Gündem
İsviçre’de suç profili değişiyor: Ağır şiddet artarken genel suç oranı düşüyor
İsviçre’de yayımlanan son polis suç istatistikleri, ülkede suç yapısında dikkat çekici bir değişime işaret etti. Genel suç sayısı azalırken, ağır şiddet suçları ve cinayet vakalarında artış kaydedildi.
Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, 2025 yılında toplam 554 bin 963 suç işlendi. Bu sayı bir önceki yıla göre yüzde 1,5 düşüş gösterdi. Azalışta özellikle mal varlığına karşı işlenen suçlardaki gerileme etkili oldu. Hırsızlık başta olmak üzere bu tür suçlarda yüzde 3,5 oranında düşüş yaşandı.
Buna karşın ağır şiddet suçlarında artış dikkat çekti. 2025 yılında ağır şiddet suçları yüzde 8,1 artarak 2 bin 654 vakaya ulaştı. Aynı dönemde kaydedilen 55 cinayet vakası, 2009’dan bu yana görülen yıllık ortalamanın üzerine çıktı. Cinayetlerin yüzde 61,8’inin aile içi ortamlarda meydana gelmesi, sorunun toplumsal boyutuna işaret etti.
İsviçre uzun yıllardır Avrupa’nın en düşük suç oranlarına sahip ülkeleri arasında yer alırken, geçmişte de genel olarak daha sakin bir tablo hakimdi. 2000’li yıllardan itibaren cinayet sayıları yıllık ortalama 40–50 civarında seyrederken, sokak suçları da görece düşük seviyelerdeydi. Ancak uzmanlara göre, suç hiçbir zaman tamamen yok olmadı; günümüzdeki artış, düşük seviyeden yukarı yönlü bir hareket olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, son dönemdeki artışın tek bir nedene bağlanamayacağını vurguluyor. Özellikle aile içi şiddetin daha görünür hale gelmesi önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Cinayetlerin büyük bölümünün ev içinde gerçekleştiğine dikkat çekilirken, geçmişte rapor edilmeyen birçok olayın artık kayıt altına alındığı belirtiliyor. Polis ve sosyal hizmetlerin daha etkin çalışması ve kadına yönelik şiddetin daha fazla bildirilmesi de istatistiklere yansıyor.
Bunun yanı sıra nüfus artışı ve şehirleşme de etkili unsurlar arasında gösteriliyor. Son 20 yılda nüfusu önemli ölçüde artan İsviçre’de, özellikle büyük şehirlerde sosyal gerilimlerin arttığı ve nüfus yoğunluğunun bazı suç türlerinde artış ihtimalini yükselttiği ifade ediliyor.
Ekonomik ve sosyal baskılar da dikkat çeken bir diğer faktör. Artan yaşam maliyetleri, kira fiyatları ve entegrasyon sorunları, özellikle gençler arası şiddet ve aile içi çatışmalar üzerinde etkili olabiliyor.
Göç konusu ise tartışmalarda yer alsa da uzmanlar, suç artışının tek başına bu faktörle açıklanamayacağını belirtiyor. Yaş, gelir düzeyi, eğitim ve sosyal koşulların daha belirleyici olduğu vurgulanıyor.
Öte yandan dijital suçlar büyük ölçüde sabit kaldı. 2025 yılında 57 bin 761 siber suç kaydedilirken, bunların büyük bölümünü ekonomik amaçlı dijital suçlar oluşturdu.
Tüm gelişmelere rağmen İsviçre, düşük suç oranlarıyla Avrupa’nın en güvenli ülkeleri arasında yer almaya devam ediyor. Ancak veriler, özellikle aile içi şiddet ve ağır suçlar konusunda yeni önlemler alınması gerektiğine işaret ediyor.
Gündem
İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir
İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.
Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.
Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?
Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.
Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:
- İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
- Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
- İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
- En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.
Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?
Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.
Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.
Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.
İsviçre bugün tarafsız değil mi?
Evet, tarafsız.
Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.
Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.
Asıl soru şu:
Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?
Girişimi savunanlar ne diyor?
Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.
Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.
Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.
Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?
Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.
Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.
Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.
Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?
Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.
Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.
Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.
İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?
Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.
“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.
Arabuluculuk konusu
Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.
Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.
Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.
27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?
Sandıkta sorulacak temel soru:
“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?
EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.
HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.
Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.
İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası
Avrupa
Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı
Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.
Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.
Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.
Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.
Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.
Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.
Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.
Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.
Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.
Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.
Kaynak: Brandenburg Polisi
Avrupa
KONSOLOSLUK YOLUYLA BAŞVURU VE 6 AYLIK SÜRE: Yurt Dışı Sakinleri Çerçeve Yasa’dan Nasıl Yararlanacak?
Haber: Cemil Baysal
http://instagram.com/cemil_baysal
ANKARA — Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan „Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun“ (Çerçeve Yasa), yurt dışında yaşayan ve Türkiye’de hakkında örgüt bağlantılı suçlamalar nedeniyle dosyası bulunan vatandaşlar için en kritik bürokratik aşama olan „Başvuru Usulü ve Süresi“ konusunu 9. maddesiyle net bir esasa bağlıyor.
Düzenleme; hak sahiplerinin başvuru yapmak amacıyla Türkiye’ye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırarak, işlemlerin doğrudan bulunulan ülkelerdeki T.C. Dış Temsilcilikleri üzerinden yürütülmesine olanak tanıyor.
Türkiye’ye Gelme Şartı Yok: Konsolosluk Başvuruları (Madde 9)
Kanunun 9. maddesinin 1. fıkrasında yer alan düzenleme, yurt dışı mukimleri için seyahat engeli ve sınırda gözaltı riski yaşamadan başvuru yapma imkânı getiriyor:
„Bu Kanun hükümleri, 1 inci maddede belirtilen Milli Güvenlik Kurulu Kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakiben altı ay içinde bu Kanun hükümlerinden yararlanmak istediğini bulundukları yerdeki Cumhuriyet başsavcılıklarına veya Kurul tarafından görev verilen kurumlara yazılı olarak bildirenlere uygulanır.“
Bu hüküm uyarınca, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde oluşturulan Özel Kurul tarafından görevlendirilecek olan T.C. Başkonsoloslukları ve Büyükelçilikleri, yurt dışındaki vatandaşların yazılı dilekçelerini kabul etmeye yetkili kılınmaktadır.
Başvuru Süreci Adım Adım Nasıl İşleyecek?
- Ön Şart (MGK Kararı): Yasa kabul edilmiş olsa da başvuru sürecinin başlaması için ilk şart; örgütün silahsızlandığının tespiti ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararıyla teyit edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasıdır.
- 6 Aylık Hak Düşürücü Süre: 6 aylık yasal başvuru süresi, MGK kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı gün başlar. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup, 6 ay içinde başvuru yapmayan kişiler yasanın getirdiği dava ve ceza ertelemesi imkânlarından yararlanamaz.
- Yazılı Dilekçe İle Başvuru: Hak sahibi veya yetkili hukuki temsilcisi (avukatı), bulundukları ülkedeki T.C. Başkonsolosluğu’na yazılı dilekçe ile başvurarak ilgili dosyası için Çerçeve Yasa hükümlerinin uygulanmasını talep eder.
- Adli Makamlara Sevk ve Erteleme: Konsolosluk aracılığıyla iletilen başvuru, Türkiye’deki ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na veya mahkemeye ulaştırılır. Yetkili mahkeme erteleme kararı vererek varsa yakalama, tutuklama veya adli kontrol kararlarını kaldırır.
Kimlerin Başvuru Yapması Gereklidir?
- Adli Dosyası Olanlar: Türkiye’de PKK/KCK üyeliği, propaganda, yardım/yataklık veya terörizmin finansmanı iddiasıyla hakkında devam eden soruşturması, davası veya kesinleşmiş cezası bulunan gurbetçiler.
- Seyahat Engeli Bulunanlar: Hakkında çıkarılmış arama, gıyabi tutuklama veya kazaen yakalama kararı nedeniyle Türkiye’ye gelemeyen yurt dışı sakinleri.
Kimlerin Başvuru Yapmasına GEREK YOKTUR?
- Terör Kaydı Olmayan Vatandaşlar: Türkiye’de hakkında örgüt veya terör kapsamında açılmış hiçbir adli dosyası, soruşturması veya araması bulunmayan sıradan vatandaşların konsolosluklara gidip herhangi bir başvuru yapmasına veya dilekçe vermesine gerek yoktur. Yasa bu kişilerin hukuki durumunda bir değişiklik yaratmaz.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


