Gündem
İsviçre’de Emeklilik Oylaması: Kritik Karar!
İsviçre’nin Sesi, 3 Mart’taki kritik halk oylamasında yapılacak oylama öncesi emeklilik konusunu mercek altına alıyor. Bu oylama, günümüzü ve geleceği etkileyecek; iki karşıt görüşlü önemli halk inisiyatifi ile dikkat çekiyor.
Sendikaların desteklediği bir inisiyatif, emeklilere AHV-Emeklilik Sandığı aracılığıyla ek 13. aylık maaş sağlamayı amaçlıyor. Bireyler için maksimum yıllık emekli maaşını 31,850 İsviçre Frangı’na, çiftler için ise 47,775 İsviçre Frangı’na kadar artırarak, ek gelire ihtiyaç duyan emeklilere destek sağlamayı hedefliyor.

Diğer taraftan, sistemde düzenleme yapmayı amaçlayan bir inisiyatif, emeklilik yaşını aşamalı olarak artırarak ve yaşam beklentisiyle orantılı bir şekilde devam ettirerek sistemi sürdürülebilir hale getirmeye çalışıyor.
Her iki inisiyatif de emeklilik sistemi üzerinde önemli etkiler doğurabilir. 3 Mart’taki oylama, İsviçre’nin emeklilik geleceğini belirleme noktasında kritik bir adım olacak.
1. 13. AHV-Rente İnisiyatifi Ne İstiyor?
AHV alıcılarına bir ekstra aylık emekli maaşı verilmesini hedefleyen bu inisiyatif, her yıl 13. bir emekli maaşının eklenmesini öngörüyor. Bu, bireyler için yılda 2450 İsviçre Frangı artışla maksimum yıllık emekli maaşını 31.850 İsviçre Frangı’na, çiftler için ise 3675 İsviçre Frangı artışla 47.775 İsviçre Frangı’na çıkaracaktır. İnisiyatif, 13. maaş nedeniyle ek yardımların kesilmemesini öngörüyor. Yani, ek gelirden ihtiyaç sahibi emekli bireyler de faydalanabilecek.
2. 13. AHV-Rente Ne Kadar Maliyetli?
Rente’nin ilk kez 2026’da ödenmesi planlanıyor. O zamana kadar yıllık AHV harcamaları yaklaşık 53 milyar İsviçre Frangı olacak ve ekstra harcamalar 2031’e kadar yılda 5 milyar İsviçre Frangı’ya kadar çıkacaktır.
3. 13. Rente Nasıl Finanse Edilecek?
İnisiyatif metninde finansman konusunda bilgi bulunmamaktadır. Sendikalar, federal hükümetin finansal perspektiflerine göre AHV’nin varlığının 2030’a kadar yaklaşık 68 milyar İsviçre Frangı’na çıkacağını ancak bu durumun 13. AHV-Rente olmadan mümkün olduğunu belirtiyor. İnisiyatifin uygulanmasıyla AHV sermayesi 2030’a kadar 49 milyar İsviçre Frangı’na düşecektir. AHV’nin varlığının yıllık emekli maaşlarını bir yıl boyunca karşılaması gereken yasal düzenlemeler belirgin bir şekilde karşılanmamış olacaktır. 2030’da yalnızca yıllık harcamaların %75’i karşılanabilecektir.
Sendikalar – Gewerkschaften, 13. AHV-Rente’nin uzun vadeli finansmanını sağlamak için ücret katkılarının artırılmasını destekliyor, ancak ne kadar artırılacağını belirtmiyor. 5 milyar İsviçre Frangı ek maliyeti karşılamak için, işçi ve işverenler arasında eşit olarak bölünecek şekilde %0,8’lik bir artış gerekir. 5000 İsviçre Frangı aylık maaş durumunda, işçiler için bu ek bir maaş kesintisi anlamına gelirken, işverenler de aynı miktarı ödemek zorunda kalacaktır. AHV harcamalarının %20,2’sini vergi gelirleri ile finanse eden federal hükümetin de AHV için daha fazla kaynak sağlaması gerekecektir. Bu nedenle, Maliye Bakanı Karin Keller-Sutter, vergi artışına karşı uyarıda bulunuyor.
4. İnisiyatörler Neden Daha Yüksek AHV Emekli Maaşları Talep Ediyor?
İnisiyatörler, emeklilerin son yıllarda enflasyon, artan kira ve sağlık sigortası primleri nedeniyle bir aylık gelir kaybına uğradığını iddia ediyor. Bu satın alma gücü kaybının, AHV aracılığıyla telafi edilmesi gerektiğini savunuyorlar, çünkü ikinci sütun emekli maaşları sürekli olarak azalmaktadır. Özellikle kadınlar için 13. AHV-Rente’nin önemli olduğunu söylüyorlar, çünkü kadınların emekli geliri genellikle erkeklerinkinden daha düşüktür. Bugünkü emekli kadınların birçoğu ikinci sütuna sahip değildir veya mesleki emeklilikten sadece düşük bir emekli maaşı alır. Befürwortulara göre, ek emekli maaşı taşınabilir, çünkü bürgerlichen ve ekonomi çevrelerinin AHV finanslarıyla ilgili dehşet senaryoları şimdiye kadar gerçekleşmemiştir.
5. 13. AHV-Rente Karşıtları Ne Diyor?
Sağ Konservatif partiler ve ekonomi çevreleri, AHV’nin iflasının kaçınılmaz olduğu konusunda uyarıyor. Bu durumun 2030’dan itibaren ortaya çıkacağını söylüyorlar. AHV genişlemesinin finansmanı için, karşıtlara göre, Katma Değer Vergisi veya ücret kesintilerinin önemli ölçüde artırılması gerekiyor ve bu da özellikle orta sınıfı sert bir şekilde etkiliyor. İnisiyatifin satın alma gücünü zayıflattığını iddia ediyorlar. Genç nesillerin başlıca yükü taşıması gerekeceğini söylüyorlar. Ayrıca, zenginlerin de ihtiyaçları olmadığı halde 13. Rente’yi alacaklarına dikkat çekiyorlar.
6. 13. Rente, AHV Finansmanı İçin Ne Anlama Geliyor?
AHV-Rente olsun ya da olmasın, 2030’dan itibaren ek gelirler veya tasarruf tedbirleri gerekecektir. Mevcut düzenleme (emeklilik yaşı 65) ile 2031’den itibaren Sosyal Sigorta’nın harcamaları gelirlerini aşacaktır. Bu durum, Umlageergebnis’in negatif olması anlamına gelir. 13. AHV-Rente ile bu durum 2026’da gerçekleşecektir; ancak kısa vadeli olarak, sermaye gelirleri hala pozitif bir sonuç için sağlayabilir. 2026’da 13. Rente ile AHV varlığı, bir yıllık harcamayı ancak zorlukla karşılayabilirken, sonraki yıllarda varlık sürekli olarak azalacaktır.
7. 13. AHV-Rente’ye Evet Ne Anlama Geliyor, Bir Sonraki Reform İçin?
2026’da Federal Konsey, 2030’dan sonraki finansmanı güvence altına alan bir sonraki AHV reformunu sunmak zorunda kalacak. Sendika inisiyatifi kabul edildikten sonra, bu reform, ek finansman ihtiyacını dikkate almalıdır. Reform, dul aylığına ilişkin olarak birkaç yüz milyonluk tasarrufu sağlayabilir: Federal Konsey, gelecekte sadece çocuklara bakmak zorunda olan dul ailelere yalnızca bir emekli maaşı ödemeyi planlıyor – böylece kadınlar ve erkekler için gelecekte aynı kural geçerli olacak. Bu reformun parlamento ve olası bir halk oylamasında çoğunluğu alıp alamayacağı ise belirsizdir. Her durumda, AHV’nin 2030’dan itibaren ek gelirlere ihtiyacı olacak. Ayrıca, Emekli Maaşı İnisiyatifi üzerine yapılan oylamanın sonucuna bağlı olarak emeklilik yaşı artışının tartışmaya açık olması muhtemeldir.
8. Partiler ve Dernekler İnisiyatiflere Nasıl Yaklaşıyor? Bundesrat, 13. AHV-Rente için Halk İnisiyatifi’ni Reddetmeyi Tavsiye Ediyor. Renteninitiative Karşıtlarının Hangi Argümanları Var?
Her iki inisiyatifi destekleyen ve karşı çıkan partiler ve derneklerin duruşlarına dair bilgiler. Ancak, her iki inisiyatifin de destekçileri ve karşı çıkanları arasında ciddi görüş ayrılıkları olduğu biliniyor.

3 Mart 2024’te „Yaşlılıkta Daha İyi Bir Yaşam İçin (13. AHV-Rente İnisiyatifi)“ başlıklı halk inisiyatifi oylamaya sunulacak. Federal hükümet açık bir şekilde reddetmeyi öneriyor, mali yükleri vurguluyor ve uzun vadeli emeklilik güvencesini sağlamaya çağrı yapıyor.
SVP Kararı ve Oylama Tavsiyeleri:
SVP delegeleri, AB müzakere yetki belgesine ve bir teslimiyet anlaşmasına karşı oy birliği ile bir karar aldı. 13. AHV-Rente’yi reddederlerken, emekli maaşları inisiyatifi destekliyor ve özgürlüğün önemini vurguluyorlar. Eleştiriler Bundesrat’a yöneltilmiş ve konuk konuşmacı Beat Kappeler, ikili temelde koordinasyon çağrısında bulunmuştur. Delegeler, 3 Mart’taki oylamalar için kararlarını oybirliğiyle almışlardır.
İki İsviçre parti başkanı, kendi partilerinin delegelerinden ayrıldı: SVP Başkanı Marco Chiesa ve Yeşiller Başkanı Balthasar Glättli. İki parti de ayrıca 3 Mart oylamaları için kararlarını alıyor. Yeşiller, 13. AHV-Rente İnisiyatifi’ni destekliyor, Renteninitiative’yi reddediyorlar – aynı şekilde karşı çıkılmadan. SVP, 13. AHV-Rente’yi reddeder, ancak Renteninitiative için evet oyu kullanır. Ayrılmakta olan SVP Başkanı Marco Chiesa, İsviçre’nin AB ile herhangi bir kurumsal bağlantısına karşı çıkmaya devam ettiğini belirtti. Bu durumun doğrudan demokrasiyi gömmesi ve daha fazla göçe yol açacağını vurguladı. Tessin Senatörü, İsviçre ve Avrupa Birliği arasında yaklaşan yeni müzakereleri „göz boyama“ olarak nitelendirdi. Halkın aptal yerine konulduğunu söyledi, çünkü yeni müzakere yetki belgesi sadece „eski şarap yeni kavanozlarda“ idi. Marco Chiesa, konuşmacı kürsüsünde. Açıklama: Ayrılan SVP Başkanı Marco Chiesa, partisinin Uri Bürglen’deki delegeler toplantısında İsviçre’yi AB’ye bağlama konusunda sert bir uyarıda bulundu. Kurumlar arası bağlanmanın İsviçre’nin „bağımsızlığını ve doğrudan demokrasisini gömmesi“ gerektiğini söyledi. Ayrıca göçün artmasına neden olacaktır. SVP delegeleri, Mart ayında yeni bir başkanlık seçecekler. Delegeler toplantısında SVP, 13. AHV-Rente’ye karşı Hayır kararı aldı. Bürgerliche partiler, inisiyatifi reddederken, SVP kanton partilerinden Romandi ve Tessin’de beklenmedik destek aldı. Ancak SVP delegeleri, Volksinitiative „Güvenli ve Sürdürülebilir Emeklilik İçin“ veya kısacası „Renteninitiative“ için evet oyu veriyor. Bunun için eski Federal Konsey Üyesi Christoph Blocher de kampanya yaptı.
Balthasar Glättli’nin Görüşleri:
Yeşiller Başkanı Balthasar Glättli, çevrimiçi yapılan Delegeler toplantısında savaşçı bir tavır sergiledi. „Cesur olmaya devam edelim. Birlikte durmalıyız.“ dedi. Mevcut küresel zorluklar karşısında daha fazla çevre önlemine duyulan önemi vurgulayan Glättli, „Şu anda en çok Yeşillere ihtiyaç var.“ dedi. „2023 bize en sıcak yılı bıraktı.“ dedi. Ve muhtemelen bir sonraki en sıcak yıl başlamıştır. Balthasar Glättli, Yeşiller Delegeleri arasında jestlerle duruyor. Açıklama: Yeşiller Başkanı Balthasar Glättli, Delegeler toplantısında yeşil önlemlerin önemini vurguladı. KEYSTONE/CHRISTIAN MERZ Bu nedenle, net sıfıra doğru enerji sistemini yeniden yapılandırma yolunda bir evetle ilerlemenin önemli olduğunu belirtti. Solar İnisiyatifi ile güneş enerjisinin muazzam potansiyelinin nihayet değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Glättli, mevcut dünya durumu hakkında karanlık bir tablo çizdi. Sadece iklim ve doğa krizde değil, „savaşlar ve çatışmalar birçok insanın günlük yaşamını şekillendiriyor.“ dedi. Yeşillerin sorumluluğunu vurguladı: „Tarih boyunca en iyi sonucumuzla ikinci büyük yeşil fraksiyonu oluşturuyoruz.“ Glättli, Yeşiller Başkanı olarak Nisan ayının başlarına kadar görevde kalacak – ardından delegeler halefini seçecekler.
SVP ve Yeşiller İçin Parti Başkanlarının ve Parolalarının Veda Eylemi:
SVP ve Yeşiller’in parti başkanları, Marco Chiesa ve Balthasar Glättli, delegelerinden ayrıldı. Her iki parti de ayrıca 3 Mart’taki oylamalar için parola belirledi. Yeşiller’in Parolaları: Yeşiller, 13. AHV-Rente İnisiyatifi’ni oybirliğiyle destekliyor, ancak Renteninitiative’yi aynı şekilde reddediyorlar. Savaşçı veda mesajı, Yeşiller Başkanı Glättli’nin mevcut küresel zorluklar karşısında daha fazla çevre önlemine duyulan önemini vurguluyor. SVP’nin Parolaları: SVP, 13. AHV-Rente’yi reddeder, ancak Renteninitiative için evet parolası verir. Ayrılmakta olan SVP Başkanı Marco Chiesa, AB ile İsviçre’nin kurumsal bir bağlanmasına karşı uyarıda bulunuyor ve doğrudan demokrasiyi tehdit ediyor ve muhtemel bir göç artışına işaret ediyor. Marco Chiesa’nın Pozisyonları: Chiesa, İsviçre’nin AB ile kurumsal bir bağlantısının, İsviçre’nin bağımsızlığını ve doğrudan demokrasisini tehdit edeceğini düşünüyor. İsviçre ve AB arasındaki gelecek müzakereleri „göz boyama“ olarak nitelendiriyor ve halkın aldatılmasından kaçınılmalıdır diyor. SVP Delegelerinin Toplantıdaki Diğer Kararları: SVP delegeleri, 13. AHV-Rente için Hayır parolasını oybirliğiyle kabul etti. Ancak, inisiyatif beklenmedik şekilde Romandi ve Tessin’deki SVP kanton partilerinden destek aldı. SVP delegeleri, Volksinitiative „Güvenli ve Sürdürülebilir Emeklilik İçin“ veya kısacası „Renteninitiative“ için evet oyu veriyor. Christoph Blocher da bu konuda kampanya yaptı. Balthasar Glättli’nin Pozisyonları: Yeşiller Başkanı Balthasar Glättli, çevre önlemlerinin önemini vurguluyor ve cesur olmaya ve birlikte olmaya çağrı yapıyor. İklim krizi, doğa sorunları ve küresel çatışmaların yaşandığı bir dönemde Yeşillerin sorumluluğunu vurguluyor. Geleceğe Dair Bakış: Balthasar Glättli, Nisan ayının başlarına kadar Yeşiller Başkanı olarak görevine devam edecek, ardından delegeler halefini seçecekler.
Jungfreisinnigen’in Renteninitiative Ne İstiyor?
Jungfreisinnigen’in Renteninitiative’si, erkeklerin ve kadınların emeklilik yaşını aşamalı olarak 66 yaşa yükseltmeyi talep ediyor. Daha sonra emeklilik yaşı, yaşam beklentisi ile birlikte devam etmelidir. Eğer inisiyatif kabul edilirse, kadınlar ve erkekler için emeklilik yaşı 2028’den itibaren yılda 2 ay artacak ve 2033’te 66 yaşında olacaktır. Daha sonra emeklilik yaşı ne kadar artarsa, bu yaşam beklentisinin gelişimine bağlı olacaktır.
Yaşam Beklentisi ile Bağlantı Nasıl Çalışır?
Emeklilik yaşı, yaşam beklentisi yükseldiğinde otomatik olarak artar. Ancak bu, birbirine tamamen denk gelmez, bunun yerine artan yaşam beklentisinin yüzde 80’i kadar ve yılda en fazla iki ay artışla olur. Yani, yaşam beklentisi bir yıl artarsa, emeklilik yaşı 0.8 yıl artar. Emeklilik yaşı artışı, emeklilik yaşına ulaşmalarından en az beş yıl önce çalışanlara bildirilmelidir. Bu nedenle, emekliliğe beş yıldan az bir süre kala olanlar, artıştan etkilenmezler.
Neden Emeklilik Yaşı Artırılmalıdır?
Girişimciler, artan yaşam beklentisine işaret ediyorlar. Aynı zamanda, düşük doğum oranı nedeniyle artan emekli sayısı ve düşen işçi sayısı ile argüman yapıyorlar. Bu nedenle, AHV’nin iflas tehdidi altında olduğunu söylüyorlar. Bu yapısal sorunun daha fazla para ile değil, sadece emeklilik yaşı artırılarak çözülebileceğini savunan destekçiler.
AHV’ye Emeklilik Yaşı Artışı Ne Getirir?
Emeklilik yaşı 66’ya yükseltildiğinde, AHV’nin yıllık harcamaları yaklaşık olarak 2 milyar İsviçre frangı azalacaktır. Emeklilik yaşının yaşam beklentisine otomatik olarak uyumlu hale getirilmesi, AHV’yi ek olarak rahatlatacaktır. Ancak, Renteninitiative’ye evet oylaması yapılması durumunda, sosyal kurum hala kırmızı sayılara düşecektir. Federal verilere göre bu 2033’te olacak, mevcut emeklilik yaşı olan 65 yaşından iki yıl sonra. Ancak, Renteninitiative ile AHV’nin 2033’te hala bir reform için birkaç yıl oyun alanı sağlayacak bir varlık yastığı olacaktır. Federal Finansal Perspektiflere göre, Renteninitiative kabul edilirse 2033’te AHV’nin yaklaşık 71 milyar İsviçre frangı, kabul edilmezse yaklaşık 64 milyar İsviçre frangı sermayesi olacaktır (13. AHV-Rente reddedilirse varsayılan olarak). AHV’nin yıllık harcamaları 2033’te Renteninitiative olmadan yaklaşık 66 milyar İsviçre frangı olacaktır, Renteninitiative ile ise 64.5 milyar İsviçre frangı olacaktır.
