Connect with us

Avrupa

Vatandaşlık Patlaması: Suriyeliler En Fazla Alman Pasaportu Alan Grup

yazar

Published

on

Almanya’da her geçen yıl daha fazla yabancı vatandaşlık alıyor. Son verilere göre, geçtiğimiz yıl ülke genelinde 200.300 kişi Alman vatandaşlığına geçti. Bu artış, önceki yıllara kıyasla önemli bir yükseliş gösteriyor. Özellikle Suriyeliler, Alman pasaportu alan en büyük grup olarak dikkat çekiyor. Ancak, Suriyeliler en fazla kriminalite ve kadınlara taciz haberlerinde adı geçen grup olarak biliniyor, bu nedenle vatandaşlık alan birinci grup olmaları birçok kişiyi şaşırttı.

Eyaletlere Göre Vatandaşlık Verileri

Hamburg: 2023 yılında 7.538 yabancı vatandaşlık aldı, bu önceki yıla göre neredeyse %20’lik bir artış anlamına geliyor.

Kuzey Ren-Vestfalya: 2023 yılında 51.187 kişi vatandaşlık aldı, bu 2022 yılına göre %25,4’lük bir artış. Suriyeliler, 22.720 vatandaşlıkla en büyük grubu oluşturdu.

Bavyera: 2023 yılında 36.103 kişi vatandaşlık aldı, %27,4’lük bir artış. Suriyeliler, 10.325 kişi ile en büyük grubu oluşturdu, onları Rumenler ve Iraklılar takip etti.

Aşağı Saksonya: 2023 yılında 16.868 kişi vatandaşlık aldı, %25,5’lik bir artış. Suriyeliler, 7.615 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Hessen: 2023 yılında 15.100 kişi vatandaşlık aldı, %4,1’lik bir artış. Suriyeliler 4.045 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Saksonya: 2023 yılında 2.605 kişi vatandaşlık aldı, %14,5’lik bir artış. En büyük grup 1.221 kişi ile Suriyeliler oldu.

Saksonya-Anhalt: 2023 yılında 2.095 kişi vatandaşlık aldı, %42,3’lük bir artış. Suriyeliler 1.405 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Baden-Württemberg: 2023 yılında 22.745 kişi vatandaşlık aldı, %0,5’lik bir düşüş.

Schleswig-Holstein: 2023 yılında 6.914 kişi vatandaşlık aldı, %32,9’luk bir artış. Suriyeliler, 3.651 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Bremen: 2023 yılında 3.781 kişi vatandaşlık aldı. Suriyeliler 2.213 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Mecklenburg-Vorpommern: 2023 yılında 1.625 kişi vatandaşlık aldı, Suriyeliler 1.030 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Thüringen: 2023 yılında 1.605 kişi vatandaşlık aldı, %18’lik bir artış. Suriyeliler 835 kişi ile en büyük grubu oluşturdu.

Berlin ve Brandenburg: 2023 yılında Berlin’de 9.041 kişi vatandaşlık aldı, %1,9’luk bir artış. Brandenburg’da ise 2.488 kişi vatandaşlık aldı, %107,9’luk bir artış. Suriyeliler her iki eyalette de en büyük grubu oluşturdu.

Grafikte Vatandaşlık Sayıları ve Suriyeli Vatandaşlar

Bu veriler, Almanya’da yabancı vatandaşların vatandaşlık alma oranlarındaki artışı ve Suriyelilerin bu süreçteki ağırlığını net bir şekilde gösteriyor. Vatandaşlık yasalarındaki değişiklikler ve bekleme süresinin kısaltılması, bu artışın başlıca nedenleri arasında.

Yukarıdaki grafik, 2023 yılında Almanya’nın farklı eyaletlerinde Alman vatandaşlığı alan toplam kişi sayısını ve bunların içerisindeki Suriyeli vatandaşların sayısını göstermektedir.

Açıklamalar:

  • Mavi Barlar: Eyaletlerde toplam vatandaşlık alan kişi sayısını temsil eder.
  • Koyu Mavi Barlar: Eyaletlerde vatandaşlık alan Suriyelilerin sayısını temsil eder.

Her iki grup için de değerler barların üzerinde belirtilmiştir. Grafik, Kuzey Ren-Vestfalya ve Bavyera gibi eyaletlerde Suriyelilerin vatandaşlık alma oranının oldukça yüksek olduğunu göstermektedir.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Avrupa

Almanya’da Kahreden Olay: 26 Yaşındaki Anne, 2 Yaşındaki Kızını Kurtardı, Kendisi Trenin Altında Kalarak Hayatını Kaybetti

yazar

Published

on

By

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde yaşanan trajik olay ülkeyi yasa boğdu. Heilbronn ilçesine bağlı Leingarten kasabasında 26 yaşındaki bir anne, hemzemin geçitte yaklaşan treni fark edince son anda bebek arabasını rayların dışına iterek iki yaşındaki kızının hayatını kurtardı. Ancak kendisi trenden kaçmayı başaramadı ve olay yerinde yaşamını yitirdi.

