Connect with us

İsviçre

Eski Zürih Başkonsolosu Gürsel Demirok’un Akçağaç Hikayesi

yazar

Published

on

Gürsel Demirok’un Zürih’teki Akçaağaç Hikayesi:

Gürsel Demirok, Medya Günlüğü sayfasında kaleme aldığı bu yazısında, İsviçre Türk Kadınlar Derneği’nin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlediği Haber özel bir kahvaltı programını ve bu etkinlik çerçevesinde 20 yıl önce Zürih’te dikilen akçaağacın hikayesini anlatyor. 19 Mayıs 2004’te, Winterthur’da dikilen bu akçaağaç, İsviçre’deki Türk toplumunun kültürel ve manevi değerlerine bağlılığının ve entegrasyonunun bir sembolü olarak büyük bir anlam taşıyor. Gürsel Demirok, bu anlamlı ağacın dikim sürecine ve bugünkü kutlamalara dair duygu ve düşüncelerini paylaşıyor.

Medya Günlüğü’nde yazdığı yazı Linki

İşte Yazının tamamı:

“İsviçre Türk Kadınlar Derneği, 19 Mayıs Pazar günü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında özel bir kahvaltı programı düzenledi.

Winterthur’da gerçekleştirilen bu etkinliğe çok sayıda vatandaş katılım gösterdi. Etkinlikte, 20 yıl önce dönemin Zürih Başkonsolosu Gürsel Demirok’un önerisiyle dikilen ağacın yıl dönümü kutlandı. Kahvaltının ardından katılımcılar, 20 yıllık ağacı ziyaret etti ve bu özel anı hep birlikte kutladı. İsviçre Türk Kadınlar Derneği’nin o dönemdeki başkanı olan Fatma Jäggli, bugünkü programın anlam ve önemini anlattı. Jäggli, bu ağacın Türk toplumunun İsviçre’deki varlığını ve birlikteliğini simgelediğini vurgulayarak, bu tür etkinliklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirtti.”

İsviçre’den dostum Cemil Baysal’ın yukarıdaki yazısını geçenlerde sosyal medyada okudum ve çok mutlu oldum. Yazının altında o yıllardaki dernek başkanı Fatma Jaggli’nin ağacın öyküsünü anlatan bir video mesajı vardı. Jaggli mesajında, önerim üzerine dikilen ağacın İsviçre toprağının yanı sıra tarafımdan Türkiye’den getirtilen toprakla beslendiğini hatırlatıyordu.

19 Mayıs 2004’te Zürih’te (Winterthur) İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından bir parka akçaağaç dikilmişti. Ağaç, İsviçre’ye gelen birinci nesilin anısına, İsviçre’deki Türk toplumunun kültürel ve manevi değerlerine bağlılığının, aynı zamanda İsviçre’ye entegrasyonunun, orada kök salmış olmalarının bir simgesi niteliğindeydi.

Cemil Baysal’ın yazısı beni çok mutlu etti ve duygulandırdı ,yıllar öncesine götürdü. “Bu akçaağaç da nereden çıktı?” diye düşünenler olabilir. Anlamlı bir öyküsü var, anlatayım.

Zürih’te Başkonsolos iken (2000-2004) Avrupa Türkleri ile ilgili gözlem ve düşüncelerimi Post gazetesinde yazarak insanlarımıza ulaşmaya çalışırdım. Bu yazıların yol gösterici olduğu söylenirdi. Bu yazılardan biri de “Neden olmasın?” başlığı ile Kasım 2003’te yayınlanmıştı Post gazetesinde. Yazıda, 25 yıl sonra İsviçre’deki Türk toplumunun ulaşacağı konum ve karşılaşacağı sorunlar bir öykü olarak anlatılıyordu. Öykünün kahramanı İsviçre Türk Toplumu Başkanı Betül Hanım, ITT’nin kuruluşunun 25. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikler hakkında bilgi verirken şöyle konuşuyordu:

“… Oradan bir parka gidilecek. Parkta bir çınar ağacımız var. Bu çınar ağacı bizler için ayrı bir anlam ve öneme sahip. Umuda yolculuğa çıkan dedelerimizin, ninelerimizin buralara taşıdıkları kültürel ve manevi değerlerimizin sembolü olarak görüyoruz o ağacı. Ayrıca hepimizin gönlünde yaşayan Türkiye ve Avrupa sevdasının, yaşadığımız bu güzel ülke İsviçre ve İsviçre halkıyla bütünleşmemizin ve yılların deneyimleriyle güçlü bir toplum haline gelmemizin bir sembolü olarak da görüyoruz o ağacı. Çınar ağacının dalları, çocuklarını koruyup kollayan bir annenin müşfik kolları gibidir. Analarımız dikmiş yıllar önce bir fidan olarak. Yavrularının kültürel ve manevi değerlerini korumalarına nasıl özen gösteriyorlar ise, toprak ana gibi, fidanı korumuşlar, iyice kök salsın güçlensin diye. Bugün o fidan koca bir çınar. Sanki Tûba’nın kendisi. İnsanlarımız, sık sık bu parka gelerek bu ağacın altında, hamileriymiş gibi, dal budak sarmış gövdesinin yaydığı huzura, serin gövdesinin verdiği ferahlığa koşarlar…”

Toplumumuz tarafından ilgiyle karşılanan bu öyküden esinlenerek İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatma Jajjli ve Yönetim Kurulu üyelerine bir parka, öyküde söz edildiği gibi, bir ağaç dikmelerini telkin etmiştim. Sağ olsunlar bu dileğimi gerçekleştirdiler. Dernek, 2004’te anlamlı bir günde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda, birinci kuşağın anısına saygı olarak Winterthur’da bir parka Winterthur Şehir Belediyesi’nin değerli yardımlarıyla akçaağaç fidesi dikti. Bir plaket koydu. Oğlum Barış’ın Türkiye’den getirdiği toprağı da fidanın dibine döktük. Birinci kuşağın bin bir güçlüğü aşarak ve büyük bir mücadele vererek toplumumuzu bu noktaya ulaştırdığı göz önünde tutulduğunda dikilen akçaağaç fidesi daha büyük bir anlam kazanmaktaydı.

“Bir yıl sonrasını düşünen buğday eker, on yıl sonrasını düşünen ağaç diker, yüzyıl sonrasını düşünen de insan yetiştirir” demişler. Bu itibarla kadınlarımızın girişimi aynı zamanda Türk toplumunu yarınlara taşıyacak yavrularına karşı duydukları sorumluluk duygusunun ve ileriki yıllarda güçlü bir toplum haline gelme arzusunun bir ifadesiydi. Winterthur Şehir Belediyesi’nden temsilcilerin de katıldığı dikim töreninde ikinci kuşak kadınlarımızı görmeliydiniz. Her biri şefkatli avuçlarıyla fidanın köklerine İsviçre toprağıyla harmanlanan Türkiye’den getirdiğimiz ana vatan toprağını koymak ve körpe bedenini okşamak için sıraya girmişti. Fidanı hemen benimsemiş, bağırlarına basmışlardı. Bakıma muhtaç bir yavruya nasıl yaklaşılırsa, öyle yaklaşmışlardı ağaca. Eğilmesin diye destek yapmışlardı. Kimseler zarar vermesin diye çitle çevirmişlerdi.

Törenin en gözde konukları ise Hatun ve Tûba öğretmenlerin öğrencileriydi. Ellerinde Türk ve İsviçre bayraklarıyla merakla bakıyorlardı etraflarında olup bitenleri anaokulu öğrencileri anlayamamışlardı insanların dikilen fidana ve kendilerine bu denli ilgi göstermelerinin nedenini. Türkçe ve Türk Kültürü derslerine devam eden öğrenciler ise parka neden geldiklerini biliyorlardı. Anlatmıştı öğretmenleri ağacın insan yaşamındaki önemini, dikilen fidanın değerini. Dedeleriyle birlikte fidanın köklerine toprak koyarken mutluydular. Akçaağaç, birinci kuşağa duyulan şükran hislerinin yanı sıra, İsviçre’deki Türk toplumunun Türkiye sevdası ile İsviçre’ye entegrasyonunun bir sembolüydü.

