Connect with us

İsviçre

Dilara Avşar: Thurgau Seçimlerinde Yeni Bir Perspektif

yazar

Published

on

Cemil Baysal

Dilara Avşar, 7 Nisan’da gerçekleşecek Thurgau kanton seçimlerinde Weinfelden bölgesinde „Die Junge Mitte“ listesinden (Liste-Nr. 12) aday olacak. 26 yaşındaki bayan aday, „Die Junge Mitte“ listesiyle, dinamik bir bakış açısı getirerek Thurgau Büyük Meclis’e katılmayı hedefliyor.

Dikkat çeken ve İsviçre basınıda da konu olan bir detay ise seçim afişinde başörtülü olarak yer alması. Avşar, Merkez Partisi ile ilgili olarak doğru yerde olduğunu düşünüyor ve politikada dinin yeri olmaması gerektiğini vurguluyor. Gençlik ve enerjiyle Thurgau’yu temsil etmeye hazırlanan Dilara Avşar, seçim sürecinde önemli bir figür olarak öne çıkıyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

Berlin’de Korkunç Tecavüz Davası: Kadınları İlaçla Bayıltıp Görüntülediği İddia Ediliyor

yazar

Published

on

By

Kadınları İlaçla Bayıltıp Tecavüz Etti: 22 Eylemi İtiraf Etti, Dosyada 58 Kadın Var

⚖️ Ne oldu? Berlin’de 68 yaşındaki Frank S., kadınlara ilaç vererek tecavüz ettiği ve saldırıları kaydettiği suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı.

💾 Kaç mağdur var? Savcılık 2016-2022 yılları arasındaki 22 eylem üzerinden dava açtı. Ancak ele geçirilen görüntülerde 58 kadına yönelik muhtemel suçların bulunduğu bildirildi.

🗣️ Sanık ne dedi? Frank S., duruşmanın başlangıcında tecavüz suçlamalarını kabul etti. Kadınlara ilaç verildiği iddiasına ilişkin açıklamayı ise daha sonra yapacağını belirtti.

Berlin’de görülen dava, Alman kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Savcılığa göre elektrikçilik eğitimi alan, bekâr ve iki yetişkin kız babası olan Frank S., kadınlarla internet üzerinden tanışarak onları evine davet etti.

Sanığın, ilaçları alkollü içeceklerde eriterek kadınları kendilerini savunamayacak duruma getirdiği, ardından cinsel saldırıda bulunduğu ileri sürülüyor. İddianamede, bazı kadınların ilaçların etkisi altındayken direnmeye çalışmasına rağmen sanığın eylemlerini sürdürdüğü belirtiliyor. Saldırıların yatak odasına yerleştirilen kamera ve cep telefonuyla kaydedildiği, görüntülerin başka erkeklerle paylaşıldığı iddia ediliyor.

Mağdurların bir bölümünün başlarına gelenleri ancak soruşturma sırasında öğrendiği bildirildi. Berlin Savcılığı sanığı tecavüz, tehlikeli yaralama ve özel hayatın gizliliğini ihlal dâhil 22 ayrı eylemle suçluyor.

Frank S.’nin avukatı duruşmada üç cümleden oluşan kısa bir açıklama okudu. Sanık tecavüzleri kabul ederken, ilaç kullanıldığı yönündeki suçlamalar hakkında daha sonra konuşacağını ve şimdilik soruları yanıtlamayacağını bildirdi.

Soruşturma, Alman kamu yayıncısı NDR’de görevli gazetecilerin elde ettiği bilgiler üzerine başladı. Polis, sanığın evinde yaptığı aramalarda sabit diskler, telefonlar ve çeşitli dijital materyaller ele geçirdi. Yatak odasında sürekli yatağa yöneltilmiş bir kamera bulunduğu, incelemelerde birkaç terabaytlık görüntüye ulaşıldığı açıklandı.

Bir polis memurunun mahkemedeki ifadesine göre sanık, kadınların adları ve yaşadıkları yerlerle ayrı dijital klasörler oluşturdu. Sanık Mart 2026’dan bu yana tutuklu bulunuyor.

Frank S. hakkındaki suçlamalara ilişkin nihai kararı Berlin Eyalet Mahkemesi verecek.

Continue Reading

İsviçre

Ev Artık En Güvenli Yer Değil mi? Zürih’te Aile İçinde 118 Tecavüz, 6 Cinayet Vakası

yazar

Published

on

By

🚨 Ne oldu? Zürih Kantonu’nda 2025 yılında aile içi şiddet ve aile içi anlaşmazlıklarla bağlantılı 3 bin 487 vaka polis kayıtlarına geçti.

⚠️ Ağır suçlar kaç tane? Aile içi olaylarda 118 tecavüz, 28 cinsel saldırı, sekiz cinayete teşebbüs ve ölümle sonuçlanan altı olay kaydedildi.

👧 Çocuklar nasıl etkileniyor? Uzmanlara göre çocuklar şiddete doğrudan maruz kalmasalar bile yaşananlardan her zaman etkileniyor. 2025’te 170’ten fazla çocuk koruma merkezlerine yerleştirildi.

Zürih Kantonu İstatistik ve Veri Dairesinin verileri, aile içi şiddetin ciddi boyutunu ortaya koydu. Olayların yüzde 40’ında şiddetin mevcut eş veya partnerden, yüzde 30’unda ise eski eş ya da eski partnerden kaynaklandığı bildirildi.

Şüphelilerin yaklaşık dörtte üçünü erkekler oluştururken çoğunun 30-49 yaş aralığında olduğu açıklandı. En sık kaydedilen suçlar darp, tehdit, hakaret ve basit yaralama oldu.

Ağır suçlar arasında 118 tecavüz, 34 zorla alıkoyma, 28 cinsel saldırı ve kendisini savunamayacak kişilere yönelik 22 cinsel istismar vakası yer aldı. Ayrıca sekiz cinayete teşebbüs ve ölümle sonuçlanan altı olay kayıtlara geçti. Bu rakamlar kesinleşmiş mahkûmiyetleri değil, polis kayıtlarını gösteriyor.

Zorla alıkoyma nedir?

Bir kişinin kendi isteğiyle bulunduğu yerden ayrılmasını engellemek anlamına geliyor. Örneğin:

* Birini eve veya odaya kilitlemek

* Kapıyı kapatarak dışarı çıkmasına izin vermemek

* Telefonunu ya da anahtarını alıp gitmesini engellemek

* Tehdit veya zor kullanarak bir yerde tutmak

2017’den bu yana aile içinde kaydedilen tecavüz vakalarının yüzde 181 arttığı belirtildi. Uzmanlar rakamların dikkatli yorumlanmasını istiyor. Temmuz 2024’te yürürlüğe giren yeni cinsel ceza hukukuyla rıza olmadan gerçekleştirilen cinsel eylemlerin daha geniş biçimde tecavüz sayılması istatistikleri etkiledi. Artan farkındalıkla daha fazla mağdurun yardım istemesinin de yükselişte rol oynadığı düşünülüyor.

İsviçre Suç Araştırması’na göre aile içi şiddet vakalarının yüzde 70 ila 95’i yetkililere hiç bildirilmiyor. Uzmanların mesajı net: Şiddet hiçbir koşulda normalleştirilmemeli.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de “Evlilik Cezası”: Emeklilikte İki Artı İki Neden Dört Etmiyor?

yazar

Published

on

By

Çalışırken 1+1=2; emeklilikte ise evli çiftler için 1+1=1,5 ediyor.

Cemil Baysal http://instagram.com/cemil_baysal

40 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyorum. Bu ülkenin düzenini, refahını ve güçlü sosyal devlet anlayışını yakından biliyorum. Amacım kesinlikle İsviçre’yi kötülemek değil; iyi işleyen bu sistemin içinde yıllardır tartışılan, insanları mağdur eden bir adaletsizliğe dikkat çekmek.

Bazen çevremdeki emeklilerle oturup sohbet ederken açıkça soruyorum:

“Bu hayat pahalılığında nasıl geçiniyorsunuz?”

Cevap neredeyse her zaman aynı:

“Her şeyden tasarruf ediyoruz. Boğazımızdan kısıyor, sosyal hayattan vazgeçiyor ve her kuruşun hesabını yapıyoruz…”

Bu sıkıntı yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, emeklilik yaşı yaklaşırken Türkiye, İspanya, Yunanistan veya Tayland gibi yaşam maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere taşınma planları yapıyor.

Ancak ülke değiştirmek de sanıldığı kadar kolay değil. Vergilendirme ve sağlık sigortası koşulları gidilecek ülkeye, vatandaşlığa ve ikili anlaşmalara göre değişiyor. İsviçre’de geçimini sağlayamayan emeklilere verilen Ergänzungsleistungen ise yurt dışına taşınıldığında devam etmiyor.

İnsanlar böylece İsviçre’deki yüksek yaşam maliyetleri ile yurt dışında kaybedecekleri sosyal güvenceler arasında kalıyor. İnsanın gençliğini, emeğini, vergisini ve primini verdiği ülkeden yaşlılığında geçinememe korkusuyla ayrılmayı düşünmesi ne kadar acı!

Prim Alırken İki Kişi, Aylık Öderken Bir Buçuk Kişi

İsviçre’de yıllardır siyasetin gündeminden düşmeyen bir sorun var:

“Heiratsstrafe”, yani evlilik cezası.

Karı koca çalışma hayatları boyunca ayrı ayrı çalışıyor ve kazançları üzerinden ayrı ayrı AHV primi ödüyor. Primler maaş bordrolarından kesilirken her iki eş de bağımsız birer sigortalı olarak değerlendiriliyor.

Başka bir ifadeyle, primler alınırken kadın da erkek de ayrı birer kişi. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde evli çiftin toplam AHV aylığı yüzde 150 tavanıyla sınırlandırılıyor.

Sistem prim toplarken eşleri iki kişi, emekli aylığını öderken adeta bir buçuk kişi olarak görüyor.

Matematik Ortada: Rakamlar Ne Söylüyor?

2026 itibarıyla rakamlar şöyle:

  • Tek kişi için azami AHV aylığı: 2.520 CHF
  • Nikâhsız yaşayan iki kişinin toplam azami aylığı: 5.040 CHF
  • Resmî evli çiftin toplam azami aylığı: 3.780 CHF
Medeni durumKişi başına azami aylıkİki kişinin toplam azami aylığı
Nikâhsız birlikte yaşayan2.520 CHF5.040 CHF
Resmî evli çiftOransal olarak sınırlandırılır3.780 CHF

İki hane arasındaki azami fark ayda tam 1.260 CHF.

Aralık 2026’da ilk kez ödenecek 13. AHV aylığı da hesaba katıldığında, yıllık azami fark 16.380 CHF’ye ulaşacak.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Bu rakamlar, her iki kişinin de azami AHV aylığına hak kazandığı örnek için geçerlidir. Eksiksiz prim ödemiş olmak tek başına azami aylığı garanti etmez. AHV aylığı; prim süresi, çalışma hayatındaki ortalama gelir ile eğitim ve bakım kredilerine göre hesaplanır.

Ancak şartları aynı olan iki çift arasında yalnızca resmî nikâh nedeniyle böylesine büyük bir fark oluşması adil midir?

Gerekçe olarak evli çiftlerin aynı evde yaşadığı ve giderlerini paylaştığı söyleniyor. Fakat nikâhsız çiftler de aynı çatıyı, kirayı, mutfağı, elektriği ve ısınma giderlerini paylaşıyor.

Onlar iki ayrı kişi kabul edilirken, evli çiftler neden bir buçuk kişi sayılıyor?

Vergideki “Evlilik Cezası” İçin Halk Kararını Verdi

Evli çiftlerin karşılaştığı dezavantaj yalnızca AHV ile sınırlı değildi. Mevcut vergi sisteminde eşlerin gelirleri birlikte hesaplandığı için, özellikle her iki eşin de çalıştığı bazı evli çiftler nikâhsız çiftlere göre daha yüksek vergi ödeyebiliyor.

Ancak İsviçre halkı bu konuda önemli bir karar verdi. Bireysel vergilendirme yasası, 8 Mart 2026’daki halk oylamasında yüzde 54,23 “evet” oyuyla kabul edildi.

Yeni sistemle birlikte evli kişiler de gelirlerini ayrı ayrı beyan edecek. Düzenlemenin en geç 2032’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Böylece vergilendirmede medeni durumdan kaynaklanan farklılıkların giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Şimdi benzer bir adalet beklentisi, AHV’deki yüzde 150 evli çift tavanı için de devam ediyor.

“Kâğıt Üzerinde Boşanmak” Çözüm mü?

Sistemin oluşturduğu ekonomik baskı nedeniyle bazı çiftlerin emeklilik öncesinde resmî olarak boşandığı ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettiği sıkça konuşuluyor.

Bunun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin resmî bir istatistik bulunmuyor. Fakat insanların böyle bir yöntemi düşünmesi bile sorunun ciddiyetini göstermeye yetiyor.

Üstelik boşanmak kusursuz bir çözüm değil. İki kişinin de otomatik olarak azami AHV aylığı alacağı anlamına gelmiyor. Miras hakları, dul aylığı, mal paylaşımı ve 2. Sütun birikimlerinin bölüşülmesi bakımından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor.

İnsanların hak ettiklerini düşündükleri aylığı alabilmek için 30–40 yıllık evliliklerini kâğıt üzerinde bitirmeyi akıllarından geçirmeleri, sistemin vicdanını sorgulatması gereken bir durumdur.

3. Sütun Yoksa, Ev Kiraysa Nasıl Geçinilecek?

Kendine ait evi, yeterli birikimi ve 3. Sütun’u olmayan; 2. Sütun’dan da güçlü bir gelir elde edemeyen emekli bir çiftin yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de insanca geçinebilmesi neredeyse imkânsız.

Kira, iki kişinin zorunlu sağlık sigortası primleri, elektrik, ısınma, vergi, ulaşım ve mutfak masrafları alt alta yazıldığında para ay bitmeden tükenebiliyor.

İşte İsviçre’nin güçlü ve takdir edilmesi gereken sosyal devlet anlayışı burada devreye giriyor: Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayan emeklilere Ergänzungsleistungen, yani tamamlayıcı ödemeler sunuluyor.

Bu bir sadaka, lütuf veya klasik anlamda sosyal yardım değildir. Şartları karşılayan kişilere tanınmış yasal bir haktır. Bu desteğin bulunması, İsviçre sosyal güvenlik sisteminin en güçlü yönlerinden biridir.

Ancak başka bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Yeterli 2. ve 3. Sütun geliri bulunmayan birçok emeklinin Ergänzungsleistungen olmadan İsviçre’de temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması, normal AHV aylıklarının yeterliliğini ciddi biçimde sorgulatıyor.

Emeklilerin de dışarıda bir kahve içmeye, torunlarına küçük bir hediye almaya, dostlarıyla buluşmaya ve yılda birkaç gün dinlenmeye hakkı var. İnsan ömrü yalnızca kira, sağlık sigortası ve market faturası ödemekten ibaret olmamalı.

İsviçre’yi karalamak değil; güzel ve güçlü taraflarını takdir ederken eksik ve adil olmayan yönlerini de açıkça konuşmak gerekir.

Konu aslında oldukça önemli ve hassas. Her yönüyle ele almaya kalksak neredeyse roman yazmamız gerekir. Kısa yazınca “Şunları unutmuşsunuz, bunları yazmamışsınız” deniliyor; biraz ayrıntılı yazınca da “Çok uzun olmuş” eleştirisi geliyor. Bu nedenle önemli olan, verilmek istenen temel mesajı doğru anlamaktır.

Prim öderken iki kişi olarak değerlendirilen eşler, emeklilikte neden bir buçuk kişi muamelesi görüyor?

Sizce bu sistem adil mi? Kendine ait evi bulunmayan ve kirada yaşayan emekli bir çift, yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de geçinebilir mi?

Buyurun, görüşlerinizi ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın.

Continue Reading

Trendler