Connect with us

İsviçre

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

yazar

Published

on

🇨🇭 Tessin – İsviçre’nin İtalyanca Cenneti

📍 Coğrafi Konum:
Kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonları; güneyde İtalya’nın Lombardiya bölgesi ile sınır komşusu.

🌿 Doğal Güzellikler:
Lugano Gölü’nün çevresi, Tessiner Alpleri’nin zirveleri, kestane ormanları, palmiye ve servi ağaçları.

🏛️ Kültürel Zenginlik:
Tarihî geçmişi, dil çeşitliliği, Alp ve Akdeniz atmosferinin birleşimi.

🌍 İsviçre’ye Katılım:
1803 yılında İsviçre Konfederasyonu’na katılarak ulusal kimliğini güçlendirdi.

🍴 Yerel Lezzetler:
Polenta, Risotto ticinese, Balsamico-Rindsragout, Minestrone, Tessinerbrot, Torta di castagne.

🏞️ Gezilecek Yerler:
Brenno Kanyonu, San Gottardo Ulusal Müzesi, Riva Caccia Plajı, Monte Verità, Monte San Giorgio Fosil Müzesi.

💰 Lüks Yaşam:
Lugano, Locarno, Ascona gibi bölgelerde lüks konutlar ve yüksek yaşam standartları.

🌿 Akdeniz İklimi:
Akdeniz bitki örtüsü ve iklimi ile dikkat çeken benzersiz bir bölge.

🌍 Demografi:
Nüfusun %28,1’i yabancı; bu oran ülke genelinde %26,0.

🌟 Sembol:
Tessiner palmiyesi, kantonun simgesi.

Detaylar:

İsviçre’nin kültürel ve dil çeşitliliği bakımından öne çıkan kantonlarından biri olan Tessin, ülkenin tek resmi İtalyanca konuşulan bölgesidir. Adını Ticino Nehri’nden alan bu kanton, kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonlarıyla sınır komşusudur; güneyde ise İtalya’nın Lombardiya bölgesiyle çevrilidir. Gotthard’ın güneyinde konumlanan Tessin, doğal güzellikleriyle de dikkat çeker; Lugano Gölü’nün etrafındaki manzaraları ve Tessiner Alpleri’nin zirveleri gibi çeşitli doğal alanlara ev sahipliği yapar.

Tessin Kantonu’nun adı, 19. yüzyılda kantonu geçen Tessin Nehri’nden almıştır.

Tessin Kantonu, İsviçre’nin turizm ve ekonomik açıdan önemli merkezlerinden biridir. Zengin tarihi geçmişi ve dil çeşitliliğiyle kültürel açıdan da zengin bir mirasa sahiptir. Özellikle turizm sektörü, bu bölgede ekonomik canlılığın anahtarlarından biridir, çünkü ziyaretçiler hem doğal güzelliklerini keşfeder hem de kantonun kültürel çeşitliliğini deneyimler.

Tessin, İsviçre’nin diğer kantonlarıyla kıyaslandığında benzersiz bir kimliğe sahip olmasıyla bilinir ve İtalyanca’nın yanı sıra, Almanca ve Fransızca gibi dillerin etkileşim alanında bulunmasıyla da dikkat çeker. Bu özellikleriyle Tessin, hem İsviçre içinde hem de uluslararası alanda önemli bir konuma sahiptir.

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

Tessin, İsviçre’nin tarihî ve siyasî evriminde önemli bir rol oynamış bir kantondur. Napoleon Bonaparte döneminde, Tessinlilere Lombardei ya da „Helvetik Cumhuriyet“ (İsviçre Konfederasyonu) arasında seçim yapma şansı verildiğinde, Tessinliler „liberi e svizzeri“ (özgür ve İsviçreli) parolasını benimsediler. Bu karar, Tessin’in İsviçre’ye bağlanmasında önemli bir dönüm noktasıydı.

Mediatoryal Dönem (Mediationszeit) olarak bilinen dönemde, yani 1803 yılında, Tessin tam anlamıyla İsviçre’nin bir kantonu olarak kabul edildi. Bu süreçte, 1798 yılında kurulan Bellinzona ve Lugano gibi Helvetik kantonları Tessin’in yerini aldı. Bu tarihî süreç, Tessin’in İsviçre Konfederasyonu’na katılması ve ulusal kimliğini güçlendirmesi açısından kritik bir adımdı.

