Sosyal Medya

Gündem

İsviçre’de sığınmacılara “nakit yerine kart” planı: kararlar alındı, ilk adımı Zug atıyor

yazar

Yayınlayan

on

İsviçre’nin sosyal yardım sisteminde sessiz ama köklü bir dönüşüm kapıda. Birçok kanton, sığınmacılara yapılan nakit yardımların yerine “Bezahlkarte” adı verilen ön ödemeli kart sistemine geçmek istiyor.
Henüz hiçbir kanton uygulamayı yürürlüğe koymadı; ancak Zug, 2026 başında başlayacak pilot projeyle sistemi fiilen test eden ilk kanton olacak.

Zug, 2026’da pilot başlatıyor

Zug, 2026’nın ilk aylarında sınırlı bir pilot programla sistemi hayata geçirmeyi planlıyor — bu da onu uygulamayı ilk test edecek kanton konumuna getiriyor.

Yaklaşık 300 sığınmacı ile yürütülecek pilot programda, yardımlar nakit yerine özel banka altyapısına bağlı ön ödemeli kartlar üzerinden yapılacak.
Kartlar yalnızca belirli mağazalarda ve temel ihtiyaç alışverişlerinde geçerli olacak.

Zug hükümeti, sistemin amacını “yardımların sadece zorunlu ihtiyaçlar için kullanılmasını sağlamak ve nakit akışını şeffaflaştırmak” olarak tanımlıyor.

Schwyz ilk onayladı, Zug ilk başlatacak

Tartışma ilk olarak 2024 sonbaharında Kanton Schwyz’te başladı.
Parlamento, sığınmacılara yapılan yardımların artık nakit yerine özel bir ödeme kartıyla verilmesini kabul etti — Schwyz, bu kararı alan ilk kanton oldu.
Ancak henüz kart dağıtımı başlamadı; teknik altyapı ve banka anlaşmaları hazırlık aşamasında.

Zug Kantonu ise Şubat 2025’te benzer bir kararla projeyi onayladı ve 2026 başında fiilen başlatacağını duyurdu.
Bu nedenle Zug, sistemi ilk kez uygulamaya geçirecek kanton olacak.

Zug’un bütçesi ve maliyeti

Zug’un kanton raporuna göre, Bezahlkarte projesinin maliyeti şu şekilde hesaplandı:

  • 💰 Kurulum maliyeti: yaklaşık 100 000 İsviçre Frangı,
  • 🔄 Yıllık işletme ve bakım gideri: yaklaşık 90 000 Frang,
  • 🧾 Toplam ilk yıl maliyeti: 190 000 Frang.

Bu bütçe; yazılım lisansları, veri güvenliği sistemleri, kart üretimi, banka komisyonları ve idari personel giderlerini kapsıyor.
Zug yönetimi, pilot uygulamanın ardından sistemin performansını değerlendirip, gerek görülürse tüm sığınmacı yardımlarına yaymayı planlıyor.

Göç Dairesi Başkanı Thomas Aeschlimann, “Amaç, sosyal yardım kaynaklarının doğru kullanıldığından emin olmak. Pilot başarılı olursa model kalıcı hale gelecek,” dedi.

Diğer kantonlar: Onay var, uygulama yok

  • St. Gallen: Eylül 2025’te yasal temeli onayladı; uygulama 2026 ortasında başlayabilir.
  • Aargau ve Bern: 2025 yazında motion’lar parlamentodan geçti; yönetimler hâlen finansman ve insan hakları değerlendirmesi yapıyor.
  • Thurgau, Zürich ve Ticino: Önergeler tartışılıyor; henüz karar yok.
  • Fransızca konuşulan kantonlarda (Vaud, Fribourg, Genève, Neuchâtel) sistem gündemde değil.

Eleştiriler: ‘Yardım değil, kontrol aracı’

Caritas Zentralschweiz ve insan hakları örgütleri, kart sisteminin “yardım alanlara güvensizlik” anlamına geldiğini savunuyor.
Caritas sözcüsü Sabine Müller, “Kart yalnızca belirli yerlerde geçerli olursa, sığınmacılar toplumdan dışlanır. Bu, ekonomik özgürlüğü kısıtlar,” diyor.

Eleştirmenlere göre, kart sistemi yardımların kötüye kullanımını engellemekten çok, “toplumsal ayrım” duygusunu güçlendirebilir.

Destekçiler: Şeffaflık ve denetim

SVP ve FDP gibi merkez sağ partiler, sistemin kamu kaynaklarının şeffaf takibini sağlayacağını savunuyor.
SVP Zug milletvekili Markus Heller, “Vergi mükelleflerinin desteği doğru kullanılmalı. Kart sistemi, yardımların gerçekten ihtiyaç sahiplerine ulaştığını gösterecek,” dedi.

