Dünya
Dünya Otel Devleri: Türkiye Temsilcileri, Büyük Oyuncular ve Miras
İstanbul dahil olmak üzere, dünyanın en önemli metropol ve şehirlerinde hizmet veren öncü otel zincirlerini keşfedin. Bu zincirler, risk almak istemeyen tatilciler, iş seyahatinde olanlar ve kaliteli hizmet arayanlar için ideal seçenekler sunuyor.
Dünya genelinde hizmet veren öncü otel zincirlerini keşfetmek için dünya turuna çıkıyoruz. Tatilciler, iş seyahatinde olanlar ve kaliteli hizmet arayanlar için ideal seçenekler sunan bu zincirler arasında öne çıkanlar Four Seasons, Hilton, Marriott, Wyndham, ve daha birçok tanıdık marka bulunuyor. Bu dev otel zincirleri, turistlerin ilgisini çekiyor ve her biri kendi benzersiz konsepti ile öne çıkıyor.
Pandemi öncesine kıyasla dünya turizmi büyük ölçüde toparlandı ve tatil sezonu başladı. Turistler, konaklama sektörü uzmanlarının dünya genelindeki en büyük otel zincirlerini değerlendirerek tatilleri için en iyi seçenekleri araştırıyor. Unutmayın ki bu otel zincirleri, dünya genelinde geniş bir yelpazede hizmet veriyor ve her biri kendi benzersiz konsept ve hizmet anlayışıyla öne çıkıyor.
Dünya genelindeki otel sektörü, devasa zincirlerin rekabeti ve benzersiz destinasyonların çekiciliği ile tatilcilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İşte dünyanın en büyük otel zincirleri ve ilginç bir aile mirası hikayesi
1) Four Seasons Hotel
Romantik tasarıma sahip Four Seasons, dünya genelinde 54 ülkede faaliyet gösteriyor. İstanbul’da Ortaköy ve Sultanahmet’teki tesisleri ile lüks ve konforu bir araya getiriyor.
2) Hilton Hotel
Turizm sektörünün klasiklerinden Hilton Worldwide, 1919’da kuruldu. Türkiye genelinde 50’den fazla Hilton Hotel ile konforlu konaklamalar sunuyor.

3) Marriott Hotel
Marriott International, Amerika merkezli bir turizm markasıdır. 127 ülkede 29 tesisi ile dünyanın en büyük otel zincirlerinden biridir.
4) Wyndham Hotel
New Jersey merkezli Wyndham Hotel Group, 75 ülkede 21 farklı marka ile hizmet veriyor. Türkiye’de de 20 tesisi bulunmaktadır.
5) Intercontinental Hotels
Intercontinental Hotels Group, 100’den fazla ülkede 5000’den fazla oteli ile dikkat çeken bir İngiliz markasıdır. Türkiye’de 8 farklı şehirde otelleri bulunmaktadır.
6) Choice Hotels
Amerika merkezli Choice Hotels International, turizm sektöründeki etkinliklerine 1990 yılında başladı. Türkiye’de 11 oteli ile hizmet vermektedir.
7) Hyatt Hotels
1957’de Chicago’da kurulan Hyatt, dünya genelinde 14 ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye’de ise öne çıkan otelleri arasında Hyatt Regency ve Grand Hyatt bulunmaktadır.
8) Holiday Inn Hotels
Intercontinental Group’un bir markası olan Holiday Inn, 51 ülkede 17 oteli ile konuklarına hizmet sunmaktadır.
9) Hampton by Hilton
Hilton tarafından satın alındıktan sonra adını Hampton by Hilton olarak değiştiren marka, 91 ülkede 170 tesise sahiptir. Türkiye’de 11 oteli bulunmaktadır.
10) Shangri La Hotels
Hong Kong merkezli Shangri La Hotels, lüks kategoride faaliyet gösteren ve „7 yıldızlı“ olarak bilinen otelleri ile tanınır. Türkiye’de tek bir tesisi, İstanbul Beşiktaş’ta bulunmaktadır.
11) Double Tree by Hilton
Hilton’un markalarından biri olan Double Tree, dünya genelinde 6000’den fazla tesise sahiptir. Türkiye’de 24 oteli ile hizmet vermektedir.
