Gündem
TECAVÜZCÜLERE MERHAMET Mİ GÖSTERİLİYOR?
Haber: Cemil Baysal
İsviçre’de tecavüz vakalarına verilen cezalar, toplumda haklı bir tepkiye yol açıyor. Verilere göre, 2023’te ülkede 75 tecavüz suçlusu hüküm giydi. Ortalama 4,5 yıl hapis cezası almış olsalar da çoğu, cezanın üçte ikisini tamamladıktan sonra, yani üç yılın sonunda şartlı olarak serbest bırakılıyor. Öte yandan, kokain ticareti gibi suçlar, verilen hapis cezalarının daha uzun olmasıyla dikkat çekiyor: Üç kilo kokainle yakalanan biri beş yıl, on bir kilo ile yakalanan biri ise sekiz yıl hapis cezası alabiliyor.
Bu durumda, ağır bir saldırı suçu işleyen tecavüzcülerin daha hafif cezalarla kurtulması toplumda adalet duygusunu sarsıyor. Birçok kişiye göre, cinsiyete dayalı hoşgörünün geçmişte “erkek adaleti” olarak anılan ve ceza hafifletici faktörlerin, cinsiyetçi bir bakış açısıyla uygulandığı bir sistemin ürünü olduğu düşünülüyordu. Bugün ise hukuk alanında kadınların çoğunlukta olmasına rağmen cezalarda köklü bir değişim görülmediği ifade ediliyor.
KADIN HUKUKÇULAR DAHA MI ANLAYIŞLI?
Hukuk profesörü ve SP milletvekili Daniel Jositsch’e göre, erkek ve kadın hukukçular tecavüz gibi suçları aynı kriterlere göre değerlendiriyor. Ancak Jositsch, kadın yargıçların ve savcıların suçlulara karşı daha anlayışlı olduklarını ve bu yüzden cezaların daha hafif olduğunu ileri sürüyor. Bu görüş, adalet sisteminin tecavüz suçlarına yönelik yaklaşımının gelecekte de sert bir değişim geçirmeyeceği yönünde endişeleri artırıyor.
TECAVÜZ MAĞDURLARI GENÇ VE TANIDIK BİRİSİNDEN SALDIRIYA UĞRUYOR
2018-2021 yılları arasında yapılan bir araştırmaya göre, İsviçre’de tecavüz mağdurlarının ortalama yaşı 24. Araştırmada incelenen 740 vakanın yüzde 58’inde mağdurlar saldırganlarını tanıyordu. Saldırganların büyük bir kısmı arkadaş, iş arkadaşı veya tanıdık olarak belirtilirken, mevcut veya eski partnerler de önemli bir oranı oluşturuyor.
CİNSEL SALDIRILARIN ÇOĞU HAFTA SONU VE YAZ AYLARINDA GERÇEKLEŞİYOR
Verilere göre, cinsel saldırıların yüzde 45’i cumartesi veya pazar günleri meydana geliyor. Yaz aylarında ise cinsel saldırı vakalarının diğer mevsimlere göre yaklaşık 1,5 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Olayların yüzde 56’sı mağdurların kendi evinde yaşanırken, çoğu mağdur alkol veya uyuşturucu kullanımından dolayı saldırı anını hatırlamakta zorlandığını ifade ediyor.
YÜKSEK ORANDA ŞİDDET İÇERİYOR
Saldırıların yüzde 48’inde doğrudan şiddet uygulanırken, mağdurların yüzde 22’si yaşadıkları olayın şiddet içeriğinden emin olmadıklarını belirtiyor. İsviçre’de cinsel saldırı verilerinin yetersizliği de sorun olarak öne çıkıyor ve bu tür olayların önlenmesi için daha fazla veri toplanmasının önemine vurgu yapılıyor.
