Sosyal Medya

Kültür Sanat

Röportaj: İrem Çamlıca ile Sanat ve Aşk Üzerine Sohbet

yazar

Yayınlayan

on

Cemil Baysal

Röportajı dergide okumak için tıkla

Sanatın evrensel temaları ile dans eden ve zihnimizi şekillendiren izler bırakan İrem Çamlıca ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Bu sohbet, sanat dünyasına olan yolculuğu, felsefi ve ruhani temaların nasıl işlendiği, eğitim hayatı ve uluslararası deneyimleri üzerine odaklanarak, İrem Çamlıca’nın sanat anlayışını ve kişisel gelişimini keşfetmeye yönelik bir yolculuğa dönüştü.

”Onun eserleri sadece tuval üzerine çizilen resimlerle sınırlı değil; aynı zamanda sanatını sadece bir yaratım aracı olarak değil, aynı zamanda derin bir düşünsel serüvenin kapılarını aralayan bir anahtar olarak görüyoruz. ”

”Onun eserlerinin sadece tuval üzerine çizilen resimlerle ve bir yaratım aracı olarak sınırlı kalmadığını, aynı zamanda derin bir düşünsel serüvenin kapılarını aralayan bir anahtar olduğunu gördük.”

Soru : Sanat dünyasına giriş hikayeni bizimle paylaşabilir misin? Sanata olan ilgin nasıl başladı?

İrem Çamlıca: Erken yaşlarda insanların dünyaya bakış açılarıyla, algılarının ve düşüncelerinin şekillendiğini fark ettim. Görsel unsurlara ve bu unsurların yaratıcı düşüncelere nasıl katkıda bulunduğuna olan ilgim, küçük yaşlarda başladı. İnsanların sadece dış görünüşleriyle semiyotik bir dil oluşturabilmesi ve bu dilin önyargıları ve davranışları nasıl etkilediği konusu beni derinden etkiledi. Ayrıca, reklam sektörünün toplumsal çözümlemeleri nasıl ele aldığını anlamak da ilgi alanıma girdi. Bu nedenle, kendi üretim biçimime yakın olan Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım bölümünü tercih ederek, Işık Üniversitesi’nde eğitim almaya karar verdim. Daha sonra, bu semiyotik dilin etkileyici gücünü sanatta özgün ve evrensel bir biçimde kullanmak amacıyla, Londra’da University of the Arts, Central Saint Martins’te BA Fine Art bölümünde eğitimime devam ettim.

Soru : Işık Üniversitesi’nde Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım bölümünden birincilikle mezun oldun. Bu süreçteki deneyimlerinden bahseder misin?

İrem Çamlıca: Işık Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Türkiye’nin değerli sanat profesörleri tarafından kurulan ve birçok önemli sanatçının eğitim verdiği bir okuldu Grafik Sanatlar ve Grafik Tasarım bölümünde çeşitli konularda sağlam bir eğitim aldım. Okulun sunduğu geniş ders yelpazesi, her öğrencinin uzmanlaşmak istediği alana yönlendirilmesine olanak sağlıyordu. Grafik Sanatlar alanındaki dersler, sanatçı olarak kariyerime yön bulmam konusunda bana rehberlik etti. Sadece kendi bölümümle sınırlı kalmadım; resim bölümü hocalarıyla etkileşim kurarak sanat yolculuğumu daha da zenginleştirdim ve sonrasında Londra’da BA Fine Art bölümünde eğitimimi sürdürdüm.

Soru : University of the Arts, Central Saint Martins’te eğitim almak nasıl bir deneyimdi? Londra’da geçirdiğin süre sanatına nasıl etki etti?

İrem Çamlıca: Londra’da geçirdiğim süre, sanat kariyerimde önemli bir dönemdi. Central Saint Martins Fine Art hocalarıyla yaptığım görüşmeler, okuldaki zengin kütüphane kaynakları ve Londra’nın kültürel etkinlikleri, sanat anlayışıma daha geniş bir perspektif kazandırdı. Londra’ya gitmeden önce resim yapmaya başlamıştım ve tarzımı şekillendirmiştim, ancak bu süreçte sanatta farklı manifestoların mümkün olduğunu ve esas olanın yaptığın işi anlamak, savunmak ve arkasında durmak olduğunu öğrendim.

Soru : Yurt dışında eğitim almanın sanat anlayışına kattığı özel bir perspektif var mı?

İrem Çamlıca: Yurt dışında eğitim almak, sanat anlayışıma özel bir perspektif kazandırdı. Yaptığım işi daha iyi anlamayı, tarihsel birikimle ilişkisini kurmayı, Türkiye’de ve İstanbul’da yaşayan bir sanatçı olarak sanatıma bulunduğum konumu nasıl dahil edebileceğimi, düşünsel süreçlerimi sanatıma daha organize şekilde aktarmayı öğrendim. Kendi sanatsal dilimi geliştirmeme yardımcı olan bu deneyim, eserlerimde daha derin anlamlar ve evrensel bir perspektif arayışımı güçlendirdi. 

Soru : İlk atölyeni Galata Kuledibi’nde kurduğunda hissettiklerin nelerdi? Bu süreçte karşılaştığın zorluklar ve öğrenimler nelerdi?

İrem Çamlıca: İlk atölyemi Galata Kuledibi’nde kurmak büyük bir heyecan ve yeni bir başlangıç hissiyatı yaratmıştı. Hayalimde Galata’da Tarihi Yarımada manzarası olan bir yerde atölyemin olması fikri vardı ve manzaralı terası olan uygun bir yer bulduğumda atölyem burası olmalı dedim. Bu süreçten öğrendiklerim ve atölyede yaşamaya başlamam sanatsal vizyonuma yeni bir derinlik kazandırdı. 

Soru: ‘Aşk Bir Havuz Problemi’ ve ‘Gerçek Aşkın Kainatı’ gibi sergi isimlerinin hikayesini paylaşabilir misin?

İrem Çamlıca: Elbette. Bu sergi isimleri, eserlerimin temelinde yatan felsefi ve ruhani içeriği ifade ediyor. Eserlerimde, mikrodan makroya uzanan kainat algısını felsefi ve sembolik bir perspektifle resmediyorum. On yıllık bir süreç içinde bilincin genişlemesini temsil eden bu serilerde, öznel basamakları adım adım resmettim. Nihai basamak olarak belirttiğim ‘Tezahür Etmemiş Mutlak’ ise maddesel olarak ifade edilemeyen bir evreyi simgeliyor.

‘Aşk Bir Havuz Problemi’ sergisi, bir olma yolundaki aşk hikayesini temsil eder. Her resim, bireysel bir ruhu simgeler ve su metaforuyla ego – ruh ilişkisini kurar. Su dalgalar olmadan var olabilir, ancak dalgalar su olmadan var olamaz. Bu metafor, bireylerin birleşerek bir olmalarını anlatır. Her parça kendi dünyasını temsil ederken, birleşerek izleyiciyi kendiyle birleşmeye çağırır.

‘Gerçek Aşkın Kainatı’ ise küresel bir perspektifle, aynı formların çok yönlü görünümleriyle dolu bir dünyayı tasvir eder. Mekansallık, iç içe geçişler ve renkler, birbirine kaynamış bir aşk hikayesini anlatır. Her şey birbiriyle ilişkilidir ve birbirine kaynamıştır, bu da bir olma yolundaki bir aşkı temsil eder. Bu sergilerin adları, içerdikleri derin anlamları ifade etmek için seçildi.

Soru : “İstanbul Kanatlarımda” adlı sergide şehirle kurduğun bağı anlatabilir misin?

