Köşe Yazıları
Hayallerinizi gerçekleştirmeye hazır mısınız?
Pery Guel Köşe Yazısı
Hayalinizdeki yaşama bir adım daha yaklaşmak için hazır mısınız? Düşüncelerinizin ve fikirlerinizin gücünü keşfedin.
Yaşamınızdaki olumlu değişiklikler bir türlü gerçekleşmiyorsa, daha fazla başarı, mutluluk ve bolluk çekmek istiyorsanız ama bir türlü başaramıyorsanız, endişelenmeyin; yalnız değilsiniz. Tezahür etmenin sırları ve olumlu değişimi hayatınıza çekmenin yolları birçok insanı büyüleyen bir konudur.
Özellikle yeni yılın başlangıcı, yeni planlar ve niyetler oluşturma fırsatını sunar. 2024 için güçlü bir Vizyon Panosu oluşturmak, hedeflere ulaşmanıza, yeni fırsatları keşfetmenize ve hayatınıza güç, başarı ve bolluk getirmenize yardımcı olabilir.
Vizyon panosu nedir? Vizyon panosu, isteklerinizi, hedeflerinizi, arzularınızı ve yaşam vizyonunuzu görselleştirmek ve tezahür ettirmek için sihirli bir araçtır. Vizyon panonuzu resimler, alıntılar, illüstrasyonlar, fotoğraflar ve metinleri kullanarak yaratıcı bir şekilde tasarlayabilirsiniz. Örneğin, evimin her yerinde beni motive eden metinler, fotoğraflar ve olumlamalar bulunuyor. Ayrıca, akıllı telefonunuzun arka planını bir Vizyon Panosu gibi ayarlayabilirsiniz. Yaratıcılığınızı serbest bırakın!
Vizyon panosunun bir parçası olarak, gelecekle ilgili isteklerinizin fotoğraflarını ve diğer materyallerini toplar, bunları bir panoya yerleştirir ve görsel bir hatırlatıcı oluşturursunuz. Bu, hedeflerinize ulaşmak için harika bir fikirdir, çünkü hedefleriniz ve istekleriniz net bir şekilde önünüzde olduğunda, onları hatırlamak ve önem vermek daha kolay olur. Aynı zamanda sizi otomatik olarak olumlu bir ruh haline sokar ve hayatınıza daha olumlu bir enerji getirir, bu da istediklerinizi hayata geçirmenizi kolaylaştırır.
Vizyon panonuz sizin için özeldir ve kolayca dijital olarak oluşturulabilir. Herhangi bir yaşam durumu için tasarlamak ve diğerleriyle paylaşmak mümkündür.
Yaşam konuları şunlar olabilir:
- Sağlık ve Esenlik
- Aşk ve Birliktelik
- Arkadaşlıklar ve Aile
- Eğitim ve Mesleki Tatmin
- Para ve Finans
- Tatil ve Macera
- Spor ve Fitness
- Taşınma ve Ev
“Düşüncelerimiz geleceğimizi şekillendirir.”
Vizyon panosunun yararları nelerdir? Geleceğinizi olumlu ve ilham verici düşünceler ve vizyonlarla şekillendirin ve bazı şeylerin doğal olarak size gelmeye başladığını fark edeceksiniz. “Görmek inanmaktır” mottosuna atıfta bulunan bilimsel bir gerçeklik üzerine çalışır. Görselleştirme sırasında beyin, vücudu bu gerçekliğe hazırlamaya başlar ve kimyasal sinyaller gönderir. Bu nedenle, görselleştirmenin nöropsikolojik etkileri, eylemler kadar olumlu sonuçlar doğurabilir.
Çocukken herkes bir yetişkin olarak hayatının nasıl olacağını hayal eder. Bu içten kurulan hayaller, yetişkinlikte de zaman içinde kaybolmaz. Ancak bilinen tüm başarı öykülerinin arkasında, çocukken kurulan sonsuz hayaller gibi, bir hayale duyulan inanç ve bu inancı gerçekleştirmek için atılan sağlam adımlar vardır.
Akıl ve ruh sağlığı için faydalı olan bu meditasyon uygulaması, kişinin hayallerini aklında tutmasına ve hedeflerini netleştirmesine yardımcı oluyor. Bu panolar, tüm o çocuksu coşkuyu yansıttığında yaratıcı panolara dönüşebilir.
