İsviçre
Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?
🇨🇭 Tessin – İsviçre’nin İtalyanca Cenneti
📍 Coğrafi Konum:
Kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonları; güneyde İtalya’nın Lombardiya bölgesi ile sınır komşusu.
🌿 Doğal Güzellikler:
Lugano Gölü’nün çevresi, Tessiner Alpleri’nin zirveleri, kestane ormanları, palmiye ve servi ağaçları.
🏛️ Kültürel Zenginlik:
Tarihî geçmişi, dil çeşitliliği, Alp ve Akdeniz atmosferinin birleşimi.
🌍 İsviçre’ye Katılım:
1803 yılında İsviçre Konfederasyonu’na katılarak ulusal kimliğini güçlendirdi.
🍴 Yerel Lezzetler:
Polenta, Risotto ticinese, Balsamico-Rindsragout, Minestrone, Tessinerbrot, Torta di castagne.
🏞️ Gezilecek Yerler:
Brenno Kanyonu, San Gottardo Ulusal Müzesi, Riva Caccia Plajı, Monte Verità, Monte San Giorgio Fosil Müzesi.
💰 Lüks Yaşam:
Lugano, Locarno, Ascona gibi bölgelerde lüks konutlar ve yüksek yaşam standartları.
🌿 Akdeniz İklimi:
Akdeniz bitki örtüsü ve iklimi ile dikkat çeken benzersiz bir bölge.
🌍 Demografi:
Nüfusun %28,1’i yabancı; bu oran ülke genelinde %26,0.
🌟 Sembol:
Tessiner palmiyesi, kantonun simgesi.
Detaylar:
İsviçre’nin kültürel ve dil çeşitliliği bakımından öne çıkan kantonlarından biri olan Tessin, ülkenin tek resmi İtalyanca konuşulan bölgesidir. Adını Ticino Nehri’nden alan bu kanton, kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonlarıyla sınır komşusudur; güneyde ise İtalya’nın Lombardiya bölgesiyle çevrilidir. Gotthard’ın güneyinde konumlanan Tessin, doğal güzellikleriyle de dikkat çeker; Lugano Gölü’nün etrafındaki manzaraları ve Tessiner Alpleri’nin zirveleri gibi çeşitli doğal alanlara ev sahipliği yapar.
Tessin Kantonu’nun adı, 19. yüzyılda kantonu geçen Tessin Nehri’nden almıştır.
Tessin Kantonu, İsviçre’nin turizm ve ekonomik açıdan önemli merkezlerinden biridir. Zengin tarihi geçmişi ve dil çeşitliliğiyle kültürel açıdan da zengin bir mirasa sahiptir. Özellikle turizm sektörü, bu bölgede ekonomik canlılığın anahtarlarından biridir, çünkü ziyaretçiler hem doğal güzelliklerini keşfeder hem de kantonun kültürel çeşitliliğini deneyimler.
Tessin, İsviçre’nin diğer kantonlarıyla kıyaslandığında benzersiz bir kimliğe sahip olmasıyla bilinir ve İtalyanca’nın yanı sıra, Almanca ve Fransızca gibi dillerin etkileşim alanında bulunmasıyla da dikkat çeker. Bu özellikleriyle Tessin, hem İsviçre içinde hem de uluslararası alanda önemli bir konuma sahiptir.
Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?
Tessin, İsviçre’nin tarihî ve siyasî evriminde önemli bir rol oynamış bir kantondur. Napoleon Bonaparte döneminde, Tessinlilere Lombardei ya da „Helvetik Cumhuriyet“ (İsviçre Konfederasyonu) arasında seçim yapma şansı verildiğinde, Tessinliler „liberi e svizzeri“ (özgür ve İsviçreli) parolasını benimsediler. Bu karar, Tessin’in İsviçre’ye bağlanmasında önemli bir dönüm noktasıydı.
Mediatoryal Dönem (Mediationszeit) olarak bilinen dönemde, yani 1803 yılında, Tessin tam anlamıyla İsviçre’nin bir kantonu olarak kabul edildi. Bu süreçte, 1798 yılında kurulan Bellinzona ve Lugano gibi Helvetik kantonları Tessin’in yerini aldı. Bu tarihî süreç, Tessin’in İsviçre Konfederasyonu’na katılması ve ulusal kimliğini güçlendirmesi açısından kritik bir adımdı.
