Connect with us

İsviçre

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

yazar

Published

on

🇨🇭 Tessin – İsviçre’nin İtalyanca Cenneti

📍 Coğrafi Konum:
Kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonları; güneyde İtalya’nın Lombardiya bölgesi ile sınır komşusu.

🌿 Doğal Güzellikler:
Lugano Gölü’nün çevresi, Tessiner Alpleri’nin zirveleri, kestane ormanları, palmiye ve servi ağaçları.

🏛️ Kültürel Zenginlik:
Tarihî geçmişi, dil çeşitliliği, Alp ve Akdeniz atmosferinin birleşimi.

🌍 İsviçre’ye Katılım:
1803 yılında İsviçre Konfederasyonu’na katılarak ulusal kimliğini güçlendirdi.

🍴 Yerel Lezzetler:
Polenta, Risotto ticinese, Balsamico-Rindsragout, Minestrone, Tessinerbrot, Torta di castagne.

🏞️ Gezilecek Yerler:
Brenno Kanyonu, San Gottardo Ulusal Müzesi, Riva Caccia Plajı, Monte Verità, Monte San Giorgio Fosil Müzesi.

💰 Lüks Yaşam:
Lugano, Locarno, Ascona gibi bölgelerde lüks konutlar ve yüksek yaşam standartları.

🌿 Akdeniz İklimi:
Akdeniz bitki örtüsü ve iklimi ile dikkat çeken benzersiz bir bölge.

🌍 Demografi:
Nüfusun %28,1’i yabancı; bu oran ülke genelinde %26,0.

🌟 Sembol:
Tessiner palmiyesi, kantonun simgesi.

Detaylar:

İsviçre’nin kültürel ve dil çeşitliliği bakımından öne çıkan kantonlarından biri olan Tessin, ülkenin tek resmi İtalyanca konuşulan bölgesidir. Adını Ticino Nehri’nden alan bu kanton, kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonlarıyla sınır komşusudur; güneyde ise İtalya’nın Lombardiya bölgesiyle çevrilidir. Gotthard’ın güneyinde konumlanan Tessin, doğal güzellikleriyle de dikkat çeker; Lugano Gölü’nün etrafındaki manzaraları ve Tessiner Alpleri’nin zirveleri gibi çeşitli doğal alanlara ev sahipliği yapar.

Tessin Kantonu’nun adı, 19. yüzyılda kantonu geçen Tessin Nehri’nden almıştır.

Tessin Kantonu, İsviçre’nin turizm ve ekonomik açıdan önemli merkezlerinden biridir. Zengin tarihi geçmişi ve dil çeşitliliğiyle kültürel açıdan da zengin bir mirasa sahiptir. Özellikle turizm sektörü, bu bölgede ekonomik canlılığın anahtarlarından biridir, çünkü ziyaretçiler hem doğal güzelliklerini keşfeder hem de kantonun kültürel çeşitliliğini deneyimler.

Tessin, İsviçre’nin diğer kantonlarıyla kıyaslandığında benzersiz bir kimliğe sahip olmasıyla bilinir ve İtalyanca’nın yanı sıra, Almanca ve Fransızca gibi dillerin etkileşim alanında bulunmasıyla da dikkat çeker. Bu özellikleriyle Tessin, hem İsviçre içinde hem de uluslararası alanda önemli bir konuma sahiptir.

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

Tessin, İsviçre’nin tarihî ve siyasî evriminde önemli bir rol oynamış bir kantondur. Napoleon Bonaparte döneminde, Tessinlilere Lombardei ya da „Helvetik Cumhuriyet“ (İsviçre Konfederasyonu) arasında seçim yapma şansı verildiğinde, Tessinliler „liberi e svizzeri“ (özgür ve İsviçreli) parolasını benimsediler. Bu karar, Tessin’in İsviçre’ye bağlanmasında önemli bir dönüm noktasıydı.

Mediatoryal Dönem (Mediationszeit) olarak bilinen dönemde, yani 1803 yılında, Tessin tam anlamıyla İsviçre’nin bir kantonu olarak kabul edildi. Bu süreçte, 1798 yılında kurulan Bellinzona ve Lugano gibi Helvetik kantonları Tessin’in yerini aldı. Bu tarihî süreç, Tessin’in İsviçre Konfederasyonu’na katılması ve ulusal kimliğini güçlendirmesi açısından kritik bir adımdı.

