Connect with us

Gündem

JOLANDA SPIESS-HEGGLIN’E YÖNELİK İNTERNETTEKİ STALK YAPAN TAKİPCİLERİNİN TACİZ DAVASI BAŞLIYOR

yazar

Published

on

13 Kasım 2024 – Eski Zug Kanton Milletvekili ( Zug Kantonsrat) Jolanda Spiess-Hegglin’e yönelik çevrimiçi stalking taciz iddialarıyla ilgili dava bugün Pfäffikon’da başlıyor. 79 yaşındaki emekli ve 49 yaşındaki ayak bakımı uzmanı, Spiess-Hegglin’i uzun süre boyunca sosyal medya üzerinden hakaret etmek ve tehditlerde bulunmakla suçlanıyor. Bu dava, daha önce iki kez ertelenmişti.

Sosyal Medya Üzerinden Hakaret ve Tehditler
Zanlılar, Spiess-Hegglin’i Facebook’ta “yalancı” ve “solcu züppe” gibi hakaretlerle hedef almış. Ayrıca, bir paylaşımda, “Bir deli çıkıp buna son verecek” şeklinde açık bir tehditte bulunmuşlar. Spiess-Hegglin, bu paylaşımlar nedeniyle fiziksel zarar görme korkusu yaşadığını belirtmiş.

Pornografik Görsellerle Saldırı
Zanlılar, Spiess-Hegglin’e yönelik nefretlerini daha da ileri taşıyarak bir web sitesi kurmuşlar. Bu sitede, Spiess-Hegglin’in yüzünü porno oyuncularının bedenlerine montajlayarak yayımlamışlar. Bu site şu anda kapalı durumda.

Savcılığın Talepleri
Savcı, 49 yaşındaki sanık için 180 günlük para cezası ve 600 franklık idari para cezası talep ederken, 79 yaşındaki sanık için 90 günlük para cezası ve 300 franklık ceza istedi. Zanlılar, hakaret, iftira, pornografi gibi suçlarla suçlanıyor.

Zanlılar Suçlamaları Reddediyor
Zanlılar, çoğu suçlamayı reddediyor ve bazı suçların zaman aşımına uğradığını savunuyorlar. 2019 yılına ait suçları ise kabul ediyorlar. İsviçre’de onur kırıcı suçlar için zaman aşımı süresi dört yıl.

Dava İki Kez Ertelendi
Dava bu yıl iki kez ertelenmişti. 49 yaşındaki sanık, duruşmalar sırasında salonda bulunan diğer izleyicilerle aynı odada bulunmayı reddettiği için bu ertelemeler yaşandı.

Olayın Arka Planı
Olayların başlangıcı, 2014 yılına dayanıyor. O yıl Zug Landammann kutlamasında Spiess-Hegglin, SVP partisi üyesi bir diğer Kanton Milletvekili ile Zug Gölündeki Teknede gerçekleşen kutlamalar esnasında kantonsratla cinsel temasta bulunmuştu. Bu olay, tacizlerin arka planında yer alıyor.

Olay, Spiess-Hegglin’in kutlamanın ertesi sabahı karın ağrısı şikayetiyle ve önceki geceye dair hiçbir hatıra olmadan hastaneye gitmesiyle başlamıştı. Hürlimann, kanton meclisi üyesi olan Spiess-Hegglin’i K.O damlası uyuşturucu etkisiyle zorla yataklık yapmaya zorlamış ve onun rızası dışında cinsel ilişkiye girmiş olmakla suçlanmıştı.

SVP’li siyasetçi bu suçlamayı sürekli reddetti. Evet, bir yakınlaşma olmuştu, ancak bu karşılıklı rızaya dayalıydı, diye başlangıçta ısrar etti. Alkollü içki tüketimi nedeniyle sadece kısmen hatırladığını belirtti.

Daha sonra „öpüştükleri“ ifadesini kullandı. Bir adli tıp incelemesi, Spiess-Hegglin’in vücudunda SVP’li siyasetçinin DNA izlerini tespit etti. Ancak yapılan diğer incelemeler, kadının K.-O. damlaları nedeniyle direncinin kırıldığına dair herhangi bir bulguya rastlamadı.

#JolandaSpiessHegglin #OnlineStalking #ZugKantonsrat #İnternetTacizi #SosyalMedya #Hakaret #Tehdit #Pornografi #SVP #Adalet #Dava #İsviçre #ZamanAşımı #CinselSaldırı #Savcılık #Duruşma #İnternetteZarar

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Çocuk İstismarı Davasında Federal Mahkeme Son Kararı Verdi

yazar

Published

on

By

İsviçre’de “Loverboy” Davasında Karar Kesinleşti: Baş Sanığa 7 Yıllık Hapis

İsviçre Federal Mahkemesi, Zürih’te kamuoyunda “Loverboy” olarak bilinen istismar davasında verilen cezaları onadı. Mahkeme, dönemin reşit olmayan mağdurunu sistematik şekilde istismar eden baş sanık hakkındaki yedi yıl bir aylık hapis cezasını kesinleştirdi.

