Connect with us

Gündem

ADAM ESKİ EŞİNİ ÖLDÜRTMEK İÇİN 20.000 FRANK ÖDEDİ!

yazar

Published

on

Zürich’in Säuliamt bölgesinde ikamet eden 54 yaşındaki bir adam, eski eşini öldürmek için Darknet üzerinden 20.000 İsviçre Frankı ödeyerek bir suikastçı kiralamaya çalıştı. Suçlamalarla karşı karşıya kalan adamın 15 yıl hapis cezasına çarptırılması talep ediliyor.

Olayın Başlangıcı ve Suçlamalar

2016 yılında ayrıldığı eski partneriyle arasında çocuklar nedeniyle yaşanan sıkıntılar, zamanla daha da derinleşti. Çiftin arasındaki gerilim, 2021’de adamın, bir takma ad kullanarak Darknet üzerinden bir suikastçi kiralamak için araştırma yapmasına yol açtı. İlk başta sadece „bir kişiye saygı göstermek“ amacıyla suikast gerçekleştirmeyi planlayan sanık, bu planını daha sonra öldürme niyetine dönüştürdü. 2023 yılına gelindiğinde, eski partnerinin çocukların tek velisi olacağını öğrenen sanık, onu öldürtmeye karar verdi.

Sanık, 2023 yılının Ocak ayında Darknet’te bir suikastçıya 20.000 İsviçre Frankı gönderdi. Ancak bu suikastçi, görevi yerine getirmedi. Bunun yerine, suçlu olduğu tespit edilen kişi 16 Şubat 2023’te polise yakalandı. O günden bu yana, sanık hapishaneye konulmuş durumda.

Savcıdan Ağır Ceza Talebi

Mahkemede, sanığın savcı tarafından 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. Savcı, sanığın, eski partnerine karşı büyük bir öfke ve intikam hissiyle hareket ettiğini vurguladı. Dava sırasında, sanığın, öldürme niyetini sadece para için değil, kişisel bir hesaplaşma amacıyla gerçekleştirmeye çalıştığı da belirtildi. Savcı, sanığın eylemlerini „soğukkanlı ve planlı“ olarak nitelendirerek, güçlü bir ceza verilmesi gerektiğini savundu.

Sanığın Savunması ve İddiaları

Sanık, tüm suçlamaları reddederek, Darknet’te bir suikastçı kiralamadığını ve bu olayla ilgisi olmadığını iddia etti. Savunmasını, tanımadığı bir adamla tanışıp ona Bitcoin gönderdiği şeklinde açıkladı. Bu adamla sadece, benzer duygusal sıkıntılar yaşayan biri olarak konuştuğunu ve ondan alacağı bir yayın için para gönderdiğini söyledi. Savunma avukatı, sanığın bilgisayarının hacklendiğini ve bir başkası tarafından kullanıldığını iddia etti.

Sanık ayrıca, eski partnerini öldürme amacının hiç olmadığını ve bunu Darknet üzerinden gerçekleştiren kişinin aslında bir dolandırıcı olduğunu ileri sürdü.

Ex-Partnerinin Duruşmadaki Pozisyonu

Sanığın eski partneri, yaşadığı korku ve güvensizliği dile getirerek, eski partnerinin tehditkar hareketleri nedeniyle sürekli kaygı içinde yaşadığını belirtti. Kadın, sanığın eski partnerine yönelik saldırgan tutumunun devam ettiğini ve bununla birlikte hayatını güvenceye almak için çabalarının arttığını söyledi.

Sonuç ve Yorumlar

Sanık için 15 yıl hapis cezası talebi gündemdeki en önemli gelişme oldu. Mahkeme kararı henüz kesinleşmemişken, sanığın savunması ile suçlamalar arasında büyük bir çelişki bulunuyor. Bu dava, eski partnerin yaşamını koruma amacı güden yasal önlemlerin ve dava süreçlerinin daha da önem kazanmasını sağlamış görünüyor. Bu olay, ayrıca bir kişiye zarar verme amaçlı kiralık suikast kullanımı konusunda, Darknet gibi platformların ne denli tehlikeli bir ortam sunduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Hukuki Süreç ve Gelecek Adımlar

Mahkeme, suçlu olup olmadığına karar vermek için daha fazla delil ve ifade almayı sürdürüyor. Savcı, sanığın geçmişteki eylemlerini de dikkate alarak ağır ceza talep ederken, savunma avukatı ise alibiyle birlikte sanığın suçsuz olduğunu savunmaya devam ediyor. Karar verildiğinde, sanığın geleceği ve hak ettiği ceza netleşmiş olacak.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te Gizli Çekim İddiası Tepki Yarattı: Kadınları Gizlice Görüntülediği Öne Sürülen Adam Olay Yerinden Kaçtı

yazar

Published

on

By

Teknolojinin gelişmesi ve yüksek çözünürlüklü cep telefonu kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte kamusal alanlarda gizlice görüntü alınması konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle plajlar, parklar ve yüzme alanlarında insanların haberi olmadan fotoğraf ya da video çekilip çekilmediği çoğu zaman anlaşılamıyor. Zürih’te yaşanan son olay ise bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsviçre’nin Zürih kentinde yaz aylarının en yoğun açık yüzme alanlarından biri olan Werdinsel’de yaşanan olay kamuoyunda tepkiye neden oldu. İddiaya göre orta yaşlı bir erkek, bölgede güneşlenen, yüzen ve kıyafet değiştiren kadınları cep telefonuyla gizlice görüntüledi.

20 Minuten gazetesinin haberine göre olay cumartesi akşamı meydana geldi. Bölgede bulunan 25 yaşındaki bir kadın gazeteci, şüpheli kişinin çevredeki kadınları sistematik şekilde telefon kamerasıyla kayda aldığını fark ettiğini söyledi. Gazeteci, adamın özellikle kıyafet değiştiren ve üstünü değiştirdiği sırada kısa süreliğine üstsüz kalan kadınlara kamerayı yakınlaştırarak çekim yaptığını iddia etti.

Durumu fark eden gazeteci daha sonra şüpheliyi durdurarak doğrudan yüzleşti. Habere göre adam, görüntü çektiğini kabul ederek özür diledi ve yaptığının yanlış olduğunu bildiğini söyledi. Ancak telefonundaki görüntüleri tamamen silmeyi reddetti.

Kadın gazetecinin aktardığına göre şüphelinin telefon galerisinde çok sayıda kadın fotoğrafı ve videosu bulunuyordu. Şüpheli ilk aşamada bazı dosyaları sildi ancak görüntüleri telefonun çöp kutusundan kalıcı olarak kaldırmayı kabul etmedi. Tartışmanın ardından ise olay yerinden hızla uzaklaştı.

Gazeteci, şüphelinin davranışlarının kendisini ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, adamın gergin tavırlarının telefonda daha fazla gizli görüntü bulunabileceği endişesi yarattığını ifade etti.

Zürih Şehir Polisi olayın mevcut aşamada doğrudan ceza hukuku kapsamında değil, daha çok kişilik hakları ve özel hayatın korunması çerçevesinde değerlendirilebileceğini açıkladı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan hukukçu Martin Gärtl ise gizlice görüntülenen kişilerin kişilik haklarının ihlal edilmiş olabileceğini ve mağdurların hukuki koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği Werdinsel’de yaşanan olay sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kamusal alanlarda gizli görüntü alma olaylarına karşı daha caydırıcı düzenlemeler ve denetimler yapılması gerektiğini savundu.

Continue Reading

Gündem

Winterthur Saldırganının Babası Blick’e Konuştu: “Oğlum Terörist Değil, Ciddi Psikolojik Sorunlar Yaşıyordu”

yazar

Published

on

By

sviçre’nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından saldırgan Nesip Dedeler’in babası Ayhan Dedeler ilk kez konuştu. İsviçre’nin Blick gazetesine açıklamalarda bulunan baba Dedeler, oğlunun uzun yıllardır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, olayın yalnızca terör boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

31 yaşındaki Nesip Dedeler, perşembe sabahı Winterthur Tren Garı yakınında üç kişiye bıçakla saldırmış, olay sırasında “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddia edilmişti. Olayın ardından Zürih Güvenlik Direktörü Mario Fehr saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş, saldırganın geçmişte radikal çevrelerle bağlantıları bulunduğunu açıklamıştı.

Olay sırasında Türkiye’de bulunan ve Blick gazetesine konuşan Ayhan Dedeler ise oğlunun “terörist” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. “Oğlum terörist değil, psikolojik olarak hasta ve yardıma ihtiyacı olan bir insan” diyen baba, ailesinin yıllardır oğlunun tedavi görmesi için çaba gösterdiğini söyledi.

Baba Dedeler, oğlunun geçmişte Winterthur’daki An’Nur Camii çevresinde bulunduğunu ve bu dönemde radikal görüşlerden etkilendiğini kabul etti. Aynı çevrelerle ilişki kuran diğer iki oğlunun zamanla bu düşüncelerden uzaklaştığını belirten baba, Nesip’in ise hayatını düzene sokmakta zorlandığını ifade etti.

Ailesinin desteğine rağmen uzun yıllardır işsiz olduğunu belirten Ayhan Dedeler, oğlunun sosyal hayattan büyük ölçüde koptuğunu anlattı. “Ne bir işi vardı ne de düzenli bir sosyal çevresi. Yıllardır içine kapanık bir yaşam sürüyordu” dedi.

Baba ayrıca son günlerde oğlunun psikolojik durumunun belirgin şekilde kötüleştiğini öne sürerek, saldırıdan önce psikiyatri kliniğine yatırılmasını olumlu karşıladığını ancak kısa süre sonra taburcu edilmesini anlayamadığını söyledi.

Saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ayhan Dedeler, “En büyük temennim yaralıların tamamen iyileşmesi” ifadelerini kullandı.

Winterthur’daki saldırıyla ilgili soruşturma sürerken, İsviçreli yetkililer olayın hem terör bağlantısı hem de saldırganın psikolojik geçmişi açısından çok yönlü olarak incelendiğini açıkladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading
Advertisement

Trendler