Bugün Tessin, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve ekonomik dinamizmiyle İsviçre’nin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. İtalyanca’nın resmi dil olarak kullanıldığı bu kanton, İsviçre’nin dört dilini ve çeşitli kültürel unsurları bir araya getiren bir mozayiktir. Tessin’in İsviçre’ye katılımı, ülkenin bütünlüğü ve çeşitliliği üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır.

Tessin’i özel kılan özellikler nelerdir?

Tessin, çok çeşitli deneyimler sunan bir bölgedir: muhteşem dağ ve vadiler, nefes kesen Lago Maggiore ve Lago di Lugano gibi göller, berrak Maggia Nehri, eski taş mağaraları (grottos), resim gibi köyler ve çok daha fazlası.

Tessin Kantonu, İsviçre’de kendine özgü bir konuma sahiptir, özellikle de Akdeniz iklimi ile tanınır. Bu bölgenin zengin bitki örtüsü arasında öne çıkan unsurlardan biri, yaygın olarak bulunan kestane ağaçlarının oluşturduğu geniş ormanlardır. Bu ormanlar, dünyada bu kadar saf ve geniş alanlarda nadir olarak bulunur.

Tessin’de kestane ağaçlarının yanı sıra palmiye, servi ve diğer Akdeniz bitkileri de yetişir. Bu bitki çeşitliliği, Tessin’i diğer İsviçre bölgelerinden farklı kılan ve ona özgü bir manzara yaratır. Akdeniz bitkilerinin bulunduğu bu ortam, Tessin’i benzersiz kılan doğal güzelliklerinden biridir ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeker.

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, Tessin kültürel ve tarihi açıdan da zengindir. Bu kanton, Alp manzaraları ile Akdeniz atmosferinin birleştiği benzersiz bir karışım sunar, bu da onu turistler için çekici kılar ve İsviçre’de eşsiz bir konuma sahip olmasını sağlar.

Kanton Tessin’in kuruluşu ne zaman?

Tessin Kantonu, daha önce kurulmuş olan İsviçre kantonlarının kontrolü altında üç yüzyıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra, 1803 yılında bağımsız bir kanton olarak kuruldu.

Tessin’in tarihi

Ancak 15. yüzyılın sonlarında İsviçre Konfederasyonu, topraklarını güneye doğru genişletmeye başladı ve günümüzde bildiğimiz Güney İsviçre’yi kapsadı. 1512 yılında Lugano şehrini ele geçirdiler ve bu şehir İsviçre Konfederasyonu’nun bir parçası haline geldi.

Tessin şehrinde, Monte Brè ve Monte San Salvatore dağları arasında yaşayan milyonerlerin sayısı geçen yıla göre %8 arttı. 67,000 nüfusun üzerindeki bu şehirde, 5000’den fazla milyoner bulunuyor. Dolayısıyla, nüfusun yaklaşık %7,5’i 1 milyon İsviçre Frangı’nın üzerinde bir servete sahip. (03.10.2022)

Tessin’de zenginler genellikle Lugano, Locarno, Ascona gibi lüks konut alanlarında ve çevresinde yaşarlar. Bu bölgeler, Lugano Gölü ve diğer göllerin manzaralarıyla ünlüdür ve aynı zamanda yüksek yaşam standartları ve üstün olanaklar sunar. Monte Brè ve Monte San Salvatore gibi alanlar da, muhteşem manzaraları ve lüks konut seçenekleriyle dikkat çeker; bu nedenle zengin sakinler için tercih edilen bölgeler arasındadır.

Tessin’in simgesi nedir?

Tessin’i düşündüğümüzde, onu Tessiner palmiyesi olmadan düşünmek neredeyse imkansızdır. Bu palmiye, Güney Kantonu’nda her yerde bulunur ve Tessin’in sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Locarno ve Lugano arasındaki farklar nelerdir?

Locarno, İsviçre’nin en kuzeyindeki Akdeniz iklimine sahip olan yer olarak bilinir. Şehrin tarihi merkezi küçük ve sevimli olup, Lugano’ya kıyasla daha az kalabalıktır. Burada dar sokaklarda, pastel renkli evler ve tarihi kemerler arasında gezinirsiniz.

Tessin’in tipik özellikleri nelerdir?

Tessin, kestane ormanları ile tanınır. Sonbaharda burada hala kendi kestanelerinizi toplayabilirsiniz. Kanton genelinde „Feste delle Castagne“ adı verilen kestane festivalleri düzenlenir ve birçok özel lezzet, bu asil meyvenin üzerine kuruludur. Kestane, bir zamanlar Tessinlilerin ana besin maddesi olan Tessiner kestane çorbası gibi birçok spesiyaliteye ilham verir.

Tessin’deki en büyük şehir hangisidir?

Lugano, Tessin’in en büyük şehridir. Lugano’yı keşfetmek için sabırsızlanıyoruz! Tipik bir Akdeniz atmosferine sahip bu yerleşim birimi, hem eğlence hem de dinlenme için uygun olan insan merkezli bir ortam sunuyor. Lugano ayrıca göl kenarındaki karakteristik köylerle çevrilidir.

Tessin’de kaç yabancı yaşamaktadır?

2022 yılı 31 Aralık itibariyle, Tessin’de kayıtlı nüfusun (%28,1’i İsviçre vatandaşı olmayanlar) yüzde 28,1’i yabancı olarak tespit edilmiştir. Ülke genelinde ise bu oran %26,0 olarak kaydedilmiştir.

Tessin’in tarihi ve İtalya’ya olan bağlantısıyla ilgili kısa bir özet:

Tessin’in tarihi, başlangıçta Kuzey İtalya’nın bir parçası olarak başlar. Orta Çağ boyunca, Tessin bölgesi Milan Dükalığı’nın bir parçasıydı ve zamanla Habsburglar ve İspanyol Bourbonları’nın egemenliği altına girdi. 19. yüzyıl Risorgimento sürecinde, yani İtalyan birleşme hareketi sırasında, Sardinya-Piemonte Krallığı (sonradan İtalya Krallığı’na dönüşecek) Tessin üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu dönemde, Tessin’in İsviçre’ye aidiyeti konusunda çeşitli tartışmalar ve talepler oldu. Ancak Tessin, 1798’de Helvetik Cumhuriyet’e katılma kararı aldı ve 1803’te resmen İsviçre Konfederasyonu’nun bir kantonu oldu.

Tessinliler ne yer?

Tessin mutfağı, yöresel lezzetleriyle dikkat çeker. İşte bazı tipik Tessin yemekleri:

  • Polenta: Mısır unundan yapılan hızlı bir polenta, et yemekleri, tavada kavrulmuş et veya sadece bir salata mükemmel bir eşlikçidir.
  • Risotto ticinese: Tipik Tessin usulü risotto.
  • Balsamico-Rindsragout: Balsamik soslu sığır eti ragout.
  • Minestrone: Çeşitli sebzelerle yapılan bir çorba.
  • Tessinerbrot: Yerel ekmek çeşidi.
  • Torta di castagne: Kestane pastası.
  • Erdbeeren in Rotwein: Kırmızı şarapta pişirilmiş çilekler.

Bu lezzetler, Tessin’in zengin mutfak kültürünü yansıtır ve bölgenin yerel malzemelerinden ve geleneklerinden ilham alır.

Tessin’de görülmesi gerekenler nelerdir?

Tessin’de unutulmaz deneyimler yaşayabileceğiniz bazı yerler ve aktiviteler:

  • Brenno Kanyonu (Brenno-Schlucht), Olivone Campra: Doğal güzellikleriyle ünlü bir kanyon.
  • San Gottardo Ulusal Müzesi (Museo nazionale del San Gottardo), Airolo: Gotthard Tüneli’nin tarihi ve kültürel mirasını keşfetmek için ideal.
  • Riva Caccia Plajı, Lugano: Lugano Gölü’nde güneşlenmek ve dinlenmek için harika bir yer.
  • Losone-Arcegno’da Tessin ormanlarında keşif yapmak.
  • Monte Verità’da Çay Seremonisi, Ascona: Monte Verità’da çay içme geleneğini deneyimlemek.
  • Monte San Giorgio Fosil Müzesi, Meride: UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Monte San Giorgio’da fosilleri keşfetmek.
  • Monte San Giorgio, Meride: Manzarasıyla ünlü bir dağ zirvesi ve doğa yürüyüşleri için ideal.
  • Tessin’de üzüm toplama deneyimi, Mendrisio: Bölgenin üzüm bağlarında keyifli bir gün geçirmek.

Bu yerler ve etkinlikler, Tessin’in doğal güzelliklerini, tarihi zenginliklerini ve kültürel özelliklerini keşfetmek için mükemmel fırsatlar sunar.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre Federal Polisinde Köstebek Skandalı: Uluslararası Büyük Para Aklama Ağı Çökertildi

yazar

Published

on

By

İsviçre Federal Polisi (Fedpol) ve Federal Savcılık, organize suç örgütlerine yönelik uluslararası çapta büyük bir operasyona imza attı. Operasyon kapsamında, suç örgütlerine para karşılığı gizli bilgi sızdırdığı belirlenen bir Fedpol çalışanının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı. Soruşturmanın merkezinde ise İsviçre merkezli küresel bir para transfer şirketi yer alıyor.

Koordineli Baskınlar ve Fedpol’de „Köstebek“ Yakalanması

CH Media kaynaklı Christian Mensch imzalı habere göre; 28 Nisan Salı günü, İsviçre’nin birçok kantonunda ve komşu ülkelerde koordineli büyük bir polis operasyonu gerçekleştirildi. Basel sokaklarında bir zanlı, emniyet güçlerince silah doğrultularak aracından indirilip gözaltına alınırken; Basel Bankenplatz civarında konuşlanan polis ekipleri, eş zamanlı olarak çok sayıda adrese baskın düzenleyerek ev aramaları gerçekleştirdi.

Aynı gün Fedpol ve Federal Savcılık, organize suçla mücadele kapsamında altı kişinin tutuklandığını duyurdu. Tutuklananlar arasında en dikkat çeken isim ise Fedpol’ün güvenlik biriminde görev yapan bir personel oldu. Bu çalışanın, gizli ve hassas soruşturma bilgilerini maddi menfaat karşılığında suç örgütlerine sızdırdığı (köstebeklik yaptığı) iddia ediliyor.

Tages-Anzeiger ve SRF tarafından yapılan medya araştırmalarına göre, açığa alınan bu şahsın daha önce Basel kanton polisinde görev yaptığı, operasyon kapsamında eşinin de gözaltına alındığı öğrenildi. Basel milis ortamında, emniyet içerisindeki istihbarat ve soruşturma bilgilerinin adeta bir „abonelik sistemi“ gibi farklı süre ve tarifelerle suç şebekelerine sunulduğu konuşuluyor.

Para Transfer Şirketi ve Milyonlarca Franklık Kara Para

İlk etapta basına „uyuşturucu mafyasına yönelik bir operasyon“ olarak yansıyan baskınların arka planında, çok daha büyük bir kara para aklama (Geldwäscherei) şebekesi olduğu ortaya çıktı. Soruşturma dosyasındaki arama emirlerine ve iki bağımsız kaynağa göre, operasyonun asıl hedefi İsviçre merkezli faaliyet gösteren küresel bir para transfer şirketi.

Zürih başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, sistemli bir şekilde siber dolandırıcılık, aşk dolandırıcılığı (Romance Scam) ve uyuşturucu ticaretinden elde edilen milyonlarca franklık suç gelirinin bu şirket üzerinden yurt dışına transfer edildiği belirtildi. 28 Nisan günü Zürih merkezli yürütülen paralel baskınlarda, aralarında dokuzunun bir Nijerya kardeşlik örgütüne (bruderschaft) üye olduğu belirtilen ve siber dolandırıcılıkla suçlanan şahısların da bulunduğu toplam 15 kişi yakalandı. Başsavcılık ve Fedpol, soruşturma güvenliği gerekçesiyle bu üç operasyon arasındaki bağlantıyı henüz resmen doğrulamadı veya yalanlamadı.

Şirketin Yapısı ve Türkiye Bağlantısı

Elimizdeki belgeler para aklama ağının arka planını net bir şekilde ortaya koyuyor. Söz konusu şebekenin ana merkezi Zürih’te bulunsa da, şirketin en aktif ve önemli İsviçre şubelerinin Cenevre’de Rue de Berne ve Basel’de Clarastrasse üzerinde yer aldığı belirlendi.

  • Basel Yönetimi ve Türkiye Detayı: Şirketin resmi ticaret siciline kayıtlı yönetim kurulu başkanı H.K.’nin Basel’de yaşadığı ve Türkiye doğumlu olduğu tespit edildi. H.K.’nin geçmişte diskotek işletmeciliği, ithalat-ihracat ve gayrimenkul danışmanlığı gibi alanlarda faaliyet gösterdiği biliniyor.
  • Merkezi Figür Rus Asıllı Hukukçu: Şebekenin arkasındaki asıl beyin ve yönetici figürün ise Macaristan’da yaşayan, yeni belgelere göre Romanya vatandaşlığına geçmiş Rus asıllı hukukçu S.S. olduğu iddia ediliyor. Parayı en zorlu kriz ve ambargo koşullarında (zorlu konstellasyonlarda) bile transfer etmesiyle tanınan eğitimli hukukçu S.S., 2015 yılında Rus işgali altındaki Ukrayna bölgesi Donetsk’te Lübnan menşeili bir bankanın temsilcisi olarak yaptırımları delmiş, para transferi organize ettiği için Ukrayna devletinin kara listesine girmişti. 2022 yılında Moskova Bölge Mahkemesi’ndeki bir borç davasıyla da adı geçen S.S., İsviçre’de 2020 yılından bu yana aktif. Zürih’te satın aldığı bir döviz bürosunun adını değiştirerek küresel bir ağ kuran S.S.’nin, İsveç ve Güney Amerika ortaklı bağlantılarının yanı sıra Dubai’den operasyon yürüten Hindistan kökenli bir ortak üzerinden Brezilya ve Senegal’de de uzantıları bulunuyor. Ticaret sicili kayıtlarına göre S.S., geçtiğimiz Kasım ayında yönetim kurulundan ayrılmış olsa da şirket halen kendisine ait görünüyor.

Yunanistan Lisansını İptal Etti, İsviçre İzledi

Adında „Swiss“ ibaresini taşıyan şirketin Yunanistan üzerinden Almanya’ya uzanan yapılanması, geçtiğimiz Şubat ayında Yunan denetim makamlarının dikkatini çekti. Yunan makamları, „kara paranın aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi“ mevzuatına yönelik ağır ihlaller tespit ederek şirketin ülkedeki lisansını iptal etti.

Buna karşın, İsviçre’deki finansal özdenetim kuruluşu Polyreg, yöneltilen soru üzerine şirketin İsviçre’deki üyeliğinin ve lisansının halen geçerli olduğunu ve herhangi bir sakınca taşımadıklarını onayladı.

Mevcut Durum: Gözaltına alınan tüm şüpheliler için masumiyet karinesi geçerliliğini korurken, Fedpol çalışanı görevden uzaklaştırıldı. Soruşturmanın odağındaki para transfer şirketinin Basel’deki şubesi ise kapılarını kapatmadı ve faaliyetlerine halen devam ediyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de „10 Milyon İnisiyatifi“ Tartışması: Federal Aile Birleşimi Verilerinde Türkiye İkinci Sırada

yazar

Published

on

By

İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından sunulan ve ülke nüfusunun 2050 yılından önce 10 milyona ulaşmasını engellemeyi amaçlayan „10 Milyon İnisiyatifi“ (10-Millionen-Initiative), federal siyasetteki göç ve nüfus tartışmalarını yeniden alevlendirdi. İnisiyatif kapsamında, nüfusun 2050 yılından önce 9,5 milyona ulaşması halinde federal hükümetin acil önlemler alması ve bir „nüfus freni“ mekanizmasını devreye sokması istenirken, kısıtlamaların odak noktası olarak „aile birleşimi“ ve „iltica alanı“ işaret ediliyor.

Bu siyasi tartışmaların gölgesinde, Federal Göç Sekreterliği (SEM) 2008-2025 yıllarını kapsayan resmi aile birleşimi verilerini ilk kez detaylı bir rapor halinde yayınladı. İsviçre’de iş gücü göçünün ardından ikinci en büyük göç gerekçesi olan aile birleşimine dair istatistikler, Türkiye kökenli göçün yapısal dinamiklerini, demografik etkilerini ve olası yasal değişikliklerin Türk toplumuna yansımalarını somut verilerle ortaya koyuyor.

İltica Kaynaklı Aile Birleşiminde Türkiye 2. Sırada

Raporda öne çıkan en önemli bulgulardan biri, iltica (sığınma) statüsü üzerinden gerçekleştirilen aile birleşimi verilerinde görüldü. İltica alanında aile birleşimi süreçleri, İsviçre genelinde yıllık ortalama 3.000 kişi seviyesinde gerçekleşiyor. Ülke bazlı dağılıma bakıldığında ise Türkiye; Eritre’nin ardından dünya genelinde 2. sırada yer alıyor ve Suriye ile birlikte istatistiklerin en üst sırasını paylaşıyor.