Bugün Tessin, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve ekonomik dinamizmiyle İsviçre’nin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. İtalyanca’nın resmi dil olarak kullanıldığı bu kanton, İsviçre’nin dört dilini ve çeşitli kültürel unsurları bir araya getiren bir mozayiktir. Tessin’in İsviçre’ye katılımı, ülkenin bütünlüğü ve çeşitliliği üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır.
Tessin’i özel kılan özellikler nelerdir?
Tessin, çok çeşitli deneyimler sunan bir bölgedir: muhteşem dağ ve vadiler, nefes kesen Lago Maggiore ve Lago di Lugano gibi göller, berrak Maggia Nehri, eski taş mağaraları (grottos), resim gibi köyler ve çok daha fazlası.
Tessin Kantonu, İsviçre’de kendine özgü bir konuma sahiptir, özellikle de Akdeniz iklimi ile tanınır. Bu bölgenin zengin bitki örtüsü arasında öne çıkan unsurlardan biri, yaygın olarak bulunan kestane ağaçlarının oluşturduğu geniş ormanlardır. Bu ormanlar, dünyada bu kadar saf ve geniş alanlarda nadir olarak bulunur.
Tessin’de kestane ağaçlarının yanı sıra palmiye, servi ve diğer Akdeniz bitkileri de yetişir. Bu bitki çeşitliliği, Tessin’i diğer İsviçre bölgelerinden farklı kılan ve ona özgü bir manzara yaratır. Akdeniz bitkilerinin bulunduğu bu ortam, Tessin’i benzersiz kılan doğal güzelliklerinden biridir ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeker.
Doğal güzelliklerinin yanı sıra, Tessin kültürel ve tarihi açıdan da zengindir. Bu kanton, Alp manzaraları ile Akdeniz atmosferinin birleştiği benzersiz bir karışım sunar, bu da onu turistler için çekici kılar ve İsviçre’de eşsiz bir konuma sahip olmasını sağlar.
Kanton Tessin’in kuruluşu ne zaman?
Tessin Kantonu, daha önce kurulmuş olan İsviçre kantonlarının kontrolü altında üç yüzyıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra, 1803 yılında bağımsız bir kanton olarak kuruldu.
Tessin’in tarihi
Ancak 15. yüzyılın sonlarında İsviçre Konfederasyonu, topraklarını güneye doğru genişletmeye başladı ve günümüzde bildiğimiz Güney İsviçre’yi kapsadı. 1512 yılında Lugano şehrini ele geçirdiler ve bu şehir İsviçre Konfederasyonu’nun bir parçası haline geldi.
Tessin şehrinde, Monte Brè ve Monte San Salvatore dağları arasında yaşayan milyonerlerin sayısı geçen yıla göre %8 arttı. 67,000 nüfusun üzerindeki bu şehirde, 5000’den fazla milyoner bulunuyor. Dolayısıyla, nüfusun yaklaşık %7,5’i 1 milyon İsviçre Frangı’nın üzerinde bir servete sahip. (03.10.2022)
Tessin’de zenginler genellikle Lugano, Locarno, Ascona gibi lüks konut alanlarında ve çevresinde yaşarlar. Bu bölgeler, Lugano Gölü ve diğer göllerin manzaralarıyla ünlüdür ve aynı zamanda yüksek yaşam standartları ve üstün olanaklar sunar. Monte Brè ve Monte San Salvatore gibi alanlar da, muhteşem manzaraları ve lüks konut seçenekleriyle dikkat çeker; bu nedenle zengin sakinler için tercih edilen bölgeler arasındadır.
Tessin’in simgesi nedir?
Tessin’i düşündüğümüzde, onu Tessiner palmiyesi olmadan düşünmek neredeyse imkansızdır. Bu palmiye, Güney Kantonu’nda her yerde bulunur ve Tessin’in sembollerinden biri olarak kabul edilir.
Locarno ve Lugano arasındaki farklar nelerdir?
Locarno, İsviçre’nin en kuzeyindeki Akdeniz iklimine sahip olan yer olarak bilinir. Şehrin tarihi merkezi küçük ve sevimli olup, Lugano’ya kıyasla daha az kalabalıktır. Burada dar sokaklarda, pastel renkli evler ve tarihi kemerler arasında gezinirsiniz.
Tessin’in tipik özellikleri nelerdir?
