Dünya
Zayıflamada yeni dönem: Enjeksiyon yerine hap geliyor
BD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Novo Nordisk tarafından geliştirilen ve “Wegovy” markasıyla bilinen zayıflama ilacının tablet formuna onay verdi. Böylece obezite ve fazla kiloyla mücadelede ilk kez enjeksiyon yerine ağızdan alınan GLP-1 içerikli bir ilaç kullanılabilecek.
Bugüne kadar haftada bir kez iğneyle uygulanan tedaviler, özellikle iğne korkusu yaşayan hastalar için önemli bir engel oluşturuyordu. Yeni tablet formunun, tedaviye erişimi kolaylaştırması ve kullanım konforu sağlaması bekleniyor.
Novo Nordisk, Wegovy tabletin aşırı kilolu ve obez hastalar için geliştirilen ilk oral GLP-1 ilacı olduğunu açıkladı. İlacın ABD’de şubat ayı başında piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Tablet formunda da enjeksiyonlarda kullanılan semaglutid etken maddesi yer alıyor. Bu madde, bağırsaklarda salgılanan doğal bir hormonu taklit ederek iştahı azaltıyor ve tokluk hissini uzatıyor.
Yeni ilaç haftalık enjeksiyon yerine günde bir kez kullanılıyor. Tabletin aç karnına, az miktarda suyla alınması ve ardından en az 30 dakika boyunca yiyecek ya da başka ilaç tüketilmemesi gerekiyor.
İlaç 1,5 mg, 4 mg, 9 mg ve 25 mg doz seçenekleriyle satışa sunulacak. Klinik çalışmalarda, 64 hafta boyunca 25 mg dozunu kullanan hastalarda ortalama yüzde 16,6 kilo kaybı görüldü. Plasebo grubunda bu oran yüzde 2,2 olarak ölçüldü. Sonuçların, enjeksiyon formuyla elde edilen yaklaşık yüzde 15’lik kilo kaybına yakın olduğu bildirildi.
Yan etkiler arasında mide bulantısı, kusma ve diğer sindirim sistemi şikayetleri bulunuyor.
ABD’de başlangıç dozu için aylık fiyat 149 dolar olarak belirlendi. Daha yüksek dozlarda aylık ücretin 299 dolara kadar çıkması bekleniyor.
Öte yandan, Eli Lilly tarafından geliştirilen “Orforglipron” adlı başka bir GLP-1 tableti de FDA onay sürecinde bulunuyor ve 2026’ya kadar piyasaya çıkabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, tablet formunun yaygınlaşmasıyla birlikte zayıflama ilaçlarına olan küresel talebin daha da artacağını değerlendiriyor.
Dünya
İran Savaşı Küresel Ekonomiyi Sarsıyor: “Son 50 Yılın En Büyük Şoku” mu?
Orta Doğu’da devam eden İran savaşı, küresel ekonomi üzerindeki etkileriyle yeniden gündemde. Harvard Üniversitesi ekonomisti Kenneth Rogoff, savaşın dünya ekonomisi için son 50 yılın en büyük büyüme ve fiyat şoku olabileceğini belirtti.
📊 Öne çıkanlar
- Küresel petrol arzı savaş nedeniyle %11–15 oranında azaldı
- Brent petrol fiyatı varil başına 107 doların üzerine çıktı
- İsviçre ekonomisinin büyümesinde 2027’ye kadar %0,6 düşüş bekleniyor
⚠️ Petrol arzındaki daralma endişe yaratıyor
Uzmanlara göre İran savaşı, küresel petrol arzında ciddi bir daralmaya yol açtı. Bu oran, 1970’lerdeki petrol krizinden bile daha yüksek seviyelere işaret ediyor. O dönemde arz kaybı %7–8 civarındaydı ve dünya genelinde yüksek enflasyon ile ekonomik daralma yaşanmıştı.
🏛️ “Şok büyük, ancak tablo farklı”
Raiffeisen Başekonomisti Fredy Hasenmaile, mevcut enerji şokunun büyüklüğünü kabul etmekle birlikte, günümüz koşullarının 1970’lerden farklı olduğuna dikkat çekti. Batı ülkelerinin enerji bağımlılığının azalması ve savaş öncesi petrol arz fazlası, etkilerin sınırlanabileceğine işaret ediyor.
Hasenmaile, Rogoff’un değerlendirmelerini “fazla karamsar” bulsa da mevcut petrol fiyatlarının ekonomi için ciddi bir şok oluşturduğunu vurguladı.
🇨🇭 İsviçre ekonomisi nasıl etkileniyor?
ETH Zürich bünyesindeki KOF Konjonktür Araştırma Merkezi’ne göre, petrol fiyatlarının yüksek kalması halinde İsviçre ekonomisinin büyümesi 2027 yılına kadar %0,6 daha düşük gerçekleşebilir.
İsviçre açısından en önemli riskler:
- Yüksek enerji maliyetleri
- Artan enflasyon baskısı
- Faiz artışı ihtimali
- Güçlenen İsviçre Frangı nedeniyle ihracatın zorlaşması
🏭 Özellikle bazı sektörler risk altında
Savaşın etkileri özellikle şu alanlarda hissediliyor:
- Sanayi ve teknoloji sektörü: Zaten krizden çıkan sektör için yeni darbe
- Enerji yoğun sektörler: Kağıt, metal üretimi ve gıda üretimi
- Turizm ve lüks tüketim: Talep düşüşü riski
🌐 Küresel görünüm
Uzmanlar, savaşın uzaması halinde enflasyonun birçok ülkede yeniden yükselişe geçebileceğini belirtiyor. Bu durum, merkez bankalarını faiz artırmaya zorlayabilir.
Buna rağmen mevcut değerlendirmelere göre, İsviçre ve küresel ekonomi için kısa vadede bir resesyon beklentisi bulunmuyor.
Dünya
Dünyada sadece 13 ülkede hava güvenli: İsviçre listede yok
Yeni yayımlanan bir rapora göre, dünya genelinde hava kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Sadece 13 ülkede hava kalitesi güvenli seviyede bulunurken, İsviçre bu ülkeler arasında yer almadı.
İsviçre merkezli hava kalitesi ölçüm şirketi IQAir’in hazırladığı “Dünya Hava Kalitesi Raporu”, 143 ülkedeki 9 binden fazla şehrin verilerini analiz etti. Sonuçlara göre 130 ülke, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği ince partikül (PM2,5) sınır değerini aşıyor.
Hava kalitesi kötüleşiyor
Rapora göre dünya genelinde hava kalitesi giderek kötüleşiyor. Şehirlerin yalnızca yüzde 14’ü Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarını karşılayabiliyor. Bu oran bir önceki yıl yüzde 17 seviyesindeydi. Uzmanlara göre orman yangınları ve iklim değişikliği, hava kirliliğini artıran başlıca nedenler arasında yer alıyor.
En temiz havaya sahip ülkeler arasında Fransız Polinezyası, Porto Riko, İzlanda, Avustralya ve Estonya bulunuyor. Buna karşılık en kirli hava Pakistan, Bangladeş ve Tacikistan gibi ülkelerde ölçüldü.
İsviçre’de durum kötüleşti
Rapora göre İsviçre’de hava kalitesi son bir yılda yüzde 30’dan fazla kötüleşti. PM2,5 seviyesi 7,3’ten 9,7 mikrograma yükselerek, Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği sınırın neredeyse iki katına çıktı.
Bu artışta, Kuzey Amerika’daki orman yangınlarından gelen duman ile Afrika’dan taşınan Sahra tozunun etkili olduğu belirtildi.
İsviçre, 143 ülke arasında hava kirliliği sıralamasında 98’inci sıraya geriledi. Ülkenin hava kalitesi hâlâ bazı Avrupa ülkelerinden daha iyi olsa da, Rusya, Almanya ve Fas’ın gerisinde kaldı.
En kirli şehirler Liestal ve Chiasso
Raporda İsviçre’deki şehirler de ayrı ayrı incelendi. Buna göre en kirli havaya sahip şehirler Liestal (BL) ve Chiasso (TI) oldu. Her iki şehirde de PM2,5 değeri 13,5 mikrogram olarak ölçüldü.
En temiz hava ise Ticino kantonundaki Gambarogno’da kaydedildi. Burada PM2,5 seviyesi 4,7 mikrogram olarak belirlendi.
Uzmanlar, hava kirliliğinin Avrupa’da her yıl yüz binlerce insanın ölümüne neden olduğunu hatırlatarak, acil önlemler alınması gerektiğini vurguluyor.
Dünya
ORTADOĞU GERİLİMİ İSVİÇRE TURİZMİNİ ETKİLİYOR: OTELLERDE İPTAL DALGASI
Ortadoğu’daki savaşın etkileri İsviçre turizm sektöründe hissedilmeye başladı. Özellikle Asya’dan gelen grup rezervasyonlarında yaşanan iptaller, bazı otellerde ciddi kayıplara yol açıyor.
Sektör temsilcilerine göre, savaş nedeniyle Dubai, Abu Dabi ve Doha gibi önemli aktarma merkezlerinde uçuşların aksaması, Avrupa’ya gelen turist akışını olumsuz etkiliyor. Bu durum, İsviçre’deki otellerde rezervasyon iptallerine neden oluyor.
5 günde 4 bin 800’den fazla iptal
Schwyz kantonunda otel işleten Stojan Stevanovic, savaşın etkisini ilk hissedenlerden biri oldu. Stevanovic, yalnızca beş gün içinde iki otelinde toplam 120 grubun, yani 4 bin 800’den fazla misafirin rezervasyonunu iptal ettiğini söyledi.
Yılın başında son 10 yılın en yoğun rezervasyon dönemini yaşadıklarını belirten otelci, önümüzdeki aylarda rezervasyonlarda büyük boşluklar oluştuğunu ifade etti.
Asyalı turistlere bağımlılık dikkat çekiyor
Stevanovic’in işlettiği otellerde müşterilerin yaklaşık yüzde 85’ini Asyalı turistler oluşturuyor. Bu nedenle özellikle Asya’dan gelen grup iptalleri, işletmeleri doğrudan etkiliyor.
Turizm sektöründe faaliyet gösteren diğer bölgelerde de benzer bir tablo gözleniyor. Luzern’de bazı otellerde talep geçen yıl seviyesinde kalırken, bazı işletmelerde kısa süreli iptaller ve müşteri sayısında düşüş yaşanıyor.
Asıl risk yaz aylarında
Uzmanlara göre, Asya ve Orta Doğu’dan gelen turist sayısı yaz aylarında zirveye ulaşıyor. Savaşın uzaması halinde yaz sezonunda turizm sektörünün daha ciddi etkilenebileceği belirtiliyor.
Sektör temsilcileri, uçuş bağlantılarındaki kısıtlamaların devam etmesi durumunda rezervasyonların daha da düşebileceğine dikkat çekiyor.
Alternatif pazarlar umut veriyor
Öte yandan, Covid-19 döneminde edinilen tecrübeler sektör için bir avantaj olarak görülüyor. Birçok otel, pandemi sürecinde müşteri portföyünü çeşitlendirerek farklı pazarlara yöneldi.
Özellikle ABD ve Avrupa’dan gelen turistlerin artması, bazı otellerin kayıpları telafi etmesine yardımcı oluyor.
Bazı işletmeler ise yeni tur operatörleriyle çalışarak farklı rotalar üzerinden turist çekmeye başladı.
Büyük kriz ihtimali şimdilik sınırlı
Sektörde yaşanan belirsizliğe rağmen, uzmanlar büyük bir kriz ihtimalinin henüz kesinleşmediğini belirtiyor. Turistlerin alternatif uçuş rotalarıyla Avrupa’ya ulaşmaya devam etmesi, sektör için önemli bir umut kaynağı olarak görülüyor.
-
Gündem1 Jahr agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 Jahr agoERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 Jahr agoMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 Jahr agoTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


