Connect with us

Yaşam

ADD-ONS: KULLANICILAR İÇİN GİZLİ TEHLİKE

yazar

Published

on

Georgia Institute of Technology’ye göre milyonlarca internet kullanıcısı risk altında

Okuma Süresi: 4 Dakika

Atlanta’daki Georgia Institute of Technology’den araştırmacılar, internet tarayıcılarına eklenen yazılım eklentilerinin (Add-ons) gizlilik riski taşıyabileceğini belirtiyor. Bu eklentiler, kullanıcıların internet deneyimini geliştirmek için kullanılır; örneğin, alışveriş fırsatları bulur, dil hatalarını düzeltir, şifreleri yönetir ya da web sayfalarını çevirebilir. Ancak, bu işlevlerin arkasında, kullanıcıların özel bilgilerini otomatik olarak toplayan sistemler olabilir.

Her Yerde Gizlilik Tehlikesi

Siber güvenlik uzmanı Frank Li’nin öğrencisi Qinge Xie, bu eklentilerin sunduğu özelliklerin, kullanıcıların izni olmadan gizlilik ihlali için kullanılabileceğini söylüyor. Xie’ye göre, bazı durumlarda eklentilerin veri toplaması meşru bir ihtiyaçtan kaynaklanabilir, ancak bu bile gizlilik risklerini ortadan kaldırmaz. Özel veriler, kötü niyetli kişiler tarafından çalınabilir veya istenmeden paylaşılabilir.

Popüler Siteler Hedefte

Araştırmacılar, „Arcanum“ adını verdikleri bir sistemle, Chrome Web Store’da yer alan 100.000’den fazla eklentiyi inceledi. İnceleme sonucunda, Amazon, Facebook, Gmail, Instagram, LinkedIn, Outlook ve PayPal gibi popüler sitelerden veri toplayan 3.000’den fazla eklenti bulundu. Bu eklentilerin 200’den fazlası, kullanıcıların hassas verilerini doğrudan topluyor ve sunuculara yüklüyor.

Daha Sıkı Güvenlik Önlemleri Şart

Uzmanlar, eklentiler için daha katı gizlilik politikaları geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Google gibi büyük şirketlerin, kullanıcılarını bu tür risklerden korumak için daha dikkatli olması gerekiyor. Ayrıca, hassas verileri toplayan firmaların da güvenlik önlemlerini artırması şart.

Sonuç olarak, bu araştırma, internet kullanıcılarının tarayıcılarına ekledikleri eklentilere daha dikkatli yaklaşmaları gerektiğini gösteriyor. Eklentiler faydalı olabilir, ancak gizlilik risklerini göz ardı etmemek gerekiyor.

#AddOns #GizlilikTehlikesi #SiberGüvenlik #ÖzelVeriler #webbrowser

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

İsviçre’de Zehirli Tırtıl Alarmı: Bern, Zürih ve Schaffhausen’de Hızla Yayılıyor

yazar

Published

on

By

BERN – İsviçre’de meşe kese güvesi (Eichenprozessionsspinner – EPS) ve onun insan sağlığı açısından tehlike oluşturan tırtılları hızla yayılıyor. Daha önce ağırlıklı olarak ülkenin güney bölgelerinde görülen türün, son yıllarda kuzey kantonlarında da yaygınlaşması uzmanları endişelendiriyor.

İsviçre Federal Orman, Kar ve Peyzaj Araştırma Enstitüsü (WSL), 2026 yılının “olağanüstü yoğun bir EPS istilası yılı” olarak kayıtlara geçebileceğini açıkladı. Kuruma göre, önceki yıllara kıyasla çok daha fazla ihbar ve danışma talebi alındı.

Vaka Sayıları Artıyor

Son haftalarda Zürih kantonundaki Bülach yüzme tesislerinde yaklaşık 20 tırtıl yuvası tespit edilirken, Bern kantonuna bağlı Münsingen’de de istila şüphesi bulunuyor. Fribourg kantonundaki Schmitten’den de benzer ihbarlar gelirken, Schaffhausen kantonunda Gächlingen, Siblingen ve Löhningen belediyelerine bağlı ormanlık alanlarda geniş çaplı yayılım görüldüğü bildirildi.

Uzmanlar, özellikle güneş alan meşe ağaçlarının bulunduğu yerleşim alanları ve orman kenarlarının risk altında olduğuna dikkat çekiyor.

Asıl Tehlike Tırtılların Zehirli Kılları

Meşe kese güvesinin yetişkin kelebekleri insanlar ve hayvanlar için zararsız olsa da, tırtıl döneminde ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Özellikle mayıs ve haziran aylarında gelişen “yakıcı kıllar”, temas halinde güçlü alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor.

Bu mikroskobik kıllar, ağrıya yol açan maddeler ve “Thaumetopoein” adlı toksini içeriyor. Uzmanlara göre tırtıllar büyüdükçe hem kılların sayısı hem de uzunluğu artıyor. Yaz aylarına doğru sağlık risklerinin daha da yükselmesi bekleniyor.

Schaffhausen Kantonu Orman Dairesi, “Yaz başına kadar havadaki zehirli kılların yoğunluğunun artmasını bekliyoruz” açıklamasında bulundu.

Belirtiler Neler?

Zehirli kıllarla temas eden kişilerde şu belirtiler görülebiliyor:

  • Şiddetli kaşıntı
  • Ağrılı cilt kızarıklıkları
  • Kurdeşen ve kabarcıklar
  • Deride döküntü ve iltihaplanma
  • Göz ve solunum yolu tahrişi
  • Nadir durumlarda nefes darlığı ve alerjik şok

Uzmanlar, doğrudan temasın şart olmadığını vurguluyor. Rüzgârın taşıdığı kıllar yüzlerce metre uzağa kadar ulaşabiliyor.

İklim Değişikliği Etkisi

WSL’ye göre meşe kese güvesi İsviçre’nin yerli türlerinden biri olmasına rağmen, geçmişte ağırlıklı olarak Cenevre Gölü çevresi, Valais kantonu ve Alplerin güney kesimlerinde görülüyordu.

Son yıllarda kuzey bölgelerdeki vaka sayılarındaki artışın en önemli nedenlerinden biri olarak iklim değişikliği gösteriliyor. Uzmanlar, yükselen sıcaklıkların bu sıcak iklim seven türün yayılımını hızlandırdığı görüşünde.

Yetkililerden Uyarı

Schaffhausen’deki birkaç hektarlık orman alanını kapsayan yayılımın İsviçre genelinde şimdiye kadar görülmemiş boyutta olduğu belirtiliyor. Yetkililer, mevcut teknik imkânlarla istilanın tamamen kontrol altına alınmasının mümkün olmadığını ifade ediyor.

Uzmanlar, meşe ağaçlarının üzerinde görülen yoğun ağ benzeri yuvalara yaklaşılmamasını, şüpheli vakaların ise ilgili orman koruma birimlerine veya belediye yetkililerine bildirilmesini tavsiye ediyor.

Sağlık uzmanları ise özellikle çocuklar, yaşlılar, alerji hastaları ve evcil hayvan sahiplerinin önümüzdeki haftalarda ormanlık ve park alanlarında daha dikkatli olmaları gerektiği konusunda uyarıyor.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Kene Tehlikesi Büyüyor: Uzmanlardan Uyarı

yazar

Published

on

By

İsviçre’de iklim değişikliğinin etkisiyle kene sezonu her geçen yıl uzarken, uzmanlar vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Son verilere göre kenelerin aktif olduğu dönem artık sadece ilkbahar ve yaz aylarıyla sınırlı değil; bazı bölgelerde ocak ayından kasım sonuna kadar devam ediyor.

Uzmanlara göre özellikle Jura bölgesi, Emmental, Toggenburg ve Zürih Oberland’ın bazı kesimleri kene riski açısından öne çıkıyor. Keneler artık daha yüksek rakımlarda da görülüyor ve bazı türlerin yayılım alanı genişliyor.

Vaka Sayılarında Rekor Artış

Kene ısırıklarıyla bulaşabilen FSME (Kene Kaynaklı Beyin İltihabı) vakalarında da dikkat çekici bir artış yaşanıyor. İsviçre’de 2025 yılında ağır seyreden 500’ün üzerinde FSME vakası kaydedilerek yeni bir rekor kırıldı.

FSME virüsü bazı kişilerde menenjit ve sinir sistemi rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Uzmanlar, enfekte olan kişilerin büyük bölümünde ciddi belirtiler görülmese de bazı vakalarda kalıcı sağlık sorunları gelişebileceğini belirtiyor.

Yeni Türler Endişe Yaratıyor

Uzmanlar ayrıca son yıllarda Avrupa’da yayılmaya başlayan Hyalomma kenesine de dikkat çekiyor. Bu tür, İsviçre’de nadir görülen bazı hastalıkları taşıma potansiyeline sahip. Özellikle Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi ciddi enfeksiyonların yayılma riski nedeniyle gelişmeler yakından takip ediliyor.

Kendinizi Nasıl Koruyabilirsiniz?