#Adalet #TecavüzCezaları #ToplumsalCinsiyet #CinselSaldırı #İsviçre #Yargı #MağdurHakları #CezaAdaleti #ÖnlemeStratejileri #MeToo #vergewaltigung ##Aargau #İsvicre #İsviçre #isviçrehayat #isviçreninsesi #isviçrehaberleri #isviçredeyaşam #zürich #schweiz #schwiiz #suisse #svizzera #switzerland #avrupa #sondakika #haberler #aargau #einbürgerung
#Zvicër #Швейцария #سويسرا #Швейцарія #Švicarska #Svájc #สวิตเซอร์แลนด์ #Suisse #Svizzera #Helvetia #Szwajcaria #Švýcarsko
Gündem
Crans-Montana faciasının ardından “Çocuklar ne zaman yalnız dışarı çıkabilir?” tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi yaşanan bar yangını faciasının ardından, kamuoyunda bu kez çocukların ve gençlerin hangi yaşta, hangi koşullarda yalnız dışarı çıkabileceği tartışılmaya başlandı.
Faciada hayatını kaybedenlerin önemli bölümünün reşit olmaması, ebeveynlerin sorumluluğu, yaş sınırları ve gece dışarı çıkma kuralları konusundaki belirsizlikleri yeniden gündeme getirdi.
İsviçre’de yasal yaş sınırı yok
İsviçre’de çocukların veya gençlerin tek başına dışarı çıkabileceği ya da gece saatlerine kadar sokakta bulunabileceği yaşa ilişkin ülke genelinde bağlayıcı bir yasa bulunmuyor. Hukuki sorumluluğun büyük ölçüde ebeveynlere ait olduğu belirtiliyor.
Buna karşın, bazı belediyelerde çocuklar için yerel gece sokağa çıkma sınırlamaları uygulanabiliyor. Uzmanlara göre bu nedenle yaşanılan yer, alınacak kararlar açısından belirleyici rol oynuyor.
Uzman: “Yaş değil, çevre ve olgunluk önemli”
Aile ve eğitim uzmanı Susanna Fischer, çocukların yalnız dışarı çıkmasına ilişkin kararların tek başına yaşa göre verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Fischer, “Bir çocuğun ya da gencin nerede yaşadığı, kiminle birlikte olduğu ve çevreyi ne kadar tanıdığı çok önemli.” diyerek, büyük şehirlerdeki yoğun eğlence bölgeleri ile sakin mahalleler arasında ciddi farklar bulunduğunu ifade etti.
“13 yaş gece partileri için erken”
Uzmanlara göre, 13 yaş bir çocuğun gece geç saatlere kadar süren parti veya kulüp ortamları için erken kabul ediliyor. Ancak Fischer, bunun gençlerin tamamen eve kapanması gerektiği anlamına gelmediğini belirterek, spor sonrası arkadaşlarla biraz daha geç kalmak, sinemaya gitmek veya bir arkadaşta akşam yemeği yemek gibi küçük ve kontrollü adımların önemli olduğunu söyledi.
Bu sürecin, gençlerin özgüven ve sorumluluk duygusunu geliştirdiğini kaydeden Fischer, ebeveynlerin çocuklarıyla açık iletişim kurmasının kritik olduğunu vurguladı.
“Ebeveynler her şeyi bildiklerini sanmamalı”
Fischer, ebeveynlerin çocukları üzerindeki kontrolü fazla abartmaması gerektiğine de dikkat çekti. “Birçok ebeveyn, çocuğunun ne yaptığını, kiminle görüştüğünü ve hangi alışkanlıklara sahip olduğunu tamamen bildiğini düşünüyor. Bu, çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Aşırı denetimin, gençlerin kontrolsüz ve riskli davranışlara yönelmesine neden olabileceğini belirten Fischer, güven temelli bir yaklaşımın daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
“Kademeli özgürlük en sağlıklısı”
Uzmanlara göre, çocukların ve gençlerin sosyal hayata katılımı birden değil, kademeli olarak sağlanmalı. Fischer, “Bir çocuğun hazır olup olmadığı yaşından çok davranışlarından anlaşılır.” diyerek, sorumluluk alan, sözünü tutan ve sınırları kabul eden gençlere adım adım daha fazla özgürlük tanınabileceğini söyledi.
Fischer, “14 yaşında kulübe gitmemek bir kayıp değildir. Önemli olan, çocukların yeni deneyimlerle güvenli biçimde tanışmasıdır.” ifadesini kullandı.
Crans-Montana faciasının ardından uzmanlar, tartışmaların suçlayıcı bir dile kaymadan, çocukların güvenliği, ebeveyn sorumluluğu ve toplumsal bilinç çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gündem
Crans-Montana’daki bar yangını sonrası İsviçre’de denetim tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi 40 kişinin hayatını kaybettiği bar yangınının ardından, ülkedeki yangın güvenliği denetim sistemleri kapsamlı tartışmaların odağına yerleşti. Olayın yaşandığı Le Constellation isimli işletmede yıllardır düzenli denetim yapılmadığının ortaya çıkması, uygulamalardaki kantonlar arası farklılıkları da gündeme taşıdı.
Crans-Montana Belediye Başkanı Nicolas Féraud, düzenlenen basın toplantısında, daha önce yaptığı “belediyenin yangın güvenliği konusunda gevşek davranmadığı” yönündeki açıklamasını geri çekti. Féraud, yapılan incelemelerde 2020–2025 yılları arasında söz konusu işletmede herhangi bir yangın güvenliği denetimi yapılmadığının belirlendiğini açıkladı.
“Yıllık denetim yapılmaması açık bir ihmal”
Yetkililer, belediyelerin sorumluluğunda olan işletmelerde yıllık denetim yapılmasının öngörüldüğünü, buna rağmen beş yıl boyunca kontrol yapılmamasının ciddi bir ihmal olduğunu belirtti. Bu durum, Valais kantonunda denetimlerin belediyelerce yürütülmesine yönelik eleştirileri artırdı.
Ancak yapılan karşılaştırmalar, diğer kantonlarda da denetimlerin her zaman daha sık olmadığına işaret etti. Bazı kantonlarda, Le Constellation gibi kapasitesi 300 kişinin altında olan bar ve restoranların hiçbir düzenli denetime tabi tutulmadığı ortaya çıktı.
Kantonlara göre farklı uygulamalar
İsviçre’de yangın güvenliği denetimleri, kantonlara göre değişen bir sistemle yürütülüyor:
- Zürih’te, 300 kişiye kadar kapasitesi olan barlar genellikle dört yılda bir, daha büyük işletmeler ise iki yılda bir denetleniyor. Ancak 300 kişinin altındaki bazı işletmeler için yalnızca işletmeci öz denetimi öngörülüyor.
- Aargau kantonunda, 300 kişinin üzerindeki mekânlar kanton sigorta kurumu tarafından, altındakiler ise çoğunlukla belediyelerce denetleniyor. Denetim aralığı en fazla dört yıl.
- St. Gallen’de ise yalnızca 300 kişiden fazla kapasiteye sahip işletmeler beş yılda bir kontrol ediliyor. Daha küçük bar ve restoranlar için hiçbir periyodik denetim zorunluluğu bulunmuyor.
- Bern kantonunda mevcut işletmeler, beş ila on yılda bir denetleniyor. Burada denetimlerin temel amacı, işletmecilerin kendi sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini kontrol etmek olarak tanımlanıyor.
Bu çerçevede uzmanlar, Le Constellation benzeri bir barın bazı kantonlarda hiç düzenli denetimden geçmeden faaliyet gösterebileceğini vurguluyor.
“Sorumluluk her zaman işletmecide”
Bern Kantonu Sigorta Kurumu’ndan David Sauser, denetimlerin amacının doğrudan binanın güvenliğini üstlenmek olmadığını belirterek, “Sorumluluk her zaman mülk sahipleri ve işletmecilere aittir.” dedi.
Sauser, denetimlerde kaçış yolları, yapılan yapısal değişiklikler ve kullanılan malzemelerin kontrol edildiğini, eksiklik tespit edilmesi halinde işletmecilerden ivedilikle düzeltme talep edildiğini ifade etti. Ancak, denetimlerin önceden haber verilerek yapıldığını ve işletmecilerin denetim sonrasında kurallara aykırı uygulamalara yeniden dönebileceğini söyledi.
Ulusal standartlar, yerel uygulamalar
İsviçre genelinde yangın güvenliği kuralları, Vereinigung Kantonaler Feuerversicherungen (VKF) tarafından belirleniyor. Buna karşın, bu kuralların uygulanması ve denetlenmesi kantonlar ve belediyeler arasında paylaşılıyor.
26 kantonun 19’unda kantonal bina sigorta kurumları bulunurken, Valais gibi bazı kantonlarda denetim yetkisi yalnızca belediyelere ait.
Yetkililer, Le Constellation’da 2016, 2018 ve 2019 yıllarında denetim yapıldığını, ancak sonradan monte edilen yanıcı olabilecek akustik panellerin o dönemlerde sorun olarak değerlendirilmediğini aktardı. Uzmanlar, bazı kantonlarda bu tür bir işletmenin hiç düzenli denetime tabi tutulmamış olabileceğine dikkat çekti.
Crans-Montana’daki facianın ardından, İsviçre genelinde yangın güvenliği denetimlerinin sıklığı, sorumluluk paylaşımı ve yaptırım mekanizmalarının yeniden ele alınması gerektiği yönündeki çağrılar artarken, soruşturma kapsamında bar işletmecileri hakkında başlatılan cezai sürecin sürdüğü bildirildi.
Gündem
Crans-Montana faciasının ardından Lozan Üniversite Hastanesi hemşire arıyor
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yaşanan bar yangını faciasının ardından, Centre hospitalier universitaire vaudois (CHUV) için sosyal medyada uzman hemşire arandığına dair çağrılar dikkat çekti. Hastane yönetimi ise personel sıkıntısı yaşanmadığını belirterek, yapılan çağrıların ekipleri güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.
Sosyal medya platformlarında dolaşıma giren ilanlarda, özellikle yoğun bakım ve ağır yanık hastalarıyla deneyimli hemşirelerin “acil” ibaresiyle göreve çağrıldığı görüldü. Paylaşımlarda, yetişkin ve çocuk hastalar için hem gündüz hem de gece vardiyalarında çalışabilecek personel arandığı, görevlendirmelerin en az iki aylık olacağı ifade edildi. İlanların, bir özel istihdam firması aracılığıyla yayımlandığı belirtildi.
Hastaneden “yeterli kapasite” vurgusu
Konuya ilişkin açıklama yapan CHUV yönetimi, yangında yaralanan hastaların tedavisi için halihazırda yeterli personel ve uzmanlığa sahip olunduğunu bildirdi. Hastane sözcüsü Stéphane Benoit-Godet, mevcut durumun acil bir personel krizine işaret etmediğini söyledi.
Benoit-Godet, yapılan çağrıların amacının, yoğun bakım ve ameliyathane ekiplerinin uzun vadede rahatlatılması olduğunu belirterek, “Hedefimiz, mevcut ekiplerin aşırı yük altında kalmadan çalışabilmesini ve normal hastane faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesini sağlamak.” dedi.
Tatil ve izin planlaması için takviye
Hastane yetkilileri, ek personel arayışının özellikle yoğun bakım üniteleri ve ameliyathanelerde, hem yetişkin hem de çocuk hastalar için geçerli olduğunu bildirdi. Takviyelerin, izin ve vardiya düzenlemelerinin sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla yaklaşık üç aylık bir dönem için planlandığı kaydedildi.
CHUV’un bu süreçte kurum içi personel havuzundan, özel istihdam şirketlerinden ve daha önce hastanede görev yapmış emekli veya eski çalışanlardan da destek aldığı aktarıldı.
“Normal işleyiş etkilenmedi”
Hastane yönetimi, yaşanan durumun Covid-19 dönemindeki olağanüstü koşullarla kıyaslanamayacağını vurgulayarak, herhangi bir servis kapatılması ya da personelin uzmanlık alanı dışında görevlendirilmesinin söz konusu olmadığını bildirdi.
Yetkililer, Lozan Üniversite Hastanesinin sağlık hizmeti sunma kapasitesini tam olarak koruduğunu ve hem yangın mağdurlarına hem de diğer hastalara yönelik tedavilerin aksamadan sürdüğünü belirtti.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


