Connect with us

Sağlık

Aspirin Bağırsak Kanseri Riskini Etkili Bir Şekilde Azaltıyor

yazar

Published

on

Mass General Brigham’a göre, sağlıksız yaşam tarzı olan kişilerde özel bir etki

Küçük miktarlarda düzenli Aspirin kullanımı, bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde azaltabilir. Mass General Brigham tarafından yapılan yeni bir araştırma, bu önleyici tedbirin özellikle büyük yaşam tarzı risk faktörlerine sahip kişilerde daha etkili olduğunu ortaya koydu. Obezite, hareketsizlik ve sigara içme gibi etmenlerin bu risk faktörlerine dahil olduğu belirtiliyor.

Kişiselleştirilmiş Önleme Stratejileri

Mass General Cancer Center’da epidemiyoloji direktörü ve Harvard Üniversitesi’ne bağlı Massachusetts General Hospital’da genç yetişkinlerde bağırsak kanseri için gastroenteroloji merkezinin direktörü Andrew Chan, „Aspirin’den en fazla faydayı sağlayabilecek kişileri belirlemeye çalıştık. Bu sayede daha kişiselleştirilmiş önleme stratejileri geliştirebiliriz“ diyor.

Araştırma kapsamında, ortalama 49,4 yaşında olan 107.655 katılımcının sağlık verileri incelendi. Düzenli olarak Aspirin kullananların bağırsak kanseri oranları, kullanmayanlarla karşılaştırıldı. Düzenli Aspirin kullanımı haftada iki veya daha fazla standart tablet (325 miligram) ya da günlük 81 miligram olarak belirlendi. Aspirin kullanıcılarının on yıllık bağırsak kanseri insidansı %1,98 iken, Aspirin kullanmayanların oranı %2,95 olarak kaydedildi.

Kalp Krizine Karşı Koruma

Aspirin’in sağlıksız yaşam tarzına sahip kişilerdeki faydası en yüksek seviyedeydi. Sağlıklı yaşam tarzına sahip olmayan kişilerin bağırsak kanseri riski, düzenli Aspirin kullanmıyorlarsa %3,4 iken, Aspirin kullananlarda bu oran %2,12’ye düştü. Sağlıklı yaşam süren bireylerde ise Aspirin’in faydaları daha sınırlı oldu, riskleri %1,6’dan %1,5’a geriledi.

Araştırmada yaşam tarzı değerleri, vücut kitle indeksi, sigara ve alkol tüketim sıklığı, fiziksel aktivite ve beslenme alışkanlıklarına göre hesaplandı. Şu ana kadar düzenli Aspirin kullanımı genellikle kalp-damar hastalıkları, özellikle kalp krizine karşı bir önlem olarak görülüyordu. Bu bulgular, Aspirin’in kanser öncesi tedbirler için de değerli olabileceğini ortaya koyuyor.

Aspirin #BağırsakKanseri #KansereKarşıÖnlem #SağlıklıYaşam #MassGeneralBrigham #KişiselleştirilmişTıp #KansereKarşıKoruma #SağlıkAraştırmaları #KanserÖncesiTedbir #KalpKrizineKarşı #Aspirin #ColorectalCancer #CancerPrevention #HealthyLifestyle #MassGeneralBrigham #PersonalizedMedicine #CancerRisk #HealthResearch #PreventionStrategies #HeartAttackPrevention

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Dünya

KANADA’DA COVID AŞISI SONRASI SAĞLIK SORUNLARI PARLAMENTODA DİNLENECEK

yazar

Published

on

By

Kanada’da Muhafazakâr milletvekili Dean Allison, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşadıklarını belirten kişilerin dinleneceği dört günlük bir oturum düzenliyor. Parlamentoda gerçekleştirilecek etkinlikte ifade vermek için şimdiden binden fazla kişi başvurdu.

Niagara West bölgesi Muhafazakâr Milletvekili Dean Allison’ın öncülüğündeki “Allison Inquiry”, 8 Eylül 2026’da Ottawa’daki Parliament Hill’de başlayacak ve dört gün sürecek.

Oturumun amacı, Covid-19 aşılarının ardından sağlık sorunları yaşayan Kanadalılara kamuoyu önünde konuşabilecekleri bir platform sunmak. Şimdiye kadar binden fazla vatandaş yemin altında ifade verebilmek için başvuruda bulundu. Başvuranlar arasından 50 kişi seçilecek ve oturumlar canlı yayımlanacak.