Mahkemenin perşembe günü yayımladığı karara göre, bugün 25 yaşında olan sanık; tecavüz, cinsel zorlama, çocuklara yönelik cinsel istismar, yağmacı şantaj ve pornografi suçlarından suçlu bulundu. Sanığın, 2017 ile 2019 yılları arasında henüz 12 yaşında olan mağdurun duygusal bağlılığını istismar ettiği belirtildi.

Kararda, sanığın mağduru hem cinsel hem de maddi açıdan kullandığı, ayrıca genç kızı arkadaşlarına cinsel ilişki amacıyla sunduğu ifade edildi. Federal Mahkeme, Zürih Yüksek Mahkemesi’nin değerlendirmelerini yerinde bularak sanığın tüm itirazlarını reddetti.

Baş sanık ayrıca mağdura 50 bin İsviçre frangı manevi tazminat ödemekle yükümlü tutuldu. Hapis cezasının ise infaz edildiği bildirildi.

Suç Ortaklarının İtirazları da Reddedildi

Federal Mahkeme, davadaki bir diğer sanığın itirazını da kabul etmedi. Baş sanığın kuzeni olan ve ondan yaklaşık on yaş büyük bulunan sanık, çocuklara yönelik birden fazla cinsel istismar suçundan mahkûm edildi.

Söz konusu sanığa 22 ay ertelenmiş hapis cezası verilirken, daha önce tutuklu kaldığı 575 gün cezasından düşüldü. Ayrıca beş yıl süreyle ülkeden sınır dışı edilmesine karar verildi. Sanık, mağdura 16 bin frank manevi tazminat ödeyecek.

Savcılığın Daha Ağır Ceza Talebi Kabul Görmedi

Zürih Başsavcılığı ise bazı sanıklar hakkında verilen cezaların yetersiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etti. Savcılık, iki sanığın ayrıca tecavüz suçundan mahkûm edilmesini ve daha ağır hapis cezaları verilmesini istedi.

Ancak Federal Mahkeme, alt mahkemenin olay değerlendirmesinde hukuka aykırı bir durum bulunmadığı sonucuna vardı. Mahkemeye göre söz konusu iki sanık, mağdur üzerindeki psikolojik baskıyı ve zorlayıcı koşulları bilmeden hareket etti.

Savcılık ise mağdurun gece saatlerinde ıssız bir bölgede birden fazla erkekle yalnız bırakılmasının, rızanın sorgulanması için yeterli olması gerektiğini savundu. Buna rağmen Federal Mahkeme, tecavüz suçunun oluşabilmesi için en azından “olası kast” unsurunun bulunması gerektiğine hükmetti. #zürich#zürih#isviçre#schweiz#haber

Continue Reading

Gündem

İsviçreli olduğu yazılan Winterthur’daki Saldırganın Türkiye Kökenli Olduğu Ortaya Çıktı

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Winterthur kentindeki tren istasyonunda gerçekleşen bıçaklı saldırının ardından zanlının geçmişine ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Polis ve ilk haberlerde İsviçreli olarak duyurulan 31 yaşındaki saldırganın, Türkiye kökenli bir İsviçre vatandaşı olduğu belirtildi.

Araştırmalara göre zanlının, daha sonra kapatılan An’Nur Camii çevresindeki bir “gençlik grubuyla” bağlantılı olduğu ifade edildi. Söz konusu cami, geçmişte radikal söylemler nedeniyle İsviçre gündemine gelmiş ve kapatılmıştı.

Araştırmalara göre, zanlının herhangi bir Türk derneği ya da başka bir camiyle bağlantısının bulunmadığını bildirdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre saldırgan olay sırasında defalarca “Allahu Akbar” (“Allah en büyüktür”) diye bağırdı. İsviçre basınında yer alan haberlerde, zanlının kapatılan An’Nur Camii çevresindeki gençlik grubuyla ilişkili olduğu öne sürüldü. Aynı cami daha önce, bir imamın gayrimüslimlere ve kendi görüşüne uymayan kişilere yönelik şiddet içerikli söylemleri nedeniyle ülke gündemine gelmişti.

An’Nur Camii, uzun süre İsviçre basınında, Suriye’ye giderek IŞİD’e katılan bazı gençlerle bağlantılı olduğu iddialarıyla yer aldı. Bazı haberlerde, cami çevresinde radikalleşen gençlerin daha sonra IŞİD saflarına katıldığı öne sürüldü.

Edinilen bilgilere göre saldırganın, üyelerinin bir kısmı daha sonra yargılanıp mahkûm edilen radikal gençlik grubunun içinde yer aldığı belirtildi. Zanlıya radikal içerikli videolar ve ilahiler gönderildiği, ayrıca kendisinin de İslamcı propaganda yaptığı ve çevresindekileri cihada teşvik etmeye çalıştığı iddia edildi.