Zaman çok hızlı geçiyor. Ancak o günlerin unutmadığım güzel anıları bende de taptaze. Dilerim “Neden Olmasın?” başlıklı öykünün kahramanı Betül Hanım’ın yukarıda işaret ettiğim konuşmasında dile getirdiği hususlar bir gün gerçekleşir. Akçaağaç, birinci kuşağa duyulan şükran hislerinin yanı sıra, İsviçre’deki Türk toplumunun Türkiye sevdasıyla İsviçre’ye entegrasyonunun bir sembolü. Toprak ağacı besleyen, yaşatan en önemli unsur. Tıpkı hava, su, güneş gibi. Hava, su, güneş İsviçre’nin toplumumuza, başta eğitim olmak üzere sağladığı olanaklar ise, toprakta birinci kuşağın oralara taşıdığı kültürel ve manevi değerlerimiz. Hepsi birbirini tamamlıyor. Entegrasyon bu olmalı.

20 yıl önce yazdığım bir yazımda şöyle demişim:

“Kadınlarımız, yavrularının kültürel ve manevi değerlerini korumalarına ve eğitimlerine nasıl özen özen gösteriyorlarsa, akçaağacın köklenmesine ve güçlenmesine öyle özen gösterecekler. Gençlerimiz de kadınlarımıza destek olacaklar. Aradan on yıllar geçecek ve 19 Mayıs’ta dikilen fidan büyüyüp İsviçre Türk toplumunun ağacı olacak, insanlarımız akçaağacın bulunduğu parkta her 19 Mayıs’ı birlikte kutlayacaklar…”

Akçaağacın dikilmesinin 20. yıl dönümünde Zürih’te düzenlenen kutlama bu açıdan benim için çok anlamlı. Kadınlarımızın akçaağaca sahip çıktıklarının, değer verdiklerinin bir göstergesi. Başta Fatma Jaggli, kendilerini içtenlikle kutluyorum, sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Kutlamada, akçaağacın fidesinin dikimine katılmış çocuklarımızın da gençler olarak hazır bulunmuş olabileceğini düşünüyorum.

Öte yandan, insanlarımızın yoğun olarak yaşadığı diğer ülkelerdeki kadın derneklerimizin, İsviçre Türk Kadınlar Derneği’ni örnek alarak, yerel makamlarla iş birliği ile yaşadıkları yörelerdeki parklara sembol niteliğinde akçaağaçlar dikmelerini diliyorum.

Gürsel Demirok

Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi’ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 1969’da Dışişleri Bakanlığı’na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar da referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan’ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

Pahalı Ürün Her Zaman Daha mı Kalitelidir? 2026 İsviçre Testlerinden Şaşırtıcı Sonuçlar

yazar

Published

on

By

80 franklık mont, 260 franklık modelle aynı puanı aldı; 200 franklık gazlı mangal daha pahalı rakiplerini geride bıraktı. Ancak araştırmalar, en ucuz ürünü seçmenin de her zaman doğru olmadığını gösterdi.

ZÜRİH – İsviçre’de Kassensturz, K-Tipp ve Saldo tarafından 2026 yılında yayımlanan ürün testleri, yüksek fiyatın her zaman üstün kalite anlamına gelmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Beyaz tişörtten powerbank’e, softshell monttan gazlı mangala kadar farklı ürünlerin incelendiği testlerde bazı uygun fiyatlı modeller pahalı rakipleriyle aynı puanı aldı veya onları geride bıraktı. Buna karşılık bazı kategorilerde en ucuz ürünlerin başarısız olması, yalnızca fiyata bakılarak alışveriş yapılmaması gerektiğini de gösterdi.

En ucuz kadın tişörtleri en başarılı ürünler arasında

K-Tipp’in 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada sekiz kadın ve sekiz erkek modeli olmak üzere toplam 16 beyaz pamuklu tişört incelendi. Ürünler yıkama, çekme, biçimini koruma ve tüylenme gibi kriterlerde test edildi.

