Connect with us

Gündem

LUGANO’DA GENÇLER PEDOFİLLERİ TUZAĞA DÜŞÜRÜP KENDİLERİ CEZALANDIRMAK İSTEDİ

yazar

Published

on

Süre: 3 dakika

Lugano, 3 Ekim 2024 – Tessin Kanton Polisi, Lugano bölgesinde 18 reşit olmayan ve bir reşit bireyden oluşan bir grubu, pedofilere yönelik gerçekleştirdikleri saldırılar nedeniyle gözaltına aldı. Olay, gençlerin sosyal medya üzerinden pedofilleri tuzağa düşürerek onları cinsel buluşmalara davet etmeleriyle başladı. Ancak, planlanan buluşmaların sonucunda mağdurlar, fiziksel saldırıya uğradı ve bazıları video kaydedildi.

Grup, 14 ila 18 yaşları arasında değişen 18 bireyden oluşuyor. Gözaltına alınanlardan biri, “Her şey, 35 yaşındaki birinin kız arkadaşlarımızdan birini rahatsız etmeye taciz etmeye başlamasıyla başladı. Çıplak fotoğraflar ve cinsel organının resimlerini gönderip cinsel ilişki talep ediyordu” diyerek olayların nasıl geliştiğini açıkladı.

KONTROL ALTINA ALINAN SÜREÇ

Tessin Kanton Polisi, 1 Ekim ile 3 Ekim tarihleri arasında düzenlenen operasyonda, gençlerin ağır suçlamalarla –soygun, şantaj, kısıtlama ve ciddi bedensel zarar verme gibi– gözaltına alındığını bildirdi. Yetkililer, grubun sosyal medya üzerinden 10 kişiyi cinsel buluşmalara davet ettikten sonra onları nasıl mağdur ettiklerini tespit etti.

Gözaltına alınan gençler, yaşadıkları rahatsızlıkları polise bildirmeye çalıştıklarını, ancak bu çabalarının ciddiye alınmadığını vurguladı. Bir grup üyesi, “Polise şikayet etmeye çalıştık ama bizi ciddiye almadılar. Hatta onlara mesajları bile gösterdik” ifadelerini kullandı.

YASAL SORUNLAR VE ETKİLERİ

Olayların ardından, gençler kendi adaletlerini sağlamak amacıyla „cezalandırma eylemleri“ gerçekleştirdiklerini itiraf ettiler. Bu süreçte, eylemlerinin video kaydını alıp, sosyal medyada paylaştılar. Ancak bu tür eylemlerin yasal çerçevede ciddi sonuçlar doğurabileceğinin farkında olduklarını belirttiler. “Ne yaptığımızın yasal sınırları aştığını biliyorduk. Ama bir mesaj göndermek istedik” şeklinde ifade ettiler.

Polis, bu tür bir davranışın sadece tehlikeli değil, aynı zamanda ağır yasal sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Yetkililer, yaşananların daha fazla güvenlik sorununa yol açmaması için, bilinen sorunların veya suçların hemen Kanton Polisi’ne bildirilmesinin önemini vurguladı.

SÜREÇ VE ARAŞTIRMALAR DEVAM EDİYOR

Şu anda, grubun diğer üyeleri ve onlarla temas kuran kişiler hakkında da soruşturmalar devam ediyor. Soruşturmaların genç suçluların gelecekteki eylemlerini önlemek amacıyla koordine edildiği belirtiliyor.

Olayın yaşandığı bölgedeki topluluk, yaşananlar karşısında derin bir endişe içinde. Polis, benzer durumlarla karşılaşan bireylerin seslerini yükseltmelerinin önemini vurguluyor; ancak bu süreçte, yasal sınırları aşmamak gerektiğinin altını çiziyor.

Bu olay, gençlerin kendi adalet arayışının ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini ve bu tür durumların ciddiyetinin toplumsal olarak nasıl algılandığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

#Lugano #Pedofili #TessinPolisi #Gençler #Suçlar #YasalUyarı #İsviçre #italya #isviçreninnsesi #schweiz #suisse #svizra #svizzera #switzerland #zürich #schwiiz #isviçre #ticino #Tessin

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de “10 Milyon” Referandumu: Evet Çıkarsa Ne Olacak, Hayır Çıkarsa Ne Değişecek?

yazar

Published

on

By

İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak “10 Milyonluk İsviçre” referandumu öncesinde ülkede göç ve nüfus tartışmaları yeniden siyasetin merkezine oturdu. Son kamuoyu yoklamaları ise toplumun bu konuda ikiye bölündüğünü gösteriyor.

