Gündem
Crans-Montana’daki bar yangını sonrası İsviçre’de denetim tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi 40 kişinin hayatını kaybettiği bar yangınının ardından, ülkedeki yangın güvenliği denetim sistemleri kapsamlı tartışmaların odağına yerleşti. Olayın yaşandığı Le Constellation isimli işletmede yıllardır düzenli denetim yapılmadığının ortaya çıkması, uygulamalardaki kantonlar arası farklılıkları da gündeme taşıdı.
Crans-Montana Belediye Başkanı Nicolas Féraud, düzenlenen basın toplantısında, daha önce yaptığı “belediyenin yangın güvenliği konusunda gevşek davranmadığı” yönündeki açıklamasını geri çekti. Féraud, yapılan incelemelerde 2020–2025 yılları arasında söz konusu işletmede herhangi bir yangın güvenliği denetimi yapılmadığının belirlendiğini açıkladı.
“Yıllık denetim yapılmaması açık bir ihmal”
Yetkililer, belediyelerin sorumluluğunda olan işletmelerde yıllık denetim yapılmasının öngörüldüğünü, buna rağmen beş yıl boyunca kontrol yapılmamasının ciddi bir ihmal olduğunu belirtti. Bu durum, Valais kantonunda denetimlerin belediyelerce yürütülmesine yönelik eleştirileri artırdı.
Ancak yapılan karşılaştırmalar, diğer kantonlarda da denetimlerin her zaman daha sık olmadığına işaret etti. Bazı kantonlarda, Le Constellation gibi kapasitesi 300 kişinin altında olan bar ve restoranların hiçbir düzenli denetime tabi tutulmadığı ortaya çıktı.
Kantonlara göre farklı uygulamalar
İsviçre’de yangın güvenliği denetimleri, kantonlara göre değişen bir sistemle yürütülüyor:
- Zürih’te, 300 kişiye kadar kapasitesi olan barlar genellikle dört yılda bir, daha büyük işletmeler ise iki yılda bir denetleniyor. Ancak 300 kişinin altındaki bazı işletmeler için yalnızca işletmeci öz denetimi öngörülüyor.
- Aargau kantonunda, 300 kişinin üzerindeki mekânlar kanton sigorta kurumu tarafından, altındakiler ise çoğunlukla belediyelerce denetleniyor. Denetim aralığı en fazla dört yıl.
- St. Gallen’de ise yalnızca 300 kişiden fazla kapasiteye sahip işletmeler beş yılda bir kontrol ediliyor. Daha küçük bar ve restoranlar için hiçbir periyodik denetim zorunluluğu bulunmuyor.
- Bern kantonunda mevcut işletmeler, beş ila on yılda bir denetleniyor. Burada denetimlerin temel amacı, işletmecilerin kendi sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini kontrol etmek olarak tanımlanıyor.
Bu çerçevede uzmanlar, Le Constellation benzeri bir barın bazı kantonlarda hiç düzenli denetimden geçmeden faaliyet gösterebileceğini vurguluyor.
“Sorumluluk her zaman işletmecide”
Bern Kantonu Sigorta Kurumu’ndan David Sauser, denetimlerin amacının doğrudan binanın güvenliğini üstlenmek olmadığını belirterek, “Sorumluluk her zaman mülk sahipleri ve işletmecilere aittir.” dedi.
Sauser, denetimlerde kaçış yolları, yapılan yapısal değişiklikler ve kullanılan malzemelerin kontrol edildiğini, eksiklik tespit edilmesi halinde işletmecilerden ivedilikle düzeltme talep edildiğini ifade etti. Ancak, denetimlerin önceden haber verilerek yapıldığını ve işletmecilerin denetim sonrasında kurallara aykırı uygulamalara yeniden dönebileceğini söyledi.
Ulusal standartlar, yerel uygulamalar
İsviçre genelinde yangın güvenliği kuralları, Vereinigung Kantonaler Feuerversicherungen (VKF) tarafından belirleniyor. Buna karşın, bu kuralların uygulanması ve denetlenmesi kantonlar ve belediyeler arasında paylaşılıyor.
26 kantonun 19’unda kantonal bina sigorta kurumları bulunurken, Valais gibi bazı kantonlarda denetim yetkisi yalnızca belediyelere ait.
Yetkililer, Le Constellation’da 2016, 2018 ve 2019 yıllarında denetim yapıldığını, ancak sonradan monte edilen yanıcı olabilecek akustik panellerin o dönemlerde sorun olarak değerlendirilmediğini aktardı. Uzmanlar, bazı kantonlarda bu tür bir işletmenin hiç düzenli denetime tabi tutulmamış olabileceğine dikkat çekti.
