İsviçre
İsviçre’nin Dağlık Köylerinde Otomobillerin İlk Korku Dalgası: 1900’lerin Başında ‚Modern‘ Araçlara Karşı Şaşırtıcı Direniş
Araştırma Haber : Cemil Baysal
İsviçre’nin en muhafazakar kantonlarından biridir Graubünden.
Tarihte yenilikler her zaman korku ve direnişle karşılanmıştır. Yeni olan her şey, başlangıçta bir tehdit olarak algılanır; örneğin, internetin ilk günlerinde e-banka sistemleri, modern çağın bir tehdidi olarak görülmüştü. Zamanla bu yeniliklere alıştık ve hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldular. İşte, otomobilin Graubünden’de karşılaştığı ilk direniş de bu klasik patikayı izliyor.
Görünüşe göre, otomobiller sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir tarihsel mücadeleye, bir kültürel çatışmaya ve bir kasaba efsanesine dönüştüler. İsviçre’nin Graubünden Kantonunda, 1900’den 1925’e kadar süren bir otomobil yasağı, sadece bir yerel kısıtlama değil, aynı zamanda bir muhafazakar direnişin ve tarihin derinliklerine gömülü bir serüvenin öyküsüdür.
Otomobilin İlk İzlenimleri: Yıldızların Altında Bir Macera
İsviçre’nin dağlık köy yollarında otomobil kullanmak, 19. yüzyılın sonlarında gerçek bir maceraydı. 1896 yılında Cenevre’deki ulusal sergide tanıtılan ilk otomobiller, hem heyecan verici hem de korkutucu bir yenilik olarak görülüyordu. Araçlar sık sık arıza yapıyor ve mevcut yollar otomobil kullanımına uygun değildi. Graubünden’de ilk otomobil sahibi, Davos’tan Gaudenz Issler’dı. Ancak o dönemde bölgedeki yollar, modern araçların ihtiyaçlarını karşılayacak durumda değildi. Dağlık yollar, otomobilin yükünü kaldıramadı ve Issler, aracı kısa süre içinde geri vermek zorunda kaldı. Otomobillerin dağlık bölgelerdeki zorlukları, bu teknolojinin bölge tarafından benimsenmesini zorlaştırdı.
Yasak ve Sebepleri: Otomobilin Tehdit Algısı
24 Ağustos 1900’de, Graubünden’in Küçük Konseyi, kantondaki tüm yolları otomobil kullanımına kapatan bir yasak getirdi. Evet, doğru okudunuz: tüm yollar! O dönemde, motorlu araçlar hız, gürültü ve egzoz gazlarıyla tehdit olarak görülüyordu. Bu yeni teknoloji, sakin kasabanın huzurunu bozuyor ve yerel halk tarafından tehlike olarak algılanıyordu.
Bu yasak, tabii ki büyük bir direnişle karşılandı. Hükümet, birkaç otomobil sahibinin taleplerini karşılamak için birçok istisna izni vermek zorunda kaldı. 1906 yılında, yasağın bazı bölümlerinin açılmasına yönelik bir yasa tasarısı önerildi. Ancak, 1907’de yapılan referandum, yasakların tamamen devam etmesine karar verdi. Bu, hükümetin her istisnayı titizlikle onaylamasını gerektirdi.
Halk Tepkileri ve Referandumlar: Tarihi Çatışmaların Merkezi
Otomobil karşıtı duruş, Graubünden’de dokuz kantonal ve bir ulusal referanduma yol açtı. Bu, bir otomobil yasağı üzerine dokuz kez oylama yapıldığı anlamına geliyor! Tartışmalar oldukça gerilimliydi: Otomobil destekçileri yasakları “ortaçağ kalıntısı” olarak kınarken, karşıtları “Bündner tembelliği” olarak adlandırdı. Bölge halkı, otomobilin getireceği gürültü ve tozdan bıkmıştı. Tatilciler sessiz bir atmosferi tercih ediyordu ve ünlü fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen bile otomobilin atlara etkisini sorguladı. Röntgen ve diğer ziyaretçiler, huzur içinde, atlı arabalarla dağların arasından geçmek istiyordu.
Birçok turistik bölge de başlangıçta otomobil yasağını destekliyordu. Hamburg, Berlin veya Londra’dan gelen huzur arayan tatilciler, yaz tatillerinde büyük şehir karmaşası, hızla geçen otomobiller, av peşinde koşan sporcular ve toz çıkaran, kötü kokan araçlardan rahatsız oluyorlardı. Bu endişeleri paylaşanlardan biri de Wilhelm Conrad Röntgen (1845-1923) oldu; Röntgen ve eşi, 1893’ten 1913’e kadar düzenli olarak Pontresina’ya tatil yapmaya geliyorlardı.
Altyapı Sorunları ve Ekonomik Yükler: Dağlarda Bir İsyan
Graubünden’in otomobil karşıtı direnişinin bir diğer nedeni, altyapı eksiklikleriydi. Kanton, İsviçre’nin en büyük ve en dağlık bölgesiydi. Yollar, motorlu araçlar için uygun değildi ve otomobillerin getirdiği ek bakım maliyetleri yerel yönetimler için büyük bir yük oluşturdu. Ayrıca, ilk yıllarda yaşanan yüksek kazalar ve ölümler, otomobilin tehdit algısını güçlendirdi.
Sonunda, otomobiller lehine dönülen bu atmosfer, büyük ölçüde Birinci Dünya Savaşı ile ilişkilidir. Atlar kıtlaştığında, kamyonların kullanımı zorunlu hale geldi. Ayrıca, posta otobüslerinin yaygınlaşması da etkili oldu. 1919’da Graubünden’de açılan ilk posta otobüsü hattı, Reichenau ile Flims arasındaki yolculuk süresini iki saat elli dakikadan önemli ölçüde kısalttı. Bu değişiklik, turistik bölgelerin, yasak devam ederse misafir kaybedeceklerini fark etmelerine yol açtı.
Direniş yalnızca Graubünden ile sınırlı değildi. Örneğin, Uri Kanton’u 1901’de Alpler’deki yollarında bir sürüş yasağı getirdi. Gotthard Geçidi, motorlu araçlar için sadece birkaç saatliğine, 1906’da açıldı ve bu sınırlama ancak 1917’de tamamen kaldırıldı. Diğer kantonlarda da Pazar günleri sürüş yasakları uygulanıyordu. Ancak, önemli farklar vardı: Batı İsviçre, özellikle Cenevre, otomobillere karşı daha olumlu bir tutum sergiliyordu. Bunun sebebi, otomobilin erken bir şekilde Fransa’da kabul görmüş olmasıyla ilişkilidir.

Wilhelm Conrad Röntgen, 21 Ağustos 1905’te, otomobillerin yaygınlaşmasının ardından atların hala otomobillerden korkup korkmadığını sormuştu. Çünkü otomobil trafiği o kadar artmıştı ki, güvenilir olmayan atlarla seyahat etmek endişe verici olabilir. Eşi ise, 8 Temmuz 1906’da, kocasının atların otomobillere nasıl tepki verdiğini ve bu araçlarla güvenli bir şekilde seyahat edip edemeyeceklerini öğrenmek istediğini tekrar dile getirdi. Röntgen çifti, 1903’te açılan Albulabahn ile seyahat edebilirdi, ancak özel atlı arabalarını tercih ediyorlardı. Özellikle Wilhelm Conrad Röntgen için, Alpler’de özel bir atlı araba ile seyahat etmek büyük bir doğa zevkiydi. Bu zevk ucuz değildi ve sıradan insanlar, Chur’dan Bellinzona’ya yürüyerek gitmek zorundaydılar.
Pahalı Yol Bakımı
Yurt dışında, İsviçre’nin muhafazakar dağ halkını eleştiren sesler vardı; örneğin, Alman yazar Otto Julius Bierbaum, İsviçre halkının otomobil gördüğündeki „şaşkın bakışlarını“ alaycı bir şekilde yazmıştı. Ancak, Graubünden’in otomobile karşı direnişinin sağlam nedenleri vardı. Graubünden, İsviçre’nin en büyük kantonu olup düşük bir nüfus yoğunluğuna sahipti. Geniş yol ağının bakımı çoğunlukla belediyelerin sorumluluğundaydı. Yollar, genellikle topluca ve ücretsiz olarak inşa edilip bakımı yapılıyordu. İlk otomobil kullanıcıları genellikle zengin turistler ya da yabancılardı. Araçlar, motorlu araçlar için değil, atlı arabalar için yapılmış, sıkıştırılmış çakıl, kum ve taşlardan oluşan ve asfaltlanmamış yollarda seyahat ediyordu. Hızlı motorlu araçlar, toz ve pislikleri havaya savuruyordu. Ayrıca, otomobilin ilk dönemlerinde orantısız bir şekilde çok sayıda ölümcül kaza yaşanıyordu.
