Sosyal Medya

Gündem

Crans-Montana’daki Bar Faciasında Soruşturmanın Odağındaki İşletmecinin Sabıka Kaydı Kabarık

yazar

Yayınlayan

on

Zuhälterlik ve Adam Kaçırma Suçlarıyla Anılan İşletmeci: Crans-Montana’daki Bar Faciasında Soruşturmanın Odağındaki İsim

İsviçre’nin Crans-Montana kentinde bulunan Le Constellation adlı eğlence mekânında çıkan ve en az 40 kişinin hayatını kaybettiği yangın faciasına ilişkin soruşturma sürerken, işletmecilere dair yeni ve dikkat çekici bilgiler ortaya çıktı. Soruşturmanın merkezindeki isimlerden bar işletmecisi Jacques M.’nin, Fransız adli makamlarınca uzun süredir tanınan bir isim olduğu bildirildi.

Fransız makamlarının eski dosyaları gündemde

Fransız basınında yer alan haberlere göre, Korsika kökenli 49 yaşındaki Jacques M., yaklaşık 30 yıl önce Jacques M.’nin, yaklaşık 30 yıl önce kadınları fuhuş amacıyla çalıştırma, bu faaliyete aracılık etme ve maddi çıkar sağlama (zuhälterlik) suçları kapsamında soruşturmalara konu olduğu belirtildi. Aynı kaynaklar, M.’nin yaklaşık 20 yıl önce dolandırıcılık, adam kaçırma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından hüküm giyerek cezaevinde kaldığını aktardı.

Fransız gazetesi Le Parisien’e konuşan emniyet kaynakları, Jacques M.’nin günümüzde organize suç yapılanmalarıyla doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını belirtti. Ancak söz konusu adli geçmişin, yaşanan facianın büyüklüğü nedeniyle soruşturma dosyasında yeniden değerlendirildiği ifade edildi.

Güvenlik ihmalleri ve tadilatlar inceleniyor

Barı eşi Jessica M. ile birlikte işleten Jacques M., yalnızca geçmişiyle değil, işletmede yapılan yapısal değişikliklerle de soruşturmanın odağında yer alıyor. Valais (Wallis) kantonundaki yetkililer, yangının bu denli ağır sonuçlar doğurmasında olası güvenlik ihmalleri ve ruhsatsız tadilatların etkili olup olmadığını araştırıyor.

İlk bulgulara göre, barın özellikle bodrum katında yapılan bazı yapısal değişikliklerin doğrudan işletmeci tarafından gerçekleştirildiği öne sürülüyor. Bu müdahalelerin, yangın sırasında tahliyeyi zorlaştırmış olabileceği değerlendiriliyor.

Tek kaçış yolu belirleyici oldu

Soruşturmanın kritik başlıklarından biri de bodrum katından üst kata çıkan ve aynı zamanda tek acil çıkış yolu olan merdiven. Yetkililer, bu alanda yapılan değişikliklerin yangın anında ciddi bir darboğaz yarattığını ve can kaybının artmasında etkili olabileceğini belirtiyor.

Hukuki süreç devam ediyor

Soruşturma devam ederken, işletme sahipleri hakkında cezai sorumluluk doğup doğmayacağı henüz netlik kazanmadı. Ancak işletmecinin adli sicili ile mekânda tespit edilen olası güvenlik ihlallerinin, adli sürecin seyrini doğrudan etkileyecek unsurlar arasında yer aldığı vurgulanıyor.

Crans-Montana’daki bu facia, yalnızca bir yangın olayı olarak değil; denetim mekanizmaları, yapı güvenliği ve işletmeci sorumluluğu açısından da kamuoyunda geniş yankı uyandırmaya devam ediyor.

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.

SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.

İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.

Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.

SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.

Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.

Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.

Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.

Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.

Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.

St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.

Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.

Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Uzmanlar uyarıyor: Genç çiftlerde partnerin telefonunu takip etme eğilimi artıyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de genç çiftler arasında partnerlerin birbirlerinin akıllı telefonları üzerinden konum takibi yapma eğiliminin arttığı belirtilirken, uzmanlar bu durumun ilişkiler açısından ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor.

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, iletişim ve sosyal medya kullanımının yanı sıra giderek daha fazla “kontrol aracı” olarak da kullanılmaya başlandı. Özellikle konum servislerinin çoğu zaman kapatılmaması, partnerlerin çeşitli uygulamalar aracılığıyla birbirlerinin nerede olduğunu sürekli takip edebilmesine imkân tanıyor.

Zürih kantonunda çift terapisi alanında çalışan uzman Katrin Lukas, genç çiftlerde bu davranışın yaygınlaştığını belirterek, “Akıllı telefon birçok genç için adeta bedenin uzantısı haline geldi. Bu nedenle ilişkilerde de bir güvence aracı olarak görülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Lukas’a göre bu durum masum değil. “Partneri takip etmek için iyi bir gerekçe yok.” diyen Lukas, kısa vadede konum takibinin kişiye geçici bir rahatlama hissi verebileceğini, uzun vadede ise güvensizliği artırdığını ve ilişkiyi zedelediğini vurguladı.

Sürekli kontrol eden kişinin ilişkiye değil, verilere güvenmeye başladığını ifade eden Lukas, bunun karşılıklı güveni aşındırdığını söyledi. “Tam kontrol diye bir şey yok. Aksine, dikkat sürekli olası tehditlere yöneliyor ve kişinin kendi iç güven duygusu zayıflıyor.” diye konuştu.

Lukas, tarafların karşılıklı rızası olsa bile durumun değişmediğini belirterek, “Kontrol, rıza olsa da kontroldür. Çoğu zaman bu ‘kabul’, suçluluk, korku ya da çatışmadan kaçınma duygusundan kaynaklanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

Uzmanlara göre bu eğilimin özellikle genç kuşaklarda daha yaygın olmasının temelinde dijital kültür yatıyor. Nesil araştırmacısı Rüdiger Maas, Z kuşağının akıllı telefonlar, uygulamalar ve konum bazlı hizmetlerle büyüdüğünü belirterek, “Bu kuşak için dijital izleme günlük hayatın doğal bir parçası.” dedi.

Maas, gençlerin ilişkilerinde güven, kontrol ve onay ihtiyacını dijital araçlar üzerinden karşılama eğiliminde olduğuna dikkati çekerek, bunun zamanla “dijital kontrolü” normalleştirdiğini ifade etti.

Uzmanlar, konum takibinin yalnızca ilişkilerde değil, genel olarak kişisel verilerin güvenliği açısından da risk taşıdığına işaret ediyor. Sürekli toplanan konum verilerinin veri sızıntıları durumunda kötüye kullanılabileceği uyarısında bulunulurken, bilinçli teknoloji kullanımının önemine vurgu yapılıyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler