Avrupa
BAŞÖRTÜSÜ KRİZİ SONRASI MERAK KONUSU: İSVİÇRE VE KOMŞU ÜLKELERDE KURALLAR NE DİYOR?
Eschenbach’taki başörtülü öğretmen vakasının ardından gözler Avrupa’ya çevrildi
ZÜRİH – 11 Temmuz 2025
İsviçre’nin St. Gallen kantonuna bağlı Eschenbach kasabasında görev alması planlanan başörtülü bir öğretmene karşı bazı velilerin gösterdiği tepki ve bu tepkilerin sonucunda öğretmenin göreve başlatılmaması, ülkede büyük yankı uyandırdı. Peki bu olayın ardından gündeme gelen en önemli soru şu: İsviçre’de ve komşu ülkelerde eğitim kurumlarında başörtüsüne karşı hangi yasal düzenlemeler geçerli?
🇨🇭 İSVİÇRE: GENEL BİR YASAK YOK
İsviçre genelinde okullarda başörtüsü yasağına ilişkin herhangi bir ulusal yasa bulunmuyor. Federal Hükümet 2023’te başörtüsüne karşı bir yasak getirilmesini reddetti. 2015 yılında İsviçre Federal Mahkemesi, St. Gallen’deki bir dava sonucunda, kamu okullarında öğrencilere yönelik genel bir başörtüsü yasağının din özgürlüğüne orantısız müdahale oluşturduğuna hükmetti.
Ancak bu konuda bir istisna var: 1997 yılında Cenevre kantonunda, ders esnasında başörtüsünü çıkarmayı reddeden bir öğretmen işten çıkarılmış ve mahkeme bu kararı onamıştı.
Bununla birlikte, 2025 yılı itibarıyla İsviçre genelinde yürürlüğe giren „örtünme yasağı“ kapsamında kamusal alanlarda yüzü tamamen örten peçe, burka gibi giysiler yasaklandı.
🇩🇪 ALMANYA: YASAK YOK, ANCAK İSTİSNALAR VAR
Almanya’da da ülke genelinde geçerli olan bir başörtüsü yasağı bulunmuyor. Alman Anayasa Mahkemesi 2015 yılında, yalnızca belirli durumlarda – örneğin okulda dini gerginlikler veya tarafsızlığa zarar verecek somut bir tehdit oluştuğunda – yasak getirilebileceğine hükmetti.
Ancak Berlin, 2006’da yürürlüğe koyduğu „tarafsızlık yasası“ ile uzun yıllar boyunca öğretmenlerin görünür dini semboller taşımasını yasakladı. 2015’teki Anayasa Mahkemesi kararına rağmen Berlin bu tutumunu sürdürdü. Ancak 2023/2024 eğitim yılından itibaren Berlin’de başörtülü öğretmenlere yeniden görev verilmesi mümkün hale geldi.
🇦🇹 AVUSTURYA: YASA VARDI, ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL ETTİ
2018 yılında dönemin Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, okullarda ve anaokullarında başörtüsünü yasaklamak istedi. Parlamento bu yasağı kabul etti. Ancak Avusturya Anayasa Mahkemesi bu yasayı, yalnızca İslam’a karşı olduğunu ve eşitlik ilkesini ihlal ettiğini belirterek iptal etti.
Bugün Avusturya’da kamusal alanlarda yüzü tamamen örten giysiler (burka, nikap vb.) yasak. Bu yasak, maske, karnaval kıyafeti veya kalın atkılar gibi yüzü gizleyen giysileri de kapsayabiliyor (istisnalar hariç).
🇫🇷 FRANSA: EN SERT YASAKLAR BURADA
Fransa’da laiklik ilkesi gereği, okullarda dini sembollerin taşınması 2003’ten beri yasak. Bu yasak öğretmenleri de kapsıyor. 2023 yılında, Müslüman kadınlar tarafından tercih edilen abaya (uzun tunik tarzı kıyafet) da okulda yasaklananlar listesine eklendi. Fransa’da devlet ve dinin katı şekilde ayrılması bu yasakların temelini oluşturuyor.
🇮🇹 İTALYA: BAŞÖRTÜSÜNE YASAK YOK, TARTIŞMA SÜRÜYOR
İtalya’da başörtüsüne karşı genel bir yasak bulunmuyor. Ancak yüzü tamamen örten kıyafetler kamusal alanlarda yasak. Okullarda başörtüsü zaman zaman tartışmalara yol açsa da yasal bir engel bulunmuyor.
📌 SONUÇ: AVRUPA’DA TUTARSIZ YAKLAŞIMLAR SÜRÜYOR
Eschenbach’ta yaşanan olay, eğitimde tarafsızlık ve din özgürlüğü dengesi açısından tartışmaları yeniden alevlendirdi. İsviçre’de genel yasak olmamasına rağmen, sosyal baskı ve yerel tepkiler öğretmenlerin meslek hayatını doğrudan etkileyebiliyor. Avrupa genelinde ise yaklaşım ülkeden ülkeye değişiyor: Kimi yerlerde tolerans, kimi yerlerde sert yasaklarla karşılık buluyor.