Bir Vizyon Panosu aynı zamanda olumlu duyguları pekiştirmeye ve iyimser bir bakış açısı kazanmaya da yardımcı olabilir. Daha olumlu bir gelecek hayal etmek, çekim yasasını desteklemeyi ve olası tüm fırsatları yakalamayı kolaylaştırabilir. Buna ek olarak, bir Vizyon Panosu kişisel gelişime katkıda bulunabilir. Kişi kendisi için neyin önemli olduğunu ve bunun kendini ifade etmesini nasıl desteklediğini keşfedebilir.
“Vizyon panonuzla yaptığınız yaratıcı çalışma zihinsel bir egzersizdir ve netliğinizi ve uyumunuzu artırır.”
En önemli kuralları öğrenin:
- Hayatınızın realitesini düşünceleriniz ve inançlarınızla yaratırsınız.
- Başkaları için manifesto yapamazsınız! Hepimiz özgür iradeye tabiyiz. Ancak, her zaman sevgi dolu düşünceler ve genel olarak koşulsuz sevgi gönderebilirsiniz.
- Olumlu şeylere odaklandığımızda ve minnettarlık içinde yaşadığımızda, hayatımıza daha fazla pozitiflik çekeriz.
- Ancak olumsuz düşünürsek, daha fazla olumsuzluğu da kendimize çekeriz.
Gelin, 2024 için Vizyon Panonuzu birlikte oluşturalım:
- İsteklerinizi ve hedeflerinizi tanımlayın: Büyük hayaller kurun ve kalbinizin daha hızlı atmasını sağlayan her şeyi yazın.
- Bu dilek ve hedefleri uygun materyallerle tamamlayın: Resimler, metinler vb. Bu metinleri ve resimleri çeşitli dergilerden kesebilirsiniz.
- Bir zaman çerçevesi belirleyin: Örneğin, Haziran 2024’e kadar Hawaii’de hayalinizdeki tatili gerçekleştirmek vb.
- Organize edin: Bir yapıya sahip olmanız için, bunları yaşam alanlarına göre düzenlemek en iyisidir.
- Vizyon panonuzu tasarlayın: İşte burada yaratıcılığınız devreye giriyor. Pano için ahşap bir tahta, poster, not tahtası vb. uygundur. Tasarıma çivi, mıknatıs, folyo, sim ve çok daha fazlasını ekleyebilirsiniz. Unutmayın: Vizyon panonu ne kadar çok dikkat ve pozitif enerji verirseniz, isteklerinize doğru o kadar çok enerji akacaktır.
- Vizyon panonuz için doğru yeri bulun: Vizyon panonuz her gün görebileceğiniz bir yerde durmalı veya asılmalıdır. Bu şekilde isteklerinizi ve hedeflerinizi her gün net bir şekilde gözünüzün önünde tutmuş olursunuz.
- Minnettar olun: Vizyon panonuzun önünden her geçtiğinizde, zihninizde canlandırdığınız hayalleriniz sizin için gerçekleştiği için şükredin.
- “Enerji ve sağlık doluyum.”
- “Hayatıma bolluk ve refahı çekiyorum.”
- “Yeni olasılıklara ve fırsatlara açığım.”
Çözümlenmesini istediğiniz sorunlarınız mı var? Ücretsiz koçluk seansı için benimle iletişime geçebilirsiniz. info@thesoullution.ch / www.TheSoullution.com
Yaşam Koçunuz ile seviyenizi yükseltin
Pery Guel
Köşe Yazıları
Beğen, Paylaş, Zincirlen: Yeni Nesil Mağara Alegorisi
Tarih boyunca insanlar, “Felsefe nedir?” sorusuna cevap aramışlar. Bu konuda birçok görüş var. Belki “zihnin kendi sınırlarını zorlama ve tanımlama sanatı” denilebilir; bana en yakın gelen ise Karl Jaspers’a ait olan, “Felsefe yolda olmaktır,” sözü. Yani cevaba ulaşmaktan ziyade bir arayışta olmak, yaşamın içinde olma halidir. Tabii bu düşüncem ilerleyen dönemlerde değişebilir. :))
Fakat bu “yolda olma” hali günümüzde, gözlemlediğim kadarıyla, Platon’un binlerce yıl önce bahsettiği Mağara Alegorisi’ndeki meşhur mağaranın; sosyal medya ve dijital ekranlara dönüşmüş halidir. Şu anda insanlık bir mağaranın içinde değil, dev bir dijital dehlizin içinde. Platon’un bahsettiği mağarada insanlar zincirlere vurulmuştu; biz ise gönüllü olarak “takip et, beğen, paylaş” butonlarına zincirliyiz. Bildirimlere bağlı modern mahkumlar gibi…
Sosyal medyada denk geldiğimiz harika kareler, mutlu aileler, her şeyin mükemmel olduğu paylaşımlar… Bunlar Mağara Alegorisi’nde bahsedilen sahte yansımalar. Biz o karelere bakıp “Hayat böyle,” derken; hüznün, çabanın ve sıradanlığın gerçekliğinden kat kat uzaklaşıyoruz. Algoritma yalnızca bizim gibi düşünenleri gösteriyor; sadece bizim gibi düşünenlerin gölgesi… Farklı olan hiçbir şeye yer yok. Bir çeşit yeni nesil Mağara Alegorisi oluşturmuş durumdayız. Kendi düşüncelerimizin içinde, farkında olmadan hapsoluyoruz. Ve sonuç: Hoş geldin zihinsel gerileme, elveda yolda olma hali.
Mağaradan dışarı adım atmak; bir haberin doğruluğunu teyit etmek için birçok farklı kaynağı araştırmak, belki telefonları kapatmak, belki kitap okumaktır. Yani popüler olanın değil, doğru olanın peşinden gitmek… Fakat bu durum Mağara Alegorisi’ndeki “Işık göz yakar,” kısmıdır. Yavaşlama ve sessizlik ilk etapta insana acı verebilir.
Kişi gerçeği görüp de mağaraya gerçeklikle geri döndüğünde, “Gördüğünüz her şey illüzyondan ibaret!” dediğini düşünün. Linç kampanyaları, başarı hikayeleri, tartışmalar, mutluluk hikayeleri… Her şey sahte. O insanın derin yalnızlığını düşünebiliyor musunuz? Size hayranlıkla bakmazlar; aksine “gözlerinizin bozuk” olduğunu iddia edip sizi takibi bırakırlar, sesinizi kısarlar ve sizi dijital bir karanlığa gömerler.
Platon yıllar önce fiziksel bir mağaradan bahsediyordu, biz ise bugün “bilgi kirliliği” ve “algı yönetimi” mağarasındayız. Zincirler artık bileklerimizde değil, zihinlerimizde. Eğer felsefe bir yolda olma hali ise gerçekleri filtrelemekten vazgeçmemiz gerek. Algoritmanın bize dayattığı “senin gibiler” konforundan uzaklaşıp; sorgulayan, araştıran, bize aykırı gelen fikirlere de değinen bir tavır takınmalıyız. Paylaşılan bir hayat görüntüsü yerine, yaşanılan bir hayatın yükünü almalıyız. Işığın gözümüzü yakmasına izin verecek kadar cesur olmalıyız.
Zihinsel hicret hepimiz için şart. Beğenilme arzusu yerine anlama çabası; onaylanma ihtiyacı yerine sorgulama cesareti… Hızın yerini derinlik aldığında belki “gözü bozuk” ilan edileceğiz fakat özgürleşmiş olacağız.
Köşe Yazıları
“Dünyayuva”
Herkesin kişisel tarihine not düştüğü özel anlar vardır.
Geçtiğimiz hafta, ben de kendi tarihimde çok önemli bir yer tutacak, benim için çok özel bir gecenin hem tanığı hem de moderatörü olma ayrıcalığını yaşadım.
Benim için okumak hiçbir zaman yalnızca bir hobi olmadı; bir yön bulma biçimi, bir yol arkadaşlığı, bazen de insanın kendine açtığı sessiz bir kapı oldu. Kurumsal hayatıma “biraz soluklanayım, sonra dönerim” diyerek ara verdiğimde, bunun kısa bir mola olacağını sanıyordum. Kendimi kitaplarla çevrili bambaşka bir dünyanın içinde bulacağımı ve bu dünyanın beni böylesine zenginleştireceğini doğrusu tahmin etmiyordum.