Değişim ve Yasağın Kaldırılması: Tarihin Akışında Bir Dönüşüm
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından, otomobil kullanımı zorunlu hale geldi ve otomobil kabulü teşvik edildi. 1919’da açılan ilk post otobüs hattı, ulaşım sürelerini kısaltarak otomobilin avantajlarını gösterdi. Sonunda, 21 Haziran 1925’te Graubünden’deki otomobil yasağı tamamen kaldırıldı. Ancak, bu dönüşüm süreci kolay olmadı; federal hükümetin yasalar üzerindeki yetkisi 1921’de alındı ve motorlu araçlar ve bisikletler için federal bir yasa ancak 1932’de yürürlüğe girdi.
Graubünden’in otomobil yasağı, yeniliklerin korkutucu olduğu, eski ile yeni arasındaki çatışmaların nasıl yaşandığını gösteren bir örnektir. Bu uzun süren mücadele, teknolojinin toplumsal kabullenme sürecinin karmaşıklığını ve otomobillerin nasıl bir efsaneye dönüştüğünü gözler önüne serer.
Haberin izinsiz kullanımı yasaktır. Yasal işlem yapılır.
Görseller:






- 1913, Landstraße’da Bir Otomobil: Bu fotoğraf, otomobilin 20. yüzyılın başında nasıl bir macera sunduğunu ve dağlık bölgelerdeki zorlukları gözler önüne seriyor.
- 1909, Scuol Tarasp: Bir otomobil, kasabadan çekilerek ilerliyor; bu, otomobil yasağının ciddiyetini ve yerel halkın tepkisini yansıtıyor.
Kaynak: Dominik Landwehr’in desteğiyle Detaylı İncelemesinden
Dominik Landwehr, kültür ve medya bilimleri uzmanıdır ve Zürich’te ikamet etmektedir.
#isviçre #isviçrehaberleri #İsviçreTarihi #OtomobilTarihi #Graubünden #DağYolları #YenilikKorkusu #19YüzyılTeknolojisi #OtomobilMacerası #TarihYolculuğu #ModernTeknoloji #KültürelDönüşüm #TarihKültür #EskiYollar #OtomobilDevrimi #İsviçreTarihi #TeknolojiVeKültür
İsviçre
Ünlü Hipnotizör Mr. Yasin İsviçre’ye Geliyor!
İSVİÇRE – Avrupa’da interaktif hipnoz gösterileriyle tanınan Türkiye kökenli hipnotizör Mr. Yasin, “The HypnoX Show” ile İsviçre’de sahne almaya hazırlanıyor. Sanatçı, 5–7 Kasım 2027 tarihleri arasında Zürih, Basel ve Bern’de izleyicilerle buluşacak.
Hipnozu mizah ve seyirci katılımıyla bir araya getiren gösterileriyle geniş bir kitleye ulaşan Mr. Yasin’in İsviçre’deki üç gösterisinin biletleri de satışa sunuldu.
Almanya’da geniş turne programı
Mr. Yasin, İsviçre programından önce Avrupa’daki sahne çalışmalarını sürdürüyor. “The HypnoX Show”un açıklanan 2026 Almanya turnesi, ülkenin farklı bölgelerindeki çok sayıda şehri kapsıyor.
Açıklanan programa göre sanatçı; 22 Temmuz’da Hanau Parkbühne Wilhelmsbad’da, 16 Eylül’de Münih Circus Krone’da, 17 Eylül’de Gersthofen Stadthalle’de ve 18 Eylül’de Ravensburg Konzerthaus’ta sahne alacak.
Turne kasım ayında da devam edecek. Mr. Yasin’in 12 Kasım’da Schwerin, 13 Kasım’da Lüneburg, 14 Kasım’da Minden ve 19 Kasım’da Fürth’te izleyicilerle buluşması planlanıyor. Avrupa programında ayrıca Viyana ve Salzburg gösterileri de bulunuyor.
İsviçre’de üç şehir, üç gösteri
İsviçre turnesi ise 2027 sonbaharında gerçekleştirilecek. Program şöyle:
5 Kasım 2027, 19.30 – Zürih, Volkshaus
6 Kasım 2027, 19.30 – Basel, Stadtcasino Musiksaal
7 Kasım 2027, 18.00 – Bern, National Theatersaal
Böylece Mr. Yasin, üç gün içinde İsviçre’nin üç büyük kentinde seyirci karşısına çıkacak.