Crans-Montana’daki facianın ardından, İsviçre genelinde yangın güvenliği denetimlerinin sıklığı, sorumluluk paylaşımı ve yaptırım mekanizmalarının yeniden ele alınması gerektiği yönündeki çağrılar artarken, soruşturma kapsamında bar işletmecileri hakkında başlatılan cezai sürecin sürdüğü bildirildi.
Gündem
Crans-Montana faciasının ardından “Çocuklar ne zaman yalnız dışarı çıkabilir?” tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi yaşanan bar yangını faciasının ardından, kamuoyunda bu kez çocukların ve gençlerin hangi yaşta, hangi koşullarda yalnız dışarı çıkabileceği tartışılmaya başlandı.
Faciada hayatını kaybedenlerin önemli bölümünün reşit olmaması, ebeveynlerin sorumluluğu, yaş sınırları ve gece dışarı çıkma kuralları konusundaki belirsizlikleri yeniden gündeme getirdi.
İsviçre’de yasal yaş sınırı yok
İsviçre’de çocukların veya gençlerin tek başına dışarı çıkabileceği ya da gece saatlerine kadar sokakta bulunabileceği yaşa ilişkin ülke genelinde bağlayıcı bir yasa bulunmuyor. Hukuki sorumluluğun büyük ölçüde ebeveynlere ait olduğu belirtiliyor.
Buna karşın, bazı belediyelerde çocuklar için yerel gece sokağa çıkma sınırlamaları uygulanabiliyor. Uzmanlara göre bu nedenle yaşanılan yer, alınacak kararlar açısından belirleyici rol oynuyor.
Uzman: “Yaş değil, çevre ve olgunluk önemli”
Aile ve eğitim uzmanı Susanna Fischer, çocukların yalnız dışarı çıkmasına ilişkin kararların tek başına yaşa göre verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Fischer, “Bir çocuğun ya da gencin nerede yaşadığı, kiminle birlikte olduğu ve çevreyi ne kadar tanıdığı çok önemli.” diyerek, büyük şehirlerdeki yoğun eğlence bölgeleri ile sakin mahalleler arasında ciddi farklar bulunduğunu ifade etti.
“13 yaş gece partileri için erken”
Uzmanlara göre, 13 yaş bir çocuğun gece geç saatlere kadar süren parti veya kulüp ortamları için erken kabul ediliyor. Ancak Fischer, bunun gençlerin tamamen eve kapanması gerektiği anlamına gelmediğini belirterek, spor sonrası arkadaşlarla biraz daha geç kalmak, sinemaya gitmek veya bir arkadaşta akşam yemeği yemek gibi küçük ve kontrollü adımların önemli olduğunu söyledi.
Bu sürecin, gençlerin özgüven ve sorumluluk duygusunu geliştirdiğini kaydeden Fischer, ebeveynlerin çocuklarıyla açık iletişim kurmasının kritik olduğunu vurguladı.
“Ebeveynler her şeyi bildiklerini sanmamalı”
Fischer, ebeveynlerin çocukları üzerindeki kontrolü fazla abartmaması gerektiğine de dikkat çekti. “Birçok ebeveyn, çocuğunun ne yaptığını, kiminle görüştüğünü ve hangi alışkanlıklara sahip olduğunu tamamen bildiğini düşünüyor. Bu, çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Aşırı denetimin, gençlerin kontrolsüz ve riskli davranışlara yönelmesine neden olabileceğini belirten Fischer, güven temelli bir yaklaşımın daha sağlıklı sonuçlar doğuracağını ifade etti.
“Kademeli özgürlük en sağlıklısı”
Uzmanlara göre, çocukların ve gençlerin sosyal hayata katılımı birden değil, kademeli olarak sağlanmalı. Fischer, “Bir çocuğun hazır olup olmadığı yaşından çok davranışlarından anlaşılır.” diyerek, sorumluluk alan, sözünü tutan ve sınırları kabul eden gençlere adım adım daha fazla özgürlük tanınabileceğini söyledi.
Fischer, “14 yaşında kulübe gitmemek bir kayıp değildir. Önemli olan, çocukların yeni deneyimlerle güvenli biçimde tanışmasıdır.” ifadesini kullandı.
Crans-Montana faciasının ardından uzmanlar, tartışmaların suçlayıcı bir dile kaymadan, çocukların güvenliği, ebeveyn sorumluluğu ve toplumsal bilinç çerçevesinde yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gündem
Crans-Montana faciasının ardından Lozan Üniversite Hastanesi hemşire arıyor
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yaşanan bar yangını faciasının ardından, Centre hospitalier universitaire vaudois (CHUV) için sosyal medyada uzman hemşire arandığına dair çağrılar dikkat çekti. Hastane yönetimi ise personel sıkıntısı yaşanmadığını belirterek, yapılan çağrıların ekipleri güçlendirmeye yönelik olduğunu açıkladı.
