Sosyal Medya

Türkiye

Nihat Zeybekci: israil 6 satıp 1 saldığımız bir Ülke

yazar

Yayınlayan

on

İsrail Ticaretinde Tartışma: Nihat Zeybekci’nin Açıklamaları Gündemde

Sosyal medyada Starbucks kafeleri önünde Filistin’e destek gösterisi yapılarak kahve içenlere tepki gelirken, “size rahat yok rahat etmeyin zaten” sözleri büyük yankı uyandırdı. Bu sırada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci’nin İsrail ile ticaret hakkındaki sözleri de gündemi meşgul etti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekci, İzmir’de katıldığı bir fuarda yaptığı konuşmada Türkiye ile İsrail arasında serbest ticaret anlaşması olduğunu açıkladı. Zeybekci, şu ifadeleri kullandı: “İsrail’de çok önemli bağlantıları olan arkadaşlarımız da var. Yani, eyvallah, İsrail’in Filistin’de, Gazze’de Müslümanlara yaptığı soykırımı, katliamı, bebek katliamını, nefretle, şiddetle kınıyoruz, eyvallah, buna diyecek hiçbir şey yok ama diğer taraftan da ticaretin hiç kimseye zarar vermeyen bölümleriyle ilgili de.. Çünkü bizim İsrail serbest ticaret anlaşmamızın olduğu bir ülke, yani 6 satıp 1 aldığımız bir ülke.”

Zeybekci’nin bu sözleri kamuoyunda tartışma yarattı. Bunun üzerine Zeybekci, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamayla sözlerinin arkasında olduğunu belirtti. Açıklamasında, “Söylediğim her kelimenin sonuna kadar arkasındayım” diyen Zeybekci, İsrail ile olan ticaret anlaşmasının Türkiye’nin lehine olduğunu savundu.

Bu açıklamalar, Türkiye’de İsrail ile yapılan ticaretin ve Filistin meselesinin kamuoyunda nasıl değerlendirildiğini gözler önüne serdi.

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

İsviçre’nin eski Türkiye Büyükelçisi Jean-Daniel Ruch, İstifasının Perde Arkasını Anlattı

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre ‘nin Fransız Bölgesi Devlet Televizyon Kanalı RTS’deki Röportajı Link

En son Ankara’da İsviçre Büyükelçisi olan Jean-Daniel Ruch, İsviçre Konfederasyonu Güvenlik Politikaları Sekreteri  olarak atanması beklenirken, göreve başlamadan istifa ettiğini açıkladı. Ya da istifa etmeye zorlandı. Ruch, RTS 19:30 programında yaptığı konuşmada, istifasının ardında “etkili kişilerin” onun bu göreve gelmesini istemediği olduğunu belirtti. Diplomat, kişisel yaşamına dair yapılan medya kampanyasının kendisini hedef alarak, atanmasını engellediğini ifade etti.

Jean-Daniel Ruch: “Bazı Güçler Benim Güvenlik Politikalarından Sorumlu Devlet Sekreteri Olmamı İstemedi”

İsviçre’nin Güvenlik Politikası Devlet Sekreteri olarak atanması beklenen eski diplomat Jean-Daniel Ruch ile yapılan röportajda, görevinden istifa etme nedenleri üzerine konuşuldu.

Jean-Daniel Ruch, deneyimli bir diplomat olarak İsviçre’nin güvenlik politikasını yönetmesi gerekiyordu, ancak göreve başlamadan önce dışarı itildiğini belirtti. 19:30 programına konuk olan Ruch, özel hayatına yönelik yapılan bir medya kampanyasının kurbanı olduğunu söyledi: “Güçlü kişiler beni bu göreve istemiyordu.”

Geçen Eylül ayında, Jean-Daniel Ruch sürpriz bir kararla gündeme gelmişti. İsviçre’nin güvenlik politikası için prestijli bir göreve atanmasına rağmen, Batı İsviçreli diplomat göreve başlamadan istifasını açıklamıştı.

O dönemde, bu aksaklığı açıklamak için birkaç teori ortaya atıldı, ancak tam nedenler hala net değil. Basına göre, kişisel davranışları onu şantajlara açık hale getirmişti.

19:30 programında yapılan bir röportajda, Moutier kökenli olan Ruch, atanmasından bu yana ilk kez konuştu. “Bu göreve beni istemeyen güçlü kişiler vardı,” diyen Ruch, yaklaşık 15 yıl boyunca Sırbistan, Türkiye ve İsrail gibi ülkelerde büyükelçilik yapmıştı. Ancak “komplolar” terimini kullanmaktan kaçındı.