Bugün Tessin, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve ekonomik dinamizmiyle İsviçre’nin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. İtalyanca’nın resmi dil olarak kullanıldığı bu kanton, İsviçre’nin dört dilini ve çeşitli kültürel unsurları bir araya getiren bir mozayiktir. Tessin’in İsviçre’ye katılımı, ülkenin bütünlüğü ve çeşitliliği üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır.

Tessin’i özel kılan özellikler nelerdir?

Tessin, çok çeşitli deneyimler sunan bir bölgedir: muhteşem dağ ve vadiler, nefes kesen Lago Maggiore ve Lago di Lugano gibi göller, berrak Maggia Nehri, eski taş mağaraları (grottos), resim gibi köyler ve çok daha fazlası.

Tessin Kantonu, İsviçre’de kendine özgü bir konuma sahiptir, özellikle de Akdeniz iklimi ile tanınır. Bu bölgenin zengin bitki örtüsü arasında öne çıkan unsurlardan biri, yaygın olarak bulunan kestane ağaçlarının oluşturduğu geniş ormanlardır. Bu ormanlar, dünyada bu kadar saf ve geniş alanlarda nadir olarak bulunur.

Tessin’de kestane ağaçlarının yanı sıra palmiye, servi ve diğer Akdeniz bitkileri de yetişir. Bu bitki çeşitliliği, Tessin’i diğer İsviçre bölgelerinden farklı kılan ve ona özgü bir manzara yaratır. Akdeniz bitkilerinin bulunduğu bu ortam, Tessin’i benzersiz kılan doğal güzelliklerinden biridir ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeker.

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, Tessin kültürel ve tarihi açıdan da zengindir. Bu kanton, Alp manzaraları ile Akdeniz atmosferinin birleştiği benzersiz bir karışım sunar, bu da onu turistler için çekici kılar ve İsviçre’de eşsiz bir konuma sahip olmasını sağlar.

Kanton Tessin’in kuruluşu ne zaman?

Tessin Kantonu, daha önce kurulmuş olan İsviçre kantonlarının kontrolü altında üç yüzyıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra, 1803 yılında bağımsız bir kanton olarak kuruldu.

Tessin’in tarihi

Ancak 15. yüzyılın sonlarında İsviçre Konfederasyonu, topraklarını güneye doğru genişletmeye başladı ve günümüzde bildiğimiz Güney İsviçre’yi kapsadı. 1512 yılında Lugano şehrini ele geçirdiler ve bu şehir İsviçre Konfederasyonu’nun bir parçası haline geldi.

Tessin şehrinde, Monte Brè ve Monte San Salvatore dağları arasında yaşayan milyonerlerin sayısı geçen yıla göre %8 arttı. 67,000 nüfusun üzerindeki bu şehirde, 5000’den fazla milyoner bulunuyor. Dolayısıyla, nüfusun yaklaşık %7,5’i 1 milyon İsviçre Frangı’nın üzerinde bir servete sahip. (03.10.2022)

Tessin’de zenginler genellikle Lugano, Locarno, Ascona gibi lüks konut alanlarında ve çevresinde yaşarlar. Bu bölgeler, Lugano Gölü ve diğer göllerin manzaralarıyla ünlüdür ve aynı zamanda yüksek yaşam standartları ve üstün olanaklar sunar. Monte Brè ve Monte San Salvatore gibi alanlar da, muhteşem manzaraları ve lüks konut seçenekleriyle dikkat çeker; bu nedenle zengin sakinler için tercih edilen bölgeler arasındadır.

Tessin’in simgesi nedir?

Tessin’i düşündüğümüzde, onu Tessiner palmiyesi olmadan düşünmek neredeyse imkansızdır. Bu palmiye, Güney Kantonu’nda her yerde bulunur ve Tessin’in sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Locarno ve Lugano arasındaki farklar nelerdir?

Locarno, İsviçre’nin en kuzeyindeki Akdeniz iklimine sahip olan yer olarak bilinir. Şehrin tarihi merkezi küçük ve sevimli olup, Lugano’ya kıyasla daha az kalabalıktır. Burada dar sokaklarda, pastel renkli evler ve tarihi kemerler arasında gezinirsiniz.

Tessin’in tipik özellikleri nelerdir?