Almanya’ya gelen işçi ailesinin çocuğu
Almanya’ya Türkiye’den gelen bir işçi ailesinin çocuğu olan Mr. Yasin, bugün Avrupa’nın farklı şehirlerinde gerçekleştirdiği gösterilerle geniş bir izleyici kitlesine ulaşıyor.
Türkiye ile Almanya arasında uzanan aile geçmişi ve çok kültürlü yaşamının izlerini de taşıyan sanatçı, sahne kariyerini Almanya’nın dışına taşıyarak Avrupa’nın farklı ülkelerinde izleyicilerle buluşuyor.
Hipnoz, mizah ve seyirci aynı sahnede
“The HypnoX Show”un en dikkat çekici özelliklerinden biri seyircinin yalnızca gösteriyi izlemekle kalmayıp doğrudan programa dahil olabilmesi.
Gönüllü izleyicilerin sahneye davet edildiği gösteride hipnoz, mizah ve zihinsel deneyimler bir araya geliyor. Katılımcıların gösterinin akışında rol oynaması nedeniyle her gecenin farklı bir deneyime dönüşmesi amaçlanıyor.
Biletler satışta
Zürih, Basel ve Bern gösterilerinin biletleri Ticketcorner üzerinden satışa sunuldu. Güncel listede standart bilet fiyatları CHF 54.20’den, VIP kategorisi ise CHF 117.90’dan başlıyor.
İsviçre turnesi: 5–7 Kasım 2027
Gösteri: The HypnoX Show
Şehirler: Zürih – Basel – Bern
Bilet: Ticketcorner
Kaynak: Ticketcorner / Switzerland Tourism / Almanya turne programı
İsviçre
St. Gallen’de Barda 11 Bıçak Darbesi: Mahkemeden 4 Yıl Hapis ve 10 Yıl Türkiye’ye Sınır Dışı Kararı
İSVİÇRE – St. Gallen’de bir barda başka bir müşteriyi kısa süre içinde 11 kez bıçaklayan 24 yaşındaki sanık, olaydan yaklaşık dört buçuk yıl sonra hâkim karşısına çıktı. St. Gallen Bölge Mahkemesi (Kreisgericht St.Gallen), sanığı ağır bedensel zarar vermeye teşebbüsten suçlu bularak 4 yıl koşulsuz hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ayrıca 10 yıl İsviçre’den sınır dışı edilmesine, düzenli psikolojik/psikiyatrik tedavi görmesine ve toplamda yaklaşık 47 bin frank ödeme yapmasına karar verdi.
Barda 11 kez bıçakladı
Dava dosyasına göre sanık, St. Gallen’deki bir barda karşılaştığı genç adama çok kısa süre içerisinde karın, boynun sol bölgesi ve sol yan tarafına toplam 11 bıçak darbesi vurdu.
Saldırıda kullanılan bıçağın kartvizit biçiminde katlanabilen bir bıçak olduğu; toplam uzunluğunun 88 milimetre, keskin bölümünün ise 68 milimetre olduğu belirtildi.
Sanık mahkemede yaptığından pişman olduğunu birkaç kez dile getirdi. Olay sırasında alkol aldığını, yoğun adrenalin altında olduğunu ve davranışları üzerindeki kontrolünü kaybettiğini söyledi.
Sanığın dikkat çeken ifadelerinden biri ise şu oldu:
“Yalnızca ilk dört bıçak darbesini hatırlıyorum.”
Güvenlik kamerası görüntüleri mahkemede izlendi
Yaklaşık dört buçuk yıl önce meydana gelen saldırının güvenlik kamerası kayıtları da dava dosyasına girdi.
Mahkeme heyetinin özellikle üzerinde durduğu konu, görüntülerde saldırıdan hemen önce açık bir kavganın görülmemesiydi. Mahkeme başkanı sanığa defalarca neden bıçakladığını sordu.
Sanık ortamın agresif olduğunu ve tehditler yaşandığını öne sürdü ancak saldırı öncesinde yaşandığını söylediği sözlü tartışmanın ayrıntılarını hatırlayamadı.
Olayın bir başka çarpıcı noktası ise saldırı sırasında diğer müşterilerin çok yakın mesafede bulunmasına rağmen bıçaklamayı fark etmemeleri oldu. Mahkeme başkanı duruşma sırasında bu durum karşısında “şoke olduğunu” ifade etti.
