Connect with us

İsviçre

İsviçre’de Türkiye’den Gelen Sığınma Başvurularında Azalma: Sığınma Taleplerinde Kötüye

yazar

Published

on

İsviçre, Türkiye’den gelen sığınma başvurularında dikkat çekici bir düşüş yaşadığını bildiriyor. Son dönemde yapılan değerlendirmeler, başvuruların büyük bir kısmının sahte veya yasal olmayan belgelerle desteklendiği şüphesini artırdı. Özellikle sahte adli belgeler ve yanlış beyanlar, bu sorunun temel nedenleri arasında öne çıkıyor.

Başvuruların Üçte Birinden Azı Onaylanıyor

Türkiye, İsviçre’de en fazla sığınma başvurusu yapılan ikinci ülke konumunda. Ancak, Türkiye’den yapılan başvuruların yalnızca yaklaşık üçte biri kabul ediliyor. İsviçre Federal Yönetimi, Türkiye’den gelen başvuruların artan bir şekilde kötüye kullanıldığını belirtiyor.

Sahte Belgeler ve Yanlış Beyanlar

İsviçre’de Türkiye’den gelen sığınma başvurularında dikkat çekici bir artış ve şüpheli durumlar ortaya çıkmış durumda. Birçok başvurunun ardında benzer bir desen göze çarpıyor: Türkiye’den gelen sığınmacılar, genellikle sosyal medya üzerinden hükümet karşıtı paylaşımlarda bulunarak dikkat çekiyor.

Sığınma Başvurularında Kötüye Kullanım: Türkiye’den Gelen Taleplerde Artan Şüpheler

Son dönemde, Türkiye’den İsviçre’ye yapılan sığınma başvurularında benzer bir kötüye kullanım örneği sıkça karşılaşılıyor. Bu vakalarda, genellikle başvurunun reddedilmesinin ardından, başvurucunun sosyal medyada tartışmalı içerikler paylaştığı öne sürülüyor. Örneğin, Türkiye’den gelen bir Kürt sığınmacının olumsuz sonuçlanan sığınma başvurusunda, İsviçre’de Facebook üzerinden Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Adolf Hitler ile benzetip IŞİD militanlarıyla şiddet içeren görüntüler paylaşan içerikler paylaştığı iddia edildi. Bu durum, Türk yetkililerin terör örgütü propagandası suçlamasıyla soruşturma başlatmasına neden oldu. Bu durum tam da sığınmacının istediği durum . İsviçre yetkilileri, sığınmacının bu paylaşımlarını Türk yetkililere kasıtlı olarak gösterdiğini daha doğrusu bildirdiğini ve bu paylaşımların kişinin kimliğini belirlemenin kolay olduğunu vurguladı.

Bu tür vakalar, İsviçre yetkililerinin şüphelerini artırdı. Örneğin, geçtiğimiz Eylül ayında alınan bir BVG (Federal İdare Mahkemesi) kararında, başvurucunun Türkiye’nin bu aktiviteleri tespit etmesini açıkça amaçladığı, ayrıca Facebook hesabında Türkiye’deki eski adresini paylaşarak kolayca bulunabilir tanımlanabilir olduğunu, bulunmasını kolaulaştırdığı gösterdiği belirtildi.

Sahte Belgeler ve Kötüye Kullanım

Mahkeme, son birkaç ayda Türkiye kaynaklı sığınma başvurularında benzer şekilde olumsuz kararlar verdi. Ayrıca, şüpheli bir şekilde, bazı sığınmacılar tarafından kullanılan belgelerin sahte veya tahrif edilmiş olduğu iddiaları güçleniyor. Şlepper (kaçakçılık) çeteleri tarafından sahte ya da gerçek adli belgelerin düzenlendiği yönündeki bilgiler, bu durumun daha da karmaşıklaştığını gösteriyor. NZZ’nin aktardığına göre, bir sığınmacının başvuru süreci sırasında gerekli belgeleri sunamaması, yetkililerin bu belgelerin hazırlanmasında gecikmeler yaşandığını belirtti. CH Media’nın son dönemdeki raporları, bu tür durumların yaygınlaştığını ve sahte sığınma gerekçeleriyle ilgili bir pazarın oluştuğunu ortaya koydu.

