Gündem
Allianz, Bern’de 142 kiracıyı tahliye ediyor
İsviçre merkezli sigorta şirketi Allianz, Bern kentinde bulunan çok sayıda konutunu “kapsamlı yenileme” gerekçesiyle boşaltma kararı aldı. Karar kapsamında 142 kiracıya tahliye bildirimi gönderildi.
Yerel basında yer alan haberlere göre, tahliye kararı Schwarztorstrasse ve Effingerstrasse köşesinde bulunan sekiz apartman bloğunu kapsıyor. 1949 yılında inşa edilen binaların yenilenmesinin yaklaşık 20 ay sürmesi öngörülüyor. Ancak projeye ilişkin henüz resmi bir inşaat ruhsatı yayımlanmış değil.
Kentte son yılların en büyük toplu tahliyelerinden biri olarak nitelendirilen uygulamanın, başlangıçta Şubat 2026 sonunda yürürlüğe girmesi planlanıyordu.
Kiracılardan feragat şartı
Allianz, Kasım 2025’te kiracılarla yaptığı toplantıda, taşınma süresinin 2027 başına kadar ertelenmesini teklif etti. Ancak bu ertelemenin şartı olarak, kiracıların tahliyeye karşı dava açma haklarından feragat etmeleri istendi.
Basına yansıyan bilgilere göre, kiracıların tamamı bu anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı.
“Bizi tamamen tasfiye ediyorlar”
Kiracılar ise uygulamaya sert tepki gösteriyor. Birçok kişi, binaların etaplar halinde yenilenebileceğini ve boşaltmanın zorunlu olmadığını savunuyor. En büyük belirsizlik ise yenileme sonrası kira bedelleri.
20 yılı aşkın süredir bölgede yaşayan bazı kiracılar, dönüş hakkı tanınmasına rağmen yeni kiraların ne kadar olacağının açıklanmamasını “bilinçli bir belirsizlik politikası” olarak değerlendiriyor.
Bir kiracı durumu şu sözlerle özetliyor:
“Bizi topluca buradan siliyorlar. Amaçları açık: Daha pahalı kiraya vermek.”
Allianz: “Başka çare yok”
Allianz ise suçlamaları reddediyor. Şirket, binaların mevcut haliyle yangın güvenliği, deprem dayanıklılığı ve yapı güvenliği standartlarını karşılamadığını, ayrıca ciddi yapısal hasarlar tespit edildiğini açıkladı.
Şirket sözcüsü, yenileme sonrası kira bedellerine ilişkin ise şu ifadeyi kullandı:
“Proje planlama aşamasında. Net rakamlar henüz hesaplanmadı.”
Allianz, kiraların bölge ortalamasına uygun olacağını savunurken, bunun “lüks dönüşüm projesi” olmadığını öne sürdü.
Avrupa
Charlie Hebdo’dan Crans-Montana karikatürü sonrası yeni çizim
İsviçre’nin Valais (Wallis) kantonunda, Crans-Montana’da yılbaşı gecesi yaşanan ve 40 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciasına ilişkin yayımladığı karikatür nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulan Fransız satirik dergisi Charlie Hebdo, tartışmalara yeni bir karikatürle yanıt verdi.
Dergi, pazartesi günü yayımladığı yeni çizimde, iki arbaletçinin (tatar yayı kullanan saldırgan) derginin yazı işleri kadrosuna saldırdığını tasvir etti. Karikatürde, “İsviçrelilerle alay etmek serbest mi?” ifadesi yer aldı.
Söz konusu çizim, 2015 yılında Paris’te Charlie Hebdo dergisine yönelik düzenlenen silahlı saldırıya gönderme olarak yorumlandı. Aynı zamanda figürlerin İsviçre’nin ulusal kahramanı Wilhelm Tell’i çağrıştırdığı değerlendirildi.
İlk karikatür büyük tepki çekmişti
Dergi, daha önce Crans-Montana’daki yangın faciasına atıfta bulunan ve yanmış kayakçıları tasvir eden bir karikatür yayımlamıştı. Bu çizim, İsviçre kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, özellikle mağdur yakınları ve yerel çevreler tarafından “insan onurunu zedeleyici” olarak nitelendirilmişti.
Bunun üzerine Valais kantonunda bir yazar ve bir avukat, Charlie Hebdo hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Başvuruda, söz konusu karikatürün İsviçre Ceza Kanunu’nun 135. maddesi kapsamında “şiddet içeren ve insan onurunu ağır biçimde ihlal eden içerik” niteliği taşıdığı savunuldu.
Soruşturma süreci devam ediyor
Yerel makamlar, başvurunun ardından hukuki sürecin başlatıldığını doğrularken, dosyanın inceleme aşamasında olduğu bildirildi.
Crans-Montana’daki yangın faciası, İsviçre’de son yılların en büyük sivil felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçmiş, olay ülkede ulusal yas ilan edilmesine yol açmıştı.
Yetkililer, facianın nedenine ilişkin soruşturmanın sürdüğünü, olayla bağlantılı olarak işletme sahibinin tutuklu bulunduğunu açıkladı.
Dünya
DSÖ veritabanında COVID-19 aşılarıyla ilgili 5,8 milyon bildirim: Uzmanlar uyarıyor, tartışmalar sürüyor
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/WHO) ilaç ve aşı güvenliğini izlemek için kullandığı “VigiAccess” adlı uluslararası veritabanında, COVID-19 aşılarından sonra bildirilen yaklaşık 5,8 milyon sağlık olayı kaydı bulunuyor.
