Sosyal Medya

Gündem

İSVİÇRE’DE KİREÇLİ SU: CİLDİNİZİ VE SAÇLARINIZI ZORLUYOR

yazar

Yayınlayan

on

Haber Cemil Baysal

Haberin Detayı

İsviçre’deki su kalitesi, dünya genelinde birçok ülkeye göre genellikle oldukça yüksek olsa da, bazı bölgelerdeki suyun içerdiği yüksek kireç oranı, cilt ve saç sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Siz de çeşitli tatil bölgelerinde ve seyahat edilen farklı şehirlerde, duş sonrası ciltteki gerginlik ve saçlarda matlık gibi etkileri sıkça fark edilebiliyorsunuzdur. Bunun arkasındaki ana etken ise, suyun içerdiği yüksek kireç oranı.

Kireç Nedir ve Neden Zararlıdır?

Kireç, suyun içerisinde çözünmeyen minerallerin birikmesi sonucu oluşur ve bu da suyu “sert” hale getirir. Sert su, yalnızca günlük kullanımda, örneğin kahve makineleri ve çaydanlıklarda su ısıtıcıları gibi ev aletlerinde değil, kişisel bakımda da çeşitli sorunlara yol açabilir. İsviçre’nin pek çok bölgesinde su yumuşak olsa da, kireçli suyun etkileri özellikle suyun sert olduğu bölgelerde daha belirgin hale gelir. Türkler, kireçli suyu genellikle çaydanlıklarda ve kahve makinelerinde en çok hissederler.

Cilt Üzerindeki Etkileri: Kuruluk ve Tahriş

Kireçli suyun cilt üzerindeki en belirgin etkisi, cildin kurumasıdır. İçerdiği mineraller, cildin doğal yağını alarak koruyucu bariyerini zayıflatır. Sonuç olarak, ciltte kuruluk, kaşıntı, gerginlik hissi ve hatta küçük çatlaklar meydana gelebilir. Zayıflayan cilt bariyeri, bakterilerin ve mikropların daha kolay girmesine neden olur, bu da cilt problemlerini beraberinde getirebilir.

Cilt bakımı için kireçli sudan kaçınmanın yolları arasında, yüz temizliğinde suyu minimumda tutmak yer alır. Temizleme sonrası, cilt nemlendirilmeli ve hyaluronik asit içeren serumlar veya nemlendirici kremlerle cilt bariyeri güçlendirilmelidir. Ayrıca, Mizeller su kullanmak, cildin üzerindeki son izleri temizlerken onu canlandıracaktır.

Saçlarda Kireç Etkisi: Kuruluk ve Dökülme

Kireçli suyun saç üzerindeki etkisi de oldukça belirgindir. Sert suyla duş almak, saçların matlaşmasına, kurumasına ve kabarmasına yol açar. Saç telinin üzerine biriken mineraller, saçın doğal parlaklığını alır ve saçın daha zor şekil almasına neden olur. Ancak, baş derisi daha da büyük bir tehlike altındadır. Kireçli su, baş derisinin doğal yağını alarak kurumasına yol açar ve bu da kepeklenmeye neden olabilir.

Saç bakımında kireçli suyun olumsuz etkilerinden korunmak için, doğal yağlar ve leave-in (saçta bırakılan) ürünler kullanabilirsiniz. Bu tür ürünler saçı besler ve onu daha parlak hale getirir. Ayrıca, baş derisinde kuruluk ve tahrişi önlemek için düzenli olarak baş derisi masajı yaparak, doğal yağ üretimini artırabilirsiniz. Uzun vadeli çözüm ise duş başlığına takılabilen su filtreleri ile sert suyu yumuşatmak olacaktır.

Sonuç: Yumuşak Su, Sağlıklı Cilt ve Saç İçin Önemlidir

Kireçli su, hem cilt hem de saç sağlığı üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Ancak doğru bakım ürünleri ve önlemlerle bu etkiler en aza indirilebilir. Kireçten kaynaklanan problemlerden kaçınmak için en iyi çözüm, yumuşak su kullanmaktır. Eğer sert suyla sıkça karşılaşıyorsanız, bakım rutininizi bu etkilerle başa çıkacak şekilde yeniden düzenlemek, cildinizin ve saçınızın sağlığını korumanıza yardımcı olacaktır.