Sonuç olarak, İsviçre yetkilileri sığınma başvurularını daha dikkatli bir şekilde incelemeye devam ediyor ve sahtecilik vakalarına karşı mücadele ediyor. Ancak, artan sahte belgeler ve kötüye kullanım vakaları, bu sürecin karmaşıklığını artırmakta ve yetkililerin iş yükünü ağırlaştırmaktadır.

Maddi Karşılıkla İhbar

Olayda dikkati çeken bir diğer nokta ise, Türk yetkililerin soruşturma başlatmasının bir Türk avukatın suç duyurusunda bulunmasıyla gerçekleşmiş olması. Bu avukat, daha önce İsviçre’de sığınma başvurusu yapan çeşitli kişileri Türk yetkililere ihbar etmiş. Yani başvurucuların Türk yetkililerle sorunu var süsü vermek için anlaşmalı ihbar. Bu durum, avukatın profesyonel olarak sığınma başvurularını denetleyip karşılığında maddi kazanç sağladığı şüphesini doğurdu. Federal İdare Mahkemesi, bu türden soruşturmaların, normalde başlatılmayacak durumda olan işlemleri tetiklediğini belirtti.

Özellikle dikkat çeken bir olayda, Türk bir avukatın, İsviçre’deki sığınma süreçlerinde bulunan kişileri Türk yetkililere bildirerek maddi kazanç sağladığı tespit edildi. Bu durum, sığınma başvurularının kötüye kullanıldığına ve bu başvuruların çoğunlukla sahte belgelerle desteklendiğine dair ciddi endişelere yol açtı. Mahkeme, avukatın bu şekilde faaliyet gösterdiğine dair güçlü bir şüphe olduğunu ve bunun sonucunda bazı soruşturmaların başlatıldığını belirtti.

İsviçre yetkilileri, bu tür kötüye kullanım vakalarının artması nedeniyle, sığınma başvurularını daha titiz bir şekilde incelemeye devam ediyor. Sahte belgeler ve yanlış beyanlar, başvuruların güvenilirliğini zedeleyerek, bu süreçlerin karmaşıklığını artırıyor. Yetkililer sahte belgeleri bir şekilde denetleyebiliyor, ancak profesyonelce hazırlanmış senaryolar ve hikayelerle kişinin gerçekten Türkiye’de sorunu olup olmadığını bazen tespit etmeleri zorlaşıyor.

Sahte Belgeler ve Güvenlik Açıkları

İsviçre Federal İdare Mahkemesi, son dönemde Türkiye kaynaklı sığınma başvurularında artan sahtecilik ve şüpheli faaliyetlere dair önemli bir durumu gündeme getirdi. Mahkeme, geçtiğimiz aylarda çeşitli durumlarda, başvuruların büyük kısmının sahte belgelerle desteklendiğini ve bu durumun yasal süreçleri nasıl etkilediğini vurguladı.

Bir başka çarpıcı örnek, bir Türk sığınmacının başvurusu sırasında yaşandı. Söz konusu kişi, başvuru süreci için gerekli belgeleri sunamadı çünkü belgeler henüz hazırlanıyordu. Bu durum, sığınma sürecinde belgelerin otantik olup olmadığını değerlendiren yetkililer için ek bir zorluk oluşturdu. İsviçre’deki yetkililer, bu tür olayların artış gösterdiğini ve sahtecilik şüphesiyle daha fazla vakaya rastlandığını ifade ediyor.

Söz konusu sahte belgelerle ilgili olarak, İsviçre Göçmenlik Sekreterliği (SEM) 2021 yılından itibaren artan bir şekilde sahte adli belgeler tespit ettiğini belirtti. SEM sözcüsü Reto Kormann, bu belgelerin genellikle uzmanlar tarafından kolayca tespit edilebildiğini, ancak gerçek belgelerin kötüye kullanımını tespit etmenin daha zor olduğunu ifade etti.