Kendimi bildim bileli okurdum; ama çoğu zaman iş, annelik ve gündelik sorumluluklardan arta kalan vakitlerde. Oysa son üç yıldır kitaplarla kurduğum bağ bambaşka bir yere evrildi. Artık sabahları kahvem eşliğinde kendime ayırdığım “ben zamanı” kitaplarla başlıyor. Okuyorum, yazıyorum, araştırıyorum. Okuduklarımı hem Instagram hesabımda (ozdenevar) hem de bu köşede paylaşarak, bu yolculuğu yalnızca kendim için değil, başkalarıyla birlikte deneyimliyorum.
Kurduğum bu küçük edebiyat dünyasında kitap kulüpleri ise en güçlü eşlikçilerim. Birlikte okunan kitaplar üzerine konuşmak, farklı yorumları dinlemek, aynı metnin etrafında farklı hayatların buluşmasına tanıklık etmek adeta kolektif bir terapi. İsviçre Türk Edebiyat Kulübü ile her ay gerçekleştirdiğimiz buluşmalar, yalnızca kitap konuşulan toplantılar değil; aynı zamanda bir edebi köprü kurduğumuz, kültürel bağlarımızı diri tuttuğumuz özel alanlar. Bu yolculukta son durağımız ise bir Yazar Buluşması oldu.
Kulübümüzün çok sevdiğimiz bir üyesini, kalemine hayran olduğumuz bir yazarı ağırladık bu buluşmada: Burcu Özer Katmer’i.
Burcu ile yollarımız, kitap kulübümüzün ilk kitabı olan ve onun da ilk romanı olan Kendine Ait ile kesişmişti. Bir çember kurup o kitabı konuştuğumuz, metinle birlikte kalplerimizi de açtığımız o günün üzerinden tam iki yıl geçmişken, bu kez çok daha özel bir buluşmada, yeni öykü kitabı Dünyayuva üzerine konuşmak için bir araya geldik.
Bu etkinlikte moderatör olarak yer almak benim için büyük bir onurdu. Kitaplarla kurduğum bu güçlü bağın, yalnızca bir okur olarak değil, edebiyatı paylaşan ve görünür kılan biri olarak sahneye taşınması tarifsiz bir duyguydu. Çok sevdiğim bir yazara, onun metinleri üzerine sorular sormak; okuduklarımı, düşündüklerimi ve hissettiklerimi kamusal bir alanda dile getirmek, edebiyatın bana sunduğu en kıymetli hediyelerden biriydi.
Dünyayuva: Kadınların Sessiz Hikayeleri
Dünyayuva yayımlandığı anda kitabı edinmiş, daha önce de Burcu’nun bu kitapta yer alan bazı öykülerini okuma şansı bulmuştum. Kitabı, keyifli bir yolculukta okumak üzere uçağa saklamayı planlarken, elime alır almaz kendimi öykülerin içinde kaybolmuş halde buldum.
Dünyayuva, sekiz öyküden oluşan; aidiyetin, kadınlığın ve “yuva” kavramının katmanlarına inen bir yolculuk. Bu öykülerde, fiziken ya da ruhen evini geride bırakmış, bilinmez kıyılara açılmış kadınlar var. Eskisi gibi devam edemeyen ama hayatın içinde kendine yeni bir yön bulmayı başaran kadınlar. Farklı coğrafyalardan, farklı hayatların içinden seslenen bu karakterler, aslında hepimizin içindeki kırılgan, cesur ve özgürleşmeye meyilli yanlara dokunuyor.
Kitabın ilk öyküsü Küçük Mavi Defter, 2024 yılında Rengin Göçmen Kadın Korosu Öykü Yarışması’nda birincilik ödülüne layık görülmüş. İkinci öykü ise Zürich Liest Festivali kapsamında düzenlenen Vorsatz yarışmasında ödül almış. Kitapta yer alan diğer öyküler de, sandıkların altında kalmış sayısız kadın hikayesinden birer iz taşıyor.
Burcu, aidiyet ve kadınlık temalarını işlediği bu metinlerde, kelimeleri adeta bir anahtar gibi kullanıyor. Yalnızca kendi sesini değil, öykülerinde hayat bulan kadınların sesini de özgür bırakıyor. Görünmeyeni görünür, duyulmayanı duyulur kılıyor. Kelimeleriyle kadınlara benliklerini ve içlerindeki gücü yeniden hatırlatıyor.