Not: Cilt ve saç sağlığınızı ihmal etmemek, doğal ve sağlıklı bir görünüm için oldukça önemlidir!

Haberin Devamını Oku
Yorum Yapın

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Gündem

Aldi Suisse, İsviçre’de birçok mağazasını kapatma kararı aldı

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de faaliyet gösteren indirim marketi Aldi Suisse, 2026 yılı içinde ülke genelinde birçok mağazasını kapatacağını duyurdu. Kapatılacak mağazalar arasında, Zürih’in en işlek noktalarından Bahnhofstrasse’ye yakın konumda bulunan “vitrin mağaza” da yer alıyor.

Aldi Suisse’den yapılan açıklamada, şirketin İsviçre genelinde bazı şubelerini faaliyet dışı bırakacağı belirtilirken, Zürih’te merkezi bir konumda bulunan mağazanın ilkbahar aylarında kapatılacağı doğrulandı. Söz konusu mağaza yaklaşık beş yıl önce hizmete açılmıştı.

Şirketten edinilen bilgilere göre, 31 Ocak itibarıyla Bern’de Kornhausplatz, Baden’de Bahnhofstrasse ve Wallisellen’deki Glatt Alışveriş Merkezi’nde bulunan Aldi şubeleri kapatılacak. Ayrıca Bern kantonundaki Wabern şubesinin de ilkbaharda faaliyetlerine son vermesi planlanıyor.

Aldi Suisse, mağaza kapatma kararlarının maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma hedefiyle alındığını belirtti. Şirket sözcüsü, “Uygun fiyatlı perakende modeliyle faaliyet gösteren bir zincir olarak her zaman verimli süreçlere ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına odaklanıyoruz. Bu doğrultuda mağaza ağımızı, şirket yapımıza uygun ve daha verimli lokasyonlara göre yeniden düzenliyoruz” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, Aldi Suisse’nin İsviçre’deki mağaza ağını sadeleştirmeyi hedeflediği, şirketle örtüşmeyen lokasyonlarda ise gerekli adımların atıldığı vurgulandı. Almanya’daki Aldi Süd’te yaşanan personel azaltımının İsviçre’deki mağaza kapatmalarıyla bağlantılı olmadığı da özellikle belirtildi.

Şirketin İsviçre genelinde Şubat ayı itibarıyla 244 mağazası bulunacağı, orta vadede ise bu sayının 260’a çıkarılmasının hedeflendiği kaydedildi. Aldi Suisse, mağaza kapatmalarına rağmen İsviçre pazarındaki büyüme hedeflerinden vazgeçilmediğini bildirdi.

Yetkililer, kapatma kararlarının istihdam ve faaliyet planları üzerinde sınırlı etki yaratacağını, yeni mağaza ve personel alımlarına yönelik planların ise devam ettiğini ifade etti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

SRF, Asyl haberindeki hata nedeniyle özür diledi

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre Radyo ve Televizyonu (SRF), “Tagesschau” bülteninde geri giden asyl ve net göç rakamlarının sunumunda yapılan hata nedeniyle özür dilediğini açıkladı.

SRF’nin pazartesi akşamı yayımlanan “Tagesschau” ana haber bülteninde, Federal hükümet tarafından açıklanan net göç ve asyl başvurularına ilişkin veriler ekrana taşındı. Ancak yayında, düşüş gösteren rakamların ülkeye yapılan toplam göçle ilişkilendirilmeden aktarılması, siyasi tartışmaya yol açtı.

İsviçre Halk Partisi (SVP), söz konusu yayının ardından SRF’yi “manipülatif haber yapmakla” suçladı. Parti tarafından yapılan açıklamada, asyl başvurularındaki düşüşün gerçeği yansıtmadığı, rakamların bağlamından koparılarak sunulduğu öne sürüldü. SVP, bu durumu yaklaşan SRG yarı yarıya küçültme girişimi oylaması öncesinde kamuoyunu yanıltmaya yönelik bir tutum olarak nitelendirdi.

