Connect with us

İsviçre

ESKİ AMPULLERDEN YENİ GELECEK: ETH’Lİ GENÇ KADIN BİLİM İNSANI ULUSLARARASI ÖDÜL KAZANDI

yazar

Published

on

OKUMA SÜRESİ: 3 DAKİKA

ZÜRİH – 28 yaşındaki ETH Zürih doktorantı Marie Perrin, çevre dostu bir geri dönüşüm yöntemi geliştirerek “Young Inventors Prize 2025” ödülünde ilk 10’a girdi. Perrin’in yöntemi sayesinde, eski floresan lambalardan nadir toprak elementleri olan Europium ve Yttrium birkaç adımda ayrıştırılabiliyor.

Modern teknolojinin kalbinde yer alan nadir toprak elementleri (Rare Earth Elements – REE), akıllı telefonlardan rüzgâr türbinlerine kadar birçok cihazın üretiminde kullanılıyor. Ancak bu değerli metallerin %99’u hâlâ geri dönüştürülmüyor. Avrupa, bu elementlerin tamamını yurt dışından ithal ediyor. Marie Perrin’in geliştirdiği yöntem bu durumu değiştirebilir.

BİR LAMBANIN İÇİNDEN GELEN BİLİMSEL DEVRİM

Perrin’in süreci, floresan lambaların içindeki beyaz tozun alınmasıyla başlıyor. Bu tozda bulunan nadir toprak elementleri, özel bir asit çözeltisiyle sıvı hale getiriliyor. En büyük zorluk ise bu elementleri birbirinden ayırmak. Perrin bu noktada doğadan ilham aldı: Belirli enzimlerin metal elementlerle kurduğu etkileşimleri taklit ederek laboratuvarda bir molekül geliştirdi. Bu molekül, sadece belirli metalleri tanıyıp ayırabiliyor.

“Bu keşfi benzersiz yapan şey, 200 yıldır çözülemeyen bir probleme yeni bir yaklaşım sunması,” diyor Perrin.
“Doğanın işleyişine baktık, oradaki seçiciliği laboratuvarda yeniden inşa ettik.”

ANNEDEN KIZINA BULAŞAN KİMYA TUTKUSU

Marie Perrin, ABD’de Fransız bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bilime ilgisi küçük yaşta annesi sayesinde başladı. Annesi bir kimya öğretmeniydi ve evde yaptığı basit deneylerle onun merakını tetikledi. Perrin’in çocukluk ilham kaynağı ise Marie Curie idi.

“Annemin gösterdiği her deney, bana kimyanın aslında hayatın her yerinde olduğunu öğretti. Bu büyü beni hiç bırakmadı,” diyor.

ÇEVREYE VE GELECEĞE HİZMET

Perrin’in buluşu, Avrupa Patent Ofisi tarafından 2025’in en yenilikçi genç mucitleri arasında gösterildi. Ayrıca, çalışması bilim dergisi Nature’da yayımlandı. Kurduğu girişimle birlikte, sadece lambalardan değil, mıknatıslardan da nadir toprak elementlerinin geri kazanılmasını hedefliyor. Böylece üreticiler için çevre dostu ve sürdürülebilir bir tedarik zinciri oluşturulabilecek.

Marie Perrin, geliştirdiği teknolojiyle dünyayı daha yaşanabilir bir yer hâline getirmeyi amaçlıyor. Madenciliğe olan bağımlılığı azaltmak, doğaya verilen zararı en aza indirmek ve temiz teknolojilere geçişi hızlandırmak, onun bilimsel yolculuğunun başlıca hedefleri.


Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Yasal Boşluk: Cinsel Saldırı ve Tecavüz Vakalarında Yeni Düzenleme Gündemde

yazar

Published

on

By

Fransa’da büyük yankı uyandıran Gisèle Pelicot davası, İsviçre’deki yasal bir boşluğu yeniden gündeme taşıdı. Federal Hükümet, cinsel saldırı ve tecavüz vakalarında mağdurların daha kapsamlı korunması için yasa değişikliği hazırlığında.

Mevcut uygulamada, saldırı sırasında bayıltılan ya da bilinci kapalı olan mağdurlar, diğer mağdurlar gibi tazminat ve destekten yararlanamıyor. Bunun nedeni, İsviçre’de yürürlükte olan Kaza Sigortası Yasası’nın (UVG), bilinç kaybı yaşanan durumları kapsam dışı bırakması.

Uzmanlara göre bu durum ciddi bir adaletsizlik yaratıyor. Her yıl polis tarafından kayda geçen cinsel saldırı ve tecavüz vakalarının bir kısmı, mevcut yasa kapsamında “kaza” sayılmadığı için sigorta tarafından karşılanmıyor. Yeşiller Partisi’nden Vaud kantonu milletvekili Léonore Porchet, bu durumu “şok edici ve kabul edilemez” sözleriyle değerlendirdi.

Tartışmaların odağında, özellikle “k.o. damlası” olarak bilinen GHB maddesi yer alıyor. Bu madde, failler tarafından mağdurları bayıltmak ve savunmasız bırakmak için sıkça kullanılıyor.

Federal Hükümet’in sunduğu yasa değişikliği teklifi, cinsel saldırıların tüm sağlık sonuçlarının hukuken “kaza” olarak kabul edilmesini öngörüyor. Böylece mağdurların tedavi masrafları, günlük ödenekleri ve diğer sağlık giderleri sigorta kapsamına alınabilecek.

Yetkililer, düzenlemenin yürürlüğe girmesi halinde her yıl 40 ila 150 ek vakanın daha resmi olarak tanınabileceğini belirtiyor.

Yasa tasarısına ilişkin görüş süreci 27 Haziran’a kadar devam edecek. Nihai karar ise parlamentonun değerlendirmesinin ardından verilecek.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de En Çok Konuşulan Dil Almanca: Nüfusun %62’si Almanca Konuşuyor

yazar

Published

on

By

🇨🇭 İsviçre’de Dil Çeşitliliği: 4 Resmi Dil, Çok Kültürlü Yapı

İsviçre, sahip olduğu çok dilli yapısıyla Avrupa’nın en dikkat çeken ülkelerinden biri olmaya devam ediyor. Ülkede dört resmi dil bulunurken, bu durum hem kültürel çeşitliliği hem de toplumsal yapıyı doğrudan etkiliyor.

Verilere göre İsviçre’de en yaygın konuşulan dil yüzde 62 oranıyla Almanca. Özellikle ülkenin orta ve doğu bölgelerinde yoğun olarak kullanılan Almanca, günlük hayatın büyük bölümünü oluşturuyor.

Fransızca ise yaklaşık yüzde 23’lük oranla ikinci sırada yer alıyor. Batı İsviçre’de, özellikle Cenevre ve Lozan gibi şehirlerde Fransızca hakim dil konumunda.

Ülkenin güneyinde yer alan Ticino kantonunda konuşulan İtalyanca ise nüfusun yaklaşık yüzde 8’i tarafından kullanılıyor.

İsviçre’nin en az konuşulan resmi dili ise Romanşça. Graubünden kantonunda konuşulan bu dil, nüfusun yüzde 1’inden az bir kesimine hitap ediyor.

🌍 Tek Bir Ulusal Dil Yok

İsviçre’de dikkat çeken bir diğer unsur ise tek bir ulusal dilin bulunmaması. Ülkede resmi işlemler birden fazla dilde yürütülürken, eğitim sisteminde de ikinci bir ulusal dil öğrenimi teşvik ediliyor.

Ayrıca İsviçre’de yaşayanların büyük bir kısmı birden fazla dil konuşabiliyor. İngilizce de yaygın olarak kullanılan diller arasında yer alıyor.

📊 Çok Dillilik Güç Katıyor

Uzmanlara göre İsviçre’nin çok dilli yapısı, ülkeye hem kültürel zenginlik hem de uluslararası alanda avantaj sağlıyor. Farklı dil ve kültürlerin bir arada yaşaması, İsviçre’yi Avrupa’nın en özgün ülkelerinden biri haline getiriyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Okullarda Telefon Yasağı Artıyor: Öğretmenler Temkinli

yazar

Published

on

By

İsviçre’de giderek daha fazla kanton, okullarda cep telefonu kullanımını yasaklama kararı alıyor. Ancak uzmanlar ve öğretmenler, bu yasakların ne kadar etkili olduğu konusunda ikiye bölünmüş durumda.

Araştırmalara göre, İsviçre’de çocukların dijital cihazlarla tanışma yaşı oldukça erken. İlkokula başlayan her beş çocuktan biri kendi akıllı telefonuna sahipken, bu oran ilkokulun sonunda yüzde 80’e, ortaokul düzeyinde ise neredeyse yüzde 99’a ulaşıyor. Bu veriler, Çocuk Koruma Vakfı’nın James Araştırması’na dayanıyor.

Ülkede eğitim sistemi federal yapıya sahip olduğu için, telefon kullanımıyla ilgili kurallar kantonlara, belediyelere ve okullara göre değişiklik gösteriyor. Ancak genel eğilim, telefonların okul hayatından tamamen çıkarılması yönünde ilerliyor.

Örneğin Ticino kantonunda telefon yasağı genişletilerek tüm zorunlu eğitim kademelerinde uygulanmaya başlandı. Nidwalden, Aargau ve Valais kantonları da 2025/26 eğitim yılından itibaren özel elektronik cihazların kullanımını yasakladı. Bu yasaklar yalnızca ders saatlerini değil, teneffüsleri ve okul etkinliklerini de kapsıyor. İstisnalar ise sadece eğitim amaçlı kullanım veya sağlık durumlarıyla sınırlı tutuluyor.

Kamuoyunda yapılan anketler, telefon yasağına güçlü destek olduğunu gösteriyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmada katılımcıların yüzde 80’den fazlası bu uygulamayı desteklediğini belirtti.

Ancak öğretmenlerin yaklaşımı daha temkinli. İsviçre Öğretmenler Birliği, genel bir yasağın tek başına çözüm olmayabileceğini savunuyor. Uzmanlara göre, öğrencilerle birlikte belirlenen kurallar daha kalıcı ve etkili sonuçlar doğurabiliyor.

Uygulamada bazı zorluklar da ortaya çıkıyor. Örneğin Aargau kantonunda bir okulda uygulanan yasak sonrası öğrenciler, teneffüslerde ödeme yapmak için kullandıkları dijital sistemleri kullanamaz hale geldi. Bu nedenle okul kantininde dijital ödeme yöntemleri kaldırıldı.

Uzmanlar, sorunun yalnızca cihazlar olmadığını vurguluyor. Dijital platformların sonsuz içerik akışları, algoritmalar ve “beğeni” sistemleriyle bağımlılık yarattığına dikkat çekiliyor. Eğitimciler, kalıcı çözümün yasaklardan çok bilinçli kullanım ve dijital eğitimden geçtiğini belirtiyor.

Continue Reading
Advertisement

Trendler