Mağdur hâlâ korku ve kaygı yaşıyor
Saldırıya uğrayan kişi duruşmaya katılmadı. Mahkeme başkanının aktardığına göre mağdur, olayın üzerinden yıllar geçmesine rağmen kaygı ve sanığa karşı korku yaşamaya devam ediyor.
Yaklaşık dört saat süren duruşmayı sanığın annesi ve bazı aile üyeleri ise salondan takip etti. Annenin zaman zaman duruşma salonundan çıktığı, verilen kısa arada oğluna sarıldığı aktarıldı.
Savcılık 8 yıl hapis ve 15 yıl sınır dışı istedi
Savcılık, eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olarak değerlendirilmesini, sanığa 8 yıl hapis cezası verilmesini ve 15 yıl İsviçre’den sınır dışı edilmesini talep etti.
Savcılığa göre sanık, 11 bıçak darbesiyle mağdurun ölümünü göze almıştı. Mağdurun hayati tehlike oluşturan yaralar almaması ve hayatta kalmasının ise tesadüfe bağlı olduğu savunuldu.
Savunma Türkiye’ye sınır dışı edilmesine karşı çıktı
Savunmanın (avukat) üzerinde durduğu başlıca konulardan biri Türkiye’ye sınır dışı edilme ihtimaliydi.
Haberde sanığın Türkiye doğumlu olduğu belirtilirken, savunma avukatı müvekkilini Kürt kökenli olarak tanımladı. Avukat, Türkiye’ye gönderilmesi halinde hayatının tehlikeye girebileceğini ileri sürerek kan davası ihtimalinin yanı sıra askerlik veya hapis riskiyle karşılaşabileceğini savundu.
Savunma, sınır dışı kararından vazgeçilmesini isterken hapis cezası açısından dört yılın uygun olduğunu belirtti. Avukat, müvekkilinin yaptıklarını küçümsemediğini ve sorumluluğunu kabul ettiğini söyledi.
Geçmişte de şiddet olayları yaşandı
Mahkemede sanığın geçmiş yıllarda birden fazla fiziksel şiddet olayına karıştığı da gündeme geldi. Mahkeme üyelerinden biri sanığın öfke kontrolünü tarif ederken “fitilinin kısa olduğunu” belirtti.
Hazırlanan uzman raporunda sanığın geçmişi ve çocukluk döneminin şiddete eğilimi açısından da değerlendirildiği aktarıldı.
Hem savcılık hem de savunma sanığın tedavi görmesini gerekli buldu. Mahkeme de sanık hakkında hastaneye sürekli yatırılmasını gerektirmeyen, uzmanlar tarafından düzenli görüşme, terapi ve kontroller şeklinde yürütülecek psikolojik/psikiyatrik tedavi uygulanmasına karar verdi.
Sekiz yaşında ailesiyle İsviçre’ye geldi
Mahkemede sanığın aile geçmişi de ele alındı. Aktarılan bilgilere göre sanık sekiz yaşındayken ailesiyle İsviçre’ye geldi.
Savunmanın anlatımına göre sanığın annesi 18 yaşında zorla evlendirilmiş, baba ise eşine ve çocuklarına yıllarca şiddet uygulamıştı.
Annenin İsviçre’de boşandığı ve aile adına birden fazla sığınma başvurusu yaptığı, ancak başvuruların reddedildiği belirtildi. Ailenin sınır dışı edilmemek için bir dönem saklanmak zorunda kaldığı da duruşmada aktarıldı.
Daha sonra çevresinden destek gören aile için Doğu İsviçre’deki bir belediyenin masrafları karşılamayı kabul ettiği ifade edildi.
Sanık ve kardeşlerinin İsviçre’de üvey babalarıyla büyüdüğü, üvey babanın ise 2022 yılında hayatını kaybettiği belirtildi.
Savunma: “Son yıllarda olgunlaştı”
Savunma avukatı, müvekkilinin son yıllarda önemli bir olgunlaşma sürecinden geçtiğini ileri sürdü.
Sanığın lastik servis elemanı (Reifenpraktiker) olarak mesleki eğitimini tamamladığı, sürekli bir iş sözleşmesi aldığı, kendi evine çıktığı ve geçimini kendisinin sağladığı mahkemeye aktarıldı.
