Sosyal Medya

Dünya

YILBAŞI GELENEKLERİ: DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDAKİ İLGİNÇ RİTÜELLER

yazar

Yayınlayan

on

Yılbaşı, yeni başlangıçların ve umutların simgesi olmanın ötesinde, farklı kültürlerde kendine özgü geleneklerle kutlanıyor. Her ülke, yeni yılın getireceği şansa ve başarıya dair inançlarını çeşitli ritüellerle pekiştiriyor. İşte, dünyanın farklı köy ve şehirlerinde yılbaşı gecesi uygulanan bazı ilginç gelenekler:

Arjantin – Şans İçin Renkli İç Çamaşırları
Arjantin’de insanlar, yeni yılın başlangıcını etkilemek için renkli iç çamaşırları giyiyor. Kırmızı iç çamaşırı, sevgi ve tutkuya işaret ederken, sarı iç çamaşırı zenginlik ve refahı simgeliyor. Bu gelenek, Arjantin halkının yılbaşı gecesinde aşk ve maddi kazanç beklentilerini yansıtan renkli bir ritüel haline gelmiş durumda.

Brezilya – Beyaz Giyinmek ve Denize Atlamak
Brezilya’da yılbaşı gecesi, beyaz giysiler giymek yaygın bir gelenektir. Beyaz renk, barışı ve mutluluğu simgeler. Ayrıca, Brezilyalılar, sahildeki yedi dalganın üzerinden atlayarak her dalga için bir dilek tutarlar. Bu, hem ruhsal hem de fiziksel bir arınma ritüeli olarak kabul edilir.

Danimarka – Tabak Kırmak
Danimarka’da yılbaşı akşamı, eski tabaklar arkadaşların ve akrabaların kapılarının önünde kırılır. Kırılan bu tabaklar, ev sahiplerine yeni yıl için bol şans getirileceğine inanılır. Büyük bir cam kırıkları yığını, evin sahibine çok şans getireceği kabul edilen bir başka gelenektir.

Almanya – Kurşun Dökme
Almanya’da yaygın olan “Kurşun Dökme” geleneği, sıcak kurşunun suya dökülmesiyle yapılır. Dökülen kurşun, suya düşerek farklı şekiller alır ve bu şekillerin, gelecek yıl için ipuçları verdiğine inanılır. Bu eski gelenek, Almanya’da yeni yıla dair umut ve beklentileri simgeliyor.

Ekvador – Bebekleri Yakmak
Ekvador’da aileler, “Años Viejos” adı verilen kağıt maket bebekleri yakarak geçmiş yılı sembolize eder ve yeni yıla yer açarlar. Bu ritüel, geçmişten arınmayı ve geleceğe umutla bakmayı simgeler.

Estonya – Yedi, Dokuz veya On İki Defa Yemek
Estonya’da, yılbaşı gecesi yedi, dokuz ya da on iki öğün yemek yemek, yeni yılın şans getireceğine inanılan geleneklerdendir. Bu sayılar, şans sayıları olarak kabul edilir ve her bir yemek, gelecek yıl için ekstra güç ve sağlık vaat eder.

Yunanistan – Nar Atmak
Yunanistan’da, yılbaşı gecesi kapının önüne bir nar atılır. Narın içindeki taneler, yeni yıl için bereket, bolluk ve şans anlamına gelir. Bu gelenek, hem fiziksel hem de manevi bir bereket arayışı olarak görülür.

İtalya – Eşyaları Pencereden Atmak
İtalya’nın özellikle Napoli bölgesinde, yılbaşı gecesi eski eşyaların pencerelerden atılması gelenektir. Bu eylem, geçmişe veda etmeyi ve yeni yılı taze bir başlangıçla karşılamayı simgeler. Bugünlerde bu gelenek daha az uygulanıyor olsa da, sembolik olarak hâlâ sürdürülmektedir.

Japonya – Joya no Kane
Japonya’da, Budist tapınakları 108 kez çalarak insanın dünyevi arzularını simgeleyen bu sayıyı yok ederler. Bu gelenek, insanların ruhsal arınmalarını ve aydınlanmalarını sağlamak amacıyla gerçekleştirilir.

