Connect with us

Gündem

İSVİÇRE TÜRK TOPLUMU’NDAN BİRLİK VE DAYANIŞMA İFTARI

yazar

Published

on

ZÜRİH – İsviçre Türk Toplumu (İTT), Ramazan ayının manevi huzurunda, toplumlar arası dayanışmayı pekiştirmek ve Türk dünyasındaki birlik ruhunu yüceltmek amacıyla Dietikon’da görkemli bir iftar programı düzenledi. Etkinlik, Türkiye ve Türk dünyasından pek çok önemli ismi bir araya getirirken, iş dünyası, kültür ve diplomasi alanındaki güçlü temsillerle anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

İFTARA YOĞUN İLGİ VE GÜÇLÜ KATILIM

İftara, Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman, Cenevre Başkonsolosu İpek Özkan, Azerbaycan’ın Bern Büyükelçisi Fuad İsgandarov, Kazakistan’ın Bern Büyükelçisi Kairat Sarzhanov’un yanı sıra, federasyon başkanları ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

İTT GENEL BAŞKANI SUAT ŞAHİN’İN AÇILIŞ KONUŞMASI

„BU SOFRA, GÖNÜLLERİ BİRLEŞTİRİYOR“

İTT Genel Başkanı Suat Şahin, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu vurgulayarak, “Bu mübarek ayda aynı sofrada buluşmak, gönülleri birleştirmek bizler için büyük bir mutluluk. Katılım gösteren herkese teşekkür ediyorum” dedi. Birlik ve beraberliğin Türk toplumunun güçlü bir temel taşı olduğunu belirten Şahin, bu tür organizasyonların, toplumu daha da kenetleyerek güçlendirdiğini ifade etti.

DİPLOMATLARDAN BİRLEŞME VE DAYANIŞMA MESAJI

Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, konuşmasında, dünyadaki zorlu süreçlere dikkat çekerek, “Burada gördüğüm birliktelik gerçekten umut verici. Birlikte olduğumuz sürece daha güçlü olacağız. İyiliğin her zaman galip gelmesini temenni ediyorum,” ifadelerini kullandı. Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman ise, „Bu akşam bizleri bir araya getiren organizasyona emeği geçenlere teşekkür eder, Ramazan’ın tüm insanlığa huzur ve bereket getirmesini dilerim,“ dedi.

İSVİÇRE TÜRK TOPLUMUNUN BİRLİĞİNİ PEKİŞTİREN ÖNEMLİ BİR BULUŞMA

Cenevre Başkonsolosu İpek Özkan, görev süresinin sonlarına yaklaşırken, „İsviçre Türk toplumuyla geçirdiğim zaman çok kıymetli. Birlik ve dayanışma içinde olmayı sürdürmeliyiz,” diyerek toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Azerbaycan ve Kazakistan büyükelçileri, Türk dünyası arasındaki dostluk ve iş birliğinin güçlenerek devam etmesi gerektiğini belirterek, bu tür etkinliklerin kültürel bağları daha da kuvvetlendirdiğini ifade ettiler.

İSVİÇRE’DE TÜRK KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMAK

İftar programı boyunca, geleneksel Türk mutfağından lezzetler sunulurken, samimi sohbetlerle sosyal bağlar güçlendirildi. Diplomatik temsilciler ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, bu tür etkinliklerin, Türk toplumunun birlikte hareket ettiğinin ve kültürel değerlerini yaşatmak adına büyük bir önem taşıdığının altını çizdi. Katılımcılar, Ramazan’ın manevi huzurunu paylaşmanın yanı sıra, bu tür buluşmaların toplumlar arasında dayanışmayı pekiştiren etkinlikler olduğunu belirtti.

Etkinlik, Türkiye ve Türk dünyasından pek çok önemli ismi bir araya getirirken, iş dünyası, kültür ve diplomasi alanındaki güçlü temsillerle anlamlı bir buluşmaya ev sahipliği yaptı.

Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, konuşmasında, dünyadaki zorlu süreçlere dikkat çekerek, “Burada gördüğüm birliktelik gerçekten umut verici. Birlikte olduğumuz sürece daha güçlü olacağız. İyiliğin her zaman galip gelmesini temenni ediyorum,” ifadelerini kullandı.

Zürih Başkonsolosu Fazlı Çorman ise, „Bu akşam bizleri bir araya getiren organizasyona emeği geçenlere teşekkür eder, Ramazan’ın tüm insanlığa huzur ve bereket getirmesini dilerim,“ dedi.

