Connect with us

İsviçre

İSVİÇRE’DEKİ DOĞUM ORANI DÜŞÜŞÜ DEVAM EDİYOR – ULUSLARARASI KARŞILAŞTIRMALAR ENDİŞE VERİYOR

yazar

Published

on

İsviçre’de doğum oranları, 2024 yılı itibarıyla bir önceki yıla göre tekrar azalmış durumda. Bu düşüş, sadece İsviçre’yi değil, Avrupa’daki birçok ülkeyi de etkileyen bir trend halini almışken, yalnızca birkaç ülkede bu durumun tam tersi bir gelişme yaşanıyor. İlk verilere göre, kadınlar İsviçre’de 2024’te, 2023 yılına kıyasla daha az çocuk dünyaya getirdi.

Geçici verilere göre, doğum oranındaki düşüş, özellikle 2020-2022 yıllarındaki döneme kıyasla daha belirgin bir şekilde artmış bulunuyor. Bu veriler genellikle %6’ya kadar düşük olabilse de, 2018-2020 yıllarına kıyasla doğum oranlarındaki gerileme daha da belirginleşmiş durumda.

Doğum oranlarındaki bu değişim, 2020 yılının sonlarına doğru başlamıştı, yani COVID-19 pandemisinin başlangıcından yaklaşık dokuz ay sonra. Avrupa’nın çoğu ülkesinde bu dönemde ilk büyük düşüş gözlemlendi. Pandeminin en ağır şekilde yaşandığı Portekiz, İspanya ve İtalya’da ise bu düşüş daha belirgindi.

Ancak bazı ülkelerde, özellikle Danimarka, Almanya, Avusturya gibi devlet desteklerinin güçlü olduğu yerlerde, 2021 yılında karantina döneminin ardından kısa bir doğum artışı yaşandı. Bu ülkelerde doğum oranlarında 2022 yılı itibariyle yeniden bir düşüş başladı. Fransa gibi ülkelerde de 1.8 çocuk oranına kadar yükselmişken, doğum oranları 2022 yılı itibariyle azalmaya başladı.

İsviçre’de, 2023 sonunda doğum oranı 1.3 çocuk seviyesine geriledi. Benzer bir düşüş, Avusturya ve Birleşik Krallık’ta da görüldü. Almanya ve Çek Cumhuriyeti’nde ise doğum oranı 1.4 seviyelerine düştü.

Bu eğilim sadece Avrupa ile sınırlı kalmadı. Kanada ve Japonya gibi ülkelerde de doğum oranlarında düşüş yaşandı. Güney Kore’de ise zaten dünyadaki en düşük doğum oranı olan 0.8 çocuktan, 0.7’ye gerileyerek daha da azaldı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise, pandemi veya diğer krizlerin doğum oranları üzerinde belirgin bir etkisi olmadığı görülüyor. 2022 yılında yapılan bir Amerikan çalışması, ABD’deki düşük enflasyon oranlarının bu ülkedeki doğum oranlarında daha az etki gösterdiğine işaret etti.

Avusturya’dan üç demograf, bu olguyu daha ayrıntılı inceledi ve özellikle enflasyonun doğum oranları üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu ortaya koydu. Aynı zamanda aşıların da doğum oranları üzerinde kısa vadede olumsuz bir etkisi olduğu, ancak zamanla bunun tersine dönerek, bazı kadınların gebeliklerini aşı sürecinin tamamlanmasını bekleyerek erteledikleri gözlemlendi.

Pandeminin etkisinin azalmaya başladığı 2022’den sonra, yeni krizler ve ekonomik belirsizlikler, özellikle Ukrayna savaşı ve enflasyon artışı, doğum oranlarında yeni bir düşüşe yol açtı. Bu gelişme, 2023 yılı itibariyle birçok ülkede devam etti.

Demograf Philippe Wanner, özellikle İsviçre’de konut sıkıntısının, çiftlerin aile kurma süreçlerini ertelemelerine neden olabileceğini belirtti. Bunun dışında, uzun COVID’in genç kadınlar üzerindeki etkisinin de doğum oranlarını olumsuz etkileyebileceği öngörülüyor.

Ayrıca, evlilik sayılarında da bir düşüş gözlemleniyor: 2023 yılında yaklaşık 37.800 evlilik gerçekleşti, bu da pandemi öncesi yıllara göre %7’lik bir düşüşe işaret ediyor. 2021 yılında bu oran %10, 2020’de ise %14 azalmıştı.

Doğum oranlarındaki bu sürekli düşüş, sadece pandemiye bağlı bir gelişme olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor. Bu düşüşün ardında sosyal, ekonomik ve sağlıkla ilgili birçok faktörün etkili olduğu düşünülüyor. Bu gelişmelerin uzun vadede demografik yapıyı etkileyebileceği tahmin ediliyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

Ekonomi

İsviçre’de maaşlar artıyor ama sağlık primleri daha hızlı yükseliyor

yazar

Published

on

By

İsviçre’de son 20 yılda maaşlarda artış yaşanmasına rağmen, zorunlu sağlık sigortası (Krankenkasse) primlerindeki yükselişin çok daha hızlı olması, hane bütçeleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

Federal veriler ve sektör analizlerine göre, ülkede maaşlar 2005–2025 döneminde nominal olarak yaklaşık yüzde 20 ila 30 arasında arttı. Enflasyon etkisi dikkate alındığında ise reel artışın yüzde 10 ila 15 seviyesinde kaldığı belirtiliyor. Ortalama bir çalışanın aylık geliri bu süreçte yaklaşık 5 bin İsviçre frangından 6 bin 200–6 bin 500 frangına yükseldi.