Son yıllarda İsviçre’ye yönelik gerçekleşen sığınma başvurularının ve yasal kabul süreçlerinin ardından, hak sahiplerinin geride kalan aile bireylerini yanlarına getirmesi bu tablonun ana nedenini oluşturuyor.

Üçüncü Ülkeler, „Evlilik Göçü“ ve Kuzey Makedonya İstatistiği

İltica dışındaki düzenli göç kategorisinde (çalışma ve yerleşik oturum izinleri kapsamında) İsviçre, AB/EFTA dışındaki ülkeleri „Üçüncü Ülkeler“ olarak sınıflandırıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu bu grupta aile birleşimi oranları, ülkelerin toplam göç hareketleri içinde çok büyük bir ağırlığa sahip.

Burada en dikkat çekici veri Kuzey Makedonya istatistiklerinde göze çarpıyor. Verilere göre, 2008’den bu yana İsviçre’ye göç eden yaklaşık 27.000 Kuzey Makedonya vatandaşının %92’si ülkeye aile birleşimi yoluyla giriş yaptı. Kuzey Makedonya’nın başı çektiği bu göreceli listede Kosova ve Türkiye de benzer şekilde çok yüksek aile birleşimi oranlarıyla öne çıkıyor. Bu yapısal durum iki temel etkene dayanıyor:

  • Yerleşik Diaspora Bağları: İsviçre’den vatandaşlık almış veya oturum hakkı kazanmış yerleşik Türkiye ve Balkan kökenli nüfusun, köken ülkeleriyle olan ailevi ve kişisel bağları resmi başvurularda canlılığını koruyor.
  • Katı İş Gücü Kotaları: İsviçre’nin üçüncü ülkelerden doğrudan iş gücü alımını son derece sınırlı kotalara bağlaması nedeniyle, bu ülkelerden gerçekleşen yasal göçün en büyük kısmını evlilik yoluyla yapılan aile birleşimleri oluşturuyor.

Kuzeyden Çocuklar, Türkiye gibi Üçüncü Ülkelerden Genç Eşler Geliyor

SEM’in detaylı analizi, aile birleşimiyle İsviçre’ye gelenlerin demografik yapısındaki uçurumu da netleştiriyor. Almanya gibi AB ülkelerinden gelen aileler genellikle kariyer odaklı ve doğrudan çocuklarıyla birlikte (bütünsel bir aile olarak) İsviçre’ye göç ederken; Türkiye, Kosova ve Brezilya gibi ülkelerden yapılan aile birleşimlerinde neredeyse hiç çocuk gelmiyor.

Türkiye ve benzeri statüdeki ülkelerden gelenlerin çok büyük bir çoğunluğunu genç ve çocuksuz eşler oluşturuyor. Bu evlilik göçüyle İsviçre’ye giriş yapan genç çiftlerin çocukları ise çoğunlukla İsviçre’ye geldikten sonra dünyaya gözlerini açıyor. Dolayısıyla Türk göçü, İsviçre’deki yerleşik nüfusun doğal artış oranını da doğrudan besliyor.

SVP’nin Planları Türk Toplumunu Nasıl Etkileyecek?

SVP, İsviçre nüfusunun 2050 yılından önce 9,5 milyonu aşması halinde federal hükümetin „özellikle iltica alanında ve aile birleşiminde“ acil fren mekanizmasını devreye sokmasını istiyor.

  • İlk Sınırlandırma İltica Kontenjanına: SVP lider kadrosunun (Marcel Dettling ve Sandra Sollberger) öncelikli hedefi iltica alanındaki aile birleşimlerini tamamen kısıtlamak. Bu durum, İsviçre’de mülteci statüsünde bulunan ve Türkiye’deki ailesini yanına getirmek isteyen binlerce Türk vatandaşını doğrudan vuracak.
  • Geniş Aile Engeli: SVP’li Thomas Matter’ın hedef aldığı, anne, baba veya büyükanne/büyükbaba gibi geniş aile üyelerinin İsviçre’ye getirilmesi hakkı da kısıtlanmak istenenler arasında. Her ne kadar veriler bu yolla gelenlerin (2008-2025 arası tüm dünyadan toplam 1.447 kişi) çok az olduğunu gösterse de, Türkiye’deki yaşlı ebeveynlerini yanına almak isteyen gurbetçiler için şartlar çok daha ağırlaşacak.