Avrupa
Hırvatistan’dan Sığınmacılara Yönelik Sert Düzenleme: Dil Şartı ve Daha Sıkı Kurallar Gündemde
Avrupa genelinde göç ve sığınmacı politikaları tartışılırken, Hırvatistan’ın iltica sistemine yönelik aldığı yeni kararlar dikkat çekti. Hatta bazı Avrupa medya kuruluşları, Zagreb yönetiminin uygulamalarını örnek göstererek “Hırvatistan Avrupa’ya ders verdi” yorumlarında bulundu.
Hırvatistan Parlamentosu (Sabor), uluslararası ve geçici koruma yasasında kapsamlı değişiklikler öngören düzenlemeyi kabul etti. Oylamada 83 milletvekili yasaya destek verirken, 33 milletvekili çekimser kaldı.
Hükümet, yeni düzenlemenin amacının iltica sistemindeki suistimalleri önlemek ve ülkenin mevzuatını Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı ile uyumlu hale getirmek olduğunu açıkladı.
Hırvatça Öğrenme Zorunluluğu
Yeni düzenlemenin en çok tartışılan maddelerinden biri, sığınmacıların topluma uyum yükümlülüklerinin artırılması oldu. Buna göre koruma statüsü alan kişilerin Hırvatça öğrenmeleri ve uyum programlarına katılmaları bekleniyor.
Bazı Avrupa medya kuruluşları bu düzenlemeyi “Hırvatça öğren ya da ülkeyi terk et” şeklinde manşetlere taşıdı. Ancak yasal düzenleme doğrudan bir sınır dışı mekanizmasından ziyade, dil öğrenimi ve entegrasyon şartlarının yerine getirilmesini zorunlu hale getiriyor. Yetkililer, uyum yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi durumunda kişinin koruma statüsünün yeniden değerlendirilebileceğini belirtiyor.
İltica Sisteminde Daha Sıkı Kurallar
Yasa değişikliğiyle birlikte uluslararası koruma ve iltica başvurularının değerlendirilmesinde daha katı kriterler uygulanacak. Hükümete göre amaç, sistemin kötüye kullanılmasını önlemek ve başvuruların daha etkin şekilde incelenmesini sağlamak.
Yeni düzenleme kapsamında sığınmacıların hareket özgürlüğü de belirli durumlarda sınırlandırılabilecek. Kamu düzeninin korunması, güvenlik risklerinin önlenmesi veya kişilerin kabul merkezlerini izinsiz terk etmelerinin engellenmesi gibi gerekçelerle kısıtlamalar uygulanabilecek.
AB Göç Paktı ile Uyum
Hırvatistan hükümeti, reformun Avrupa Birliği’nin yeni Göç ve İltica Paktı ile uyumlu olduğunu vurguluyor. Özellikle Balkan göç güzergâhı üzerinde bulunan ülke, son yıllarda Avrupa’ya ulaşmaya çalışan düzensiz göçmenlerin yoğun geçiş noktalarından biri haline gelmişti.
Yetkililere göre yeni kurallar hem sınır güvenliğini güçlendirmeyi hem de iltica süreçlerini daha kontrollü hale getirmeyi amaçlıyor.
Avrupa’da Tartışma Yarattı
Düzenleme Avrupa kamuoyunda farklı tepkilere neden oldu. Göç politikalarının sertleştirilmesini savunan çevreler Hırvatistan’ın adımını desteklerken, insan hakları kuruluşları ise sığınmacı haklarının korunması konusunda dikkatli olunması gerektiğini savunuyor.
Buna rağmen bazı Avrupa medya kuruluşları, Hırvatistan’ın uygulamalarını “göç krizine karşı kararlı bir duruş” olarak değerlendirerek diğer Avrupa ülkelerine örnek gösterdi.
Sosyal medyada da benzer yorumlar dikkat çekti. Almanca
“Hört, hört! Da können Österreich 🇦🇹 und Deutschland 🇩🇪, vielleicht noch etwas lernen. 📚” şeklinde yapılan bazı paylaşımlarda, “Duyduk duymadık demeyin! Avusturya ve Almanya’nın da Hırvatistan’dan öğreneceği şeyler olabilir” ifadeleri kullanıldı. Göç politikalarının sıkılaştırılmasını savunan kullanıcılar, Hırvatistan’ın uygulamalarının Avrupa genelinde örnek alınması gerektiğini öne sürdü.
Öte yandan eleştirenler ise iltica ve entegrasyon politikalarının yalnızca güvenlik eksenli değil, insan hakları ve uluslararası yükümlülükler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Göç ve iltica konusu Avrupa Birliği genelinde siyasi gündemin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ederken, Hırvatistan’ın attığı adımların diğer ülkelerde de benzer düzenlemelere yol açıp açmayacağı yakından takip ediliyor.
#asyl#kroatien#hırvatistan#avrupa#europa
Avrupa
Müslüman Kadın “Dinsiz” Kaydıyla Yakıldı İddiası
Almanya’nın Würzburg kentinde yaşayan 81 yaşındaki Türk kökenli Ayten Heck’in cenazesinin, resmi kayıtlarda dini aidiyetinin bulunmadığı gerekçesiyle yakılması büyük tartışma yarattı. Müslüman kimliğiyle tanındığı belirtilen yaşlı kadının İslami usullere göre defnedilmemesi, Almanya’daki Türk ve Müslüman toplumunda tepkiye neden oldu.
