İsviçre
Kosova Vatandaşları İçin Vize Zorunluluğu Kalkıyor: İşte Etkileri ve Tartışmalar
Cemil Baysal
Zürih – Kosova vatandaşları artık Schengen bölgesi ve İsviçre’ye vizesiz giriş yapabilecek. 1 Ocak itibariyle Kosova vatandaşları, 90 güne kadar kısa süreli ziyaretler için vize gereksinimi olmaksızın İsviçre’ye seyahat edebilecekler. Bu yeni düzenleme, şimdiye kadar Pristina’daki İsviçre Büyükelçiliği önündeki uzun vize başvuru kuyruklarının azalmasına yol açacak.Kosova’daki birçok insan için Avrupa ülkelerine vizesiz seyahat etme imkanı, hem pratik hem de sembolik anlamda büyük önem taşıyor. Zürih’ten FDP siyasetçisi Përparim Avdili, Kosova kökenli ve geniş Kosova bağlantıları olan bir isim, birçok genç insanın önceki zamanlarda „Avrupa’nın ortasında bir kafeste“ gibi hissettiğini vurguladı. Bu adım, insanlara Avrupa değerlerine uygun olarak özgürce seyahat etme özgürlüğü vererek uzun süredir hissedilen bir adaletsizliği düzeltecek, özellikle aile üyelerini ve arkadaşlarını İsviçre’de ziyaret etmek için.Ancak, sağcı kesimde vize zorunluluğunun kaldırılmasının yasadışı göç ve kaçak işçiliğin kapısını aralayabileceği endişeleri yaratmıştır. Göçmenlik Sekreterliği, bu gelişmeleri yakından takip ediyor, ancak iletişim sorumlusu Samuel Wyss, herhangi bir panik belirtisi olmadığını belirtiyor. İsviçre, özellikle dönüş alanında Kosova ile mükemmel ikili ilişkilere sahip, böylelikle olası sorunları hızla ele alabiliyor.Yeni düzenleme, Pristina’daki İsviçre Büyükelçiliği’ni etkiliyor. Bern’deki Dışişleri Departmanı, 14 pozisyonun kaldırılacağını doğruluyor. Bunlardan dört İsviçreli çalışan yeni görev yerlerine atanırken, on yerel çalışan iş arayışında olacak. Büyükelçilik, işten çıkarılan personeli örneğin referans mektuplarıyla veya dil kurslarının finansmanıyla desteklemeye çalışıyor.
Lirimi nga vizat për Kosovën – Ndikimet dhe kontroversat
Zvicra po përgatitet të mundësojë hyrjen pa viza për qytetarët kosovarë, duke përfshirë kështu hapjen drejt hapësirës së Shengenit dhe Zvicrës. Nga data 1 janar, qytetarët e Kosovës mund të udhëtojnë pa viza për një qëndrim të shkurtër deri në 90 ditë në Zvicër. Kjo rregullim i ri pritet të sjellë ulje të rreshtave para Ambasadës Zvicerane në Prishtinë, ku deri më tani, rreshtat e gjata për kërkesën e vizave ishin të përditshme. Për shumë njerëz në Kosovë, mundësia e udhëtimit pa viza në vende evropiane ka një domethënie të madhe, si në kuptimin praktik ashtu edhe simbolik. Përparim Avdili, politikan i FDP-së në Zvicër me prejardhje shqiptare dhe kontakte të gjera në Kosovë, theksoi se shumë të rinj kanë ndjekur më parë si të ndodhen në një ‚kafaz mes Europës‘. Ky hap tani do të korrigjojë një padrejtësi të ndjeshme, duke i dhënë njerëzve lirinë për të udhëtuar në përputhje me vlerat evropiane, veçanërisht për të vizituar anëtarë të familjes dhe miqtë në Zvicër. Megjithatë, shqetësimet në krerët e lëvizjes së djathtë kanë shkaktuar shqetësime se largimi i detyrimit të vizave mund të shfrytëzohet si hyrje për emigrim të paligjshëm dhe punë të zezë. Sekretariati i Migracionit po monitoron me vëmendje këto zhvillime, por nuk tregon shenja paniku, siç shpjegoi përgjegjësi i komunikimit Samuel Wyss. Zvicra ka marrëdhënie të shkëlqyera bilaterale me Kosovën, veçanërisht në fushën e kthimit, duke mundësuar zbardhjen e çdo problemi të mundshëm në mënyrë të shpejtë. Megjithatë, rregullimi i ri ka ndikime në Ambasadën Zvicerane në Prishtinë. Departamenti i Jashtëm në Bern konfirmon se do të duhet të hiqen 14 vende pune. Prej tyre, katër punonjës zviceranë janë të prekur, të cilët do të zhvendosen në vende të reja punësimi, ndërsa dhjetë punonjës lokalë do të jenë në kërkim të punës. Ambasada po përpiqet të ndihmojë punonjësit e liruar, përmes referencave të rekomanduara ose financimit të kurseve gjuhësore
Gündem
Zürih’te Türkiye Başkonsolosluğu’na Boyalı Saldırı: 3 Şüpheli Gözaltına Alındı
ZÜRİH – İsviçre’nin Zürih kentinde bulunan Türkiye Başkonsolosluğu, 9 Temmuz 2026 Perşembe gecesi düzenlenen boyalı saldırının hedefi oldu. Zürih Şehir Polisi’nin (Stadtpolizei Zürich) yaptığı resmi açıklamaya göre olay, saat 22.00 sularında Kreis 6 bölgesindeki başkonsolosluk binası önünde meydana geldi.
Polis açıklamasına göre yaklaşık 20 kişiden oluşan, bir kısmı yüzünü maskeyle gizleyen grup, konsolosluk binasının dış cephesine boya dolu şişeler fırlattı. Saldırı sırasında bölgede görev yapan polis devriyesi olayı fark ederek takviye ekip talebinde bulundu. Kısa sürede olay yerine sevk edilen ekipler, kaçan şüphelilerin yakalanması için çevrede geniş çaplı arama başlattı.
Saldırı sonucunda Türkiye Başkonsolosluğu binasının dış cephesinde maddi hasar meydana gelirken, olay yerinde bulunan Zürih polisine ait bir devriye aracı da boya isabet etmesi nedeniyle zarar gördü. Polis, olayda herhangi bir yaralanma yaşanmadığını bildirdi.
Yapılan çevre aramaları sonucunda olayla bağlantılı oldukları değerlendirilen üç kişi gözaltına alındı. Zürih Şehir Polisi’nin verdiği bilgiye göre gözaltına alınan şüphelilerden ikisi 18 ve 20 yaşlarında İsviçre vatandaşı, üçüncü şüpheli ise 18 yaşında Bosna-Hersek vatandaşı bir kadın. Zanlılar ifadeleri alınmak ve haklarında adli işlem başlatılmak üzere polis merkezine götürüldü.
Yetkililer, saldırının arka planı, olası siyasi motivasyonu ve olayda başka kişilerin bulunup bulunmadığının araştırıldığını belirtti. Delil toplama çalışmalarının sürdüğü, olay yeri inceleme ekiplerinin konsolosluk çevresinde kapsamlı inceleme yaptığı ifade edildi.
Zürih Şehir Polisi, soruşturmanın devam ettiğini bildirirken, olayla ilgili bilgi sahibi olan kişilerin emniyet birimlerine başvurmalarını istedi. Saldırının ardından konsolosluk çevresinde güvenlik önlemleri de artırıldı.
İsviçre
AB’nin Yeni İltica Paktında Yeni Dönem: İsviçre’de Dijital Kayıt ve Sınır Süreçleri Değişiyor
Avrupa Birliği’nin uzun süredir hazırlıkları devam eden kapsamlı iltica ve göç reformu uygulama aşamasına girerken, Schengen ve Dublin sistemine bağlı olan İsviçre de yeni kurallara uyum sürecini başlattı. Avrupa genelinde göç yönetimini ortak kurallarla güçlendirmeyi hedefleyen düzenlemeler, sınır kontrollerinden biyometrik kayıt sistemine kadar birçok alanda önemli değişiklikler içeriyor.
Yeni sistem kapsamında iltica başvurusu yapan kişilerin kimlik tespit süreçleri daha ayrıntılı hale getiriliyor. Buna göre 6 yaş ve üzerindeki çocuklar ile yetişkinlerden yalnızca parmak izi değil, yüz biyometrisi de alınarak Avrupa’nın ortak veri tabanına kaydedilecek. Yetkililer, bu uygulamanın farklı ülkelerde yapılan mükerrer iltica başvurularını önlemeyi, kimlik tespitini hızlandırmayı ve güvenlik kontrollerini güçlendirmeyi amaçladığını belirtiyor.
Reformun en dikkat çeken başlıklarından biri ise AB’nin dış sınırlarında uygulanacak hızlandırılmış sınır prosedürleri oldu. İltica başvurularının kabul oranı Avrupa genelinde yüzde 20’nin altında kalan ülkelerden gelen kişiler için dosyalar, Avrupa’ya ilk giriş yaptıkları sınır merkezlerinde daha kısa sürede değerlendirilecek. Bu süreçte başvuruların hızlı şekilde sonuçlandırılması ve şartları karşılamayan kişilerin geri dönüş işlemlerinin daha etkin yürütülmesi hedefleniyor. İsviçre, AB üyesi olmadığı için bu sıkı sınır merkezlerini kendi topraklarında kurmakla yükümlü olmasa da, sistemin getirdiği sıkı Dublin kontrollerinden ve veri paylaşımından doğrudan yararlanacak.
İsviçre açısından da yeni düzenlemeler büyük önem taşıyor. Her ne kadar Avrupa Birliği üyesi olmasa da Schengen ve Dublin anlaşmalarına taraf olan ülke, ortak iltica sisteminin veri tabanı ve kayıt unsurlarını kendi mevzuatına uyarlıyor. İsviçre Devlet Göç Sekreterliği (SEM), 2026 yılı için yaklaşık 25 bin iltica başvurusu beklediğini açıklarken, Avrupa genelinde devreye giren yeni dijital kayıt sisteminin ve güncellenen Dublin kriterlerinin, İsviçre’ye yönelik ikincil göç hareketlerini önlemede ve başvuruları daha etkin yönetmede önemli rol oynayacağını değerlendiriyor.
Göç politikalarını destekleyen çevreler, reformun Avrupa genelinde düzensiz göçü kontrol altına alacağını ve iltica sistemindeki suistimalleri azaltacağını savunuyor. İnsan hakları kuruluşları ise özellikle AB dış sınırlarında kurulacak hızlandırılmış işlem merkezlerinin, bireysel başvuruların yeterince ayrıntılı incelenmesini zorlaştırabileceği ve özellikle çocuklar ile kırılgan grupların haklarının korunmasına ilişkin yeni tartışmalar doğurabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlara göre yeni iltica paktı, önümüzdeki dönemde yalnızca Avrupa Birliği ülkelerinde değil, Schengen sistemine dahil olan İsviçre’de de göç yönetiminin işleyişini ve dijital altyapısını önemli ölçüde değiştirecek; uygulamanın sahaya yansımaları yakından takip edilecek.
İsviçre
İsviçre’de Bir İlk: Çocuk Hastanesinde “Martha’s Rule” Kalıcı Hale Geldi
İsviçre sağlık sisteminde hasta haklarını ve çocuk güvenliğini güçlendiren önemli bir adım atıldı. Luzern’deki Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi (Kinderspital Zentralschweiz), başarılı pilot uygulamanın ardından 6 Temmuz itibarıyla “Martha’s Rule” (Martha Yasası) sistemini kalıcı olarak hayata geçiren ülkedeki ilk sağlık kurumu oldu. Yeni uygulama, hastanede tedavi gören çocukların ailelerine kritik durumlarda ikinci bir tıbbi değerlendirme talep etme hakkı tanıyor.
Aileler Bağımsız Uzman Ekibini Doğrudan Çağırabilecek
“Martha’s Rule” kapsamında anne ve babalar, çocuklarının sağlık durumunun kötüleştiğini düşündüklerinde ve mevcut tedavi ekibinin müdahalesini yetersiz bulduklarında, doğrudan bağımsız yoğun bakım veya kritik bakım ekibinden acil ikinci değerlendirme isteyebilecek. Böylece tedaviyi yürüten ekipten bağımsız uzmanlar kısa sürede devreye girerek çocuğun durumunu yeniden değerlendirecek.
Pilot Uygulama Olumlu Sonuç Verdi
Hastanenin bağlı bulunduğu LUKS Grubu, kalıcı uygulamaya geçmeden önce yürütülen pilot sürecin başarılı geçtiğini açıkladı. Deneme döneminde aileler sistemi yaklaşık 40 kez kullanırken, iki başvuruda bağımsız uzman ekibin ikinci değerlendirmesiyle olası risklerin önüne geçildi. Uzmanlar, çocukların sağlık durumundaki küçük ancak kritik değişiklikleri çoğu zaman ilk fark eden kişilerin anne ve babalar olduğuna dikkat çekiyor.
Yeni Hastanenin Dijital Altyapısına Entegre Edildi
Merkezi İsviçre Çocuk Hastanesi, sonbaharda Luzern’de hizmete açılacak yeni binasına taşınmaya hazırlanıyor. “Martha’s Rule” çağrı ve takip sistemi de yeni hastanenin dijital klinik altyapısına ve hasta odalarındaki bilgi panellerine kalıcı olarak entegre edildi.
Göçmen Aileler İçin Önemli Bir Güvence
Yeni uygulamanın özellikle göçmen aileler için önemli bir güvence sağlaması bekleniyor. Dil engeli, iletişim zorlukları veya İsviçre sağlık sistemine yeterince hâkim olmama gibi nedenlerle endişelerini dile getirmekte zorlanan aileler, artık doğrudan bağımsız uzman ekibinden değerlendirme talebinde bulunabilecek.
İngiltere’den İsviçre’ye Uzanan Hasta Güvenliği Modeli
“Martha’s Rule”, İngiltere’de 13 yaşındaki Martha Mills’in sepsis nedeniyle yaşamını yitirmesi ve ailesinin uyarılarının zamanında dikkate alınmadığının ortaya çıkmasının ardından geliştirilen bir hasta güvenliği modeli olarak hayata geçirildi. İsviçre’de ilk kez Luzern’de kalıcı olarak uygulanmaya başlayan sistemin, önümüzdeki dönemde diğer kantonlardaki çocuk hastaneleri ve üniversite kliniklerine de örnek olması bekleniyor.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