Ek olarak, bazı gazeteler, son zamanlarda sahte sığınma gerekçeleriyle ilgili düzenli bir pazar oluştuğunu ve bu tür işlemlerin yaygınlaştığını rapor etti. Bu durum, İsviçre’deki sığınma süreçlerinin daha dikkatli bir şekilde incelenmesini ve sahtecilik vakalarının önlenmesini zorunlu kılmakta.

Sahte belgeler ve kötüye kullanım, sığınma başvurularında yeni bir fenomen değil. Farklı ülkelerden gelen başvurularda da benzer durumlar yaşanabiliyor. İsviçre, bu tür başvuruları reddediyor ve ilgili kişileri ülkeye kabul etmiyor. Türkiye ile geri kabul anlaşması olmamasına rağmen, zorunlu geri gönderme işlemleri polis eşliğinde gerçekleştiriliyor.

Türk Başvurularındaki Düşüş

İsviçre’de Türk Sığınma Başvurularında Değişim ve Artan Kısıtlamalar

İsviçre Göçmenlik Sekreterliği (SEM), Türk sığınma başvurularının yıllar içinde önemli bir değişim geçirdiğini bildirdi. SEM sözcüsü Reto Kormann, özellikle 2019’dan bu yana Gülen Hareketi’ne bağlı kişilerin başvurularında belirgin bir azalma yaşandığını belirtti. SEM, Türk sığınmacılar için uygulama prosedürlerini sürekli olarak güncellediğini vurguladı.

Türkiye’den İsviçre’ye Sığınma Başvurularında Ekonomik Nedenler ve İnsan Hakları Durumu

Son yıllarda Türkiye’den İsviçre’ye yapılan sığınma başvurularında, ekonomik nedenlerle ülkesinden kaçan kişilerin sayısının arttığı gözlemleniyor. Türkiye’deki yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri, birçok kişinin daha iyi yaşam koşulları arayışında yurtdışına çıkmasını teşvik etmiş durumda. İsviçre’de büyük bir Türkiye Kökenlilerin diasporasının bulunması da, Türkiye’den gelen sığınmacılar için önemli bir çekim merkezi oluşturduğu belirtiliyor.

Ancak, İsviçre yetkilileri, Türkiye’den gelen her sığınma başvurusunu titizlikle inceliyor. Türkiye’deki insan hakları durumu, 2016’daki başarısız darbe girişiminden sonra ciddi şekilde kötüleştiği bildirilen haberde, “Bu dönemde, özellikle hükümete karşı eleştirisel tutumlar ve muhalefet, baskılara ve insan hakları ihlallerine yol açtı. Bu bağlamda, Türkiye’den gelen sığınmacılar, yalnızca ekonomik nedenlerle değil, aynı zamanda insan hakları ihlalleri ve siyasi baskılar nedeniyle de başvuruda bulunabiliyor.“ ifadelerine yer verildi.

İsviçre’deki yetkililer, bu başvuruları değerlendirirken, başvurucunun insan hakları durumunu ve Türkiye’deki genel siyasi atmosferi göz önünde bulundurarak karar vermekte. Her bir başvurunun ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulması, hem sığınmacıların gerçek durumlarının anlaşılması hem de kötüye kullanımların önlenmesi açısından büyük önem taşıyor.

Türkiye’den ekonomik nedenlerle kaçan kişilerin sayısının arttığına dikkat çekilse de, Türkiye’deki yüksek enflasyon ve yaşam maliyetlerindeki artışın bu durumu etkilediği ifade ediliyor. İsviçre’de büyük bir Türk diasporasının bulunması da bu durumu etkileyen faktörler arasında yer alıyor denilmekte. Bununla birlikte, İsviçre yetkilileri, her sığınma başvurusunu ayrıntılı olarak incelemeye devam ediyor. 2016’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’de insan hakları durumunun ciddi şekilde kötüleştiği belirtiliyor.

