Connect with us

Gündem

İsviçre-Almanya Alışveriş Trafiği Rekor Kırıyor: Vergi Önlemleri Etkisiz Kaldı

yazar

Published

on

Vergi önlemleri sonuç vermedi, tüketici alışkanlıkları değişmiyor

Zürih / Konstanz – 29 Ekim 2025
İsviçre hükümetinin yurt dışı alışverişini sınırlamaya yönelik hamleleri beklenen sonucu getirmedi. St. Gallen Üniversitesi’nin son araştırması, İsviçrelilerin 2025 yılında Almanya başta olmak üzere komşu ülkelerde yaklaşık 9,2 milyar İsviçre frangı harcadığını ortaya koydu. Bu rakam, pandemi öncesi seviyeleri aşarak tarihi bir rekor anlamına geliyor.

Yıl başında yürürlüğe giren gümrüksüz alışveriş sınırının 300 franka 150 franga düşürülmesi, alışveriş turizmini yavaşlatmaya yetmedi. Fiyat farkları, tüketiciler için hâlâ güçlü bir çekim unsuru olmayı sürdürüyor.

Araştırmayı yöneten St. Gallen Üniversitesi Perakende Pazarı Enstitüsü’nden Prof. Dr. Reto Frei,
İsviçreliler, yurt dışındaki ürünlerin ortalama yüzde 40 daha ucuz olduğunu söylüyor; fakat algıladıkları fark yüzde 60’a kadar çıkıyor,
diyor.

🛒 Gıda Alışverişi Başrolde

Araştırma sonuçlarına göre, gıda ürünleri sınır ötesi alışverişte en hızlı büyüyen kategori oldu. Konstanz, Waldshut-Tiengen ve Lörrach hattındaki süpermarketler, haftalık alışverişlerini Almanya tarafında yapan İsviçrelilerle dolup taşıyor.
Elektronik, tekstil ve kozmetik gibi ürünlerde ise artış daha sınırlı seyrediyor.

Ancak uzmanlar, fiyat farklarının tüm ürün gruplarında aynı olmadığını hatırlatıyor. Son aylarda yapılan karşılaştırmalara göre, sebze ve meyve gibi taze gıda ürünlerinde Almanya’nın her zaman daha ucuz olmadığı, hatta bazı kalemlerde fiyatların İsviçre’nin üzerine çıktığı belirtiliyor.
Örneğin elma, domates ve patates gibi ürünlerde Almanya’daki perakende fiyatlarının zaman zaman İsviçre süpermarketlerini geçtiği gözlemleniyor.

“Tüketiciler genellikle Almanya’yı otomatik olarak ucuz sanıyor. Oysa bazı temel gıda ürünlerinde durum tersine dönmüş durumda,”
diyor sektör analisti Martina Hodel.
Bu durum, özellikle yerel üretimin güçlü olduğu İsviçre’nin gıda fiyatlarında zaman zaman rekabet avantajı yakaladığı anlamına geliyor.

💰 Fiyat Algısı Gerçeklerden Kopmuş Durumda

Uzmanlara göre, İsviçreli tüketicilerin “yurt dışı ucuzdur” inancı ekonomik gerçeklerden uzaklaşıyor. Reel fiyat farkı ortalama %40 seviyesinde olsa da, tüketicilerin zihinlerindeki fark bundan çok daha yüksek.
Ayrıca Euro’nun İsviçre frangı karşısındaki zayıf konumu, Alman mağazalarına hâlâ genel bir fiyat avantajı sağlıyor.

🏬 İsviçreli Mağazalar Baskı Altında

Sınır ötesi alışverişin artması, İsviçre’deki perakende sektörünü ciddi biçimde zorluyor. 2025’in ilk yarısında ülke genelindeki mağazaların satışları %1,9 oranında geriledi.
Özellikle sınır bölgelerinde faaliyet gösteren zincirler, Alman rakipleriyle başa çıkabilmek için “sınır fiyat politikası” uygulamaya başladı.

Zürihli ekonomist Martina Hodel, eğilimin kısa vadede tersine dönmesini beklemediklerini belirtiyor:

“İsviçreli tüketici artık her zamankinden daha fiyat odaklı. Enflasyon baskısı sürdükçe, Almanya tarafındaki alışveriş merkezlerine yönelim artarak devam edecek.”

📊 Özetle

  • 9,2 milyar CHF: 2025’te İsviçreli tüketicilerin yurt dışına harcadığı toplam tutar.
  • %40: Almanya ile İsviçre arasında ortalama fiyat farkı.
  • %1,9 düşüş: İsviçre içi perakende satışlardaki azalma.
  • 150 CHF: Yeni vergi muafiyet limiti (önceden 300 CHF idi).
Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İSVİÇRE’DE AİLELERİN YENİ TERCİHİ: ORTA BÜYÜKLÜKTEKİ ŞEHİRLER ÖNE ÇIKIYOR

yazar

Published

on

By

İsviçre’de çocuklu aileler için en cazip yerleşim yerleri her zaman Zürih ve Cenevre gibi büyük merkezler değil. UBS’nin 2026 Konut Çekiciliği Göstergesi, iyi altyapıyı daha düşük yaşam maliyetleriyle birleştiren orta büyüklükteki şehirlerin aileler açısından öne çıktığını gösteriyor.

Araştırmada İsviçre’deki belediyeler on bölge içinde karşılaştırıldı. Örnek hane olarak iki çocuklu ve yıllık brüt geliri 150 bin frank olan bir aile esas alındı. Değerlendirmede konut ve yaşam giderlerinin yanı sıra ulaşım, altyapı, eğitim, çocuk bakımı, alışveriş ve boş zaman imkânları dikkate alındı.

Kendi bölgelerinde Vevey, Solothurn, Fribourg, Sion, Basel, Luzern, Aarau, Lugano, St. Gallen ve Chur listenin başında yer aldı. Bu on bölgesel liderin dokuzu orta büyüklükteki şehirlerden oluşuyor. Zürih ve Cenevre ise kendi bölgelerinde ilk üçe giremedi.

Sonuçlarda en belirleyici unsurlardan biri yaşam maliyeti oldu. Araştırmaya göre Vevey’de incelenen ailenin giderleri Cenevre’den yaklaşık yüzde 15 daha düşük. Aarau’da maliyetler Zürih’in yaklaşık yüzde 28, Schaffhausen’de ise yüzde 34 altında hesaplandı. Bu şehirler aynı zamanda eğitim, çocuk bakımı, alışveriş, ulaşım ve sosyal yaşam açısından güçlü bir altyapı sunuyor.

Ticino sıralamasında Lugano ilk sıraya yerleşti. Lugano’yu Locarno, Tenero-Contra, Ascona, Muralto, Val Mara, Minusio, Melide, Morcote ve Bellinzona izledi. Fransızca konuşulan bölgede Vevey ve Fribourg’un yanı sıra Morges ve Granges-Paccot gibi yerleşimler de yüksek çekicilikleriyle dikkat çekti.

Ancak araştırma, herkes için tek bir “en iyi şehir” bulunduğunu söylemiyor. Sonuçlar seçilen aile modeline ve gelir düzeyine göre değişiyor. Daha yüksek gelirli aileler için vergi avantajları daha büyük rol oynarken, düşük gelirli hanelerde uygun konut ve günlük yaşam giderleri daha fazla önem kazanıyor.

UBS’ye göre taşınmaların yaklaşık yüzde 70’i 10 kilometreden daha kısa mesafelerde gerçekleşiyor. Bu nedenle sıralama, ülke genelinde mutlak bir yarıştan çok aynı bölgedeki gerçekçi yerleşim seçeneklerini karşılaştırıyor.

#İsviçre#schweiz#bern#zürich#suisse

Continue Reading

Gündem

NEUCHÂTEL’DE KAĞITSIZ GÖÇMENLER İÇİN YENİ DÖNEM: BELİRLİ ŞARTLARLA OTURUM BAŞVURUSU

yazar

Published

on

By

Neuchâtel Kantonu, uzun yıllardır İsviçre’de oturum izni olmadan yaşayan ve çalışan bazı kişilerin durumlarının incelenmesini sağlayan geçici uygulamayı 1 Eylül 2026’da başlattı. Cenevre’de yürütülen “Papyrus” modelinden esinlenen program, 30 Kasım 2027’ye kadar toplam 15 ay uygulanacak.

Uygulama genel bir af veya otomatik oturum hakkı anlamına gelmiyor. Her dosya ayrı ayrı değerlendirilecek ve bütün koşulların karşılanması gerekecek. Program, AB veya EFTA dışındaki ülkelerin vatandaşlarına yönelik. Başvuru sahibinin çalışıyor ve sosyal yardıma ihtiyaç duymadan mali açıdan bağımsız olması gerekiyor.

Temel koşul, İsviçre’de kesintisiz en az 10 yıldır yaşamak ve bunun son üç yılını Neuchâtel Kantonu’nda geçirmiş olmak. Okula devam eden en az bir çocuğu bulunan ailelerde İsviçre’de aranan ikamet süresi beş yıla düşüyor; son üç yılın yine Neuchâtel’de geçirilmesi şartı aranıyor. Hanedeki yetişkinlerin en az A1 düzeyinde Fransızca bilmesi, geçerli pasaporta sahip olması, sabıka kaydının temiz olması ve icra borcu bulunmaması da koşullar arasında.