İrem Çamlıca: “İstanbul Kanatlarımda” sergisi, sanatımdaki evrimin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Bu sergi, diğer sergiler arasında düşünsel bir köprü kurarak, benim için son basamaklardan biri oldu. İstanbul’u kendi kanatlarıma alırken, soyut kavramları resmetmeye yönelik bir çaba içeriyordu. Sergide, İstanbul ve evrenin genelindeki konuları işleyerek düalizm, kozmos, sonsuzluk, yansıma, frekans, an gibi soyut kavramları ele aldım. İstanbul’un bir geçiş ve dönüşüm şehri olması, bu anlatıyla mükemmel bir şekilde örtüştü. Sergi, yaşadığım deneyimleri ve farkındalıkları ele alırken, adeta kainata açılan bir geçişi temsil etti.

Soru : BIWC 2014 ve Saint Petersburg Ex Libris yarışmalarındaki başarıların hakkında daha fazla bilgi verir misin? Bu ödüller, sanat anlayışına nasıl yansıdı?

İrem Çamlıca: Saint Petersburg Ex Libris yarışmasına öğrenci iken katıldım ve CGD Ex Libris kategorisinde birincilik ödülü kazandım. BIWC 2014’te ise Chamlija markamız için ürettiğim şarap etiketleri ile Sofya’daki yarışmada altın madalya ile ödüllendirildik. Bu ödüller, sanat anlayışıma önemli katkılarda bulundu. Öğrencilik yıllarımda kazandığım ödül, motivasyonumu artırdı ve sanatımın uluslararası platformda tanınmasına olan inancımı güçlendirdi. Chamlija şarap etiketlerinin ödüllendirilmesi ise sanatımın sadece galeri duvarlarında değil, günlük hayatta da estetik bir etki bırakabileceğini gösterdi.

Soru : ‘About Women’ sergisinde İspanya’da yer alman nasıl bir deneyimdi?

İrem Çamlıca: ‘About Women’ sergisi, dünya genelinden başarılı sanatçıların katılımıyla düzenlenen önemli bir etkinlikti. Serginin Barcelona’da gerçekleşmesi ve eserlerimin sergilenmesi benim için büyük bir onurdu. Ayrıca, serginin duyurusunda eserimin afişte kullanılması, uluslararası alanda tanınan bir etkinlikte yer almamın özel bir ifadesiydi. İspanya’daki bu deneyim, sanatımın farklı kültürlerle buluşmasını sağlayarak, uluslararası sanat camiasındaki etkileşimimi artırdı ve perspektifimi zenginleştirdi.

Soru : ‘Aşk Festivali’ ve ‘MillArt Koleksiyon Sergisi’ gibi etkinliklere katılmanın sana kattığı deneyimler neler?

İrem Çamlıca: ‘MillArt Koleksiyon Sergisi’nde yer alan eserlerimin tamamı Katarlı bir koleksiyoner tarafından satın alınmıştı. Bu, eserlerimin farklı ülkelerden, yaş gruplarından ve kültürlerden gelen insanlar tarafından değer gördüğünü bilmek benim için oldukça anlamlıydı. Bu deneyim, sanatımın evrensel bir kabul gördüğünü ve farklı coğrafyalardan izleyicilere ulaştığını fark etmemi sağladı. ‘Aşk Festivali’nde yer alan eserim ise özellikle anlamlıydı. Şu an ürettiğim resimleri, Murat Revo’nun benim adıma ithaf ettiği ‘Ah Meri’ isimli şiir kitabındaki şiirlerden etkilenerek aşk için üretiyorum. Bu nedenle, aşk için yazılmış şiirlerden esinlenerek ürettiğim resmimin, Aşk Festivali’nde yer alması güzel bir birliktelik oldu.

Soru : Chamlija Etiket Tasarımları üzerine yapılan akademik tez çalışmasından bahseder misin?

