Connect with us

Gündem

İSVİÇRE’DE BİR DÖNÜM NOKTASI: TRAFİK KAMERALARI ARTIK DELİL OLARAK KULLANILABİLECEK

yazar

Published

on

Trafik cezaları ve ağır trafik suçlarında, Aargau’daki savcılıkla, üst mahkeme arasında uzun süreli bir tartışma yaşanıyordu. Devletin trafik kameralarından elde edilen görüntüleri delil olarak kullanıp kullanamayacağı konusu yıllardır belirsizdi. Aargau savcılığı, bu tür görüntülerin ciddi trafik suçlarında delil olarak kullanılmasını istese de, üst mahkeme kanuni bir dayanağı olmadığı gerekçesiyle buna itiraz etti. Ancak, bugün yapılan son açıklamada, İsviçre Federal Mahkemesi bu konuda net bir karar verdi.


İlk Olay: A1 Otoyolu’nda Tehlikeli Sürüş

Bu tartışmanın başlangıcı, 14 Mart 2021’de A1 otoyolu üzerinde gerçekleşen bir trafik ihlali ile oldu. Zürih plakalı bir Mercedes-Benz sürücüsü, önündeki araçları sağdan geçerek aşırı hız yaparken, aynı zamanda tehlikeli bir şekilde yakın mesafede sürüş yaptı. Hız limiti aşılarak 49 km/saat hız fazlası ile ilerlerken, trafik güvenliğini tehdit etti.

Bir vatandaşın ihbarı üzerine, polis bu sürücüyü tespit etti ve Aargau Savcılığı, trafik kameralarından elde edilen görüntüleri kanıt olarak kullandı. Ancak, Aargau Mahkemesi, bu görüntülerin hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle kullanılamayacağına karar verdi. Mahkeme, suçun „ağır“ olmadığı ve video görüntülerinin delil olarak kullanılmasının gereksiz olduğu yönünde bir görüş bildirdi.

Aargau Savcılığı bu karara itiraz etti ve dava Federal Mahkemeye taşındı. Mahkeme, videoların bir suç delili olarak kullanılabileceğine hükmetti. Federal Mahkeme, bu tür videoların paylaşımının yasal bir zorunluluk olduğunu ve trafik güvenliği amacıyla bu tür delillerin kullanılmasının meşru olduğunu belirtti.


İkinci Olay: Schafisheim’deki Trafik İhlali

Bir diğer örnek ise 4 Eylül 2021 tarihinde Schafisheim’de meydana geldi. İtalya vatandaşı olan bir sürücü, kırmızı ışıkta geçerek bir başka araca çarptı. Ayrıca, trafik işaretlerine uymayarak, yanlış manevra yaparak, hız sınırını aştı. Tüm bu eylemler bir trafik kamerası tarafından kaydedildi.

Savcılık, kameradan elde edilen görüntüleri kanıt olarak sundu. Ancak, mahkeme, video kayıtlarının yasal dayanağı olmadığını belirterek, sürücüyü beraat ettirdi. Bunun üzerine, Aargau Savcılığı yine karara itiraz etti ve dava Federal Mahkeme’ye taşındı. Federal Mahkeme, bu görüntülerin trafik güvenliğini sağlamada önemli bir araç olduğuna karar vererek, görüntülerin suç delili olarak kullanılabileceğine hükmetti.


Kararın Etkileri ve Gelecekteki Uygulamalar

Federal Mahkemenin bu kararı, sadece Aargau’yu değil, tüm İsviçre’yi etkileyen önemli bir karar oldu. Artık, trafikteki ciddi ihlallerde, trafik kameralarından elde edilen görüntüler delil olarak kabul edilebilecek. Bu, mahkemelerin, özellikle trafik suçları söz konusu olduğunda, daha hızlı ve etkili bir şekilde karar verebilmelerini sağlayacak.

Ancak, video görüntülerinin sadece ciddi trafik ihlalleri ve şüpheli durumlar için kullanılabileceği, Federal Mahkeme tarafından açıkça belirtilmiştir. Savcılıklar, bu tür görüntüleri yalnızca ciddi suçlara dair şüphelerin bulunması halinde talep edebilecekler. Trafik güvenliğini artırmaya yönelik bu karar, özel hayatın gizliliği ile dengelenmiş bir şekilde uygulanacak.


Sonuç: Trafik Güvenliği İçin Önemli Bir Adım

Bu karar, İsviçre’deki trafik güvenliğine katkı sağlayacak önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Trafik kameralarından alınan görüntülerin yasal bir dayanakla kullanılması, trafik suçlarının daha hızlı ve doğru şekilde cezalandırılmasına olanak tanıyacak. Bu uygulama, aynı zamanda sürücüler için bir uyarı niteliği taşıyor: Trafik kurallarına uymayanlar, artık daha dikkatli olmalı çünkü her an kaydediliyor olabilirsiniz.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Zürih’te Gizli Çekim İddiası Tepki Yarattı: Kadınları Gizlice Görüntülediği Öne Sürülen Adam Olay Yerinden Kaçtı

yazar

Published

on

By

Teknolojinin gelişmesi ve yüksek çözünürlüklü cep telefonu kameralarının yaygınlaşmasıyla birlikte kamusal alanlarda gizlice görüntü alınması konusu son yıllarda giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle plajlar, parklar ve yüzme alanlarında insanların haberi olmadan fotoğraf ya da video çekilip çekilmediği çoğu zaman anlaşılamıyor. Zürih’te yaşanan son olay ise bu tartışmayı yeniden gündeme taşıdı.