Ancak bu gelişmeler mahkemenin sınır dışı kararından vazgeçmesi için yeterli olmadı.
Mahkeme kararını açıkladı
St. Gallen Bölge Mahkemesi, savcılığın talep ettiği kasten öldürmeye teşebbüs suçlaması yerine sanığı ağır bedensel zarar vermeye teşebbüsten suçlu buldu.
Mahkemenin kararına göre sanık:
* 4 yıl koşulsuz hapis cezasına çarptırıldı.
* 10 yıl İsviçre’den sınır dışı edilecek.
* Düzenli psikolojik/psikiyatrik tedavi ve terapi görecek.
* Yaklaşık 40 bin frank yargılama ve dava masrafını karşılayacak.
* Mağdura 7 bin frank manevi tazminat ödeyecek.
Böylece sanığın üstlenmesi gereken mali yük yaklaşık 47 bin franka ulaşıyor.
Dava, saldırının şiddeti kadar güvenlik kamerasındaki sıra dışı ayrıntıyla da dikkat çekti: Bir kişi, diğer müşterilerin hemen yakınında 11 kez bıçaklandı; çevrede bulunanların ise saldırıyı o anda fark etmediği belirtildi.
Kaynak: 27 Temmuz 2026 tarihli aktarılan mahkeme haberi / Kreisgericht St.Gallen
İsviçre
İsviçre’de 1 Ağustos Öncesi Havai Fişek Yasakları: Sıcak ve Yağışsız Hava Yangın Riskini Artırdı
İSVİÇRE – İsviçre’de devam eden sıcak ve yağışsız hava, 1 Ağustos Ulusal Bayramı kutlamalarını da etkiliyor. Artan orman yangını tehlikesi nedeniyle birçok kanton ateş yakma ve havai fişek kullanımına yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdı. Mevcut tabloya göre bu yıl ülkenin büyük bölümünde özel havai fişek kullanımı yasak olacak veya ciddi şekilde sınırlandırılacak.
İsviçre’nin birçok bölgesinde haftalardır ya açık alanda tamamen ateş yakma yasağı ya da orman ve orman yakınlarında ateş yakma yasağı uygulanıyor. Belediyeler ise kantonlardan daha sıkı önlemler alabiliyor.
Bern, Luzern, Thurgau ve Solothurn’da havai fişek yasağı
1 Ağustos öncesinde bazı kantonlar havai fişeklere yönelik ayrıca yasak kararı aldı. Bern, Luzern, Thurgau ve Solothurn bunlar arasında bulunuyor.
Ateş yakma yasağının geçerli olduğu bölgelerde havai fişek kullanımı da zaten yasak kapsamında değerlendiriliyor. Bu nedenle 1 Ağustos’ta özel havai fişek kullanımına izin verilen bölgelerin oldukça sınırlı kalması bekleniyor.
Kurallar kantondan kantona, hatta belediyeden belediyeye değişebiliyor. Bu nedenle vatandaşların havai fişek kullanmadan önce kendi kanton ve belediyelerindeki güncel düzenlemeleri kontrol etmeleri gerekiyor.
Profesyonel gösterilerin tamamı iptal edilmedi
Özel havai fişeklere getirilen yasaklar, bütün büyük ve profesyonel gösterilerin iptal edildiği anlamına gelmiyor.
Thun Gölü’ndeki iki büyük havai fişek gösterisinin yapılmasına izin veriliyor. Thurgau ve St. Gallen’de de izinli büyük gösteriler planlandığı şekilde gerçekleştirilebilecek.
Basel-Stadt ve Basel-Landschaft’ta planlanan büyük havai fişek gösterilerinin de yapılabileceği bildiriliyor.
Schaffhausen’de ise Rheinfall’daki ünlü “Fire on the Rocks” havai fişek gösterisi iptal edildi.
Sektör için 1 Ağustos kritik
Yasakların havai fişek sektörüne ekonomik etkisinin de önemli olması bekleniyor. İsviçre Havai Fişek Koordinasyon Merkezi Başkanı Urs Corradini’ye göre sektör, yıllık cirosunun yaklaşık üçte ikisini 1 Ağustos döneminde gerçekleştiriyor.
Yetkililer, yasak ve kısıtlamaların hava koşulları ile yangın tehlikesine bağlı olarak değişebileceğini belirtiyor. Bu nedenle 1 Ağustos öncesinde güncel kanton ve belediye kararlarının takip edilmesi önem taşıyor.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