Testte 16 tişörtün 10’u yetersiz bulundu. En dikkat çekici sonuç ise en uygun fiyatlı iki kadın tişörtünün testin en başarılı ürünleri arasında yer alması oldu.

Pahalı markalar da fiyatlarının karşılığını veremedi. Yaklaşık 40 franklık Calvin Klein erkek tişörtünün boyu, 10 yıkamanın ardından 75 santimetreden 67 santimetreye düştü. En pahalı kadın tişörtlerinden bazıları da çekme, biçim bozukluğu ve tüylenme nedeniyle düşük değerlendirme aldı.
Kaynak: K-Tipp/Saldo – Beyaz tişört testi, 19 Ağustos 2026⁠

28 franklık powerbank en fazla kullanılabilir enerjiyi verdi

Saldo’nun 4 Şubat 2026 tarihli araştırmasında sekiz büyük ve dokuz küçük olmak üzere 17 powerbank test edildi.

Voltcraft markalı PB PD65WLCD20000, 28 franklık fiyatıyla büyük powerbank’ler arasındaki en ucuz model olmasına rağmen yaklaşık 70 watt-saat kullanılabilir enerji sağlayarak bu alanda testin en yüksek sonucuna ulaştı.

Testin genel birincisi Ecoflow Rapid Powerbank olurken, Voltcraft’ın uygun fiyatıyla sağladığı yüksek enerji kapasitesi fiyat-performans açısından dikkat çekti.
Kaynak: Saldo – Powerbank testi, 4 Şubat 2026⁠

80 franklık softshell mont, 260 franklık ürünle aynı puanı aldı

Kassensturz ve Saldo, 17 Mart 2026 tarihinde fiyatları 69,90 ile 260 frank arasında değişen 10 softshell montun laboratuvar sonuçlarını yayımladı.

H&M’nin 79,95 franklık Move Softshell Anorak modeli, 260 frankla testin en pahalı ürünü olan Mammut Ultimate Comfort SO Hooded Jacket ile aynı sonucu elde etti. İki mont da 5,3 puanla “iyi” değerlendirmesi alarak test birinciliğini paylaştı.

H&M modeli su geçirmezlik ile nefes alabilirlik arasındaki dengesiyle, Mammut ise özellikle yağmura karşı dayanıklılığıyla öne çıktı. Buna karşılık Helly Hansen, The North Face, 46 Nord ve Jack Wolfskin’in bazı modelleri genel değerlendirmede yetersiz bulundu.
Kaynak: SRF Kassensturz – Softshell mont testi, 17 Mart 2026⁠

200 franklık gazlı mangal fiyat-performans birincisi

Kassensturz ve K-Tipp’in 19 Mayıs 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada fiyatları 159 ile 599 frank arasında değişen 10 gazlı mangal test edildi.

Weber Spirit E-210, 5,6 puanla genel test birincisi oldu. Ancak testin fiyat-performans birinciliğini, Obi’de 199,95 franka satılan Jamestown Kane kazandı. Model; kullanım kolaylığı ve uygulamalı pişirme testindeki başarısıyla 5,3 puana ulaştı.

Kassensturz, Jamestown Kane’in fiyatı kendisinden üç kata kadar yüksek olan bazı rakiplerinden daha başarılı olduğunu belirtti. Campingaz’ın test edilen iki modeli ise beklentileri karşılayamadı; Xpert 200 LW modeli genel değerlendirmede yetersiz bulundu.
Kaynak: SRF Kassensturz – Gazlı mangal testi, 19 Mayıs 2026⁠

Raclette cihazında en ucuz model kaybetti, 50 franklık ürün “iyi” çıktı

27 Ocak 2026 tarihli raclette masa ızgarası testinde fiyatları 25,70 ile yaklaşık 130 frank arasında değişen 10 cihaz incelendi.

Testin en ucuz ürünü olan 25,70 franklık Severin Raclette 4, ısı dağılımı ve kurulumundaki sorunlar nedeniyle yetersiz bulundu. Buna karşılık Trisa’nın 49,90 franklık modeli hem peynir eritme hem de et ve sebze pişirme testlerinde başarılı olarak “iyi” notu aldı.