Tessin, kestane ormanları ile tanınır. Sonbaharda burada hala kendi kestanelerinizi toplayabilirsiniz. Kanton genelinde „Feste delle Castagne“ adı verilen kestane festivalleri düzenlenir ve birçok özel lezzet, bu asil meyvenin üzerine kuruludur. Kestane, bir zamanlar Tessinlilerin ana besin maddesi olan Tessiner kestane çorbası gibi birçok spesiyaliteye ilham verir.

Tessin’deki en büyük şehir hangisidir?

Lugano, Tessin’in en büyük şehridir. Lugano’yı keşfetmek için sabırsızlanıyoruz! Tipik bir Akdeniz atmosferine sahip bu yerleşim birimi, hem eğlence hem de dinlenme için uygun olan insan merkezli bir ortam sunuyor. Lugano ayrıca göl kenarındaki karakteristik köylerle çevrilidir.

Tessin’de kaç yabancı yaşamaktadır?

2022 yılı 31 Aralık itibariyle, Tessin’de kayıtlı nüfusun (%28,1’i İsviçre vatandaşı olmayanlar) yüzde 28,1’i yabancı olarak tespit edilmiştir. Ülke genelinde ise bu oran %26,0 olarak kaydedilmiştir.

Tessin’in tarihi ve İtalya’ya olan bağlantısıyla ilgili kısa bir özet:

Tessin’in tarihi, başlangıçta Kuzey İtalya’nın bir parçası olarak başlar. Orta Çağ boyunca, Tessin bölgesi Milan Dükalığı’nın bir parçasıydı ve zamanla Habsburglar ve İspanyol Bourbonları’nın egemenliği altına girdi. 19. yüzyıl Risorgimento sürecinde, yani İtalyan birleşme hareketi sırasında, Sardinya-Piemonte Krallığı (sonradan İtalya Krallığı’na dönüşecek) Tessin üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu dönemde, Tessin’in İsviçre’ye aidiyeti konusunda çeşitli tartışmalar ve talepler oldu. Ancak Tessin, 1798’de Helvetik Cumhuriyet’e katılma kararı aldı ve 1803’te resmen İsviçre Konfederasyonu’nun bir kantonu oldu.

Tessinliler ne yer?

Tessin mutfağı, yöresel lezzetleriyle dikkat çeker. İşte bazı tipik Tessin yemekleri:

  • Polenta: Mısır unundan yapılan hızlı bir polenta, et yemekleri, tavada kavrulmuş et veya sadece bir salata mükemmel bir eşlikçidir.
  • Risotto ticinese: Tipik Tessin usulü risotto.
  • Balsamico-Rindsragout: Balsamik soslu sığır eti ragout.
  • Minestrone: Çeşitli sebzelerle yapılan bir çorba.
  • Tessinerbrot: Yerel ekmek çeşidi.
  • Torta di castagne: Kestane pastası.
  • Erdbeeren in Rotwein: Kırmızı şarapta pişirilmiş çilekler.

Bu lezzetler, Tessin’in zengin mutfak kültürünü yansıtır ve bölgenin yerel malzemelerinden ve geleneklerinden ilham alır.

Tessin’de görülmesi gerekenler nelerdir?

Tessin’de unutulmaz deneyimler yaşayabileceğiniz bazı yerler ve aktiviteler:

  • Brenno Kanyonu (Brenno-Schlucht), Olivone Campra: Doğal güzellikleriyle ünlü bir kanyon.
  • San Gottardo Ulusal Müzesi (Museo nazionale del San Gottardo), Airolo: Gotthard Tüneli’nin tarihi ve kültürel mirasını keşfetmek için ideal.
  • Riva Caccia Plajı, Lugano: Lugano Gölü’nde güneşlenmek ve dinlenmek için harika bir yer.
  • Losone-Arcegno’da Tessin ormanlarında keşif yapmak.
  • Monte Verità’da Çay Seremonisi, Ascona: Monte Verità’da çay içme geleneğini deneyimlemek.
  • Monte San Giorgio Fosil Müzesi, Meride: UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Monte San Giorgio’da fosilleri keşfetmek.
  • Monte San Giorgio, Meride: Manzarasıyla ünlü bir dağ zirvesi ve doğa yürüyüşleri için ideal.
  • Tessin’de üzüm toplama deneyimi, Mendrisio: Bölgenin üzüm bağlarında keyifli bir gün geçirmek.

Bu yerler ve etkinlikler, Tessin’in doğal güzelliklerini, tarihi zenginliklerini ve kültürel özelliklerini keşfetmek için mükemmel fırsatlar sunar.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

 İsviçre’de Bir Hastane Yatışının Ortalama Maliyeti 15 Bin Franka Yaklaştı

yazar

Published

on

By

İsviçre Federal İstatistik Dairesi (BFS), 2024 yılına ait hastane verilerini açıkladı. Verilere göre ülkede bir hastane yatışının ortalama maliyeti 14 bin 983 İsviçre Frangı’na ulaştı. Toplam hastane harcamaları ise 21,3 milyar frangı aşarak sağlık sisteminin en büyük gider kalemi olmaya devam etti.

BFS’nin 1,53 milyon hastane yatışını kapsayan analizine göre, 2024 yılında İsviçre’deki hastanelerde gerçekleşen tedavilerin toplam maliyeti 21,31 milyar İsviçre Frangı oldu. Böylece hastaneler, ülkenin toplam sağlık harcamalarının yaklaşık yüzde 36’sını oluşturarak sağlık sistemindeki en büyük maliyet merkezi olmayı sürdürdü.

Hastane Faturaları Rekor Seviyelere Ulaştı

Verilere göre bir hastane yatışının ortalama maliyeti 14.983 frank olarak hesaplandı. Vakaların yarısında tedavi gideri 9.387 frankın altında kalırken, ağır travmalar, uzun süreli yoğun bakım tedavileri ve yüksek riskli cerrahi operasyonlar nedeniyle bazı hastalarda maliyet 1 milyon frankın üzerine çıktı.

BFS, hastane tedavi maliyetlerinin son yıllarda sürekli yükseldiğine dikkat çekti. Akut bakım servislerinde bir günlük tedavi gideri 2010 yılında yaklaşık 1.500 frank seviyesindeyken, bugün 2.744 franka kadar yükselmiş durumda.

En Büyük Harcama Kalemi Akut Tedaviler

Toplam hastane harcamalarının;

* %81’i akut somatik tedavilere (iç hastalıkları, cerrahi ve kadın hastalıkları),
* %10’u psikiyatri hizmetlerine,
* %9’u ise rehabilitasyon tedavilerine ayrıldı.

En Pahalı Hastalıklar Açıklandı

Tanı gruplarına göre en yüksek maliyet oluşturan hastalıklar ise şöyle sıralandı:

* Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları: 3,1 milyar frank
* Kas-iskelet sistemi ve bağ dokusu hastalıkları: 2,8 milyar frank
* Travmatik yaralanmalar: 2,7 milyar frank
* Kanser hastalıkları
* Psikiyatrik ve davranışsal rahatsızlıklar

Bu beş hastalık grubu, hastanelerdeki toplam tedavi maliyetlerinin yaklaşık yüzde 64’ünü oluşturuyor.

En Büyük Gider İlaç Değil, İnsan Gücü

BFS verilerine göre hastanelerde en yüksek maliyet kalemini ilaçlar veya tıbbi cihazlar değil, doktor, hemşire ve sağlık personelinin sunduğu bakım hizmetleri oluşturuyor.

İmplantlar, ilaçlar, tıbbi sarf malzemeleri ve hastane konaklama giderleri ise toplam maliyet içerisinde daha sınırlı bir paya sahip.

Yaş İlerledikçe Sağlık Harcamaları Artıyor

Araştırma, hastane maliyetlerinin yaşa göre önemli farklılık gösterdiğini de ortaya koydu.

Maliyetler ilk olarak yeni doğan bebeklerde ve küçük çocuklarda yükselirken, 50 yaşından itibaren belirgin şekilde artış gösteriyor.

Özellikle 70-84 yaş grubundaki bireyler, nüfusun yalnızca %11’ini oluşturmasına rağmen hastane yatışlarının %26’sını, toplam hastane harcamalarının ise %31’ini gerçekleştiriyor.

Kadın ve Erkeklerde Maliyet Dağılımı Değişiyor

25-39 yaş arasındaki kadınların hastane giderleri aynı yaş grubundaki erkeklerden daha yüksek seyrediyor. Bunun temel nedeni hamilelik, doğum ve doğum sonrası sağlık hizmetleri olarak gösteriliyor.

Ancak 55 yaşından sonra tablo tersine dönüyor. Bu yaştan itibaren erkeklerde özellikle kalp ve damar hastalıklarının daha sık görülmesi nedeniyle hastane maliyetleri kadınların üzerine çıkıyor.

Uzmanlar, nüfusun yaşlanması, kronik hastalıkların artması ve sağlık hizmeti maliyetlerindeki yükseliş nedeniyle İsviçre’de hastane harcamalarının önümüzdeki yıllarda da artmaya devam edeceğini öngörüyor.
#schweiz#isviçre#haber#suisse#zürih

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Orta Sınıf Alarmı: Servet Artıyor Ama Zenginleşen Sadece Üst Gelir Grubu

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin en saygın servet analizlerinden biri olan UBS Global Wealth Report 2025, ülkedeki ekonomik dengelere ilişkin dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Rapora göre İsviçre’de kişi başına düşen ortalama servet artmaya devam ederken, toplumun büyük bölümünü oluşturan orta sınıfın gerçek serveti geriliyor. Uzmanlar, bu gelişmenin ülkede servet eşitsizliğinin derinleştiğine işaret ettiğini belirtiyor.

Ortalama Servet Rekor Kırdı, Medyan Servet Geriledi

UBS verilerine göre İsviçre’de kişi başına düşen ortalama servet bir yıl içinde 563 bin 476 Frank’tan 736 bin 883 Frank’a yükseldi.

Ancak ekonomik refahı daha doğru yansıtan medyan servet aynı dönemde 149 bin Frank’tan 117 bin 815 Frank’a düştü.

Ekonomistler, ortalama servetin birkaç çok zengin kişinin varlıklarındaki artış nedeniyle yükselebileceğini, buna karşın medyan servetin toplumun geniş kesiminin gerçek ekonomik durumunu gösterdiğini vurguluyor. Bu nedenle medyan servetteki düşüş, orta sınıfın satın alma gücü ve servet birikimi açısından önemli bir uyarı olarak değerlendiriliyor.

Servet Eşitsizliği Son 30 Yılda Belirgin Şekilde Arttı

Rapora göre İsviçre’de servetin üst gelir grubunda yoğunlaşması 1990’lı yıllardan bu yana hız kazanmış durumda.

ETH Zürih’te gelir ve servet eşitsizliği üzerine çalışan araştırmacı Isabel Martínez, bu gelişmenin temel nedeninin gelir farkı değil, yatırım imkanlarındaki eşitsizlik olduğunu belirtiyor.

Martínez’e göre yüksek servete sahip kişiler, özellikle son yıllarda teknoloji hisseleri öncülüğünde yaşanan küresel borsa yükselişinden önemli ölçüde faydalandı. Böylece büyük sermayeler çok daha hızlı büyüdü.

Orta Sınıf Finansal Piyasalara Aynı Ölçüde Erişemiyor

Uzmanlara göre orta gelir grubunun önemli bir bölümü yüksek getirili yatırım araçlarına ulaşamıyor.

Bunun başlıca nedeni, özel sermaye fonları (Private Equity), hedge fonları ve girişim sermayesi yatırımları gibi ürünlerde çoğu zaman 100 bin Frank ile 1 milyon Frank arasında değişen minimum yatırım şartlarının bulunması.

Dolayısıyla büyük yatırım fırsatları ağırlıklı olarak yüksek servet grubuna açık kalırken, orta sınıf tasarruflarını daha düşük getirili alanlarda değerlendirmek zorunda kalıyor.

Artan Kiralar ve Konut Fiyatları Tasarrufu Zorluyor

Rapor, servet birikimini zorlaştıran en önemli etkenlerden birinin konut maliyetleri olduğuna dikkat çekiyor.

İsviçre’de hızla yükselen kira bedelleri ve konut fiyatları nedeniyle hane halkı bütçesinin önemli bir bölümü barınma giderlerine ayrılıyor. Bu durum yatırım yapılabilecek tasarruf miktarını azaltırken, orta sınıfın uzun vadeli servet oluşturmasını da güçleştiriyor.

Araştırmaya göre orta gelir grubunun mevcut varlıklarının önemli bölümü de konut sahibi olmak veya emeklilik fonlarında (Pensionskasse) birikim yapmak şeklinde değerlendiriliyor. Bu nedenle finans piyasalarındaki yüksek getirilerden yeterince yararlanılamıyor.

