İsviçre
AB Ülkelerine Seyahatte Gümrük Kuralları: İşte Bilmeniz Gerekenler
Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasındaki gümrük kuralları ve limitler, mücevherden paraya, hediyelik eşyadan, giysilere ve gıdaya kadar geniş bir yelpazede değişiklik gösteriyor. Bu kurallara dikkat etmeyenler zaman zaman yüklü cezalar ödemek durumunda kalabiliyor. Sıla yoluna çıkmadan önce bilinmesi gerekenler ve gümrük kurallarını Camia Haber okurları için derledi.

Gümrüklerde seyahat edenlerin dikkat etmesi gereken önemli konulardan biri, Avrupa Birliği’‘nin gümrük mevzuatıdır. AB gümrük kuralları, seyahat eden herkes için geçerlidir ve bu kurallara uyulmaması durumunda ciddi cezalarla karşılaşılabilir.
Özellikle AB ülkelerine seyahat ederken, kişisel eşyaların yanı sıra taşınan para, değerli eşyalar, tütün ürünleri ve diğer ürünler konusunda belirlenen sınırlamalara ve kurallara uyulması gerekmektedir. Bu kurallara uyulmaması hâalinde, gümrük kontrollerinde cezai yaptırımlarla karşılaşılabilir.
PARA VE DEĞERLİ EŞYALAR
AB ülkelerine seyahat edenlerin gümrükte dikkat etmeleri gereken önemli konulardan biri para ve değerli eşyalar. Kontrollerde tespit edilen 10 bin.000 Euro üzerindeki paraların ve değerli eşyaların kaynağı sorgulanıyor ve bildirilmemesi hâalinde ciddi cezalara maruz kalınabiliyor.
ALTIN VE GÜMÜŞ
Son dönemlerde özellikle Türkiye’den Almanya’ya seyahatlerde bir çokbirçok Türkiye kökenli vatandaş, gümrük yetkilileri tarafından faturasız altın takılarla yakalanıyor. Mesela Son olarak Türkiye’den Almanya’ya seyahat eden 23 yaşındaki bir Türkiye kökenlinin bavulundan altın kemer çıktı. Altın kemerin değeri mevcut altın değerine göre belirlenirken, bin 400 Euro’luk da ithalat vergisi hesabı çıktı. Gümrük yetkilileri kemere, yolcunun vergiyi ödeyememesi nedeniyle el koydu.
Almanya’da gümrük kuralları konusunda dikkat edilmesi gereken daha bir çokbirçok detay var. Üçüncü ülkelere yapılan seyahatlerde, takı veya altınlar 300 Euro değerini aştığında giriş ve çıkışlarda bunu yazılı bildirmek büyük önem arz ediyor. Gemi veya uçakla seyahatlerde ise bu sınır 430 Euro oluyor.
Altın ve gümüş, üçüncü ülkelerde ticari mal olarak kabul edildiğinden, girişlerin yazılı olarak bildirilmesi gerekiyor. Bu bağlamda, 15 yaş altı kişiler için belirlenen sınır ise 175 Euro olarak dikkat çekiyor.
Vergi miktarı, malın türü ve değerine göre belirleniyor. İthal edilen malın değeri 700 Euro’nun altında ise, genellikle yüzde 17.5 oranında bir vergi alınırken, bu oran istisnai durumlarda yüzde 15 olabiliyor. Gümrük muafiyetinden yararlanabilmek için ise tüm ithal edilen malların toplam değeri bin 200 Euro’yu geçmemeli. Gümrüklerin yanı sıra AB’ye girişlere ayrıca yüzde 19’luk KDV ödenmeli.
Almanya’ya yatırım altını olarak adlandırılan ve en az 995 bin saflıktaki külçe altınlar ise söz konusu KDV’den muaf tutulabilirler. Aynı durum en az 900 bin saflıkta ve 1800 yılından sonra damgalanan, üretildiği ülkede yasal ödeme aracı olan madeni paralar için de geçerli.
Altın takılarda ise 300 veya 430 Euro’luk muafiyet sınırı aşıldığında yüzde 2.5 gümrük vergisi uygulanıyor. Altın kaplamalı kıymetli madenler üzerindeki altın takılar ise genel itibariyle yüzde 4’lük gümrük vergisine tabi tutuluyor.
Toparlamak gerekirse AB ülkelerine giriş yapanlar için altın ve gümüş gibi değerli metallerin 300 veya 430 Euro’yu aşması durumunda yazılı olarak bildirilmesi gerekiyor. Vergi miktarı ise ithal edilen malın değerine göre belirleniyor ve genellikle yüzde 17.5 oranında. Ancak, bazı altınlar KDV’den muaf tutulabilir. Örneğin, yatırım altınları olarak geçen 995 bin saflıktaki külçe altınlar KDV’den muaf tutulabilirken, altın takılarda ise yüzde 2.5 veya yüzde 4 gümrük vergisi uygulanıyor.
DİKKAT! GÜMRÜKTE BEYAN EDİLMEYEN PARALARA EL KONULUYOR
Gümrüklerde 10 bin Euro belli bir miktarın üzerindeki paraların beyan edilmemesi durumunda paralara el konuluyor. Bu durum, seyahat edenler arasında endişe yaratıyor. Gümrük yetkilileri, seyahat öncesinde gümrük kurallarını dikkatlice incelemeyi ve gerektiğinde paraları beyan etmeyi hatırlatıyor.
CEP TELEFONU İÇİN LİMİTLER
Kimlik numaranıza kayıtlı hatlarla kullanmanız şartıyla cep telefonu getirebilirsiniz. Yolcunun yanında ve aktif olarak kullandığı diğer telefonları için gümrüklerde herhangi bir yaptırım uygulanmıyor. Ancak ticari veya hediye maksatlı kullanım yasağı var. İkinci telefonun aktif olmaması ve hediye maksatlı getirilmesi durumunda, bu cihazın yurda girişine izin verilmeyeceği gibi, söz konusu cihazın gümrük ambarına alınacağı bilgisi de T.C. Gümrükler Genel Müdürlüğü sayfasında mevcut.
