Ekonomi
Peynir Ülkesi İsviçre Restoranlarında Yabancı Peynir Talebinde Artış
Cemil Baysal
İsviçre restoranları, peynirin menşeini belirtme zorunluluğu olmaksızın, artan enflasyon nedeniyle giderek daha fazla yabancı peynire yönelmekte. Bu durum, özellikle hamburgerler, risotto, lasagne ve dondurulmuş pizzalarda sıkça yabancı peynirin kullanılması anlamına gelmekte.
İsviçre– İsviçre mutfağında son dönemde dikkat çeken bir değişiklik gözleniyor: Restoranlar, özellikle Almanya’dan ithal edilen peynirleri tercih etme eğiliminde. İsviçre, geleneksel olarak birinci sınıf peynir ürünleri ile öne çıkan bir ülke olmasına rağmen, ihracatın düştüğü bir dönemde giderek artan bir şekilde yabancı peynir ithalatına şahit oluyor.
Bu değişimin ardında çeşitli faktörler bulunmakta ve ekonomik zorlukları yansıtmaktadır. Bu faktörler arasında Frank’ın gücü, enflasyon ve İsviçre’nin ana ihracat pazarı olan Avrupa’da yaşanan olumsuz ekonomik gelişmeler yer almaktadır. Bu eğilim, lüks restoranlardan kantinlere ve fast-food mekanlarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmakta, bu yerler giderek daha uygun fiyatlı yabancı peynirleri tercih etmekte.
“Switzerland Cheese Marketing” organizasyonundan Martin Spahr, restoranların enflasyon nedeniyle giderek artan bir oranda yabancı peynire yöneldiğini vurgulayarak, özellikle Almanya’dan gelen bu yabancı peynirin sadece peynir tabaklarında değil, aynı zamanda popüler yemeklerde de kullanıldığını belirtiyor. Restoranlar, peynirin kökenini açıklamak zorunda değiller, bu da daha uygun fiyatlı seçeneklere yönelmeyi kolaylaştırıyor.
İsviçre, 2023 yılında ihracatın ithalatı ilk defa geçtiği bir dönemde bulunuyor. Bu durum, yeme içme alışkanlıklarında ve özellikle İsviçre’nin ünlü peynir endüstrisinde önemli bir değişikliğe işaret ediyor. İthalatın artmasıyla birlikte, çeşitli restoranlar ve işletmeler, menülerinde çeşitliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla yabancı peynirlere yöneliyorlar.
Özellikle İtalya, Almanya ve Fransa’dan gelen peynir ithalatının artması, yerel üreticileri olumsuz etkilemekte ve İsviçre peynir endüstrisinin zorlu bir dönemden geçtiğini göstermekte. Bu durum, İsviçre’nin geleneksel peynir kültürünün yanı sıra ekonomik faktörlerin de yeme içme sektörü üzerinde nasıl etkili olduğunu gösteren önemli bir örnek.
İsviçre, 2023 yılında peynir ihracatında bir önceki yıla göre %4,5’lik bir düşüşle, ağırlık bazında ilk kez daha az peynir ihraç etti. “Switzerland Cheese Marketing” verilerine göre, İsviçre, 73,494 ton peynir ihraç ederken, 74,266 ton peynir ithal etti. Bu durumun nedenleri arasında Frank gücündeki düşüş, enflasyon ve başlıca ihracat pazarı olan Avrupa’da olumsuz ekonomik gelişmeler yer alıyor. Peynir ithalatının çoğunluğu özellikle İtalya, Almanya ve Fransa’dan olmak üzere Avrupa’dan gerçekleşiyor.
Switzerland Cheese Marketing” verilerine göre, İsviçre’nin geçen yıl en çok ithal ettiği peynir türleri şunlar:
Frischkäse, Mozzarella, Quark (İthalat miktarı: 32.290 ton)
Weichkäse (13.351 ton)
Halbhartkäse (12.604 ton)
Hartkäse (6.558 ton)
Extrahartkäse (5.232 ton)
Schmelzkäse (4.231 ton)
En çok ihraç edilen peynir türleri ise şunlardır:
Hartkäse (31.786 ton)
Halbhartkäse (21.990 ton)
Frischkäse, Mozzarella, Quark (10.833 ton)
Fertigfondue (4.146 ton)
Andere Käse (3.437 ton)
Schmelzkäse (786 ton)
Weichkäse (549 ton)
Ekonomi
Kamu Kurumlarında Öncelik İsviçrelilere mi Veriliyor?
İsviçre’de kamu kurumlarında çalışan yabancı uyrukluların oranı son yıllarda neredeyse sabit kaldı. Federal yönetimde görev yapan personelin yalnızca %5’i yabancı uyruklu. Bu durum, İsviçre’nin genel iş gücündeki %34’lük yabancı çalışan oranıyla kıyaslandığında dikkat çekici bir fark yaratıyor.
İsviçre basınında yer alan haberlerde, bu durum “Ausgerechnet beim Bund bleiben die Schweizer fast unter sich” başlığıyla gündeme taşındı.
Bu ifade, “Yabancıların en az olduğu yer, ironik biçimde devletin kendisi” şeklinde yorumlandı.
Başlık, “Tam da federal yönetimde, İsviçreliler neredeyse kendi aralarında kalıyor” anlamına gelerek, konunun ironik yönüne dikkat çekti.
Yabancı Uzmanlar Kamuya Giremiyor
Ekonomi çevreleri, kamu yönetiminde yabancı çalışan oranının düşüklüğünü “sistematik bir tercih” olarak değerlendiriyor.
Resmî gerekçe güvenlik, gizlilik ve vatandaşlık şartları olarak açıklansa da, uzmanlara göre bu durum kamuya girişte İsviçrelilere fiili bir öncelik tanındığı anlamına geliyor.
Bir ekonomi analisti şu değerlendirmeyi yaptı:
“Özel sektörde uluslararası uzmanlar olmadan birçok sektör ayakta kalamaz. Ancak kamu tarafında yabancılar neredeyse hiç yer bulamıyor. Bu fark uzun vadede bilgi akışını ve yeniliği zayıflatıyor.”
Avrupa Açılıyor, İsviçre Kapalı Kalıyor
Komşu Almanya, kamu kurumlarında yabancı uzman istihdamını artırmak için dil ve vatandaşlık şartlarını gevşetmiş durumda.
İsviçre’de ise başvuru süreçleri uzun, güvenlik kontrolleri sıkı, vatandaşlık koşulları katı. Bu da yabancı profesyonellerin kamuya yönelmesini neredeyse imkânsız hale getiriyor.
Temsiliyet Sorunu Büyüyor
Sosyologlar, federal yönetimin bugünkü yapısının İsviçre toplumunun çeşitliliğini yansıtmadığını vurguluyor.
Ülke nüfusunun üçte biri yabancı kökenliyken, kamu kurumlarında bu oran yalnızca yirmide bir. Uzmanlara göre bu durum, toplumsal temsiliyet ve adalet açısından “endişe verici bir dengesizlik.”
Uzmanlardan Politika Değişikliği Çağrısı
Uzmanlar, kamu yönetiminde istihdam politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyor.
“Yabancı çalışanlara kapı açmak, sadece bir iyi niyet göstergesi değil, modern bir devletin gereğidir.”
Kamu kurumlarının daha açık ve uluslararası bir işe alım sistemi geliştirmesi öneriliyor.
Ekonomi
İsviçre, dijital rekabetin yeni dünya lideri
IMD raporuna göre İsviçre, ilk kez küresel dijital rekabet endeksinde zirvede
İsviçre, dijital rekabet alanında dünyanın en güçlü ülkesi unvanını kazandı. Uluslararası Yönetim Geliştirme Enstitüsü’nün (IMD) her yıl yayımladığı “World Digital Competitiveness Ranking” (WDCR) raporuna göre ülke, bu yıl ilk kez küresel dijital rekabet endeksinde birinci sıraya yerleşti.