İrem Çamlıca: Bu akademik tez çalışması, Güzel Sanatlar Fakültesi bünyesinde Mine Gürevin tarafından gerçekleştirildi ve Türkiye’de bu konuda yapılan ilk spesifik tez çalışmasıdır. Chamlija şarap etiketlerini detaylı bir şekilde inceleyerek, İrem Çamlıca’nın eserlerinin semiyotik dilini irdeleyip Türkiye’de ‘şarap etiketleri’ alanında özgün bir çalışma ortaya koymuştur. Mine Gürevin, çalışmada İrem Çamlıca’nın eserlerinin zevkli bir analizini yaparak, Türk şarap etiketlerine sanatsal bir bakış açısı getirmiştir. 

Soru : Sanatın toplum üzerindeki etkisi hakkındaki düşüncelerini paylaşabilir misin? Toplumsal konulara duyarlı sanat üretimindeki rolün nedir?

İrem Çamlıca: Toplumsal dönüşümün temelinin bireyde başladığına inanıyorum. Bir toplumun niteliği, bireylerin durumuna bağlı olarak şekillenir. Birey, kendi içsel dönüşümünü gerçekleştiremediği sürece topluma olumlu bir etki yapamaz. Bu nedenle, bireyin önce kendini olumlu bir yönde dönüştürmesi gerektiğine inanıyorum. Bu dönüşüm, bireyin diğerlerine yardım etmesine, olumlu bir örnek olmasına ve toplumsal bilince katkıda bulunmasına olanak tanır. Sanat, bu süreçte önemli bir rol oynayabilir. Sanat eserleri, toplumun ve dünyanın ötesini sezdirebilir, içsel dönüşümü tetikleyebilir ve toplumsal bilinci genişletebilir.

Soru : Gelecekteki projelerin ve hedeflerin nelerdir? İlerleyen dönemde neler yapmayı planlıyorsun?

İrem Çamlıca: Teorik bir anlatı üzerinden resim serileri arasında bağ kurduğum çalışmam, kainatın kendisinin en büyük eser olduğu sonucuna vararak tamamlandı. Bundan sonra aşk için resimler yapmaya devam edeceğim. Murat Revo’nun bana ithaf ettiği ‘Ah Meri’ isimli kitabından esinlenerek ürettiğim bu seriyi ‘Aşkın İfadeleri’ olarak adlandırdım. Bu seride ürettiğim saf ve sezgisel üretimler ile, resimleri gerçek sevgi nesnelerine dönüştürerek izleyicide olumlu duygular uyandırmayı amaçlıyorum.

Soru: “Contemporary International Ex-Libris Artists” gibi kitaplara katılımın hakkında daha fazla bilgi verir misin?

İrem Çamlıca: ‘Contemporary International Ex-Libris Artists’, Portekizli Mota Miranda tarafından yayımlanmış bir kitaptır. Bu kitap, birçok Ex Libris sergisine katıldıktan ve Saint Petersburg Ex Libris yarışmasında birincilik ödülü aldıktan sonra öğrencilik yıllarımda Ex Libris alanında yer almam nedeniyle benim için önemli bir kayıttır. Kitap, uluslararası düzeyde Ex Libris sanatçılarını bir araya getirerek bu sanat alanına katkıda bulunmayı amaçlar.

Soru 15: Sanatsal tarzında zamanla nasıl bir evrim geçirdin? Kişisel ve sanatsal gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

İrem Çamlıca: Başlangıçta, sanatsal tarzım genellikle toplumsal konulara ve eleştirilere odaklanan işleri içeriyordu. Ruhani temalar da işlerim arasında yer alıyordu. Ancak zamanla, toplumsal konulardan uzaklaşarak daha çok spiritüel alegorilere odaklanmaya başladım. İnsanın toplumla ilişkisi üzerine düşündükten sonra doğayı, uzayı ve şehir manzaralarını semiyotik anlamlarla resmettim Bu dönemden sonra, içsel dünyama daha yoğun bir şekilde odaklanarak resimler üretmeye başladım. Şu anda, kendi içsel dünyamı Murat Revo’nun şiirlerinde bahsettiği dünyayla örtüştürerek kişisel ve spiritüel anlamlarla dolu resimler üretiyorum.