Telefona, kıymetine bakılmaksızın muafiyet tanınır. Ancak cihazın IMEI kaydının 120 gün içerisinde yapılması gerekir..
ÇEYİZ VE ELBİSE
Türkiye’‘den AB’ye seyahat ederken, kişisel kullanım için getirilen giysi ve çeyiz eşyalarında herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır. Ancak, ticari amaçla giysi ithal ederken gümrük vergisi ve diğer vergiler uygulanabilir.
TÜTÜN ÜRÜNLERİ
Seyahat edenlerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu ise tütün ürünleri. AB ülkelerine seyahat edenler, kişisel kullanım amaçlı belirli miktarlarda tütün ürünü getirebiliyorlar. Bu miktarlar 200 adet sigara, 50 adet yaprak sigara veya 250 gram pipo tütünü şeklinde belirlenmiş durumda. Ancak, belirlenen miktarlar aşıldığında gümrükte cezai yaptırımlarla karşılaşılabiliyor.
GIDA ÜRÜNLERİ
Türkiye’den Avrupa Birliği (AB) ülkelerine seyahat edenler, gıda ürünleri konusunda dikkat etmeleri gereken bazı yasaklarla karşı karşıya olabilirler. AB gümrük kurallarına uyulmaması hâlinde ciddi cezalara maruz kalabilirler.
Gümrükten sokulması yasaklı gıda maddeleri genellikle AB’nin sağlık ve güvenlik standartlarına uymayan veya belirli hastalıkları veya zararlı organizmaları yayabilecek potansiyel risk taşıyan ürünlerden oluşuyor.
Hayvansal ürünlerin başında gelen peynir, AB ülkelerine sokulması yasaklanmıştır. Bu nedenle, yolcuların seyahatleri sırasında herhangi bir hayvansal ürün bulundurmaması önemlidir. Bal, sucuk, ve pastırma gibi ürünler de giriş yasakları arasında yer almaktadır.
Özetlemek gerekirse: Çay, kahve, çikolata, şeker mamülü ürünlerin her birinden 1’’er kilogram getirme hakkınız vardır. Et ve süt ürünlerini ise, yolcu beraberinde getirilemez.
HEDİYELİK EŞYALAR
Bununla birlikte, gümrükte hediyelik eşyaların da titizlikle kontrol edildiği unutulmamalıdır. Özellikle, zeytinyağı gibi ürünlerin getirilmesi de bazı durumlarda sorun yaratabilir. Bu sebeple, her yolcunun sadece kendi tüketimine yetecek kadar ürün getirmesi gerektiği yetkili makamlarca hatırlatılmaktadır.
DİĞER ÜRÜNLER (PARFÜM, ELEKTRONİK EŞYALAR VB.)
Deniz ve hava yoluyla seyahat edenler için değeri 430 Euvro’ya kadar olan ürünler gümrüksüz olarak getirilebiliyor. Ancak, belirlenen değerlerin üzerindeki ürünlerin gümrükte beyan edilmesi önem taşıyor.
600 ml’yi aşmamak kaydıyla kolonya, parfüm, lavanta, esans veya losyon ile 5 adet cilt bakım ürünü ve makyaj malzemesini beraberinizde getirebilirsiniz.
KULLANILAN İLAÇLAR
Seyahat edenlerin ilaç taşıma kuralları konusunda bilgi sahibi olmaları önemlidir. Kişiler, seyahatleri sırasında kullanacakları miktarda ilacı yanlarında taşıyabiliyorlar. Ancak, reçeteli ilaçlar için reçete örneğinin bulundurulması tavsiye ediliyor. Bu sayede herhangi bir sorun yaşanmadan ilaçların gümrükten geçirilmesi sağlanabiliyor.
EVCİL HAYVANLARLA SEYAHAT
AB yönetmeliğine göre, evcil hayvanların kuduz aşıları ve kimlik tanımlamalarının (mikroçip veya dövme) yapılmış olması gerekiyor. Türkiye’den AB’ye giriş yapacak evcil hayvanlar için ek kuduz titreme testi gerekiyor.
AB GÜMRÜK KURALLARI DEĞİŞİKLİK GÖSTEREBİLİYOR
Gümrük kuralları ve limitleri, AB ve Türkiye’‘nin ticaret politikaları ve uluslararası anlaşmalarına bağlı olarak zaman zaman değişiklik gösterebiliyor. Güncel bilgilere erişmek için ilgili makamlardan veya gümrük yetkililerinden bilgi alınması önemlidir. Seyahatlerinin sorunsuz ve güvenli bir şekilde geçmesi için bu kurallara uymak gerekiyor.(ty)
AvrupaBirliği #AB #GümrükKuralları #Seyahat #GümrükYasaları #GümrükKontrolü #TürkiyeAB #GümrükCeza #Mücevher #AltınTakı #DeğerliEşya #GıdaKuralları #HediyelikEşya #Giysi #TütünÜrünleri #CepTelefonu #GümrükMevzuatı #KDV #GümrükCezası #SeyahatKuralları
İsviçre
İSVİÇRE’DE 4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİNDE YENİ GELİŞME! TÜRKİYE VATANDAŞLARINI DA İLGİLENDİREN TEKLİFTE GÖZLER KASIM AYINDA
Haber: Cemil Baysal instagram
İsviçre’de yabancı çalışanlar için en az 4.000 franklık göç katkı payı alınmasını öngören teklifte yeni bir aşamaya geçildi. Eyaletler Meclisinin 29 Eylül’de desteklediği düzenleme, Ulusal Meclis komisyonunda değerlendiriliyor. 21 Ekim’de yapılan görüşmelerin ardından kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılması, gözleri yeni toplantılara çevirdi. Teklif, belirli koşullarda Türkiye vatandaşlarını da kapsayabilecek. Ancak düzenleme henüz yasalaşmadı.
BERN | 2 KASIM 2026
İsviçre’de göç politikasını ve yabancı iş gücü istihdamını doğrudan etkileyebilecek 4.000 franklık göç katkı payı önerisinde yeni gelişmeler yaşanıyor.
İsviçre Parlamentosunun üst kanadı Eyaletler Meclisi (Ständerat), 29 Eylül 2026 tarihinde ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar için en az 4.000 franklık mali katkı uygulanmasını desteklemişti.
