Connect with us

İsviçre

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

yazar

Published

on

🇨🇭 Tessin – İsviçre’nin İtalyanca Cenneti

📍 Coğrafi Konum:
Kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonları; güneyde İtalya’nın Lombardiya bölgesi ile sınır komşusu.

🌿 Doğal Güzellikler:
Lugano Gölü’nün çevresi, Tessiner Alpleri’nin zirveleri, kestane ormanları, palmiye ve servi ağaçları.

🏛️ Kültürel Zenginlik:
Tarihî geçmişi, dil çeşitliliği, Alp ve Akdeniz atmosferinin birleşimi.

🌍 İsviçre’ye Katılım:
1803 yılında İsviçre Konfederasyonu’na katılarak ulusal kimliğini güçlendirdi.

🍴 Yerel Lezzetler:
Polenta, Risotto ticinese, Balsamico-Rindsragout, Minestrone, Tessinerbrot, Torta di castagne.

🏞️ Gezilecek Yerler:
Brenno Kanyonu, San Gottardo Ulusal Müzesi, Riva Caccia Plajı, Monte Verità, Monte San Giorgio Fosil Müzesi.

💰 Lüks Yaşam:
Lugano, Locarno, Ascona gibi bölgelerde lüks konutlar ve yüksek yaşam standartları.

🌿 Akdeniz İklimi:
Akdeniz bitki örtüsü ve iklimi ile dikkat çeken benzersiz bir bölge.

🌍 Demografi:
Nüfusun %28,1’i yabancı; bu oran ülke genelinde %26,0.

🌟 Sembol:
Tessiner palmiyesi, kantonun simgesi.

Detaylar:

İsviçre’nin kültürel ve dil çeşitliliği bakımından öne çıkan kantonlarından biri olan Tessin, ülkenin tek resmi İtalyanca konuşulan bölgesidir. Adını Ticino Nehri’nden alan bu kanton, kuzeyde Wallis, Uri ve Graubünden kantonlarıyla sınır komşusudur; güneyde ise İtalya’nın Lombardiya bölgesiyle çevrilidir. Gotthard’ın güneyinde konumlanan Tessin, doğal güzellikleriyle de dikkat çeker; Lugano Gölü’nün etrafındaki manzaraları ve Tessiner Alpleri’nin zirveleri gibi çeşitli doğal alanlara ev sahipliği yapar.

Tessin Kantonu’nun adı, 19. yüzyılda kantonu geçen Tessin Nehri’nden almıştır.

Tessin Kantonu, İsviçre’nin turizm ve ekonomik açıdan önemli merkezlerinden biridir. Zengin tarihi geçmişi ve dil çeşitliliğiyle kültürel açıdan da zengin bir mirasa sahiptir. Özellikle turizm sektörü, bu bölgede ekonomik canlılığın anahtarlarından biridir, çünkü ziyaretçiler hem doğal güzelliklerini keşfeder hem de kantonun kültürel çeşitliliğini deneyimler.

Tessin, İsviçre’nin diğer kantonlarıyla kıyaslandığında benzersiz bir kimliğe sahip olmasıyla bilinir ve İtalyanca’nın yanı sıra, Almanca ve Fransızca gibi dillerin etkileşim alanında bulunmasıyla da dikkat çeker. Bu özellikleriyle Tessin, hem İsviçre içinde hem de uluslararası alanda önemli bir konuma sahiptir.

Tessin’in niçin İsviçre’ye Ait?

Tessin, İsviçre’nin tarihî ve siyasî evriminde önemli bir rol oynamış bir kantondur. Napoleon Bonaparte döneminde, Tessinlilere Lombardei ya da „Helvetik Cumhuriyet“ (İsviçre Konfederasyonu) arasında seçim yapma şansı verildiğinde, Tessinliler „liberi e svizzeri“ (özgür ve İsviçreli) parolasını benimsediler. Bu karar, Tessin’in İsviçre’ye bağlanmasında önemli bir dönüm noktasıydı.

Mediatoryal Dönem (Mediationszeit) olarak bilinen dönemde, yani 1803 yılında, Tessin tam anlamıyla İsviçre’nin bir kantonu olarak kabul edildi. Bu süreçte, 1798 yılında kurulan Bellinzona ve Lugano gibi Helvetik kantonları Tessin’in yerini aldı. Bu tarihî süreç, Tessin’in İsviçre Konfederasyonu’na katılması ve ulusal kimliğini güçlendirmesi açısından kritik bir adımdı.

Bugün Tessin, kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve ekonomik dinamizmiyle İsviçre’nin önemli bir parçası olarak varlığını sürdürmektedir. İtalyanca’nın resmi dil olarak kullanıldığı bu kanton, İsviçre’nin dört dilini ve çeşitli kültürel unsurları bir araya getiren bir mozayiktir. Tessin’in İsviçre’ye katılımı, ülkenin bütünlüğü ve çeşitliliği üzerinde olumlu bir etki yaratmıştır.

Tessin’i özel kılan özellikler nelerdir?

Tessin, çok çeşitli deneyimler sunan bir bölgedir: muhteşem dağ ve vadiler, nefes kesen Lago Maggiore ve Lago di Lugano gibi göller, berrak Maggia Nehri, eski taş mağaraları (grottos), resim gibi köyler ve çok daha fazlası.

Tessin Kantonu, İsviçre’de kendine özgü bir konuma sahiptir, özellikle de Akdeniz iklimi ile tanınır. Bu bölgenin zengin bitki örtüsü arasında öne çıkan unsurlardan biri, yaygın olarak bulunan kestane ağaçlarının oluşturduğu geniş ormanlardır. Bu ormanlar, dünyada bu kadar saf ve geniş alanlarda nadir olarak bulunur.

Tessin’de kestane ağaçlarının yanı sıra palmiye, servi ve diğer Akdeniz bitkileri de yetişir. Bu bitki çeşitliliği, Tessin’i diğer İsviçre bölgelerinden farklı kılan ve ona özgü bir manzara yaratır. Akdeniz bitkilerinin bulunduğu bu ortam, Tessin’i benzersiz kılan doğal güzelliklerinden biridir ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeker.

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, Tessin kültürel ve tarihi açıdan da zengindir. Bu kanton, Alp manzaraları ile Akdeniz atmosferinin birleştiği benzersiz bir karışım sunar, bu da onu turistler için çekici kılar ve İsviçre’de eşsiz bir konuma sahip olmasını sağlar.

Kanton Tessin’in kuruluşu ne zaman?

Tessin Kantonu, daha önce kurulmuş olan İsviçre kantonlarının kontrolü altında üç yüzyıl boyunca varlığını sürdürdükten sonra, 1803 yılında bağımsız bir kanton olarak kuruldu.

Tessin’in tarihi

Ancak 15. yüzyılın sonlarında İsviçre Konfederasyonu, topraklarını güneye doğru genişletmeye başladı ve günümüzde bildiğimiz Güney İsviçre’yi kapsadı. 1512 yılında Lugano şehrini ele geçirdiler ve bu şehir İsviçre Konfederasyonu’nun bir parçası haline geldi.

Tessin şehrinde, Monte Brè ve Monte San Salvatore dağları arasında yaşayan milyonerlerin sayısı geçen yıla göre %8 arttı. 67,000 nüfusun üzerindeki bu şehirde, 5000’den fazla milyoner bulunuyor. Dolayısıyla, nüfusun yaklaşık %7,5’i 1 milyon İsviçre Frangı’nın üzerinde bir servete sahip. (03.10.2022)

Tessin’de zenginler genellikle Lugano, Locarno, Ascona gibi lüks konut alanlarında ve çevresinde yaşarlar. Bu bölgeler, Lugano Gölü ve diğer göllerin manzaralarıyla ünlüdür ve aynı zamanda yüksek yaşam standartları ve üstün olanaklar sunar. Monte Brè ve Monte San Salvatore gibi alanlar da, muhteşem manzaraları ve lüks konut seçenekleriyle dikkat çeker; bu nedenle zengin sakinler için tercih edilen bölgeler arasındadır.

Tessin’in simgesi nedir?

Tessin’i düşündüğümüzde, onu Tessiner palmiyesi olmadan düşünmek neredeyse imkansızdır. Bu palmiye, Güney Kantonu’nda her yerde bulunur ve Tessin’in sembollerinden biri olarak kabul edilir.

Locarno ve Lugano arasındaki farklar nelerdir?

Locarno, İsviçre’nin en kuzeyindeki Akdeniz iklimine sahip olan yer olarak bilinir. Şehrin tarihi merkezi küçük ve sevimli olup, Lugano’ya kıyasla daha az kalabalıktır. Burada dar sokaklarda, pastel renkli evler ve tarihi kemerler arasında gezinirsiniz.

Tessin’in tipik özellikleri nelerdir?

Tessin, kestane ormanları ile tanınır. Sonbaharda burada hala kendi kestanelerinizi toplayabilirsiniz. Kanton genelinde „Feste delle Castagne“ adı verilen kestane festivalleri düzenlenir ve birçok özel lezzet, bu asil meyvenin üzerine kuruludur. Kestane, bir zamanlar Tessinlilerin ana besin maddesi olan Tessiner kestane çorbası gibi birçok spesiyaliteye ilham verir.

Tessin’deki en büyük şehir hangisidir?

Lugano, Tessin’in en büyük şehridir. Lugano’yı keşfetmek için sabırsızlanıyoruz! Tipik bir Akdeniz atmosferine sahip bu yerleşim birimi, hem eğlence hem de dinlenme için uygun olan insan merkezli bir ortam sunuyor. Lugano ayrıca göl kenarındaki karakteristik köylerle çevrilidir.

Tessin’de kaç yabancı yaşamaktadır?

2022 yılı 31 Aralık itibariyle, Tessin’de kayıtlı nüfusun (%28,1’i İsviçre vatandaşı olmayanlar) yüzde 28,1’i yabancı olarak tespit edilmiştir. Ülke genelinde ise bu oran %26,0 olarak kaydedilmiştir.

Tessin’in tarihi ve İtalya’ya olan bağlantısıyla ilgili kısa bir özet:

Tessin’in tarihi, başlangıçta Kuzey İtalya’nın bir parçası olarak başlar. Orta Çağ boyunca, Tessin bölgesi Milan Dükalığı’nın bir parçasıydı ve zamanla Habsburglar ve İspanyol Bourbonları’nın egemenliği altına girdi. 19. yüzyıl Risorgimento sürecinde, yani İtalyan birleşme hareketi sırasında, Sardinya-Piemonte Krallığı (sonradan İtalya Krallığı’na dönüşecek) Tessin üzerinde güçlü bir etkiye sahipti. Bu dönemde, Tessin’in İsviçre’ye aidiyeti konusunda çeşitli tartışmalar ve talepler oldu. Ancak Tessin, 1798’de Helvetik Cumhuriyet’e katılma kararı aldı ve 1803’te resmen İsviçre Konfederasyonu’nun bir kantonu oldu.

Tessinliler ne yer?

Tessin mutfağı, yöresel lezzetleriyle dikkat çeker. İşte bazı tipik Tessin yemekleri:

  • Polenta: Mısır unundan yapılan hızlı bir polenta, et yemekleri, tavada kavrulmuş et veya sadece bir salata mükemmel bir eşlikçidir.
  • Risotto ticinese: Tipik Tessin usulü risotto.
  • Balsamico-Rindsragout: Balsamik soslu sığır eti ragout.
  • Minestrone: Çeşitli sebzelerle yapılan bir çorba.
  • Tessinerbrot: Yerel ekmek çeşidi.
  • Torta di castagne: Kestane pastası.
  • Erdbeeren in Rotwein: Kırmızı şarapta pişirilmiş çilekler.

Bu lezzetler, Tessin’in zengin mutfak kültürünü yansıtır ve bölgenin yerel malzemelerinden ve geleneklerinden ilham alır.

Tessin’de görülmesi gerekenler nelerdir?

Tessin’de unutulmaz deneyimler yaşayabileceğiniz bazı yerler ve aktiviteler:

  • Brenno Kanyonu (Brenno-Schlucht), Olivone Campra: Doğal güzellikleriyle ünlü bir kanyon.
  • San Gottardo Ulusal Müzesi (Museo nazionale del San Gottardo), Airolo: Gotthard Tüneli’nin tarihi ve kültürel mirasını keşfetmek için ideal.
  • Riva Caccia Plajı, Lugano: Lugano Gölü’nde güneşlenmek ve dinlenmek için harika bir yer.
  • Losone-Arcegno’da Tessin ormanlarında keşif yapmak.
  • Monte Verità’da Çay Seremonisi, Ascona: Monte Verità’da çay içme geleneğini deneyimlemek.
  • Monte San Giorgio Fosil Müzesi, Meride: UNESCO Dünya Mirası listesinde olan Monte San Giorgio’da fosilleri keşfetmek.
  • Monte San Giorgio, Meride: Manzarasıyla ünlü bir dağ zirvesi ve doğa yürüyüşleri için ideal.
  • Tessin’de üzüm toplama deneyimi, Mendrisio: Bölgenin üzüm bağlarında keyifli bir gün geçirmek.

Bu yerler ve etkinlikler, Tessin’in doğal güzelliklerini, tarihi zenginliklerini ve kültürel özelliklerini keşfetmek için mükemmel fırsatlar sunar.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Gündem

İsviçre’de Türk Ailenin Aile Birleşimi Başvurusu Mahkemelik Oldu: „Daire Çok Küçük“ Gerekçesiyle Başlayan Süreç Beraatle Sonuçlandı

yazar

Published

on

By

AARAU / İSVİÇRE – ( Aargauer Zeitung) İsviçre’nin Aargau kantonunda yaşayan Türk bir ailenin aile birleşimi başvurusu, yetersiz büyüklükteki konut nedeniyle reddedildi. Ailenin daha sonra daha büyük bir daire için kira sözleşmesi sunmasının ardından süreç olumlu sonuçlansa da, planlanan taşınmanın gerçekleşmemesi bu kez „resmî makamları yanıltma“ şüphesini gündeme getirdi. Savcılığa taşınan dosyada aile hakkında para cezası talep edilirken, Aarau Bölge Mahkemesi davanın sonunda aileyi beraat ettirdi.

İki çocuğunu İsviçre’ye getirmek istediler

Mahkemede adı gizli tutulan ve „S.“ olarak anılan Türk aile, 2021 yılından bu yana Aarau bölgesinde üç çocuklarıyla birlikte üç odalı bir dairede yaşıyor.

Kadının önceki evliliğinden olan ve Türkiye’de yaşayan iki çocuğunu da İsviçre’ye getirmek isteyen aile, 2023 yılında Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi’ne (Migrationsamt – MIKA) aile birleşimi başvurusunda bulundu.

Ancak yapılan incelemede, üç odalı dairenin iki yetişkin ve beş çocuğun birlikte yaşayacağı bir aile için uygun olmadığı tespit edildi.

Göçmenlik Dairesi, mevcut konutun İsviçre Yabancılar ve Entegrasyon Yasası kapsamında aranan „ihtiyaca uygun konut“ şartını karşılamadığı gerekçesiyle başvuruyu reddetti.

Daha büyük ev için kira sözleşmesi sundular

Ret kararının ardından aile çözüm arayışına girdi.

Aynı binada yaşayan emekli bir çiftle daire değişimi konusunda anlaşmaya varıldı. Taraflar, aileye dört odalı dairenin devredilmesini öngören kira sözleşmesini imzaladı.

Bu sözleşmenin Göçmenlik Dairesi’ne sunulmasının ardından yetkililer aile birleşimi başvurusunu onayladı ve Türkiye’deki iki çocuk için gerekli izinler verildi.

Taşınma gerçekleşmeyince şüphe başladı

Ancak olaylar tam bu noktada farklı bir boyut kazandı.

Planlanan taşınma günü geldiğinde aile yeni eve geçmedi.

Durumu fark eden bina yönetimi ve ev sahibi, Göçmenlik Dairesi’ne bilgi vererek taşınmanın hiç başlamadığını bildirdi.

Yetkililerin aktardığına göre;

  • Evde taşınma kolileri bulunmuyordu.
  • Dolaplar sökülmemişti.
  • Taşınmaya yönelik herhangi bir hazırlık yapılmamıştı.

Bu gelişmeler üzerine Göçmenlik Dairesi, ailenin yalnızca daha büyük bir eve taşınacakmış gibi kira sözleşmesi düzenleyerek aile birleşimi iznini aldığı şüphesiyle savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İsviçre’de bu tür ret kararları oldukça nadir

Aargau Göç ve Entegrasyon Dairesi, mahkemeye sunduğu değerlendirmede aile birleşiminde „uygun konut“ şartının federal yasadan kaynaklandığını belirtti.

Kanton uygulamasına göre bir konutun yeterli sayılması için dairede yaşayacak kişi sayısının, oda sayısını en fazla bir kişi aşması gerekiyor.

Örneğin;

  • 6 kişilik aile için en az 5 odalı,
  • 5 kişilik aile için en az 4 odalı,
  • 4 kişilik aile için ise en az 3 odalı konut uygun kabul ediliyor.

Yetkililer ayrıca, yalnızca konut yetersizliği nedeniyle aile birleşimi başvurularının reddedilmesinin son derece istisnai olduğunu, çünkü başvuru sahiplerinin çoğunun süreç içerisinde daha büyük bir eve taşındığını ifade etti.

Savcılık para cezası istedi

Mahkemede savcılık, ebeveynlerin resmî makamları yanıltarak aile birleşimi izni aldığı iddiasıyla cezalandırılmasını talep etti.

Dosyada;

  • Baba hakkında günlük 70 İsviçre Frangı üzerinden 120 günlük para cezası,
  • Anne hakkında ise günlük 40 Frank üzerinden 120 günlük para cezası,

talep edilirken, her iki ebeveyn için ayrıca birkaç bin Frank idari para cezası istendi.

„Biz kimseyi kandırmadık“

Mahkemede ifade veren aile ise suçlamaları kesin bir dille reddetti.

Babaya göre taşınmanın gerçekleşmemesinin nedeni tamamen emekli çiftin son anda karar değiştirmesiydi.

İlk olarak Ekim 2025 için planlanan taşınma, tarafların tatil programları nedeniyle Kasım ayına ertelendi.

Daha sonra emekli kadının hastalanması üzerine aileden on günlük ek süre istendi.

Türk aile bu talebi kabul etti.

Hafta sonu emekli çift taşınmaya hazır olduklarını bildirse de, pazartesi sabahı binaya gelen ev sahibi yalnızca emekli çiftin eşyalarını topladığını gördü.

Türk ailenin ise henüz hazırlığa başlamamış olması şüpheleri artırdı.

Mahkeme Başkanı’nın „Neden hiç taşınma kolisi hazırlamadınız?“ sorusuna baba şu yanıtı verdi:

„Hafta sonunda komşuları rahatsız edecek gürültü yapmak istemedim.“

Avukatın tavsiyesi süreci daha da karmaşık hale getirdi

Dava dosyasına göre emekli çift daha sonra daire değişiminden tamamen vazgeçti.

Türk aile bunun üzerine Türkçe konuşan avukatına danıştı.

Avukatın, çocukların yine de İsviçre’ye getirilmesini tavsiye ettiği belirtildi.

Ancak aile, daha büyük konut şartının aile birleşimi kararının temel gerekçelerinden biri olduğunu yeterince kavrayamadı.

Göçmenlik Dairesi ise gerçekleşmeyen taşınmayı, baştan beri planlanmış bir aldatma girişimi olarak değerlendirdi.

İşini de kaybetti

Mahkeme sürecinde ailenin ekonomik durumu da kötüleşti.

Baba, inşaat sektöründeki geçici işini kaybetti.

Anne ise yalnızca çağrıldıkça temizlik işlerine gidebildiğini anlattı.

Mahkemede konuşan baba, ekonomik sıkıntılar nedeniyle yeni ev bulamadıklarını belirterek şunları söyledi:

„Bu şartlarda bize kimse ev vermiyor.“

Aile, yaşanan gelişmelerin ardından Türkiye’den getirilen iki çocuğu yeniden büyükannelerinin yanına göndermek zorunda kaldıklarını da mahkemeye bildirdi.

Anne gözyaşlarına boğuldu

Duruşmanın sonunda mahkeme başkanı son sözü anneye verdi.

Konuşurken gözyaşlarını tutamayan anne şu ifadeleri kullandı:

„Ben sadece bir anne olarak çocuklarımla birlikte İsviçre’de yaşamak istedim. Buradaki yasaları bilmiyorum. Sadece avukatımızın söylediklerini yaptım.“

Mahkeme salonunda duygusal anlar yaşandı.

Mahkemeden beraat kararı

Aarau Bölge Mahkemesi, dosyadaki delilleri değerlendirdikten sonra ailenin resmî makamları aldatma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanamadığına hükmetti.

Kararda;

  • Ailenin gerçekten imzalanmış geçerli bir kira sözleşmesine sahip olduğu,
  • Dosyada emekli çiftin daha sonra taşınmaktan vazgeçtiğine ilişkin kayıtların bulunduğu,
  • Yaşananların planlı bir dolandırıcılık değil, karmaşık ve başarısız bir taşınma süreci olduğu

vurgulandı.

Bu gerekçelerle mahkeme, Türk aileyi „yetkilileri aldatma“ suçlamasından beraat ettirdi.

Karar ne anlama geliyor?

Karar, aile birleşimi başvurularında yalnızca sonucun değil, başvuru sahibinin gerçek niyetinin de hukuken büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor.

Mahkeme, taşınmanın gerçekleşmemesinin tek başına aldatma suçunun oluşması için yeterli olmadığına dikkat çekerken, kasıt unsurunun somut delillerle ispatlanması gerektiğini vurguladı.

Uzmanlara göre karar, İsviçre’de aile birleşimi başvurularında „uygun konut“ şartının önemini korurken, idarenin aldatma iddialarını ortaya koyabilmesi için güçlü delillere ihtiyaç duyduğunu da gösteren dikkat çekici bir emsal niteliği taşıyor.

Continue Reading

Gündem

Bern’deKadınlara Özel Çıplaklar Plajında Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı: Belediye Kararı Hatalı Buldu

yazar

Published

on

By

İsviçre’nin Bern kentindeki Marzilibad yüzme tesisinde bulunan ve yalnızca kadınların kullanabildiği “Paradiesli” isimli FKK (çıplak güneşlenme) alanında yaşanan olay, ülke genelinde geniş yankı uyandırdı.

Pazar günü yaşanan olayda, kadın bölümünde bulunan trans bir kadın hakkında bazı kadın ziyaretçiler tesis yönetimine şikâyette bulundu. Şikâyetlerin ardından tesis görevlileri trans kadından alanı terk etmesini istedi. Ancak talebin reddedilmesi üzerine olay yerine polis çağrıldı.

Polisin müdahalesi sırasında çevrede bulunan bazı kişiler trans kadına destek verirken kısa süreli arbede yaşandı. Bern Kanton Polisi, müdahale sırasında bir kadın polis memurunun hafif yaralandığını açıkladı. Trans kadın ise polis merkezine götürüldükten sonra işlemlerinin tamamlanmasının ardından serbest bırakıldı.

Belediye: “Alanı Kullanma Hakkı Vardı”

Olayın ardından Bern Belediyesi dikkat çeken bir açıklama yaptı.

Belediye, polis çağrılması kararının yanlış bir değerlendirme sonucu alındığını belirterek yaşananlardan üzüntü duyduklarını açıkladı.

Açıklamada ayrıca, söz konusu trans kadının mevcut kurallara göre kadınlara ayrılan FKK alanını kullanma hakkına sahip olduğu vurgulandı. Belediyeye göre kadın olarak yaşayan ve resmî kayıtlarda cinsiyeti kadın olarak yer alan kişiler, Paradiesli bölümünden yararlanabiliyor. Olaydaki kişinin de bu şartları karşıladığı belirtildi.

Polis Müdahalesi Tartışma Yarattı

Olaya tanıklık eden kişiler, polis müdahalesinin sert olduğunu öne sürerken, trans birey haklarını savunan kuruluşlar yaşananları eleştirdi.

İsviçre’deki Transgender Network Switzerland (TGNS), Pink Cross ve Lesbenorganisation Schweiz (LOS) ortak açıklama yaparak, yüzme tesislerinde görevli personel ile polis ekiplerine trans bireylerin hakları konusunda daha fazla eğitim verilmesi gerektiğini savundu.

Yaşanan olayın ardından Bern şehir merkezinde izinsiz bir protesto gösterisi düzenlenirken, olay İsviçre’de kadınlara özel alanlar ile trans bireylerin kamusal alanlara erişim hakları konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
#bern#fkk#trans#lgbt#isviçre

Continue Reading

İsviçre

İklim Uzmanından Çarpıcı Uyarı: „Bu sicakliklar daha başlangıç“

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son günlerde etkili olan rekor sıcaklıklar, iklim değişikliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Çevre filozofu ve iklim uzmanı Dominique Bourg, mevcut küresel ısınma eğiliminin devam etmesi halinde önümüzdeki 20 yıl içinde Cenevre’de 50 dereceye ulaşan sıcaklıkların görülebileceği uyarısında bulundu.

İsviçre devlet televizyonu RTS’ye konuşan Bourg, son günlerde ölçülen 39 derecelik sıcaklıkların gelecekte yaşanabilecek daha büyük iklim krizlerinin yalnızca başlangıcı olduğunu söyledi.

„Henüz Yolun Başındayız“

Uzman Bourg’a göre bugün yaşanan aşırı sıcaklar, iklim değişikliğinin ilk ciddi sinyalleri. İnsanlığın henüz sürecin başında olduğunu belirten Bourg, küresel ısınmanın etkilerinin önümüzdeki yıllarda çok daha ağır hissedileceğini ifade etti.

„Cenevre’de 20 yıl içinde 50 dereceye ulaşan sıcaklıklar artık ihtimal dışı değil.“ diyen Bourg, bunun günlük hava tahmini değil, mevcut iklim değişikliği hızının devam etmesi halinde ortaya çıkabilecek bilimsel bir senaryo olduğunun altını çizdi.

İsviçre Dünya Ortalamasından İki Kat Daha Hızlı Isınıyor

İsviçre Bilimler Akademisi’nin verilerine göre ülke, küresel ortalamaya kıyasla yaklaşık iki kat daha hızlı ısınıyor.

Bu durum sadece insan sağlığını değil, doğayı da ciddi şekilde etkiliyor. Bourg, özellikle 40-45 dereceyi bulan sıcaklıklarda bitki örtüsünün zarar gördüğünü, kuşların ise aşırı sıcak nedeniyle öldüğünü veya ciddi şekilde etkilendiğini söyledi.

En Büyük Tehlike Geceleri Bitmeyen Sıcaklık

Uzmanlara göre asıl risk yalnızca gündüz sıcaklıkları değil.

Bourg, gelecekte şehirlerde 60 gün boyunca gündüz sıcaklığının 35 dereceyi aştığı, gece ise sıcaklığın 25-27 derecenin altına inmediği dönemlerin yaşanabileceğini belirtiyor.

Gece boyunca serinleyemeyen insan vücudu dinlenemiyor. Bu durum özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalar ve kalp-damar rahatsızlığı bulunan kişiler için ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Uzmanlar, bu seviyedeki sıcaklıkların insan vücudunun fizyolojik sınırlarını zorlayabileceğine dikkat çekiyor.

Şehirler Yeniden Tasarlanmalı

Dominique Bourg, betonlaşmanın yoğun olduğu şehirlerin aşırı sıcaklardan en fazla etkilenen bölgeler olduğunu belirterek, kentlerin iklim değişikliğine uyum sağlayacak şekilde yeniden planlanması gerektiğini söyledi.

Yeşil alanların artırılması, gölgelik bölgelerin oluşturulması, su kaynaklarının korunması ve şehirlerin serinletici çözümlerle yeniden tasarlanmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı.

„Sorumluluk Siyaset ve Ekonomi Dünyasında“

İklim krizinin bugünkü noktaya gelmesinde en büyük sorumluluğun siyasi karar vericiler ile ekonomik güç merkezlerinde olduğunu ifade eden Bourg, bilim insanlarının küresel ısınma konusunda onlarca yıl önce uyarılarda bulunduğunu ancak yeterli önlemlerin alınmadığını söyledi.

Gençlere Çağrı

Gençlere de seslenen Bourg, iklim değişikliği karşısında umutsuzluğa kapılmak yerine harekete geçilmesi gerektiğini belirtti.

„Endişeyi eyleme dönüştürmeliyiz. Dünyayı daha yaşanabilir ve daha akılcı bir yer haline getirmek için hep birlikte sorumluluk almalıyız.“ ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, son yıllarda İsviçre’de art arda kırılan sıcaklık rekorlarının iklim değişikliğinin etkilerini açık şekilde ortaya koyduğunu belirterek, önümüzdeki yıllarda aşırı sıcak hava dalgalarının daha sık ve daha uzun süre etkili olabileceği uyarısında bulunuyor.

Continue Reading

Trendler