NZZ haberinde geçen ifadelerde, “İsviçreli Mülteci Yardım Derneği (SFH), bir ülkede tehlikede olan kişileri belirlerken, Türkiye’de Terör Örgütü olarak kabul edilen Gülen Hareketi’ne ve yasaklı PKK’ya bağlantısı olanlar, Kürt siyasetçiler veya muhalif medya mensuplarının yanı sıra hükümet karşıtı sosyal medya paylaşımlarında bulunanları da kapsamlı bir şekilde değerlendiriyor.“ ifaleriyle anlatıldı.

Ancak, son yıllarda Türkiye’den gelen sığınmacıların yasadışı yollarla veya sahte adli belgelerle koruma talep edip etmedikleri hala belirsizliğini koruyor. SEM, yalnızca bu tür kötüye kullanımlarla ilgili somut bulgular elde ettiğinde, sığınma hakkının iptali için işlem başlatıyor.

Başvurulardaki bu kısıtlayıcı yaklaşım, yeni başvuru sayılarına da yansıyor. Türkiye, hâlâ İsviçre’deki en fazla sığınma başvurusu yapılan ikinci ülke konumunda olsa da, geçen yılın Kasım ayından itibaren başvuruların sayısında belirgin bir düşüş gözlemlendi. Başvurular şu anda aylık ortalama 300 civarında sabitlenmiş durumda ve bahar döneminde bile artış yaşanmamış olması dikkat çekici.

İsviçreSığınmaBaşvuruları #SahteBelgeler #SığınmaKötüyeKullanımı #TürkSığınmaBaşvuruları #GüvenlikSorunları #İsviçreGöçmenlik #SahteBeyanlar #BaşvurularınAzalması #TürkSığınmacılar #SığınmaBaşvurusu #BelgelerinDoğruluğu #İsviçreFederalİdare #SığınmaBaşvurularındaDüşüş #GülenHareketiBaşvuruları #EkonomikNedenler #isviçre #isviçresığınmatalebi #isviçreilticabaşvurusu #isviçrehaberleri #haber #haberler #sondakika asyl


Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

Pahalı Ürün Her Zaman Daha mı Kalitelidir? 2026 İsviçre Testlerinden Şaşırtıcı Sonuçlar

yazar

Published

on

By

80 franklık mont, 260 franklık modelle aynı puanı aldı; 200 franklık gazlı mangal daha pahalı rakiplerini geride bıraktı. Ancak araştırmalar, en ucuz ürünü seçmenin de her zaman doğru olmadığını gösterdi.

ZÜRİH – İsviçre’de Kassensturz, K-Tipp ve Saldo tarafından 2026 yılında yayımlanan ürün testleri, yüksek fiyatın her zaman üstün kalite anlamına gelmediğini bir kez daha ortaya koydu.

Beyaz tişörtten powerbank’e, softshell monttan gazlı mangala kadar farklı ürünlerin incelendiği testlerde bazı uygun fiyatlı modeller pahalı rakipleriyle aynı puanı aldı veya onları geride bıraktı. Buna karşılık bazı kategorilerde en ucuz ürünlerin başarısız olması, yalnızca fiyata bakılarak alışveriş yapılmaması gerektiğini de gösterdi.

En ucuz kadın tişörtleri en başarılı ürünler arasında

K-Tipp’in 19 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada sekiz kadın ve sekiz erkek modeli olmak üzere toplam 16 beyaz pamuklu tişört incelendi. Ürünler yıkama, çekme, biçimini koruma ve tüylenme gibi kriterlerde test edildi.

Testte 16 tişörtün 10’u yetersiz bulundu. En dikkat çekici sonuç ise en uygun fiyatlı iki kadın tişörtünün testin en başarılı ürünleri arasında yer alması oldu.