İsviçre’de 3 Mart 2024’te gerçekleşecek olan halk oylamasında, „Yaşlılıkta Daha İyi Bir Yaşam İçin (13. AHV-Rente İnisiyatifi)“ adlı girişim oylanacak. Girişim, AHV’nin emekli maaşlarını aylık bir emekli maaşı artışı ile yükseltmeyi amaçlamaktadır. Yılda bir defa 13. bir emekli maaşı eklenerek, toplamda 13 emekli maaşı oluşturulması hedeflenmektedir. Ancak, yılda en az 4,1 milyar İsviçre frangı ek maliyet nedeniyle Bundesrat, girişimi reddetmeyi tavsiye etmektedir.
Girişim, AHV’nin emekli ve dul ve yetim maaşlarının yılda 12 kez değil, 13 kez ödenmesini talep etmektedir. Bu, birçok işçinin aldığı 13. aylık maaşa benzer bir yaklaşımdır. Bu durum, yıllık AHV emekli maaşını %8,3 artırır. Girişim, yıllık asgari emekli maaşını 14.700 İsviçre frangından 15.925 İsviçre frangına, maksimum emekli maaşını ise 29.400 İsviçre frangından 31.850 İsviçre frangına çıkarmayı hedeflemektedir. Girişim aynı zamanda, 13. AHV-Rente’nin tamamlama yardımları üzerinde herhangi bir etkisi olmamasını öngörmektedir. Bu, tamamlama yardımı alan tüm emeklilere, diğer emekli maaşlarına ise yılda 12 kez ödeme yapılmasına devam edileceği anlamına gelir.
Girişim, ek AHV emekli maaşının nasıl finanse edileceğine dair herhangi bir öneride bulunmamaktadır; bu konuda kararı Parlamento’nun vermesi gerekmektedir. Girişimin uygulanmasıyla yılda 50 milyar İsviçre frangı civarında olan AHV’nin mevcut yıllık harcamalarının yaklaşık olarak 4,1 milyar İsviçre frangı artması beklenmektedir. Bu maliyetin 800 milyon İsviçre frangının üzerindeki kısmını federal hükümetin karşılaması gerekecektir. Girişimin ek maliyetleri, emekli sayısının hızla artması nedeniyle yıldan yıla artacaktır. Tahminlere göre, beş yıl sonra maliyetlerin 5 milyar İsviçre frangının üzerine çıkması beklenmektedir.
Bugün AHV, genellikle ücret katkıları, federal katkı ve Katma Değer Vergisi gelirleri ile finanse edilmektedir. AHV’nin 13. Rente için beklenen ek harcamalarının ücret kesintileri üzerinden finanse edilmesi durumunda, bu kesintilerin %8,7’den %9,4’e çıkarılması gerekecektir. Finansmanın Katma Değer Vergisi üzerinden yapılması durumunda ise oranın %8,1’den %9,1’e yükseltilmesi gerekecektir. Başka finansman önlemleri veya bunların bir kombinasyonu da düşünülebilir.
Girişim komitesinin argümanlarına göre, yaşlılık maaşlarını hızla artırmak, artan yaşam maliyetlerini (kira, sağlık sigortası primleri, gıda) dengelemek için gereklidir. Günümüzde birçok emekli, maaşıyla mali zorluklar yaşamaktadır. Ek maliyetlerin bir kısmı, AHV’nin fazla gelirleri ile karşılanabilir. Ek finansman için, işçi ve işverenlerden ek bir ücret kesintisinin düşünülebileceği belirtilmektedir.
Bundesrat ve Parlamento’nun argümanlarına göre ise, girişim, AHV’nin zaten mevcut olan finansman sorunlarını ciddi bir şekilde kötüleştireceği için reddedilmelidir. 13. AHV-Rente’yi finanse etmek için ya ücret kesintileri ya da Katma Değer Vergisi’nin artırılması gerekeceği, bu durumun hem işçileri hem de işverenleri etkileyeceği ve tüketimi pahalılaştıracağı ifade edilmektedir. 13. AHV emekli maaşı, aynı zamanda Federal Bütçe üzerinde olumsuz etkilere sahip olacaktır. Bu durumda federal hükümet, her yıl artan 800 milyon İsviçre frangoluk ek maliyetle karşı karşıya kalacaktır. Federal hükümet, vergileri artırmak veya harcamaları kısmak zorunda kalacaktır. Girişim, bu duruma ihtiyaç duymayan emeklilere de 13. AHV-Rente vermeyi öngörmektedir.
Geçen beş yılda, AHV’yi gelecek on yıl için istikrarlı hale getirmek için iki emeklilik reformu yapılmıştır. Özellikle çalışma çağındaki nüfusa, daha yüksek ücret kesintileri ve kadınlar için emeklilik yaşı artışı gibi yeni yükler getirmiştir. Bundesrat ve Parlamento’ya göre, AHV’ye daha fazla harcama yapmak yerine, AHV’nin 2030’dan sonraki dönemde de emekli maaşlarını güvence altına almak için çalışılmalıdır. Yeni bir reform zaten planlanmıştır ve Bundesrat, 2026’ya kadar Parlamento’ya 2030’dan sonraki dönem için AHV’nin finanslarını nasıl istikrarlı hale getirebileceğine dair öneriler sunacaktır.
AHV, İsviçre’nin emeklilik sisteminin temelidir. Şu anda 2,5 milyondan fazla emekli, AHV emekli maaşı almaktadır. AHV emekli maaşı, yaşlılıkta yaşam maliyetini uygun bir şekilde karşılamak amacıyla tasarlanmıştır. Çoğu emeklinin ek gelirleri, özellikle bir emeklilik fonu maaşı vardır. Bu gelirle geçinme imkanı olmayanlar, Tamamlama Yardımları’na hak kazanabilir.
Federal Hükümet Ne diyor
İsviçre’de 3 Mart 2024’te gerçekleşecek olan halk oylamasında, „Yaşlılıkta Daha İyi Bir Yaşam İçin (13. AHV-Rente İnisiyatifi)“ adlı girişim oylanacak. Girişim, AHV’nin emekli maaşlarını aylık bir emekli maaşı artışı ile yükseltmeyi amaçlamaktadır. Yılda bir defa 13. bir emekli maaşı eklenerek, toplamda 13 emekli maaşı oluşturulması hedeflenmektedir. Ancak, yılda en az 4,1 milyar İsviçre frangı ek maliyet nedeniyle Bundesrat, girişimi reddetmeyi tavsiye etmektedir.