Psikiyatrik Tedavi Görmüştü

Yetkililere göre saldırgan, aynı zamanda psikolojik sorunlar yaşayan biri olarak biliniyordu. Bir süre psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü belirtilirken, hangi gerekçeyle tedavi altına alındığı ve neden taburcu edildiği konusunda resmi açıklama yapılmadı.

Ailesinin Türkiye kökenli olduğu belirtilen zanlının, bir dönem Türkiye’de yaşadığı da öğrenildi. Ayrıca iki erkek kardeşinin de geçmişte yürütülen soruşturmalarda radikalleşme şüphesiyle güvenlik birimlerinin dikkatini çektiği ifade edildi.

Winterthur’daki saldırının ardından güvenlik makamlarının, olayın olası radikal motivasyon boyutunu detaylı şekilde araştırdığı bildirildi.

Olay sonrası İsviçre’de güvenlik ve entegrasyon politikaları yeniden tartışma konusu olurken, özellikle radikalleşme riski taşıyan gençlerin erken tespiti ve takibi konusunda yetkililere yönelik eleştiriler arttı. Kamuoyunda, geçmişte güvenlik birimlerinin radarına giren kişilerin neden yeterince izlenmediği sorusu gündeme geldi.

#schweiz #winterthur #suisse #isviçre #haber

Continue Reading

Gündem

Anketlerde Denge Değişti: İsviçre’de “10 Milyonluk Nüfus” Referandumunda Hayır Oyları Öne Geçti

yazar

Published

on

By

Anketlerde Denge Değişti: İsviçre’de “10 Milyonluk Nüfus” Referandumunda Hayır Oyları Öne Geçti

İsviçre’de 14 Haziran’da yapılacak referandum öncesi kamuoyunun nabzını tutan yeni anket sonuçları yayımlandı. YouGov İsviçre tarafından hazırlanan son “Stimmungsbarometer” (eğilim barometresi) araştırmasına göre, SVP’nin (İsviçre Halk Partisi) desteklediği “10 Milyonluk İsviçre Olmasın” girişimine karşı çıkanların oranı ilk kez öne geçti.

Ankete göre seçmenlerin yüzde 51’i girişime “hayır” oyu vermeyi planlarken, yüzde 43’ü destekliyor. Böylece önceki ankete kıyasla “hayır” cephesinin desteği yaklaşık 5 puan arttı. Uzmanlar, özellikle ekonomi ve iş gücü konusundaki endişelerin seçmen davranışını etkilediğini belirtiyor.

Referandumdaki “hayır” oyunun anlamı, İsviçre nüfusunun gelecekte 10 milyonu aşmasına karşı kesin bir sınır konulmaması gerektiğini savunmak anlamına geliyor. Yani “hayır” diyenler, ülkenin nüfusunun ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda artabileceğini ve katı nüfus sınırlamalarının gerekli olmadığını düşünüyor.

Buna karşılık referanduma “evet” diyerek SVP’nin girişimini destekleyenler ise, İsviçre nüfusunun 10 milyonu geçmemesi gerektiğini savunuyor. Bu kesim, göçün ve nüfus artışının sınırlandırılması gerektiğini, altyapı, konut, trafik ve sosyal sistem üzerindeki baskının artık kontrol altına alınması gerektiğini dile getiriyor.

SVP, özellikle son yıllarda artan göçün ülkenin yaşam kalitesini olumsuz etkilediğini savunurken; karşı çıkan çevreler ise İsviçre ekonomisinin yabancı iş gücüne ihtiyaç duyduğunu ve sert sınırlamaların sağlık, teknoloji ve hizmet sektörlerinde ciddi personel açığı yaratabileceğini belirtiyor.

Anket sonuçlarında dikkat çeken bir diğer unsur ise kamuoyunda kullanılan söylemler oldu. Referanduma karşı çıkan çevreler girişimi “SVP Kaos İnisiyatifi” olarak adlandırırken, destekçiler bunun ülkenin geleceği için gerekli bir önlem olduğunu savunuyor.

Öte yandan aynı gün oylanacak olan Zivildienstgesetz (Sivil Hizmet Yasası) değişikliği konusunda ise tablo hâlâ netleşmiş değil. Ankete göre seçmenlerin yüzde 44’ü yasa değişikliğine karşı çıkarken, yüzde 40 destek veriyor. Yaklaşık yüzde 16’lık kesim ise hâlâ kararsız durumda.

İsviçre’de referandum kampanyalarının son haftalarında kamuoyu eğilimlerinin hızlı şekilde değişebildiğine dikkat çekilirken, YouGov gelecek hafta son bir eğilim anketi daha yayımlayacağını duyurdu. İsviçre halkı 14 Haziran’da sandık başına giderek her iki konuda da nihai kararını verecek.

Continue Reading

Trendler