Pahalı markalar da fiyatlarının karşılığını veremedi. Yaklaşık 40 franklık Calvin Klein erkek tişörtünün boyu, 10 yıkamanın ardından 75 santimetreden 67 santimetreye düştü. En pahalı kadın tişörtlerinden bazıları da çekme, biçim bozukluğu ve tüylenme nedeniyle düşük değerlendirme aldı.
Kaynak: K-Tipp/Saldo – Beyaz tişört testi, 19 Ağustos 2026⁠

28 franklık powerbank en fazla kullanılabilir enerjiyi verdi

Saldo’nun 4 Şubat 2026 tarihli araştırmasında sekiz büyük ve dokuz küçük olmak üzere 17 powerbank test edildi.

Voltcraft markalı PB PD65WLCD20000, 28 franklık fiyatıyla büyük powerbank’ler arasındaki en ucuz model olmasına rağmen yaklaşık 70 watt-saat kullanılabilir enerji sağlayarak bu alanda testin en yüksek sonucuna ulaştı.

Testin genel birincisi Ecoflow Rapid Powerbank olurken, Voltcraft’ın uygun fiyatıyla sağladığı yüksek enerji kapasitesi fiyat-performans açısından dikkat çekti.
Kaynak: Saldo – Powerbank testi, 4 Şubat 2026⁠

80 franklık softshell mont, 260 franklık ürünle aynı puanı aldı

Kassensturz ve Saldo, 17 Mart 2026 tarihinde fiyatları 69,90 ile 260 frank arasında değişen 10 softshell montun laboratuvar sonuçlarını yayımladı.

H&M’nin 79,95 franklık Move Softshell Anorak modeli, 260 frankla testin en pahalı ürünü olan Mammut Ultimate Comfort SO Hooded Jacket ile aynı sonucu elde etti. İki mont da 5,3 puanla “iyi” değerlendirmesi alarak test birinciliğini paylaştı.

H&M modeli su geçirmezlik ile nefes alabilirlik arasındaki dengesiyle, Mammut ise özellikle yağmura karşı dayanıklılığıyla öne çıktı. Buna karşılık Helly Hansen, The North Face, 46 Nord ve Jack Wolfskin’in bazı modelleri genel değerlendirmede yetersiz bulundu.
Kaynak: SRF Kassensturz – Softshell mont testi, 17 Mart 2026⁠

200 franklık gazlı mangal fiyat-performans birincisi

Kassensturz ve K-Tipp’in 19 Mayıs 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada fiyatları 159 ile 599 frank arasında değişen 10 gazlı mangal test edildi.

Weber Spirit E-210, 5,6 puanla genel test birincisi oldu. Ancak testin fiyat-performans birinciliğini, Obi’de 199,95 franka satılan Jamestown Kane kazandı. Model; kullanım kolaylığı ve uygulamalı pişirme testindeki başarısıyla 5,3 puana ulaştı.

Kassensturz, Jamestown Kane’in fiyatı kendisinden üç kata kadar yüksek olan bazı rakiplerinden daha başarılı olduğunu belirtti. Campingaz’ın test edilen iki modeli ise beklentileri karşılayamadı; Xpert 200 LW modeli genel değerlendirmede yetersiz bulundu.
Kaynak: SRF Kassensturz – Gazlı mangal testi, 19 Mayıs 2026⁠

Raclette cihazında en ucuz model kaybetti, 50 franklık ürün “iyi” çıktı

27 Ocak 2026 tarihli raclette masa ızgarası testinde fiyatları 25,70 ile yaklaşık 130 frank arasında değişen 10 cihaz incelendi.

Testin en ucuz ürünü olan 25,70 franklık Severin Raclette 4, ısı dağılımı ve kurulumundaki sorunlar nedeniyle yetersiz bulundu. Buna karşılık Trisa’nın 49,90 franklık modeli hem peynir eritme hem de et ve sebze pişirme testlerinde başarılı olarak “iyi” notu aldı.

Yaklaşık 80 franklık Koenig Racletteofen 4 and More ile 129,95 franklık Solis Tischgrill 5 in 1 ise 5,3 puanla test birinciliğini paylaştı. Sonuçlar, en ucuz ürünün her zaman avantajlı olmadığını; ancak iyi bir cihaz için de en yüksek fiyatın ödenmesinin gerekmediğini gösterdi.
Kaynak: SRF Kassensturz – Raclette cihazları testi, 27 Ocak 2026⁠

Bıçak bileme cihazlarında 10 franktan 200 franka kadar büyük fark

Kassensturz’un 10 Mart 2026 tarihinde yayımladığı araştırmada 13 bıçak bileme cihazı profesyonel laboratuvarda test edildi. Ürünlerin fiyatları 10 frank ile yaklaşık 200 frank arasında değişti.

Yaklaşık 10 franklık IKEA Aspekt, uygulamalı kullanım testinde “iyi” sonuç aldı. Yaklaşık 40 franklık WMF ile 180 franklık Horl 3 de keskinlik ölçümleri ve uygulamalı testte başarılı bulundu.

Bununla birlikte dört cihaz testten geçemedi; bunlardan ikisinde yaralanma veya güvenlik riski tespit edildi. Bu nedenle bu kategoride yalnızca fiyata değil, güvenli kullanım ve bileme performansına da dikkat edilmesi gerektiği vurgulandı.
Kaynak: SRF Kassensturz – Bıçak bileme cihazları testi, 10 Mart 2026⁠

Kamp matlarında pahalı ürün kazandı, en ucuz model de “iyi” not aldı

Her testte ucuz ürün kazanmadı. Kassensturz ve Saldo’nun 12 Mayıs 2026 tarihli kamp matı araştırmasında, 159 franklık Exped modeli “çok iyi” notuyla test birincisi oldu.

Buna karşılık yaklaşık 50 frankla testin en ucuz ürünü olan Decathlon’un Forclaz matı, kullanım kolaylığı ve ısı yalıtımında yüksek puan alarak genel değerlendirmede “iyi” bulundu. Ancak ince yapısı nedeniyle engebeli zemindeki yatış konforu daha pahalı ve kalın modellere göre daha düşük kaldı.
Kaynak: SRF Kassensturz – Kamp matları testi, 12 Mayıs 2026⁠

Sonuç: Fiyat tek başına kalite göstergesi değil

2026 yılında yayımlanan bu araştırmaların ortak sonucu şu: Pahalı ürün her zaman daha kaliteli olmadığı gibi, en ucuz ürün de her zaman en hesaplı tercih olmayabiliyor.

Tüketicilerin marka adı ve fiyat etiketinin yanı sıra bağımsız test sonuçlarına, güvenlik değerlendirmelerine, dayanıklılığa ve ürünü hangi amaçla kullanacaklarına bakmaları önem taşıyor.

Haberde belirtilen fiyatlar ürünlerin test için satın alındığı tarihlerdeki fiyatlardır. Güncel satış fiyatları ve ürünlerin bulunabilirliği değişebilir.

#İsviçre#schweiz#suisse#switzerland#Habe

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Çifte Vergi Modeli Riski: Evli Çiftler Üç Beyanname Verebilir

yazar

Published

on

By

İsviçre, bireysel vergilendirmeyi kabul etmesinden sekiz ay sonra evli çiftlerin ortak vergilendirilmesini öngören farklı bir modeli oylayacak. İki düzenlemenin uzlaştırılamaması, 2032’den itibaren bürokratik karmaşaya yol açabilir.

BERN – Merkez Parti’nin “Eşler İçin de Adil Federal Vergiler – Evlilik Ayrımcılığına Son” girişimi, 29 Kasım 2026’da sandığa gidiyor. Teklif, eşlerin doğrudan federal vergide birlikte değerlendirilmesini ve diğer mükelleflere göre dezavantajlı olmamasını talep ediyor.

Seçmenler, 8 Mart 2026’da bireysel vergilendirme yasasını yüzde 54,23 oyla kabul etmişti. En geç 2032’de yürürlüğe girecek düzenlemeye göre eşler gelir ve varlıklarını ayrı beyan edecek; sistem federal, kantonal ve belediye vergilerinde uygulanacak.