12) Mercure Hotel
Fransız Accor Group’un bir markası olan Mercure Hotels, 100’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Türkiye’de 10 farklı şehirde 10 oteli bulunmaktadır.
13) Crowne Plaza Hotel
Intercontinental Hotels Group’un bir markası olan Crowne Plaza, iş seyahatleri ve kongreler için özel tasarlanmış otelleri ile öne çıkar. Türkiye’de 8 oteli bulunmaktadır.
14) Sheraton Hotel
Marriott Hotel grubunun ünlü markalarından biri olan Sheraton, dünya genelinde 471 oteli ile dikkat çeker. Türkiye’de 10 oteli bulunmaktadır.
15) Ramada Hotel
Wyndham Hotels’in bir markası olan Ramada, dünya genelinde 60’tan fazla ülkede faaliyet göstermektedir. Türkiye’de 63 oteli ile hizmet vermektedir.
16) İbis Hotel
Fransız Accor Group’un orta ölçekli fiyatlarla kaliteli hizmet sunmayı amaçlayan markası İbis, dünya genelinde 2487 oteli ile bilinir. Türkiye’de 15 oteli bulunmaktadır.
17) Novotel
Yine Accor Group’un bir markası olan Novotel, orta düzey fiyat/kalite performansı sunan bir otel zinciridir. Türkiye’de 7 oteli bulunmaktadır.
18) Ritz Carlton Hotel
Marriott International’ın yan kuruluşu olan Ritz Carlton, lüks konaklamaları ile tanınır. Türkiye’de tek bir tesisi, İstanbul Süzer Plaza’da bulunmaktadır.
19) St. Regis
New York’ta 1904 yılında faaliyete geçen St. Regis, Marriott International tarafından 2016 yılında satın alındı. Türkiye’de Nişantaşı’nda bir tesise sahiptir.
20) W Hotel
Dünya çapında tanınan W Hotel, Marriott tarafından satın alınan Starwood şirketinin markasıdır. Türkiye’de Beşiktaş Akaretler’de hizmet vermektedir.
Pandemi öncesine kıyasla dünya turizmi büyük ölçüde toparlandı ve tatil sezonu başladı. Turistler, konaklama sektörü uzmanlarının dünya genelindeki en büyük otel zincirlerini değerlendirerek tatilleri için en iyi seçenekleri araştırıyor. Unutmayın ki bu otel zincirleri, dünya genelinde geniş bir yelpazede hizmet veriyor ve her biri kendi benzersiz konsept ve hizmet anlayışıyla öne çıkıyor.
Dünya Turizmi ve Oteller: Büyük Oyuncular ve Aile Mirası
Dünya genelindeki otel sektörü, devasa zincirlerin rekabeti ve benzersiz destinasyonların çekiciliği ile tatilcilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. İşte dünyanın en büyük otel zincirleri ve ilginç bir aile mirası hikayesi:
Dünyanın En Büyük Otel Zincirleri
Otel sayısına göre sıralanan dünyanın en büyük otel zincirleri, genellikle ABD merkezli şirketlere ait. Başı çekenler arasında Wyndham Hotels & Resorts bulunuyor. Grubun 9,300 oteliyle dünya genelinde geniş bir varlığı var. Wyndham’ın portföyü, farklı seviyelerdeki 24 markayı içeriyor; bunlar arasında Baymont, Days Inn, Howard Johnson, La Quinta, Super 8 ve Travelodge öne çıkıyor. Rusya’da ise en ünlü otel markası Ramada olarak biliniyor.
Dünya genelindeki diğer büyük otel zincirleri ise şu şekilde sıralanıyor:
- Marriott International: 7,795 otel
- Choice Hotels International: 7,139 otel
- Hilton Hotels & Resorts: 6,777 otel
- InterContinental Hotels Group: 6,032 otel
- Fransız Accor Hotels: 5,298 otel (Dünya genelinde 6. sırada ve ABD dışındaki en büyük otel zinciri)
- Best Western Hotels & Resorts: 3,963 otel
- Aimbridge Hospitality: 1,517 otel
- GG Hospitality ve 1.409 otel
- Hyatt Otelleri: 1,162 otel
Oda Sayısına Göre Liderler
Oda sayısında lider olan Marriott International, 1.446.600 oda ile sektördeki zirvesini koruyor. İkinci sırada Hilton, 1.065.413 oda ile yer alırken, InterContinental ve Wyndham da sırasıyla 3. ve 4. sıralarda bulunuyor. Accor Hotels ve Choice Hotels ise oda sayısında ilk sıralarda yer alarak büyük bir konaklama kapasitesine sahip.
