Connect with us

İsviçre

RÖPORTAJ: ZÜRİH’TE VATANDAŞLIK BAŞVURUSUNA DAİR SORULAR VE CEVAPLAR

yazar

Published

on

Dil yeterliliği ve entegrasyon şartları nelerdir?

Röportaj Haber: Cemil Baysal

İsviçre vatandaşlığı başvuru süreci hakkında daha kapsamlı bilgi almak için Zürih kantonundaki vatandaşlıkla ilgili yetkili bir makamla görüştük. Röportajımızda, başvuru sürecinden dil yeterliliğine kadar olan tüm detayları öğrenme fırsatı bulduk. İşte röportajımızın tam metni:


İsviçreninsesi : Normal ( Ordentliche Einbürgerung ) ve kolaylaştırılmış ( Eine erleichterte Einbürgerung) vatandaşlık başvuruları arasında bir fark var mı?

Kanton Zürih: Evet, kolaylaştırılmış vatandaşlık yalnızca belirli gruplara uygulanabilir. En yaygın grup, İsviçre vatandaşlarıyla evli olan kişilerdir. Bu kişiler, evlilik anında eşlerinin İsviçre vatandaşı olması koşuluyla kolaylaştırılmış vatandaşlık başvurusu yapabilirler. Kolaylaştırılmış başvurular, Bern’deki Federal Göçmenlik Sekreterliği (SEM) tarafından işleme alınır. Biz, Zürih kantonundaki belediye ofisi olarak sadece normal vatandaşlık başvuruları ile ilgileniyoruz. Bu nedenle, verdiğimiz cevaplar yalnızca normal vatandaşlık başvuruları için geçerlidir.

İsviçreninsesi : Normal bir vatandaşlık başvurusu için gerekli olan ikamet süresi nedir?

Kanton Zürih: Evet, bir ordinär vatandaşlık başvurusu için, kişi İsviçre’de toplamda 10 yıl yaşamış olmalıdır. Ancak bu 10 yılın kesintisiz olması gerekmez; önceki yıllarda geçirdiğiniz süreler de hesaba katılabilir. Yalnızca başvuru yapmadan önceki son 5 yıl içinde en az 3 yıl bu süreye dahil olmalıdır. Yani, son 5 yıl içinde en az 3 yıl İsviçre’de ikamet etmiş olmanız gerekmektedir.

İsviçreninsesi : Her İsviçre’deki ikamet süresi 10 yıl olarak mı sayılır?

Kanton Zürih: Hayır, her ikamet izni için bu süre geçerli değildir.

  • Bu süre, alınan izin türüne bağlıdır, örneğin:
  • B ve C izinleriyle geçirilen süreler tamamen geçerli sayılır.
  • F izniyle geçirilen süreler yarı olarak sayılır.
  • L veya N izinleriyle geçirilen süreler ise sayılmaz.

İsviçreninsesi : 8 ile 18 yaş arasındaki kişilerin ikamet süreleri nasıl hesaplanır?

Kanton Zürih: Bu yaş grubundaki kişilerin ikamet süreleri iki kat olarak sayılır, yani daha kısa süreyle başvuru yapabilirler.

İsviçreninsesi : Çocuklar, ebeveynleriyle birlikte vatandaşlık başvurusu yapabilir mi?

Kanton Zürih: Evet, çocuklar ebeveynleriyle birlikte başvuru yapabilirler. Ancak, çocuğun ebeveyniyle en az %50 oranında ilgilenmesi ve birlikte yaşıyor olmaları gerekmektedir. Bu durumda, çocuğun başvuru süresi, ebeveyninin süresi ile aynı kabul edilir. Çocuk C iznine sahip olmak zorunda değildir. Ancak ebeveynin başvuru tarihinden önce gerekli süreyi tamamlamış ve C iznine sahip olması gerekmektedir. Ayrıca, çocuk yalnız başına da başvuru yapabilir, ancak bu durumda 10 yıl süresi tamamlanmalıdır ve çocuk C iznine sahip olmalıdır.

İsviçreninsesi : C izni olmayan bir kişi vatandaşlık başvurusu yapabilir mi?

Kanton Zürih: Hayır, normal vatandaşlık başvurusu yalnızca C izni ile yapılabilir. B izni yeterli değildir. Ancak, ebeveyniyle birlikte başvuran çocuklar için farklı kurallar geçerlidir (Cevabı üstteki sorudaki cevap).

İsviçreninsesi : Zürih kantonunda vatandaşlık başvurusu için gerekli olan ikamet süresi nedir?

Kanton Zürih: Zürich Kantonunda vatandaşlık başvurusu yapabilmek için bir kişinin aynı belediyede en az 2 yıl ikamet etmiş olması gerekmektedir. Bu 2 yıl, başvuru tarihinden hemen önceki döneme ait olmalıdır. Önceki yıllar bu süreye dahil edilmez.

25 yaş altındaki kişiler için ise yalnızca Zürich Kantonunda 2 yıl ikamet etmiş olmak yeterlidir. Hangi belediyede ikamet ettikleri fark etmez.

İsviçreninsesi : Vatandaşlık başvurusu için ücretler nelerdir?

Kanton Zürih: Bir ordinär ( Ordentliche Einbürgerung) normal vatandaşlık başvurusu için üç ayrı ücret talep edilmektedir: Belediye, Kanton ve SEM (Federal Göçmenlik Dairesi) her biri ayrı bir ücret almaktadır.

Belediyelerin ücretleri farklılık gösterebilmektedir. Her belediyede belirlenen ücretler değişken olup, ancak genel olarak şu kurallar geçerlidir:

  • 20 yaş altındaki kişiler ücret ödemez.
  • 25 yaş altındaki kişiler yarım ücret öder.

Kanton ücreti kişi başı 500 CHF’dir. 25 yaş altındaki kişiler için bu ücret 250 CHF’ye düşer. 20 yaş altındaki kişiler ise Kantona herhangi bir ücret ödemez.

Federal düzeyde, ordinär vatandaşlık başvurusunun ücreti 100 CHF’dir. Evlilik durumu söz konusu olduğunda, çiftler toplamda 150 CHF ödeme yapar. 18 yaş altındaki kişiler ise 50 CHF ücret öder.

İsviçreninsesi : Vatandaşlık başvurusu için dil yeterliliği şartı var mı?

Kanton Zürih: Zürih Kantonunda bir vatandaşlık başvurusu yapabilmek için, başvuru sahibinin yeterli Almanca bilgisine sahip olması gerekmektedir (A2 yazılı ve B1 sözlü seviyesinde, GER‚ye göre). Bu bilgilerin kanıtlanabilmesi için, kişi genellikle bir dil sertifikası sunmak zorundadır. Ancak aşağıdaki durumlarda, sertifika sunulması gerekmez:

  • Kişi, Almanca’yı anadil olarak konuşuyorsa (Deutsch als Muttersprache).
  • Kişi, en az 5 yıl boyunca zorunlu okula Almanca dilinde devam etmişse (obligatorische Schule).
  • Kişi, ikinci kademe okulunu (Sekundarstufe II – meslek eğitimi, lise) veya yükseköğretimi (Tertiärstufe – lisans, yüksek lisans – Bachelor, Master) Almanca dilinde tamamlamışsa.
  • Kişi, başvuru sırasında zorunlu okulunu veya ikinci kademe okulunu Almanca dilinde devam ediyorsa.

Ayrıca, başvuru sahibinin İsviçre ve Zürih kantonunun coğrafyası, tarihi ve siyasi ile toplumsal yapıları hakkında yeterli bilgiye sahip olması gerekmektedir. Zürih belediyesinin (Zürcher Gemeindewesen) siyasi yapısı hakkında da bilgi sahibi olmalıdır. Bu bilgilerin doğruluğu, genellikle bir temel bilgi testi (Grundkenntnistest) ile ölçülür.

Temel bilgi testine dair bilgilere ve örneklere şu web sitesinden ulaşılabilir: Temel Bilgi Testi. Bu sayfada test örnekleri ve çalışma broşürleri bulunmaktadır.

Temel Bilgi Testine Gerek Kalmayan Durumlar

İsviçre’de bir kişi, aşağıdaki durumlar söz konusu olduğunda temel bilgi testine girmeye gerek duymadan başvurusunu tamamlayabilir. Bu durumlarda, kişinin gerekli bilgilere sahip olduğu zaten kabul edilir:

  • Kişi, İsviçre’de en az 5 yıl zorunlu okul eğitimi almışsa. Bu 5 yılın en az 3 yılı ikinci kademe okulunda (Sekundarstufe I – Sek A, B, C) geçmiş olmalıdır.
  • Kişi, İsviçre’de ikinci kademe eğitimini (meslek eğitimi veya lise) tamamlamışsa.
  • Kişi, başvuru sırasında zorunlu okulunu veya ikinci kademe okulunu İsviçre’de hâlâ devam ediyorsa.

Başvurular Online çevrimiçi yapılabilir mi?

Kanton Zürih: Evet, Zürih kantonunda başvurular çevrimiçi olarak yapılabilir. https://naturalization.services.zh.ch

İsviçre Medeni Durum Kayıtlarından Güncel Çıkarılacak Belge ve Mevcut Durumun Kanıtı

Başvuru yaparken, kişiden şu belgeler istenebilir:

  • İsviçre Medeni Durum Kayıtları: Kişinin medeni durumu hakkında güncel bilgilerin yer aldığı resmi belge.
  • Mevcut Faaliyet Kanıtı: Kişinin şu anda yaptığı faaliyetle ilgili belge. Bu belge, örneğin; çalışan bir kişi için işveren onayı (iş yerinden yazılı onay), öğrenci için okul onayı veya kişisel mal varlığına dair bir varlık kanıtı olabilir.

Ek Bilgi:

Bir kişi, vatandaşlık başvurusu yapmadan önce İsviçre Nüfus Kayıt Sistemi’ne kaydını yaptırmak zorundadır. Bu başvuru, kişinin ikamet ettiği yerin Nüfus Dairesi tarafından yapılır. Kayıt belgesi alındıktan sonra vatandaşlık başvurusu yapılabilir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Türk Ailenin Aile Birleşimi Başvurusu Mahkemelik Oldu: „Daire Çok Küçük“ Gerekçesiyle Başlayan Süreç Beraatle Sonuçlandı

yazar

Published

on

By

AARAU / İSVİÇRE – ( Aargauer Zeitung) İsviçre’nin Aargau kantonunda yaşayan Türk bir ailenin aile birleşimi başvurusu, yetersiz büyüklükteki konut nedeniyle reddedildi. Ailenin daha sonra daha büyük bir daire için kira sözleşmesi sunmasının ardından süreç olumlu sonuçlansa da, planlanan taşınmanın gerçekleşmemesi bu kez „resmî makamları yanıltma“ şüphesini gündeme getirdi. Savcılığa taşınan dosyada aile hakkında para cezası talep edilirken, Aarau Bölge Mahkemesi davanın sonunda aileyi beraat ettirdi.

İki çocuğunu İsviçre’ye getirmek istediler

Mahkemede adı gizli tutulan ve „S.“ olarak anılan Türk aile, 2021 yılından bu yana Aarau bölgesinde üç çocuklarıyla birlikte üç odalı bir dairede yaşıyor.

Kadının önceki evliliğinden olan ve Türkiye’de yaşayan iki çocuğunu da İsviçre’ye getirmek isteyen aile, 2023 yılında Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi’ne (Migrationsamt – MIKA) aile birleşimi başvurusunda bulundu.

Ancak yapılan incelemede, üç odalı dairenin iki yetişkin ve beş çocuğun birlikte yaşayacağı bir aile için uygun olmadığı tespit edildi.

Göçmenlik Dairesi, mevcut konutun İsviçre Yabancılar ve Entegrasyon Yasası kapsamında aranan „ihtiyaca uygun konut“ şartını karşılamadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Daha büyük ev için kira sözleşmesi sundular

Ret kararının ardından aile çözüm arayışına girdi.

Aynı binada yaşayan emekli bir çiftle daire değişimi konusunda anlaşmaya varıldı. Taraflar, aileye dört odalı dairenin devredilmesini öngören kira sözleşmesini imzaladı.

Bu sözleşmenin Göçmenlik Dairesi’ne sunulmasının ardından yetkililer aile birleşimi başvurusunu onayladı ve Türkiye’deki iki çocuk için gerekli izinler verildi.

Taşınma gerçekleşmeyince şüphe başladı

Ancak olaylar tam bu noktada farklı bir boyut kazandı.

Planlanan taşınma günü geldiğinde aile yeni eve geçmedi.

Durumu fark eden bina yönetimi ve ev sahibi, Göçmenlik Dairesi’ne bilgi vererek taşınmanın hiç başlamadığını bildirdi.

Yetkililerin aktardığına göre;

  • Evde taşınma kolileri bulunmuyordu.
  • Dolaplar sökülmemişti.
  • Taşınmaya yönelik herhangi bir hazırlık yapılmamıştı.

Bu gelişmeler üzerine Göçmenlik Dairesi, ailenin yalnızca daha büyük bir eve taşınacakmış gibi kira sözleşmesi düzenleyerek aile birleşimi iznini aldığı şüphesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İsviçre’de bu tür ret kararları oldukça nadir

Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi, mahkemeye sunduğu değerlendirmede aile birleşiminde „uygun konut“ şartının federal yasadan kaynaklandığını belirtti.

Kanton uygulamasına göre bir konutun yeterli sayılması için dairede yaşayacak kişi sayısının, oda sayısını en fazla bir kişi aşması gerekiyor.

Örneğin;

  • 6 kişilik aile için en az 5 odalı,
  • 5 kişilik aile için en az 4 odalı,
  • 4 kişilik aile için ise en az 3 odalı konut uygun kabul ediliyor.

Yetkililer ayrıca, yalnızca konut yetersizliği nedeniyle aile birleşimi başvurularının reddedilmesinin son derece istisnai olduğunu, çünkü başvuru sahiplerinin çoğunun süreç içerisinde daha büyük bir eve taşındığını ifade etti.

Savcılık para cezası istedi

Mahkemede savcılık, ebeveynlerin resmî makamları yanıltarak aile birleşimi izni aldığı iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Dosyada;

  • Baba hakkında günlük 70 İsviçre Frangı üzerinden 120 günlük para cezası,
  • Anne hakkında ise günlük 40 Frank üzerinden 120 günlük para cezası,

talep edilirken, her iki ebeveyn için ayrıca birkaç bin Frank idari para cezası istendi.

„Biz kimseyi kandırmadık“

Mahkemede ifade veren aile ise suçlamaları kesin bir dille reddetti.

Babaya göre taşınmanın gerçekleşmemesinin nedeni tamamen emekli çiftin son anda karar değiştirmesiydi.

İlk olarak Ekim 2025 için planlanan taşınma, tarafların tatil programları nedeniyle Kasım ayına ertelendi.

Daha sonra emekli kadının hastalanması üzerine aileden on günlük ek süre istendi.

Türk aile bu talebi kabul etti.

Hafta sonu emekli çift taşınmaya hazır olduklarını bildirse de, pazartesi sabahı binaya gelen ev sahibi yalnızca emekli çiftin eşyalarını topladığını gördü.

Türk ailenin ise henüz hazırlığa başlamamış olması şüpheleri artırdı.

Mahkeme Başkanı’nın „Neden hiç taşınma kolisi hazırlamadınız?“ sorusuna baba şu yanıtı verdi:

„Hafta sonunda komşuları rahatsız edecek gürültü yapmak istemedim.“

Avukatın tavsiyesi süreci daha da karmaşık hale getirdi

Dava dosyasına göre emekli çift daha sonra daire değişiminden tamamen vazgeçti.

Türk aile bunun üzerine Türkçe konuşan avukatına danıştı.

Avukatın, çocukların yine de İsviçre’ye getirilmesini tavsiye ettiği belirtildi.

Ancak aile, daha büyük konut şartının aile birleşimi kararının temel gerekçelerinden biri olduğunu yeterince kavrayamadı.

Göçmenlik Dairesi ise gerçekleşmeyen taşınmayı, baştan beri planlanmış bir aldatma girişimi olarak değerlendirdi.

İşini de kaybetti

Mahkeme sürecinde ailenin ekonomik durumu da kötüleşti.

Baba, inşaat sektöründeki geçici işini kaybetti.

Anne ise yalnızca çağrıldıkça temizlik işlerine gidebildiğini anlattı.

Mahkemede konuşan baba, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yeni ev bulamadıklarını belirterek şunları söyledi:

„Bu şartlarda bize kimse ev vermiyor.“

Aile, yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye’den getirilen iki çocuğu yeniden büyükannelerinin yanına göndermek zorunda kaldıklarını da mahkemeye bildirdi.

Anne gözyaşlarına boğuldu

Duruşmanın sonunda mahkeme başkanı son sözü anneye verdi.

Konuşurken gözyaşlarını tutamayan anne şu ifadeleri kullandı:

„Ben sadece bir anne olarak çocuklarımla birlikte İsviçre’de yaşamak istedim. Buradaki yasaları bilmiyorum. Sadece avukatımızın söylediklerini yaptım.“

Mahkeme salonunda duygusal anlar yaşandı.

Mahkemeden beraat kararı

Aarau Bölge Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirdikten sonra ailenin resmî makamları aldatma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığına hükmetti.

Kararda;

  • Ailenin gerçekten imzalanmış geçerli bir kira sözleşmesine sahip olduğu,
  • Dosyada emekli çiftin daha sonra taşınmaktan vazgeçtiğine ilişkin kayıtların bulunduğu,
  • Yaşananların planlı bir dolandırıcılık değil, karmaşık ve başarısız bir taşınma süreci olduğu

vurgulandı.

Bu gerekçelerle mahkeme, Türk aileyi „yetkilileri aldatma“ suçlamasından beraat ettirdi.

Karar ne anlama geliyor?

Karar, aile birleşimi başvurularında yalnızca sonucun değil, başvuru sahibinin gerçek niyetinin de hukuken büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Mahkeme, taşınmanın gerçekleşmemesinin tek başına aldatma suçunun oluşması için yeterli olmadığına dikkat çekerken, kasıt unsurunun somut delillerle ispatlanması gerektiğini vurguladı.

Uzmanlara göre karar, İsviçre’de aile birleşimi başvurularında „uygun konut“ şartının önemini korurken, idarenin aldatma iddialarını ortaya koyabilmesi için güçlü delillere ihtiyaç duyduğunu da gösteren dikkat çekici bir emsal niteliği taşıyor.

Continue Reading

Gündem

Bern’deKadınlara Özel Çıplaklar Plajında Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı: Belediye Kararı Hatalı Buldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Bern kentindeki Marzilibad yüzme tesisinde bulunan ve yalnızca kadınların kullanabildiği “Paradiesli” isimli FKK (çıplak güneşlenme) alanında yaşanan olay, ülke genelinde geniş yankı uyandırdı.

Pazar günü yaşanan olayda, kadın bölümünde bulunan trans bir kadın hakkında bazı kadın ziyaretçiler tesis yönetimine şikâyette bulundu. Şikâyetlerin ardından tesis görevlileri trans kadından alanı terk etmesini istedi. Ancak talebin reddedilmesi üzerine olay yerine polis çağrıldı.

Polisin müdahalesi sırasında çevrede bulunan bazı kişiler trans kadına destek verirken kısa süreli arbede yaşandı. Bern Kanton Polisi, müdahale sırasında bir kadın polis memurunun hafif yaralandığını açıkladı. Trans kadın ise polis merkezine götürüldükten sonra işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.

Belediye: “Alanı Kullanma Hakkı Vardı”

Olayın ardından Bern Belediyesi dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Belediye, polis çağrılması kararının yanlış bir değerlendirme sonucu alındığını belirterek yaşananlardan üzüntü duyduklarını açıkladı.

Açıklamada ayrıca, söz konusu trans kadının mevcut kurallara göre kadınlara ayrılan FKK alanını kullanma hakkına sahip olduğu vurgulandı. Belediyeye göre kadın olarak yaşayan ve resmî kayıtlarda cinsiyeti kadın olarak yer alan kişiler, Paradiesli bölümünden yararlanabiliyor. Olaydaki kişinin de bu şartları karşıladığı belirtildi.

Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı

Olaya tanıklık eden kişiler, polis müdahalesinin sert olduğunu öne sürerken, trans birey haklarını savunan kuruluşlar yaşananları eleştirdi.

İsviçre’deki Transgender Network Switzerland (TGNS), Pink Cross ve Lesbenorganisation Schweiz (LOS) ortak açıklama yaparak, yüzme tesislerinde görevli personel ile polis ekiplerine trans bireylerin hakları konusunda daha fazla eğitim verilmesi gerektiğini savundu.

Yaşanan olayın ardından Bern şehir merkezinde izinsiz bir protesto gösterisi düzenlenirken, olay İsviçre’de kadınlara özel alanlar ile trans bireylerin kamusal alanlara erişim hakları konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
#bern#fkk#trans#lgbt#isviçre

Continue Reading

İsviçre

İklim Uzmanından Çarpıcı Uyarı: „Bu sicakliklar daha başlangıç“

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son günlerde etkili olan rekor sıcaklıklar, iklim değişikliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çevre filozofu ve iklim uzmanı Dominique Bourg, mevcut küresel ısınma eğiliminin devam etmesi halinde önümüzdeki 20 yıl içinde Cenevre’de 50 dereceye ulaşan sıcaklıkların görülebileceği uyarısında bulundu.

İsviçre devlet televizyonu RTS’ye konuşan Bourg, son günlerde ölçülen 39 derecelik sıcaklıkların gelecekte yaşanabilecek daha büyük iklim krizlerinin yalnızca başlangıcı olduğunu söyledi.

„Henüz Yolun Başındayız“

Uzman Bourg’a göre bugün yaşanan aşırı sıcaklar, iklim değişikliğinin ilk ciddi sinyalleri. İnsanlığın henüz sürecin başında olduğunu belirten Bourg, küresel ısınmanın etkilerinin önümüzdeki yıllarda çok daha ağır hissedileceğini ifade etti.

„Cenevre’de 20 yıl içinde 50 dereceye ulaşan sıcaklıklar artık ihtimal dışı değil.“ diyen Bourg, bunun günlük hava tahmini değil, mevcut iklim değişikliği hızının devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek bilimsel bir senaryo olduğunun altını çizdi.

İsviçre Dünya Ortalamasından İki Kat Daha Hızlı Isınıyor

İsviçre Bilimler Akademisi’nin verilerine göre ülke, küresel ortalamaya kıyasla yaklaşık iki kat daha hızlı ısınıyor.

Bu durum sadece insan sağlığını değil, doğayı da ciddi şekilde etkiliyor. Bourg, özellikle 40-45 dereceyi bulan sıcaklıklarda bitki örtüsünün zarar gördüğünü, kuşların ise aşırı sıcak nedeniyle öldüğünü veya ciddi şekilde etkilendiğini söyledi.

En Büyük Tehlike Geceleri Bitmeyen Sıcaklık

Uzmanlara göre asıl risk yalnızca gündüz sıcaklıkları değil.

Bourg, gelecekte şehirlerde 60 gün boyunca gündüz sıcaklığının 35 dereceyi aştığı, gece ise sıcaklığın 25-27 derecenin altına inmediği dönemlerin yaşanabileceğini belirtiyor.

Gece boyunca serinleyemeyen insan vücudu dinlenemiyor. Bu durum özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalar ve kalp-damar rahatsızlığı bulunan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Uzmanlar, bu seviyedeki sıcaklıkların insan vücudunun fizyolojik sınırlarını zorlayabileceğine dikkat çekiyor.

Şehirler Yeniden Tasarlanmalı

Dominique Bourg, betonlaşmanın yoğun olduğu şehirlerin aşırı sıcaklardan en fazla etkilenen bölgeler olduğunu belirterek, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak şekilde yeniden planlanması gerektiğini söyledi.

Yeşil alanların artırılması, gölgelik bölgelerin oluşturulması, su kaynaklarının korunması ve şehirlerin serinletici çözümlerle yeniden tasarlanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı.

„Sorumluluk Siyaset ve Ekonomi Dünyasında“

İklim krizinin bugünkü noktaya gelmesinde en büyük sorumluluğun siyasi karar vericiler ile ekonomik güç merkezlerinde olduğunu ifade eden Bourg, bilim insanlarının küresel ısınma konusunda onlarca yıl önce uyarılarda bulunduğunu ancak yeterli önlemlerin alınmadığını söyledi.

Gençlere Çağrı

Gençlere de seslenen Bourg, iklim değişikliği karşısında umutsuzluğa kapılmak yerine harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

„Endişeyi eyleme dönüştürmeliyiz. Dünyayı daha yaşanabilir ve daha akılcı bir yer haline getirmek için hep birlikte sorumluluk almalıyız.“ ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, son yıllarda İsviçre’de art arda kırılan sıcaklık rekorlarının iklim değişikliğinin etkilerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirterek, önümüzdeki yıllarda aşırı sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun süre etkili olabileceği uyarısında bulunuyor.

Continue Reading

Trendler