Connect with us

İsviçre

ST. GALLEN’DE VATANDAŞLIK SÜRECİ: MERAK EDİLEN TÜM DETAYLAR

yazar

Published

on

Röportaj : Cemil Baysal

İsviçre’de vatandaşlık süreciyle ilgili en doğru ve güncel bilgileri sizlere sunmak için kantonların yetkili birimlerinden bilgi almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda, St. Gallen Kantonu Vatandaşlık Dairesi ile gerçekleştirdiğimiz özel röportajda, en çok merak edilen soruları yönelttik ve kapsamlı yanıtlar elde ettik. İşte İsviçreninsesi +41 Haber için St. Gallen Vatandaşlık Dairesi’nin süreçle ilgili paylaştığı önemli detaylar:


İsviçre’de ve St. Gallen’de Yaşama Süresi Şartı

Soru: Vatandaşlık başvurusu yapabilmek için bir kişinin İsviçre’de en az 10 yıl yaşamış olması ve bunun en az 5 yılını St. Gallen Kantonu’nda geçirmiş olması şart mı?
Cevap: Evet, bu doğru. Bir kişinin vatandaşlık başvurusunda bulunabilmesi için İsviçre’de en az 10 yıl ikamet etmiş ve bu sürenin en az 5 yılını St. Gallen Kantonu sınırlarında geçirmiş olması gerekmektedir.

C Tipi Oturum İzni Zorunluluğu

Soru: Vatandaşlık başvurusu için C tipi oturum izni gerekli midir? B tipi oturum izni bu başvuru için yeterli olur mu?
Cevap: Vatandaşlık başvurusunda bulunabilmek için C tipi oturum izni zorunludur. B tipi oturum izni bu şartı karşılamaz. Bu gereklilik, İsviçre Vatandaşlık Kanunu’nun (BüG) 9. maddesi ile St. Gallen Vatandaşlık Kanunu’nun (BRG) 9. maddesinde belirtilmiştir.

Dil ve Entegrasyon Şartları

Soru: Diğer kantonlarda olduğu gibi St. Gallen Kantonu’nda da dil yeterliliği ve sosyal uyum birer şart. Bu kantonda başka özel gereklilikler var mı?

Cevap: Entegrasyon Kriterleri Aşağıdaki Yasal Düzenlemelerde Belirtilmiştir:

  • İsviçre Vatandaşlık Kanunu’nun 12. Maddesi (Art. 12 BüG) ve İsviçre Vatandaşlık Yönetmeliği’nin 2. ve devamı maddeleri (SR 141.01; BüV olarak kısaltılmıştır).
  • St. Gallen Vatandaşlık Kanunu’nun 12. Maddesi (Art. 12 BRG) ve St. Gallen Vatandaşlık Yönetmeliği’nin 2. Maddesi (sGS 121.11; BRV olarak kısaltılmıştır).

Bir vatandaşlık başvurusu için bireyler ve aileler açısından ücretler ne kadardır?

Vatandaşlık başvuru sürecinde belediye, kanton ve federal düzeyde ücretler alınmaktadır. Bu ücretler şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Kanton ve Belediye Yönetimi Ücret Tarifesi (sGS 821.5; GebT olarak kısaltılmıştır)Kanton Vatandaşlık Hakkının Verilmesi:
    • Madde 22.02: 100 Frank – 2.000 Frank arası
    Belediye Vatandaşlık Hakkının Genel Vatandaşlık Başvurusu Sürecinde Verilmesi (Madde 7 ve devamı BRG):
    • Madde 50.00.03: Yabancılar (Bireyler, reşit olmayan çocuklar dahil): 100 Frank – 1.800 Frank arası
    • Madde 50.00.04: Yabancılar (Evli çiftler ve kayıtlı partnerler, reşit olmayan çocuklar dahil): 100 Frank – 2.500 Frank arası
    Belediye Vatandaşlık Hakkının Özel Vatandaşlık Sürecinde Verilmesi (Madde 36 ve devamı BRG):
    • Madde 50.00.06: Yabancı ve vatansız gençler (her başvuru için): 100 Frank – 1.400 Frank arası
    Not: Ücretler maliyet karşılığı ilkesi doğrultusunda belirlenmektedir.
  • Federal Vatandaşlık Onayının Verilmesi (Madde 25 BüV):
    • Başvuru sırasında reşit olan kişiler: 100 Frank
    • Ortak başvuru yapan eşler: 150 Frank
    • Başvuru sırasında reşit olmayan kişiler: 50 Frank

Sonuç

St. Gallen Kantonu’nda vatandaşlık başvuru süreci, kapsamlı ve net kurallarla düzenlenmiş durumda. Başvuru sahiplerinin, gerekli belgelerle birlikte dil bilgisi, sosyal uyum ve oturum izni gibi kriterleri sağlaması gerekiyor.

Daha fazla bilgi almak isteyen okuyucularımız, İsviçre Vatandaşlık Kanunu (BüG) ve St. Gallen Vatandaşlık Kanunu (BRG) belgelerine başvurabilirler.

St. Gallen Vatandaşlık Sayfası : Link

Zürih’te Vatandaşlık Süreci

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te Gizli Çekim İddiası Tepki Yarattı: Kadınları Gizlice Görüntülediği Öne Sürülen Adam Olay Yerinden Kaçtı

yazar

Published

on

By

Teknolojinin gelişmesi ve yüksek çözünürlüklü cep telefonu kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte kamusal alanlarda gizlice görüntü alınması konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle plajlar, parklar ve yüzme alanlarında insanların haberi olmadan fotoğraf ya da video çekilip çekilmediği çoğu zaman anlaşılamıyor. Zürih’te yaşanan son olay ise bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsviçre’nin Zürih kentinde yaz aylarının en yoğun açık yüzme alanlarından biri olan Werdinsel’de yaşanan olay kamuoyunda tepkiye neden oldu. İddiaya göre orta yaşlı bir erkek, bölgede güneşlenen, yüzen ve kıyafet değiştiren kadınları cep telefonuyla gizlice görüntüledi.

20 Minuten gazetesinin haberine göre olay cumartesi akşamı meydana geldi. Bölgede bulunan 25 yaşındaki bir kadın gazeteci, şüpheli kişinin çevredeki kadınları sistematik şekilde telefon kamerasıyla kayda aldığını fark ettiğini söyledi. Gazeteci, adamın özellikle kıyafet değiştiren ve üstünü değiştirdiği sırada kısa süreliğine üstsüz kalan kadınlara kamerayı yakınlaştırarak çekim yaptığını iddia etti.

Durumu fark eden gazeteci daha sonra şüpheliyi durdurarak doğrudan yüzleşti. Habere göre adam, görüntü çektiğini kabul ederek özür diledi ve yaptığının yanlış olduğunu bildiğini söyledi. Ancak telefonundaki görüntüleri tamamen silmeyi reddetti.

Kadın gazetecinin aktardığına göre şüphelinin telefon galerisinde çok sayıda kadın fotoğrafı ve videosu bulunuyordu. Şüpheli ilk aşamada bazı dosyaları sildi ancak görüntüleri telefonun çöp kutusundan kalıcı olarak kaldırmayı kabul etmedi. Tartışmanın ardından ise olay yerinden hızla uzaklaştı.

Gazeteci, şüphelinin davranışlarının kendisini ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, adamın gergin tavırlarının telefonda daha fazla gizli görüntü bulunabileceği endişesi yarattığını ifade etti.

Zürih Şehir Polisi olayın mevcut aşamada doğrudan ceza hukuku kapsamında değil, daha çok kişilik hakları ve özel hayatın korunması çerçevesinde değerlendirilebileceğini açıkladı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan hukukçu Martin Gärtl ise gizlice görüntülenen kişilerin kişilik haklarının ihlal edilmiş olabileceğini ve mağdurların hukuki koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği Werdinsel’de yaşanan olay sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kamusal alanlarda gizli görüntü alma olaylarına karşı daha caydırıcı düzenlemeler ve denetimler yapılması gerektiğini savundu.

Continue Reading

Gündem

Winterthur Saldırganının Babası Blick’e Konuştu: “Oğlum Terörist Değil, Ciddi Psikolojik Sorunlar Yaşıyordu”

yazar

Published

on

By

sviçre’nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından saldırgan Nesip Dedeler’in babası Ayhan Dedeler ilk kez konuştu. İsviçre’nin Blick gazetesine açıklamalarda bulunan baba Dedeler, oğlunun uzun yıllardır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, olayın yalnızca terör boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

31 yaşındaki Nesip Dedeler, perşembe sabahı Winterthur Tren Garı yakınında üç kişiye bıçakla saldırmış, olay sırasında “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddia edilmişti. Olayın ardından Zürih Güvenlik Direktörü Mario Fehr saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş, saldırganın geçmişte radikal çevrelerle bağlantıları bulunduğunu açıklamıştı.

Olay sırasında Türkiye’de bulunan ve Blick gazetesine konuşan Ayhan Dedeler ise oğlunun “terörist” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. “Oğlum terörist değil, psikolojik olarak hasta ve yardıma ihtiyacı olan bir insan” diyen baba, ailesinin yıllardır oğlunun tedavi görmesi için çaba gösterdiğini söyledi.

Baba Dedeler, oğlunun geçmişte Winterthur’daki An’Nur Camii çevresinde bulunduğunu ve bu dönemde radikal görüşlerden etkilendiğini kabul etti. Aynı çevrelerle ilişki kuran diğer iki oğlunun zamanla bu düşüncelerden uzaklaştığını belirten baba, Nesip’in ise hayatını düzene sokmakta zorlandığını ifade etti.

Ailesinin desteğine rağmen uzun yıllardır işsiz olduğunu belirten Ayhan Dedeler, oğlunun sosyal hayattan büyük ölçüde koptuğunu anlattı. “Ne bir işi vardı ne de düzenli bir sosyal çevresi. Yıllardır içine kapanık bir yaşam sürüyordu” dedi.

Baba ayrıca son günlerde oğlunun psikolojik durumunun belirgin şekilde kötüleştiğini öne sürerek, saldırıdan önce psikiyatri kliniğine yatırılmasını olumlu karşıladığını ancak kısa süre sonra taburcu edilmesini anlayamadığını söyledi.

Saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ayhan Dedeler, “En büyük temennim yaralıların tamamen iyileşmesi” ifadelerini kullandı.

Winterthur’daki saldırıyla ilgili soruşturma sürerken, İsviçreli yetkililer olayın hem terör bağlantısı hem de saldırganın psikolojik geçmişi açısından çok yönlü olarak incelendiğini açıkladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading
Advertisement

Trendler