İsviçre’nin Zürih kentinde yaz aylarının en yoğun açık yüzme alanlarından biri olan Werdinsel’de yaşanan olay kamuoyunda tepkiye neden oldu. İddiaya göre orta yaşlı bir erkek, bölgede güneşlenen, yüzen ve kıyafet değiştiren kadınları cep telefonuyla gizlice görüntüledi.

20 Minuten gazetesinin haberine göre olay cumartesi akşamı meydana geldi. Bölgede bulunan 25 yaşındaki bir kadın gazeteci, şüpheli kişinin çevredeki kadınları sistematik şekilde telefon kamerasıyla kayda aldığını fark ettiğini söyledi. Gazeteci, adamın özellikle kıyafet değiştiren ve üstünü değiştirdiği sırada kısa süreliğine üstsüz kalan kadınlara kamerayı yakınlaştırarak çekim yaptığını iddia etti.

Durumu fark eden gazeteci daha sonra şüpheliyi durdurarak doğrudan yüzleşti. Habere göre adam, görüntü çektiğini kabul ederek özür diledi ve yaptığının yanlış olduğunu bildiğini söyledi. Ancak telefonundaki görüntüleri tamamen silmeyi reddetti.

Kadın gazetecinin aktardığına göre şüphelinin telefon galerisinde çok sayıda kadın fotoğrafı ve videosu bulunuyordu. Şüpheli ilk aşamada bazı dosyaları sildi ancak görüntüleri telefonun çöp kutusundan kalıcı olarak kaldırmayı kabul etmedi. Tartışmanın ardından ise olay yerinden hızla uzaklaştı.

Gazeteci, şüphelinin davranışlarının kendisini ciddi şekilde rahatsız ettiğini belirterek, adamın gergin tavırlarının telefonda daha fazla gizli görüntü bulunabileceği endişesi yarattığını ifade etti.

Zürih Şehir Polisi olayın mevcut aşamada doğrudan ceza hukuku kapsamında değil, daha çok kişilik hakları ve özel hayatın korunması çerçevesinde değerlendirilebileceğini açıkladı.

Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan hukukçu Martin Gärtl ise gizlice görüntülenen kişilerin kişilik haklarının ihlal edilmiş olabileceğini ve mağdurların hukuki koruma talep etme hakkına sahip olduğunu söyledi.

Özellikle yaz aylarında binlerce kişinin ziyaret ettiği Werdinsel’de yaşanan olay sosyal medyada da geniş yankı uyandırdı. Birçok kullanıcı, kamusal alanlarda gizli görüntü alma olaylarına karşı daha caydırıcı düzenlemeler ve denetimler yapılması gerektiğini savundu.

Continue Reading

Gündem

Winterthur Saldırganının Babası Blick’e Konuştu: “Oğlum Terörist Değil, Ciddi Psikolojik Sorunlar Yaşıyordu”

yazar

Published

on

By

sviçre’nin Winterthur kentinde üç kişinin yaralandığı bıçaklı saldırının ardından saldırgan Nesip Dedeler’in babası Ayhan Dedeler ilk kez konuştu. İsviçre’nin Blick gazetesine açıklamalarda bulunan baba Dedeler, oğlunun uzun yıllardır psikolojik sorunlarla mücadele ettiğini belirterek, olayın yalnızca terör boyutuyla değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.

31 yaşındaki Nesip Dedeler, perşembe sabahı Winterthur Tren Garı yakınında üç kişiye bıçakla saldırmış, olay sırasında “Allahu Ekber” diye bağırdığı iddia edilmişti. Olayın ardından Zürih Güvenlik Direktörü Mario Fehr saldırıyı “terör eylemi” olarak nitelendirmiş, saldırganın geçmişte radikal çevrelerle bağlantıları bulunduğunu açıklamıştı.

Olay sırasında Türkiye’de bulunan ve Blick gazetesine konuşan Ayhan Dedeler ise oğlunun “terörist” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. “Oğlum terörist değil, psikolojik olarak hasta ve yardıma ihtiyacı olan bir insan” diyen baba, ailesinin yıllardır oğlunun tedavi görmesi için çaba gösterdiğini söyledi.

Baba Dedeler, oğlunun geçmişte Winterthur’daki An’Nur Camii çevresinde bulunduğunu ve bu dönemde radikal görüşlerden etkilendiğini kabul etti. Aynı çevrelerle ilişki kuran diğer iki oğlunun zamanla bu düşüncelerden uzaklaştığını belirten baba, Nesip’in ise hayatını düzene sokmakta zorlandığını ifade etti.

Ailesinin desteğine rağmen uzun yıllardır işsiz olduğunu belirten Ayhan Dedeler, oğlunun sosyal hayattan büyük ölçüde koptuğunu anlattı. “Ne bir işi vardı ne de düzenli bir sosyal çevresi. Yıllardır içine kapanık bir yaşam sürüyordu” dedi.

Baba ayrıca son günlerde oğlunun psikolojik durumunun belirgin şekilde kötüleştiğini öne sürerek, saldırıdan önce psikiyatri kliniğine yatırılmasını olumlu karşıladığını ancak kısa süre sonra taburcu edilmesini anlayamadığını söyledi.

Saldırıda yaralanan kişilere geçmiş olsun dileklerini ileten Ayhan Dedeler, “En büyük temennim yaralıların tamamen iyileşmesi” ifadelerini kullandı.

Winterthur’daki saldırıyla ilgili soruşturma sürerken, İsviçreli yetkililer olayın hem terör bağlantısı hem de saldırganın psikolojik geçmişi açısından çok yönlü olarak incelendiğini açıkladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading
Advertisement

Trendler