Her bir öykü, sessiz ama güçlü bir direncin kaydı gibi. Ve Katmer, biz okurları bu özgürleşme yolculuğunun yalnızca tanığı değil, doğrudan bir parçası haline getiriyor.


Köşe Yazıları
Yanımdayken Neden Sosyal Medyadan Kutluyorum?
‘‘Eşim yanımda. Çocuğum yan koltukta oturuyor.
Ama doğum günü kutlaması sosyal medyada. Evlilik yıldönümünde uzun sevgi dolu bir mesajla eşe dosta onu nasıl sevdiğimi ilan ediyorum.‘‘
Artık bu manzara kimseye garip gelmiyor. Aksine, günümüzün en sıradan davranışlarından biri haline geldi. Özel günlerde ilk refleksimiz sarılmak değil, telefonu elimize almak. Peki neden?
Bir insan yanımızdayken, ona söyleyebileceğimiz bir “iyi ki varsın”ı neden başkalarının da görmesine ihtiyaç duyarak söylüyoruz?
Görülmeyen, yaşanmamış mı sayılıyor?
Sosyal medya bize şunu öğretti:
Görülmeyen, paylaşılmayan, beğenilmeyen an sanki eksik. Telefonu kaydırırken başkasının yaptığı bir paylaşımın benzerini yapmamışsak kendimizde bir eksiklik hissediyoruz.
Mutluluk artık yaşanan bir duygu olmaktan çıkıp, kanıtlanması gereken bir şeye dönüştü. Bir tebriğin değeri, karşıdaki kişinin hissettiğiyle değil; kaç kişinin gördüğüyle ölçülüyor.
“Bak ne kadar ilgiliyim.”
“Bak ne kadar mutlu bir ailemiz var.”
“Bak ben unutmam.”
Aslında mesaj, çoğu zaman yanımızdaki kişiye değil; izleyenlere gidiyor. Bu tarz paylaşımları yapmayanlara da garip gözüyle bakılıyor çoğu zaman. Hatta birkaç kez tanıdıklarım seni Instagram‘ da göremedik iyi misin diye sordular. Sanki orada yaşamımı sürdürmek zorundaymışım gibi.
Beğeniler yeni alkışlar oldu
Eskiden bir tebessüm yeterliydi.
Şimdi kalpler, yorumlar, paylaşımlar…
Beğeniler modern çağın alkışı. Ve insan farkında olmadan o alkışı bekliyor. Bir doğum günü mesajı, karşı taraf mutlu oldu mu diye değil; kaç beğeni aldı, kaç kişi gördü diye kontrol ediliyor.
Bu da bize özel olanı, başkalarının onayıyla değerli kılmaya mecbur hissi veriyor .
Mahremiyet vitrine çıktı
Aile, ilişki, sevgi…
Bir zamanlar en mahrem alanlarımızdı. Şimdi ise sosyal medyanın vitrini. En özel, en mahram anlarımız herkesin gözü önünde. Ne yedik, nereye gittik herkes her adımımızdan haberdar.
Paylaşmadığımızda sanki eksik seviyoruz, sanki yeterince ilgili değiliz. Oysa sevgi paylaşılmak zorunda değil; yaşanmak zorunda.
Ama sosyal medya yaşananı değil, gösterileni ödüllendiriyor.
Peki ya yanımızdaki kişi?
Yanımızdayken telefona yazılan bir tebrik, çoğu zaman göz göze söylenen bir cümleden daha çok ses getiriyor olabilir. Ama daha çok hissettiriyor mu? İlişkilerimiz bu şekilde daha mı iyi yürüyor?
Asıl soru şu:
- Kutlamayı kimin için yapıyoruz?
- Yanımızdaki insan için mi, yoksa başkalarının görmesi için mi?
Bazen en gerçek kutlama:
- Paylaşılmayan bir sarılma
- Hikâye olmayan bir gülüş
- Fotoğrafsız geçirilen birkaç dakikadır
Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey bu:
Her özel an, herkese açık olmak zorunda değil.
Çünkü bazı mutluluklar sadece orada olanlar için güzeldir. Sadece ilgili olan kişilerin yaşaması gereken anlar vardır, başkaları bilmese de olur. Ve sosyal medyada gördüklerimiz her zaman gerçeği yansıtmaz.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