Teklif, çalışanların yanı sıra serbest meslek sahiplerini ve aile birleşimiyle İsviçre’ye gelecek yetişkinleri de ilgilendiriyor.
Ancak düzenleme henüz yürürlüğe girmiş değil.
Son olarak Ulusal Meclisin ilgili komisyonu, 21 Ekim 2026 tarihinde İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar paketini değerlendirdi. Göç katkı payı konusundaki kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılmasıyla teklif yeniden gündeme geldi.
Komisyonun 5–6 Kasım tarihlerinde çalışmalarını sürdürmesi ve kasım ayı ortasına kadar değerlendirmelerini tamamlaması bekleniyor.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde yapılacak görüşmeler, düzenlemenin geleceği açısından önem taşıyor.
4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİ NEDİR?
İsviçre’de tartışılan düzenleme, Almanca Zuwanderungsabgabe olarak adlandırılıyor.
Türkçeye “göç katkı payı” veya “göç vergisi” olarak çevrilebilen teklif, belirli koşullarda ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar için mali yükümlülük getirilmesini amaçlıyor.
Teklifin temel hedefi, İsviçre’ye yönelik göçün ekonomik ve sosyal etkilerini kontrol altında tutmak.
Düzenlemeyi destekleyenlere göre işverenlerin yurt dışından personel getirme maliyetinin artırılması, İsviçre’de hâlihazırda bulunan iş gücünün daha fazla değerlendirilmesini sağlayabilir.
Ancak iş dünyası temsilcileri, bu yaklaşımın şirketlerin maliyetlerini artırabileceği ve personel bulmayı zorlaştırabileceği görüşünde.
29 EYLÜL’DE NE KARAR ALINDI?
Eyaletler Meclisi, 29 Eylül 2026 tarihinde göç katkı payını destekledi.
Kabul edilen yaklaşımda üç önemli mali yükümlülük öngörülüyor.
Yabancı çalışanlar: İsviçre’ye yeni getirilecek çalışanlar için en az 4.000 franklık katkı payı gündemde.
Serbest meslek sahipleri: İsviçre’ye kendi işini kurmak veya bağımsız çalışmak amacıyla yerleşen kişilerin katkı payını kendilerinin ödemesi öngörülüyor.
Aile birleşimiyle gelecek yetişkinler: En az 2.000 franklık katkı payı uygulanması teklif ediliyor.
Ancak bu tutarlar henüz yürürlükteki bir ödeme yükümlülüğünü ifade etmiyor.
Teklifin yasalaşması, kapsamının netleşmesi ve uygulanması için ek siyasi ve hukuki süreçlerin tamamlanması gerekiyor.
21 EKİM’DEKİ YENİ GELİŞME NE?
21 Ekim 2026 tarihinde Ulusal Meclisin Dış Politika Komisyonu, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar paketini değerlendirmeye devam etti.
Bu görüşmelerde göçün kontrolüne ilişkin düzenlemeler de gündemdeydi.
Ancak 4.000 franklık göç katkı payı konusunda kesin komisyon kararı alınmadı.
Değerlendirmenin kasım ayına bırakılmasıyla düzenlemenin geleceği yeniden tartışma konusu oldu.
Komisyonun 5–6 Kasım tarihlerinde çalışmalarına devam etmesi ve kasım ayı ortasına kadar dosyayı sonuçlandırmayı hedeflemesi bekleniyor.
Bu süreçte teklifin mevcut biçimiyle korunması, değiştirilmesi veya desteklenmemesi gibi farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.
Dolayısıyla 21 Ekim’deki gelişme, 4.000 franklık verginin kabul edilmesi değil, teklifin parlamentodaki inceleme sürecinin devam etmesidir.
4.000 FRANKI ÇALIŞAN MI, İŞVEREN Mİ ÖDEYECEK?
Teklifin en çok merak edilen noktalarından biri ödemenin kimin tarafından yapılacağı.
Eyaletler Meclisinin desteklediği modele göre İsviçre’ye yurt dışından yeni bir çalışan getiren işveren, en az 4.000 franklık katkı payını karşılayacak.
Örneğin İsviçre’de faaliyet gösteren bir şirketin Türkiye’den bir çalışan istihdam etmesi durumunda, teklif yürürlüğe girer ve ilgili koşullar oluşursa şirketin bu katkı payını ödemesi gerekebilir.
Serbest meslek sahibi olarak İsviçre’ye yerleşen kişiler için ise ödemenin doğrudan ilgili kişi tarafından yapılması öngörülüyor.
Ancak katkının tek seferlik mi yoksa tekrarlanan bir ödeme mi olacağı ve uygulamadaki istisnalar henüz kesinleşmiş değil.
AİLE BİRLEŞİMİNE 2.000 FRANKLIK KATKI PAYI
Teklifin dikkat çeken bir diğer maddesi aile birleşimi.
Eyaletler Meclisinin desteklediği düzenleme, aile birleşimi yoluyla İsviçre’ye gelecek yetişkinler için en az 2.000 franklık katkı payı öngörüyor.
Bu durum, İsviçre’de yaşayan bir kişinin eşini veya ilgili koşulları karşılayan yetişkin aile üyesini ülkeye getirmek istemesi hâlinde önem kazanabilir.
Ancak hangi aile birleşimi başvurularının kapsama alınacağı, istisnaların bulunup bulunmayacağı ve ödemenin kim tarafından yapılacağı henüz kesin olarak belirlenmiş değil.
Federal Hükümet, aile birleşimiyle gelen kişilerden katkı alınmasına ilişkin çekincelerini dile getirmişti.
Bu nedenle söz konusu madde, parlamentodaki görüşmelerde tartışılmaya devam edebilecek başlıklar arasında bulunuyor.
TÜRKİYE VATANDAŞLARI DA KAPSAMA GİRECEK Mİ?
Teklif yalnızca Avrupa Birliği vatandaşlarını ilgilendirmiyor.
Eyaletler Meclisinin desteklediği yaklaşım, belirli koşullarda AB dışındaki ülkelerin vatandaşlarının da göç katkı payı kapsamına alınmasını öngörüyor.