“Suçlama değil, dinleme amacı taşıyor”

Allison’ın Covid döneminin değerlendirilmesine yönelik izlediği yolun suçlayıcı olmayacağı belirtiliyor. Allison, ne birilerini suçlamayı ne de Kanada’nın Covid politikalarını yeniden değerlendirmeyi amaçladığını, öncelikle mağdurları dinlemek istediğini ifade ediyor.

Allison, temmuz ayında yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

“Ülkenin dört bir yanından yüzlerce Kanadalı bize ulaştı. Bugüne kadar yaşamaya devam ettikleri fiziksel, duygusal, maddi ve kişisel zorlukları anlattılar.”

“Allison Inquiry”nin herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadığı ve kâr amacı gütmeyen Covid Testimony Association tarafından desteklendiği bildirildi.

Oturumların sonunda panel üyeleri bazı soruları Kanada Parlamentosuna iletebilecek. Ancak parlamentonun bu soruları ele alma veya cevaplandırma zorunluluğu bulunmuyor.

58 bin istenmeyen olay bildirildi

Kanada Sağlık Bakanlığının resmî verilerine göre Ocak 2024’e kadar Covid-19 aşılarının ardından yaklaşık 58 bin istenmeyen olay bildirildi.

Bunların 11 binden fazlası ciddi vaka olarak kayıtlara geçti. Bu sayı, uygulanan bütün aşı dozlarının yaklaşık yüzde 0,011’ine karşılık geliyor. Ancak gerçek sayının resmî kayıtlara yansıyandan çok daha yüksek olabileceğini düşünenlerin sayısı da az değil.

Kanada’daki aşı zararı tazminat programına 3 bin 500’den fazla başvuru yapıldı. Bunlardan yalnızca 252’si 2025 yılına kadar kabul edildi. Mağdurlara toplam 21 milyon dolar tazminat ödendi.

İkinci dozdan sonra 17 gün hastanede kaldı

Oturumda ifade vermesi planlanan kişilerden biri Carrie Sakamoto.

Sakamoto, 2021 yılında ikinci aşı dozunun ardından Bell felci geçirdi. Hastanede 17 gün tedavi gördü ve daha sonra 62 bin dolar tazminat aldı.

Ancak Sakamoto, devam eden sağlık sorunları ve itiraz süreçleriyle hâlâ mücadele ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Ben aşılara karşı değilim. Ancak kendi yaşadıklarımdan dolayı bu aşı hakkında sorularım var.”

46 yaşında çalışmayı bırakmak zorunda kaldı

Benzer bir açıklama, CANrise19 destek grubundan Michelle Worton’dan geldi.

Worton, ikinci aşı dozunun ardından ağır nörolojik ve sistemik sağlık sorunları yaşadığını söyledi. Sağlık durumunun ağırlaşması nedeniyle 46 yaşında tıbbî gerekçelerle emekliye ayrılmak zorunda kaldığını belirtti.

Liberal çevrelerden eleştiri

Etkinlik daha başlamadan liberal çevrelerin eleştirileriyle karşılaştı. Eleştirilerde oturumun tek taraflı olduğu, Kanada Parlamentosu tarafından resmen yetkilendirilmediği, herhangi bir resmî makam yetkisine sahip olmadığı ve “dengeli” bir bilimsel değerlendirme sunmayacağı ileri sürülüyor.

Şimdiye kadar girişime aktif destek verenlerin yalnızca Muhafazakârlar olduğu belirtiliyor. Diğer siyasi çevreler ise görünüşe göre konuyla ilgilenmek istemiyor.

Dean Allison, oturumları uzun süredir görmezden gelindiğini düşündüğü insanların seslerini duyurabilmeleri için atılmış ilk adım olarak değerlendiriyor.

“Allison Inquiry”, 8-11 Eylül 2026 tarihleri arasında Ottawa’daki Parliament Hill’de düzenlenecek.

Continue Reading

Dünya

COVID AŞILARI SONRASI DÜŞÜK TARTIŞMASI BÜYÜYOR

yazar

Published

on

By

ABD’de eski hükûmet danışmanı Anthony Fauci’ye yönelik eleştiriler dinmiyor. ABD Senatosunun yürüttüğü incelemelerde, pandemi dönemine ait dikkat çekici yeni bilgiler neredeyse her gün kamuoyuna yansıyor. Covid dönemine ilişkin yürütülen değerlendirmeler, muhtemel aşı risklerinin o dönemde nasıl ele alındığı konusunda ciddi soruları gündeme getiriyor.