Sosyal medya platformlarında dolaşıma giren ilanlarda, özellikle yoğun bakım ve ağır yanık hastalarıyla deneyimli hemşirelerin “acil” ibaresiyle göreve çağrıldığı görüldü. Paylaşımlarda, yetişkin ve çocuk hastalar için hem gündüz hem de gece vardiyalarında çalışabilecek personel arandığı, görevlendirmelerin en az iki aylık olacağı ifade edildi. İlanların, bir özel istihdam firması aracılığıyla yayımlandığı belirtildi.
Hastaneden “yeterli kapasite” vurgusu
Konuya ilişkin açıklama yapan CHUV yönetimi, yangında yaralanan hastaların tedavisi için halihazırda yeterli personel ve uzmanlığa sahip olunduğunu bildirdi. Hastane sözcüsü Stéphane Benoit-Godet, mevcut durumun acil bir personel krizine işaret etmediğini söyledi.
Benoit-Godet, yapılan çağrıların amacının, yoğun bakım ve ameliyathane ekiplerinin uzun vadede rahatlatılması olduğunu belirterek, “Hedefimiz, mevcut ekiplerin aşırı yük altında kalmadan çalışabilmesini ve normal hastane faaliyetlerinin aksamadan sürdürülmesini sağlamak.” dedi.
Tatil ve izin planlaması için takviye
Hastane yetkilileri, ek personel arayışının özellikle yoğun bakım üniteleri ve ameliyathanelerde, hem yetişkin hem de çocuk hastalar için geçerli olduğunu bildirdi. Takviyelerin, izin ve vardiya düzenlemelerinin sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla yaklaşık üç aylık bir dönem için planlandığı kaydedildi.
CHUV’un bu süreçte kurum içi personel havuzundan, özel istihdam şirketlerinden ve daha önce hastanede görev yapmış emekli veya eski çalışanlardan da destek aldığı aktarıldı.
“Normal işleyiş etkilenmedi”
Hastane yönetimi, yaşanan durumun Covid-19 dönemindeki olağanüstü koşullarla kıyaslanamayacağını vurgulayarak, herhangi bir servis kapatılması ya da personelin uzmanlık alanı dışında görevlendirilmesinin söz konusu olmadığını bildirdi.
Yetkililer, Lozan Üniversite Hastanesinin sağlık hizmeti sunma kapasitesini tam olarak koruduğunu ve hem yangın mağdurlarına hem de diğer hastalara yönelik tedavilerin aksamadan sürdüğünü belirtti.
Gündem
Crans-Montana’daki yangın sonrası “Çocuklar gece neden bardaydı?” tartışması
İsviçre’nin Valais kantonundaki Crans-Montana’da yılbaşı gecesi meydana gelen ve 40 kişinin hayatını kaybettiği bar yangınının ardından, kurbanların önemli bölümünün reşit olmaması, kamuoyunda ebeveynlere yönelik suçlayıcı tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre, yangında yaşamını yitirenlerin yarısı 18 yaşın altındaydı. En genç kurbanların 14 yaşında olduğu açıklandı. Yaş bilgileri kamuoyuna yansıdıkça, sosyal medyada ve yerel yayınlarda “Reşit olmayan çocukların gece bir barda ne işi vardı?” sorusu sıkça dile getirildi.
Sosyal medyada ve sokakta suçlayıcı sorular
Sosyal medya platformlarında çok sayıda kullanıcı, ebeveynlerin çocuklarını gece saatlerinde bir bara göndermemesi gerektiğini savunarak aileleri dolaylı biçimde sorumlu tutan paylaşımlar yaptı. Benzer soruların, İsviçre devlet televizyonu yayınlarında ve Crans-Montana sokaklarında yapılan röportajlarda da dile getirildiği görüldü.
Bu yaklaşım, bazı kesimler tarafından yas tutan ailelere yönelik haksız bir suçlama olarak eleştirildi.
Etik uzmanlarından “geri durun” çağrısı
Luzern Üniversitesi Etik Profesörü Peter G. Kirchschläger, yaptığı değerlendirmede, bu tür “ne olurdu eğer” sorularının ve ebeveynlere yöneltilen eleştirilerin etik açıdan yanlış bir zamanda yapıldığını söyledi.
Kirchschläger, “Böylesi bir felaket derin bir sarsıntı yaratır ve çok sayıda soruyu beraberinde getirir. Ancak bu tür suçlayıcı sorular şu an için doğru değildir.” dedi. Uzman, kamuoyunu acı yaşayan ailelerin yerine kendini koymaya ve eleştirilerde ölçülü olmaya davet etti.
