Sosyal Medya

Dünya

ALMANYA’DA YILLARDIR KAYIP KÜÇÜK ÇOCUKLARI: 230 ÇOCUK HÂLÂ KAYIP

yazar

Yayınlayan

on

Almanya’da şu anda 14 yaşından küçük olan yaklaşık 230 çocuk kayıp durumda. Bu durum, aileler için sürekli bir kabusa dönüşüyor. Yıllık olarak yaklaşık 60.000 çocuk ve genç kaybolma bildirimi alınıyor. Çoğu çocuk sağ salim geri dönse de, tahminen iki yüzdelik bir kısmı yıllarca kayıp kalıyor veya tamamen kayboluyor.

Bilinen Kaybolma Vakaları: Gündemde Çok Konuşulan Örnekler

  • Hilal Ercan (10) – 27 Ocak 1999’dan beri kayıp
  • Inga Gehricke (5) – 2 Mayıs 2015’ten beri kayıp
  • Katrin Konert (15) – 1 Ocak 2001’den beri kayıp
  • Deborah „Debbie“ Sassen (8) – 13 Şubat 1996’dan beri kayıp
  • Katrin Jarosch (13) – 21 Ocak 1989’dan beri kayıp
  • Rebecca Reusch (14) – 18 Şubat 2019’dan beri kayıp
  • Seike Sörensen (11) – 5 Ağustos 1993’ten beri kayıp
  • Annika Seidel (11) – 10 Eylül 1996’dan beri kayıp
  • Sandra Wißmann (12) – 28 Kasım 2000’den beri kayıp

Kaybolan Çocuklar ve Ailelerinin Yaşadığı Zorluklar

Uzmanlar, kaybolan çocukların genellikle birkaç gün içinde bulunabildiğini belirtiyor. Ancak, aileler kaybolan çocukları hakkında kesin bilgi alana kadar uzun yıllar süren bir belirsizlik ve umutsuzluk yaşıyor. Yetkililer, kaybolan çocukların bulunabilmesi için halktan yardım ve dikkat bekliyor.

#KaybolanÇocuklar #Almanya #HilalErcan #IngaGehricke #KatrinKonert #DebbieSassen #KatrinJarosch #RebeccaReusch #SeikeSörensen #AnnikaSeidel #SandraWißmann #deutschland

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Avrupa

Charlie Hebdo’dan Crans-Montana karikatürü sonrası yeni çizim

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’nin Valais (Wallis) kantonunda, Crans-Montana’da yılbaşı gecesi yaşanan ve 40 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciasına ilişkin yayımladığı karikatür nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulan Fransız satirik dergisi Charlie Hebdo, tartışmalara yeni bir karikatürle yanıt verdi.

Dergi, pazartesi günü yayımladığı yeni çizimde, iki arbaletçinin (tatar yayı kullanan saldırgan) derginin yazı işleri kadrosuna saldırdığını tasvir etti. Karikatürde, “İsviçrelilerle alay etmek serbest mi?” ifadesi yer aldı.

Söz konusu çizim, 2015 yılında Paris’te Charlie Hebdo dergisine yönelik düzenlenen silahlı saldırıya gönderme olarak yorumlandı. Aynı zamanda figürlerin İsviçre’nin ulusal kahramanı Wilhelm Tell’i çağrıştırdığı değerlendirildi.

İlk karikatür büyük tepki çekmişti

Dergi, daha önce Crans-Montana’daki yangın faciasına atıfta bulunan ve yanmış kayakçıları tasvir eden bir karikatür yayımlamıştı. Bu çizim, İsviçre kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, özellikle mağdur yakınları ve yerel çevreler tarafından “insan onurunu zedeleyici” olarak nitelendirilmişti.

Bunun üzerine Valais kantonunda bir yazar ve bir avukat, Charlie Hebdo hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Başvuruda, söz konusu karikatürün İsviçre Ceza Kanunu’nun 135. maddesi kapsamında “şiddet içeren ve insan onurunu ağır biçimde ihlal eden içerik” niteliği taşıdığı savunuldu.

Soruşturma süreci devam ediyor

Yerel makamlar, başvurunun ardından hukuki sürecin başlatıldığını doğrularken, dosyanın inceleme aşamasında olduğu bildirildi.

Crans-Montana’daki yangın faciası, İsviçre’de son yılların en büyük sivil felaketlerinden biri olarak kayıtlara geçmiş, olay ülkede ulusal yas ilan edilmesine yol açmıştı.

Yetkililer, facianın nedenine ilişkin soruşturmanın sürdüğünü, olayla bağlantılı olarak işletme sahibinin tutuklu bulunduğunu açıkladı.