İTT Genel Başkanı Suat Şahin, açılış konuşmasında Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu vurgulayarak, “Bu mübarek ayda aynı sofrada buluşmak, gönülleri birleştirmek bizler için büyük bir mutluluk. Katılım gösteren herkese teşekkür ediyorum” dedi. Birlik ve beraberliğin Türk toplumunun güçlü bir temel taşı olduğunu belirten Şahin, bu tür organizasyonların, toplumu daha da kenetleyerek güçlendirdiğini ifade etti.

Azerbaycan’ın Bern Büyükelçisi Fuad İsgandarov

Kazakistan’ın Bern Büyükelçisi Kairat Sarzhanov

Cenevre Başkonsolosu İpek Özkan

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

Aşırı Sıcaktan Korkup 14 Yaşındaki Oğlunu Okula Göndermedi: Anneye Para Cezası, Hakkında Resmî İşlem Başlatıldı

yazar

Published

on

By

🌡️ Ne oldu? Erlinsbach’ta yaşayan bir anne, aşırı sıcakların oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişe ederek 14 yaşındaki çocuğunu yaz tatilinden önce okula göndermedi.

🏫 Okul ne yaptı? Devamsızlığın önceden onaylanmadığı ve çocuğa resmî izin verilmediği gerekçesiyle durumu yetkili makamlara bildirdi.

⚖️ Sonuç ne oldu? Anneye para cezası uygulandı ve zorunlu eğitim yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle hakkında resmî işlem başlatıldı. Cezanın miktarı açıklanmadı.

İsviçre’nin Erlinsbach bölgesinde yaşanan olay, aşırı sıcak günlerde öğrencilerin okula devam zorunluluğu konusunda tartışma başlattı.

Tele M1’in haberine göre anne, yaz tatilinden hemen önce etkili olan yüksek sıcaklıkların 14 yaşındaki oğlunun sağlığına zarar verebileceğinden endişelendi. Bu nedenle çocuğunu belirli günlerde evde tutarak okula göndermedi.

Ancak devamsızlık için okuldan önceden alınmış bir izin bulunmuyordu. Okul yönetimi, annenin kendi kararıyla çocuğa “sıcak tatili” vermesini izinsiz devamsızlık olarak değerlendirdi.

Olayın ardından anneye para cezası uygulandı. Ayrıca zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğünün ihlal edildiği gerekçesiyle durum yetkili makamlara bildirildi ve anne hakkında resmî işlem başlatıldı.

Para cezasının kaç frank olduğu açıklanmadı. Çocuğun önceden bilinen bir hastalığının bulunup bulunmadığı, doktordan rapor alınıp alınmadığı veya annenin daha önce okuldan izin talep edip etmediği konusunda da ayrıntı verilmedi.

Anne ile oğlunun uyruğu da haberde belirtilmedi. Bu nedenle herhangi bir milliyet bilgisine yer verilmesi doğru değil.

Olay, ebeveynlerin çocuklarının sağlığını koruma sorumluluğu ile İsviçre’deki zorunlu eğitim ve düzenli okula devam yükümlülüğü arasındaki sınırı yeniden gündeme getirdi.

Continue Reading

Gündem

Her İki Yeni IV Aylığından Biri Ruhsal Hastalık Nedeniyle: Yardım Payı Sadece Yüzde 13,6

yazar

Published

on

By

🧠 Ne oldu? Ruhsal hastalıklar, İsviçre’de yeni bağlanan malullük sigortası (IV) aylıklarının en yaygın nedeni oldu.

💰 Çelişki nerede? Ruhsal engeli bulunanlar IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alandaki kuruluşlar yardımların yalnızca yüzde 13,6’sını alıyor.

⚖️ Sistem değişecek mi? Federal Sosyal Sigortalar Dairesi yeni bir model üzerinde çalışıyor ancak çözüm yıllar sürebilir.

İsviçre’de yeni bağlanan IV aylıklarının neredeyse yarısı ruhsal hastalıklar nedeniyle veriliyor. Buna rağmen hastalara destek sağlayan kuruluşlara aktarılan kaynaklar ihtiyacın gerisinde kalıyor.

İsviçre Malullük Sigortası, engelli kuruluşlarına her yıl yaklaşık 155 milyon frank dağıtıyor. Ancak uzun yıllardır değişmeyen dağıtım anahtarı ve çok yıllı sözleşmeler, günümüzdeki ihtiyaçlarla kaynakların birbirinden uzaklaşmasına yol açıyor.

Ruhsal engeli bulunan kişiler IV önlemlerinin yüzde 34’ünden yararlanırken, bu alanda çalışan kuruluşların aldığı pay yüzde 13,6’da kalıyor.

Görme engelliler alanında ise ters bir tablo var. Görme engelliler IV önlemlerinin yüzde 2,4’ünden yararlanırken, ilgili kuruluşlar yardımların yüzde 19’unu alıyor.

Federal Sosyal Sigortalar Dairesi, sistemi güncel ihtiyaçlara uyarlamak amacıyla kantonlar ve kuruluşlarla yeni kriterleri görüşüyor. Ancak değişikliğin birkaç yıl sürebileceği belirtiliyor. Daireden Florian Steinbacher, hızlı değil, iyi ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemli olduğunu söyledi.

Kaynakların yeniden dağıtılması kolay değil. Bir kuruluşun payının yükselmesi, diğerinin daha az para alması anlamına gelebilir. Pro Mente Sana Genel Müdürü Muriel Langenberger, kuruluşların karşı karşıya getirilmemesi ve sistemin bütünüyle iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Bankalara Göre Ne Zaman “Varlıklı” Sayılıyorsunuz? İşte Dört Müşteri Grubu

yazar

Published

on

By

💰 Sınır nerede? Yatırım yapılabilir serveti yaklaşık 100 bin franga ulaşan müşteriler genellikle “varlıklı” kabul ediliyor.

🏦 Private Banking ne zaman başlıyor? Kişiye özel hizmetler çoğunlukla 1 milyon franktan itibaren sunuluyor.

💎 En üst grupta kimler var? 30 milyon frank ve üzerindeki müşteriler özel danışman ekiplerinden yararlanabiliyor.

İsviçre’de bankalar müşterilerini yatırım yapılabilir servetlerine göre çoğunlukla dört gruba ayırıyor. Luzern Uygulamalı Bilimler ve Sanatlar Üniversitesinden bankacılık uzmanı Andreas Dietrich’e göre sınıflandırma şöyle:

• Retail: 100 bin frankın altındaki standart müşteriler.

• Affluent: 100 bin ile 1 milyon frank arasındaki varlıklı müşteriler. Genişletilmiş yatırım seçenekleri ve kişisel danışmanlık sunulabiliyor.

• HNWI: 1 milyon ile 30 milyon frank arasındaki yüksek servetli müşteriler. Private Banker desteği ve kişiye özel hizmetlerden yararlanıyorlar.

• UHNWI: 30 milyon frank ve üzerindeki çok yüksek servetli müşteriler. Bu gruba Family Office, Private Equity erişimi, vakıf danışmanlığı ve servetin gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik planlama sunuluyor.

Sınırlar her bankada aynı değil. Bazı İsviçre bölgesel bankaları 500 bin franktan itibaren Private Banking hizmeti verirken, özel bankalar daha yüksek bir alt sınır belirleyebiliyor.

Hesaplamada toplam mal varlığından çok, yatırım için kullanılabilecek servet dikkate alınıyor. Örneğin bir milyon frank değerindeki evinde yaşayan ve ayrıca 60 bin frank yatırım sermayesi bulunan biri, yalnızca konutu nedeniyle varlıklı müşteri sayılmayabilir.

Bazı ülkelerde bankada para tutan müşterilere daha yüksek mevduat faizi veya özel avantajlar sunulurken, İsviçre’de tasarruf hesaplarının faiz getirisi çoğunlukla daha düşük kalabiliyor. Üstelik bankaya ve hesap türüne göre müşteriler hesap yönetimi, kart, işlem veya menkul kıymet saklama ücretleri ödeyebiliyor. Ancak ülkeler arasındaki nominal faiz karşılaştırmalarında enflasyonun, para biriminin ve merkez bankası politikasının da dikkate alınması gerekiyor.

Bankalar, müşterilerin paralarını yalnızca hesapta tutmak yerine yatırım ürünlerine yönlendirmesini ekonomik açıdan daha cazip bulabiliyor. Çünkü yatırımlardan portföy yönetimi, danışmanlık, saklama ve ürün ücretleri üzerinden ek gelir elde ediliyor.

Dietrich’e göre yalnızca servete dayalı katı sınırlar yeterli değil; müşterinin geliri, davranışları ve ihtiyaçları da dikkate alınmalı.

#İsviçre #Bankacılık #Servet #PrivateBanking #Finans

Continue Reading

Trendler