Connect with us

İsviçre

Schengen Çilesi: Türklere En Yakın Vize Randevusu 2026’da!

yazar

Published

on

Avrupa Birliği (AB) ülkelerine seyahat etmek isteyen Türk vatandaşları, Schengen vizesi almakta büyük zorluklar yaşıyor. Vize başvurularında yaşanan sıkıntılar giderek artarken, vize randevusu bulmak neredeyse imkansız hale geldi.

Şu anda İtalya ve Fransa için vize randevuları ancak 2-3 ay sonrasına verilirken, Almanya’dan randevu almak isteyenler en erken 4 ay sonrası için tarih alabiliyor. Ancak ABD vizesi başvurusunda olanlar için durum çok daha karmaşık. İlk kez ABD vizesi alacaklar için verilen en yakın randevu tarihi Kasım 2026’yı buluyor. Daha önce ABD vizesi almış ve son 4 yıl içinde vizesi bitmiş olanlar ise 2 ay içinde randevu alabiliyor.

Vize randevusu bulma sorunu dışında, vize başvurularında verilen red oranları da dikkat çekici bir şekilde artış gösterdi. 2024 yılı verileri henüz açıklanmamış olsa da, AB’nin açıkladığı önceki yıllara ait veriler, Schengen bölgesi ülkelerine yapılan Türk vize başvurularında ret oranlarının dramatik bir şekilde yükseldiğini ortaya koyuyor.

2014 yılında Türkiye’den yapılan Schengen vize başvurularında ret oranı yüzde 4,4 seviyesindeyken, bu oran 2023’te yüzde 16,1’e tırmandı. Yani, vize reddi oranı son yıllarda dört katından fazla artmış durumda.

Vize reddi konusunda Pakistan’dan sonra ikinci sırada yer alan Türkiye’de, özellikle son iki yılda ciddi sıkıntılar yaşanıyor. İki yıl öncesine kadar vize başvurularının sadece yüzde 3’ü ret alıyorken, son yıllarda red oranı artarak ‚yeterli görülmemiştir‘ gerekçesiyle başvuruların reddedilmesine neden oluyor.

Genellikle 20-30 yaş grubundaki bireylerin vize başvurularında ret alması dikkat çekiyor. Bu yaş grubundaki başvurular, bazen „gidip dönmeyecekleri“ şeklinde değerlendiriliyor ve bu nedenle reddediliyor. Schengen vizesi alabilmek için Türk vatandaşlarının karşılaştığı bu zorluklar, seyahat planlarını olumsuz etkileyerek uluslararası hareketliliği kısıtlıyor.

#SchengenVizesi #VizeSıkıntısı #TürkVatandaşları #VizeRandevusu #ABVizesi #VizeRetOranı #VizeProblemi #YurtdışıSeyahat #SchengenVizeÇilesi #VizeKısıtlaması

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

SVP’den Yeni Göç Hamlesi: Kanton ve Belediyelerde “Yerel Nüfus Sınırı” Tartışılıyor

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE – İsviçre Halk Partisi (SVP), ülke genelindeki göç tartışmalarını bu kez kanton ve belediye düzeyine taşımaya hazırlanıyor. Partide, nüfus artışının yoğun olduğu bölgelerde göçü ve nüfus artışını yerel düzeyde sınırlandırmanın mümkün olup olmadığı tartışılacak.

NZZ am Sonntag gazetesinin aktardığına göre, Luzern SVP Ulusal Meclis Üyesi Franz Grüter ağustos ayının sonunda düzenlenecek bir SVP toplantısına başkanlık edecek.

Toplantının önemli gündem maddelerinden biri, “Kanton ve belediye düzeyinde göçü sınırlandırmanın yolları var mı?” sorusu olacak.

Hochdorf Örneği Masada

Grüter’in dikkat çektiği örneklerden biri Luzern kantonundaki Hochdorf.

Burada nüfus artışını frenlemeyi amaçlayan bir halk girişimi, yerel düzeyde nüfus politikalarının nasıl şekillendirilebileceğine ilişkin SVP içerisindeki tartışmalara örnek oluşturuyor.

Parti, benzer yöntemlerin başka belediyelerde uygulanıp uygulanamayacağını değerlendirmek istiyor.

Valais’de Bir Belediye 5 Bin Kişilik Sınır Belirledi

Tartışmanın dikkat çeken diğer örneği ise Valais kantonundaki Grimisuat.

NZZ am Sonntag’a göre belediye, nüfusun 5 bin kişiyi aşmaması yönünde bir üst sınır belirledi. Ancak buradaki gerekçe yalnızca göç politikası değil.

Belediye Başkanı Raphaël Vuigner, özellikle içme suyu kaynaklarının sınırlı olduğuna dikkat çekerek, belediyenin büyüme açısından doğal sınırlarına ulaştığını ifade ediyor.

Ülke Genelindeki Göç Tartışması Yerel Düzeye Taşınıyor

SVP’nin üzerinde durduğu model, İsviçre sınırlarının tamamen kapatılması anlamına gelmiyor. Tartışılan konu, kantonların veya belediyelerin nüfus artışını kendi altyapı kapasiteleri doğrultusunda sınırlandırabilecek araçlara sahip olup olamayacağı.

Bu nedenle “belediyeler göçmen kabul etmeyecek” şeklindeki bir yorum mevcut aşamada doğru değil. Konu henüz SVP içerisinde değerlendirilecek bir siyasi öneri niteliğinde.

Özellikle konut sıkıntısı, trafik, okul kapasitesi, altyapı ve doğal kaynaklar gibi sorunların nüfus artışıyla birlikte daha fazla gündeme gelmesi, yerel sınırlama fikrini İsviçre siyasetinde yeni bir tartışma başlığı haline getiriyor.

SVP’nin ağustos sonunda gerçekleştireceği toplantının ardından önerinin nasıl somutlaştırılacağı ve hukuken uygulanabilir olup olmadığı daha net ortaya çıkacak.

Kaynak: NZZ

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Taşıyıcı Annelik Tartışması: Kim Neden İstiyor, Kim Neden Karşı Çıkıyor?

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE – İsviçre’de 2001 yılından bu yana yasak olan taşıyıcı annelik yeniden tartışma konusu oldu. SRF’nin “dialog” topluluğunda düzenlediği ankete katılanların yüzde 65’i yasağın devam etmesini isterken, yüzde 35’i taşıyıcı anneliğin yasal hale getirilmesini destekledi.

Ancak önemli bir ayrıntı var: Bu çalışma İsviçre nüfusunu temsil eden bilimsel bir kamuoyu araştırması değil, “dialog” kullanıcılarının katıldığı bir topluluk anketi.

Taşıyıcı annelik nedir?

Taşıyıcı annelikte bir kadın, başka bir kişi veya çift için hamileliği üstleniyor ve doğumdan sonra çocuğun ebeveynliği amaçlanan anne-babaya geçiyor. Uygulamanın farklı yöntemleri bulunuyor. Bazı modellerde taşıyıcı annenin kendi yumurtası kullanılırken, gebelik taşıyıcılığı olarak bilinen yöntemde embriyo başka bir kadının veya donörün yumurtasıyla oluşturuluyor.

Karşı çıkanlar neden istemiyor?

Yasağın devamını savunanların en önemli gerekçesi, kadın bedeninin ticari bir araca dönüşme riski. Özellikle taşıyıcı anneliğin para karşılığında yapıldığı ülkelerde ekonomik açıdan zor durumdaki kadınların maddi ihtiyaçları nedeniyle bu yolu seçmeye zorlanabileceği savunuluyor.

Bir başka tartışma çocuğun konumu. Karşı çıkanlar, çocuk sahibi olmanın ticari bir sözleşmenin konusu haline gelmemesi gerektiğini düşünüyor. Hamileliği dokuz ay boyunca yaşayan kadının doğumdan sonra bebeği vermesinin psikolojik sonuçları da dile getirilen kaygılar arasında.

Peki yasallaşmasını isteyenler ne diyor?

Destekleyenlerin temel gerekçelerinden biri, doğal yollarla veya tıbbi nedenlerle çocuk sahibi olamayan kişilere ebeveyn olabilme imkânı sağlanması.

Bu gruptakiler ayrıca “yasaklamak yerine düzenlemek” yaklaşımını savunuyor. Taşıyıcı anneliğin zaten bazı ülkelerde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, İsviçre’de sıkı kurallar, sağlık kontrolleri, hukuki güvenceler ve sigorta sistemi altında yapılmasının kadın ve çocuk açısından daha güvenli olabileceğini düşünüyorlar.

Bir diğer gerekçe ise kadının kendi bedeni üzerindeki karar hakkı. Bu görüşe göre yetişkin bir kadın, gerekli hukuki ve sağlık güvenceleri sağlandığında taşıyıcı anne olup olmayacağına kendisi karar verebilmeli.

İsviçre’de mevcut durumda ise taşıyıcı annelik yasak olmaya devam ediyor.

#İsviçre#Schweiz#Switzerland#TaşıyıcıAnnelik#Aile#haber

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Plakadan İsim ve Adres Bulunabilmesi Tartışılıyor: Stalking Riski Gündemde

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE – İsviçre’de araç plakası üzerinden araç sahibinin bilgilerine ulaşılabilmesi, kişisel verilerin korunması ve ısrarlı takip vakaları nedeniyle yeniden tartışmaya açıldı. Mağdur koruma kuruluşları mevcut sistemin kötüye kullanılabileceği uyarısında bulunurken, araç sahiplerinin bilgilerini sorgulamaya kapatma hakkı bulunuyor.

İsviçre’de araç sahibi bilgileri kantonlar tarafından tutuluyor. Mevcut uygulamada, kişi bilgilerini gizletmediyse plaka üzerinden araç sahibinin adı ve bazı durumlarda adres bilgileri sorgulanabiliyor.

Bu sistem başlangıçta belirli meşru ihtiyaçlar için kullanılsa da son dönemde özellikle stalking vakaları nedeniyle eleştiriliyor.

Plakayı not edip adresini buldular

Basına konuşan bazı kadınlar, tanımadıkları kişilerin araç plakalarını kullanarak adreslerine ulaştığını, daha sonra evlerinin önüne geldiğini veya kendilerine istenmeyen mektuplar hediye paketleri gönderdiğini anlattı.

İsviçre Kantonları Sosyal Direktörleri Konferansı (SODK), mağdur koruma açısından vatandaşların bilgilerini nasıl gizleyebilecekleri konusunda daha aktif bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Kadın örgütleri çatı kuruluşu Alliance F de plaka üzerinden araç sahibi sorgulamasının sınırlandırılmasının hem kadınları hem erkekleri istenmeyen temas ve ısrarlı takip girişimlerine karşı daha iyi koruyabileceğini savunuyor.

ASTRA: Sistemin amacı özel kişilere ulaşmak değil

Federal Karayolları Dairesi (ASTRA) da plaka sorgulamasının tanımadığınız kişilerle özel iletişim kurmak amacıyla kullanılmaması gerektiğini belirtiyor. Kurum, araç sahibi bilgilerinin kötüye kullanılmasının ciddiye alınması gerektiği görüşünde.

İsteyen bilgilerini ücretsiz gizletebiliyor

Araç sahiplerinin önemli bir hakkı var: Bilgilerin plaka sorgulamalarında görünmesi engellenebiliyor.

ASTRA’ya göre bunun için herhangi bir gerekçe göstermek gerekmiyor ve işlem ücretsiz. Araç sahibi, aracının kayıtlı olduğu kantonun Strassenverkehrsamt kurumuna başvurabiliyor. Birçok kantonda başvuru internet üzerinden form doldurularak yapılabiliyor. İşlem oldukca basit.

Federal hükümet 2010 yılında bu bilgilere erişimin genel olarak sınırlandırılmasını önermişti. Parlamento ise genel bir yasak yerine araç sahiplerinin kendi bilgilerini gizletebilmesine olanak sağlayan sistemi tercih etti.

Tartışmanın merkezindeki soru şimdi şu: Araç sahibi bilgilerinin varsayılan olarak erişilebilir olması mı, yoksa yalnızca haklı bir gerekçeyle sorgulanabilmesi mi daha doğru?

Haber kaynak gösterilmeden ve izin alınmadan kullanılamaz.

#İsviçre#Schweiz#Switzerland#Stalking#haber

Continue Reading

Trendler