Tartışmaların merkezinde, Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsünün (NIAID) eski direktörü ve ABD hükûmetinin en etkili Covid danışmanlarından biri olan Anthony Fauci bulunuyor.

ABD Senatosundaki bir komite önünde ifade veren Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı, ilk üç aylık dönemde düşük oranının yüzde 82’ye ulaşmış olabileceğini ileri sürdü. Milyarder bir yatırımcı ise eşinin Covid döneminde yedi kez düşük yaptığını açıkladı.

Fauci’nin kurum içi mesajları ortaya çıktı

ABD Senatosunun incelemeleri, pandemi dönemine ait yeni kurum içi mesajları ve belgeleri gün yüzüne çıkarmaya devam ediyor.

Anthony Fauci ile dönemin ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Direktörü Rochelle Walensky arasında 25 Ocak 2021’de gerçekleşen mesajlaşma özellikle dikkat çekti.

Fauci, mesajında Covid aşısından sonra ortaya çıkabilecek muhtemel düşük riski hakkında şu ifadeleri kullandı:

“İkinci dozdan sonra birçok kişide ciddi sitokin fırtınaları ve ateş görüldüğü için bunun teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olması mümkün olabilir.”

Fauci burada kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğunu ileri sürmüyordu. Ancak doğmamış bebekler açısından olası bir riskten söz ediyordu. Amerikan kamuoyu ise bu kurum içi değerlendirmeden haberdar edilmedi.

Dokuz gün sonra: “Herhangi bir uyarı işareti yok”

Fauci, yalnızca dokuz gün sonra kamuoyuna çok daha rahatlatıcı bir açıklama yaptı.

3 Şubat 2021’de tıp dergisi JAMA’nın düzenlediği bir görüşmede, ABD Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) o tarihe kadar elde ettiği bulgular hakkında konuşan Fauci, hamileler açısından “herhangi bir uyarı işareti bulunmadığını” söyledi.

Fauci, bu açıklamasını o güne kadar elde edilen verilerle sınırlandırdı. Ancak kurum içinde, ikinci aşı dozuna karşı oluşan güçlü tepkinin teorik olarak ilk üç aylık dönemdeki düşüklerle bağlantılı olabileceği ihtimalini tartışırken, birkaç gün sonra kamuoyuna o ana kadar herhangi bir uyarı işareti görülmediği mesajını verdi.

Fauci, yılın ilerleyen dönemlerinde Covid aşısı lehindeki tutumunu daha da güçlendirdi.

Bill Ackman yedi düşük yaşandığını açıkladı

Ortaya çıkan bilgiler ABD’de son derece duygusal bir tartışmaya yol açtı. X platformunda iki milyondan fazla takipçisi bulunan milyarder fon yöneticisi Bill Ackman da tartışmaya katıldı.

Ackman, kendisi ve eşi Neri Oxman hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Neri ve ben, Covid döneminde ikinci bir çocuk sahibi olmaya çalışırken yedi düşük yaşadık. Daha sonra artık zamanımız kalmadı. Fauci bunu yaparken ne düşünüyordu?”

ABD’li doktor: Düşük oranı yüzde 82

Amerikalı kadın hastalıkları uzmanı James A. Thorp’un açıklaması ise tartışmayı daha da büyüttü.

Thorp, geçen yıl ABD Senatosu Daimî Soruşturmalar Alt Komitesi önünde hamilelik dönemindeki aşı güvenliği hakkında ifade verdi. Yazılı açıklamasında, Covid aşılarının hamilelerdeki güvenliği konusunda sıkça atıfta bulunulan bir araştırmayı ele aldı.

Thorp şu iddiada bulundu:

“Araştırmanın yazarları düşük oranının yüzde 12,6 olduğunu ileri sürdü. Ancak ham veriler, ilk üç aylık dönemde aşılanan kadınlarda düşük oranının yüzde 82 olduğunu gösteriyordu. Bu oran, Pfizer’ın pazarlama sonrası 5.3.6 numaralı verilerinde belirtilen yüzde 81’lik düşük oranıyla da örtüşüyor.”

Thorp’un hesapladığı yüzde 82 oranının bilimsel açıdan ne kadar sağlam olduğu ayrı bir tartışma konusu. Bu rakam, yayımlanan verilerin Thorp tarafından yorumlanmasına dayanıyor ve ilk araştırmanın yazarları tarafından açıklanan düşük oranı değil.