Edinilen bilgilere göre uzun süredir bakım evinde kalan Ayten Heck, sağlık sorunları nedeniyle kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Ölümünün ardından yürütülen resmi işlemlerde ise herhangi bir yakına ulaşılamadığı ve dini bilgisine dair kayıt bulunamadığı öne sürüldü. Yaklaşık iki hafta süren süreç sonunda Heck’in naaşı krematoryuma gönderildi.
Olayın ortaya çıkmasıyla birlikte gözler cenaze işlemleri sırasında neden dini kurumlarla iletişime geçilmediği sorusuna çevrildi. Çünkü Ayten Heck’in çevresi tarafından yıllardır Müslüman olarak bilindiği ifade edildi.
Konuya ilişkin açıklama yapan IGMG Würzburg Şube Başkanı Mürsel Taştan, yaşananların ciddi bir ihmal olduğunu söyledi. Taştan, Ayten Heck’in yaklaşık 7-8 yıldır bakım evinde yaşadığını ve bölgedeki Müslüman toplum tarafından tanındığını belirterek, “Böyle bir durumda camilere ya da dini kuruluşlara haber verilmesi gerekirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Taştan ayrıca olayın kendilerine cenazenin yakılmasının ardından ulaştığını ifade ederek, özellikle yalnız yaşayan yaşlı Müslümanların ölüm sonrası işlemlerinde büyük bir koordinasyon eksikliği bulunduğunu söyledi. Almanya’daki veri koruma yasalarının bazı süreçleri zorlaştırdığını kabul eden Taştan, buna rağmen dini cemaatlerle temas kurulmamış olmasını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Tartışmaları büyüten bir diğer detay ise Ayten Heck’in yıllardır cenaze fonuna ödeme yaptığının ortaya çıkması oldu. İddiaya göre Heck, ATİB bünyesindeki cenaze fonuna kayıtlıydı ve İslami defin işlemleri için düzenli aidat ödüyordu. Bu bilgi, “Müslüman olduğu bilinmiyordu” yönündeki açıklamaların sorgulanmasına neden oldu.
Würzburg Belediyesi ise yaptığı açıklamada, resmi kayıtlarda dini aidiyete ilişkin net bir bilgi bulunmadığını ve yakınlarına ulaşılamadığı için yasal prosedürün uygulandığını savundu. Ancak yerel Müslüman temsilciler, cenaze sürecinde camiler, Türk dernekleri ve konsolosluklarla iletişim kurulmamış olmasının büyük eksiklik olduğunu dile getiriyor.
Yaşanan olayın ardından Almanya’daki Türk toplumunda, özellikle yalnız yaşayan yaşlı gurbetçilerin ölüm sonrası süreçlerinin daha sıkı takip edilmesi gerektiği yönünde çağrılar yükseldi. Dini kuruluşlar, benzer olayların tekrar yaşanmaması için bakım evleri, hastaneler ve Müslüman cemaatler arasında doğrudan iletişim mekanizması kurulmasını istiyor.
Avrupa
Fransa’dan İsviçre’ye Giriş Yapan Iraklı Sürücünün Soğutmasız Aracında 1,8 Ton Kaçak “Pommes Frites” Yakalandı
Solothurn kantonuna bağlı Flüh kasabasında gerçekleştirilen gümrük kontrolünde, İsviçre’ye kaçak yollarla sokulmak istenen yaklaşık 1,8 ton “Pommes Frites” (parmak patates) ele geçirildi.
Federal Gümrük ve Sınır Güvenliği Dairesi’nin (BAZG) mobil ekipleri, 18 Mayıs 2026 tarihinde Fransa’dan İsviçre’ye giriş yapan İsviçre plakalı bir panelvanı durdurdu. Aracı kullanan 30 yaşındaki Irak uyruklu sürücünün taşıdığı ürünler detaylı incelemeye alındı.
Kontrol sırasında aracın soğutmasız yük bölümünde toplam 1.860 kilogram dondurulmuş parmak patates bulunduğu açıklandı. Yetkililer, ürünlerin İsviçre’ye gerekli gümrük vergileri ve ithalat işlemleri yapılmadan sokulmaya çalışıldığını belirtti.
Denetimlerde ayrıca aracın izin verilen taşıma kapasitesini 670 kilogram aştığı da tespit edildi. Bunun üzerine Federal Gümrük ve Sınır Güvenliği Dairesi tarafından hem gümrük kaçakçılığı hem de aşırı yük taşımacılığı nedeniyle işlem başlatıldı.
Kaçak ürünlere el konulurken, panelvan da geçici olarak müsadere edildi. Sürücü hakkında ise resmi soruşturma açıldığı bildirildi.
Yetkililer, sınır kontrollerinin yalnızca vergi denetimi açısından değil; halk sağlığı, ürün güvenliği ve kaçakçılıkla mücadele açısından da kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