Soru : Son olarak Aşk ve Özel Hayatınızı Konuşalım.

İrem Çamlıca: Murat Revo ile 12 yıldır birlikteyiz. İlk başlarda birbirimizin hayallerindeki kişi olarak karşılaştık ve birlikte büyüdük, geliştik. İnsanlar yaşam tarzı ve düşünsel anlamda zaman içinde değişiyorlar, ancak birbirlerinin en gerçek halini anlamak ve kabul etmek önemlidir. Koşulsuz bir sevgiyle birbirimizi destekleyerek ve gelişmemize olanak sağlayarak bu uzun süreçte birbirimize nasıl destek olduğumuzu gördük. Bu, gerçek bir dostluğu ve birlikteliği beraberinde getirdi. Aşk olmadan ve egoyu aşmadan bir olmak mümkün değil. Hayatlarımızı birleştirdiğimiz gibi sanatlarımızı da birleştirdik. Murat Revo’nun bana ithaf ettiği kitabındaki şiirlerden ilham alarak, bu şiirlerin bende uyandırdığı duyguları resimlerime yansıtıyorum. 

İrem Çamlıca
Chamlija Wines
‘the art of fine wine’
www.iremcamlica.com/art

Attracts by the Labels Impresses by the Quality

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İsviçre

Lihtenştayn Büyükelçiliği’nde Bern’de Vernisaj (sergi açılışı )

yazar

Yayınlayan

on

By

Bern’deki Lihtenştayn Büyükelçiliği’nin bahçesinde, İsviçreli sanatçı Gottfried Honegger’in (1917-2016) “Pliage C65” adlı heykeli törenle açıldı. Bu önemli etkinliğe Hükümet Üyesi Manuel Frick de katıldı.

Heykel, Hilti Sanat Vakfı’nın kalıcı bir ödünç eseridir ve somut sanatın önemli temsilcilerinden biri olan Honegger’in İsviçre’nin başkentinde sergilenen ilk eseridir. Geçen yılki Gümrük Anlaşması’nın yıldönümü kutlamaları kapsamında, Lihtenştayn ile İsviçre arasındaki yakın işbirliği ve derin bağlar defalarca vurgulanmıştı. Bu sergi açılışıyla Hükümet Üyesi Manuel Frick, iki ülke arasındaki kültürel bağları bir kez daha pekiştirmiş oldu.

Hilti Sanat Vakfı, bu etkinlikte artık emekliye ayrılmış olan eski direktörü Uwe Wieczorek tarafından son kez temsil edildi. Wieczorek, izleyicilere Gottfried Honegger’in sanat dünyası ve etkileyici heykelleri hakkında büyüleyici bir yolculuk sundu.


Hükümet Üyesi Manuel Frick ve diğer konuklar, Gottfried Honegger’in “Pliage C65” adlı heykelinin Lihtenştayn Büyükelçiliği’nin Bern’deki bahçesindeki açılışında bir araya geldi. (Kaynak: Andreas von Gunten)

Haberin Devamını Oku

İsviçre

İsviçre’de 19 Mayıs Coşkusu: Turquia 1912 Resepsiyonu

yazar

Yayınlayan

on

By

Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen geleneksel Turquia 1912 – 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Resepsiyonu’nda çok sayıda öğrenci bir araya geldi. Etkinlik, Turquia 1912 Société d’Étudiants Turcs’ün katkıları ve Türkiye Cumhuriyeti Zürih ile Cenevre Başkonsolosluklarının katılımıyla, Bern’deki Büyükelçilik Rezidansı’nda düzenlendi. İsviçre’nin dört bir yanındaki 10 farklı üniversiteden öğrencilerin katılımıyla gerçekleşen etkinlik, büyük bir coşku ve heyecanla kutlandı.