Girişim, AHV’nin emekli ve dul ve yetim maaşlarının yılda 12 kez değil, 13 kez ödenmesini talep etmektedir. Bu, birçok işçinin aldığı 13. aylık maaşa benzer bir yaklaşımdır. Bu durum, yıllık AHV emekli maaşını %8,3 artırır. Girişim, yıllık asgari emekli maaşını 14.700 İsviçre frangından 15.925 İsviçre frangına, maksimum emekli maaşını ise 29.400 İsviçre frangından 31.850 İsviçre frangına çıkarmayı hedeflemektedir.
Girişim aynı zamanda, 13. AHV-Rente’nin tamamlama yardımları üzerinde herhangi bir etkisi olmamasını öngörmektedir. Bu, tamamlama yardımı alan tüm emeklilere, diğer emekli maaşlarına ise yılda 12 kez ödeme yapılmasına devam edileceği anlamına gelir. Girişim, ek AHV emekli maaşının nasıl finanse edileceğine dair herhangi bir öneride bulunmamaktadır; bu konuda kararı Parlamento’nun vermesi gerekmektedir.
Girişimin uygulanmasıyla yılda 50 milyar İsviçre frangı civarında olan AHV’nin mevcut yıllık harcamalarının yaklaşık olarak 4,1 milyar İsviçre frangı artması beklenmektedir. Bu maliyetin 800 milyon İsviçre frangının üzerindeki kısmını federal hükümetin karşılaması gerekecektir. Girişimin ek maliyetleri, emekli sayısının hızla artması nedeniyle yıldan yıla artacaktır. Tahminlere göre, beş yıl sonra maliyetlerin 5 milyar İsviçre frangının üzerine çıkması beklenmektedir.
Bugün AHV, genellikle ücret katkıları, federal katkı ve Katma Değer Vergisi gelirleri ile finanse edilmektedir. AHV’nin 13. Rente için beklenen ek harcamalarının ücret kesintileri üzerinden finanse edilmesi durumunda, bu kesintilerin %8,7’den %9,4’e çıkarılması gerekecektir. Finansmanın Katma Değer Vergisi üzerinden yapılması durumunda ise oranın %8,1’den %9,1’e yükseltilmesi gerekecektir. Başka finansman önlemleri veya bunların bir kombinasyonu da düşünülebilir.
Girişim komitesinin argümanlarına göre, yaşlılık maaşlarını hızla artırmak, artan yaşam maliyetlerini (kira, sağlık sigortası primleri, gıda) dengelemek için gereklidir. Günümüzde birçok emekli, maaşıyla mali zorluklar yaşamaktadır. Ek maliyetlerin bir kısmı, AHV’nin fazla gelirleri ile karşılanabilir. Ek finansman için, işçi ve işverenlerden ek bir ücret kesintisinin düşünülebileceği belirtilmektedir.
Bundesrat ve Parlamento’nun argümanlarına göre ise, girişim, AHV’nin zaten mevcut olan finansman sorunlarını ciddi bir şekilde kötüleştireceği için reddedilmelidir. 13. AHV-Rente’yi finanse etmek için ya ücret kesintileri ya da Katma Değer Vergisi’nin artırılması gerekeceği, bu durumun hem işçileri hem de işverenleri etkileyeceği ve tüketimi pahalılaştıracağı ifade edilmektedir. 13. AHV emekli maaşı, aynı zamanda Federal Bütçe üzerinde olumsuz etkilere sahip olacaktır.
Bu durumda federal hükümet, her yıl artan 800 milyon İsviçre frangoluk ek maliyetle karşı karşıya kalacaktır. Federal hükümet, vergileri artırmak veya harcamaları kısmak zorunda kalacaktır. Girişim, bu duruma ihtiyaç duymayan emeklilere de 13. AHV-Rente vermeyi öngörmektedir. Bundesrat ve Parlamento’ya göre, AHV’ye daha fazla harcama yapmak yerine, AHV’nin 2030’dan sonraki dönemde de emekli maaşlarını güvence altına almak için çalışılmalıdır.
Yeni bir reform zaten planlanmıştır ve Bundesrat, 2026’ya kadar Parlamento’ya 2030’dan sonraki dönem için AHV’nin finanslarını nasıl istikrarlı hale getirebileceğine dair öneriler sunacaktır. AHV, İsviçre’nin emeklilik sisteminin temelidir. Şu anda 2,5 milyondan fazla emekli, AHV emekli maaşı almaktadır. AHV emekli maaşı, yaşlılıkta yaşam maliyetini uygun bir şekilde karşılamak amacıyla tasarlanmıştır. Çoğu emeklinin ek gelirleri, özellikle bir emeklilik fonu maaşı vardır. Bu gelirle geçinme imkanı olmayanların, Tamamlama ( Ergänzungsleistung) Ek Destek Yardım Alabilir deniliyor.
Gündem
İsviçre’de “Evlilik Cezası”: Emeklilikte İki Artı İki Neden Dört Etmiyor?
Çalışırken 1+1=2; emeklilikte ise evli çiftler için 1+1=1,5 ediyor.
Cemil Baysal http://instagram.com/cemil_baysal
40 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyorum. Bu ülkenin düzenini, refahını ve güçlü sosyal devlet anlayışını yakından biliyorum. Amacım kesinlikle İsviçre’yi kötülemek değil; iyi işleyen bu sistemin içinde yıllardır tartışılan, insanları mağdur eden bir adaletsizliğe dikkat çekmek.
Bazen çevremdeki emeklilerle oturup sohbet ederken açıkça soruyorum:
“Bu hayat pahalılığında nasıl geçiniyorsunuz?”
Cevap neredeyse her zaman aynı:
“Her şeyden tasarruf ediyoruz. Boğazımızdan kısıyor, sosyal hayattan vazgeçiyor ve her kuruşun hesabını yapıyoruz…”
Bu sıkıntı yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, emeklilik yaşı yaklaşırken Türkiye, İspanya, Yunanistan veya Tayland gibi yaşam maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere taşınma planları yapıyor.
Ancak ülke değiştirmek de sanıldığı kadar kolay değil. Vergilendirme ve sağlık sigortası koşulları gidilecek ülkeye, vatandaşlığa ve ikili anlaşmalara göre değişiyor. İsviçre’de geçimini sağlayamayan emeklilere verilen Ergänzungsleistungen ise yurt dışına taşınıldığında devam etmiyor.