Benzer görüşü paylaşan etikçi Christof Arn da, ebeveynlerin öngörülemez bir felaketi hesaba katarak çocuklarını sürekli kısıtlamasının beklenemeyeceğini vurguladı.
Genç yaş, risk algısını etkiliyor mu?
Tartışma, yalnızca ebeveyn sorumluluğuyla sınırlı kalmadı. Uzmanlar, gençlerin risk algısının olayın boyutları üzerinde etkili olup olmadığı sorusuna da dikkat çekti.
Felaket gecesine ait görüntülerde, tavanın bir bölümünün yanmasına rağmen bazı kişilerin müzik eşliğinde eğlenmeye devam ettiği, yangını ciddiye almadığı görülüyor. Uzmanlara göre, kısa sürede tüm mekânın alev almasına yol açan “flashover” gibi bir durumun, eğitim almamış kişilerce fark edilmesi neredeyse imkânsız.
“Gençler daha risk almaya yatkın”
Psikolog Margareta Reinecke, özellikle ergenlik dönemindeki bireylerin risk almaya daha yatkın olduğunu belirterek, bunun beyin gelişimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ifade etti.
Reinecke, karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteksin yaklaşık 25 yaşına kadar gelişimini sürdürdüğünü, bu nedenle gençlerin tehlikeyi yetişkinler kadar hızlı değerlendiremeyebileceğini söyledi. Alkol ve grup baskısının da bu durumu ağırlaştırdığı kaydedildi.
“Filme almak, yardımın önüne geçti”
Uzmanlar, felaket sırasında ve sonrasında çok sayıda kişinin yardım etmek yerine görüntü kaydetmesini de eleştirdi. Kirchschläger, “Filme almak yerine yardım etme refleksinin geri planda kalması etik açıdan son derece sorunludur.” dedi.
Ayrıca, mağdurların özel hayatının ve insan onurunun, felaket anlarında da korunması gerektiği vurgulandı.
Kurbanların profili ve soruşturma
Yangında 22’si İsviçre, 8’i Fransa, 6’sı İtalya olmak üzere farklı ülkelerden toplam 40 kişi hayatını kaybetti. Kurbanların büyük çoğunluğunun ergenlik çağında veya 20’li yaşlarının başında olduğu açıklandı.
Yangının çıktığı Le Constellation isimli işletmenin tamamen kullanılamaz hale geldiği bildirildi. Tüm ölü ve yaralıların kimlikleri tespit edilirken, bar işletmecileri hakkında cezai soruşturma başlatıldığı açıklandı.
Uzmanlar ve yetkililer, olayın nedenlerinin ve sorumlulukların yargı süreci tamamlandıktan sonra değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, kamuoyunu sabırlı ve sorumlu davranmaya çağırdı.
Yangında hayatını kaybedenlerin uyruk ve yaş dağılımı
Yetkililer tarafından paylaşılan bilgilere göre, Crans-Montana’daki yangında hayatını kaybeden 40 kişinin tamamı kimlikleriyle tespit edildi. Kurbanların ülke ve yaş dağılımı şu şekilde açıklandı:
İsviçre uyruklu hayatını kaybedenler (22 kişi):
- 14 yaşında bir kız çocuğu
- 15 yaşında dört kız çocuğu
- 16 yaşında bir kız çocuğu ve üç erkek çocuk
- 17 yaşında bir erkek çocuk
- 18 yaşında bir kız ve üç erkek çocuk
- 20 yaşında bir erkek
- 21 yaşında bir kadın ve bir erkek
- 22 yaşında iki kadın
- 24 yaşında iki kadın (bunlardan biri aynı zamanda Fransa vatandaşı)
- 31 yaşında bir erkek
Fransa uyruklu hayatını kaybedenler (8 kişi):
- 14 yaşında bir erkek çocuk
- 15 yaşında bir kız çocuğu (aynı zamanda İsrail ve Birleşik Krallık vatandaşı)
- 17 yaşında bir genç
- 20 yaşında bir erkek
- 23 yaşında bir erkek
- 26 yaşında bir kadın
- 33 yaşında bir kadın
- 39 yaşında bir erkek
İtalya uyruklu hayatını kaybedenler (6 kişi):
- 15 yaşında bir kız çocuğu
- 16 yaşında bir kız ve dört erkek çocuk (erkeklerden biri aynı zamanda Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı)
Belçika uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 17 yaşında bir genç
Portekiz uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 22 yaşında bir kadın
Romanya uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 18 yaşında bir genç
Türkiye uyruklu hayatını kaybedenler (1 kişi):
- 18 yaşında bir genç
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