Resepsiyona Üst Düzey Katılım

Türkiye’nin bağımsızlık ve gençlik ruhunu simgeleyen 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, büyük bir coşkuyla kutlandı. Turquia 1912 Société d’Étudiants Turcs’ün katkılarıyla ve Türkiye Cumhuriyeti Zürih Başkonsolosluğu ile Türkiye Cumhuriyeti Cenevre Başkonsolosluğu’nun katılımlarıyla gerçekleşen etkinlik, Bern’deki Büyükelçilik Rezidansı’nda düzenlendi.

Türkiye Cumhuriyeti Bern Büyükelçisi Ece Acarsoy, Türkiye Cumhuriyeti Zürih Başkonsolosu Dr. Hasan Emre Uygun ve Türkiye Cumhuriyeti Cenevre Başkonsolosu İpek Zeytinoğlu Özkan’ın da katılımıyla gerçekleşen resepsiyonda, davetliler bayram coşkusunu birlikte yaşadı. Büyükelçi Acarsoy, yaptığı konuşmada, bu anlamlı günde bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve katılımcılara teşekkür etti.

Uluslararası Katılımcılarn Teşekkür

Organizasyonu düzenleyen Turquia 1912 sözcüleri, resepsiyona katılımlarından dolayı İsviçre Macar Öğrenciler Derneği (SCHWUNG), İsviçre İtalyan Toplumu (SIS) ve İsviçre Rumen Öğrenciler Derneği’ne (ARICH) teşekkürlerini sundu.

Genç Yeteneklerden Unutulmaz Performanslar

Etkinlikte sahne alan konservatuvar öğrencileri Günseli Kuvvet, Zeynep Bilgesu Bozkaplan, Maria Rahmatulla ve Oktay Duman, sergiledikleri performanslarla izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Ayrıca, panelde yer alan Berkin Özcan, Sara Pınar ve Sercan Sarıkayalı, profesyonel deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak etkinliğe ayrı bir değer kattılar.

Teşekkür ve Gelecek Yılın Heyecanı

Etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçen Ali Şef ve tüm misyon çalışanlarına teşekkürlerini sunan organizatörler, bu yılki coşkunun önümüzdeki yıl da artarak devam edeceğini belirtti.

İsviçre’deki Türk toplumu için büyük bir anlam taşıyan bu özel etkinlik, her yıl olduğu gibi bu yıl da birlik ve beraberlik mesajlarıyla sona erdi.

Haberin Devamını Oku

İsviçre

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı – 20. Yıl Ağaç Dikme Yıldönümü Kutlaması

yazar

Yayınlayan

on

By

Haber : Yazı Cemil Baysal / Erkan Tuğral Foto / Video

Türkische Frauen Schweiz (İsviçre Türk Kadınlar Derneği), 19 Mayıs Pazar günü 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında özel bir kahvaltı programı düzenledi. Winterthur’da gerçekleştirilen bu etkinliğe çok sayıda vatandaş katılım gösterdi.

Etkinlikte, 20 yıl önce dönemin Zürih Başkonsolosu Gürsel Demirok’un önerisiyle dikilen ağacın yıldönümü kutlandı. Kahvaltının ardından katılımcılar, 20 yıllık ağacı ziyaret etti ve bu özel anı hep birlikte kutladı.

İsviçre Türk Kadınlar Derneği’nin o dönemdeki başkanı olan Fatma Jäggli, bugünkü programın anlam ve önemini anlattı. Jäggli, bu ağacın Türk toplumunun İsviçre’deki varlığını ve birlikteliğini simgelediğini vurgulayarak, bu tür etkinliklerin toplumsal bağları güçlendirdiğini belirtti.

Etkinlik, katılımcıların geçmişe dönük anılarını tazelemesi ve yeni nesillere bu değerlerin aktarılması açısından önemli bir rol oynadı.

Türkische Frauen Schweiz, bu tür etkinliklerle toplumsal dayanışmayı pekiştirmeye ve kültürel değerleri yaşatmaya devam ediyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler