Connect with us

İsviçre

Eski Zürih Başkonsolosu Gürsel Demirok’un Akçağaç Hikayesi

yazar

Published

on

Gürsel Demirok’un Zürih’teki Akçaağaç Hikayesi:

Gürsel Demirok, Medya Günlüğü sayfasında kaleme aldığı bu yazısında, İsviçre Türk Kadınlar Derneği’nin 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlediği Haber özel bir kahvaltı programını ve bu etkinlik çerçevesinde 20 yıl önce Zürih’te dikilen akçaağacın hikayesini anlatyor. 19 Mayıs 2004’te, Winterthur’da dikilen bu akçaağaç, İsviçre’deki Türk toplumunun kültürel ve manevi değerlerine bağlılığının ve entegrasyonunun bir sembolü olarak büyük bir anlam taşıyor. Gürsel Demirok, bu anlamlı ağacın dikim sürecine ve bugünkü kutlamalara dair duygu ve düşüncelerini paylaşıyor.

Medya Günlüğü’nde yazdığı yazı Linki

İşte Yazının tamamı:

“İsviçre Türk Kadınlar Derneği, 19 Mayıs Pazar günü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında özel bir kahvaltı programı düzenledi.

Winterthur’da gerçekleştirilen bu etkinliğe çok sayıda vatandaş katılım gösterdi. Etkinlikte, 20 yıl önce dönemin Zürih Başkonsolosu Gürsel Demirok’un önerisiyle dikilen ağacın yıl dönümü kutlandı. Kahvaltının ardından katılımcılar, 20 yıllık ağacı ziyaret etti ve bu özel anı hep birlikte kutladı. İsviçre Türk Kadınlar Derneği’nin o dönemdeki başkanı olan Fatma Jäggli, bugünkü programın anlam ve önemini anlattı. Jäggli, bu ağacın Türk toplumunun İsviçre’deki varlığını ve birlikteliğini simgelediğini vurgulayarak, bu tür etkinliklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirtti.”

İsviçre’den dostum Cemil Baysal’ın yukarıdaki yazısını geçenlerde sosyal medyada okudum ve çok mutlu oldum. Yazının altında o yıllardaki dernek başkanı Fatma Jaggli’nin ağacın öyküsünü anlatan bir video mesajı vardı. Jaggli mesajında, önerim üzerine dikilen ağacın İsviçre toprağının yanı sıra tarafımdan Türkiye’den getirtilen toprakla beslendiğini hatırlatıyordu.

19 Mayıs 2004’te Zürih’te (Winterthur) İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği tarafından bir parka akçaağaç dikilmişti. Ağaç, İsviçre’ye gelen birinci nesilin anısına, İsviçre’deki Türk toplumunun kültürel ve manevi değerlerine bağlılığının, aynı zamanda İsviçre’ye entegrasyonunun, orada kök salmış olmalarının bir simgesi niteliğindeydi.

Cemil Baysal’ın yazısı beni çok mutlu etti ve duygulandırdı ,yıllar öncesine götürdü. “Bu akçaağaç da nereden çıktı?” diye düşünenler olabilir. Anlamlı bir öyküsü var, anlatayım.

Zürih’te Başkonsolos iken (2000-2004) Avrupa Türkleri ile ilgili gözlem ve düşüncelerimi Post gazetesinde yazarak insanlarımıza ulaşmaya çalışırdım. Bu yazıların yol gösterici olduğu söylenirdi. Bu yazılardan biri de “Neden olmasın?” başlığı ile Kasım 2003’te yayınlanmıştı Post gazetesinde. Yazıda, 25 yıl sonra İsviçre’deki Türk toplumunun ulaşacağı konum ve karşılaşacağı sorunlar bir öykü olarak anlatılıyordu. Öykünün kahramanı İsviçre Türk Toplumu Başkanı Betül Hanım, ITT’nin kuruluşunun 25. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikler hakkında bilgi verirken şöyle konuşuyordu:

“… Oradan bir parka gidilecek. Parkta bir çınar ağacımız var. Bu çınar ağacı bizler için ayrı bir anlam ve öneme sahip. Umuda yolculuğa çıkan dedelerimizin, ninelerimizin buralara taşıdıkları kültürel ve manevi değerlerimizin sembolü olarak görüyoruz o ağacı. Ayrıca hepimizin gönlünde yaşayan Türkiye ve Avrupa sevdasının, yaşadığımız bu güzel ülke İsviçre ve İsviçre halkıyla bütünleşmemizin ve yılların deneyimleriyle güçlü bir toplum haline gelmemizin bir sembolü olarak da görüyoruz o ağacı. Çınar ağacının dalları, çocuklarını koruyup kollayan bir annenin müşfik kolları gibidir. Analarımız dikmiş yıllar önce bir fidan olarak. Yavrularının kültürel ve manevi değerlerini korumalarına nasıl özen gösteriyorlar ise, toprak ana gibi, fidanı korumuşlar, iyice kök salsın güçlensin diye. Bugün o fidan koca bir çınar. Sanki Tûba’nın kendisi. İnsanlarımız, sık sık bu parka gelerek bu ağacın altında, hamileriymiş gibi, dal budak sarmış gövdesinin yaydığı huzura, serin gövdesinin verdiği ferahlığa koşarlar…”

Toplumumuz tarafından ilgiyle karşılanan bu öyküden esinlenerek İsviçre Türk Kadınları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Fatma Jajjli ve Yönetim Kurulu üyelerine bir parka, öyküde söz edildiği gibi, bir ağaç dikmelerini telkin etmiştim. Sağ olsunlar bu dileğimi gerçekleştirdiler. Dernek, 2004’te anlamlı bir günde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nda, birinci kuşağın anısına saygı olarak Winterthur’da bir parka Winterthur Şehir Belediyesi’nin değerli yardımlarıyla akçaağaç fidesi dikti. Bir plaket koydu. Oğlum Barış’ın Türkiye’den getirdiği toprağı da fidanın dibine döktük. Birinci kuşağın bin bir güçlüğü aşarak ve büyük bir mücadele vererek toplumumuzu bu noktaya ulaştırdığı göz önünde tutulduğunda dikilen akçaağaç fidesi daha büyük bir anlam kazanmaktaydı.

“Bir yıl sonrasını düşünen buğday eker, on yıl sonrasını düşünen ağaç diker, yüzyıl sonrasını düşünen de insan yetiştirir” demişler. Bu itibarla kadınlarımızın girişimi aynı zamanda Türk toplumunu yarınlara taşıyacak yavrularına karşı duydukları sorumluluk duygusunun ve ileriki yıllarda güçlü bir toplum haline gelme arzusunun bir ifadesiydi. Winterthur Şehir Belediyesi’nden temsilcilerin de katıldığı dikim töreninde ikinci kuşak kadınlarımızı görmeliydiniz. Her biri şefkatli avuçlarıyla fidanın köklerine İsviçre toprağıyla harmanlanan Türkiye’den getirdiğimiz ana vatan toprağını koymak ve körpe bedenini okşamak için sıraya girmişti. Fidanı hemen benimsemiş, bağırlarına basmışlardı. Bakıma muhtaç bir yavruya nasıl yaklaşılırsa, öyle yaklaşmışlardı ağaca. Eğilmesin diye destek yapmışlardı. Kimseler zarar vermesin diye çitle çevirmişlerdi.

Törenin en gözde konukları ise Hatun ve Tûba öğretmenlerin öğrencileriydi. Ellerinde Türk ve İsviçre bayraklarıyla merakla bakıyorlardı etraflarında olup bitenleri anaokulu öğrencileri anlayamamışlardı insanların dikilen fidana ve kendilerine bu denli ilgi göstermelerinin nedenini. Türkçe ve Türk Kültürü derslerine devam eden öğrenciler ise parka neden geldiklerini biliyorlardı. Anlatmıştı öğretmenleri ağacın insan yaşamındaki önemini, dikilen fidanın değerini. Dedeleriyle birlikte fidanın köklerine toprak koyarken mutluydular. Akçaağaç, birinci kuşağa duyulan şükran hislerinin yanı sıra, İsviçre’deki Türk toplumunun Türkiye sevdası ile İsviçre’ye entegrasyonunun bir sembolüydü.

Zaman çok hızlı geçiyor. Ancak o günlerin unutmadığım güzel anıları bende de taptaze. Dilerim “Neden Olmasın?” başlıklı öykünün kahramanı Betül Hanım’ın yukarıda işaret ettiğim konuşmasında dile getirdiği hususlar bir gün gerçekleşir. Akçaağaç, birinci kuşağa duyulan şükran hislerinin yanı sıra, İsviçre’deki Türk toplumunun Türkiye sevdasıyla İsviçre’ye entegrasyonunun bir sembolü. Toprak ağacı besleyen, yaşatan en önemli unsur. Tıpkı hava, su, güneş gibi. Hava, su, güneş İsviçre’nin toplumumuza, başta eğitim olmak üzere sağladığı olanaklar ise, toprakta birinci kuşağın oralara taşıdığı kültürel ve manevi değerlerimiz. Hepsi birbirini tamamlıyor. Entegrasyon bu olmalı.

20 yıl önce yazdığım bir yazımda şöyle demişim:

“Kadınlarımız, yavrularının kültürel ve manevi değerlerini korumalarına ve eğitimlerine nasıl özen özen gösteriyorlarsa, akçaağacın köklenmesine ve güçlenmesine öyle özen gösterecekler. Gençlerimiz de kadınlarımıza destek olacaklar. Aradan on yıllar geçecek ve 19 Mayıs’ta dikilen fidan büyüyüp İsviçre Türk toplumunun ağacı olacak, insanlarımız akçaağacın bulunduğu parkta her 19 Mayıs’ı birlikte kutlayacaklar…”

Akçaağacın dikilmesinin 20. yıl dönümünde Zürih’te düzenlenen kutlama bu açıdan benim için çok anlamlı. Kadınlarımızın akçaağaca sahip çıktıklarının, değer verdiklerinin bir göstergesi. Başta Fatma Jaggli, kendilerini içtenlikle kutluyorum, sevgi ve selamlarımı sunuyorum. Kutlamada, akçaağacın fidesinin dikimine katılmış çocuklarımızın da gençler olarak hazır bulunmuş olabileceğini düşünüyorum.

Öte yandan, insanlarımızın yoğun olarak yaşadığı diğer ülkelerdeki kadın derneklerimizin, İsviçre Türk Kadınlar Derneği’ni örnek alarak, yerel makamlarla iş birliği ile yaşadıkları yörelerdeki parklara sembol niteliğinde akçaağaçlar dikmelerini diliyorum.

Gürsel Demirok

Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi’ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 1969’da Dışişleri Bakanlığı’na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalar da referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan’ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE’DE PENSİYON KASANIZ NEREDE? 6,75 MİLYAR FRANK SAHİBİYLE İLETİŞİM KURULAMAYAN HESAPLARDA!

Yıllarca farklı işyerlerinde çalışanların emeklilik birikimleri farklı kasalarda kalmış olabilir. İş değiştirenler, eski hesaplarını bulamayanlar ve Türkiye’ye kesin dönüş planlayanlar için önemli bilgiler.

Cemil Baysal | İsviçre’nin Sesi – +41 Haber

Haber: Cemil Baysal

instagram tikla

tiktok tikla

İsviçre’de yıllarca çalıştınız. Maaşınızdan her ay emeklilik sigortası kesintileri yapıldı. Bir işyerinden ayrılıp başka bir şirkete geçtiniz. Belki birkaç kez kanton, şehir veya adres değiştirdiniz.

Peki, bütün bu yıllarda biriken Pensionskasse paranızın bugün nerede olduğunu biliyor musunuz?

İsviçre’de ikinci sütun emeklilik sistemi olarak bilinen Pensionskasse veya BVG, çalışanların emeklilik güvencesinin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Ancak iş değişiklikleri sırasında eski emeklilik kasasında biriken paranın yeni işyerinin kasasına aktarılmaması, kişinin eski birikimini zamanla unutmasına neden olabiliyor.

Bu durum yalnızca birkaç yüz veya birkaç bin franklık hesaplarla sınırlı değil. Bazı kişilerin yıllar önceki çalışma hayatından kalan çok daha yüksek tutarda birikimleri de bulunabiliyor.

6,75 milyar franklık dikkat çekici rakam

İsviçre’deki Stiftung Auffangeinrichtung BVG’nin açıkladığı verilere göre 2025 yılı sonunda yaklaşık 960 bin iletişim kurulamayan serbest geçiş hesabında toplam 6,75 milyar frank bulunuyordu.

Bu hesaplar, kurumun yönettiği serbest geçiş hesaplarının yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor.

Söz konusu 6,75 milyar frank, İsviçre’deki bütün sahipsiz emeklilik varlıklarının kesin toplamı değil. Yalnızca bu kurumda, hesap sahipleriyle güncel iletişim kurulamayan hesapların toplamı.

Bu nedenle söz konusu paraları “sahipsiz” veya “devletin el koyduğu” para olarak tanımlamak doğru değil.

Hak sahiplerinin isimleri ve sosyal sigorta bilgileri çoğunlukla kayıtlı. Asıl sorun, güncel adres ve iletişim bilgilerinin bulunamaması.

Kurumun verilerine göre bu hesapların yaklaşık yüzde 74’ünde 5.000 franktan daha az birikim var.

Ancak hesapların bir bölümünde daha yüksek tutarlar da bulunabiliyor.

2025 yılında 190 bin arama başvurusu

İsviçre Güvence Fonu BVG’nin 2025 faaliyet raporunda dikkat çekici bir başka bilgi yer alıyor.

İkinci Sütun Merkez Ofisi, bir yıl içinde yaklaşık 190 bin birikim arama başvurusunu işleme aldı.

Başvuruların yüzde 78’inde en az bir emeklilik birikimi kaydıyla eşleşme tespit edildi.

Toplam 269 bin birikim kaydı başvurularla ilişkilendirildi.

Bu sonuçlar, eski emeklilik hesaplarının araştırılmasının neden önemli olduğunu gösteriyor.

Ancak bulunan her kayıt, mutlaka kişinin bilmediği yeni bir para bulunduğu veya bu paranın hemen çekilebileceği anlamına gelmiyor.

Pensionskasse sistemi nasıl çalışıyor?

İsviçre’de emeklilik sistemi üç sütun üzerine kurulu.

Birinci sütun AHV, temel yaşlılık ve geride kalan yakınlar sigortasıdır.

İkinci sütun Pensionskasse veya BVG, çalışma hayatı boyunca işveren ve çalışan tarafından finanse edilen mesleki emeklilik sistemidir.

Üçüncü sütun ise kişinin kendi tercihine göre oluşturduğu bireysel emeklilik birikimlerini kapsar.

Bu haberde ele aldığımız konu, özellikle ikinci sütundaki mesleki emeklilik birikimleri.

Pensionskasse kesintisi her çalışan için aynı tutarda olmayabilir. Sigortaya katılım ve katkı payları; yaş, ücret, çalışma koşulları ve ilgili emeklilik kasasının düzenlemelerine göre değişir.

İş değiştirdiğinizde paranıza ne oluyor?

Normal koşullarda bir çalışan işyerinden ayrılıp yeni bir işyerine geçtiğinde, eski Pensionskasse birikiminin yeni işverenin emeklilik kasasına aktarılması gerekiyor.

Bu birikime Freizügigkeitsleistung, yani serbest geçiş veya ayrılış birikimi deniliyor.

Ancak bazı durumlarda aktarım tamamlanmıyor.

Örneğin çalışan yeni işyerinin emeklilik kasasına ait bilgileri eski kasaya bildirmemiş olabilir.

Bir süre çalışmaya ara verilmiş olabilir.

Yeni işyerinde hemen Pensionskasse kapsamına girilmemiş olabilir.

Ya da eski işyerinden gelen yazışmalar adres değişikliği nedeniyle kişiye ulaşmamış olabilir.

Bu gibi durumlarda birikim, bir serbest geçiş hesabında veya sigorta poliçesinde tutulabilir.

Eski kasa gerekli aktarım bilgilerini alamazsa, para belirli süre sonunda Stiftung Auffangeinrichtung BVG’ye gönderilebilir.

Dolayısıyla yıllar içinde farklı işyerlerinde çalışmış bir kişinin emeklilik birikimleri tek bir yerde toplanmamış olabilir.

Bütün birikimler tek kasada toplanabilir mi?

Kişi yeni bir işyerinde Pensionskasse kapsamında sigortalıysa, önceki işlerinden kalan serbest geçiş birikimlerinin kural olarak yeni emeklilik kasasına aktarılması gerekir.

Bu nedenle eski hesapların tespit edilmesi ve gerekli aktarım işlemlerinin yapılması önemlidir.

Ancak herkesin bütün birikimlerini istediği herhangi bir banka hesabında toplaması mümkün değildir.

Aktarımın yapılacağı kurum, kişinin mevcut çalışma ve sigortalılık durumuna göre belirlenir.

Çalışmayan veya henüz yeni bir Pensionskasse’ye bağlı olmayan kişiler için serbest geçiş hesabı ya da poliçesi seçenekleri bulunabilir.

Eski Pensionskasse hesabınızı nasıl bulabilirsiniz?

İsviçre’de bunun için resmî bir arama mekanizması bulunuyor.

Zentralstelle 2. Säule, yani İkinci Sütun Merkez Ofisi, kişilerin geçmiş çalışma hayatlarından kalan emeklilik birikimlerini araştırmalarına yardımcı oluyor.

Bu kurum, emeklilik kasaları ve serbest geçiş kuruluşlarından bildirilen kayıtları kişinin bilgileriyle karşılaştırıyor.

Arama başvurusu ücretsiz.

Başvuru sonucunda olası hesapların hangi kurumlarda bulunduğu bildirilebiliyor.

Ancak Merkez Ofis parayı kendisi yönetmiyor, hesapları doğrudan birleştirmiyor ve ödeme kararı vermiyor.

Bu işlemler için ilgili emeklilik kasalarıyla veya serbest geçiş kuruluşlarıyla ayrıca iletişim kurulması gerekiyor.

Yıllar önceki işyerlerinizi hatırlamıyorsanız

Eski Pensionskasse hesabını araştırmak için bütün işyerlerinin adlarını eksiksiz hatırlamak zorunda değilsiniz.

İsim, doğum tarihi, sosyal sigorta numarası ve diğer kimlik bilgileri üzerinden araştırma yapılabiliyor.

Eski maaş bordroları, iş sözleşmeleri, Pensionskasse belgeleri ve AHV kayıtları ise ek araştırmalarda yardımcı olabilir.

Özellikle çok sayıda kısa süreli işte çalışanların ve uzun yıllar önce İsviçre’den ayrılanların bu kontrolü yapması yararlı olabilir.

Türkiye’ye kesin dönüş yapacaklar için önemli

İsviçre’den Türkiye’ye kesin dönüş planlayan kişilerin, ülkeden ayrılmadan önce ikinci sütun emeklilik birikimlerinin nerede bulunduğunu öğrenmeleri önemli.

Çünkü farklı emeklilik kasalarında veya serbest geçiş hesaplarında kalan paralar, dönüş işlemleri sırasında gözden kaçabilir.

Türkiye, AB/EFTA ülkesi olmadığı için İsviçre’den kesin olarak Türkiye’ye yerleşen kişiler, ilgili yasal koşulları karşılamaları hâlinde ikinci sütun serbest geçiş birikimlerinin nakit ödenmesini talep edebilir.

Bununla birlikte ödeme otomatik değildir.

Kesin ayrılışın belgelenmesi, ilgili kurumların istediği evrakların hazırlanması, medeni duruma bağlı eş onayı ve vergi konuları değerlendirilir.

Ayrıca kişinin emeklilik durumuna ve sahip olduğu haklara göre farklı kurallar uygulanabilir.

Bu nedenle kesin dönüşten önce bütün hesapların tespit edilmesi, ardından hangi işlemlerin mümkün olduğunun belirlenmesi gerekir.

Birikimlerinizi araştırmak ve işlemleri takip etmek için S-Gate

Farklı işyerlerinde çalışmış, eski emeklilik hesaplarının nerede bulunduğunu bilmeyen veya mevcut birikimlerinin yeni Pensionskasse’ye aktarılıp aktarılmadığından emin olmayan kişiler, işlemlerini kendileri yürütebilecekleri gibi profesyonel idari destek de alabilir.

S-Gate, bu süreçte belge hazırlığı, eski çalışma ve emeklilik kayıtlarının incelenmesi, ilgili kurumlarla yazışmaların koordinasyonu ve gerekli başvuruların takibi için danışmanlık desteği sunmak üzere başvurulabilecek bir adrestir.

İsviçre’den Türkiye’ye kesin dönüş planlayanlar da ayrılış öncesinde hesaplarının tespit edilmesi ve gerekli işlemlerin planlanması için S-Gate ile iletişime geçebilir.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Resmî Zentralstelle 2. Säule araması ücretsizdir. S-Gate ise ayrı bir özel danışmanlık hizmetidir. Hizmetin kapsamı, ücreti ve yetkilendirme koşulları başvuru öncesinde netleştirilmelidir.

S-Gate, emeklilik kasası veya resmî karar mercii değildir. Para transferi ve ödeme kararları ilgili yetkili kuruluşların sorumluluğundadır.

S-Gate iletişim:

Web: www.s-gate.ch

Telefon: +41 41 910 41 14

E-posta: partner@s-gate.ch

Sık sorulan sorular

Birden fazla işyerinde çalıştım. Birikimlerim farklı kasalarda kalmış olabilir mi?

Evet. İş değişikliklerinde aktarım tamamlanmadıysa farklı kurumlarda serbest geçiş birikimleri bulunabilir.

Eski işyerimin Pensionskasse adını bilmiyorum. Yine de araştırabilir miyim?

Evet. Zentralstelle 2. Säule üzerinden kimlik bilgileriyle arama başvurusu yapılabilir.

Arama işlemi ücretli mi?

Resmî Merkez Ofis araması ücretsizdir. Özel danışmanlık ve idari takip hizmetleri ise ayrıca ücretlendirilebilir.

Bulunan bütün paraları hemen banka hesabıma alabilir miyim?

Hayır. Pensionskasse birikimleri emeklilik amacıyla korunur. Nakit ödeme ancak ilgili yasal koşullarda mümkündür.

Türkiye’ye kesin dönüşte birikimlerimi alabilir miyim?

AB/EFTA dışındaki Türkiye’ye kesin yerleşme durumunda, gerekli koşullar sağlanırsa nakit ödeme talep edilebilir. Başvuru, belge ve vergi koşulları ayrıca değerlendirilir.

Eski birikimlerimi yeni Pensionskasse’ye aktarabilir miyim?

Yeni işyerinde mesleki emeklilik sigortasına bağlı kişiler için eski serbest geçiş birikimlerinin yeni kasaya aktarılması kural olarak gereklidir.

S-Gate Swissgate Cemil Baysal benim adıma başvuruları takip edebilir mi?

Yetkilendirme ve hizmet anlaşması kapsamında belge hazırlığı, kurumlarla yazışma ve başvuru takibi için destek alınabilir. Hizmetin ayrıntıları doğrudan S-Gate ile netleştirilmelidir.

Sonuç: Yıllarca çalışarak biriktirdiğiniz paranın nerede olduğunu öğrenin

İsviçre’de iş değiştirmek, farklı kantonlarda çalışmak veya ülkeden ayrılmak, geçmişte oluşan emeklilik birikimlerinin takip edilmesini zorlaştırabiliyor.

2025 sonu itibarıyla yaklaşık 960 bin iletişim kurulamayan hesapta 6,75 milyar frank bulunması, konunun büyüklüğünü ortaya koyuyor.

Bu nedenle özellikle geçmişte farklı işyerlerinde çalışanların, eski Pensionskasse hesaplarını kontrol etmeleri ve mevcut birikimlerinin doğru kurumda bulunduğundan emin olmaları önem taşıyor.

Özel danışmanlık ve işlem takibi: www.s-gate.ch

Cemil Baysal | İsviçre’nin Sesi – +41 Haber

www.isvicreninsesi.ch

Continue Reading

İsviçre

Bern Kantonunda Yeni Uygulama: Cinsel Şiddet Mağdurları İnternetten Suç Duyurusunda Bulunabilecek

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal instagram tiktok

İsviçre’nin Bern kantonunda cinsel şiddete maruz kalan kişiler için yeni bir başvuru imkânı sunuluyor. Bern Kanton Polisi, 3 Kasım 2026 itibarıyla Suisse ePolice platformu üzerinden çevrim içi suç duyurusu yapılabileceğini açıkladı. Yeni sistem, mağdurların polisle daha kolay ve mahremiyetlerini koruyarak ilk teması kurmasını amaçlıyor.

Bern Kanton Polisi, cinsel şiddete maruz kalan kişilerin resmî başvuru yapmasını kolaylaştıracak yeni bir uygulamayı hayata geçirdi.

3 Kasım 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre mağdurlar artık Suisse ePolice platformundaki özel form aracılığıyla internet üzerinden suç duyurusunda bulunabiliyor.

Yeni uygulama, telefonla veya doğrudan polis merkezine giderek başvuru yapma seçeneklerine ek olarak sunuluyor.

İnternet üzerinden başvuru nasıl yapılacak?

Başvuru yapmak isteyen kişiler Suisse ePolice platformundaki ilgili formu doldurarak yaşadıkları olaya ilişkin ilk bilgileri iletebilecek.

Başvuru, SMS ile gönderilen bir kod aracılığıyla doğrulanacak.