Uzmanların önerileri şöyle:

  • FSME aşısını yaptırın.
  • Doğa yürüyüşlerinde uzun ve açık renkli kıyafetler tercih edin.
  • Kene kovucu sprey kullanın.
  • Doğada vakit geçirirken düzenli olarak vücudunuzu kontrol edin.
  • Eve döndüğünüzde kene kontrolü yapın.
  • Kene tespit edilirse mümkün olan en kısa sürede çıkarın ve bölgeyi dezenfekte edin.

Belirtilere Dikkat

Kene ısırığından sonraki haftalarda ısırık bölgesinde halka şeklinde kızarıklık oluşması, ateş, baş ağrısı veya grip benzeri belirtiler görülmesi halinde doktora başvurulması tavsiye ediliyor. Bu belirtiler Lyme hastalığı veya FSME enfeksiyonunun işareti olabilir.

Uzmanlar, açık havada yapılan aktivitelerin artmasıyla birlikte kene kaynaklı enfeksiyonların da yükseldiğine dikkat çekerek özellikle yaz aylarında daha dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.

#isviçre #schweiz #kene #sağlık #fsme #haber #switzerland #sağlıkhaberleri

Continue Reading

Gündem

Batı İsviçre’de Kreş Skandalları Sonrası Yeni Tartışma: Çocuk İstismarı Vakalarını ABD Tespit EttiPeki ABD Yardımı Olmadan İsviçre Bu İstismarları Tespit Edemiyor mu?

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son dönemde ortaya çıkan kreş merkezli çocuk istismarı dosyaları, yalnızca adli boyutuyla değil, ülkenin dijital suçlarla mücadeledeki teknik kapasitesi açısından da ciddi tartışma yarattı. Bern ve Winterthur’daki kreşlerde yaşandığı öne sürülen çocuk istismarı vakalarının, ABD merkezli bir ihbar sistemi sayesinde ortaya çıkması dikkatleri İsviçre’nin mevcut denetim altyapısına çevirdi.

Uzmanlara göre sorun, İsviçre makamlarının hiçbir şey yapmaması değil; dijital pedokriminal suçların büyük bölümünün bugün küresel teknoloji şirketlerinin kontrolündeki platformlar üzerinden tespit edilmesi.

Google, Meta, Microsoft, Dropbox gibi şirketlerin merkezlerinin ABD’de bulunması nedeniyle, çocuk istismarı içeriklerine ilişkin şüpheli veriler Amerikan yasaları kapsamında zorunlu olarak National Center for Missing and Exploited Children (NCMEC) adlı kuruma bildiriliyor. Bu kurum daha sonra İsviçre bağlantılı verileri Fedpol’e iletiyor.

Başka bir ifadeyle; İsviçre çoğu zaman suçun ilk tespitini yapan taraf değil, ABD’den gelen ihbar sonrası harekete geçen taraf konumunda kalıyor.

İsviçreli güvenlik uzmanları bunun özellikle dijital suçlarda önemli bir bağımlılık yarattığını belirtiyor. Çünkü içeriklerin büyük kısmı İsviçre merkezli platformlarda değil, uluslararası teknoloji altyapılarında dolaşıyor.

Eleştirilerin merkezinde ise şu soru yer alıyor:

“ABD’den ihbar gelmese İsviçre bu vakaları ne kadar erken tespit edebilirdi?”

Özellikle Bern–Winterthur dosyasında daha önce bazı şüphelerin ortaya çıktığı ancak yeterli delil bulunamadığı için soruşturmanın ilerlemediği belirtiliyor. Nihai kırılma noktası ise ABD kaynaklı dijital ihbar oldu.

Hukukçular ve çocuk koruma uzmanları, İsviçre’nin kendi ulusal dijital ihbar ve takip sistemini güçlendirmesi gerektiğini savunuyor. Mevcut durumda Amerikan teknoloji şirketlerinin gönüllü veya yasal bildirim mekanizmaları olmadan birçok dijital istismar ağının tespit edilmesinin çok daha zor hale geldiği ifade ediliyor.

Siyasi çevrelerde ise özellikle İsviçre merkezli hosting ve bulut hizmeti sağlayıcılarının daha sıkı denetlenmesi ve şüpheli içerikleri bildirme zorunluluğu getirilmesi yönünde yeni düzenlemeler tartışılıyor.

Uzmanlara göre dijital suçlarla mücadelede artık klasik polis yöntemleri tek başına yeterli değil. Yapay zekâ destekli içerik taramaları, uluslararası veri paylaşımı ve teknoloji şirketleriyle koordinasyon, çocuk istismarıyla mücadelede belirleyici unsur haline gelmiş durumda.

Continue Reading

Trendler