Federal hükümet topu kantonlara bıraktı

Bern’deki federal hükümet (Bundesrat), konuyu kantonların yetkisi kapsamında değerlendiriyor.
Ulusal düzeyde bir zorunluluk getirilmeyecek; her kanton kendi sosyal yardım sistemi içinde karar alacak.

Sonuç ve sonraki adım

  • Henüz hiçbir kanton uygulamaya başlamadı.
  • Schwyz kararı alan ilk kanton,
  • Zug ise uygulamayı ilk başlatacak pilot.
  • St. Gallen, Bern ve Aargau karar aşamasında.

Zug’daki pilot projenin başarısı, “nakit yerine kart” modelinin İsviçre genelinde yayılıp yayılmayacağını belirleyecek.
Kanton yönetimleri dikkatle izliyor.

“Zug pilotu, sosyal yardımların geleceğini şekillendirecek bir laboratuvar olacak.”

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

İsviçre’de Coop, metal parça riski nedeniyle maydanoz içeren bazı ürünleri geri çağırdı

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’nin önde gelen perakende zincirlerinden Coop, maydanoz içeren bazı ürünlerinde metal yabancı madde bulunma ihtimali nedeniyle geri çağırma kararı aldı.

Şirketten yapılan açıklamada, söz konusu ürünlerin tüketilmesinin potansiyel sağlık riski oluşturabileceği belirtilerek, tüketicilere ürünleri kullanmamaları çağrısında bulunuldu.

Geri çağırma kapsamına giren ürünler şöyle sıralandı:

  • Betty Bossi doğranmış maydanoz (20 gram)
  • Freshly Made Protein Salad (325 gram)
  • Betty Bossi Salad Protein (325 gram)
  • Sarımsaklı kelebek karides (ön paketli)
  • Sarımsaklı kuyruklu karides (ön paketli)
  • Fırınlık dana rosto (ön paketli)
  • Betty Bossi Petersilie gehackt 20 Gramm
  • – Freshly Made Protein Salad 325 Gramm
  • – Betty Bossi Salad Protein 325 Gramm
  • – Crevetten Butterfly Knoblauch (vorverpackt)
  • – Crevetten Knoblauch Tail on (vorverpackt)
  • – Sonntagsbraten (vorverpackt)

Açıklamada, söz konusu ürünlerin 28 Ocak 2026 tarihinde Coop süpermarketleri, Coop to go şubeleri, Coop City mağazaları, Coop Pronto ve Jumbo satış noktalarında satışa sunulduğu bildirildi.

Riskin tespit edilmesinin ardından ürünlerin satıştan kaldırıldığı kaydedilen açıklamada, daha önce satın alınan ürünlerin mağazalara iade edilebileceği ve satış bedelinin tüketicilere geri ödeneceği ifade edildi.

Coop yetkilileri, tüketici güvenliğinin öncelik olduğunu vurgulayarak, geri çağırma sürecinin tedbir amacıyla başlatıldığını bildirdi.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Crans-Montana’daki yangın faciası soruşturmasında ciddi hatalar zinciri

yazar

Yayınlayan

on

By

CENEVRE – İsviçre’nin Valais (Wallis) kantonuna bağlı Crans-Montana’daki ölümcül yangın faciasına ilişkin yürütülen soruşturmada, savcılık makamının yaptığı hataların art arda ortaya çıkması kamuoyunda tepkilere yol açtı.

Valais Başsavcısı Beatrice Pilloud yönetimindeki savcılığın, olayın aydınlatılması sürecinde birçok kritik ihmale imza attığı belirtiliyor. Crans-Montana Belediye Başkanı Nicolas Féraud’nun verdiği son röportajda dile getirdiği yeni ayrıntılar, soruşturmanın sağlıklı yürütülmediği yönündeki eleştirileri daha da güçlendirdi.

Yerel basında yer alan değerlendirmelere göre, soruşturmadaki başlıca sorunlar şu başlıklarda toplanıyor:

Belediye başkanı sorgulanmadı
Belediye Başkanı Féraud, olaydan haftalar sonra yaptığı açıklamada, savcılık tarafından bugüne kadar ifadesine başvurulmadığını söyledi. Oysa facianın yaşandığı barda yangın güvenliği kontrollerinin yeterince yapılıp yapılmadığı konusunda belediyenin sorumluluğu olabileceği ifade ediliyor.

Güvenlik kamerası kayıtları kayboldu
Yangının meydana geldiği “Le Constellation” adlı barın içi ve çevresindeki onlarca güvenlik kamerası görüntüsünün silindiği ortaya çıktı. Savcılığın bu kayıtları zamanında güvence altına almaması “ağır ihmal” olarak nitelendirildi.

Yetki ve tarafsızlık tartışması
Başsavcı Pilloud’un, olaydan sonra kanton ve belediye yetkilileriyle birlikte basın toplantılarına katılması ve yangın alanını belediye başkanıyla birlikte ziyaret etmesi, kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı bulundu. Uzmanlar, hem belediyenin hem de kantonun soruşturmanın muhtemel tarafları arasında olabileceğine dikkat çekiyor.

Bar sahibinin gözaltı süreci tartışmalı
Facianın yaşandığı barın sahibi Jacques Moretti, günlerce serbest kaldıktan sonra 9 Ocak’ta gözaltına alındı, ancak kısa süre sonra 200 bin İsviçre frangı kefaletle serbest bırakıldı. Eleştirmenler, bunun delillerin karartılması riskini artırdığını savunuyor.

Otopsi sürecinde karmaşa
Yangında hayatını kaybeden bazı kurbanlara hiç otopsi yapılmadığı, bazılarının ise geç otopsiye alındığı belirtildi. 17 yaşındaki Trystan Pidoux’nun cenazesinin, son anda otopsi kararı alınması nedeniyle ertelenmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.

Hukuki usul hataları
Savcılığın, mağdur ailelerin avukatlarının sorgulamalara katılmasını önce engellemeye çalıştığı, ardından da bazı mağdur yakınlarına, kanton yargı kurulunda görev yapan avukatları tavsiye ettiği bildirildi. Bu durum tarafsızlık konusunda soru işaretlerine yol açtı.

İletişim eleştirileri
Savcılık, olaydan kısa süre sonra basına bilgi vermeyi bırakacağını ve sadece yazılı açıklamalar yapacağını duyurdu. Uzmanlar, böylesine ciddi bir olayda şeffaf ve düzenli bilgilendirmenin hayati önemde olduğunu vurguluyor.

Olağanüstü savcı talebi reddedildi
Ulusal ve uluslararası baskılara rağmen, bağımsız bir “olağanüstü savcı” atanması talebinin kanton makamları tarafından reddedilmesi de eleştirilerin odağında. Bu durumun, soruşturmanın güvenilirliğine zarar verdiği ifade ediliyor.

Crans-Montana’daki yangın faciası, İsviçre’de son yılların en ağır olaylarından biri olarak kayıtlara geçmişti. Soruşturmada yaşanan aksaklıklar ise hem mağdur ailelerinin hem de kamuoyunun adalet sürecine olan güvenini zedelemiş durumda.

Haberin Devamını Oku

Gündem

İsviçre hükümeti SVP’nin “sınır güvenliği” girişimini reddetti

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Federal Hükümeti (Bundesrat), İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) sunduğu “İltica suistimaline son verilsin (Sınır güvenliği girişimi)” başlıklı halk oylaması girişimini reddettiğini açıkladı.

Hükümetten cuma günü yapılan yazılı açıklamada, söz konusu girişimin uygulanmasının zor olduğu ve ciddi olumsuz sonuçlar doğurabileceği belirtildi.

Federal Hükümet, girişimin kabul edilmesi halinde yüksek maliyetler ortaya çıkacağını, bunun hem federal yönetim hem de kantonlar ve özellikle sınır bölgeleri üzerinde ağır bir yük oluşturacağını vurguladı.

Açıklamada ayrıca, İsviçre’nin Avrupa Birliği ile yürüttüğü Schengen ve Dublin anlaşmalarının tehlikeye girebileceğine dikkat çekildi. Bu anlaşmaların sona ermesi durumunda, Avrupa içinde sığınmacıların ikinci kez başka ülkelere yönelmesi anlamına gelen “ikincil göçün” artabileceği, bunun da ülkenin iç güvenliğini zayıflatabileceği ifade edildi.

Federal Hükümet, girişimde yer alan taleplerin “aşırı ve radikal” nitelikte olduğunu belirterek, bu nedenle dolaylı bir karşı öneri ya da doğrudan bir alternatif tasarı hazırlamayı da düşünmediğini bildirdi.

SVP’nin girişimi, İsviçre sınırlarında daha sıkı kontroller yapılmasını ve iltica başvurularına ilişkin uygulamaların köklü biçimde değiştirilmesini öngörüyor. Ancak hükümet, mevcut uluslararası yükümlülükler ve güvenlik iş birliği mekanizmaları göz önünde bulundurulduğunda bu yaklaşımın ülke çıkarlarına hizmet etmeyeceği görüşünde.

Haberin Devamını Oku

Trendler