Hakkında ülkeden çıkarma kararı bulunanlar ile İsviçre’de daha önce iltica başvurusu yapmış kişiler bu uygulamadan yararlanamıyor. İltica alanına giren kişiler için farklı federal kurallar ve işlemler geçerli.

Başvurmak isteyenlerin ilk olarak Neuchâtel Protestan Sosyal Merkezi CSP ile iletişime geçmesi gerekiyor. İlk görüşme anonim, ücretsiz ve gizli gerçekleştiriliyor. CSP, şartların karşılanıp karşılanmadığını kontrol ediyor ve uygun kişilerin belgelerini hazırlamasına yardım ediyor. Dosya daha sonra kanton göç makamlarınca inceleniyor. Kantonun uygun bulduğu başvurularda son kararı Federal Göç Sekreterliği SEM veriyor. Onay hâlinde B oturum izni düzenlenebiliyor.

Programa katılarak çalışanının durumunu ve çalışma ilişkisini yasal hâle getiren işverenler hakkında bu süreç kapsamında ceza soruşturması açılmayacağı belirtiliyor. Kanton, uygulamayla kayıt dışı çalışmayı ve savunmasız kişilerin sömürülmesini azaltmayı hedefliyor.

#İsviçre#Neuchâtel#Göç#Oturumİzni

Continue Reading

Gündem

TİCİNO’DA TIP ARAŞTIRMALARI HIZLANIYOR: YENİ TEDAVİLER MALİYETLERİ DÜŞÜREBİLİR

yazar

Published

on

By

Lugano, 4 Eylül’de İsviçre’nin İtalyanca konuşulan bölgesindeki tıp araştırmacılarını, doktorları ve sağlık çalışanlarını bir araya getiren 15. İnsan Tıbbı Araştırma ve İnovasyon Günü’ne ev sahipliği yaptı. Etkinlik, Lugano’daki USI Doğu Kampüsü’nde EOC Tıp Eğitimi ve Araştırma Birimi, EOC Klinik Araştırmalar Birimi ve İsviçre İtalyan Üniversitesi tarafından düzenlendi.

Günün temel mesajı, “Araştırmanın yapıldığı yerde daha iyi tedavi sunulur” oldu. Klinik araştırma yürüten hastanelerde hastalar yeni ilaçlara, gelişmiş teşhis yöntemlerine ve yenilikçi tedavilere daha erken erişebiliyor. Araştırmalar yalnızca yeni yöntemler geliştirmeyi değil, mevcut tedavilerden hangisinin hangi hasta için daha etkili olduğunu belirlemeyi de sağlıyor.

Ticino Kanton Hastaneleri Kurumu EOC’den Dr. Panagiotis Stathis, klinik çalışmaların bazı tedavileri daha verimli ve daha az maliyetli hâle getirebildiğine dikkat çekti. Araştırma sayesinde etkisi sınırlı uygulamaların ayıklanması, hastaya daha uygun tedavinin seçilmesi ve gereksiz müdahalelerin azaltılması mümkün olabiliyor. Bu yaklaşım hem hastanın yaşam kalitesine hem de sağlık sisteminin kaynaklarını daha doğru kullanmasına katkı sağlıyor.

Ancak haberde geçen “maliyetleri düşürme” ifadesi, bütün sağlık giderlerinin hemen azalacağı anlamına gelmiyor. Yeni ilaçlar ve teknolojiler başlangıçta yüksek maliyet yaratabiliyor. Tasarruf; doğru teşhis, etkili tedavi seçimi, komplikasyonların önlenmesi ve hastanede kalış süresinin azaltılması gibi uzun vadeli sonuçlarla ortaya çıkabiliyor.

Etkinlikte klinik ve epidemiyolojik araştırmaların yanı sıra temel, hesaplamalı ve hemşirelik araştırmalarının da ele alınması planlandı. Böylece yalnızca doktorların değil, farklı sağlık disiplinlerinin yürüttüğü çalışmalar aynı platformda buluştu.

Uzmanlara göre araştırmaların devamlılığı için finansman, eğitimli personel, hasta katılımı ve kurumlar arası işbirliği gerekiyor. Ticino’daki toplantının amacı da araştırma sonuçlarını paylaşmak, genç bilim insanlarını desteklemek ve yeni çalışmaların önünü açmak.

Continue Reading

Trendler