Tessin, kestane ormanları ile tanınır. Sonbaharda burada hala kendi kestanelerinizi toplayabilirsiniz. Kanton genelinde „Feste delle Castagne“ adı verilen kestane festivalleri düzenlenir ve birçok özel lezzet, bu asil meyvenin üzerine kuruludur. Kestane, bir zamanlar Tessinlilerin ana besin maddesi olan Tessiner kestane çorbası gibi birçok spesiyaliteye ilham verir.
Tessin’deki en büyük şehir hangisidir?
Lugano, Tessin’in en büyük şehridir. Lugano’yı keşfetmek için sabırsızlanıyoruz! Tipik bir Akdeniz atmosferine sahip bu yerleşim birimi, hem eğlence hem de dinlenme için uygun olan insan merkezli bir ortam sunuyor. Lugano ayrıca göl kenarındaki karakteristik köylerle çevrilidir.
Tessin’de kaç yabancı yaşamaktadır?
2022 yılı 31 Aralık itibariyle, Tessin’de kayıtlı nüfusun (%28,1’i İsviçre vatandaşı olmayanlar) yüzde 28,1’i yabancı olarak tespit edilmiştir. Ülke genelinde ise bu oran %26,0 olarak kaydedilmiştir.
Tessin’in tarihi ve İtalya’ya olan bağlantısıyla ilgili kısa bir özet:
Tessin’in tarihi, başlangıçta Kuzey İtalya’nın bir parçası olarak başlar. Orta Çağ boyunca, Tessin bölgesi Milan Dükalığı’nın bir parçasıydı ve zamanla Habsburglar ve İspanyol Bourbonları’nın egemenliği altına girdi. 19. yüzyıl Risorgimento sürecinde, yani İtalyan birleşme hareketi sırasında, Sardinya-Piemonte Krallığı (sonradan İtalya Krallığı’na dönüşecek) Tessin üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu dönemde, Tessin’in İsviçre’ye aidiyeti konusunda çeşitli tartışmalar ve talepler oldu. Ancak Tessin, 1798’de Helvetik Cumhuriyet’e katılma kararı aldı ve 1803’te resmen İsviçre Konfederasyonu’nun bir kantonu oldu.
Tessinliler ne yer?
Tessin mutfağı, yöresel lezzetleriyle dikkat çeker. İşte bazı tipik Tessin yemekleri:
- Polenta: Mısır unundan yapılan hızlı bir polenta, et yemekleri, tavada kavrulmuş et veya sadece bir salata mükemmel bir eşlikçidir.
- Risotto ticinese: Tipik Tessin usulü risotto.
- Balsamico-Rindsragout: Balsamik soslu sığır eti ragout.
- Minestrone: Çeşitli sebzelerle yapılan bir çorba.
- Tessinerbrot: Yerel ekmek çeşidi.
- Torta di castagne: Kestane pastası.
- Erdbeeren in Rotwein: Kırmızı şarapta pişirilmiş çilekler.
Bu lezzetler, Tessin’in zengin mutfak kültürünü yansıtır ve bölgenin yerel malzemelerinden ve geleneklerinden ilham alır.
Tessin’de görülmesi gerekenler nelerdir?
Tessin’de unutulmaz deneyimler yaşayabileceğiniz bazı yerler ve aktiviteler:
- Brenno Kanyonu (Brenno-Schlucht), Olivone Campra: Doğal güzellikleriyle ünlü bir kanyon.
- San Gottardo Ulusal Müzesi (Museo nazionale del San Gottardo), Airolo: Gotthard Tüneli’nin tarihi ve kültürel mirasını keşfetmek için ideal.
- Riva Caccia Plajı, Lugano: Lugano Gölü’nde güneşlenmek ve dinlenmek için harika bir yer.
- Losone-Arcegno’da Tessin ormanlarında keşif yapmak.
- Monte Verità’da Çay Seremonisi, Ascona: Monte Verità’da çay içme geleneğini deneyimlemek.
- Monte San Giorgio Fosil Müzesi, Meride: UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Monte San Giorgio’da fosilleri keşfetmek.
- Monte San Giorgio, Meride: Manzarasıyla ünlü bir dağ zirvesi ve doğa yürüyüşleri için ideal.
- Tessin’de üzüm toplama deneyimi, Mendrisio: Bölgenin üzüm bağlarında keyifli bir gün geçirmek.