Türkiye vatandaşları da İsviçre göç hukukunda genel olarak üçüncü ülke vatandaşları kategorisinde değerlendiriliyor.
Bu nedenle düzenleme yasalaşır ve uygulanması için gerekli koşullar oluşursa Türkiye’den İsviçre’ye yeni gelecek bazı kişiler de etkilenebilir.
Özellikle üç grup açısından gelişmeler önem taşıyor:
Türkiye’den İsviçre’ye çalışmaya gelecek kişiler: İşverenlerin yeni katkı payıyla karşılaşması söz konusu olabilir.
İsviçre’de serbest meslek faaliyeti başlatmak isteyenler: Katkı payını kendilerinin ödeme yükümlülüğü gündeme gelebilir.
Aile birleşimiyle İsviçre’ye gelecek yetişkinler: En az 2.000 franklık katkı payı uygulanması ihtimali bulunuyor.
Ancak bunlar mevcut durumda yürürlükte olan zorunluluklar değil, teklifin olası sonuçlarıdır.
İSVİÇRE’DE ZATEN YAŞAYAN TÜRKİYE VATANDAŞLARI 4.000 FRANK ÖDEYECEK Mİ?
Hayır, mevcut teklif İsviçre’de yaşayan bütün Türkiye vatandaşlarından 4.000 frank tahsil edilmesini öngören genel bir vergi değil.
Düzenleme, belirli koşullarda ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar ve aile birleşimi başvurularıyla bağlantılı.
Bu nedenle İsviçre’de hâlihazırda B veya C oturum izniyle yaşayan kişilerin yalnızca yabancı vatandaş oldukları için 4.000 frank ödemeleri gerektiği yönündeki iddialar doğru değil.
Bugün mevcut oturum sahiplerine yönelik böyle bir genel tahsilat kararı bulunmuyor.
VERGİ HANGİ KOŞULLARDA UYGULANABİLİR?
Göç katkı payı önerisi, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar kapsamında öngörülen özel koruma mekanizmasıyla bağlantılı.
Almanca Schutzklausel olarak adlandırılan bu mekanizma, göçün İsviçre üzerinde ciddi ekonomik veya sosyal sorunlara yol açması durumunda belirli önlemler alınabilmesini amaçlıyor.
Bu çerçevede göç rakamları, iş gücü piyasasındaki gelişmeler, işsizlik ve sosyal yardım göstergeleri önem taşıyor.
Ancak bu göstergelerde artış yaşanması, 4.000 franklık katkı payının otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmiyor.
Öncelikle ilgili hukuki koşulların oluşması ve yetkili makamların gerekli kararları alması gerekiyor.
Dolayısıyla katkı payı, bütün yabancılar için sürekli uygulanan genel bir vergi olarak tasarlanmıyor.
FEDERAL HÜKÜMETİN ÇEKİNCELERİ NELER?
İsviçre Federal Hükümeti, göçün kontrolü için mali araçların kullanılabileceğini kabul etmekle birlikte, teklifin uygulanmasına ilişkin hukuki ve idari sorunlara dikkat çekiyor.
Özellikle şu sorular önem taşıyor:
- Katkı payı hangi durumlarda tahsil edilecek?
- Ödemeden kim sorumlu olacak?
- Hangi kişilere istisna tanınacak?
- Aile birleşiminde katkı payı uygulanması hukuken nasıl düzenlenecek?
- Tahsilat işlemleri işverenler ve kamu kurumları için ne kadar ek bürokrasi oluşturacak?
Bu konuların netleşmemiş olması, teklifin parlamentodaki görüşmelerde değişebileceğini gösteriyor.
İŞVERENLER VE EKONOMİ NASIL ETKİLENEBİLİR?
İsviçre ekonomisi, bazı sektörlerde yurt dışından gelen çalışanlara ihtiyaç duyuyor.
Özellikle uzmanlık gerektiren mesleklerde uluslararası iş gücü önemli rol oynuyor.
Göç katkı payının yürürlüğe girmesi hâlinde, şirketlerin yurt dışından personel istihdam etme maliyetleri artabilir.
Teklifi destekleyenler, bunun işverenleri İsviçre’deki mevcut iş gücünü daha fazla değerlendirmeye yöneltebileceğini savunuyor.
Karşı çıkanlar ise ek maliyetlerin şirketlerin rekabet gücünü zayıflatabileceği ve personel açığı bulunan sektörlerde sorun yaratabileceği görüşünde.
Bu nedenle düzenleme yalnızca göçmenleri değil, İsviçre’de faaliyet gösteren işletmeleri de ilgilendiriyor.
ŞİMDİ NE OLACAK?
Önümüzdeki süreçte gözler Ulusal Meclisin ilgili komisyonunda olacak.
Komisyonun kasım ayında yapacağı değerlendirmeler, teklifin nasıl ilerleyeceği konusunda önemli bir gösterge oluşturacak.
Ancak komisyonun karar vermesi de tek başına düzenlemenin yürürlüğe girmesi anlamına gelmiyor.
Parlamentonun gerekli yasama aşamalarını tamamlaması ve İsviçre–AB anlaşmalarıyla bağlantılı koşulların netleşmesi gerekiyor.
Bu nedenle 2 Kasım 2026 itibarıyla 4.000 franklık katkı payının uygulanacağı kesin bir tarih bulunmuyor.
TÜRKİYE VATANDAŞLARI ŞİMDİ NE YAPMALI?
İsviçre’de yaşayan veya ülkeye yerleşmeyi planlayan Türkiye vatandaşları açısından en önemli konu, mevcut hukukla henüz görüşülen teklifin birbirinden ayrılması.
Bugün İsviçre’ye çalışma amacıyla gelmek isteyenler için mevcut çalışma ve oturum izni kuralları geçerli.
Aile birleşimi başvuruları da yürürlükteki mevzuata göre değerlendirilmeye devam ediyor.
Henüz kabul edilmemiş bir teklif nedeniyle yeni bir 4.000 franklık ödeme yapılması gerekmiyor.
Gelecekte düzenleme yasalaşırsa hangi kişilerin, hangi tarihten itibaren ve hangi koşullarda ödeme yapacağı resmî makamlar tarafından açıklanacak.
SONUÇ: 4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİNDE KRİTİK KASIM SÜRECİ
İsviçre’de göçü kontrol etmek amacıyla gündeme getirilen 4.000 franklık katkı payı önerisi, parlamentodaki inceleme sürecini sürdürüyor.
29 Eylül’de Eyaletler Meclisinin desteklediği teklif, 21 Ekim’de Ulusal Meclis komisyonunun değerlendirmesine konu oldu.
Kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılması, düzenlemenin geleceğine ilişkin beklentileri artırdı.
Teklifin mevcut biçimiyle yasalaşması hâlinde yabancı çalışanlar için en az 4.000 frank, aile birleşimiyle gelecek yetişkinler için ise en az 2.000 franklık katkı payı gündeme gelebilecek.
Türkiye vatandaşları da belirli koşullarda kapsamda yer alabilir.
Ancak 2 Kasım 2026 itibarıyla yeni bir 4.000 franklık göç vergisi yürürlükte değil. İsviçre’de yaşayan bütün yabancılardan böyle bir ödeme alınmasına karar verilmiş değil.
İSVİÇRE’NİN SESİ +41 Haber olarak kasım ayında yapılacak komisyon görüşmelerini ve parlamentodan gelecek yeni kararları takip etmeye devam edeceğiz.
İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber
Kaynaklar: İsviçre Parlamentosu, 29 Eylül ve 1 Ekim 2026 tarihli açıklamalar; Ulusal Meclis Dış Politika Komisyonunun 21 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesi
İsviçre
İSVİÇRE VATANDAŞLIĞINDA 10 YIL ŞARTI 5 YILA DÜŞECEK Mİ? TÜRKİYE VATANDAŞLARINI DA İLGİLENDİREN KARAR 28 ŞUBAT 2027’DE VERİLECEK
Haber: Cemil Baysal instagram
İsviçre’de vatandaşlık başvurusu için gereken ikamet süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesini öngören halk girişimi referanduma gidiyor. Teklif kabul edilirse C oturum izni zorunluluğu kaldırılacak, vatandaşlık koşulları ülke genelinde yeniden düzenlenecek. İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları da gerekli şartları karşılamaları hâlinde yeni sistemden yararlanabilecek. Ancak düzenleme henüz yürürlükte değil.
BERN | 2 KASIM 2026
İsviçre’de yaşayan yabancıların vatandaşlık başvurularını köklü biçimde değiştirebilecek önemli bir halk oylamasının tarihi kesinleşti.
İsviçre Federal Hükümeti, 28 Ekim 2026 tarihinde aldığı kararla, “Modern Bir Vatandaşlık İçin” (Für ein modernes Bürgerrecht) adıyla sunulan ve kamuoyunda Demokrasi Girişimi (Demokratie-Initiative) olarak bilinen teklifin 28 Şubat 2027’de halk oylamasına sunulacağını açıkladı.
Teklifin en dikkat çekici maddesi, olağan vatandaşlık başvurusu için gereken yasal ikamet süresinin 10 yıldan 5 yıla düşürülmesi.
Ancak girişim yalnızca ikamet süresini değiştirmeyi amaçlamıyor. C oturum izni zorunluluğunun kaldırılması, vatandaşlık koşullarının ülke genelinde standartlaştırılması ve belirlenen şartları karşılayan kişilere vatandaşlık hakkı tanınması da teklifin temel unsurları arasında bulunuyor.
Bu nedenle oylamanın sonucu, İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları açısından da önem taşıyor.
MEVCUT SİSTEMDE İSVİÇRE VATANDAŞLIĞI NASIL ALINIYOR?
İsviçre’de olağan vatandaşlık başvurusu yapabilmek için bugün genel olarak şu koşullar aranıyor:
- İsviçre’de en az 10 yıl ikamet etmiş olmak.
- Başvuru sırasında C yerleşim iznine sahip olmak.
- İsviçre toplumuna başarılı biçimde entegre olmuş olmak.
- Ülkenin anayasal değerlerine ve kamu düzenine saygı göstermek.
- Gerekli dil yeterliliğini karşılamak.
- Kanton ve belediyelerin ek ikamet ve başvuru koşullarına uymak.
Mevcut sistemde vatandaşlık süreci yalnızca federal makamlar tarafından yürütülmüyor.
Başvuruların değerlendirilmesinde belediyeler, kantonlar ve federal makamlar farklı görevler üstleniyor. Bu nedenle başvuru prosedürleri, ücretler ve bazı yerel koşullar kantondan kantona değişebiliyor.
Bazı kantonlarda başvuru sahibinin aynı kanton veya belediyede belirli bir süre yaşamış olması da gerekiyor.
YENİ TEKLİF KABUL EDİLİRSE NELER DEĞİŞECEK?
Demokrasi Girişimi, vatandaşlık sisteminde önemli değişiklikler öngörüyor.
1. On yıllık ikamet şartı beş yıla indirilecek
Teklif kabul edilirse olağan vatandaşlık için aranan yasal ikamet süresi 10 yıldan 5 yıla düşürülecek.
Böylece gerekli diğer şartları karşılayan kişiler, mevcut sisteme göre daha erken vatandaşlık başvurusu yapabilecek.
Ancak bu düzenleme, İsviçre’de beş yıl yaşayan herkesin otomatik olarak vatandaş olacağı anlamına gelmiyor.
2. C oturum izni zorunluluğu kaldırılacak
Bugünkü sistemde olağan vatandaşlık başvurusu için C oturum izni gerekiyor.
Teklif kabul edilirse vatandaşlık başvurusunda C izni sahibi olma şartı kaldırılacak.
Bu değişiklik, İsviçre’de yasal olarak yaşayan ancak henüz C izni bulunmayan kişilerin de gerekli koşulları karşılamaları hâlinde vatandaşlık hakkından yararlanabilmesinin önünü açabilecek.
Bununla birlikte hangi ikamet sürelerinin ve statülerinin nasıl hesaplanacağı, kabul edilmesi durumunda hazırlanacak uygulama düzenlemeleri açısından önem taşıyacak.
3. Vatandaşlık koşulları ülke genelinde standartlaştırılacak
Girişim, olağan vatandaşlığa ilişkin temel koşulların federal düzeyde belirlenmesini amaçlıyor.
Böylece kantonlar ve belediyeler arasında bugün görülen farklı vatandaşlık koşullarının azaltılması hedefleniyor.
Teklif, vatandaşlık hukukundaki yetki dağılımını da değiştirecek.
4. Belirli şartları karşılayanlara vatandaşlık hakkı tanınacak
Teklif metnine göre vatandaşlık için dört temel koşul öngörülüyor:
- İsviçre’de beş yıldır yasal olarak ikamet etmek.
- Uzun süreli hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak.
- İsviçre’nin iç ve dış güvenliğini tehlikeye atmamak.
- İsviçre’nin resmî dillerinden birinde temel bilgiye sahip olmak.
Bu şartları karşılayan kişilere başvuru üzerine vatandaşlık hakkı tanınması amaçlanıyor.
TÜRKİYE VATANDAŞLARINI NASIL ETKİLEYEBİLİR?
İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları, teklifin kabul edilmesi hâlinde yeni vatandaşlık koşullarından yararlanabilecek gruplar arasında bulunuyor.
Örneğin İsviçre’de yasal olarak yaşayan ancak henüz 10 yıllık ikamet süresini doldurmamış bir Türkiye vatandaşı, yeni koşulları karşılaması durumunda daha erken vatandaşlık başvurusu yapabilecek.
Aynı şekilde C oturum izni bulunmayan bazı kişilerin de vatandaşlığa erişim imkânı değişebilecek.
Ancak teklif, yalnızca Türkiye vatandaşlarına yönelik özel bir düzenleme değil. İsviçre’de yaşayan ve şartları karşılayan yabancı uyruklu kişileri genel olarak kapsıyor.
Önemli ayrıntı: Teklifin kabul edilmesi, bütün Türkiye vatandaşlarına otomatik İsviçre pasaportu verileceği anlamına gelmiyor. Yasal ikamet ve diğer şartların karşılanması gerekecek.
DİL ŞARTI KALKACAK MI?
Hayır. Teklifte dil bilgisi koşulu tamamen kaldırılmıyor.
Ancak mevcut vatandaşlık sistemindeki entegrasyon ve dil yeterliliği yaklaşımından farklı olarak, girişim metninde İsviçre’nin resmî dillerinden birinde temel bilgiye sahip olmak şartı bulunuyor.
Bu durum, teklifin kabul edilmesi hâlinde vatandaşlık başvurularında aranan dil ve entegrasyon kriterlerinin yeniden düzenlenmesine yol açabilecek.
SOSYAL YARDIM VE BORÇLAR VATANDAŞLIĞA ENGEL OLACAK MI?
Teklifin tartışılan yönlerinden biri de mevcut entegrasyon ve mali durum koşullarının değiştirilmesi.
Federal Hükümetin değerlendirmesine göre girişim kabul edilirse sosyal yardım alınması veya olumsuz mali sicil gibi durumlar, bugünkü sistemdeki biçimiyle vatandaşlığa engel oluşturmayabilecek.
Ancak bu konu, teklifin destekçileri ile karşı çıkanlar arasında önemli bir görüş ayrılığı yaratıyor.
Girişimi savunanlar, vatandaşlığın daha erişilebilir ve eşit koşullara bağlı olması gerektiğini belirtiyor.
Federal Hükümet ise mevcut entegrasyon koşullarının önemli ölçüde gevşetileceği görüşünde.
FEDERAL HÜKÜMET VE PARLAMENTO NEDEN KARŞI ÇIKIYOR?
İsviçre Federal Hükümeti ve Parlamento, Demokrasi Girişimi’nin reddedilmesini öneriyor.
Federal Hükümete göre vatandaşlık için gereken ikamet süresinin yarıya indirilmesi ve C oturum izni şartının kaldırılması, vatandaşlık koşullarını önemli ölçüde hafifletecek.
Hükümet ayrıca vatandaşlık konusundaki kanton ve belediye yetkilerinin sınırlandırılmasına karşı çıkıyor.
Parlamentodaki tartışmalarda da vatandaşlığın uzun süreli ikamet ve başarılı entegrasyonla bağlantılı olması gerektiği görüşü dile getirildi.
Buna karşılık girişimi destekleyenler, İsviçre’de uzun yıllardır yaşayan çok sayıda kişinin siyasi haklardan yararlanamadığını, mevcut sistemin karmaşık ve kantonlar arasında farklılıklar içerdiğini savunuyor.
Destekçilere göre daha açık ve ülke genelinde eşit vatandaşlık koşulları, toplumsal ve siyasi katılımı güçlendirebilir.
GİRİŞİM NASIL ORTAYA ÇIKTI?
Demokrasi Girişimi, Aktion Vierviertel adlı sivil toplum hareketinin öncülüğünde hazırlandı.
Girişim için 104.569 geçerli imza toplandı ve teklif 21 Kasım 2024 tarihinde sunuldu.
Federal Hükümetin incelemesinin ardından konu Parlamento gündemine geldi.
2026 yılında yapılan görüşmelerde Parlamento girişimi desteklemedi ve seçmenlere ret tavsiyesinde bulunulmasına karar verildi.
Buna rağmen nihai karar halk oylamasında verilecek.
28 ŞUBAT 2027’DE KİMLER OY KULLANABİLECEK?
Oylamada federal düzeyde oy kullanma hakkına sahip İsviçre vatandaşları karar verecek.
Henüz İsviçre vatandaşlığı bulunmayan Türkiye vatandaşları ve diğer yabancılar, bu federal halk oylamasında oy kullanamayacak.
Dolayısıyla teklifin doğrudan ilgilendirdiği birçok yabancı uyruklu kişi, karar sürecinde oy kullanma hakkına sahip olmayacak.
TEKLİF KABUL EDİLİRSE HEMEN BAŞVURU YAPILABİLECEK Mİ?
Halk oylamasında kabul edilmesi, bütün yeni vatandaşlık işlemlerinin ertesi gün otomatik olarak başlayacağı anlamına gelmiyor.
Teklif anayasal düzeyde değişiklik öngördüğü için uygulamaya ilişkin yasal ve idari düzenlemelerin hazırlanması gerekebilecek.
Yeni sistemin ne zaman ve hangi ayrıntılarla uygulanacağı, kabul edilmesi durumunda yetkili makamların belirleyeceği süreçlere bağlı olacak.
Bu nedenle başvuru yapmak isteyenlerin resmî açıklamaları takip etmesi önem taşıyor.
BEŞ YILLIK VATANDAŞLIK TEKLİFİ İLE BEŞ YILLIK OTURUM KURALI AYNI ŞEY Mİ?
Hayır. Bu iki konu birbirinden farklı.
Demokrasi Girişimi, İsviçre vatandaşlığının kazanılmasıyla ilgili.
Yabancılar hukukundaki insani nedenlerle oturum düzenlemeleri ise belirli koşullarda oturum izni verilmesini ilgilendiriyor.
Bir kişinin B veya C oturum iznine sahip olması, İsviçre vatandaşı olduğu anlamına gelmiyor.
Aynı şekilde beş yıl İsviçre’de yaşamış olmak da mevcut hukukta otomatik vatandaşlık hakkı sağlamıyor.
SON KARARI HALK VERECEK
İsviçre’de vatandaşlık sisteminin geleceğini etkileyebilecek bu teklif, 28 Şubat 2027’de seçmenlerin önüne gelecek.
Kabul edilirse 10 yıllık ikamet süresi, C oturum izni zorunluluğu ve vatandaşlık koşullarında önemli değişiklikler gündeme gelecek.
Reddedilmesi hâlinde ise mevcut vatandaşlık sistemi yürürlükte kalmaya devam edecek.
İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları açısından oylama, vatandaşlığa erişim koşullarının geleceği bakımından yakından takip edilmesi gereken gelişmelerden biri.
⚠️ ÖNEMLİ HATIRLATMA: 2 Kasım 2026 itibarıyla beş yıllık vatandaşlık düzenlemesi henüz kabul edilmiş bir yasa değil. Mevcut 10 yıllık ikamet ve C oturum izni şartları geçerliliğini koruyor.
İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber
Kaynaklar: İsviçre Federal Şansölyeliği (28 Ekim 2026), Federal Adalet ve Polis Departmanı (EJPD), İsviçre Parlamentosu ve Demokrasi Girişimi’nin resmî teklif metni.
İsviçre
İSVİÇRE’DE YABANCILAR HUKUKUNDA 5 ÖNEMLİ GÜNCELLEME! TÜRKİYE VATANDAŞLARINI DA İLGİLENDİRİYOR
📍 BERN | 2 KASIM 2026
Haber: Cemil Baysal instagram
İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları başta olmak üzere yabancı uyruklu kişileri ilgilendiren önemli bir gelişme yaşandı.
İsviçre Federal Göç Sekreterliği (SEM), Yabancılar ve Entegrasyon Yasası’na (AIG) ilişkin uygulama yönergelerinin 1 Kasım 2026 tarihli güncel sürümünü yayımladı.
Yeni belgede özellikle borçların oturum izinlerine etkisi, insani nedenlerle oturum verilmesi, evli olmayan ebeveynlerin çocuklarının oturum statüsü, sınır dışı işlemleri ve yabancılar hukukundaki cezai hükümler ele alınıyor.
Peki, bu güncellemeler Türkiye vatandaşları açısından ne anlama geliyor?
🔴 1. BORCU OLANLAR C OTURUM İZNİNİ KAYBEDECEK Mİ?
İsviçre’de uzun yıllardır yaşayan yabancıların en çok merak ettiği konulardan biri, borç ve icra kayıtlarının C oturum iznine etkisi.
SEM yönergelerinde bu konuda önemli açıklamalar bulunuyor.
Bir kişinin borçlu olması, C oturum izninin otomatik olarak iptal edilmesi anlamına gelmiyor.
Göç makamları, kişinin borçlarını hangi koşullarda oluşturduğunu, kasıtlı veya ağır kusurlu davranıp davranmadığını ve mali yükümlülüklerini yerine getirmek için çaba gösterip göstermediğini değerlendiriyor.
Özellikle daha önce resmî uyarı almasına rağmen borçlanmaya devam eden kişilerin durumu önem taşıyor.
Buna karşılık borçlarını düzenli ödeyen, ödeme planına uyan ve mali durumunu düzeltmek için somut adımlar atan kişilerin bu çabaları dikkate alınabiliyor.
Göç makamları gerektiğinde icra kayıtları ve borçların durumuna ilişkin açıklama veya belge talep edebiliyor.
🇹🇷 Türkiye vatandaşları için ne anlama geliyor?
İsviçre’de C oturum izni bulunan ve borçları nedeniyle endişe yaşayan Türkiye vatandaşlarının, yalnızca borç kaydı bulunduğu için izinlerinin otomatik olarak iptal edileceğini düşünmemesi gerekiyor.
Ancak borçların niteliği, kişinin davranışları ve diğer yasal koşullar her dosyada ayrı ayrı inceleniyor.
🔴 2. BEŞ YIL İSVİÇRE’DE YAŞAYAN HERKES OTURUM ALABİLECEK Mİ?
İkinci önemli konu, insani nedenlerle oturum verilmesi.
İsviçre’de bazı sığınmacılar, belirli koşullar altında ağır kişisel mağduriyet gerekçesiyle oturum izni alabiliyor.
Bu değerlendirmede kişinin İsviçre’de geçirdiği süre, entegrasyon düzeyi, ailevi ve kişisel koşulları ile ülkesine dönmesi durumunda karşılaşabileceği güçlükler önem taşıyor.
Belirli sığınma dosyalarında en az beş yıllık ikamet süresi, değerlendirme koşullarından biri.
Ancak burada çok önemli bir ayrıntı bulunuyor:
⚠️ İsviçre’de beş yıl yaşayan herkese otomatik olarak B oturum izni verilmiyor.
Beş yıllık süre, belirli hukuki koşulları bulunan sığınma ve ağır mağduriyet başvurularıyla ilgili.
Başvurular kanton makamlarının değerlendirmesinden geçiyor ve gerekli durumlarda federal onaya tabi oluyor.
🇹🇷 Türkiye vatandaşları için ne anlama geliyor?
İsviçre’de sığınma süreci bulunan veya ağır kişisel mağduriyet gerekçesiyle oturum talep eden Türkiye vatandaşları açısından bu açıklamalar önem taşıyabilir.
Ancak yalnızca beş yıl İsviçre’de bulunmuş olmak, tek başına oturum hakkı sağlamıyor.
🔴 3. EVLİ OLMAYAN ANNE VE BABALARIN ÇOCUKLARINA HANGİ OTURUM VERİLECEK?
Üçüncü önemli başlık, evli olmayan ebeveynlerin çocuklarının oturum statüsü.
SEM yönergeleri, ortak velayet sahibi ve aynı evde yaşayan ebeveynlerin çocukları için uygulanacak kuralları açıklığa kavuşturuyor.
Bu koşullarda çocuğun oturum statüsü belirlenirken, çocuk açısından daha avantajlı olan ebeveynin statüsü esas alınabiliyor.
Örneğin anne ve babanın farklı oturum izinlerine sahip olması durumunda, ortak velayet ve birlikte yaşama koşulları önem kazanıyor.
Ancak ortak velayetin resmî belgelerle kanıtlanması gerekiyor.
Bu belgeler arasında yetkili makamların veya mahkemelerin kararları bulunabiliyor.
🇹🇷 Türkiye vatandaşları için ne anlama geliyor?
İsviçre’de evli olmadan birlikte yaşayan, ortak çocuk sahibi olan veya farklı oturum statülerine sahip Türkiye vatandaşı ebeveynler açısından bu düzenleme önem taşıyor.
Çocuğun hangi oturum statüsünden yararlanabileceği, ebeveynlerin hukuki durumuna ve velayet belgelerine göre değerlendiriliyor.
🔴 4. CEZAEVİNDEN ÇIKAN YABANCILARIN SINIR DIŞI İŞLEMLERİ
Dördüncü konu, cezaevinden tahliye edilen yabancıların ülkeden çıkarılması.
Güncel yönergelerde, cezaevinden çıkan ve hakkında sınır dışı işlemi yürütülen kişilerin devam eden ayakta tedavilerine ilişkin uygulama açıklığa kavuşturuluyor.
Ayakta tedavinin devam etmesi, her durumda sınır dışı işlemini otomatik olarak durdurmuyor.
Ancak bu, sağlık durumunun dikkate alınmayacağı anlamına da gelmiyor.
Yetkili makamların kişinin somut koşullarını, hukuki güvenceleri ve orantılılık ilkesini değerlendirmesi gerekiyor.
Dolayısıyla her sınır dışı dosyası aynı şekilde sonuçlanmıyor.
🔴 5. İZİNSİZ ÇALIŞMA, SAHTE EVLİLİK VE YANILTICI BEYANLAR
Beşinci başlık, yabancılar hukukundaki cezai yaptırımlar.
SEM yönergeleri; izinsiz çalışma, yasa dışı giriş veya ikamet, sahte evlilik ve yetkili makamları yanıltma gibi ihlallere ilişkin mevcut yasal hükümlerin uygulanmasını ele alıyor.
Bu tür ihlaller, olayın niteliğine göre cezai soruşturmalara ve oturumla ilgili sonuçlara yol açabiliyor.
Ancak burada yanlış anlaşılmaması gereken bir nokta var:
1 Kasım 2026 tarihinde bütün bu ihlaller için yeni cezalar getirildiğini söylemek doğru değil.
Güncellemenin bir bölümü, mevcut yasal düzenlemelerin ve mahkeme kararlarının uygulama yönergelerine yansıtılmasından oluşuyor.
🇹🇷 İSVİÇRE’DE YAŞAYAN TÜRKİYE VATANDAŞLARI NE YAPMALI?
Bu gelişmeler özellikle C oturum izni bulunan, borç veya icra dosyası olan, insani oturum başvurusu düşünen, çocuklarının oturum statüsüyle ilgili işlem yapan ya da sınır dışı süreciyle karşı karşıya bulunan Türkiye vatandaşlarını ilgilendirebilir.
Ancak bütün Türkiye vatandaşları için yeni bir başvuru zorunluluğu bulunmuyor.
Mevcut B ve C oturum izinleri bu güncelleme nedeniyle topluca iptal edilmiyor.
Ayrıca yeni bir oturum kartı alma zorunluluğu getirildiği anlamı da çıkarılmamalı.
Kişisel dosyasıyla ilgili tereddüt yaşayanların bağlı bulundukları kantonun göç dairesine başvurması ve gerektiğinde uzman hukuki destek alması önem taşıyor.
⚠️ ÖNEMLİ: YENİ BİR YASA MI ÇIKTI?
Hayır. Burada söz konusu olan, SEM’in 1 Kasım 2026 tarihli uygulama yönergesi güncellemesi.
Bazı açıklamalar mevcut hukuk kurallarını netleştiriyor, bazıları ise mahkeme içtihatlarını uygulamaya yansıtıyor.
Dolayısıyla bütün maddelerin 1 Kasım’da ilk kez yürürlüğe giren yeni haklar veya yükümlülükler olduğu düşünülmemeli.
📌 İSVİÇRE’NİN SESİ +41 Haber olarak Türkiye vatandaşlarını ilgilendiren gelişmeleri takip etmeye devam ediyoruz.
📰 İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber
🌐 www.isvicreninsesi.ch
📚 Kaynak: İsviçre Federal Göç Sekreterliği (SEM) – 1 Kasım 2026 tarihli AIG uygulama yönergeleri ve değişiklik açıklamaları.
#İsviçre #TürkiyeVatandaşları #İsviçredeTürkler #Oturumİzni #Bİzni #Cİzni #YabancılarHukuku #Ausländerrecht #SEM #GöçmenHakları #Schweiz #İsviçreninSesi #41Haber
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi3 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi3 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre3 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam3 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