Genel Rakamlar ve Siyasi Taleplerin Arka Planı

SEM verilerine göre, iltica dışı düzenli göç alanında aile birleşimi sayıları uzun yıllardır yıllık ortalama 44.000 kişi düzeyinde dengeli bir seyir izliyor ve toplam göç içindeki payı %31’den %25’e gerilemiş durumda.

SVP lider kadrosunun nüfus freni olarak ilk aşamada kısıtlanmasını talep ettiği yıllık 3.000 kişilik iltica kaynaklı aile birleşimi, analistlere göre genel nüfus artışını durdurmada sınırlı bir etkiye sahip. Ancak yasal olarak atılacak bu radikal adımlar sayısal etkisinden ziyade, İsviçre’deki Türk toplumunun hem evlilik yoluyla eş getirme süreçlerini hem de mülteci statüsündeki aile birleşimi haklarını doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Analistler, inisiyatifte nihai olarak hedeflenen nüfus sınırlandırmasının, ancak AB ile olan Serbest Dolaşım Anlaşması’nın tamamen iptal edilmesiyle radikal bir boyuta ulaşabileceğini vurguluyor.

Continue Reading

Gündem

İsviçre’de Kanton ve Belediyelere Ukraynalı Mülteci Şoku: Milyonlarca Franklık Ek Maliyet Kapıda

yazar

Published

on

By

İsviçre’de kanton ve belediyeler, Ukraynalı sığınmacıların sosyal yardım maliyetleri nedeniyle büyük bir bütçe kriziyle karşı karşıya. Beş yılın ardından Ukraynalı mültecilerin sosyal yardım haklarının İsviçre vatandaşlarıyla eşitlenecek olması ve federal hükümetin finansman desteğini çekmesi, yerel yönetimlerde sert tepkilere yol açtı.

BERN – İsviçre genelindeki belediyeler ve kantonlar, önümüzdeki dönemde ciddi bir mali yükle karşı karşıya kalabilir. Mart 2027 itibarıyla, „S koruma statüsü“ ile İsviçre’ye gelen ilk Ukraynalı sığınmacı grubu ülkede beşinci yılını doldurmuş olacak. Yasal mevzuat gereği bu sürenin sonunda Ukraynalı mülteciler, sürekliliği koruma statüsüne bağlı olan „B tipi oturum izni“ alma hakkına kavuşacak.

Ancak bu statü değişikliği, sosyal yardım sisteminde büyük bir bütçe patlamasını beraberinde getiriyor. Statü değiştiğinde Ukraynalılar, sosyal yardım ödemelerinde İsviçre vatandaşlarıyla tamamen eşit haklara sahip olacak ve mevcut duruma göre çok daha yüksek miktarda maddi yardım alacaklar.

Federal Hükümet Desteğini Çekiyor, Yerel Yönetimler Tepkili

Durumu daha da kritik hale getiren unsur ise federal hükümetin (Bund) mali politikasındaki değişiklik. Normal şartlarda sosyal yardım maliyetlerinin yarısını karşılaması beklenen federal hükümet, tasarruf paketi kapsamında beş yılın ardından bu ödenekleri kesme kararı aldı. Finansmanın tamamen yerel yönetimlerin sırtına kalacak olması, belediye başkanlarını isyan ettirdi.

Thurgau kantonuna bağlı Kradolf-Schönenberg belediyesinin SVP’li (İsviçre Halk Partisi) Belediye Başkanı Heinz Keller (58), federal hükümete kırgın olduğunu belirterek, „Bizi resmen yarı yolda bıraktılar. Ukraynalı sığınmacıları, bu korumanın geçici olduğuna inanarak iyi niyetle kabul etmiştik. Şimdi ise kelimenin tam anlamıyla oyuna getiriliyoruz“ dedi. Keller, kendi belediyelerinde statüsü değişecek 22 kişi nedeniyle yıllık 150 bin ila 250 bin frank arasında ek maliyet çıkacağını, bunu karşılamak için teorik olarak belediye vergilerini yüzde 2,5 oranında artırmaları gerekeceğini vurguladı.