En güncel SRG/GfS Bern anketine göre seçmenlerin yüzde 47’si referandumda “Evet” (Ja), yüzde 47’si ise “Hayır” (Nein) oyu vermeyi planlıyor. Daha önce yayımlanan Tamedia / 20 Minuten anketinde ise girişime destek yüzde 52 seviyesinde ölçülürken, karşı çıkanların oranı yüzde 46 olmuştu.

SVP’nin desteklediği girişim, İsviçre nüfusunun 10 milyonu aşmaması için göçün daha sert şekilde sınırlandırılmasını hedefliyor. Girişimi savunanlar; artan kira fiyatları, konut sıkıntısı, yoğun göç, sağlık sistemi üzerindeki baskı ve altyapı sorunlarının artık sürdürülemez hale geldiğini savunuyor.

Reuters ve Swissinfo’nun aktardığı analizlere göre özellikle son aylarda yaşam maliyetlerindeki artış ve konut krizinin seçmen davranışını ciddi şekilde etkilediği belirtiliyor.

Peki referandumdan hangi sonuç çıkarsa ne olacak?

“Evet” (Ja) çıkarsa ne olur?

Referandumun kabul edilmesi halinde İsviçre hükümeti göçü azaltacak yeni önlemler hazırlamak zorunda kalacak. Bu süreçte Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmaları yeniden tartışmaya açılabilir.

Uzmanlara göre:

* çalışma ve oturma izinleri zorlaşabilir,
* AB ülkelerinden gelen iş gücüne sınırlamalar getirilebilir,
* aile birleşimi kuralları sıkılaşabilir,
* sağlık, inşaat ve hizmet sektörlerinde çalışan açığı büyüyebilir.

İsviçre hükümeti ve iş dünyası ise ekonominin zarar görebileceği uyarısında bulunuyor.

“Hayır” (Nein) çıkarsa ne olur?

“Hayır” çıkması halinde İsviçre’nin tüm AB/EFTA ülkeleriyle mevcut serbest dolaşım sistemi devam edecek. Bu da özellikle Almanya, Fransa, İtalya ve Avusturya gibi komşu ülkelerden iş, eğitim ve aile gerekçesiyle gelenlerin mevcut kurallar çerçevesinde İsviçre’ye yerleşmeye devam edebileceği anlamına geliyor.

Son 20 yılın toplam girişleri yıllık akış üzerinden hesaplandığında, komşu ülkelerden İsviçre’ye gelenlerin sayısının yaklaşık 1,2 ila 1,4 milyon kişi bandında olduğu değerlendiriliyor.

Buna karşılık İsviçre hükümeti, büyük şirketler ve iş dünyası referanduma karşı kampanya yürütüyor. Federal hükümet, girişimin kabul edilmesi halinde:

* AB ile ilişkilerin zarar görebileceğini,
* iş gücü açığının büyüyebileceğini,
* ekonominin olumsuz etkilenebileceğini
savunuyor.

Şu an için referandum sonucu belirsizliğini koruyor. Siyasi uzmanlara göre küçük bir oy farkı, İsviçre’nin göç politikası ve Avrupa ile ilişkileri açısından tarihi sonuçlar doğurabilir.
#sondakika#avrupa#isviçre#switzerland#schweiz

Continue Reading

Gündem

İsviçre, Düşen İltica Başvuruları Nedeniyle 6 Federal Sığınma Merkezini Geçici Olarak Kapatıyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’de iltica başvurularındaki belirgin düşüş, federal sığınma sisteminde kapasite azaltımını beraberinde getirdi. İsviçre Göç Sekreterliği (SEM), ülkedeki altı federal sığınma merkezinin en geç haziran ortasından itibaren geçici olarak kapatılacağını açıkladı.

SEM tarafından yapılan açıklamada, kararın temel gerekçesinin son aylarda beklenenden düşük seyreden iltica başvuruları olduğu belirtildi. Yetkililer, geçici kapatmalar sayesinde hem fazla kapasitenin azaltılacağını hem de işletme maliyetlerinde tasarruf sağlanacağını ifade etti. Kapatılan merkezlerde aynı zamanda bakım ve yenileme çalışmalarının gerçekleştirileceği bildirildi.