24 Mayıs Cuma günü, Favre yayınları tarafından “Suçlar ve Sarsıntılar” adlı bir kitap yayımlayan Ruch, bu ani istifa kararının ardındaki nedenlere biraz ışık tuttu. Özel yaşamına yönelik bir medya kampanyasının kurbanı olduğunu ve bu kampanyanın görünüşe göre planlandığını belirtti.

Ancak Jean-Daniel Ruch, her zaman için bu göreve uygun bir diplomat olarak nitelendirildi. Tarih boyunca her zaman doğru zamanda doğru yerdeydi. Kitabında, özellikle eski Yugoslavya Başsavcısı Carla Del Ponte ile yaptığı uzun diplomatik kariyerine değindi.

O dönemde, diplomat ve ekibi, birçok Balkan liderini soykırım, insanlığa karşı suçlar veya savaş suçları nedeniyle Lahey’deki hücrelere kadar takip eden bir politik strateji uyguladı.

Günümüzde, dünya sahnesindeki değişimlerle birlikte, savaşlar da farklı bölgelere yönelmiş durumda. Özellikle de Gazze Şeridi, bu değişimin en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline geldi. Bu noktada, bölgedeki deneyimleri üzerinden konuşan Jean-Daniel Ruch, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yönelik bir tutuklama emri talebinin önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor. Hatırlatması üzerine, bu talebin Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) savcıları tarafından yapıldığını belirtiyor.

Ruch’a göre, bu talep sadece bir hukuki süreç değil, aynı zamanda bölgedeki siyasi dinamikler açısından da bir kırılma noktası niteliği taşıyor. Avrupa’nın büyük ölçüde finanse ettiği ve İsrail liderlerini hedef alan bir mahkemenin varlığı, Batı’nın uzun zamandır eleştirilen “ikiyüzlü politika” anlayışıyla bağlantılı olarak önemli bir tartışma konusu haline geliyor. Ruch, bu durumun artık geçerli olmayacağını ve bölgedeki İsrail-Filistin çatışmasında uzun süredir devam eden hoşgörü döneminin sona erdiğini ifade ediyor. Bu açıklamalarıyla, Ruch, bölgedeki siyasi ve hukuki dinamiklerin değişimine işaret ediyor ve gelecekteki gelişmelerin nasıl şekillenebileceği konusunda bir fikir sunuyor.

2000’lerin başlarında, Jean-Daniel Ruch ayrıca, İsrail-Filistin çatışmasını çözmek için bir alternatif barış planı olan Cenevre Girişimi’nde Micheline Calmy-Rey ile birlikte çalıştı. O dönemde, bugün bazı devletler tarafından terörist bir örgüt olarak görülen Hamas liderleriyle bir araya geldi. Ve ona göre, Orta Doğu’daki çatışmayı çözmek için aktörlerin er ya da geç bir masanın etrafına oturması gerekiyor.

Ruch’un görüşüne göre, Orta Doğu’daki çatışmanın çözümü için tarafların bir araya gelmesi gerekiyor. İsrail’in Hamas liderleriyle doğrudan görüşmeler yapması ve çatışmayı sona erdirmek için adımlar atmaya hazır olması gerektiğini belirtiyor.

Ruch, umutlu bir şekilde, bir ateşkesin sağlanabileceğine ve rehinelerin serbest bırakılabileceğine inanıyor. Ancak bu için İsrail’in, rehin tutanlarla diyalog kurmaya ve müzakerelere açık olması gerektiğini vurguluyor.

Gerçekten de ateşkesin sağlanmasını ve rehin alınanların serbest bırakılmasını umuyorum. Ancak bunun için İsrail’in onları elinde tutanlarla konuşmaya karar vermesi gerekiyor,” diye ekledi.

Jean-Daniel Ruch’un bu gelişmeler üzerine kamuoyuna yaptığı açıklamalar, İsviçre’nin güvenlik politikasıyla ilgili gelecekteki atamalarda dikkate alınacak önemli bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.

Analiz:


Eylül ayında İsviçre’nin Türkiye Büyükelçisi Jean-Daniel Ruch, İsviçre Konfederasyonu Güvenlik Politikaları Sekreteri olarak atanarak sürpriz bir hamleyle gündeme geldi. Ancak bu atama, İsviçre yönetiminde hızlı bir kariyer yapmış ve NATO’ya karşı sert bir ses olan Finlandiya vatandaşı Pälvi Pulli’nin beklenen atanması yerine geldi. Jean-Daniel Ruch, basın toplantısında İsviçre’nin tarafsızlığını vurgulamıştı, bu da olumlu bir işaret olarak kabul edilebilirdi. Ancak sağcı “Blick” ve “Sonntagsblick” gazeteleri, ekim ayında Ruch’a karşı düşmanca bir medya kampanyası başlattı. Onu aşağıladılar ve şantaja açık olmakla suçladılar.

Atama sonrasında Tuğgeneral Markus Mäder Güvenlik Politikaları Bakanı olarak atanırken, yardımcısı olarak ultra Atlantikçi Pälvi Pulli’nin seçilmesi tartışmalara yol açtı. İsviçre gazetesi “Weltwoche”, bu durumu bir “NATO darbesi” olarak nitelendirerek endişe verici bir soru sordu: Bu karara gizli servisler ve yabancı hükümetlerin müdahalesi var mı?

Bu atama karşısında SVP üyesi Alfred Heer tarafından başlatılan aşağılayıcı kampanya, İsviçre’nin tarafsızlığına gölge düşüren bir tartışma başlattı. Alfred Heer aynı zamanda İsrail’e yakın bir düşünce kuruluşu olan ‘Audiatur’ Vakfının da başkanıydı.

Ancak neden Siyonistler Büyükelçi Ruch’tan nefret ediyor? Cevap basit:

2016-2021 yılları arasında Tel Aviv’de İsviçre büyükelçisi olan Ruch, Hamas ile sürekli diyalog halindeydi ve Filistinliler tarafından da takdir edilen bir diplomat oldu. Ayrıca, 2022 baharında Büyükelçi Ruch, Ukrayna ile Rusya arasındaki barış görüşmelerinde (İngilizler tarafından sabote edilmiş olan)Türkiye’nin çabalarını desteklediği için dikkat çekmişti.

Haberin Devamını Oku

İsviçre

Türkiye-İsviçre siyasi istişareleri Ankara’da gerçekleştirildi

yazar

Yayınlayan

on

By

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgide, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ve İsviçre Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Alexandre Fasel başkanlığında, başkentte Türkiye-İsviçre siyasi istişarelerinin yapıldığı kaydedildi.

Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) geçici üyeliği görevini sürdüren İsviçre ile gerçekleştirilen istişarelerde, İsviçre’yle ikili ilişkiler ve işbirliğini geliştirme olanaklarının kapsamlı şekilde ele alındığını aktaran kaynaklar, terörle mücadele ve düzensiz göç konularının gündeme geldiği bilgisini paylaştı.

Kaynaklar, istişarelerde İsviçre Türk toplumunu ilgilendiren konuların da görüşüldüğünü belirtti.

İstişarelerde, İsviçre’nin ev sahipliğinde haziranda düzenlenmesi öngörülen Ukrayna Barış Zirvesi’nin yanı sıra Türkiye’nin, Ukrayna-Rusya ihtilafı bağlamında bölgenin ve Avrupa’nın güvenliği için üstlendiği aktif rolün görüşüldüğünü vurgulayan kaynaklar, Orta Doğu, Kafkasya ve Balkanlar başta olmak üzere güncel bölgesel ve uluslararası konular hakkında görüş alışverişinde bulunulduğunu vurguladı.

Diplomatik kaynaklar, “İstişareler, ülkelerimizin AB ile münasebetleri, Avrupa Konseyi, BM ve uluslararası adaylıklarımız gibi çok taraflı konuların ele alınmasına da imkan tanımıştır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye-İsviçre siyasi istişareleri Ankara'da gerçekleştirildi

İsviçre ile ikili ilişkiler

“İlişkilerimizin köklü bir geçmişe dayandığı İsviçre’yle siyasi diyaloğumuzu karşılıklı yarar temelinde daha ileriye taşımak istiyoruz.” diyen kaynaklar, üst düzeyli temasların, işbirliğinin güçlenmesine ve karşılıklı anlayışa katkı sağladığını belirtti.

Kaynaklar, İsviçre Dışişleri Bakanı Ignazio Cassis’in 1-2 Mart’ta Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle Türkiye’yi ziyaret ettiğine işaret ederek, Cassis’in “Avrupa Güvenlik Mimarisinin Geleceği” panelinde konuştuğunu ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Antalya’da ikili görüşme gerçekleştirdiğini anımsattı.

İsviçre ile ticari ve ekonomik işbirliğinin, ikili münasebetlerin öncelikli boyutunu teşkil ettiğine dikkati çeken diplomatik kaynaklar, “2023 yılında toplam ticaret hacmimiz 22 milyar dolara ulaşmıştır. Bu alandaki mevcut potansiyelden ve karşılıklı yatırımlardan daha fazla istifade etmek istiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Kaynaklar 2023’te yaklaşık 400 bin İsviçrelinin Türkiye’yi ziyaret etmesinden duydukları memnuniyeti dile getirerek, gelecek dönemde daha fazla İsviçreli vatandaşı Türkiye’de misafir etmek istediklerini kaydetti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay ve İsviçre Dışişleri Bakanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Alexandre Fasel başkanlığında, Türkiye ile İsviçre arasındaki siyasi istişareler Ankara’da gerçekleştirildi.

Haberin Devamını Oku

İsviçre

Uluslararası Faaliyet Gösteren Türk Mafyasına Darbe

yazar

Yayınlayan

on

By

Ülkeler arası bir operasyon kapsamında Çarşamba günü Türk kökenli bir suç örgütüne yönelik düzenlenen baskında 19 şüpheli gözaltına alındı ve çok sayıda silah ele geçirildi. İsviçre Federal Savcılığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Aargau ve Zürih kantonlarında da ev aramaları gerçekleştirildi.

İtalya, Almanya, İsviçre ve Türkiye’de yüzlerce polis memurunun eş zamanlı katılımıyla gerçekleştirilen operasyonda, İsviçre Federal Polisi (Fedpol) ve Aargau ile Zürih kanton polisleri de yer aldı. Baskınlar, Milano’dan gelen bir adli yardım talebi üzerine gerçekleştirildi.

İki Kişi İsviçre’de Tutuklandı

Milano Başsavcısı Bruna Albertini’nin İtalyan haber ajansı Ansa’ya verdiği demeçte, İsviçre’de iki kişinin tutuklandığı belirtildi. İtalya ve Türkiye’de ele geçirilen silahlar arasında 15 tabanca, yedi tüfek – bunlardan üçü Kalaşnikof –, üç el bombası, bir tanksavar ve dört kurşun geçirmez yelek bulunduğu açıklandı.

Türkiye İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, gözaltına alınan 17 kişinin Türk vatandaşı olduğunu bildirdi. Çetenin, Türkiye’de bir dizi cinayet işlediği ve bir motosikletli suikast timiyle bağlantılı olduğu öne sürülüyor. Şubat ayında İstanbul’daki bir seçim kampanyası etkinliğine yönelik silahlı saldırıyla da ilişkilendirildiler.

Ev Hapsinde Bile Faaliyet Gösterdiler

Milano Başsavcılığı’nın açıklamasına göre, soruşturmalar Ekim 2023’te başladı. Örgütün üç üyesinin İsviçre’ye geçmeye çalışırken Chiasso’da tutuklanmasının ardından iki tabanca, mühimmat ve propaganda materyalleri ele geçirildi.

Soruşturmalar, bu üç kişinin örgütün lideri 39 yaşındaki B.B ve onun hayat arkadaşıyla birlikte hareket ettiklerini ortaya koydu. B….n’un, İtalya’nın güneyindeki Crotone kentinde, Ağustos 2022’den beri silah ticareti nedeniyle ev hapsinde bulunduğu ve elektronik kelepçe taşıdığı tespit edildi.

B….n’un, ev hapsindeyken bile Avrupa genelindeki ağını yönetmeye ve koordine etmeye devam ettiği belirtildi. Balkan ülkeleri üzerinden yasa dışı göçü ve Avrupa’daki terör eylemlerini organize ettiği iddia edildi.

Silah Pazarını Kontrol Ediyorlar

Milano Başsavcılığı’nın hazırladığı tutuklama emrine göre, İtalyan polisi B….n’un elektronik kelepçesine bir dinleme cihazı yerleştirdi. Dinlenen konuşmalarda B…n’un, örgütünün İsviçre’de ağır silahlar bulundurduğunu ve “tüm Alman pazarını” yönettiklerini övünerek anlattığı ortaya çıktı. Ayrıca İsviçre’de de silah satabileceklerini belirtti.

Milano Başsavcılığı, suç örgütünün büyük miktarda paraya sahip olduğunu, bunun büyük kısmının uyuşturucu ticaretinden, ayrıca sigara ve uyuşturucu kaçakçılığından elde edildiğini bildirdi.

Haberin Devamını Oku

Trendler