Toplam Ek Maliyet 300 Milyon Frankı Aşabilir

Federal hükümetin verilerine göre, 2027 yılı içerisinde yaklaşık 46 bin Ukraynalı mülteci bu statü değişikliği kriterlerini karşılayacak.

Kantonlardan gelen ilk tahminler ise tablonun vehametini ortaya koyuyor:

  • Vaud (Waadt) Kantonu: 4 binden fazla kişinin statü değiştirmesi bekleniyor. Sosyal yardım artışı tek başına 25 milyon franklık bir yük getirirken, federal hükümetin desteğini çekmesiyle birlikte kantona yansıyacak toplam ek maliyetin 75 milyon frankı bulacağı ve bunun kanton bütçesi için „katlanılamaz“ olduğu ifade ediliyor.
  • Aargau Kantonu: 2027 yılında 30 milyon franklık bir ek maliyet öngörülüyor. Bu rakamın 2029 yılına kadar iki katına çıkabileceği belirtilirken, kanton yönetimi belediyeleri rahatlatacak önlemler üzerinde çalışıyor.

İsviçre Sosyal Yardım Konferansı (Skos) Genel Müdürü Markus Kaufmann, 2027’den itibaren ülke genelinde yaklaşık 27 bin 500 kişinin finansmanının tamamen kanton ve belediyeler tarafından üstlenilmek zorunda kalacağını tahmin ediyor. Federal yardımların kesilmesiyle birlikte yerel yönetimlere gelecek toplam ek faturanın 300 milyon frankın üzerinde olacağı hesaplanıyor.

Hükümet Son Dakikada „Acil Fren“ Mekanizmasını İnceliyor

Yükselen bu tepkiler üzerine federal hükümet geri adım sinyalleri vermeye başladı. Sosyal Demokrat Partili (SP) Adalet Bakanı Beat Jans (61) liderliğindeki Adalet Departmanı, sosyal yardım sistemindeki bu „vatandaş-mülteci eşitliğini“ bozacak bir düzenleme üzerinde çalışıyor.

Devlet Göç Sekreterliği (SEM) tarafından yapılan açıklamada, kantonların mültecileri iş gücüne entegre ederken destek standartlarını kendilerinin belirleyebilmesi için bir yönetmelik değişikliğinin masada olduğu doğrulandı. Bu hamlenin, hem kantonlarla olan iş birliğini korumak hem de ülkede beş yılı doldurmasına rağmen daha yüksek sosyal yardım alamayan „geçici sığınmacı“ (F kimliği) statüsündeki diğer mültecilerle Ukraynalılar arasında bir eşitsizlik yaratmamak adına planlandığı belirtiliyor.

SVP Statü Değişikliğini Tamamen Engellemek İstiyor

Düzenlemeyi yetersiz bulan sağ popülist İsviçre Halk Partisi (SVP) ise konuyu meclise taşıdı. SVP Ulusal Meclis Üyesi Pascal Schmid (49), „Sosyal yardımdaki bu eşitlik çoktan kaldırılmalıydı. Ancak asıl sorun B tipi oturum iznine otomatik geçiş yapılmasıdır“ diyerek tepki gösterdi. Schmid, B kimliği alan kişilerin daha sonra „insani zorunluluk (Härtefall)“ gerekçesiyle kolayca kalıcı oturum izni alabileceğini, oysa federal hükümetin bu koruma statüsünü en başında „ülkeye geri dönüş odaklı“ olarak ilan ettiğini hatırlattı. SVP, bu statü geçişini tamamen engelleyecek bir yasa önergesi sundu.

Zaman Daralıyor, Bütçeler Belirsiz

Hükümet, kantonlar ve belediyelerden oluşan bir çalışma grubu, S statüsünün geleceğine ilişkin genel stratejiyi hazırlıyor ve raporun 2026 sonbaharında Federal Konseye sunulması bekleniyor. Ancak yerel yönetimler için zaman daralıyor. Mevzuat değişikliklerinin Mart 2027’ye yetişmesinin zor olduğunu belirten Schwyz ve St. Gallen gibi kanton yetkilileri, mevcut hukuki belirsizliğin önümüzdeki yılın bütçe planlamasını imkansız hale getirdiğini ifade ederek acil siyasi karar çağrısında bulunuyor.

Continue Reading
Advertisement

Trendler