Connect with us

Dünya

AİLE ZİYARETİ VE SONRASINDA SIĞINMA BAŞVURULARI

yazar

Published

on

Almanya, İsviçre, Avusturya ve diğer Avrupa ülkelerine vize almak, son yıllarda önemli ölçüde zorlaşmış durumda. Bu durumun arkasında çeşitli nedenler bulunuyor; ancak, özellikle aile ziyareti için verilen vizelerin artan sığınma başvuruları üzerindeki etkisi dikkat çekici bir faktör olarak öne çıkıyor.

Örneğin Almanya, son yıllarda Avrupa’ya yönelik yasa dışı göç akınlarının en önemli hedeflerinden biri oldu. Ancak, vize yoluyla Almanya’ya giriş yapanların büyük bir kısmının, burada sığınma başvurusu yaptığı ve ülkede kalıcı olarak yerleştiği gözlemleniyor. WELT AM SONNTAG’ın yaptığı araştırmalara göre, özellikle Suriyeliler, Türkler ve Afganlar, aile ziyareti gibi gerekçelerle vize alarak Almanya’ya giriş yapıyor ve burada sığınma talebinde bulunuyor. Bu kişiler genellikle ülkede kalıcı olarak ikamet etmeye başlıyor.

Vize Başvurularında Zorluklar Artıyor

Vize başvurularında karşılaşılan zorlukların artması, birkaç önemli faktöre dayanıyor. Öncelikle, vize başvurusu yapan kişilerin ülkelerine geri dönme oranı düşüş gösterdi. Almanya’ya giriş yaptıktan sonra sığınma başvurusunda bulunan kişilerin sayısındaki artış, göçmen politikalarının daha sıkı hale getirilmesini gerektirdiğine inanılıyor. Ayrıca, ülkeler arasındaki güvenlik endişeleri ve göçmen akınlarını kontrol altına alma gerekliliği, vize başvuru süreçlerinde daha fazla bürokratik engel oluşturuyor.

Almanya’ya vize ile giriş yapan ve ardından sığınma başvurusu yapan kişilerin sayısı, 2023 yılında 37.329 kişi ile yaklaşık on birde bir oranında gerçekleşti. 2024 yılının ilk çeyreğinde ise bu oran sekizde bir (8411 kişi) olarak kaydedildi. Bu durum, aile ziyaretleri için verilen vizelerin sadece geçici ziyaretler için değil, uzun süreli kalma amacıyla kullanıldığını gösteriyor.

Aile Ziyareti Vizesi ve Sığınma Başvuruları

Aile ziyareti vizesi ile Almanya’ya gelenlerin, ülkede kalıcı olarak kalma niyeti taşıması, sığınma başvurularında bir artışa yol açıyor. Sığınma başvurusu yapan kişilerin büyük bir kısmının, vize ile gelenler arasından çıkması, vize politikalarının daha da sıkılaştırılmasını gerektirdiğine inanılıyor. Vize ile gelen kişilerin çoğu, Almanya’daki akrabalarını ziyaret ettikten sonra sığınma talebinde bulunarak ülkede kalma süresini uzatıyor.

Federal Göç ve Mülteciler Ofisi (BAMF) tarafından sağlanan veriler, vize ile gelenlerin sığınma başvurularındaki artışın, vize başvuru süreçlerini daha karmaşık ve zorlu hale getirdiğini ortaya koyuyor. Vize başvurusu sırasında verilen belgeler ve geri dönme taahhütleri gibi ek gereklilikler, başvuru sahiplerinin ülkelerine dönüş oranını artırmayı amaçlıyor. Ancak bu stratejiler, genellikle vize başvurularını daha zor hale getiriyor ve başvuru sahiplerinin ek belgeler sunmasını zorunlu kılıyor.

Sonuç olarak, vize başvurularında yaşanan zorlukların artması, hem göçmen akınlarının kontrol altına alınması hem de sığınma başvurularının önlenmesi amacıyla uygulanan sıkı önlemlerle doğrudan ilişkilidir. Almanya ve diğer Avrupa ülkeleri, bu zorlukların üstesinden gelmek için yeni stratejiler geliştirmeye devam ediyor.

#Göçmenlik #VizeBaşvurusu #AileZiyareti #SığınmaBaşvurusu #GöçmenPolitikaları #VizeZorlukları #AlmanyaGöçmenlik #SığınmaHakkı #GöçmenSorunu #MülteciKrizi Almanca Hashtag’ler: #Migration #Visumantrag #Familienbesuch #Asylantrag #Migrationspolitik #Visumschwierigkeiten #DeutschlandMigration #Asylrecht #Migrationsproblem #Flüchtlingskrise #Asyl #immigration

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

Gece Otobüsünde Döner Kebap Tartışması: Sefer 13 Dakika Aksadı, Yolcuya 275 Euro Ceza

yazar

Published

on

By

SALZBURG – Avusturya’nın Salzburg kentinde paketlenmiş döner kebabını otobüsün ön bölümüne bırakmak istemeyen yolcu ile şoför arasında çıkan tartışma mahkemeye taşındı. Yolcuya verilen 275 euroluk idari para cezası itiraz üzerine de onandı.