Kaza cumartesi akşamı saat 19.45 sıralarında meydana geldi. Genç anne, iki yaşındaki kızını bebek arabasıyla birlikte demiryolu geçidinden geçirirken hızla yaklaşan trenle karşı karşıya kaldı. İlk belirlemelere göre anne, son anda bebek arabasını raylardan uzaklaştırmayı başardı. Küçük çocuk kazadan yara almadan kurtulurken, anne trenin çarpması sonucu ağır yaralandı ve sağlık ekiplerinin tüm müdahalesine rağmen olay yerinde hayatını kaybetti.

Tren makinistinin acil fren yaptığı, ancak çarpışmayı önleyemediği bildirildi. Trende bulunan 43 yolcunun ise olaydan fiziksel olarak etkilenmediği açıklandı.

Kazanın nasıl meydana geldiği henüz netlik kazanmadı. Polis, hemzemin geçitte ışıklı uyarı sistemi ve sesli ikaz bulunduğunu belirterek, genç annenin kırmızı ışıkta mı raylara girdiği, yoksa sinyalizasyon sisteminde teknik bir arıza olup olmadığı yönünde kapsamlı soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Olay nedeniyle demiryolu hattı yaklaşık dört buçuk saat ulaşıma kapatılırken, yolcular için otobüslerle alternatif ulaşım sağlandı. Yetkililer, soruşturma tamamlanmadan kazanın kesin nedeni hakkında değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını belirtti.

Almanya’da büyük üzüntü yaratan olay, demiryolu geçitlerinde güvenlik kurallarına uyulmasının hayati önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

#almanya#germany#deutschland#sondakika

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da İş Yerinde Cinsel Tacize Sıfır Tolerans: Patronun Bir Sözü Bile Taciz Sayılabiliyor

yazar

Published

on

By

Almanya’da iş yerinde cinsel tacize ilişkin hukuki sınırlar, son yıllarda verilen mahkeme kararlarıyla daha da netleşiyor. Uzman iş hukuku avukatı Simone Schäfer, cinsel tacizin yalnızca fiziksel temasla sınırlı olmadığını, sözlü ifadeler, dijital mesajlar ve ima içeren davranışların da hukuki yaptırımlara yol açabileceğini belirtti.

Almanya’da Genel Eşit Muamele Yasası (AGG) uyarınca, kişinin istemediği cinsel içerikli davranışlar onun onurunu zedeliyor ve korkutucu, aşağılayıcı ya da düşmanca bir çalışma ortamı oluşturuyorsa bu durum cinsel taciz olarak değerlendiriliyor.

Sadece Dokunmak Değil, Sözler de Taciz Kapsamında

Uzmanlara göre cinsel taciz; uygunsuz şakalar, cinsel içerikli yorumlar, dış görünüşe yönelik rahatsız edici ifadeler, ısrarlı iltifatlar, müstehcen hareketler, pornografik içerik paylaşımı, istenmeyen fiziksel temas, sarılma veya öpme girişimleri gibi birçok farklı davranışı kapsıyor.

Dijitalleşmeyle birlikte WhatsApp mesajları, e-postalar ve sosyal medya üzerinden yapılan taciz içerikli yazışmalar da aynı şekilde hukuki sorumluluk doğurabiliyor.

Patron ile Çalışan Arasındaki Güç Dengesi Önemli

Hukuki değerlendirmede yalnızca söylenen söz değil, olayın gerçekleştiği ortam ve taraflar arasındaki ilişki de dikkate alınıyor.

Örneğin bir çalışma arkadaşının “Bu elbise sana çok yakışmış” demesiyle, aynı ifadeyi patronun stajyerine söylemesi aynı şekilde değerlendirilmiyor. Güç ilişkisi bulunan durumlarda mahkemeler çok daha hassas davranıyor.

Haberde örnek verilen olaylardan birinde, bir şirket yöneticisi kadın çalışanına aylar boyunca WhatsApp üzerinden mesajlar gönderdi. Çalışanın kıyafeti, etek boyu, topuklu ayakkabıları ve dış görünüşü hakkında sürekli yorum yaptı, hatta özel davetlerde bulundu. Kadının bu davetleri reddetmesinin ardından hakaret ve tehditlerin başladığı belirtildi.

Mahkemeden Yaklaşık 70 Bin Euro Tazminat

Dava sonunda Köln Eyalet İş Mahkemesi, yöneticinin yetkisini kötüye kullandığına ve çalışanın kişilik haklarını ağır şekilde ihlal ettiğine hükmetti.

Mahkeme, kadın çalışana yaklaşık 70 bin euro tazminat ödenmesine karar verdi. Kararda, fiziksel temas yaşanmamış olmasına rağmen sürekli cinsel içerikli iletişim kurulmasının ve kişisel sınırların ihlal edilmesinin cinsel taciz kapsamında değerlendirildiği vurgulandı.