Dünya Genelindeki Varlık
Wyndham, dünya genelinde 153 ülkede varlık göstererek coğrafi olarak en yaygın otel zinciri olarak öne çıkıyor. Öne çıkan diğer küresel markalar arasında Marriott (139 ülke), Hilton (122 ülke), Accor (110 ülke) ve InterContinental (100’den az ülke) bulunuyor.
Aile Mirası: Hilton Otelleri
Bu büyük otel zincirleri arasında öne çıkan Hilton Otelleri, aile işletmesi olarak dikkat çekiyor. Conrad Hilton tarafından kurulan bu zincir, Paris Hilton ve Nicky Hilton gibi ünlü isimlerle özdeşleştirilse de, ailenin serveti doğrudan onlara ait değil. Conrad Hilton’un torunları olan Paris ve Nicky Hilton, aile mirasıyla ilişkilidirler, ancak otel zincirinin sahipliği aile şirketi olarak devam etmektedir. Hilton ailesinin tahmini serveti yaklaşık 2.3 milyar dolar olarak bilinmektedir.
Dünya genelindeki seyahat kısıtlamalarının hafiflemesi, turistlerin tercihleri ve otel rezervasyonlarında artışa neden olmaktadır. Bu büyük otel zincirleri ve aile mirası, konforlu ve unutulmaz tatil deneyimleri sunmaya devam ediyor. Tatilcilere, dünyanın dört bir yanındaki bu otel zincirlerinin ve destinasyonların sunduğu fırsatları değerlendirme şansı sunuluyor.
Nicky Hilton ve James Rothschild: Birleşen İki Güçlü Aile

Büyük otel zinciri Hilton’un varislerinden olan Nicky Hilton, finans dünyasının ünlü ailelerinden biri olan Rothschild ailesinin gençlerinden James Rothschild ile hayatını birleştirdi. Bu güçlü birleşim, hem aile mirasını hem de finansal gücü bir araya getiriyor.
İsrail’in sol eğilimli gazetesi Haaretz, düğün töreni masraflarının pek sorun olmayacağını espriyle belirtti.
Hilton ve Rothschild çifti, damadın Yahudi olmasıyla dikkat çekerek, Yahudi damatlığını devralan ünlü çiftler arasına katıldı.
Bu birleşim, dünya genelinde ünlü çiftlerin ortaklıklarına bir örnek teşkil ediyor. Lauren Bush ve Ralph Lauren, Chelsea Clinton ve Marc Mezvinsky, Ashley Biden ve Howard Krein gibi çiftler, benzer bir çeşitliliği temsil ediyor.
Londra’daki Kensington Palace’ta gerçekleşen düğünde, gelin Hilton’un gelinliği dindar Yahudilerin standartlarına uygun olsa da, sunulan ıstakozlar için aynı şeyi söylemek zor olabilir. Bu muazzam birleşim, sadece ailelerin birleşimi değil, aynı zamanda farklı kültürlerin ve zenginliklerin bir araya gelmesinin bir yansımasıdır.
Avrupa
Türkiye’de Yaşayan Erkekle Evlendi, Eşi Avusturya’ya Taşındı: Instagram Fotoğrafıyla Aldatıldığını Düşünen Erkeğe Darp ve Tehditten Hapis
Avusturya’da yaşayan 24 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı kadın, Türkiye’de yaşayan bir erkekle tanışıp evlendi. Evliliğin ardından erkek Avusturya’ya taşındı ve çiftin iki çocuğu oldu.
Kadın, eşinin zamanla kontrolcü davranmaya başladığını, kendisine psikolojik baskı uyguladığını ve iki ayrı olayda fiziksel şiddet kullandığını anlattı.