Ancak tam da bu nedenle açık ve kapsamlı bir değerlendirmeye ihtiyaç duyuluyor. Özellikle hamilelere uygulanan tıbbî bir müdahale ve doğmamış bebeklerin yaşamı söz konusu olduğunda bu tür işaretlerin dikkatle incelenmesi gerekiyor.

Covid döneminin değerlendirilmesi henüz bitmedi

ABD’de pandemi dönemine ilişkin değerlendirmeler sona ermiş değil. Belgeler ortaya çıkarılıyor, açıklamalar yeniden inceleniyor ve dönemin sorumluları kamuoyuna yaptıkları açıklamalarla karşı karşıya getiriliyor.

Siyasetin ve medyanın büyük bir bölümü Covid dönemini çoktan kapanmış bir konu olarak görmek istese de pandemi dönemine ilişkin soru işaretlerinin giderilmesini isteyen kamuoyu kesimleri, benzer bir değerlendirmenin yalnızca Almanya’da değil; İsviçre, Avusturya ve diğer Avrupa ülkelerinde de kapsamlı, şeffaf ve bağımsız biçimde yapılmasını bekliyor.

Continue Reading

Sağlık

Araştırma: Viagra’nın Kanserin Yayılmasını Yavaşlatabileceği İnceleniyor

yazar

Published

on

By

Kısa Özet

📍

 Yeni araştırmalar, Viagra’nın etkin maddesi sildenafilin kanserin yayılmasını yavaşlatabileceğine işaret ediyor.

📍

 Çalışmalarda, kanser hücrelerinin metastaz oluşturma kapasitesinde azalma gözlendi.

📍

 Bulgular hücre, hayvan ve gözlemsel insan verilerine dayanıyor.

📍

 Uzmanlar, ilacın kanser tedavisinde kullanılabilmesi için klinik araştırmaların tamamlanması gerektiğini vurguluyor.

BİLİM – Erektil disfonksiyon tedavisinde yaygın olarak kullanılan Viagra’nın etkin maddesi sildenafil, bu kez kanser araştırmalarıyla gündemde. İsrail’deki Weizmann Bilim Enstitüsü ile ABD Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) araştırmacılarının yürüttüğü çalışmalar, sildenafilin kanser hücrelerinin vücutta yayılmasını (metastaz) yavaşlatma potansiyeline sahip olabileceğini gösterdi.

Araştırmacılar, sildenafilin hücrelerdeki kolesterol taşınmasını etkileyerek kanser hücrelerinin hareket etmesini ve diğer organlara yayılmasını zorlaştırabileceğini belirledi.

Laboratuvar ortamında yapılan hücre deneyleri ve fare modellerinde, özellikle meme, akciğer, kalın bağırsak ve prostat kanseri modellerinde metastaz oluşumunun azaldığı gözlendi. Buna karşılık ilacın mevcut tümörü küçültme etkisinin belirgin olmadığı ifade edildi.

Araştırmada ayrıca kolesterol düşürücü statin grubu ilaçlarla sildenafilin birlikte kullanılmasının, metastazı azaltıcı etkinin daha da güçlenebileceği yönünde bulgular elde edildi.

Bilim insanları bunun yanında İsrail’in en büyük sağlık kuruluşlarından birine ait yaklaşık 5 milyon kişinin sağlık verilerini de analiz etti. Kanser hastası yaklaşık 40 bin erkek üzerinde yapılan gözlemsel analizde, sildenafil kullanan hastalarda daha yüksek sağkalım oranları görüldü. Bu etkinin statin kullanan hastalarda daha belirgin olduğu bildirildi.

Henüz Kanıtlanmış Bir Kanser Tedavisi Değil

Araştırmacılar, elde edilen sonuçların Viagra’nın kanseri tedavi ettiği veya metastazı önlediği anlamına gelmediğinin altını çiziyor. Bulgular şu aşamada laboratuvar deneyleri, hayvan çalışmaları ve gözlemsel insan verilerine dayanıyor.

Sildenafilin kanser tedavisinde kullanılabilmesi için geniş kapsamlı klinik çalışmaların tamamlanması, etkinliğinin ve güvenliğinin insanlar üzerinde kesin olarak gösterilmesi gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar, ilacın doktor önerisi dışında bu amaçla kullanılmaması gerektiğini vurguluyor.

#Bilim#Kanser#Viagra#Sağlık#Haber

Continue Reading

Trendler