Merkez Parti’nin modelinde ise federal vergide ortak beyan korunacak. Vergi dairesi, bekârlara uygulanan tarife üzerinden ikinci bir hesaplama yapacak ve çift için düşük çıkan tutarı esas alacak.

Kasım’daki girişimin kabulü, mevcut yasayı otomatik olarak yürürlükten kaldırmayacak. Parlamento iki sistemi uyumlu hâle getirmezse kanton ve belediyelerde bireysel, doğrudan federal vergide ortak vergilendirme geçerli olabilir. Böylece eşlerin iki ayrı kanton ve belediye beyannamesine ek olarak ortak federal beyanname sunması gerekebilir.

Federal Vergi İdaresi, bu yapının uygulamada büyük güçlükler doğuracağı uyarısında bulunuyor. Federal Konsey de bireysel vergilendirmeyle çeliştiği gerekçesiyle girişimin reddini öneriyor. Merkez Parti Başkanı Philipp Matthias Bregy ise yasal uyumu sağlamanın Parlamento’nun sorumluluğunda olduğunu belirtiyor.

Üç beyanname kesinleşmiş değil; yalnızca Parlamento’nun zamanında çözüm üretememesi hâlinde doğabilecek bir senaryo.

Kaynak: ESTV / Federal Konsey
#İsviçre#schweiz#suisse#zürich#zürih

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Ev Temizliğinin Yükü Kadınlarda: Yüzde 70’i İşin Büyük Bölümünü Üstleniyor

yazar

Published

on

By

İSVİÇRE – Ev işleri birçok hanede tartışma konusu olmaya devam ediyor. 2026’da yapılan temsilî ankete göre kadınların yüzde 70’i temizlik işlerinin büyük bölümünü kendisinin üstlendiğini söylüyor. Erkeklerde aynı yanıtı verenlerin oranı yüzde 24.

YouGov’un gerçekleştirdiği ankete, İsviçre’de yaşayan 15–79 yaş arası 1.279 kişi katıldı. Araştırma 18–23 Şubat 2026 tarihlerinde yapıldı; örneklem hata payı yüzde 2,9 olarak açıklandı.

Sonuçlar, kadınlarla erkeklerin görev paylaşımını farklı değerlendirdiğini gösterdi. Erkeklerin yüzde 32’si ev işlerinin eşit paylaşıldığını düşünürken kadınlarda bu oran yüzde 16’da kaldı. Erkeklerin yüzde 36’sı temizliğin çoğunlukla evdeki başka biri tarafından yapıldığını belirtti; kadınlarda aynı yanıtı verenlerin oranı yüzde 8 oldu.

Ev işleri aile içinde de gerilim yaratıyor. Katılımcıların yüzde 46’sı temizlik nedeniyle nadiren, yüzde 28’i ise zaman zaman tartışma yaşandığını bildirdi. Anlaşmazlıkların ilk sırasında yüzde 51 ile “temizliğin ne olduğu konusunda farklı beklentiler” bulunuyor. Bunu zaman yetersizliği yüzde 28 ve görevlerin belirsiz paylaşılması yüzde 22 ile izliyor.

On yaşından büyük çocuğu bulunan ebeveynlerin yüzde 56’sı, çocukların ev işlerine yeterince katılmadığını düşünüyor. Çocuksuz ve 40 yaşın altındaki katılımcıların yüzde 32’si ise partnerinin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini söylüyor.

Katılımcıların yüzde 60’ı yılda bir kapsamlı ev temizliği yaptığını belirtti. Evde en utandırıcı bulunan manzara yüzde 51 ile kirli banyo veya tuvalet olurken bunu yüzde 43 ile genel dağınıklık ve yüzde 37 ile yapışkan zeminler izledi.

Sizin evinizde temizlik işleri eşit mi paylaşılıyor, yoksa yük çoğunlukla tek bir kişinin üzerinde mi?

Kaynak: YouGov /
#İsviçre#schweiz#haushalt#Kadın#frau

Continue Reading

Trendler