Bu bildirimler; sinir sistemi şikâyetleri, kalp ritim bozuklukları, bağışıklık sistemi tepkileri, mide-bağırsak sorunları ve üreme sistemiyle ilgili rahatsızlıklar gibi çok farklı başlıklar altında yer alıyor.
Eleştirenler ne diyor?
Bazı bilim insanları ve sivil toplum grupları, bildirilen rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını savunuyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya atıf yapan bu çevreler, yaşanan yan etkilerin %1’inden azının resmî sistemlere bildirildiğini ileri sürüyor.
Bu görüşü savunanlar, mevcut sayıların bile “ciddiye alınması gerektiğini”, uzun vadeli etkiler konusunda yeterince şeffaf olunmadığını ve aşı politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Sosyal medyada bazı kullanıcılar ise aşıların piyasadan tamamen çekilmesini talep ediyor.
Sağlık otoriteleri ne diyor?
Dünya Sağlık Örgütü ve birçok ülkenin sağlık kurumu ise VigiAccess’te yer alan kayıtların, aşıların doğrudan yan etki yaptığı anlamına gelmediğini vurguluyor.
Yetkililere göre:
- Veritabanına giren her kayıt, aşıdan sonra yaşanan bir sağlık olayını gösteriyor,
- Ancak bu olayların aşıdan kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmış sayılmıyor,
- Sistem esas olarak nadir görülen riskleri erken tespit etmek için kullanılıyor.
DSÖ, COVID-19 aşılarının dünya genelinde milyarlarca doz uygulandığını, ağır hastalık ve ölüm riskini ciddi ölçüde azalttığını ve ciddi yan etkilerin “çok nadir” görüldüğünü belirtiyor.
Kamuoyunda tartışma devam ediyor
Bir yanda yan etkilerin eksik bildirildiğini ve risklerin küçümsendiğini savunanlar, diğer yanda ise aşıların salgınla mücadelede büyük fayda sağladığını vurgulayan sağlık otoriteleri bulunuyor.
Uzmanlar, vatandaşların aşılarla ilgili karar verirken sosyal medyadaki paylaşımlar yerine doktorlara ve resmî sağlık kurumlarının açıklamalarına başvurmaları gerektiğini hatırlatıyor.
Avrupa
İtalyan ünlü avukattan Crans-Montana faciası için 50 milyar avroluk tazminat fonu çağrısı
İsviçre’nin Valais (Wallis) kantonuna bağlı Crans-Montana kayak merkezinde yılbaşı gecesi bir eğlence mekânında çıkan yangında hayatını kaybedenler için, İtalyan ünlü avukat Annamaria Bernardini de Pace, 50 milyar avroluk tazminat fonu oluşturulması çağrısında bulundu.
İsviçre basınında yer alan haberlere göre, 1 Ocak 2026’ya girilen gece bir barda çıkan yangında en az 40 kişi yaşamını yitirdi, 116 kişi ise yaralandı. Yaralılardan bazılarının durumunun ağır olduğu bildirildi.
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, işletme sahibinin tutuklanarak önleyici gözaltına alındığı açıklandı. Yetkililer, yangının çıkış nedeni ve güvenlik önlemlerinin yeterliliği konusunda incelemelerin sürdüğünü duyurdu.
“Bu sadece ihmal değil”
İtalya’da kamuoyunda tanınan ünlü avukat Bernardini de Pace, “Il Giornale” gazetesine verdiği demeçte, olayın basit bir ihmal olarak değerlendirilemeyeceğini savundu.
Aşırı kalabalık mekânda yalnızca bir acil çıkış bulunduğunu ve bu kapının da iddiaya göre kilitli olduğunu belirten Bernardini de Pace, bunun “olası kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Avukat, “Güvenlikten tasarruf etmek, insanların ölebileceğini bilerek hareket etmek anlamına gelir. Bu bir katliam sorumluluğudur.” değerlendirmesinde bulundu.
Yetkililere de eleştiri
Bernardini de Pace, sorumluluğun yalnızca işletmecilere ait olmadığını belirterek, belediye, kanton yönetimi ve federal makamların da denetim görevini yeterince yerine getirmediğini öne sürdü.
Soruşturmanın geç başlatılmasını da eleştiren ünlü avukat, olaydan sonra delillerin toplanmasında gecikme yaşandığını, ilk tutuklamaların yaklaşık 10 gün sonra gerçekleştiğini kaydetti.
50 milyar avroluk fon talebi
Mağdur ailelerin uzun yıllar sürecek hukuki süreçlerle karşı karşıya kalmaması gerektiğini savunan Bernardini de Pace, devlet ve sorumlu tarafların katkısıyla en az 50 milyar avro tutarında bir tazminat fonu kurulması çağrısında bulundu.
Ulusal yas günü ilan edildi
İsviçre hükümeti, faciada hayatını kaybedenler anısına 9 Ocak 2026 tarihini ulusal yas günü ilan etti. Martigny kentinde resmi anma töreni düzenlendi.
Yetkililer, yangınla ilgili cezai ve idari soruşturmaların çok yönlü şekilde sürdüğünü, kamuoyunun düzenli olarak bilgilendirileceğini açıkladı.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


