Connect with us

Gündem

Çocuk Dostu Otellerde İsviçre’nin Gururu

yazar

Published

on

Cemil Baysal – Kinderhotel.info, Avrupa’nın en çok tercih edilen 50 aile otelini altıncı kez belirledi. İsviçre’den bir otel de podyuma çıktı. Çocuk tatillerine odaklanmış olan kinderhotel.info, yılda beş milyon sayfa görüntülemesi olduğunu belirttiği platformunda, en iyi 50 çocuk dostu oteli ödüllendirdi. Otel değerlendirmesiyle ilgili kinderhotel.info’dan yapılan açıklamada, „Ödülümüz için aile otellerinin çocuk dostu tekliflerini titizlikle karşılaştırdık ve ayrıca konuk memnuniyetini detaylı bir şekilde analiz ettik“ denildi.

Top 50, ailelere yönelik olan, mükemmel çocuk bakımı, özel oyun ve boş zaman aktivitelerine sahip en iyi derecelendirilmiş aile otellerini temsil ettiği belirtiliyor. Portalın verilerine göre, 14 Avrupa ülkesinden toplamda 730 aile oteli değerlendirme sürecinde yer aldı. Ancak, Top 50 listesinde çoğunlukla Avusturya (33) ve birkaç Almanya (12), Güney Tirol (4) otelleri bulunurken, İsviçre’den sadece bir otel yer aldı ve bu otel listede yer aldı.

Dachsteinkönig – Familux Resort, Gosau (Yukarı Avusturya)

2024’ün en iyi 10 çocuk oteli:

  1. Dachsteinkönig – Familux Resort, Gosau (Yukarı Avusturya)
  2. Märchenhotel Braunwald, Braunwald (İsviçre)
  3. Familienhotel Oberkarteis, Hüttschlag (Salzburg)
  4. Familotel Sonnenpark, Willingen (Hessen)
  5. Oberjoch – Familux Resort, Bad Hindelang-Oberjoch (Bavyera)
  6. Kinder- & Gletscherhotel Hintertuxerhof, Hintertux (Tirol)
  7. Familotel Landhaus zur Ohe, Schönberg (Bavyera)
  8. Familien Resort Petschnighof, Diex (Kärnten)
  9. Familotel amiamo, Zell am See (Salzburg)
  10. Alpenrose – Familux Resort, Lermoos (Tirol)

Önde gelen üç oteli daha yakından tanıyalım:

  1. Familux Resort Dachsteinkönig, Gosau: Avrupa’nın en iyi aile oteli, yüksek memnuniyet oranıyla Gosau’da bulunan Familux Resort Dachsteinkönig. Tirol kökenli Mayer ailesi tarafından işletilen otel, çocuklar için 90 saate kadar haftalık çocuk bakımı, 2000 metrekarelik kapalı oyun alanı, 100 metrelik lastik su kaydırağı ve doğumun yedinci gününden itibaren bebek bakımı gibi çeşitli yaş gruplarına hitap eden olanaklar sunuyor. Dachstein’in eteklerinde bulunan otel, yüksek konuk memnuniyeti ve ailelere yönelik özel donanımıyla dikkat çekiyor.
  2. Märchenhotel Braunwald GL: Genel değerlendirmede ikinci en iyi aile oteli ve İsviçre’nin en iyi aile oteli Glarus kantonunda bulunuyor ve Nadja ve Patric Vogel tarafından işletiliyor. Masal gibi bir manzaraya sahip olan Braunwald, 1300 metre rakımda bulunuyor ve üç kuşaktır aile tarafından işletiliyor.

Kapalı havuzda tırmanma parkuru, Pinokyo şurup çeşmesi, her gün saat 18.00’de gerçekleşen masal saatleri ve yeni yapılan lebkuchen evindeki lama, alpaka ve keçiler, konuklar tarafından özellikle takdir edilen özellikler arasında yer alıyor. Bu kışın yeni eklenen sıcaklık kontrollü buz pateni pisti, İsviçre’deki diğer hiçbir otelde olmayan bir konsept olarak dikkat çekiyor.

  1. Familienhotel Oberkarteis, Hüttschlag, Salzburg: Hüttschlag’daki Bergsteiger köyünde bulunan ve Grossarl vadisinin ağzına yakın olan Familienhotel Oberkarteis, Avrupa genelinde üçüncü ve Salzburg eyaletinde birinci sırada yer alarak geçen yıla göre bir sıra yükseldi.

Viehhauser ailesi, 1973 yılında küçük bir pansiyon açtı ve 16 yıl önce çocuklu ailelere odaklanarak işlerini genişletti. Misafirler, otelin sunduğu geniş açık oyun alanı, oteldeki kayak eğitim alanı ve elbette birçok hayvanın bulunduğu çiftlikten çok etkileniyor. Sepp ve Renate Viehhauser, işletmelerini sürekli olarak geliştiriyor – geçtiğimiz günlerde, küçük misafirlerin her mevsim, hava koşullarından bağımsız olarak at binmelerine olanak tanımak için binicilik alanını kapalı hale getirdiler.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

Almanya’da Şoke Eden Karar: Kaya Çifti Sınır Dışı Edildi, 3 Küçük Çocuk Geride Kaldı!

yazar

Published

on

By

Almanya’da sığınma ve aile hukuku süreçlerinde yaşanan son gelişme, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Şırnak’ın Silopi ilçesinden gelerek Almanya’ya sığınma başvurusunda bulunan Özlem ve Metin Kaya çifti, yetkili mercilerin aldığı kararla çocuklarından koparılarak Türkiye’ye gönderildi. Yaşları 6 ay ile 3 yaş arasında değişen üç küçük çocuk ise Frankfurt’ta devlet korumasına alındı.

Sosyal medyada tartışma yaratan bu gelişme, asılsız bir söylenti değil; iki resmi kurumun aldığı kararların çakışması sonucu fiilen gerçekleşen resmi bir süreçtir.

📌 1. Kesinleşmiş ve Resmi Kararlar

* İltica Reddi ve Sınır Dışı Kararı (BAMF & Yabancılar Dairesi): Özlem ve Metin Kaya çiftinin iltica başvuruları Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından reddedildi. Yasal kalış hakları sona eren çift, 3 Ağustos tarihinde polis eşliğinde Türkiye’ye sınır dışı edildi.

* Geçici Velayet Askısı ve Vasi Atanması (Aile Mahkemesi & Jugendamt): Frankfurt Gençlik Dairesi (Jugendamt) ve Aile Mahkemesi (Familiengericht), çocukların velayetini ebeveynlerden geçici tedbir kararıyla aldı. Çocuklara resmi bir vasi atanması sebebiyle ebeveynlerin yasal temsil hakkı kalktı; çocuklar sınır dışı uçağına bindirilmeyerek Frankfurt’ta bir koruyucu aileye yerleştirildi.

⚖️ 2. Gerekçeler ve Tarafların İddiaları

* Gençlik Dairesi ve Yetkili Mahkemenin Gerekçesi: Yetkili kurum, mülteci yurdundaki barınma koşulları ve ailenin mevcut bakım şartlarının „çocuğun üstün yararı“ (Kindeswohl) ilkesine uygun olmadığını, çocukların güvenliği ve gelişimi açısından risk teşkil ettiğini ileri sürerek koruma kararı aldığını bildirdi.

* Ailenin İtirazı ve Savunması: Anne Özlem Kaya ve aile yakınları, „çocuklara bakamadıkları“ yönündeki suçlamaları reddetti. Yaşanan aksaklıkların mülteci yurdunun yetersiz fiziki koşullarından kaynaklandığını belirten aile, çocukların ellerinden haksız yere alındığını savundu.

* Sivil Toplum Tepkisi: Hessen Mülteci Konseyi başta olmak üzere sivil toplum örgütleri, Yabancılar Dairesi ile Gençlik Dairesi’nin koordinasyonsuzluğunu eleştirerek, iki kurumun kararları nedeniyle bir ailenin parçalanmasını bir skandal olarak nitelendirdi.

📄 3. Bundan Sonraki Hukuki Süreç ve Gelecek Senaryoları

* Velayet Davası ve Mahkeme Süreci: Ailenin avukatları, geçici velayet kararına karşı Aile Mahkemesi nezdinde itiraz davası açtı. Mahkeme, çocukların üstün yararı ile ailenin Türkiye’deki yaşam ve bakım şartlarını inceleyecek.

* Çocukların Türkiye’ye İadesi: Mahkemenin velayeti yeniden anne ve babaya vermesi halinde, 3 kardeş yetkililer ve vasi eşliğinde Türkiye’ye gönderilerek aile birliği yeniden sağlanabilecek. Bu süreçte konsolosluk ve diplomatik kanalların devreye girmesi bekleniyor.

* Koruma Kararının Sürmesi Riski: Mahkemenin çocukların Türkiye’ye gönderilmesini riskli bulması durumunda, velayet devlette kalmaya devam edebilir ve çocuklar Almanya’daki koruyucu ailede tutulabilir.

* Ebeveynlerin Durumu: Sınır dışı edildikleri için haklarında Schengen bölgesine giriş yasağı bulunan anne ve baba, Almanya’daki bu hukuki mücadeleyi Türkiye’den tayin ettikleri avukatlar üzerinden takip etmek durumundadır.

Continue Reading

Dünya

Berlin’de Korkunç Tecavüz Davası: Kadınları İlaçla Bayıltıp Görüntülediği İddia Ediliyor

yazar

Published

on

By

Kadınları İlaçla Bayıltıp Tecavüz Etti: 22 Eylemi İtiraf Etti, Dosyada 58 Kadın Var

⚖️ Ne oldu? Berlin’de 68 yaşındaki Frank S., kadınlara ilaç vererek tecavüz ettiği ve saldırıları kaydettiği suçlamasıyla hâkim karşısına çıktı.

💾 Kaç mağdur var? Savcılık 2016-2022 yılları arasındaki 22 eylem üzerinden dava açtı. Ancak ele geçirilen görüntülerde 58 kadına yönelik muhtemel suçların bulunduğu bildirildi.

🗣️ Sanık ne dedi? Frank S., duruşmanın başlangıcında tecavüz suçlamalarını kabul etti. Kadınlara ilaç verildiği iddiasına ilişkin açıklamayı ise daha sonra yapacağını belirtti.

Berlin’de görülen dava, Alman kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Savcılığa göre elektrikçilik eğitimi alan, bekâr ve iki yetişkin kız babası olan Frank S., kadınlarla internet üzerinden tanışarak onları evine davet etti.

Sanığın, ilaçları alkollü içeceklerde eriterek kadınları kendilerini savunamayacak duruma getirdiği, ardından cinsel saldırıda bulunduğu ileri sürülüyor. İddianamede, bazı kadınların ilaçların etkisi altındayken direnmeye çalışmasına rağmen sanığın eylemlerini sürdürdüğü belirtiliyor. Saldırıların yatak odasına yerleştirilen kamera ve cep telefonuyla kaydedildiği, görüntülerin başka erkeklerle paylaşıldığı iddia ediliyor.

Mağdurların bir bölümünün başlarına gelenleri ancak soruşturma sırasında öğrendiği bildirildi. Berlin Savcılığı sanığı tecavüz, tehlikeli yaralama ve özel hayatın gizliliğini ihlal dâhil 22 ayrı eylemle suçluyor.

Frank S.’nin avukatı duruşmada üç cümleden oluşan kısa bir açıklama okudu. Sanık tecavüzleri kabul ederken, ilaç kullanıldığı yönündeki suçlamalar hakkında daha sonra konuşacağını ve şimdilik soruları yanıtlamayacağını bildirdi.

Soruşturma, Alman kamu yayıncısı NDR’de görevli gazetecilerin elde ettiği bilgiler üzerine başladı. Polis, sanığın evinde yaptığı aramalarda sabit diskler, telefonlar ve çeşitli dijital materyaller ele geçirdi. Yatak odasında sürekli yatağa yöneltilmiş bir kamera bulunduğu, incelemelerde birkaç terabaytlık görüntüye ulaşıldığı açıklandı.

Bir polis memurunun mahkemedeki ifadesine göre sanık, kadınların adları ve yaşadıkları yerlerle ayrı dijital klasörler oluşturdu. Sanık Mart 2026’dan bu yana tutuklu bulunuyor.

Frank S. hakkındaki suçlamalara ilişkin nihai kararı Berlin Eyalet Mahkemesi verecek.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de “Evlilik Cezası”: Emeklilikte İki Artı İki Neden Dört Etmiyor?

yazar

Published

on

By

Çalışırken 1+1=2; emeklilikte ise evli çiftler için 1+1=1,5 ediyor.

Cemil Baysal http://instagram.com/cemil_baysal

40 yılı aşkın süredir İsviçre’de yaşıyorum. Bu ülkenin düzenini, refahını ve güçlü sosyal devlet anlayışını yakından biliyorum. Amacım kesinlikle İsviçre’yi kötülemek değil; iyi işleyen bu sistemin içinde yıllardır tartışılan, insanları mağdur eden bir adaletsizliğe dikkat çekmek.

Bazen çevremdeki emeklilerle oturup sohbet ederken açıkça soruyorum:

“Bu hayat pahalılığında nasıl geçiniyorsunuz?”

Cevap neredeyse her zaman aynı:

“Her şeyden tasarruf ediyoruz. Boğazımızdan kısıyor, sosyal hayattan vazgeçiyor ve her kuruşun hesabını yapıyoruz…”

Bu sıkıntı yalnızca İsviçre’ye özgü değil. Almanya, Hollanda ve Avrupa’nın birçok ülkesinde insanlar, emeklilik yaşı yaklaşırken Türkiye, İspanya, Yunanistan veya Tayland gibi yaşam maliyetlerinin daha düşük olduğu ülkelere taşınma planları yapıyor.

Ancak ülke değiştirmek de sanıldığı kadar kolay değil. Vergilendirme ve sağlık sigortası koşulları gidilecek ülkeye, vatandaşlığa ve ikili anlaşmalara göre değişiyor. İsviçre’de geçimini sağlayamayan emeklilere verilen Ergänzungsleistungen ise yurt dışına taşınıldığında devam etmiyor.

İnsanlar böylece İsviçre’deki yüksek yaşam maliyetleri ile yurt dışında kaybedecekleri sosyal güvenceler arasında kalıyor. İnsanın gençliğini, emeğini, vergisini ve primini verdiği ülkeden yaşlılığında geçinememe korkusuyla ayrılmayı düşünmesi ne kadar acı!

Prim Alırken İki Kişi, Aylık Öderken Bir Buçuk Kişi

İsviçre’de yıllardır siyasetin gündeminden düşmeyen bir sorun var:

“Heiratsstrafe”, yani evlilik cezası.

Karı koca çalışma hayatları boyunca ayrı ayrı çalışıyor ve kazançları üzerinden ayrı ayrı AHV primi ödüyor. Primler maaş bordrolarından kesilirken her iki eş de bağımsız birer sigortalı olarak değerlendiriliyor.

Başka bir ifadeyle, primler alınırken kadın da erkek de ayrı birer kişi. Ancak emeklilik zamanı geldiğinde evli çiftin toplam AHV aylığı yüzde 150 tavanıyla sınırlandırılıyor.

Sistem prim toplarken eşleri iki kişi, emekli aylığını öderken adeta bir buçuk kişi olarak görüyor.

Matematik Ortada: Rakamlar Ne Söylüyor?

2026 itibarıyla rakamlar şöyle:

  • Tek kişi için azami AHV aylığı: 2.520 CHF
  • Nikâhsız yaşayan iki kişinin toplam azami aylığı: 5.040 CHF
  • Resmî evli çiftin toplam azami aylığı: 3.780 CHF
Medeni durumKişi başına azami aylıkİki kişinin toplam azami aylığı
Nikâhsız birlikte yaşayan2.520 CHF5.040 CHF
Resmî evli çiftOransal olarak sınırlandırılır3.780 CHF

İki hane arasındaki azami fark ayda tam 1.260 CHF.

Aralık 2026’da ilk kez ödenecek 13. AHV aylığı da hesaba katıldığında, yıllık azami fark 16.380 CHF’ye ulaşacak.

Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekir: Bu rakamlar, her iki kişinin de azami AHV aylığına hak kazandığı örnek için geçerlidir. Eksiksiz prim ödemiş olmak tek başına azami aylığı garanti etmez. AHV aylığı; prim süresi, çalışma hayatındaki ortalama gelir ile eğitim ve bakım kredilerine göre hesaplanır.

Ancak şartları aynı olan iki çift arasında yalnızca resmî nikâh nedeniyle böylesine büyük bir fark oluşması adil midir?

Gerekçe olarak evli çiftlerin aynı evde yaşadığı ve giderlerini paylaştığı söyleniyor. Fakat nikâhsız çiftler de aynı çatıyı, kirayı, mutfağı, elektriği ve ısınma giderlerini paylaşıyor.

Onlar iki ayrı kişi kabul edilirken, evli çiftler neden bir buçuk kişi sayılıyor?

Vergideki “Evlilik Cezası” İçin Halk Kararını Verdi

Evli çiftlerin karşılaştığı dezavantaj yalnızca AHV ile sınırlı değildi. Mevcut vergi sisteminde eşlerin gelirleri birlikte hesaplandığı için, özellikle her iki eşin de çalıştığı bazı evli çiftler nikâhsız çiftlere göre daha yüksek vergi ödeyebiliyor.

Ancak İsviçre halkı bu konuda önemli bir karar verdi. Bireysel vergilendirme yasası, 8 Mart 2026’daki halk oylamasında yüzde 54,23 “evet” oyuyla kabul edildi.

Yeni sistemle birlikte evli kişiler de gelirlerini ayrı ayrı beyan edecek. Düzenlemenin en geç 2032’de yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Böylece vergilendirmede medeni durumdan kaynaklanan farklılıkların giderilmesi yönünde önemli bir adım atılmış oldu. Şimdi benzer bir adalet beklentisi, AHV’deki yüzde 150 evli çift tavanı için de devam ediyor.

“Kâğıt Üzerinde Boşanmak” Çözüm mü?

Sistemin oluşturduğu ekonomik baskı nedeniyle bazı çiftlerin emeklilik öncesinde resmî olarak boşandığı ancak aynı evde birlikte yaşamaya devam ettiği sıkça konuşuluyor.

Bunun ne kadar yaygın olduğuna ilişkin resmî bir istatistik bulunmuyor. Fakat insanların böyle bir yöntemi düşünmesi bile sorunun ciddiyetini göstermeye yetiyor.

Üstelik boşanmak kusursuz bir çözüm değil. İki kişinin de otomatik olarak azami AHV aylığı alacağı anlamına gelmiyor. Miras hakları, dul aylığı, mal paylaşımı ve 2. Sütun birikimlerinin bölüşülmesi bakımından ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabiliyor.

İnsanların hak ettiklerini düşündükleri aylığı alabilmek için 30–40 yıllık evliliklerini kâğıt üzerinde bitirmeyi akıllarından geçirmeleri, sistemin vicdanını sorgulatması gereken bir durumdur.

3. Sütun Yoksa, Ev Kiraysa Nasıl Geçinilecek?

Kendine ait evi, yeterli birikimi ve 3. Sütun’u olmayan; 2. Sütun’dan da güçlü bir gelir elde edemeyen emekli bir çiftin yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de insanca geçinebilmesi neredeyse imkânsız.

Kira, iki kişinin zorunlu sağlık sigortası primleri, elektrik, ısınma, vergi, ulaşım ve mutfak masrafları alt alta yazıldığında para ay bitmeden tükenebiliyor.

İşte İsviçre’nin güçlü ve takdir edilmesi gereken sosyal devlet anlayışı burada devreye giriyor: Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamayan emeklilere Ergänzungsleistungen, yani tamamlayıcı ödemeler sunuluyor.

Bu bir sadaka, lütuf veya klasik anlamda sosyal yardım değildir. Şartları karşılayan kişilere tanınmış yasal bir haktır. Bu desteğin bulunması, İsviçre sosyal güvenlik sisteminin en güçlü yönlerinden biridir.

Ancak başka bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Yeterli 2. ve 3. Sütun geliri bulunmayan birçok emeklinin Ergänzungsleistungen olmadan İsviçre’de temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaması, normal AHV aylıklarının yeterliliğini ciddi biçimde sorgulatıyor.

Emeklilerin de dışarıda bir kahve içmeye, torunlarına küçük bir hediye almaya, dostlarıyla buluşmaya ve yılda birkaç gün dinlenmeye hakkı var. İnsan ömrü yalnızca kira, sağlık sigortası ve market faturası ödemekten ibaret olmamalı.

İsviçre’yi karalamak değil; güzel ve güçlü taraflarını takdir ederken eksik ve adil olmayan yönlerini de açıkça konuşmak gerekir.

Konu aslında oldukça önemli ve hassas. Her yönüyle ele almaya kalksak neredeyse roman yazmamız gerekir. Kısa yazınca “Şunları unutmuşsunuz, bunları yazmamışsınız” deniliyor; biraz ayrıntılı yazınca da “Çok uzun olmuş” eleştirisi geliyor. Bu nedenle önemli olan, verilmek istenen temel mesajı doğru anlamaktır.

Prim öderken iki kişi olarak değerlendirilen eşler, emeklilikte neden bir buçuk kişi muamelesi görüyor?

Sizce bu sistem adil mi? Kendine ait evi bulunmayan ve kirada yaşayan emekli bir çift, yalnızca AHV aylığıyla İsviçre’de geçinebilir mi?

Buyurun, görüşlerinizi ve tecrübelerinizi yorumlarda paylaşın.

Continue Reading

Trendler