Sosyal Medya

İsviçre

İsviçre, Dünyanın En Zengin İkinci Ülkesi Konumunu Korudu

yazar

Yayınlayan

on

Dünya genelinde finansal varlıklar 2024 yılında güçlü bir artış kaydetti. Allianz’ın yayımladığı Global Wealth Report’a göre İsviçre, kişi başına net finansal varlık bakımından ABD’nin ardından ikinci sıradaki yerini korudu.

Raporda, küresel finansal varlıkların 2024 sonunda yüzde 8,7 artarak 269 trilyon avroya ulaştığı belirtildi. Bu büyüme, 2023’teki yüzde 8,0’lik artışın da üzerine çıktı.

İsviçre’de net varlık artışı hızlandı

İsviçre’de hanehalklarının brüt finansal varlıkları 2024’te yüzde 4,2 yükseldi. Böylece bir önceki yılın yüzde 2,6’lık artışı net biçimde geride bırakıldı. Büyümenin en önemli kaynağı menkul kıymetler olurken, sigorta ve emeklilik ürünleri ile banka mevduatlarında daha sınırlı bir yükseliş görüldü.

Hanehalkı borçları ise yalnızca yüzde 2,1 arttı. Bu sayede ülkenin net finansal varlıkları yüzde 5,3 oranında büyüdü.

ABD zirvede, İsviçre ikinci sırada

Kişi başına net finansal varlık hesaplamasında İsviçre yaklaşık 269 bin avro ile ABD’nin (311 bin avro) ardından ikinci sırada yer aldı. Böylece İsviçre, Batı Avrupa ülkeleri arasında açık ara öne geçti.

2024’ün en zengin 10 ülkesi

(Kişi başına net finansal varlık, CHF cinsinden)

  1. ABD – 289.230
  2. İsviçre – 250.040
  3. Singapur – 183.638
  4. Danimarka – 178.151
  5. Tayvan – 155.803
  6. İsveç – 134.357
  7. Kanada – 128.424
  8. Yeni Zelanda – 123.718
  9. Hollanda – 118.705
  10. Belçika – 102.570

(Çeviri kuru: 1 EUR = 0,93 CHF)

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.

SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.

İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.

Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.

SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.

Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.

Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.

Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.

Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.

Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.

St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.

Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.

Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Uzmanlar uyarıyor: Genç çiftlerde partnerin telefonunu takip etme eğilimi artıyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de genç çiftler arasında partnerlerin birbirlerinin akıllı telefonları üzerinden konum takibi yapma eğiliminin arttığı belirtilirken, uzmanlar bu durumun ilişkiler açısından ciddi riskler barındırdığı uyarısında bulunuyor.

Günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, iletişim ve sosyal medya kullanımının yanı sıra giderek daha fazla “kontrol aracı” olarak da kullanılmaya başlandı. Özellikle konum servislerinin çoğu zaman kapatılmaması, partnerlerin çeşitli uygulamalar aracılığıyla birbirlerinin nerede olduğunu sürekli takip edebilmesine imkân tanıyor.

Zürih kantonunda çift terapisi alanında çalışan uzman Katrin Lukas, genç çiftlerde bu davranışın yaygınlaştığını belirterek, “Akıllı telefon birçok genç için adeta bedenin uzantısı haline geldi. Bu nedenle ilişkilerde de bir güvence aracı olarak görülüyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Lukas’a göre bu durum masum değil. “Partneri takip etmek için iyi bir gerekçe yok.” diyen Lukas, kısa vadede konum takibinin kişiye geçici bir rahatlama hissi verebileceğini, uzun vadede ise güvensizliği artırdığını ve ilişkiyi zedelediğini vurguladı.

Sürekli kontrol eden kişinin ilişkiye değil, verilere güvenmeye başladığını ifade eden Lukas, bunun karşılıklı güveni aşındırdığını söyledi. “Tam kontrol diye bir şey yok. Aksine, dikkat sürekli olası tehditlere yöneliyor ve kişinin kendi iç güven duygusu zayıflıyor.” diye konuştu.

Lukas, tarafların karşılıklı rızası olsa bile durumun değişmediğini belirterek, “Kontrol, rıza olsa da kontroldür. Çoğu zaman bu ‘kabul’, suçluluk, korku ya da çatışmadan kaçınma duygusundan kaynaklanıyor.” değerlendirmesini yaptı.

Uzmanlara göre bu eğilimin özellikle genç kuşaklarda daha yaygın olmasının temelinde dijital kültür yatıyor. Nesil araştırmacısı Rüdiger Maas, Z kuşağının akıllı telefonlar, uygulamalar ve konum bazlı hizmetlerle büyüdüğünü belirterek, “Bu kuşak için dijital izleme günlük hayatın doğal bir parçası.” dedi.

Maas, gençlerin ilişkilerinde güven, kontrol ve onay ihtiyacını dijital araçlar üzerinden karşılama eğiliminde olduğuna dikkati çekerek, bunun zamanla “dijital kontrolü” normalleştirdiğini ifade etti.

Uzmanlar, konum takibinin yalnızca ilişkilerde değil, genel olarak kişisel verilerin güvenliği açısından da risk taşıdığına işaret ediyor. Sürekli toplanan konum verilerinin veri sızıntıları durumunda kötüye kullanılabileceği uyarısında bulunulurken, bilinçli teknoloji kullanımının önemine vurgu yapılıyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler