaşın hâlâ devam ettiğini söylüyor.


Ekonomi tarafı neden endişeli?

İş dünyasının önemli bir kısmı girişime karşı çıkıyor.

Örneğin eski SVP milletvekili ve ünlü iş insanı Peter Spuhler bile girişimi desteklemiyor.

Çünkü İsviçre ekonomisi:

  • yabancı işçilere,
  • mühendis ve sağlık çalışanlarına,
  • teknik uzmanlara,
  • inşaat ve hizmet sektöründeki göçmen emeğine
    çok bağımlı.

Muhalifler diyor ki:

  • göç azalırsa şirketler eleman bulamaz,
  • ekonomi yavaşlar,
  • sağlık sistemi zorlanır,
  • yaşlı nüfusun emeklilik sistemi tehlikeye girer.

Emeklilik sistemi tartışması

İsviçre’de nüfus yaşlanıyor. Daha az çalışan, daha fazla emekli oluşuyor.

Muhaliflere göre göçmen çalışanlar:

  • vergi ödüyor,
  • emeklilik sistemine katkı yapıyor,
  • sistemi ayakta tutuyor.

Ancak Dettling buna karşı çıkıyor.

Ona göre bu bir “kartopu sistemi”:

  • bugün gelen göçmenler de yaşlanacak,
  • onlar için daha fazla göçmen gerekecek,
  • sorun sürekli büyüyecek.

Bu nedenle çözümün sürekli dışarıdan insan getirmek olmadığını söylüyor.

Avrupa Birliği konusu neden önemli?

İsviçre AB üyesi değil ama Avrupa Birliği ile çok yakın ekonomik anlaşmaları var.

Bunların en önemlilerinden biri:
kişilerin serbest dolaşımı.

Bu sistem sayesinde AB vatandaşları İsviçre’de daha kolay çalışabiliyor.

Muhalifler korkuyor ki:

  • bu girişim kabul edilirse,
  • İsviçre ile AB arasındaki ilişkiler bozulabilir,
  • ekonomik anlaşmalar zarar görebilir.

SVP ise:

  • İsviçre’nin kontrolü yeniden eline alması gerektiğini,
  • AB’nin de İsviçre’ye ihtiyacı olduğunu
    savunuyor.

Çiftçiler neden tartışmanın içinde?

Dettling aynı zamanda çiftçi olduğu için tarım konusu da gündeme geldi.

Eleştirilerden biri şu:
“Tarım sektörü yabancı işçiler olmadan nasıl çalışacak?”

Özellikle:

  • mevsimlik işçiler,
  • hasat çalışanları
    çoğunlukla yabancı.

Dettling ise bunların çoğunun kısa süreli geldiğini ve “kalıcı nüfus” sayılmadığını söylüyor.

Ayrıca nüfus artışı nedeniyle tarım arazilerinin betonlaşmasının da büyük sorun olduğunu savunuyor.

Oylama neden tarihi önemde görülüyor?

Bu referandum yalnızca göç meselesi değil.

Aynı zamanda:

  • İsviçre’nin gelecekte nasıl bir ülke olacağı,
  • Avrupa ile ilişkileri,
  • ekonomik büyüme modeli,
  • sosyal sistemin sürdürülebilirliği
    hakkında bir karar olarak görülüyor.

Bu yüzden ülkede çok sert bir siyasi kampanya yürütülüyor.

Şu an anketler yarışın oldukça çekişmeli geçtiğini gösteriyor. Özellikle:

  • kırsal bölgeler,
  • muhafazakâr seçmenler
    girişime daha sıcak bakıyor.

Büyük şehirlerde ve iş dünyasında ise karşı çıkanların daha fazla olduğu belirtiliyor.

Continue Reading

İsviçre

Zürich’te STBC Genel Kurulu ve Ekonomi Forumu Düzenlendi

yazar

Published

on

By

12 Mayıs 2026 tarihinde Swiss Turkish Business Council (STBC) tarafından Zürich Opfikon’daki Dorint Airport-Hotel Zürich’te düzenlenen Genel Kurul toplantısı ve Swiss–Turkish Business Forum programı yoğun katılımla gerçekleştirildi.

Üyelere özel gerçekleştirilen Genel Kurulda derneğin faaliyetleri değerlendirilirken, yeni dönem hedefleri ve İsviçre–Türkiye ekonomik ilişkilerinin güçlendirilmesine yönelik stratejik konular ele alındı. Yapılan seçim sonucunda Beat Wechsler, STBC Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Genel Kurul kapsamında ayrıca 1 Aralık tarihinde düzenlenecek forum programının konu başlığı katılımcılara duyuruldu. Bu kapsamda, 1 Aralık etkinliği kapsamında Türkiye’nin yerli otomobil markası Togg’un tanıtımının yapılacağı ve katılımcılara aracı yakından görme ve inceleme fırsatı sunulacağı ifade edildi.

Genel Kurulun ardından düzenlenen Swiss–Turkish Business Forum kapsamında dünya ekonomisinin güncel görünümü ve Türkiye’deki yatırım fırsatları masaya yatırıldı.

Forumun konuşmacıları arasında:

Dr. Osman Nuri Beyhan
T.C. Bern Büyükelçiliği Ticaret Başmüşaviri olarak görev yapan Dr. Beyhan, Türkiye’nin dış ticaret politikaları ve İsviçre–Türkiye ekonomik ilişkilerinin gelişim potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Ricardo Castillo
Mirabaud Wealth Management’ta Yatırımlardan Sorumlu Direktör (Directeur des investissements) olarak görev yapan Castillo, küresel yatırım trendleri, sermaye piyasalarındaki gelişmeler ve Avrupa ekonomik görünümüne dair analizlerini paylaştı.

Etkinlik, Hotel Dorint bünyesindeki “Basilico” restoranında gerçekleştirilen yemekli networking programı ile devam etti.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de LGBTIQ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet artıyor: Her 5 kişiden 4’ü etkilendi

yazar

Published

on

By

İsviçre’de LGBTIQ Helpline tarafından yayımlanan “Hate Crime” raporuna göre, ülkede LGBTIQ bireylere yönelik ayrımcılık ve şiddet vakaları kamu alanlarında yaygın şekilde devam ediyor. Bu yıl sekizinci kez yayımlanan raporda, geçen yıl için toplam 281 bildirim kaydedildi. Yetkililer, bu sayının yalnızca görünen kısmı temsil ettiğini ve gerçek vakaların çok daha fazla olabileceğini belirtiyor.

Genf’te (Cenevre) yakın zamanda yapılan bir araştırma, LGBTIQ bireylerin %80’inden fazlasının kamusal alanda en az bir kez ayrımcılığa veya şiddete maruz kaldığını ortaya koydu. 2025 yılında bildirilen 281 vaka, 2024’teki 309 vakaya kıyasla hafif bir düşüş gösterse de yüksek seviyede kalmaya devam etti.

Vakalarda en sık karşılaşılan durumlar sözlü hakaretler, taciz ve jestlerle yapılan saldırılar oldu. Bildirilen olayların 52’si ayrımcılık, 45’i ise fiziksel şiddet olarak sınıflandırıldı. Vakaların yaklaşık üçte ikisi kamuya açık alanlarda gerçekleşti.

Mağdurların neredeyse %66’sı olayların ardından psikolojik etkiler yaşadıklarını bildirdi. Özellikle okul, iş yeri ve sağlık sistemi gibi kurumsal ortamlarda gerçekleşen nefret suçlarının daha ağır sonuçlara yol açtığı vurgulandı. Buna rağmen vakaların yalnızca %10’u polise bildirildi; bu oran özellikle fiziksel şiddet vakalarında biraz daha yüksek.

“Nefret suçu” terimi, bir kişinin cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği veya cinsiyet özellikleri nedeniyle hedef alınarak gerçekleştirilen hakaret ve saldırıları ifade ediyor. İsviçre Federal Hükümeti (İsviçre Federal Hükümeti), Ocak ayında LGBTIQ bireylere yönelik nefret suçlarıyla mücadele için ulusal bir eylem planı kabul etti.

Uluslararası Homofobi, Bifobi, İnterfobi ve Transfobi Karşıtı Gün (IDAHOBIT) kapsamında LGBTIQ çatı kuruluşları, vakaların daha fazla bildirilmesi ve “stophate.ch” platformu üzerinden raporlanması çağrısında bulundu. LGBTIQ Helpline ise 2018’den bu yana her yıl gelen bildirimleri düzenli olarak yayımlıyor.

Continue Reading
Advertisement

Trendler