Connect with us

Gündem

EUROVISION HEYECANI BASEL’DE BAŞLIYOR: YARIM MİLYON ZİYARETÇİ BEKLENİYOR

yazar

Published

on

Eurovision Şarkı Yarışması (ESC) haftasında İsviçre’nin Basel kenti adeta bir müzik ve kültür festivaline dönüşüyor. Şehir, hafta boyunca düzenlenecek etkinliklerle yaklaşık 500 bin ziyaretçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. İşte öne çıkan etkinlikler:

TÖRENLE AÇILIYOR, RENKLİ GEÇİT TÖRENİ GELİYOR
11 Mayıs Pazar günü Basel Belediye Binası önünde yapılacak açılış töreniyle Eurovision haftası resmen başlayacak. 37 ülke delegasyonuna hitaben yapılacak hoş geldiniz konuşmasının ardından saat 14.00’te 1.3 kilometrelik turkuaz halı, Marktplatz’dan başlayarak Mittlere Brücke üzerinden Messe alanındaki Eurovision Köyü’ne kadar uzanacak.

Delegasyonlar, tarihi tramvaylar ve otobüslerle Kleinbasel bölgesine taşınacak. Onlara, Fasnacht grupları, guggen müzik toplulukları, Alp korn çalgıcıları, dans grupları, öğrenciler ve techno sanatçıları eşlik edecek.

KONSERLER, DJ’LER VE HALKA AÇIK ETKİNLİKLER
Messe Basel’in 1. salonunda bir hafta boyunca sürecek olan büyük festivalde konserler, DJ performansları ve halka açık gösterimler yapılacak. İsviçreli sanatçılar Remo Forrer, Anna Rossinelli ve Luca Hänni’nin yanı sıra, Almanya’dan Michael Schulte sahne alacak.

ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ VE 90’LAR PARTİSİ
12 Mayıs’ta Diversity Day (Çeşitlilik Günü) kapsamında Avusturyalı ESC yıldızı Conchita Wurst sahneye çıkacak. Akşam saatlerinde 90’ların efsane isimleri Rednex ve Snap konser verecek. Eurovision Köyü’ndeki etkinlikler ücretsiz olsa da girişte güvenlik kontrolleri uygulanacak.

Hemen karşısındaki etkinlik salonunda ise giriş ücretli olacak. Euro Club sahnesinde eski Eurovision sanatçıları sahne alacak, sabaha kadar sürecek partiler düzenlenecek.

ESC DIŞINDA MÜZİK ARAYANLAR İÇİN BARFÜSSERPLATZ
ESC dışı müzik tarzları arayanlar için Barfüsserplatz her gün saat 16.00’dan itibaren ücretsiz konserlere ev sahipliği yapacak. Sahne alacak isimler arasında Schwellheim, Nicole Bernegger ve Michael von der Heide gibi sanatçılar yer alıyor.

ŞEHİRDE EUROVISION SOKAĞI VE RİVİERA HAVASI
Bahnhof SBB’den Badischer Bahnhof’a kadar uzanan Eurovision Bulvarı, etkinlik alanlarını birbirine bağlarken, Rhein nehri kıyısı boyunca adeta bir „Küçük Riviera“ atmosferi oluşturulacak. Steinenvorstadt caddesi ise „Eurovision Street“ olarak dekore edilecek ve sokak müzisyenleriyle renklenecek. Theater Basel önünde ise halka açık bir çay salonu kurulacak.

FİNAL MAÇ HAVASINDA İZLENECEK
17 Mayıs’ta ESC finali, St. Jakob-Park stadyumu karşısındaki alanda dev ekranlardan izlenebilecek. Ayrıca DJ Antoine, Kate Ryan, Baby Lasagna, Luca Hänni ve Anna Rossinelli sahneye çıkacak.

ESC’YE AKADEMİK BAKIŞ: MÜZİKTE ADALET
Basel Üniversitesi’nde düzenlenecek “Eurovisions International Conference” adlı konferansta, Eurovision’un jeopolitik ve kültürel önyargılar bağlamında oylama sistemine etkisi tartışılacak.

KOMŞU WEIL AM RHEIN’DE DE KONSER VAR
Almanya sınırındaki Weil am Rhein kentinde 14 Mayıs’ta ESC’nin 1982 galibi Nicole, Haus der Volksbildung salonunda sahne alacak.

SANAT VE KÜLTÜRLE ZENGİN ESC HAFTASI
ESC haftasında Messeplatz’da Claudia Comte tarafından tasarlanan “Lightning Symphony” isimli ses yerleştirmesi ziyaretçilere sunulacak. Fondation Beyeler, „Over the Rainbow“ başlıklı sergiyle koleksiyonundan renkli eserleri sergileyecek ve çatısına Ugo Rondinone’nin gökkuşağı neon heykelini yerleştirecek.

Ayrıca Doğa Tarihi Müzesi’nde bir tek boynuzlu at görülebilecek. Barfüsserkirche’de ise ESC hayranlarının koleksiyonlarından anı objeleri sergilenecek.

Continue Reading

Gündem

Zürih’te bir mülteci 9. kattan atlayarak hayatına son verdi

yazar

Published

on

By

Röportaj: Cemil Baysal
Kamptaki tanık: “Bu sadece bir ölüm değil”

İsviçre’de iltica sürecinin yarattığı baskı, bir kez daha trajik bir olayla gündeme geldi. Zürih’te bulunan Triemli mülteci kampında kalan Burundili sığınmacı Davy N., kaldığı odanın penceresinden düşerek hayatını kaybetti.

5 Nisan 2026’da meydana gelen olayın, İsviçre medyasında geniş yer bulmaması dikkat çekerken, kampta kalan diğer sığınmacılar arasında büyük bir şok ve üzüntüye yol açtı.

Yaklaşık üç yıldır İsviçre’de bulunan ve iltica başvurusu reddedilen 31 yaşındaki Davy N.’in sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya olduğu öğrenildi.

Ölümün ardından gündeme gelen sorular

Olayın ardından kamp sakinleri ve mülteci hakları savunucuları, özellikle psikolojik destek mekanizmalarının yeterliliğini ve süreçte olası ihmalleri tartışmaya açtı.

Paylaşılan bilgilere göre Davy N.’in, yaşamını yitirmeden kısa süre önce psikolojik sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, ancak iki gün sonra yeniden kampa gönderildiği belirtildi. Bu süreçte sınır dışı edilme baskısı altında olduğu ifade ediliyor.

Sessiz anma, dikkat çeken mesajlar

Davy N.’in hayatını kaybettiği noktada, “Sınır Dışı Edilmelere Karşı İttifak” ve arkadaşları tarafından bir anma düzenlendi. Törende yapılan konuşmalarda, olayın yalnızca bireysel bir kayıp olmadığı, daha geniş yapısal sorunlara işaret ettiği vurgulandı.

İttifak adına konuşan Christoph H., başta İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM) olmak üzere yetkili kurumların süreci değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.

Tanık anlatımı: “Bu sistem insanı tüketiyor”

Kampta kalan Türkiye kökenli bir mülteci, yaşananların bireysel bir olaydan öte sistemsel bir sorun olduğunu dile getirdi:

“Bu sadece bir kişinin kararı değil. Bu şartlar insanı o noktaya getiriyor. Bu sistem insanları zamanla tüketiyor. Bazıları buna dayanamayabiliyor.”

Tanık, mültecilerin karşılaştığı zorlukların yalnızca kamplarla sınırlı olmadığını belirterek, göç yolculuğunun da ciddi riskler içerdiğine dikkat çekti.

“Kimse keyfinden mülteci olmaz”

Tanık, mültecilerin ülkelerini terk etme nedenlerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Hiç kimse keyfinden ülkesini bırakmaz. İnsanlar yaşamak için geliyor. Kendi ülkelerinde yaşayamadıkları için yola çıkıyorlar.”

Avrupa’daki uygulamalara da değinen tanık, iltica politikalarının insani boyutunun daha fazla dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Tartışma yeniden gündemde

Davy N.’in ölümü, İsviçre’deki mülteci kamplarındaki yaşam koşulları, iltica süreçlerinin uzunluğu ve psikolojik destek imkanları gibi konuları yeniden gündeme taşıdı.

Düzenlenen anma etkinliği, “Yalnız değilsiniz” mesajıyla sona ererken, daha insani koşullar için çağrılar yapıldı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Musk’ın yapay zekâsına soruşturma: Keller-Sutter şikâyetçi oldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’de, Elon Musk’a ait X platformunda geliştirilen yapay zekâ sohbet botu “Grok” üzerinden üretilen içerikler yargıya taşındı. Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter hakkında sosyal medyada yayılan cinsiyetçi ve hakaret içeren ifadeler üzerine Bern-Mittelland Savcılığı soruşturma başlattı.

Olay, bir kullanıcının Grok’a verdiği komutlar sonucunda, Keller-Sutter’a yönelik aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadelerin üretilmesiyle ortaya çıktı. Söz konusu içerik kısa sürede silinse de, konu kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Şikâyetin bizzat Keller-Sutter tarafından “faili meçhul” olarak yapıldığı bildirildi. Bakanlık yetkilileri, özellikle kadın siyasetçilere yönelik nefret söylemlerine karşı hukuki sürecin işletilmesinin önemine dikkat çekti.

Soruşturma kapsamında yalnızca içeriği üreten kullanıcı değil, aynı zamanda yapay zekâ sisteminin ve platformun sorumluluğu da değerlendiriliyor. Savcılık, Grok’un bu tür içerikleri üretmesine imkân tanıyıp tanımadığını ve X platformunun denetim yükümlülüklerini incelemeye aldı.

Yetkililer, bu dosyanın İsviçre’de yapay zekâ kaynaklı hakaret ve nefret söylemi konusunda emsal teşkil edebileceğini belirtiyor. Özellikle dijital platformların ve yapay zekâ araçlarının hukuki sorumluluğunun sınırları bu süreçte netleşebilir.

Avrupa genelinde de benzer tartışmalar sürüyor. Yapay zekâ tarafından üretilen yanıltıcı veya zarar verici içeriklere karşı hem ulusal hem de Avrupa Birliği düzeyinde yeni düzenlemeler gündemde.

Soruşturmanın ilerleyen süreçte hem kullanıcı hem de platform açısından önemli hukuki sonuçlar doğurması bekleniyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading

Trendler