İspanya – On İki Üzüm
İspanya’da, yılbaşı gecesi, gece yarısı çanların her çalmasında bir üzüm yemek yaygın bir gelenektir. Her üzüm, bir ayı simgeler ve eğer kişi tüm üzümleri zamanında yiyebilirse, mutlu ve şanslı bir yıl geçireceği kabul edilir.

Kolombiya – Valizle Yürümek
Kolombiya’da, insanlar yılbaşı gecesi boş bir valiz alıp etrafta yürüyerek, gelecek yıl yapacakları çok sayıda yolculuk için şans dilerler. Bu gelenek, hareketlilik ve seyahate açık olmanın sembolüdür.

Filipinler – Yuvarlak Nesneler
Filipinler’de, yuvarlak nesneler, özellikle de yuvarlak meyveler (örneğin portakal veya kavun) yılbaşı gecesinde zenginlik ve bolluk getirdiğine inanılan nesneler arasında yer alır. Yuvarlak şekillerin bolluk anlamına geldiği ve şans getirdiği düşünülür.

Romanya – Hayvanların Konuştuğuna Şahit Olmak
Romanya’da, yılbaşı gecesi hayvanların konuştuğunu duymanın şans getireceği inancı vardır. Eğer bir kişi bir hayvanın söylediklerini anlar ve “duyarsa”, o yıl çok şanslı olacağına inanılır.

İskoçya – First Footing
İskoçya’da, yılbaşı gecesi “First Footing” (İlk Adım) geleneği oldukça önemlidir. Gece yarısından sonra eve ilk gelen kişinin, özellikle koyu saçlı bir adamın, yanında ekmek, tuz veya viski getirmesi gerekmektedir. Bu kişi, ev sahiplerine şans getirecektir.

Güney Afrika – Mobilya Fırlatmak
Güney Afrika’nın Johannesburg kentinde bazı insanlar, eski mobilyaları pencerelerden dışarı atarak geçmişe veda ederler. Ancak, bu gelenek günümüzde güvenlik endişeleri nedeniyle sınırlı bir şekilde uygulanmaktadır.

Yılbaşı, dünyanın dört bir yanında farklı inanışlarla kutlanıyor ve her gelenek, o toplumun kültürel ve manevi değerlerini yansıtıyor. Kimisi zenginlik, kimisi ise sağlık ve mutluluk arayışını simgeliyor. Ancak hepsi ortak bir noktada buluşuyor: Yeni yıla umutla başlamak ve geçmişin yüklerinden arınmak!

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dünya

İki Covid-19 aşısının çok nadir vakalarda pıhtılaşmaya yol açma nedeni açıklandı

yazar

Yayınlayan

on

By

Covid-19’a karşı aşılama kampanyasının başlamasından beş yıl sonra, iki vektör bazlı aşının nadir durumlarda ciddi kan pıhtılaşmasına neden olmasının arkasındaki biyolojik mekanizma bilimsel olarak netleştirildi. Araştırmaya göre ağır komplikasyonlar ortalama her 200 bin aşıdan birinde görüldü.

Bulgular, saygın tıp dergisi New England Journal of Medicine’da yayımlandı.

Yaklaşık 900 vaka, 200 ölüm

Söz konusu yan etki, özellikle AstraZeneca’nın “Vaxzevria” ve Johnson & Johnson’ın adenovirüs tabanlı aşıları sonrasında görüldü. Avrupa’da yaklaşık 900 vaka kaydedilirken, bunlardan 200’ü ölümle sonuçlandı.

Uzmanlar, milyarlarca doz uygulandığı dikkate alındığında riskin son derece düşük olduğunu vurguluyor. Ancak vakalar, birçok Avrupa ülkesinde bu aşıların kullanımının sınırlandırılmasına veya durdurulmasına yol açmıştı.

Sorunun kaynağı: Adenovirüs ve genetik yatkınlık

Araştırmayı yürüten ekip, komplikasyonun doğrudan aşıdaki etken maddeden değil, taşıyıcı olarak kullanılan adenovirüs vektöründen kaynaklandığını belirledi.

Çalışmaya göre, belirli genetik yatkınlığa sahip kişilerde bağışıklık sistemi, adenovirüsün protein VII (pVII) adlı bileşenine karşı antikor üretirken, yapısal benzerlik nedeniyle vücudun kendi proteini olan “Plaklet Faktör 4”e (PF4) yanlışlıkla saldırabiliyor.