Yaklaşık 80 franklık Koenig Racletteofen 4 and More ile 129,95 franklık Solis Tischgrill 5 in 1 ise 5,3 puanla test birinciliğini paylaştı. Sonuçlar, en ucuz ürünün her zaman avantajlı olmadığını; ancak iyi bir cihaz için de en yüksek fiyatın ödenmesinin gerekmediğini gösterdi.
Kaynak: SRF Kassensturz – Raclette cihazları testi, 27 Ocak 2026⁠

Bıçak bileme cihazlarında 10 franktan 200 franka kadar büyük fark

Kassensturz’un 10 Mart 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada 13 bıçak bileme cihazı profesyonel laboratuvarda test edildi. Ürünlerin fiyatları 10 frank ile yaklaşık 200 frank arasında değişti.

Yaklaşık 10 franklık IKEA Aspekt, uygulamalı kullanım testinde “iyi” sonuç aldı. Yaklaşık 40 franklık WMF ile 180 franklık Horl 3 de keskinlik ölçümleri ve uygulamalı testte başarılı bulundu.

Bununla birlikte dört cihaz testten geçemedi; bunlardan ikisinde yaralanma veya güvenlik riski tespit edildi. Bu nedenle bu kategoride yalnızca fiyata değil, güvenli kullanım ve bileme performansına da dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.
Kaynak: SRF Kassensturz – Bıçak bileme cihazları testi, 10 Mart 2026⁠

Kamp matlarında pahalı ürün kazandı, en ucuz model de “iyi” not aldı

Her testte ucuz ürün kazanmadı. Kassensturz ve Saldo’nun 12 Mayıs 2026 tarihli kamp matı araştırmasında, 159 franklık Exped modeli “çok iyi” notuyla test birincisi oldu.

Buna karşılık yaklaşık 50 frankla testin en ucuz ürünü olan Decathlon’un Forclaz matı, kullanım kolaylığı ve ısı yalıtımında yüksek puan alarak genel değerlendirmede “iyi” bulundu. Ancak ince yapısı nedeniyle engebeli zemindeki yatış konforu daha pahalı ve kalın modellere göre daha düşük kaldı.
Kaynak: SRF Kassensturz – Kamp matları testi, 12 Mayıs 2026⁠

Sonuç: Fiyat tek başına kalite göstergesi değil

2026 yılında yayımlanan bu araştırmaların ortak sonucu şu: Pahalı ürün her zaman daha kaliteli olmadığı gibi, en ucuz ürün de her zaman en hesaplı tercih olmayabiliyor.

Tüketicilerin marka adı ve fiyat etiketinin yanı sıra bağımsız test sonuçlarına, güvenlik değerlendirmelerine, dayanıklılığa ve ürünü hangi amaçla kullanacaklarına bakmaları önem taşıyor.

Haberde belirtilen fiyatlar ürünlerin test için satın alındığı tarihlerdeki fiyatlardır. Güncel satış fiyatları ve ürünlerin bulunabilirliği değişebilir.

#İsviçre#schweiz#suisse#switzerland#Habe

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Çifte Vergi Modeli Riski: Evli Çiftler Üç Beyanname Verebilir

yazar

Published

on

By

İsviçre, bireysel vergilendirmeyi kabul etmesinden sekiz ay sonra evli çiftlerin ortak vergilendirilmesini öngören farklı bir modeli oylayacak. İki düzenlemenin uzlaştırılamaması, 2032’den itibaren bürokratik karmaşaya yol açabilir.

BERN – Merkez Parti’nin “Eşler İçin de Adil Federal Vergiler – Evlilik Ayrımcılığına Son” girişimi, 29 Kasım 2026’da sandığa gidiyor. Teklif, eşlerin doğrudan federal vergide birlikte değerlendirilmesini ve diğer mükelleflere göre dezavantajlı olmamasını talep ediyor.

Seçmenler, 8 Mart 2026’da bireysel vergilendirme yasasını yüzde 54,23 oyla kabul etmişti. En geç 2032’de yürürlüğe girecek düzenlemeye göre eşler gelir ve varlıklarını ayrı beyan edecek; sistem federal, kantonal ve belediye vergilerinde uygulanacak.