İnsanlar böylece İsviçre’deki yüksek yaşam maliyetleri ile yurt dışında kaybedecekleri sosyal güvenceler arasında kalıyor. İnsanın gençliğini, emeğini, vergisini ve primini verdiği ülkeden yaşlılığında geçinememe korkusuyla ayrılmayı düşünmesi ne kadar acı!
Prim Alırken İki Kişi, Aylık Öderken Bir Buçuk Kişi
İsviçre’de yıllardır siyasetin gündeminden düşmeyen bir sorun var:
“Heiratsstrafe”, yani evlilik cezası.
Karı koca çalışma hayatları boyunca ayrı ayrı çalışıyor ve kazançları üzerinden ayrı ayrı AHV primi ödüyor. Primler maaş bordrolarından kesilirken her iki eş de bağımsız birer sigortalı olarak değerlendiriliyor.
Başka bir ifadeyle, primler alınırken kadın da erkek de ayrı birer kişi. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde evli çiftin toplam AHV aylığı yüzde 150 tavanıyla sınırlandırılıyor.
Sistem prim toplarken eşleri iki kişi, emekli aylığını öderken adeta bir buçuk kişi olarak görüyor.
Matematik Ortada: Rakamlar Ne Söylüyor?
2026 itibarıyla rakamlar şöyle:
- Tek kişi için azami AHV aylığı: 2.520 CHF
- Nikâhsız yaşayan iki kişinin toplam azami aylığı: 5.040 CHF
- Resmî evli çiftin toplam azami aylığı: 3.780 CHF
| Medeni durum | Kişi başına azami aylık | İki kişinin toplam azami aylığı |
|---|---|---|
| Nikâhsız birlikte yaşayan | 2.520 CHF | 5.040 CHF |
| Resmî evli çift | Oransal olarak sınırlandırılır | 3.780 CHF |
İki hane arasındaki azami fark ayda tam 1.260 CHF.
Aralık 2026’da ilk kez ödenecek 13. AHV aylığı da hesaba katıldığında, yıllık azami fark 16.380 CHF’ye ulaşacak.
Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Bu rakamlar, her iki kişinin de azami AHV aylığına hak kazandığı örnek için geçerlidir. Eksiksiz prim ödemiş olmak tek başına azami aylığı garanti etmez. AHV aylığı; prim süresi, çalışma hayatındaki ortalama gelir ile eğitim ve bakım kredilerine göre hesaplanır.
Ancak şartları aynı olan iki çift arasında yalnızca resmî nikâh nedeniyle böylesine büyük bir fark oluşması adil midir?
Gerekçe olarak evli çiftlerin aynı evde yaşadığı ve giderlerini paylaştığı söyleniyor. Fakat nikâhsız çiftler de aynı çatıyı, kirayı, mutfağı, elektriği ve ısınma giderlerini paylaşıyor.
Onlar iki ayrı kişi kabul edilirken, evli çiftler neden bir buçuk kişi sayılıyor?
Vergideki “Evlilik Cezası” İçin Halk Kararını Verdi
Evli çiftlerin karşılaştığı dezavantaj yalnızca AHV ile sınırlı değildi. Mevcut vergi sisteminde eşlerin gelirleri birlikte hesaplandığı için, özellikle her iki eşin de çalıştığı bazı evli çiftler nikâhsız çiftlere göre daha yüksek vergi ödeyebiliyor.
Ancak İsviçre halkı bu konuda önemli bir karar verdi. Bireysel vergilendirme yasası, 8 Mart 2026’daki halk oylamasında yüzde 54,23 “evet” oyuyla kabul edildi.
Yeni sistemle birlikte evli kişiler de gelirlerini ayrı ayrı beyan edecek. Düzenlemenin en geç 2032’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.
Böylece vergilendirmede medeni durumdan kaynaklanan farklılıkların giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Şimdi benzer bir adalet beklentisi, AHV’deki yüzde 150 evli çift tavanı için de devam ediyor.
“Kâğıt Üzerinde Boşanmak” Çözüm mü?
Sistemin oluşturduğu ekonomik baskı nedeniyle bazı çiftlerin emeklilik öncesinde resmî olarak boşandığı ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettiği sıkça konuşuluyor.
Bunun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin resmî bir istatistik bulunmuyor. Fakat insanların böyle bir yöntemi düşünmesi bile sorunun ciddiyetini göstermeye yetiyor.
Üstelik boşanmak kusursuz bir çözüm değil. İki kişinin de otomatik olarak azami AHV aylığı alacağı anlamına gelmiyor. Miras hakları, dul aylığı, mal paylaşımı ve 2. Sütun birikimlerinin bölüşülmesi bakımından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor.
İnsanların hak ettiklerini düşündükleri aylığı alabilmek için 30–40 yıllık evliliklerini kâğıt üzerinde bitirmeyi akıllarından geçirmeleri, sistemin vicdanını sorgulatması gereken bir durumdur.
3. Sütun Yoksa, Ev Kiraysa Nasıl Geçinilecek?
Kendine ait evi, yeterli birikimi ve 3. Sütun’u olmayan; 2. Sütun’dan da güçlü bir gelir elde edemeyen emekli bir çiftin yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de insanca geçinebilmesi neredeyse imkânsız.
Kira, iki kişinin zorunlu sağlık sigortası primleri, elektrik, ısınma, vergi, ulaşım ve mutfak masrafları alt alta yazıldığında para ay bitmeden tükenebiliyor.
İşte İsviçre’nin güçlü ve takdir edilmesi gereken sosyal devlet anlayışı burada devreye giriyor: Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayan emeklilere Ergänzungsleistungen, yani tamamlayıcı ödemeler sunuluyor.
Bu bir sadaka, lütuf veya klasik anlamda sosyal yardım değildir. Şartları karşılayan kişilere tanınmış yasal bir haktır. Bu desteğin bulunması, İsviçre sosyal güvenlik sisteminin en güçlü yönlerinden biridir.
Ancak başka bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Yeterli 2. ve 3. Sütun geliri bulunmayan birçok emeklinin Ergänzungsleistungen olmadan İsviçre’de temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması, normal AHV aylıklarının yeterliliğini ciddi biçimde sorgulatıyor.
Emeklilerin de dışarıda bir kahve içmeye, torunlarına küçük bir hediye almaya, dostlarıyla buluşmaya ve yılda birkaç gün dinlenmeye hakkı var. İnsan ömrü yalnızca kira, sağlık sigortası ve market faturası ödemekten ibaret olmamalı.