Emeklilik Gelirleri de Baskı Altında

Uzmanlar, emeklilik sistemindeki dönüşüm oranlarının (Umwandlungssatz) düşmesi nedeniyle gelecekte bağlanacak emekli maaşlarının da giderek azaldığına dikkat çekiyor.

Bu durum özellikle orta gelir grubunun emeklilik dönemindeki mali güvenliğini olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olarak görülüyor.

Uzmanlardan Sosyal Denge Uyarısı

ETH araştırmacısı Isabel Martínez, İsviçre’nin ABD’de görülen ölçüde bir ekonomik kutuplaşma yaşamadığını belirtmekle birlikte, özellikle konut piyasasında yaşanan erişim sorununun giderek daha fazla toplumsal memnuniyetsizlik yarattığını ifade ediyor.

Uzmanlara göre güçlü İsviçre Frangı ve düşük enflasyon, satın alma gücünü belirli ölçüde korusa da; artan servet eşitsizliği, yükselen konut maliyetleri ve yatırım imkanlarına erişimdeki farklılıklar uzun vadede orta sınıf üzerindeki baskıyı artırmaya devam edecek.

#schweiz#suisse#zürih#haber#isviçre

Continue Reading

İsviçre

Luzern’in Simgesi Château Gütsch Satışta: İstenen Fiyat 35 Milyon Frank

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin en tanınmış tarihi otellerinden biri olan Luzern’deki Château Gütsch, yeniden satışa çıkarıldı. Rus iş insanı Kirill Androsov, 2021 yılında satın aldığı tarihi şato otel için bu kez 35 milyon İsviçre Frangı talep ediyor. Ancak emlak çevreleri, istenen bedelin piyasa koşullarına göre oldukça yüksek olduğu görüşünde.

16,5 Milyona Aldı, 35 Milyona Satmak İstiyor

Dört yıldızlı tarihi otel, Luzern ve Vierwaldstättersee (Dört Kanton Gölü) manzarasıyla İsviçre’nin en prestijli yapıları arasında yer alıyor.

Rus yatırımcı Kirill Androsov, oteli Haziran 2021’de 16,5 milyon franka satın almış ve uzun vadeli yatırım planladığını açıklamıştı. Ancak 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından İsviçre’deki faaliyetleri zorlaştı.

Androsov, İsviçre’nin yaptırım listesinde yer almıyor, ancak Rusya’daki siyasi geçmişi ve Vladimir Putin yönetimiyle geçmişteki bağlantıları nedeniyle finansal işlemlerinde daha sıkı denetime tabi tutulduğu belirtiliyor.

Toplam Yatırımı 24 Milyon Frankı Buldu

Habere göre Androsov, otelin satın alma bedeli ve sonraki yatırımlarla birlikte yaklaşık 24 milyon frank harcadı. Bu nedenle satıştan zarar etmek istemiyor ve 35 milyon franklık fiyat talebinde ısrar ediyor.

“Bu Fiyat Gerçekçi Değil”

Satış süreciyle Cenevre merkezli gayrimenkul şirketi Barnes Suisse ilgileniyor.

Yerel kaynaklara göre otelle ilgilenen yatırımcılar bulunmasına rağmen, istenen fiyat birçok alıcıyı geri adım attırıyor. Bazı emlak uzmanları 35 milyon franklık bedeli “gerçekçi olmayan, hayali bir fiyat” olarak değerlendiriyor.

İddiaya göre Alman milyarder ve lojistik devi Klaus-Michael Kühne de yüksek fiyat nedeniyle satın alma fikrinden vazgeçti.

Yönetimde Dikkat Çeken Ayrılıklar

Son dönemde oteli işleten şirketin yönetim kurulunda yaşanan çok sayıda istifa da satış hazırlıklarının önemli işaretlerinden biri olarak görülüyor. Androsov’un oteli uzun süredir elden çıkarmaya çalıştığı belirtiliyor.

Satışın Kısa Sürede Sonuçlanması Beklenmiyor

Bölgedeki yatırımcı ilgisi sürse de, uzmanlara göre yüksek satış fiyatı nedeniyle Château Gütsch’ün kısa vadede alıcı bulması kolay görünmüyor.

Luzern siluetinin simgelerinden biri kabul edilen tarihi şato otelin geleceğinin nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki dönemde netlik kazanacak.

#İsviçre#Luzern#ChateauGütsch#Gayrimenkul#Otel

Continue Reading

Trendler