Geçtiğimiz yıllarda sıralamanın zirvesinde yer alan Singapur bu yıl üçüncü sıraya gerilerken, ABD ikinci sıradaki yerini korudu. Böylece İsviçre, dijital dönüşümün merkezine yerleşen veri altyapısı, inovasyon kapasitesi ve dijital beceri geliştirme politikalarıyla dünya liderliğini elde etti.
🔍 Üç alanda zirveye taşıyan faktörler
IMD, ülkelerin dijital rekabet gücünü üç temel boyutta değerlendiriyor:
- Bilgi (Knowledge) – Eğitim sistemi, bilimsel araştırma kapasitesi ve yetenekli iş gücü.
- Teknoloji (Technology) – Dijital altyapı, yatırım ortamı ve regülasyon çerçevesi.
- Geleceğe Hazırlık (Future Readiness) – Şirketlerin dijital dönüşüm adaptasyonu, toplumun yeniliklere açıklığı ve dijital yönetişim.
İsviçre, özellikle bilgi ve geleceğe hazırlık alanlarında rakiplerine açık ara fark atarken, teknoloji boyutunda da önemli bir sıçrama kaydetti. Ülkenin araştırma odaklı ekonomi modeli, yüksek Ar-Ge harcamaları ve eğitimde dijital yetkinliklerin güçlendirilmesi bu başarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.
⚠️ “Liderliği korumak daha zor olacak”
Uzmanlar, İsviçre’nin dijital liderliğinin kalıcı hale gelmesi için sürdürülebilir stratejilere ihtiyaç duyulduğuna dikkat çekiyor. IMD araştırmacılarına göre; küresel veri düzenlemeleri, yapay zekâ standartları ve uluslararası dijital ticaret dengeleri, İsviçre’nin önümüzdeki dönemdeki konumunu doğrudan etkileyecek.
“Birinci sıraya çıkmak kadar orada kalmak da zor” diyen IMD yetkilileri, ülkenin özellikle teknolojik altyapı yatırımlarını ve dijital girişim ekosistemini daha da güçlendirmesi gerektiğini vurguluyor.
🌍 Küresel tablo
- 1. İsviçre
- 2. ABD
- 3. Singapur
- 4. Danimarka
- 5. Hollanda
Rapora göre Avrupa ülkeleri dijital rekabette genel olarak güç kazanırken, Asya ülkeleri yenilik hızında hâlâ yüksek bir ivmeye sahip.
💬 Uzman yorumu
Dijital ekonomi analisti Dr. Michael Reiter’e göre, İsviçre’nin başarısı tesadüf değil:
“İsviçre uzun süredir dijital dönüşümü sadece teknoloji yatırımı olarak değil, bir eğitim ve yönetişim meselesi olarak görüyor. Bu bütüncül yaklaşım ülkeyi dünya liderliğine taşıdı.”
Ekonomi
Onur Air Resmen İflas Etti
Türk sivil havacılığının köklü şirketlerinden Onur Air, resmen iflas etti.
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 5 Kasım 2025 tarihli kararıyla Onur Air Taşımacılık A.Ş.’nin iflasına hükmetti. Kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin tasfiyesi için iflas idaresi atandı.
Mahkeme kararında, şirkete ait taşınmazlara iflas şerhi konulması, ipotek ve haciz durumlarının araştırılması ile son beş yılda devredilen taşınmazların satış bedelleriyle birlikte incelenmesi talep edildi.
Pandemi sürecinde uçuşlarını durduran Onur Air’in, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) tarafından lisansı da askıya alınmıştı. Bu karar, şirketin fiilen faaliyetlerini sonlandırmasının ardından, hukuken de havacılık sahnesinden çekildiğini tescillemiş oldu.
1992 yılında kurulan Onur Air, uzun yıllar iç hatlar ve dış hatlarda binlerce yolcuya hizmet vermiş, Türkiye’nin özel havayolu sektöründeki öncü markalarından biri olarak anılmıştı.
-
Gündem1 yıl önceTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 yıl önceİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 yıl önceİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 yıl önceDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 yıl önceKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem1 yıl önceERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya1 yıl önceMETA’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem1 yıl önceTÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