Bu yerler ve etkinlikler, Tessin’in doğal güzelliklerini, tarihi zenginliklerini ve kültürel özelliklerini keşfetmek için mükemmel fırsatlar sunar.

















Avrupa
BAKAN BOLAT’IN AÇIKLAMASI MI, BAKANLIĞIN MEVZUATI MI? YABANCI PLAKALI ARAÇLARDA GURBETÇİLERİN KAFASI KARIŞTI
LAHEY – Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Hollanda’da yaptığı yabancı plakalı araç açıklaması, yurt dışında yaşayan vatandaşlar arasında yeni bir tartışma başlattı. Bakan Bolat’ın, „Araç sahibi araçta bulunduğu sürece direksiyona başka bir kişi geçebilir“ yönündeki açıklaması ile Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan gümrük mevzuatına dayanan resmî bilgiler arasında ortaya çıkan farklılık, gurbetçilerin kafasını karıştırdı.
Özellikle sosyal medyada ve İsviçre’nin Sesi başta olmak üzere haber platformlarında yapılan yorumlarda, gurbetçilerin hangi kurala göre hareket etmeleri gerektiği konusunda ciddi bir belirsizlik yaşandığı görülüyor.
Bakan Bolat Hollanda’da ne dedi?
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2 Temmuz’da Hollanda’da düzenlenen DTİK Avrupa Buluşması’nda gurbetçilerden gelen bir soru üzerine yabancı plakalı araçların Türkiye’deki kullanımına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Bolat, yabancı plakalı bir aracın sahibi araç içerisinde bulunduğu sürece direksiyona başka bir kişinin geçebileceğini söyledi. Araç sahibinin ön koltukta ya da arka koltukta oturmasının herhangi bir fark oluşturmadığını belirten Bolat, bu durumda idari para cezası uygulanmayacağını ifade etti.
Bakan Bolat iddialara ne yanıt verdi?
Bakan Bolat, bu konuda sosyal medyada ve bazı basın organlarında yer alan ceza haberlerinin gerçeği yansıtmadığını savundu.
Araç sahibi araçta bulunduğu halde başka bir kişinin direksiyona geçtiği gerekçesiyle ceza kesildiğine ilişkin iddiaların siyasi ve asılsız olduğunu söyleyen Bolat, kamuoyunda dolaşan bilgilerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti.
Bakanlığın resmî mevzuatı ne diyor?
Ancak Bakan Bolat’ın bu açıklamaları, Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan ve gümrük mevzuatına dayanan resmî kurallarla farklılık gösteriyor.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan **“Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“**ne göre, geçici ithalat kapsamında Türkiye’ye getirilen yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceği açık şekilde düzenleniyor.
Yabancı plakalı aracı kimler kullanabiliyor?
Resmî düzenlemeye göre yabancı plakalı aracı yalnızca;
- Taşıtı Türkiye’ye getirerek kendi adına giriş yaptıran izin hak sahibi,
- İzin hak sahibinin eşi,
- Annesi ve babası,
- Çocukları
kullanabiliyor.
Ancak bunun için de önemli bir şart bulunuyor.
185 gün şartı zorunlu
Mevzuata göre izin hak sahibinin eşi, annesi, babası ve çocuklarının da Türkiye’ye giriş tarihinden geriye doğru son bir yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında bulunmuş, yani gümrük mevzuatı açısından yurt dışında yerleşik olmaları gerekiyor.
Dolayısıyla yalnızca birinci derece yakın olmak tek başına yeterli sayılmıyor.
Araç sahibi içeride olsa bile…
Tartışmanın merkezindeki konu ise tam da bu noktada yer alıyor.
Bakanlığın yayımladığı yolcu rehberinde, araç sahibi taşıtın içinde bulunsa dahi, yurt dışında yerleşik eşi, annesi, babası ve çocukları dışında hiç kimsenin yabancı plakalı aracı kullanamayacağı açık şekilde belirtiliyor.
Başka bir ifadeyle, araç sahibinin ön koltukta ya da arka koltukta oturması sonucu değiştirmiyor. Direksiyondaki kişinin hem mevzuatta belirtilen yakınlardan biri olması hem de 185 gün şartını sağlaması gerekiyor.
Mevzuatta yalnızca belgelendirilebilen acil sağlık halleri ve mücbir sebepler istisna kapsamında değerlendiriliyor.
Kurallara uyulmaması halinde ne oluyor?
Yetkisiz bir kişinin direksiyonda olduğunun tespit edilmesi halinde;
- Araç trafikten men edilerek gümrük gözetimine alınabiliyor,
- Araç gümrük ambarına çekilebiliyor,
- Aracı kullanan kişiye idari para cezası uygulanabiliyor,
- Aracı kullanmasına izin veren izin hak sahibine de idari para cezası kesilebiliyor.
Yazılı mevzuat ile Bakan’ın açıklaması arasındaki fark
Mevcut yazılı mevzuatta belirleyici ölçüt „birinci derece yakınlık ve yurt dışında yerleşiklik (185 gün şartı)“ olarak düzenlenirken, Bakan Bolat’ın Hollanda’daki açıklamasında belirleyici ölçütün „araç sahibinin araç içinde bulunması“ olduğu yönündeki ifadeler öne çıkıyor.
Bu nedenle iki yaklaşım arasında uygulamayı doğrudan etkileyebilecek bir farklılık bulunduğu değerlendiriliyor.
Bakanlığın yazılı mevzuatı çok açık, şimdi ne olacak?
Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan **“Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“**nde yer alan hükümler, yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceği konusunda açık hükümler içeriyor.
Rehberde, araç sahibi taşıtın içinde bulunsa dahi yalnızca yurt dışında yerleşik eşi, annesi, babası ve çocuklarının aracı kullanabileceği belirtiliyor. Bunun dışındaki kişilerin direksiyona geçemeyeceği açıkça ifade ediliyor.
Bu nedenle şimdi en çok merak edilen konu, Bakan Bolat’ın Hollanda’da yaptığı açıklamanın uygulamada yeni bir düzenleme anlamına mı geldiği, yoksa yazılı mevzuatta herhangi bir değişiklik yapılmadığı sürece mevcut kuralların uygulanmaya devam edip etmeyeceği.
Özellikle yaz tatili döneminde Türkiye’ye yabancı plakalı araçlarıyla gelen binlerce gurbetçi, olası denetimlerde hangi uygulamanın esas alınacağını merak ediyor.
Gurbetçiler resmî açıklama bekliyor
Sosyal medya ve haber sitelerindeki yorumlarda da görüldüğü üzere, gurbetçiler konuya ilişkin açık ve yazılı bir açıklama bekliyor.
Bakan Bolat’ın Hollanda’da dile getirdiği uygulamanın geçerli olması halinde bunun Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesindeki „Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“ ve ilgili bilgilendirme metinlerine de yansıtılması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.
Aksi halde, sözlü açıklama ile yürürlükteki yazılı mevzuat arasındaki farklılığın devam etmesi nedeniyle vatandaşların hangi kurala göre hareket edeceği konusunda belirsizlik yaşanabileceği ifade ediliyor.
Sonuç
Mevcut durumda Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesinde yayımlanan yazılı mevzuat yürürlükte bulunuyor ve yabancı plakalı araçların kimler tarafından kullanılabileceğini ayrıntılı şekilde düzenliyor.
Bakan Bolat’ın Hollanda’daki açıklaması ise kamuoyunda farklı bir uygulamanın hayata geçirilip geçirilmediği sorusunu gündeme getirmiş durumda.
Gözler şimdi Ticaret Bakanlığı’nın yapacağı resmî açıklamada ve gerek görülmesi halinde yazılı mevzuatta yapılabilecek olası bir güncellemede.
T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan resmî „Yabancı Plakalı Kara Taşıtları İçin Yolcu Rehberi“ ve ilgili gümrük mevzuatında, yabancı plakalı bir aracın Türkiye’deki kullanım şartları ve kimler tarafından sürülebileceği net ve tavizsiz kurallarla şu şekilde düzenlenmiştir:
1. Aracı Kimler Kullanabilir? (Resmî Kural)
Mevzuata göre, geçici ithalat (turistik kolaylıklar) kapsamında Türkiye’ye getirilen yabancı plakalı bir taşıt yalnızca şu kişiler tarafından kullanılabilir:
- İzin Hak Sahibi: Taşıtı pasaportuna işleterek Türkiye’ye giriş yaptıran kişi.
- Birinci Derece Yakınlar: İzin hak sahibinin eşi, anne-babası (üst soy) ve çocukları (alt soy).
2. Kritik Şart: „Yurt Dışında Yerleşik Olma“ Zorunluluğu
Mevzuat, aracı kullanacak birinci derece yakınlar için de çok sıkı bir şart koşmaktadır: Yurt dışında yerleşik olmak.
- Bu yakınların da aracı sürebilmeleri için, Türkiye’ye giriş yaptıkları tarihten geriye doğru son 1 yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında yaşamış olmaları zorunludur.
- Eğer eşiniz veya çocuğunuz son bir yılda 185 gün yurt dışında kalmadıysa (yani gümrük hukuku açısından Türkiye’de yerleşik kabul ediliyorsa), birinci derece yakınınız olsalar bile aracı kesinlikle kullanamazlar.
3. Araç Sahibinin İçeride Olması Kuralı Değiştirir mi?
Mevzuat bu konuda yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır:
„Yabancı plakalı taşıtın adına kayıtlı olduğu kişi (izin hak sahibi) taşıtın içinde olsa bile, yukarıda belirtilenlerden (yurt dışında yerleşik eş, anne, baba ve çocuklardan) başka hiç kimse taşıtı kullanamaz.“
Yani araç sahibinin yan koltukta, arka koltukta oturuyor olması ya da direksiyon başında olmaması durumu değiştirmez. Sürücü koltuğundaki kişi mevzuattaki şartları (akrabalık + 185 gün yurt dışı ikameti) sağlamıyorsa, araç sahibi içeride olsa dahi bu durum mevzuat ihlali sayılır. Tek istisna, belgelendirilebilir çok acil tıbbi durumlar (sağlık acil durumları) ve mücbir sebeplerdir.
4. Kurallara Uyulmamasının Cezası Nedir?
Gümrük muhafaza veya emniyet güçlerince yapılan denetimlerde, aracı kullanmaya yetkisi olmayan bir kişinin direksiyonda olduğu tespit edilirse:
- Araç gümrük mevzuatına aykırı kullanımdan dolayı trafikten menedilerek gümrük ambarına çekilir.
- Hem aracı haksız kullanan sürücüye hem de aracı kullanmasına izin veren hak sahibine Gümrük Kanunu uyarınca yüksek miktarda idari para cezası kesilir.
- İzin sahibinin yurt dışına araçsız çıkması gerektiğinde araç gümrük gözetimine bırakılmamışsa veya usulsüz kullanım devam ediyorsa, hak sahibinin taşıt getirme yetkileri ve süreleri üzerinde de kısıtlamalar uygulanabilir.
Özetle; Ticaret Bakanlığı’nın yürürlükteki yazılı gümrük mevzuatı, sadece ve sadece „yurt dışında yerleşik (185 gün şartını sağlayan) eş, anne, baba ve çocukların“ aracı sürmesine izin vermektedir. Bunun haricindeki arkadaş, uzak akraba veya Türkiye’de yerleşik kişilerin, araç sahibi arabanın içinde oturuyor olsa dahi direksiyona geçmesi yasal olarak yasaktır.
T.C. Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliği ve resmî Gümrük Rehberi uyarınca mevzuatın tam, yazılı ve yasal maddeleri şu şekildedir:
1. Temel Kriter: Yurt Dışında Yerleşik Olmak
Türkiye’ye yabancı plakalı bir araç getirebilmek ve bu aracı yasal olarak sürebilmek için en temel şart „yurt dışında yerleşik olma“ durumudur.
- 185 Gün Şartı: Bir kişinin yurt dışında yerleşik sayılabilmesi için, Türkiye’ye giriş yapmak istediği tarihten geriye doğru son 1 yıl içinde en az 185 gün fiilen yurt dışında bulunmuş olması zorunludur. Yılın yarısından fazlasını Türkiye’de geçiren gurbetçiler veya Türkiye’de yaşayan yerleşik vatandaşlar bu kapsama girmez.
2. Aracı Yasal Olarak Kimler Kullanabilir?
Gümrük mevzuatı yabancı plakalı aracı Türkiye içinde kimlerin sürebileceğini net bir şekilde sınırlandırmıştır. Bu kişiler dışında hiç kimse aracı kullanamaz:
- İzin Hak Sahibi: Aracı pasaportuna işleterek Türkiye’ye girişini gerçekleştiren asıl şahıs.
- Birinci Derece Yakınları: İzin hak sahibinin eşi, annesi, babası ve çocukları.
Çok Kritik İstisna: İzin sahibinin eşi, annesi, babası veya çocukları dahi olsa, bu kişilerin aracı sürebilmesi için kendilerinin de „yurt dışında yerleşik olma (185 gün)“ şartını gümrük kapısında sağlaması gerekir. Türkiye’de yaşayan veya son bir yılda 185 gün yurt dışında kalmamış olan bir çocuk veya eş, izin sahibinin arabasını kesinlikle kullanamaz.
3. „Araç Sahibi İçeride Olsa Bile“ Maddesi
Mevzuat metninde, son dönemde yaşanan kafa karışıklıklarına doğrudan cevap veren resmî hüküm tam olarak şu şekildedir:
„Yabancı plakalı taşıtın adına kayıtlı olduğu kişi (izin hak sahibi) taşıtın içinde olsa bile, yukarıda belirtilenlerden (yurt dışında yerleşik eş, anne, baba ve çocuklardan) başka hiç kimse taşıtı kullanamaz.“
- İstisna Durum: Mevzuata göre bu kuralın tek istisnası, yolculuk esnasında sürücünün aniden rahatsızlanması gibi belgelendirilebilir „acil durumlar ve mücbir sebeplerdir“. Bu tür bir ani sağlık krizinde, araç sahibi içinde bulunmak şartıyla acil durum süresince araç başkası tarafından sürülebilir. Ancak bu durum keyfi sürüşleri veya rutin seyahatleri kapsamaz.
4. Kuralların İhlali ve Cezai Yaptırımlar
Mevzuatta belirlenen bu hak sahipleri dışındaki kişilerin (Türkiye’de yerleşik akrabalar, arkadaşlar, komşular vb.) yabancı plakalı aracı kullanırken yakalanması durumunda 4458 sayılı Gümrük Kanunu devreye girer:
- Araç Bağlanır: Taşıt, gümrük mevzuatına aykırı kullanımdan dolayı derhal trafikten menedilir ve gümrük ambarına çekilir.
- Çift Taraflı Para Cezası: Usulsüz kullanımı tespit edilen sürücüye ayrı, aracı bu kişiye tahsis eden izin hak sahibine (araç sahibine) ayrı olmak üzere idari para cezası kesilir.
- Yurt Dışına Çıkarma Zorunluluğu: Cezalar ödense dahi usulsüz kullanım nedeniyle rejimi ihlal edilen araç serbest dolaşıma giremez ve yasal süre gözetilmeksizin yurt dışı edilmesi istenir.
Özetle; Yazılı hukuka göre belirleyici tek şey „akrabalık bağı + bu akrabaların da yurt dışında yerleşik olmasıdır“. Bunun dışındaki tüm senaryolar (araç sahibinin arka koltukta oturması, arkadaşının arabayı sürmesi vb.) mevcut resmî rehbere ve kanuna göre usulsüzlük teşkil etmektedir.
Gündem
İsviçre’de plaka numarasıyla kadınların ev adresini bulan yabancılar endişe yaratıyor
İsviçre’de bazı kantonlarda araç plakası üzerinden yapılan sorgulamayla araç sahibinin isim ve adres bilgilerine ulaşılabilmesi, kadınların güvenliğiyle ilgili tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Trafikte ya da benzin istasyonunda görülen kadınların, plakaları üzerinden ev adreslerinin bulunması ve istenmeyen ziyaretlerle karşılaşması birçok kadını daha temkinli davranmaya yöneltti.
A.K. (27), gece eğlence çıkışında iki erkeğin telefon numarasını istemesi üzerine tekliflerini reddetti. Eve döndüğünde aynı erkeklerin apartmanının önünde beklediğini gördü. Adresini nasıl bulduklarını sorduğunda, plaka sorgulaması yaptıklarını söylediler. Olayın ardından uzun süre korku yaşayan A.K., plaka bilgilerini hemen gizletti.
B.D. (33) ise çalıştığı benzin istasyonunda kendisini gören bir erkeğin plakasından adresini bulduğunu ve posta kutusuna telefon numarasının da bulunduğu bir mektup bıraktığını anlattı. Kim olduğunu bilmediği kişinin ev adresine ulaşmasının kendisini günlerce tedirgin ettiğini belirten kadın, mektuba hiçbir şekilde yanıt vermedi.
C.Y. (43) de çalıştığı benzin istasyonunun müdavimlerinden birinin ilgisini reddetmesine rağmen plakasından adresini öğrenerek akşam saatlerinde evinin kapısını çaldığını söyledi. Ertesi gün bunu itiraf eden adamın davranışını „sınır ihlali“ olarak nitelendiren C.Y., yaşadığı korku nedeniyle plaka bilgilerini gizletti, daha sonra ise kendisini güvende hissetmediği için aracını sattı.
D.E. (30) ise trafikte kendisini gören erkeklerden sosyal medya üzerinden mesajlar aldığını, daha sonra ise posta kutusunda hediyeler ve mektuplar bulmaya başladığını anlattı. Birilerinin sırf plaka numarasından ev adresine ulaşabilmesinin kendisini güvensiz hissettirdiğini söyleyen D.E., olaydan sonra sürekli takip edilip edilmediğini kontrol ettiğini ifade etti.
Kadınların ortak noktası ise yaşadıkları olayların ardından plaka sahibi bilgilerini kamuya kapattırmaları oldu. Yaşananlar, İsviçre’de plaka sorgulama sistemi ile kişisel verilerin korunmasına ilişkin güvenlik tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Ekonomi
İsviçre AVM’lerinde yabancı markalar yükselişte: Bazı merkezlerde mağazaların yüzde 62’si yabancı
İsviçre’deki alışveriş merkezlerinde yabancı markaların sayısı hızla artıyor. Yapılan bir analize göre, ülkenin en büyük dokuz alışveriş merkezinde faaliyet gösteren mağazaların en az üçte biri yabancı markalara ait. Ticaret merkezi Centro Lugano Sud‘da ise bu oran yüzde 62’ye ulaştı.
Son dönemde Almanya merkezli Rossmann, Hollanda’nın Action, Fransa’nın Kiabi ve Çinli Miniso gibi zincirler İsviçre pazarına giriş yaparak yeni mağazalar açtı. Uzmanlara göre, İsviçre’nin Avrupa’nın en yüksek satın alma gücüne sahip ülkeleri arasında yer alması, uluslararası markaları cezbediyor.
Perakende uzmanı Marcel Stoffel, alışveriş merkezlerinin başarısında milliyet değil, doğru mağaza karmasının önemli olduğunu belirterek, uluslararası markalar ile güçlü yerel markaların birlikte yer almasının ziyaretçi ilgisini artırdığını söyledi.
Öte yandan İsviçre Perakende Federasyonu, yabancı markalara karşı olmadıklarını ancak tüm şirketlerin aynı kurallara tabi olması gerektiğini vurguladı. Federasyon özellikle Çin merkezli çevrim içi alışveriş platformu Temu‘nun İsviçre’deki kurallara tam olarak uymadan faaliyet gösterdiğini savunurken, federal hükümetin bu platformlara yönelik denetimleri sıkılaştırmaya hazırlandığı belirtildi.
-
Gündem2 Jahren agoTELEGRAM’DA ŞOK EDEN GRUPLAR: TECAVÜZ AĞLARI VE K.O. DAMLALARI
-
Ekonomi2 Jahren agoİsviçre’de Maaş Dengesi: Ortalama bir Kişinin Maaşı 6788 CHF
-
E-Dergi2 Jahren agoİsviçre’nin Sesi Şubat 2024
-
İsviçre2 Jahren agoDünyanın En İyi Sağlık Kurumları: İlk 250 Hastane Sıralamasında İsviçre’den 10 Hastane
-
Yaşam2 Jahren agoKıskanç Kaynana Belirtileri: Gözden Kaçırmamanız Gereken 10 İşaret
-
Gündem2 Jahren ago
ERDOĞAN KARŞITI PAYLAŞIMLARI SIĞINMA BAŞVURUSUNDA HAKLI GEREKÇE OLARAK GÖRÜLMEDİ
-
Dünya2 Jahren ago
META’NIN COVİD-19 AŞILARIYLA İLGİLİ YANILTICI BİLGİ KARARI: İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KISITLIYOR MU?
-
Gündem2 Jahren ago
TÜRKİYE’DEN GELEN SIĞINMA BAŞVURULARINA GETİRİLEN SERT UYGULAMALARA TEPKİ