İsviçre’yi karalamak değil; güzel ve güçlü taraflarını takdir ederken eksik ve adil olmayan yönlerini de açıkça konuşmak gerekir.
Konu aslında oldukça önemli ve hassas. Her yönüyle ele almaya kalksak neredeyse roman yazmamız gerekir. Kısa yazınca “Şunları unutmuşsunuz, bunları yazmamışsınız” deniliyor; biraz ayrıntılı yazınca da “Çok uzun olmuş” eleştirisi geliyor. Bu nedenle önemli olan, verilmek istenen temel mesajı doğru anlamaktır.
Prim öderken iki kişi olarak değerlendirilen eşler, emeklilikte neden bir buçuk kişi muamelesi görüyor?
Sizce bu sistem adil mi? Kendine ait evi bulunmayan ve kirada yaşayan emekli bir çift, yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de geçinebilir mi?
Buyurun, görüşlerinizi ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın.

Gündem
İsviçre’de Tarafsızlığın Geleceği Sandıkta: Hükümetin Yetkileri Sınırlandırılabilir
İsviçre’de Neutralitätsinitiative (Tarafsızlık Girişimi), ülkenin tarafsızlık politikasını bugünkünden çok daha katı kurallarla Federal Anayasa’ya bağlamayı amaçlayan halk girişimidir. Konu güncel: İsviçre halkı bu girişimi 27 Eylül 2026’da oylayacak.
Bugünkü sistemde İsviçre’nin tarafsızlığı zaten anayasal düzeyde korunuyor; ancak Federal Konsey, uluslararası gelişmelere göre tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda belirli bir hareket alanına sahip. Örneğin İsviçre, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısından sonra AB’nin yaptırımlarını büyük ölçüde devralabildi. Girişimin temel tartışma noktası tam da bu hareket alanı.
Neutralitätsinitiative tam olarak ne istiyor?
Girişim kabul edilirse İsviçre’nin tarafsızlığının “sürekli ve silahlı – immerwährend und bewaffnet” olduğu Anayasa’da daha açık ve bağlayıcı şekilde düzenlenecek.
Bunun pratikte dört önemli sonucu olacak:
- İsviçre askeri veya savunma ittifaklarına katılamayacak. NATO gibi bir askeri ittifaka üyelik mümkün olmayacak.
- Daha önemlisi, İsviçre normal şartlarda askeri veya savunma ittifaklarıyla işbirliği de yapamayacak. İstisna, İsviçre’ye yönelik bir askeri saldırının gerçekleşmesi veya böyle bir saldırının hazırlanıyor olması. Bu nedenle girişim yalnızca “NATO’ya üye olmayalım” demiyor; NATO gibi yapılarla askeri işbirliğinin sınırlandırılmasını da öngörüyor.
- İsviçre, başka devletler arasındaki askeri çatışmalara katılamayacak.
- En tartışmalı maddelerden biri ise yaptırımlar. İsviçre savaşan devletlere karşı kendi başına ekonomik yaptırım uygulayamayacak. Ancak Birleşmiş Milletler’in (UNO) yaptırımları bundan istisna tutulacak. Ayrıca yaptırımların İsviçre üzerinden delinmesini önlemek için gerekli önlemler alınabilecek.
Rusya-Ukrayna örneğinde ne değişirdi?
Bu konu girişimin neden ortaya çıktığını anlamak açısından önemli.
Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya saldırmasından sonra İsviçre, Avrupa Birliği’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını büyük ölçüde devraldı. Federal hükümet bunu İsviçre’nin tarafsızlığıyla bağdaşır gördü.
Girişimin savunucuları ise bunun İsviçre’nin klasik tarafsızlık anlayışına zarar verdiğini düşünüyor. Onlara göre İsviçre savaşan taraflardan birine ekonomik yaptırım uyguladığında diğer tarafın gözünde artık tam anlamıyla tarafsız bir arabulucu olarak görülmeyebilir.
Girişim kabul edilirse, UNO tarafından kararlaştırılmamış yaptırımların savaşan bir devlete karşı uygulanması önemli ölçüde engellenmiş olacak. Dolayısıyla gelecekte Rusya-Ukrayna benzeri bir durumda İsviçre’nin AB yaptırımlarını otomatik biçimde devralması bugünkü gibi mümkün olmayabilir.
İsviçre bugün tarafsız değil mi?
Evet, tarafsız.
Bu nedenle 27 Eylül’deki oylama aslında “İsviçre tarafsız olsun mu, olmasın mı?” oylaması değil.
Federal Dışişleri Bakanlığı da İsviçre’nin mevcut tarafsızlığını sürekli ve silahlı tarafsızlık olarak tanımlıyor. İsviçre devletler arasındaki savaşlara katılmıyor ve kendi topraklarını savunabilecek durumda olmayı tarafsızlığının bir parçası olarak görüyor.
Asıl soru şu:
Tarafsızlığın uygulanması Federal Konsey’e belirli bir siyasi hareket alanı bırakmaya devam mı etmeli, yoksa bunun sınırları Anayasa’da çok daha kesin şekilde mi belirlenmeli?
Girişimi savunanlar ne diyor?
Girişim komitesine göre İsviçre’nin geleneksel tarafsızlığı son yıllarda giderek aşındı. Savunucular, güçlü ve güvenilir bir tarafsızlığın İsviçre’yi savaşlardan uzak tuttuğunu, ülkenin güvenliğine ve refahına katkıda bulunduğunu ve İsviçre’nin uluslararası krizlerde arabuluculuk yapabilmesini sağladığını savunuyor.
Onlara göre İsviçre dış baskılara göre tarafsızlığını farklı biçimlerde yorumlamamalı. Tarafsızlığın kuralları Anayasa’da açıkça yazılırsa hükümetler değişse bile temel politika değişmeyecek.
Bu kampanyada eski Federal Konsey üyesi Christoph Blocher gibi isimler de aktif rol oynuyor. Girişimin ana siyasi çevresi, İsviçre’nin özellikle NATO ve AB’nin güvenlik politikalarına fazla yaklaşmasını eleştiriyor.
Federal Konsey ve Parlamento neden karşı?
Federal Konsey ve Parlamento girişimin reddedilmesini tavsiye ediyor.
Onların temel argümanı, İsviçre’nin 1848’den beri uyguladığı tarafsızlık politikasının başarılı olduğu ve Anayasa’nın hükümete değişen uluslararası koşullara tepki verebilmek için gerekli hareket alanını bıraktığı yönünde.
Hükümete göre girişim kabul edilirse bu alan önemli ölçüde daralacak. Özellikle Avrupa’nın güvenlik ortamının değiştiği bir dönemde İsviçre’nin başka ülkelerle güvenlik alanında işbirliği yapabilmesi zorlaşabilir. Ayrıca İsviçre’nin uluslararası hukukun ağır biçimde ihlal edildiği durumlarda yaptırımlara katılma imkânı sınırlandırılmış olacak.
Kabul edilirse NATO üyeliği tamamen kapanır mı?
Pratik olarak çok ciddi biçimde zorlaşır.
Çünkü Anayasa İsviçre’nin askeri veya savunma ittifaklarına katılmamasını açık şekilde emredecek. Üstelik mesele yalnızca NATO üyeliği değil; askeri ittifaklarla yapılabilecek işbirliğinin kapsamı da daralacak.
Ancak İsviçre doğrudan askeri saldırıya uğrarsa veya kendisine yönelik bir saldırı hazırlanıyorsa girişim istisna öngörüyor.
İsviçre’nin ordusu yine olacak mı?
Evet. Hatta girişimin mantığında güçlü savunma önemli.
“Silahlı tarafsızlık” İsviçre’nin silahsız veya pasif olması anlamına gelmiyor. Tam tersine, ülkenin herhangi bir askeri ittifaka bağımlı olmadan kendi topraklarını savunabilecek kapasiteye sahip olması gerektiği düşüncesine dayanıyor.
Arabuluculuk konusu
Girişimin bir başka önemli maddesi İsviçre’nin tarafsızlığını arabuluculuk rolü için kullanmasını öngörüyor.
Bu, İsviçre’nin tarihsel “Gute Dienste” politikasına dayanıyor: Savaşan veya diplomatik ilişkileri bulunmayan ülkeler arasında görüşmelere ev sahipliği yapmak, çıkarları temsil etmek ve barış görüşmelerine aracılık etmek.
Savunuculara göre İsviçre ancak iki tarafın da gerçekten tarafsız gördüğü bir ülke olursa bu özel konumunu koruyabilir.
27 Eylül 2026’da halk neye karar verecek?
Sandıkta sorulacak temel soru:
“Wahrung der schweizerischen Neutralität (Neutralitätsinitiative)” halk girişimini kabul ediyor musunuz?
EVET çıkarsa, İsviçre tarafsızlığının çerçevesi Anayasa’da daha katı hale gelecek; askeri ittifaklar, askeri işbirliği ve savaşan devletlere yönelik yaptırımlar konusunda hükümetin hareket alanı ciddi şekilde daralacak.
HAYIR çıkarsa İsviçre tarafsız kalmaya devam edecek, fakat bugünkü sistem korunacak: Federal Konsey, uluslararası durum ve İsviçre’nin çıkarları doğrultusunda tarafsızlık politikasının nasıl uygulanacağı konusunda daha geniş hareket alanına sahip olmaya devam edecek.
Yani tartışmanın özü “tarafsızlık mı, tarafsızlıktan vazgeçmek mi?” değil; “katı ve anayasal olarak ayrıntılı biçimde sınırlandırılmış tarafsızlık mı, yoksa bugünkü daha esnek tarafsızlık politikası mı?” sorusudur.
İsviçre Federal Hükümeti – Neutralitätsinitiative resmi bilgilendirme sayfası
Avrupa
Almanya’da Akılalmaz Sahte Ev Satışı: Biri Ev Sahibi, Diğeri Noter Gibi Davrandı
Ne oldu? Stahnsdorf’ta bir müstakil evin satışını gerçekleştirdiklerini öne süren iki şüpheli, alıcılardan yüksek miktarda nakit kapora aldı.
Nasıl kandırdılar? Erkek şüphelinin kendisini evin sahibi, kadın şüphelinin ise noter olarak tanıttığı ve Berlin’deki bir ofiste sahte satış sözleşmesi düzenlediği bildirildi.
Ne kadar para alındı? Brandenburg Polisi kesin rakam açıklamadı; yalnızca “yüksek miktarda nakit para” ifadesini kullandı.
Polis ne istiyor? Robot resimleri yayımlanan iki şüphelinin kimliğinin ve bulunduğu yerin belirlenmesi için halktan yardım bekleniyor.
Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Stahnsdorf’ta sahte bir ev satışıyla alıcıları dolandırdıkları şüphesiyle bir erkek ve bir kadın aranıyor. Olayın 7 Haziran ile 1 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştiği, robot resimli arama duyurusunun ise 12 Ağustos 2026’da yayımlandığı bildirildi.
Brandenburg Polisinin açıklamasına göre kimliği henüz belirlenemeyen erkek şüpheli, Haziran 2025’te müstakil ev satın almak isteyen kişilerle iletişime geçti. Kendisini taşınmazın ve arsanın sahibi olarak tanıtan şüpheli, alıcılarla evde buluşarak mülkü gezdirdi ve evi satmak istediği izlenimini verdi.
Tarafların kapora konusunda anlaşmasının ardından Berlin’deki bir ofiste sözde noter randevusu gerçekleştirildi. Burada noter gibi davrandığı öne sürülen kadın şüpheli, taşınmazın satışına ilişkin bir sözleşme hazırladı. Mağdurlar, işlemlerin gerçek olduğuna inanarak süreci sürdürdü.
Daha sonra Berlin Havalimanı yakınlarındaki halka açık bir yerde, yüksek miktarda nakit para kapora olarak teslim edildi. Parayı alan erkek şüpheli olay yerinden ayrıldı ve mağdurlarla tüm iletişimini kesti. Polis, dolandırılan paranın kesin miktarını açıklamadı.
Sonradan yapılan incelemelerde, Berlin’deki ofiste noter gibi davranan kadının gerçek bir noter olmadığı belirlendi. Polise göre kadın, erkek şüpheliyle birlikte hareket ederek mağdurlara taşınmaz için gerçeğe aykırı bir satış sözleşmesi hazırladı.
Potsdam Kriminal Polisi, iki şüphelinin robot resimlerini yayımlayarak kamuoyuna çağrıda bulundu. Şüphelileri tanıyan veya kimlikleri ve bulundukları yer hakkında bilgi sahibi olanların 45/26 numaralı arama dosyasını belirterek 0331 5508-0 numaralı telefondan Potsdam Polis Müfettişliğine ya da herhangi bir polis merkezine başvurması istendi.
Kaynak: Brandenburg Polisi
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