23 yaşındaki erkek ise Instagram’dan kendisine gönderilen bir fotoğrafa dayanarak eşinin onu aldattığını düşündüğünü söyledi. Ancak kadının eşini aldattığı kanıtlanmadı. Mahkeme, bunun gerekirse boşanma davasında incelenebileceğini belirtti.
St. Pölten Eyalet Mahkemesi; kadının anlatımını, tanık ifadelerini, cep telefonu kayıtlarını ve morlukları gösteren fotoğrafları güvenilir buldu. Erkeğe beş ay ertelenmiş hapis cezası verildi. Karar henüz kesinleşmedi.
Boşanacağını söyleyerek Türkiye’den döndü
Kadın, evlilikte yaşanan sorunların ardından Mart 2026’yı Türkiye’de geçirdi. Buradan eşine, Avusturya’ya döndüğünde boşanmak istediğini bildirdi.
4 Nisan’da Oberndorf in der Ebene’deki eve giderek bazı eşyalarını topladı. Çıkan tartışmada kadın eşinin oyun konsolunu kırdı. Mahkemedeki anlatıma göre erkek de kadını kollarından tutarak duvara itti. Kadının vücudunda oluşan morluklar fotoğraflarla belgelendi.
Kadın, babasının özellikle iki çocuklarını düşünerek eşine bir şans daha vermesi yönünde kendisine baskı yaptığını söyledi. Bunun üzerine yeniden eve döndü. Bir süre çiftin ilişkisinin önceki dönemden daha iyi ilerlediği belirtildi.
Instagram’dan gelen fotoğraf sonrası yeniden şiddet
17 Mayıs’ta erkeğe Instagram üzerinden, eşinin başka bir erkekle birlikte olduğunu gösterdiği ileri sürülen bir fotoğraf gönderildi. Sanık, daha önce de aldatıldığından şüphelendiğini söyledi.
Mahkemede aktarılanlara göre erkek fotoğrafın ardından eşine hakaret etti, onu tutarak duvara itti ve bir tükenmez kalemi boğazına yaklaştırarak tehdit etti. Kadın, “Beni öldüreceğinden korktum” dedi. Erkeğin daha sonra kadının yüzüne tokat attığı belirtildi.
Kadının anlatımına göre eşi, “Aldatılırsam bunu yapmak benim hakkım” anlamına gelen bir ifade kullandı. Ancak aldatma şüphesinin doğru olup olmadığı belirlenmedi. Mahkeme de olası bir aldatmanın şiddet ve tehdidi haklı çıkarmayacağını ortaya koydu.
Sanık suçlamaları reddetti
Daha önce sabıkası bulunmadığı belirtilen 23 yaşındaki erkek, “Hiçbir zaman şiddet olmadı” diyerek suçlamaları reddetti. İddiaların yaklaşan boşanma nedeniyle ortaya atıldığını savundu.
Hâkim ise sanığın gerçeği söylemediği konusunda şüphe bulunmadığını belirterek kadının ve tanıkların ifadelerinin başından itibaren tutarlı ve inandırıcı olduğunu açıkladı.
Mahkeme, erkeği tehlikeli tehdit ve yaralama suçlarından beş ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırdı. Üç yıllık denetim süresi uygulanmasına, mahkeme masraflarını ödemesine ve Viyana’ya taşınan kadına 300 Euro manevi tazminat vermesine karar verildi.
Karar henüz kesinleşmedi.
Dünya
CDU MİLLETVEKİLİ SASKIA LUDWIG’DAN MERZ’E SERT ÇIKIŞ: “BÖYLE AÇIKLAMALAR YAPAN BİRİ SORUŞTURMA KOMİSYONUNDAN HAKLI OLARAK KORKAR”
CDU Federal Meclis Milletvekili Saskia Ludwig, Covid politikalarına ilişkin tartışmada Almanya Başbakanı Friedrich Merz’i sert sözlerle eleştirdi. Ludwig, pandemi döneminde Merz gibi açıklamalar yapan kişilerin bir soruşturma komisyonunun kurulmasından “haklı olarak korkacağını” söyledi.
