Gündem
EGERKINGER KOMİTEE’DEN YENİ GİRİŞİM: OKULLARDA BAŞÖRTÜSÜNE ÜLKE GENELİ YASAK İÇİN HAREKETE GEÇİLDİ
📍 Okuma süresi: 3 dakika
İsviçre’nin St. Gallen kantonundaki Eschenbach kasabasında, bir öğretmenin başörtüsü nedeniyle görevine başlatılmamasıyla başlayan tartışma, şimdi ulusal düzeyde siyasi bir girişime dönüşüyor. Daha önce minare yasağı (2009) ve burka yasağı (2021) gibi referandumlara öncülük eden Egerkinger Komitee, devlet okullarında başörtüsünü yasaklamak için yeni bir halk inisiyatifi (Volksinitiative) başlatmaya hazırlanıyor.
⸻
📌 KOMİTENİN TALEPLERİ
Komite, dini gerekçeyle takılan başörtülerinin kamuya ait tüm eğitim kurumlarında yasaklanmasını istiyor. Talepler özetle şöyle:
1. Başörtüsü Yasağı: Devlet kreşlerinden üniversitelere kadar tüm okullarda dini simge taşıyan başörtülerinin yasaklanması.
2. Ramazan Uygulamaları Etkilemesin: Oruç gibi dini nedenlerle okul sınavı, spor etkinliği veya tatillerin ertelenmemesi.
3. Kamu Otoritesine Saygı: Öğretmenlere el sıkışmayı reddetme gibi davranışların tekrarı halinde aileler için yasal ve göçmenlik düzenlemeleri yapılması.
⸻
📝 YASAL SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Komite, 30 Eylül 2025’e kadar imza toplayacak. Sürecin kilometre taşları şöyle:
• 10.000 imza: Parlamento’ya resmi yasa teklifi sunulabilecek.
• 20.000 imza: Ulusal halk oylaması için Volksinitiative başlatılabilecek.
İmza formları tüm İsviçre vatandaşlarının erişimine açık olarak yayımlandı. Girişimciler, bu yasağın toplumun laik yapısını ve eğitimde tarafsızlığı güçlendireceğini savunuyor.
⸻
⚖️ HUKUKÇULAR VE HAK SAVUNUCULARI NE DİYOR?
Anayasa hukukçusu Prof. Markus Schefer, yasağın temel özgürlüklerle çelişebileceğini belirterek komitenin önerilerini eleştirdi.
İnsan hakları örgütleri ise girişimin din özgürlüğü, ifade hakkı ve eğitimde eşitlik ilkesine aykırı olduğunu savunuyor.
Daha önce St. Margrethen’de yaşanan benzer bir olayda, İsviçre Federal Mahkemesi okulda başörtüsüne yönelik bir yasağı, “yeterli kamusal gerekçe bulunmadığı” gerekçesiyle anayasaya aykırı saymıştı.
⸻
👥 TOPLUMDAKİ TEPKİLER
Bazı veliler bu tür yasakların çocukların psikolojisini olumsuz etkileyeceğini savunuyor. St. Gallen’de yaşayan bir veli şunları söyledi:
“Kızımız inancına göre örtünüyor ve öğretmen olmak istiyor. Bu, toplumla çatışma nedeni olmamalı. Aksine, farklılıkları kabul etmek bizi daha güçlü kılar.”
Öte yandan toplumun bir kesimi, dini sembollerin kamusal alanlardan uzak tutulmasını laik devlet anlayışının gereği olarak görüyor.
⸻
🔍 SÜRECİN OLASI SONUÇLARI
• Yeni girişim, 2021’de kabul edilen burka yasağının doğal bir devamı olarak görülüyor.
• Anketlere göre halkın yaklaşık %50–60’ı bu tür yasaklara olumlu bakıyor.
• Ancak uzmanlar, böyle bir yasanın göçmen kökenli gençlerin topluma entegrasyonunu zorlaştırabileceği ve ayrımcılığı derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
⸻
Gözler şimdi Egerkinger Komitee’nin 30 Eylül’e kadar toplayacağı imzalarda. Bu girişim, İsviçre’nin laiklik, din özgürlüğü ve toplumsal çeşitlilik konularındaki hassas dengesini yeniden gündeme taşıyor.

Gündem
Aldi Suisse, İsviçre’de birçok mağazasını kapatma kararı aldı
İsviçre’de faaliyet gösteren indirim marketi Aldi Suisse, 2026 yılı içinde ülke genelinde birçok mağazasını kapatacağını duyurdu. Kapatılacak mağazalar arasında, Zürih’in en işlek noktalarından Bahnhofstrasse’ye yakın konumda bulunan “vitrin mağaza” da yer alıyor.
Aldi Suisse’den yapılan açıklamada, şirketin İsviçre genelinde bazı şubelerini faaliyet dışı bırakacağı belirtilirken, Zürih’te merkezi bir konumda bulunan mağazanın ilkbahar aylarında kapatılacağı doğrulandı. Söz konusu mağaza yaklaşık beş yıl önce hizmete açılmıştı.
Şirketten edinilen bilgilere göre, 31 Ocak itibarıyla Bern’de Kornhausplatz, Baden’de Bahnhofstrasse ve Wallisellen’deki Glatt Alışveriş Merkezi’nde bulunan Aldi şubeleri kapatılacak. Ayrıca Bern kantonundaki Wabern şubesinin de ilkbaharda faaliyetlerine son vermesi planlanıyor.
Aldi Suisse, mağaza kapatma kararlarının maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma hedefiyle alındığını belirtti. Şirket sözcüsü, “Uygun fiyatlı perakende modeliyle faaliyet gösteren bir zincir olarak her zaman verimli süreçlere ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına odaklanıyoruz. Bu doğrultuda mağaza ağımızı, şirket yapımıza uygun ve daha verimli lokasyonlara göre yeniden düzenliyoruz” açıklamasında bulundu.
Açıklamada, Aldi Suisse’nin İsviçre’deki mağaza ağını sadeleştirmeyi hedeflediği, şirketle örtüşmeyen lokasyonlarda ise gerekli adımların atıldığı vurgulandı. Almanya’daki Aldi Süd’te yaşanan personel azaltımının İsviçre’deki mağaza kapatmalarıyla bağlantılı olmadığı da özellikle belirtildi.
Şirketin İsviçre genelinde Şubat ayı itibarıyla 244 mağazası bulunacağı, orta vadede ise bu sayının 260’a çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi. Aldi Suisse, mağaza kapatmalarına rağmen İsviçre pazarındaki büyüme hedeflerinden vazgeçilmediğini bildirdi.
Yetkililer, kapatma kararlarının istihdam ve faaliyet planları üzerinde sınırlı etki yaratacağını, yeni mağaza ve personel alımlarına yönelik planların ise devam ettiğini ifade etti.
Gündem
SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi
İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.
SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.
İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.
Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.
SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.
Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.
Gündem
Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor
İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.
Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.
Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.
Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.
Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.
St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.
Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.
Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