Geçici olarak faaliyetlerine ara verecek merkezler şunlar:

  • Thônex (GE)
  • Niederscherli (BE)
  • Aesch (BL)
  • Arlesheim (BL)
  • Sulgen (TG)
  • Chiasso (TI)

Bu adımla birlikte İsviçre genelindeki 30 federal sığınma merkezinin toplam kapasitesi yaklaşık yüzde 10 oranında azaltılmış olacak. Mevcut sistemde yaklaşık 7 bin kişilik barınma kapasitesi bulunuyor.

SEM verilerine göre, 2026 yılının ilk dört ayında ülkeye yapılan iltica başvuruları beklentilerin altında kaldı. Ocak–nisan döneminde toplam 6 bin 333 başvuru kaydedildi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık yüzde 15’lik düşüş anlamına geliyor. 2025’in aynı döneminde 7 bin 403 başvuru yapılmıştı.

İsviçre makamları yıl başında 2026 yılı genelinde yaklaşık 25 bin iltica başvurusu beklediklerini açıklamıştı. Ancak mevcut veriler, öngörülen seviyenin altında bir tabloya işaret ediyor. SEM, yaz aylarından sonra iltica tahminlerini yeniden değerlendirerek gerekli görülmesi halinde güncelleme yapacağını duyurdu.

Yetkililer ayrıca, yaz döneminde mevsimsel nedenlerle başvuruların yeniden artması durumunda geçici olarak kapatılan merkezlerin kısa süre içinde yeniden devreye alınabileceğini vurguladı.

Continue Reading

Gündem

İsviçre Federal Mahkemesi’nde “Yasak İlişki” İncelemesi: Bağımsız Uzmanlar Devrede

yazar

Published

on

By

İsviçre Federal Mahkemesi’nde iki üst düzey yargıç arasında yaşandığı ortaya çıkan ilişki, ülkede yargı etiği ve kurumsal tarafsızlık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Federal Mahkeme yönetimi, kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayla ilgili bağımsız inceleme başlatıldığını açıkladı.

Federal Mahkeme’nin yönetim organı olan İdari Komisyon, bağımsız yargıç Yves Donzallaz ile SVP’li Federal Yargıç Beatrice van de Graaf arasındaki ilişkinin tüm yönleriyle araştırılması için iki dış uzman görevlendirdi.

Mahkeme tarafından yapılan açıklamada, sürecin “hızlı, bağımsız ve şeffaf” biçimde yürütülmesinin hedeflendiği belirtildi.

İncelemeyi, Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörlerinden Maya Hertig ile Vaud Kantonu eski Yüksek Mahkeme Başkanı Jean-François Meylan yürütecek. Uzmanların, iki yargıç arasındaki ilişkinin Federal Mahkeme içindeki görev süreçlerine, karar mekanizmalarına ve kurumsal etik kurallarına etkisini değerlendireceği ifade edildi.

Kriz, “Weltwoche” dergisinin yayımladığı haber sonrası kamuoyuna yansıdı. Donzallaz ve van de Graaf, geçmişte bir ilişki yaşadıklarını kabul ederken, ilişkinin kısa süre önce sona erdiğini ve 2023–2024 yıllarında birlikte Federal Mahkeme İdari Komisyonu’nda görev yaptıkları dönemde romantik birliktelik içinde olmadıklarını savundu.

Ancak “Tages-Anzeiger” gazetesi, iki yargıcın 2022 yılında da kamuoyu önünde yakın ilişki görüntüsü verdiğini öne sürdü.

Federal Mahkeme ayrıca, söz konusu iki yargıcın 2023 ve 2024 yıllarında Napoli, Zagreb ve Afrika ülkesi Gabon’daki toplantı ve konferanslara birlikte katıldığını doğruladı. Ortak resmi seyahatler ilk kez “Weltwoche” tarafından gündeme getirilmişti.

Yaşanan gelişmelerin ardından Federal Mahkeme yönetimi gelecek hafta olağanüstü toplantı düzenleme kararı aldı. Toplantıda, Federal Mahkeme üyeleri arasında romantik ilişki yaşanması durumunda uygulanacak etik kuralların ve kurumsal uygulamaların yeniden düzenlenmesi seçeneği ele alınacak.

İsviçre’de yüksek yargı kurumlarında yaşanan bu gelişme, yalnızca kişisel ilişki tartışması olarak değil; aynı zamanda yargı bağımsızlığı, çıkar çatışması ve kamu güveni açısından da önemli bir sınav olarak değerlendiriliyor.

Continue Reading
Advertisement

Trendler