İşverenin Sorumluluğu Büyük

Almanya’da işverenler yalnızca tacizi kınamakla yetinemiyor. AGG kapsamında çalışanlarını korumak için gerekli önlemleri almak, şikâyetleri gecikmeden araştırmak ve gerektiğinde disiplin süreci başlatmak zorunda.

İhlalin ağırlığına göre yaptırımlar uyarı, görev yeri değişikliği, işten çıkarma ve bazı durumlarda tazminat ile sonuçlanabiliyor.

Uzmanlar, iş yerinde saygılı iletişim kültürünün oluşturulmasının hem çalışanların güvenliği hem de hukuki uyuşmazıkların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

İsviçre’de durum benzer mi?

İsviçre’de de iş yerinde cinsel taciz, cinsiyete dayalı ayrımcılık olarak kabul ediliyor. İstenmeyen cinsel içerikli mesajlar, imalı sözler, kişinin görünüşüne ilişkin cinsel çağrışımlı yorumlar ve rahatsız edici ısrarlı yaklaşımlar cinsel taciz kapsamında değerlendirilebiliyor. Değerlendirmede failin “şaka yaptım” şeklindeki niyetinden ziyade, davranışın karşı tarafça istenmeyen ve onur kırıcı bulunması önem taşıyor.

Tacizin patron, yönetici, iş arkadaşı, müşteri veya şirket dışından başka biri tarafından gerçekleştirilmesi mümkün. İşverenler, çalışanların kişilik haklarını ve onurunu korumak, tacizi önleyici tedbirler almak ve şikâyet halinde müdahale etmekle yükümlü. Gerekli önlemleri almayan işveren de hukuken sorumlu tutulabiliyor.

Tacize uğrayan çalışan; olayın durdurulmasını, uğradığı maddi veya manevi zararın giderilmesini ve şartlara göre tazminat ödenmesini talep edebilir. Ancak tazminat miktarı her olayın ağırlığına, süresine, delillere ve işverenin gerekli önlemleri alıp almadığına göre ayrı ayrı belirlenir. Bu nedenle on binlerce franklık kararlar mümkün olsa da, her dosyada aynı tutarın çıkacağı söylenemez.

#almanya#deutschland#cinseltaciz#schweiz#sondakika

Continue Reading

Avrupa

Almanya’da Göçmen Kadınların Hafızasını Yazdı: Türk Sosyolog Meral Akkent’in Mücadelesi Gündemde

yazar

Published

on

By

Alman basınında yayımlanan kapsamlı bir portrede, Türkiye’den Almanya’ya göç ederek kadın hakları ve göç araştırmaları alanında öncü çalışmalara imza atan Türk sosyolog Meral Akkent yeniden gündeme taşındı. Sonntagsblatt gazetesinde yer alan dosyada, Akkent’in göçmen kadınların görünürlüğünü artıran çalışmaları ve uluslararası kadın müzeciliğine yaptığı katkılar ayrıntılı şekilde ele alındı.

İstanbul’da sosyoloji eğitimi alan Meral Akkent, 1980’li yıllarda Almanya’ya göç ettikten sonra özellikle Türkiye kökenli kadın göçmenlerin yaşam koşulları, toplumsal eşitlik ve kadın hakları üzerine yürüttüğü araştırmalarla dikkat çekti. O dönemde göçmen kadınların yaşadığı sorunları yalnızca akademik düzeyde incelemekle kalmayan Akkent, saha çalışmaları ve sosyal projelerle de çözüm üretmeye odaklandı.

Portrede, Akkent’in en önemli miraslarından biri olarak uluslararası kadın müzeleri ağının oluşumuna sağladığı katkılar gösteriliyor. Kadınların tarih boyunca yeterince görünür olmayan hikâyelerinin belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için uzun yıllar çalışan Akkent, göç, kadın kimliği ve kültürel hafıza konularında uluslararası ölçekte referans isimlerden biri olarak kabul ediliyor.

Alman basınına göre Meral Akkent’in çalışmaları, yalnızca kadın hakları mücadelesine değil, aynı zamanda Almanya’daki göç tarihinin belgelenmesine de önemli katkı sundu. Özellikle Türkiye kökenli göçmen kadınların deneyimlerini kayıt altına alarak bu alandaki akademik boşluğun doldurulmasına öncülük etti.

Uzmanlar, Akkent’in çalışmalarının bugün hâlâ göç, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları alanında yürütülen araştırmalara ilham verdiğini belirtiyor. Portre, Almanya’da göçmen kadınların toplumsal hayata katılımında Meral Akkent’in bıraktığı kalıcı etkinin altını çiziyor. #almanya#berlin#Deutschland#meralakkent

Continue Reading
Advertisement

Trendler