Connect with us

Gündem

Bern’de Facebook Paylaşımı Cezası: Para Cezasını Reddetti, Hapse Girdi — Sağcılar Kahraman İlan Etti

yazar

Published

on

İsviçre’nin Bern kentinde yaşayan bir erkek, LGBTQ topluluğunu hedef alan ayrımcı bir paylaşımı nedeniyle para cezasına çarptırıldı. Cezayı ödemeyi reddederek hapse girmeyi seçen adam, sağcı çevrelerde “ifade özgürlüğü kahramanı” olarak lanse edildi. Ancak mahkeme kayıtları, olayın anlatıldığı kadar basit olmadığını gösteriyor.

Nefret Söylemi Facebook’ta Başladı

Olay, Aralık 2022’de E. B. adlı kişinin Facebook’ta paylaştığı şu ifadeyle başladı:

“LGBTQI bireyleri 200 yıl sonra mezarlarından çıkarsanız, sadece erkek ve kadın iskeletleri bulursunuz. Geri kalanı, müfredatın şişirdiği bir ruh hastalığıdır.”

Birçok kişi bu paylaşımı şikâyet etti. Bern Savcılığı, mesajı ayrımcılık ve nefrete teşvik kapsamında değerlendirerek 500 İsviçre frangı para cezası verdi.
E. B. itiraz etti, ancak Emmental-Oberaargau Bölge Mahkemesi kararı onadı ve 600 frank dava masrafı ekledi.

Sanık, kararı “ifade özgürlüğüne müdahale” olarak nitelendirip cezayı ödemeyi reddetti. Bunun yerine, 2 Aralık’tan itibaren 10 gün hapis yatacağını açıkladı.

“İfade Özgürlüğü Şehidi”ne Dönüştürüldü

E. B.’nin kararı, kısa sürede sağcı medya ve sosyal medya çevrelerinde “cesaret örneği” olarak lanse edildi.
Bazı kullanıcılar, “sözlerinin arkasında durduğu için özgürlüğünü feda eden bir kahraman” yorumları yaptı.

Hatta Elon Musk da olaya tepki verdi. X (eski Twitter) üzerinden haberi paylaşan Musk, bir gönderiyi iki ünlemle (!!), bir diğerini ise “Bu tam anlamıyla doğru.” notuyla yorumladı.

Ancak destek mesajlarında önemli bir ayrıntı göz ardı edildi:
E. B. biyolojik cinsiyetle ilgili görüşlerinden değil, LGBTQ bireylerini “ruhsal hastalık” olarak nitelendirdiği için cezalandırıldı.

Mahkeme: “İnsan Onuruna Aykırı Söylem”

Mahkeme kararında, sanığın sözlerinin LGBTQ bireylerini “cinsel yönelimleri nedeniyle aşağılayarak insan onurunu ihlal ettiği” vurgulandı.
Sorgusunda da E. B., “Gender ideolojisi pedofili hastalığıdır, LGBTQI topluluğu aşırıcı bir güruhtur.” ifadelerini kullanmıştı.

Bu açıklamalar, mahkeme tarafından nefret söylemi kapsamında değerlendirildi ve ceza bu gerekçeyle verildi.

“Başı Dik Hapse Gidiyorum”

E. B., 20 Minuten gazetesine yaptığı açıklamada yalnızca “ruh hastası” ifadesi nedeniyle ceza aldığını bildiğini söyledi.

“Başı dik bir şekilde hapse gidiyorum. Aynı fikirdeyim, sadece ikinci cümleyi daha dikkatli kurardım.” dedi.

Ayrıca, “Çocukluğundan beri farklı cinsiyet kimliği hisseden insanlara saygı duyduğunu” belirtti.
Eleştirisinin eğitim sistemine yönelik olduğunu savundu:

“Eğer bir lise öğrencisine ‘istersen kadın da olabilirsin’ deniyorsa, bu zihinsel yönlendirmedir. Böyle kişilere yardım edilmeli.”

Eğitimcilerden Sert Tepki

İsviçre Öğretmenler Birliği Başkanı Dagmar Rösler, iddiaları kesin bir dille reddetti:

“Lehrplan 21 (Eğitim Planı 21), öğrencilerin cinsiyet kimliğini etkilemez. Amaç, farklı yaşam biçimlerine karşı saygı ve hoşgörüyü öğretmektir.”

Rösler, öğretmenlerin pedagojik olarak bu konularda yeterli donanıma sahip olduğunu ve kimseyi belirli bir yöne yönlendirmediklerini vurguladı.

İlgiden Rahatsız

E. B., medyanın gösterdiği yoğun ilgiden rahatsız olduğunu söyledi:

“Bu tanınırlığı aramadım, ismimin haberlerde geçmesini artık istemiyorum.”

Ancak olay, İsviçre’de ifade özgürlüğü ile nefret söylemi arasındaki sınırın nerede başladığına dair tartışmayı yeniden alevlendirdi.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR

yazar

Published

on

By

İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.

Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.

Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.

Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.

Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.

Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.

UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.

#İsviçre#schweiz#bern#zürich#suisse

Continue Reading

Gündem

NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU

yazar

Published

on

By

Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.

Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.

Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.

Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.

Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.

Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.

#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Continue Reading

Gündem

TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR

yazar

Published

on

By

Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.

Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.

Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.

Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.

Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.

Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.

Continue Reading

Trendler