Connect with us

Gündem

İsviçre’de Doğum Oranı Tarihi Düşüşte: Sorumlu Toplumun Değerleri mi, Devletin İhmali mi?

yazar

Published

on

Hazırlayan: Cemil Baysal | Selin Türkyılmaz

İsviçre, modern tarihinin en düşük doğum oranıyla karşı karşıya. 2024 yılında kadın başına ortalama çocuk sayısı 1,29’a gerileyerek, 1876’da kayıtların tutulmaya başlanmasından bu yana görülen en düşük seviyeye indi.
Demografik eğilim, yalnızca nüfusun yaşlanması değil; aynı zamanda ülkenin ekonomik sürdürülebilirliği, emeklilik sistemi ve sosyal yapısı açısından da ciddi riskler barındırıyor.

Genç Kuşakta Çocuk Sahibi Olma İsteği Hızla Azalıyor

Federal İstatistik Ofisi verilerine göre, 20–29 yaş aralığındaki bireyler arasında çocuk sahibi olmayı kesin olarak istemeyenlerin oranı, 2018’de yüzde 8 iken 2023’te yüzde 17’ye yükseldi. Bu, beş yıl içinde iki katı aşkın bir artış anlamına geliyor.
Uzmanlara göre bu değişim, yalnızca ekonomik faktörlerle değil, toplumsal değerlerdeki dönüşüm ve kadın-erkek rollerine ilişkin algılarla da yakından ilişkili.

“Refah Düzeyine Rağmen Aile Politikası Yetersiz”

Sosyal Demokrat Parti (SP) Ulusal Meclis üyesi Sarah Wyss, durumu “endişe verici” olarak nitelendiriyor:

Wyss, “İnsanlar çocuk sahibi olmaktan, ekonomik nedenlerle ya da iş yaşamı ile aile yaşamını bağdaştıramadıkları için vazgeçiyorsa, bu yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorundur,” diyor.

Wyss’e göre kreş teşvikleri, bireysel vergilendirme sistemi ve ebeveyn izni gibi düzenlemeler doğru yönde adımlar olsa da, sürecin hızı yetersiz:

“Zengin bir ülke olarak hâlâ bütüncül bir aile politikası oluşturamıyor olmamız kabul edilemez. Eğer doğum oranı düşmeye devam ederse, ya toplumsal refahın azalmasını göze alacağız ya da açığı göçle kapatacağız — ki bu da toplumda ciddi gerilimler yaratabilir.”

Liberaller: “Ebeveynlere Mali Destek Şart”

Liberal Parti (FDP) temsilcisi Andri Silberschmidt, yeni baba olmanın verdiği deneyimle benzer kaygıları paylaşıyor.

“Genç aileler üzerindeki ekonomik baskı hafifletilmeden doğum oranını artırmak mümkün değil,” diyor.

Silberschmidt, çocuk bakım masraflarının sınırsız biçimde vergiden düşülebilmesini ve bireysel vergilendirme sisteminin hayata geçirilmesini öneriyor. Ona göre bu önlemler, hem iş gücüne katılımı artıracak hem de aile kurmayı ekonomik olarak cazip hale getirecek.

Merkez Partisi: “Devlet Aile Planlamasına Karışmamalı”

Merkez Parti (Mitte) milletvekili Lorenz Hess ise farklı düşünüyor:

“Toplumsal eğilimler her dönemde değişir; nüfus artışı veya azalışı da bunun bir parçasıdır. Devletin bu sürece müdahalesi tehlikeli bir eğilim yaratabilir,” diyor.

Hess, Çin’in geçmişteki nüfus politikalarını örnek göstererek, devletin aile planlamasında belirleyici olmasının bireysel özgürlükleri zedeleyeceğini savunuyor. Ona göre İsviçre’nin önceliği, “yavaşlayan nüfus artışı değil, toplumsal uyumun korunması” olmalı.

SVP: “Ev Kadınlarına Yönelik Alaycı Tutumlar Bu Noktaya Getirdi”

Sağ popülist İsviçre Halk Partisi (SVP) temsilcisi Vroni Thalmann-Bieri, sorunun kaynağını toplumsal değerlerde görüyor:

“Anneler, çocuklarıyla evde kalmayı tercih ettiklerinde küçümseniyor; ama aileyi dışlayan bu anlayış bizi buraya getirdi,” diyor.

Thalmann-Bieri’ye göre aile kurumuna yeniden değer verilmedikçe çözüm mümkün değil:

“Eğer ekonomi kadın emeğine bu kadar ihtiyaç duyuyorsa, o halde işverenler çocuk bakım olanaklarını da sağlamalı. Devlet değil, sorumluluk iş dünyasında olmalı.”

Genç kuşaklara ise sert bir mesaj gönderiyor:

“Sürekli seyahat ve konfor beklentisiyle aile kurmak mümkün değil. Sosyal sistemin sürdürülebilir olmasını istiyorlarsa, önceliklerini yeniden düşünmeliler.”

Analiz: Demografik Kış Kapıda

İsviçre, düşük doğum oranı ile yüksek yaşam süresi arasındaki uçurumun giderek derinleştiği bir döneme giriyor. Uzmanlara göre bu eğilim devam ederse, ülke ekonomisi daha fazla göçmen iş gücüne bağımlı hale gelecek, bu da toplumsal ve politik dengeleri değiştirecek.

Siyaset cephesi ise bölünmüş durumda:
Bir yanda aile politikalarını güçlendirmeyi savunanlar; diğer yanda devletin özel alana müdahalesine karşı çıkanlar.
Ancak üzerinde uzlaşılan tek nokta şu:
Eğer İsviçre doğurganlıktaki düşüşü durduramazsa, ülkenin refah modelini korumak her geçen yıl daha da zorlaşacak.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR

yazar

Published

on

By

İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.

Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.

Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.

Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.

Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.

Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.

UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.

#İsviçre#schweiz#bern#zürich#suisse

Continue Reading

Gündem

NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU

yazar

Published

on

By

Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.

Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.

Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.

Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.

Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.

Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.

#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Continue Reading

Gündem

TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR

yazar

Published

on

By

Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.

Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.

Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.

Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.

Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.

Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.

Continue Reading

Trendler