Polis, bildirimin ardından normal çalışma saatleri içerisinde ilgili kişiyle telefonla iletişime geçecek.

Görüşmede olayın ayrıntıları ve izlenecek süreç ele alınacak.

Bern Kanton Polisi, çevrim içi bildirimin hukuken suç duyurusu niteliği taşıdığını açıkladı.

Resen soruşturulması gereken bir suç söz konusuysa gerekli soruşturma işlemleri başlatılacak.

Mağdurların polisle ilk teması kolaylaştırılıyor

Cinsel şiddete maruz kalan kişiler için yaşananları anlatmak ve resmî başvuruda bulunmak zorlayıcı olabiliyor.

Yeni uygulama, kişilerin ilk bilgileri internet üzerinden iletebilmesini sağlayarak başvuru eşiğini düşürmeyi amaçlıyor.

Polise gitmeden önce çevrim içi bildirim yapılabilmesi, bazı kişiler açısından daha erişilebilir bir seçenek oluşturabilir.

Bununla birlikte internet üzerinden başvuru, gerekli görüldüğünde yapılacak polis görüşmelerini veya diğer soruşturma işlemlerini ortadan kaldırmıyor.

İlk 72 saat neden önemli?

Bern Kanton Polisi, olayın üzerinden 72 saatten az zaman geçtiği durumlarda farklı bir yol izlenmesini tavsiye ediyor.

Bu durumlarda mağdurların doğrudan 031 332 77 77 numaralı özel iletişim hattını araması öneriliyor.

Böylece gerekli acil önlemlerin alınması, zamanında tıbbi muayene yapılması ve delillerin korunması daha hızlı organize edilebiliyor.

Bu uyarı, 72 saatten sonra suç duyurusunda bulunulamayacağı anlamına gelmiyor. Polis, yakın zamanda gerçekleşen olaylarda zamanında müdahalenin önemini vurguluyor.

Acil tehlikede internet formu beklenmemeli

Kişinin o anda tehlikede olduğu veya acil polis müdahalesine ihtiyaç duyulduğu durumlarda çevrim içi form yerine acil yardım hatlarının kullanılması gerekiyor.

İsviçre’de polis acil hattı 117, genel acil yardım numarası ise 112.

Yeni sistem, acil yardım hizmetlerinin yerine geçmiyor.

Bern dışındaki kişiler için geçerli mi?

Duyurulan uygulama Bern Kanton Polisinin sunduğu yeni başvuru imkânıyla ilgili.

Bu nedenle aynı hizmetin bütün İsviçre kantonlarında aynı kapsamda uygulanmaya başladığı sonucuna varılmamalı.

Başka kantonlarda yaşayan kişiler, kendi kanton polislerinin başvuru seçeneklerini kontrol edebilir.

Türkçe konuşan toplum açısından önemi

Yeni uygulama, Bern kantonunda yaşayan farklı dil ve kültürel geçmişlere sahip kişileri de ilgilendiriyor.

Ancak çevrim içi formun Türkçe dil desteği sunduğu yönünde doğrulanmış bir bilgi bulunmadığından bu konuda kesin bir ifade kullanılmamalı.

Dil desteğine ihtiyaç duyan kişiler, polis veya mağdur destek kuruluşlarından başvuru sürecinde hangi imkânların bulunduğunu öğrenebilir.

Sonuç: Bern kantonunda cinsel şiddet mağdurları artık internet üzerinden resmî suç duyurusunda bulunabiliyor. Yeni sistem erişimi kolaylaştırmayı hedefliyor; yakın zamanda gerçekleşen olaylarda ve acil tehlikede ise doğrudan polisle iletişim öneriliyor.

Çevrim içi başvuru: www.suisse-epolice.ch

Cinsel şiddet mağdurları için Bern polisi iletişim hattı: 031 332 77 77

Acil yardım: 117 veya 112

Kaynak: Bern Kanton Polisi, 3 Kasım 2026.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Sığınmacıların Yer Altındaki Yaşamı: Vaud Kantonunda Yaklaşık 100 Kişi Sivil Savunma Sığınaklarında Kalıyor

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal instagram tiktok

İsviçre’nin Vaud kantonunda yaklaşık 100 sığınmacı ve mülteci, barınma yeri yetersizliği nedeniyle aylardır yer altındaki sivil savunma tesislerinde konaklıyor. RTS tarafından gündeme getirilen yaşam koşulları, özellikle uyku, ruh sağlığı ve günlük yaşam üzerindeki etkileri nedeniyle tartışma yarattı.

İsviçre’de sığınmacıların barınma koşulları yeniden kamuoyunun gündemine geldi.

İsviçre kamu yayıncısı RTS’nin 1 Kasım 2026 tarihinde yayımladığı ve Swissinfo’nun 3 Kasım’da aktardığı araştırmaya göre Vaud kantonunda yaklaşık 100 kişi, sivil savunma sığınaklarında barındırılıyor.

Bu tesisler yer altında bulunuyor ve normal konutlardan oldukça farklı yaşam koşullarına sahip.

Clarens ve Echallens’te barınma

Haberde iki ayrı yer altı tesisi öne çıkıyor.

Clarens’teki sığınakta yaklaşık 60 kişi, üç ayrı yatakhanede kalıyor.

Echallens’teki başka bir sivil savunma tesisinde ise yaklaşık 50 kişi barındırılıyor.

Bu rakamlar yaklaşık değerler olup barınan kişi sayısı zaman içinde değişebiliyor.

Vaud kantonunda göçmenlerin kabul ve barınmasından sorumlu EVAM kuruluşu, yeterli konaklama yeri bulunmamasının mevcut durumun temel nedenlerinden biri olduğunu belirtiyor.

Aylarca yer altında yaşayanlar var

RTS’ye konuşan Ukraynalı Yurii Smirnov, birkaç aydır Clarens’teki sığınakta kaldığını anlattı.

Smirnov, ışık ve havalandırma yetersizliğinin, kalabalığın ve ortam koşullarının ruh sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Savaşla ilgili kötü anılarının ve kâbuslarının yeniden ortaya çıktığını anlatan Smirnov, bazı zamanlarda sığınakta kalmak yerine dışarıda uyumayı tercih ettiğini söyledi.

Haberde görüşlerine yer verilen bir başka kişi ise ortamın gürültüsü nedeniyle eğitimine ve çalışmalarına odaklanmakta zorlandığını aktardı.

Bu ifadeler, görüşülen kişilerin kişisel deneyimlerini yansıtıyor.

Kalış süreleri konusunda farklı anlatımlar

EVAM’ın açıklamasına göre Clarens ve Echallens’teki tesislerde ortalama kalış süresi üç aydan biraz daha kısa.

Buna karşılık RTS’ye konuşan bazı erkekler, dört ila altı aydır bu tesislerde kaldıklarını ifade etti.

Ortalama süre ile bireysel kalış süresinin farklı olabilmesi nedeniyle bu iki bilgi birbiriyle doğrudan çelişmek zorunda değil.

Kimler bu tesislerde kalıyor?

Habere göre söz konusu tesisler erkeklerin barınması için kullanılıyor.

EVAM, sağlık sorunları bulunan kişilerin bu barınma biçiminden muaf tutulduğunu belirtiyor.

Kuruluşun açıklamasına göre kişilerin oturum veya sığınma statüsü, bu tesislere yerleştirme için tek başına belirleyici bir kriter değil.

Tartışmanın merkezinde insan sağlığı var

Yer altında uzun süre yaşamak zorunda kalmak, özellikle travmatik deneyimler geçirmiş kişiler için ayrı güçlükler yaratabiliyor.

Gün ışığından yeterince yararlanamama, kalabalık yatakhaneler, gürültü ve kişisel alan eksikliği gibi koşullar günlük yaşamı zorlaştırabiliyor.

Bununla birlikte haberdeki kişisel sağlık anlatımları, bütün sığınak sakinlerinin aynı sağlık sorunlarını yaşadığını gösteren kapsamlı bir tıbbi araştırma olarak değerlendirilmemeli.

Yeni bir sığınmacı yasası mı?

Hayır. Haber, İsviçre genelinde yeni bir sığınmacı barındırma yasasının yürürlüğe girdiğini bildirmiyor.

Konu, Vaud kantonundaki mevcut barınma kapasitesi ve belirli tesislerdeki yaşam koşullarıyla ilgili.

Sonuç: Vaud kantonunda yaklaşık 100 kişinin yer altı sivil savunma tesislerinde barındırılması, konaklama kapasitesinin yanı sıra insani yaşam koşulları konusunda da soruları gündeme getiriyor.

Continue Reading

Trendler