Merkez Parti’nin modelinde ise federal vergide ortak beyan korunacak. Vergi dairesi, bekârlara uygulanan tarife üzerinden ikinci bir hesaplama yapacak ve çift için düşük çıkan tutarı esas alacak.

Kasım’daki girişimin kabulü, mevcut yasayı otomatik olarak yürürlükten kaldırmayacak. Parlamento iki sistemi uyumlu hâle getirmezse kanton ve belediyelerde bireysel, doğrudan federal vergide ortak vergilendirme geçerli olabilir. Böylece eşlerin iki ayrı kanton ve belediye beyannamesine ek olarak ortak federal beyanname sunması gerekebilir.

Federal Vergi İdaresi, bu yapının uygulamada büyük güçlükler doğuracağı uyarısında bulunuyor. Federal Konsey de bireysel vergilendirmeyle çeliştiği gerekçesiyle girişimin reddini öneriyor. Merkez Parti Başkanı Philipp Matthias Bregy ise yasal uyumu sağlamanın Parlamento’nun sorumluluğunda olduğunu belirtiyor.

Üç beyanname kesinleşmiş değil; yalnızca Parlamento’nun zamanında çözüm üretememesi hâlinde doğabilecek bir senaryo.

Kaynak: ESTV / Federal Konsey
#İsviçre#schweiz#suisse#zürich#zürih

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Ev Temizliğinin Yükü Kadınlarda: Yüzde 70’i İşin Büyük Bölümünü Üstleniyor

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE – Ev işleri birçok hanede tartışma konusu olmaya devam ediyor. 2026’da yapılan temsilî ankete göre kadınların yüzde 70’i temizlik işlerinin büyük bölümünü kendisinin üstlendiğini söylüyor. Erkeklerde aynı yanıtı verenlerin oranı yüzde 24.

YouGov’un gerçekleştirdiği ankete, İsviçre’de yaşayan 15–79 yaş arası 1.279 kişi katıldı. Araştırma 18–23 Şubat 2026 tarihlerinde yapıldı; örneklem hata payı yüzde 2,9 olarak açıklandı.

Sonuçlar, kadınlarla erkeklerin görev paylaşımını farklı değerlendirdiğini gösterdi. Erkeklerin yüzde 32’si ev işlerinin eşit paylaşıldığını düşünürken kadınlarda bu oran yüzde 16’da kaldı. Erkeklerin yüzde 36’sı temizliğin çoğunlukla evdeki başka biri tarafından yapıldığını belirtti; kadınlarda aynı yanıtı verenlerin oranı yüzde 8 oldu.

Ev işleri aile içinde de gerilim yaratıyor. Katılımcıların yüzde 46’sı temizlik nedeniyle nadiren, yüzde 28’i ise zaman zaman tartışma yaşandığını bildirdi. Anlaşmazlıkların ilk sırasında yüzde 51 ile “temizliğin ne olduğu konusunda farklı beklentiler” bulunuyor. Bunu zaman yetersizliği yüzde 28 ve görevlerin belirsiz paylaşılması yüzde 22 ile izliyor.

On yaşından büyük çocuğu bulunan ebeveynlerin yüzde 56’sı, çocukların ev işlerine yeterince katılmadığını düşünüyor. Çocuksuz ve 40 yaşın altındaki katılımcıların yüzde 32’si ise partnerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söylüyor.

Katılımcıların yüzde 60’ı yılda bir kapsamlı ev temizliği yaptığını belirtti. Evde en utandırıcı bulunan manzara yüzde 51 ile kirli banyo veya tuvalet olurken bunu yüzde 43 ile genel dağınıklık ve yüzde 37 ile yapışkan zeminler izledi.

Sizin evinizde temizlik işleri eşit mi paylaşılıyor, yoksa yük çoğunlukla tek bir kişinin üzerinde mi?

Kaynak: YouGov /
#İsviçre#schweiz#haushalt#Kadın#frau

Continue Reading

Trendler