Olay mayıs ayında gece yarısından sonra, Salzburg ile Fuschl am See arasında çalışan gece servisinde yaşandı. Flachgau bölgesinde yaşayan Markus S., döner kebabını çevresindekileri rahatsız etmemesi için alüminyum folyoya sarıp plastik poşete koyduğunu belirtti.

Otobüs şoförü, poşeti yolculuk süresince aracın ön tarafına, sürücü bölümünün yakınına bırakmasını istedi. Yemeğini gözetimsiz bırakmak istemeyen yolcu bu talebi reddedince kendisine otobüsle seyahat edemeyeceği bildirildi.

Markus S. araçtan inmeyi de kabul etmeyince polis çağrıldı. Olay yerine gelen altı polis memuru yolcuyu otobüsten çıkardı. Müdahale nedeniyle gece servisi 13 dakika gecikti.

Salzburg Eyalet Emniyet Müdürlüğü, kamu düzenini bozduğu gerekçesiyle yolcuya 275 euro ceza verdi. Karara itiraz eden Markus S., paketlenmiş yiyecek taşımanın yasak olmadığını ve gecikmenin şoförün polisi çağırmasından kaynaklandığını savundu.

Salzburg Eyalet İdare Mahkemesi ise itirazı reddetti. On sayfalık kararda cezanın yalnızca döner kebap taşınmasına değil; şoförün talimatına uymama, otobüsten inmeyi reddetme ve seferi 13 dakika aksatma şeklindeki davranışların bütününe dayandığı belirtildi.

Salzburg Ulaşım Birliği Genel Müdürü Johannes Gfrerer, paketlenmiş yiyeceklerin diğer yolcuları rahatsız etmediği sürece normalde taşınabileceğini açıkladı. Salzburg AG’nin kuralları da araçta yemek yemeyi yasaklıyor; uygun şekilde paketlenmiş yiyeceklerin taşınmasını ise bütünüyle yasaklamıyor.

Kararın ardından şaşkınlığını dile getiren Markus S., Facebook’ta, “Bunun üzerine daha ne söyleyebilirim?” paylaşımında bulundu.

Sizce 275 euroluk ceza yerinde mi, yoksa fazla mı?

Kaynak: Salzburg Eyalet İdare Mahkemesi
#Avusturya #Salzburg #DönerKebap #TopluTaşıma #Haber

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da İstihbarat Teşkilatlarının Yetkileri Genişletiliyor: Siber Müdahale ve Sabotaj Yetkisi Yolda

yazar

Published

on

By

Alman istihbarat teşkilatlarının operasyonel kapasitesini ve yasal yetkilerini önemli ölçüde artıran yeni düzenleme gündemde. Geleneksel olarak ağırlıklı olarak bilgi toplama faaliyeti yürüten Federal İstihbarat Servisi (BND) ve Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), yeni düzenlemeyle birlikte yurt dışında önleyici operasyonlar icra edebilecek.

Operasyonel Yetkiler Artırılıyor

ABD (CIA) ve İngiltere (MI6) gibi muadillerinin aksine operasyonel müdahale yetkileri sınırlı olan Alman istihbarat servislerine, hükümet tarafından “önleyici tedbir” kapsamında geniş yetkiler tanınması öngörülüyor. Planlanan değişiklikler şunları içeriyor:

* Siber Müdahale: Tehdit oluşturan siber saldırı sistemlerini kaynağında devre dışı bırakma ve iletişim ağlarını manipüle etme yetkisi.

* Yurt Dışı Operasyonlar: Yurt dışında sabotaj faaliyetleri yürütme ve görevli personelin izin şartı aranmaksızın silah taşıyabilmesi.

* Veri Toplama: Dijital ve fiziksel alanda istihbarat amaçlı veri toplama yetkilerinin genişletilmesi.

Kırmızı Çizgi: Fiziksel Bütünlük

Yetki genişlemesine rağmen yasal çerçeveye kesin sınırlar getiriliyor. Yeni düzenlemeye göre teşkilatlar, CIA veya MOSSAD benzeri hedef odaklı ölümcül/fiziksel güç kullanımı yapamayacak; operasyonlar kişilerin can ve vücut bütünlüğünü hedef alamayacak.