Bu durum, kan pulcuklarının (trombosit) aktive olmasına ve pıhtı oluşumuna yol açarken, aynı anda trombosit sayısının düşmesine neden oluyor. Bu çelişkili tablo hem pıhtılaşma hem de ağır kanama riskini beraberinde getiriyor.

Araştırmacılar, sürecin nadir bir somatik mutasyon ile genetik yatkınlığın birleşmesi sonucu ortaya çıktığını belirtti. Uzmanlar bunu, “anahtarın dişlerinden birinin değişmesi ve artık başka bir kilide uyması” benzetmesiyle açıkladı.

21 hastanın kan örneği incelendi

Almanya genelinden 21 hastanın kan örnekleri üzerinde yapılan incelemeler ve hayvan deneyleri, söz konusu mekanizmayı doğruladı. Mutasyona uğramamış antikorların PF4’e çok daha zayıf bağlandığı ve pıhtı oluşumunun belirgin şekilde azaldığı gözlendi.

Bilim insanları, bu bulgunun gelecekte adenovirüs tabanlı aşıların daha güvenli hale getirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti.

Gelecekteki aşılar için umut

Adenovirüs vektörleri, düşük maliyetli ve lojistik açıdan avantajlı olmaları nedeniyle halen önemli bir teknoloji olarak görülüyor. Ebola aşısı da aynı prensibe dayanıyor; grip, sıtma ve tüberküloza karşı geliştirilen birçok aşı adayı da bu yöntemi kullanıyor.

Araştırmacılar, protein VII üzerindeki kritik bölgenin değiştirilmesiyle benzer yan etkilerin önlenebileceğini belirtti.

Uzmanlara göre çalışma, nadir görülen bir yan etkinin moleküler düzeyde açıklanmasını sağlarken, biyomedikal araştırmaların karmaşık güvenlik sorularına yanıt verebildiğini de ortaya koyuyor.

Haberin Devamını Oku

Dünya

Yeni Belgeler Epstein’in Ölümüne İlişkin Tarih Tartışmasını Gündeme Taşıdı

yazar

Yayınlayan

on

By

Reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve insan ticareti suçlamalarıyla yargılanmayı beklerken 2019 yılında cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein’in ölümüne ilişkin yeni yayımlanan belgeler, kamuoyunda tartışmaları yeniden alevlendirdi. Dosyalarda yer alan bazı tarih bilgileri, resmî açıklamanın hazırlanma sürecine ilişkin soru işaretlerine yol açtı.

Resmî kayıtlara göre Epstein, 10 Ağustos 2019’da New York’taki Metropolitan Correctional Center adlı federal cezaevinde hücresinde ölü bulunmuştu. Yetkililer, ölüm nedenini intihar olarak açıklamıştı.

Ancak kamuoyuna yansıyan son belgelerde, savcılık tarafından hazırlanan basın açıklaması taslağının 9 Ağustos 2019 tarihini taşıdığı görüldü. Bu durum, açıklama metninin ölümün resmî olarak duyurulmasından önce hazırlanmış olabileceği yönünde yorumlara neden oldu.

Hukuk uzmanları, kamuoyunu yakından ilgilendiren yüksek profilli davalarda farklı senaryolara karşı önceden taslak metin hazırlanmasının olağan bir uygulama olduğunu belirtiyor. Buna karşın bazı çevreler, belge üzerindeki tarih bilgisinin olayın zaman çizelgesi açısından çelişki içerdiğini savunuyor.

Epstein’in ölümü, kamuoyunda uzun süredir çeşitli iddialara ve komplo teorilerine konu oluyor. Sosyal medyada ve bazı internet platformlarında, Epstein’in gerçekte ölmediği ve kimliğinin değiştirilerek başka bir ülkede yaşamaya devam ettiği yönünde doğrulanmamış paylaşımlar da dolaşıma giriyor. Yetkili makamlar ise bu iddialara ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını ve resmî kayıtlarda ölüm tarihinin 10 Ağustos 2019 olarak yer aldığını vurguluyor.

ABD makamlarından son belgelerle bağlantılı yeni ve kapsamlı bir soruşturma başlatıldığına dair resmî bir açıklama yapılmadı. Epstein’in ölümüyle ilgili tartışmalar ise aradan geçen yıllara rağmen kamuoyundaki yerini koruyor.

Haberin Devamını Oku

Dünya

ABD’ye Seyahat Eden Turistlere Yeni Şart: Sosyal Medya Hesapları İncelenecek

yazar

Yayınlayan

on

By

ABD yönetimi, ülkeye vizesiz giriş yapan turistler için güvenlik uygulamalarını genişletmeye hazırlanıyor. ABD İç Güvenlik Bakanlığı tarafından Aralık ayında yayımlanan düzenlemeye göre, elektronik seyahat izni (ESTA) ile ABD’ye giriş yapmak isteyen yabancı ziyaretçilerden son beş yıla ait sosyal medya hesaplarını beyan etmeleri istenecek.

Söz konusu düzenlemenin 60 günlük itiraz süresi pazar günü sona eriyor. Herhangi bir hukuki engel çıkmaması halinde yeni uygulamanın pazartesi günü yürürlüğe girmesi bekleniyor. Karar, İsviçre vatandaşları dahil olmak üzere Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere, İsrail, Avustralya, Japonya ve Güney Kore vatandaşlarını da kapsıyor.

Yeni kurallara göre turistler, X, Facebook ve Instagram gibi platformlardaki kullanıcı hesaplarını ABD sınır yetkililerine bildirmek zorunda kalacak. Bu uygulama daha önce yalnızca vize başvurularında talep ediliyordu.

Kişisel veri talepleri genişletildi

Düzenleme yalnızca sosyal medya hesaplarıyla sınırlı değil. ESTA başvurularında artık son beş yıla ait tüm telefon numaraları, son on yıla ait e-posta adresleri ve aile bireylerine ilişkin ayrıntılı bilgiler de istenecek. Bu kapsamda aile üyelerinin doğum tarihleri, adresleri ve iletişim bilgileri de talep edilecek.

ESTA sistemi sayesinde İsviçre vatandaşları ABD’ye vizesiz olarak 90 güne kadar seyahat edebiliyor. Elektronik pasaporta sahip yolcuların başvurularını seyahatten en az 72 saat önce yapmaları öneriliyor. Onaylanan ESTA belgesi iki yıl boyunca geçerli olup bu süre içinde çoklu giriş imkanı sağlıyor.

ABD yönetimi: Ulusal güvenlik gerekçesi

ABD yönetimi, yeni uygulamayı “ülkeyi yabancı teröristler ve ulusal güvenliği tehdit eden unsurlardan koruma” gerekçesiyle savunuyor. Başkan Donald Trump yönetimi daha önce de yabancı öğrenciler ve nitelikli çalışanlar için vize şartlarını sıkılaştırmıştı.

Avrupa’da veri güvenliği endişesi

Almanya Federal Veri Koruma Ofisi’nden yapılan açıklamada, düzenlemenin “endişeyle karşılandığı” bildirildi. Yetkililer, vatandaşların ABD’ye seyahat etmeden önce kişisel verilerini bu kapsamda paylaşmaya hazır olup olmadıklarını dikkatle değerlendirmeleri gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, toplanacak veri miktarının artmasının başvuru sürecinde hatalara yol açabileceği ve yanlış değerlendirme riskini yükseltebileceği uyarısı yapıldı.

ESTA ücretine zam

Öte yandan ESTA başvuru ücreti de son aylarda yaklaşık iki katına çıkarıldı. Daha önce 21 dolar olan ücret 40 dolara yükseldi. Alman Otomobil Kulübü ADAC, özellikle çocukların da tam ücret ödemek zorunda olması nedeniyle ailelerin ciddi mali yükle karşı karşıya kalacağını belirtti. Beş kişilik bir ailenin yalnızca giriş izni için yaklaşık 155 İsviçre frangı ödemesi gerekiyor.

Yeni düzenleme, ABD’ye turistik seyahat planlayanlar arasında gizlilik ve veri güvenliği tartışmalarını da beraberinde getirdi.

Haberin Devamını Oku

Trendler