Haberin Devamını Oku

Dünya

DSÖ veritabanında COVID-19 aşılarıyla ilgili 5,8 milyon bildirim: Uzmanlar uyarıyor, tartışmalar sürüyor

yazar

Yayınlayan

on

By

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ/WHO) ilaç ve aşı güvenliğini izlemek için kullandığı “VigiAccess” adlı uluslararası veritabanında, COVID-19 aşılarından sonra bildirilen yaklaşık 5,8 milyon sağlık olayı kaydı bulunuyor.

Bu bildirimler; sinir sistemi şikâyetleri, kalp ritim bozuklukları, bağışıklık sistemi tepkileri, mide-bağırsak sorunları ve üreme sistemiyle ilgili rahatsızlıklar gibi çok farklı başlıklar altında yer alıyor.

Eleştirenler ne diyor?

Bazı bilim insanları ve sivil toplum grupları, bildirilen rakamların gerçeğin yalnızca küçük bir bölümünü yansıttığını savunuyor. Harvard Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmaya atıf yapan bu çevreler, yaşanan yan etkilerin %1’inden azının resmî sistemlere bildirildiğini ileri sürüyor.

Bu görüşü savunanlar, mevcut sayıların bile “ciddiye alınması gerektiğini”, uzun vadeli etkiler konusunda yeterince şeffaf olunmadığını ve aşı politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Sosyal medyada bazı kullanıcılar ise aşıların piyasadan tamamen çekilmesini talep ediyor.

Sağlık otoriteleri ne diyor?

Dünya Sağlık Örgütü ve birçok ülkenin sağlık kurumu ise VigiAccess’te yer alan kayıtların, aşıların doğrudan yan etki yaptığı anlamına gelmediğini vurguluyor.

Yetkililere göre:

  • Veritabanına giren her kayıt, aşıdan sonra yaşanan bir sağlık olayını gösteriyor,
  • Ancak bu olayların aşıdan kaynaklandığı bilimsel olarak kanıtlanmış sayılmıyor,
  • Sistem esas olarak nadir görülen riskleri erken tespit etmek için kullanılıyor.

DSÖ, COVID-19 aşılarının dünya genelinde milyarlarca doz uygulandığını, ağır hastalık ve ölüm riskini ciddi ölçüde azalttığını ve ciddi yan etkilerin “çok nadir” görüldüğünü belirtiyor.

Kamuoyunda tartışma devam ediyor

Bir yanda yan etkilerin eksik bildirildiğini ve risklerin küçümsendiğini savunanlar, diğer yanda ise aşıların salgınla mücadelede büyük fayda sağladığını vurgulayan sağlık otoriteleri bulunuyor.

Uzmanlar, vatandaşların aşılarla ilgili karar verirken sosyal medyadaki paylaşımlar yerine doktorlara ve resmî sağlık kurumlarının açıklamalarına başvurmaları gerektiğini hatırlatıyor.

Haberin Devamını Oku

Avrupa

Afganlara “Gelmeyin, Para Verelim” Teklifini Neredeyse Tüm Afganlar Reddediyor

yazar

Yayınlayan

on

By

Almanya Federal İçişleri Bakanlığı’nın, Afganistan’dan Almanya’ya yapılacak göçü azaltmak amacıyla başlattığı “vazgeçme primi” uygulaması beklenen etkiyi yaratmadı. Program kapsamında, Almanya’ya giriş hakkından kendi rızalarıyla vazgeçen Afgan vatandaşlarına nakit ödeme teklif ediliyordu. Ancak elde edilen veriler, bu teklifin neredeyse tüm Afganlar tarafından geri çevrildiğini ortaya koydu.

Bakanlık yetkilileri, maddi teşvikin bir kısmı ekonomik nedenlerle yola çıkan Afganlar için cazip olacağını düşünüyordu. Fakat sahadan gelen bilgiler, bu beklentinin karşılanmadığını net biçimde gösteriyor. Uzmanlara göre, Afganistan’daki güvenlik sorunları, siyasi belirsizlik ve kötüleşen yaşam koşulları, verilen para teklifinin değersiz kalmasına neden oluyor.

Göç uzmanları, Almanya’nın bu adımının “riskli bir yanlış hesaplamaya” dayandığını belirtiyor. Zira birçok Afgan için Avrupa’ya ulaşmak bir maddi kazanç değil, hayatta kalma stratejisi olarak görülüyor. Bu nedenle, para karşılığında geri dönmeyi ya da hiç yola çıkmamayı kabul edenlerin sayısı son derece düşük.

Uygulamanın başarısız olduğu yönündeki değerlendirmeler, Federal İçişleri Bakanlığı içinde de tartışmaları alevlendirmiş durumda. Muhalefet partileri ise hükümeti “gerçekçi olmayan göç politikaları peşinde koşmakla” eleştiriyor.

Programın geleceğine ilişkin kararın, resmi sonuçların açıklanmasının ardından netleşmesi bekleniyor.

Haberin Devamını Oku
Reklam

Trendler