Tartışmanın arka planında, ABD’de pandemi politikalarının değerlendirilmesi amacıyla oluşturulan bir komisyonun ortaya çıkardığı bilgiler bulunuyor.
Son günlerde ve haftalarda yayımlanan belgelere göre eski ABD Başkanı Joe Biden’ın baş tıbbî danışmanı Anthony Fauci, kamuoyunu önemli konularda yanılttı. Fauci’nin kurum içinde aşıların ardından yaşanabilecek muhtemel düşükler konusunda uyarıda bulunduğu, ancak kamuoyu önünde böyle bir riski reddettiği ortaya çıktı.
NIUS, ABD’deki değerlendirmelerin ardından Almanya’da hangi adımların atılması gerektiğini siyasi partilere ve siyasetçilere sordu.
CDU Milletvekili Saskia Ludwig, Kasım 2021’de yaptığı bir açıklamayı hatırlatarak Başbakan Friedrich Merz’i sert biçimde eleştirdi.
Ludwig, Merz’in o dönemde şu ifadeleri kullandığını aktardı:
“Artık ofislerde aşısız kimse olmayacak, futbol sahasında aşısız oyuncu bulunmayacak, Federal Mecliste aşısız milletvekili olmayacak, üniversite amfilerinde aşısız öğrenci kalmayacak.”
Ludwig, Merz’in bu sözleriyle aşı olmayan herkesin iş yerlerinden, üniversitelerden ve hatta parlamentolardan fiilen dışlanmasını desteklediğini savundu.
CDU Milletvekili açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu tür açıklamalar yapan, daha sonra sözlerini hiçbir zaman geri almayan veya en küçük bir düzeltme ve yumuşatma ihtiyacı bile duymayan biri, bir soruşturma komisyonundan haklı olarak korkar. ABD’de ortaya çıkan bulgular, o dönemde ‘komplo teorisi’ denilerek susturulan bütün endişeleri doğruluyor. Bu gerçekler, Almanya’daki siyasi düzen tarafından bugün bile inkâr ediliyor.”
Basın sorusuna yalnızca CDU Milletvekili Saskia Ludwig ile Almanya için Alternatif (AfD) Meclis Grubu cevap verdi.
AfD’nin sağlık politikaları sözcüsü Martin Sichert de Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonu kurulmasının gerekli olduğunu belirterek şu açıklamayı yaptı:
“Fauci’nin açıklamaları, Federal Mecliste bir Covid soruşturma komisyonuna ne kadar ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha gösteriyor. Başta aşılama ve bunun sonucunda meydana gelen zararlar olmak üzere yaşananların tamamı acilen araştırılmalıdır.”
Sichert, aşılamanın gönüllülük esasına dayanmadığını, 2G ve 3G uygulamaları gibi düzenlemelerle yoğun devlet baskısına bağlandığını savundu:
“Aşı gönüllü değildi. Aksine, 2G ve 3G düzenlemeleri gibi uygulamalar yoluyla ağır bir devlet baskısıyla bağlantılıydı.”
AfD Sözcüsü, Fauci’nin açıklamalarının Almanya’da da yayılan bir başka söylemi çürüttüğünü ileri sürdü:
“Fauci’nin açıklaması, Almanya’da da yayılan ‘aşının hamileler için güvenli olduğu’ yönündeki bir başka anlatının hükûmetin sahte haberi olduğunu gösteriyor. Mağdurların gerekli tazminatlar için başvurabilmesi ve ihtiyaç duydukları desteği alabilmesi amacıyla hükûmetin aşılarla bağlantılı bütün yalanları araştırılmalıdır.”
Dünya
KANADA’DA COVID AŞISI SONRASI SAĞLIK SORUNLARI PARLAMENTODA DİNLENECEK
Kanada’da Muhafazakâr milletvekili Dean Allison, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşadıklarını belirten kişilerin dinleneceği dört günlük bir oturum düzenliyor. Parlamentoda gerçekleştirilecek etkinlikte ifade vermek için şimdiden binden fazla kişi başvurdu.
Niagara West bölgesi Muhafazakâr Milletvekili Dean Allison’ın öncülüğündeki “Allison Inquiry”, 8 Eylül 2026’da Ottawa’daki Parliament Hill’de başlayacak ve dört gün sürecek.
Oturumun amacı, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşayan Kanadalılara kamuoyu önünde konuşabilecekleri bir platform sunmak. Şimdiye kadar binden fazla vatandaş yemin altında ifade verebilmek için başvuruda bulundu. Başvuranlar arasından 50 kişi seçilecek ve oturumlar canlı yayımlanacak.
“Suçlama değil, dinleme amacı taşıyor”
Allison’ın Covid döneminin değerlendirilmesine yönelik izlediği yolun suçlayıcı olmayacağı belirtiliyor. Allison, ne birilerini suçlamayı ne de Kanada’nın Covid politikalarını yeniden değerlendirmeyi amaçladığını, öncelikle mağdurları dinlemek istediğini ifade ediyor.
Allison, temmuz ayında yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
“Ülkenin dört bir yanından yüzlerce Kanadalı bize ulaştı. Bugüne kadar yaşamaya devam ettikleri fiziksel, duygusal, maddi ve kişisel zorlukları anlattılar.”
“Allison Inquiry”nin herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadığı ve kâr amacı gütmeyen Covid Testimony Association tarafından desteklendiği bildirildi.
Oturumların sonunda panel üyeleri bazı soruları Kanada Parlamentosuna iletebilecek. Ancak parlamentonun bu soruları ele alma veya cevaplandırma zorunluluğu bulunmuyor.
58 bin istenmeyen olay bildirildi
Kanada Sağlık Bakanlığının resmî verilerine göre Ocak 2024’e kadar Covid-19 aşılarının ardından yaklaşık 58 bin istenmeyen olay bildirildi.
Bunların 11 binden fazlası ciddi vaka olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, uygulanan bütün aşı dozlarının yaklaşık yüzde 0,011’ine karşılık geliyor. Ancak gerçek sayının resmî kayıtlara yansıyandan çok daha yüksek olabileceğini düşünenlerin sayısı da az değil.
Kanada’daki aşı zararı tazminat programına 3 bin 500’den fazla başvuru yapıldı. Bunlardan yalnızca 252’si 2025 yılına kadar kabul edildi. Mağdurlara toplam 21 milyon dolar tazminat ödendi.
İkinci dozdan sonra 17 gün hastanede kaldı
Oturumda ifade vermesi planlanan kişilerden biri Carrie Sakamoto.
Sakamoto, 2021 yılında ikinci aşı dozunun ardından Bell felci geçirdi. Hastanede 17 gün tedavi gördü ve daha sonra 62 bin dolar tazminat aldı.
Ancak Sakamoto, devam eden sağlık sorunları ve itiraz süreçleriyle hâlâ mücadele ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Ben aşılara karşı değilim. Ancak kendi yaşadıklarımdan dolayı bu aşı hakkında sorularım var.”
46 yaşında çalışmayı bırakmak zorunda kaldı
Benzer bir açıklama, CANrise19 destek grubundan Michelle Worton’dan geldi.
Worton, ikinci aşı dozunun ardından ağır nörolojik ve sistemik sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Sağlık durumunun ağırlaşması nedeniyle 46 yaşında tıbbî gerekçelerle emekliye ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.
Liberal çevrelerden eleştiri
Etkinlik daha başlamadan liberal çevrelerin eleştirileriyle karşılaştı. Eleştirilerde oturumun tek taraflı olduğu, Kanada Parlamentosu tarafından resmen yetkilendirilmediği, herhangi bir resmî makam yetkisine sahip olmadığı ve “dengeli” bir bilimsel değerlendirme sunmayacağı ileri sürülüyor.
Şimdiye kadar girişime aktif destek verenlerin yalnızca Muhafazakârlar olduğu belirtiliyor. Diğer siyasi çevreler ise görünüşe göre konuyla ilgilenmek istemiyor.
Dean Allison, oturumları uzun süredir görmezden gelindiğini düşündüğü insanların seslerini duyurabilmeleri için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor.
“Allison Inquiry”, 8-11 Eylül 2026 tarihleri arasında Ottawa’daki Parliament Hill’de düzenlenecek.
Kaynak: TKP / Kanada
#kanada#impfschaden#haber#news#viral
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi3 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