Muhalefetten “Çılgınlık” Tepkisi

Genişletilen yetkiler siyasi arenada sert eleştirilere yol açtı. Sol Parti (Die Linke) adına açıklama yapan Janis Ehling, denetim mekanizmalarının yetersizliğine vurgu yaparak şunları kaydetti:

“Denetime tabi tutulması en zor olan bir kurumun, en geniş kapsamlı müdahale yetkilerini alacak olması tehlikeli bir çılgınlıktır.”

Yeni yasal düzenlemenin parlamentodaki onay süreci ve istihbarat üzerindeki demokratik denetim tartışmaları devam ediyor.

Continue Reading

Avrupa

CDU MİLLETVEKİLİ SASKIA LUDWIG’DAN MERZ’E SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE AÇIKLAMALAR YAPAN BİRİ SORUŞTURMA KOMİSYONUNDAN HAKLI OLARAK KORKAR”

yazar

Published

on

By

CDU Federal Meclis Milletvekili Saskia Ludwig, Covid politikalarına ilişkin tartışmada Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i sert sözlerle eleştirdi. Ludwig, pandemi döneminde Merz gibi açıklamalar yapan kişilerin bir soruşturma komisyonunun kurulmasından “haklı olarak korkacağını” söyledi.

Tartışmanın arka planında, ABD’de pandemi politikalarının değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan bir komisyonun ortaya çıkardığı bilgiler bulunuyor.

Son günlerde ve haftalarda yayımlanan belgelere göre eski ABD Başkanı Joe Biden’ın baş tıbbî danışmanı Anthony Fauci, kamuoyunu önemli konularda yanılttı. Fauci’nin kurum içinde aşıların ardından yaşanabilecek muhtemel düşükler konusunda uyarıda bulunduğu, ancak kamuoyu önünde böyle bir riski reddettiği ortaya çıktı.

NIUS, ABD’deki değerlendirmelerin ardından Almanya’da hangi adımların atılması gerektiğini siyasi partilere ve siyasetçilere sordu.

CDU Milletvekili Saskia Ludwig, Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamayı hatırlatarak Başbakan Friedrich Merz’i sert biçimde eleştirdi.

Ludwig, Merz’in o dönemde şu ifadeleri kullandığını aktardı:

“Artık ofislerde aşısız kimse olmayacak, futbol sahasında aşısız oyuncu bulunmayacak, Federal Mecliste aşısız milletvekili olmayacak, üniversite amfilerinde aşısız öğrenci kalmayacak.”

Ludwig, Merz’in bu sözleriyle aşı olmayan herkesin iş yerlerinden, üniversitelerden ve hatta parlamentolardan fiilen dışlanmasını desteklediğini savundu.

CDU Milletvekili açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Bu tür açıklamalar yapan, daha sonra sözlerini hiçbir zaman geri almayan veya en küçük bir düzeltme ve yumuşatma ihtiyacı bile duymayan biri, bir soruşturma komisyonundan haklı olarak korkar. ABD’de ortaya çıkan bulgular, o dönemde ‘komplo teorisi’ denilerek susturulan bütün endişeleri doğruluyor. Bu gerçekler, Almanya’daki siyasi düzen tarafından bugün bile inkâr ediliyor.”

Basın sorusuna yalnızca CDU Milletvekili Saskia Ludwig ile Almanya için Alternatif (AfD) Meclis Grubu cevap verdi.

AfD’nin sağlık politikaları sözcüsü Martin Sichert de Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonu kurulmasının gerekli olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:

“Fauci’nin açıklamaları, Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonuna ne kadar ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor. Başta aşılama ve bunun sonucunda meydana gelen zararlar olmak üzere yaşananların tamamı acilen araştırılmalıdır.”

Sichert, aşılamanın gönüllülük esasına dayanmadığını, 2G ve 3G uygulamaları gibi düzenlemelerle yoğun devlet baskısına bağlandığını savundu:

“Aşı gönüllü değildi. Aksine, 2G ve 3G düzenlemeleri gibi uygulamalar yoluyla ağır bir devlet baskısıyla bağlantılıydı.”

AfD Sözcüsü, Fauci’nin açıklamalarının Almanya’da da yayılan bir başka söylemi çürüttüğünü ileri sürdü:

“Fauci’nin açıklaması, Almanya’da da yayılan ‘aşının hamileler için güvenli olduğu’ yönündeki bir başka anlatının hükûmetin sahte haberi olduğunu gösteriyor. Mağdurların gerekli tazminatlar için başvurabilmesi ve ihtiyaç duydukları desteği alabilmesi amacıyla hükûmetin aşılarla bağlantılı bütün yalanları araştırılmalıdır.”

Continue Reading
Advertisement

Trendler