Eleştirilerin ardından SRF’den açıklama geldi. Medya kuruluşu, SVP’nin sosyal medya paylaşımına yaptığı yorumda, 26 Ocak tarihli “Tagesschau” yayınında bir gazetecilik hatası yapıldığını kabul etti. Açıklamada, yurt dışına çıkan kişi sayısının, ülkeye gelenlerle yeterince ilişkilendirilmediği için izleyicilerde yanlış bir algı oluşabileceği belirtildi.

SRF, “Bu hatadan dolayı üzüntü duyuyor ve özür diliyoruz.” ifadesini kullandı. Ayrıca, çarşamba günü yayımlanan ana haber bülteninde söz konusu verilerin daha doğru bir çerçevede yeniden ele alındığı ve gerekli düzeltmenin yapıldığı bildirildi.

Medya kuruluşu, kamuoyunu doğru ve şeffaf biçimde bilgilendirmenin temel ilkeleri olduğunu vurgulayarak, editoryal süreçlerin bu tür hataların tekrarlanmaması için gözden geçirileceğini kaydetti.

Haberin Devamını Oku

Gündem

Akıllı telefonlar kadın sığınma evlerindeki mağdurlar için risk oluşturabiliyor

yazar

Yayınlayan

on

By

İsviçre’de şiddetten korunmak amacıyla kadın sığınma evlerine başvuran mağdurlar için akıllı telefonların ciddi bir güvenlik riski oluşturabildiği, bazı kadınların konum verileri üzerinden takip edilerek yeniden tehlike altına girdiği bildirildi.

Adresleri güvenlik gerekçesiyle gizli tutulan kadın sığınma evlerinde kalan kişilerin, akıllı telefonlarındaki konum verileri nedeniyle izlenebildiğine dikkati çeken St. Gallen Kadın Sığınma Evi ve Semkyi geçiş konutlarının yöneticisi Silvia Vetsch, bu durumun kendilerini endişelendirdiğini söyledi.

Vetsch, İsviçre’de birden fazla vakada, kadın sığınma evlerinde kalan mağdurların akıllı telefonlarındaki veriler üzerinden takip edilebildiğini belirterek, “Konum bilgileri ortaya çıktığında, failin veya mağdur için tehdit oluşturan kişinin aniden sığınma evinin önünde belirmesi mümkün olabiliyor.” dedi.

Böyle bir durumda derhal polisin bilgilendirildiğini ifade eden Vetsch, güvenlik riski nedeniyle kadınların ve çocukların başka bir sığınma evine nakledilmek zorunda kalındığını aktardı. Bunun mağdurlar için ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu vurgulayan Vetsch, zaten hayatlarının önemli bir bölümünü geride bırakan kadınların yeniden yer değiştirmek zorunda kaldığını kaydetti.

Öte yandan sığınma evlerinin bir “hapishane” olmaması gerektiğine de işaret eden Vetsch, kadınların ve çocukların mümkün olduğunca özgür hareket edebilmesinin önemine dikkati çekti.

St. Gallen Kadın Sığınma Evi’nde bu risklere karşı çeşitli önlemler alındığı bildirildi. Buna göre, sığınma evine kabul edilmeden önce kadınların cep telefonları kontrol ediliyor ve ilk telefon görüşmesinde dahi cihazların kapatılması tavsiye ediliyor. Ayrıca konum paylaşımı, uygulama izinleri ve hareket takibine yol açabilecek tüm özelliklerin devre dışı bırakılması öneriliyor.

Uzmanlar, iz bırakmamak için internetin gizli modda kullanılmasını, çerezlerin ve arama geçmişinin düzenli olarak silinmesini tavsiye ediyor. Aksi halde, kötü niyetli kişilerin mağdurların hangi kadın sığınma evini aradığını dahi tespit edebileceği uyarısında bulunuluyor.

Yetkililer, dijital güvenliğin, şiddetten korunma sürecinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini vurgulayarak, kadınların ve çocukların güvenliği için teknoloji kullanımında daha fazla bilinçlenilmesi gerektiğini ifade ediyor.

Haberin Devamını Oku

Trendler