Buna karşın sağlık sigortası primlerindeki artış çok daha dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. 2005 yılında bir yetişkinin ortalama aylık sağlık sigortası primi 200 ila 250 frank civarındayken, 2025 itibarıyla bu rakam 400 ila 500 frank seviyesine çıktı. Büyük şehirlerde ise primlerin 600 frangın üzerine kadar yükseldiği görülüyor.

Bu veriler, son 20 yılda sağlık sigortası maliyetlerinin yaklaşık yüzde 80 ila 120 oranında arttığını ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle primler neredeyse iki katına çıkarken, maaş artışlarının bu yükselişi karşılamakta yetersiz kaldığı değerlendiriliyor.

Uzmanlara göre bu durumun temel nedenleri arasında yaşlanan nüfus, yeni ve pahalı tedavi yöntemleri, ilaç maliyetlerindeki artış ve sağlık hizmetlerine olan talebin yükselmesi yer alıyor.

Ekonomistler, maaş artışlarının devam etmesine rağmen sağlık sigortası primlerinin hane gelirleri içindeki payının giderek büyüdüğüne dikkat çekiyor. Bu da özellikle orta gelir grubunda alım gücünün azalmasına yol açan önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Continue Reading

İsviçre

Walensee’de 20 yılı aşkın süredir atıl durumdaki tesis için harekete geçildi

yazar

Published

on

By

İsviçre’de Walensee kıyısında bulunan ve 2003 yılından bu yana kullanılmayan otoyol dinlenme tesisi için uzun bir aranın ardından çalışma başlatıldı. A3 otoyolu üzerindeki yapıdan kopan beton parçalarının yola düşmesi üzerine yetkililer güvenlik gerekçesiyle müdahale etti.

Yerel basında yer alan haberlere göre, son dönemde harabe halindeki binadan kopan parçaların otoyola düşmesi ciddi risk oluşturdu. Bunun üzerine hafta sonu itibarıyla bölgede temizlik ve güvenlik çalışmaları başlatıldı.

🏗️ Temizlik ve güvenlik çalışmaları başladı

Yaklaşık 20 yılı aşkın süredir atıl durumda bulunan tesis, zamanla “lost place” olarak bilinen terk edilmiş mekanlar arasında popüler hale geldi. Ancak yapı içerisindeki kırık camlar, çöpler ve tahrip olmuş alanlar, yıllar içinde ciddi bir yıpranmaya neden oldu.

Başlatılan çalışmalar kapsamında binadaki cam parçaları temizlenirken, içeride biriken atıklar toplanıyor. Ayrıca yapı çevresindeki yoğun bitki örtüsü kaldırılarak giriş alanı yeniden açıldı.

Yetkililer, özellikle güvenlik önlemlerine odaklanıyor. Bu çerçevede pencerelerin söküldüğü veya kapatıldığı, kapıların ise ahşap panellerle kapatıldığı belirtildi. Amaç, hem yapının daha fazla zarar görmesini önlemek hem de izinsiz girişleri engellemek.

⚠️ Yetkililerden uyarı: Güvenlik riski yüksek

Federal Karayolları Ofisi (ASTRA), daha önce Aralık ayında yaptığı uyarıda yapının durumunun incelenmesini talep etmişti. Kurum, gerekli görülmesi halinde ek güvenlik önlemleri veya yapının tamamen kaldırılması gibi seçeneklerin gündeme gelebileceğini bildirdi.

🏢 Geleceği belirsizliğini koruyor

Tesisin 2013 yılından bu yana sahibi olan Heinz Peter Moravcik, yıllardır yapı için çözüm aradığını ancak somut bir sonuç elde edemediğini ifade etti. Moravcik’in, tesis için kamu kaynaklarından finansman talep ettiği, ancak yetkililerin bu talebi yüksek bulduğu belirtiliyor.

Continue Reading

İsviçre

İsviçre’de Telegram üzerinden porno deepfake skandalı ortaya çıkarıldı

yazar

Published

on

By

İsviçre’de yürütülen bir araştırma, Telegram platformunda kurulan gruplarda çok sayıda kadın ve influencer’a ait sahte pornografik içeriklerin (deepfake) paylaşıldığını ortaya koydu. Olay, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Tamedia gazetelerinin araştırmasına göre, Temmuz 2024’ten bu yana faaliyet gösteren en az iki Telegram grubunda İsviçreli kadınlara ait en az 72 deepfake içerik paylaşıldı. Söz konusu içeriklerin, sosyal medyada paylaşılan fotoğraf ve videoların yapay zeka ile manipüle edilmesiyle üretildiği belirtildi.

📱 Gruplar herkese açıktı

Araştırmada, bu gruplara internet aramaları üzerinden kolayca ulaşılabildiği ve yüzlerce kullanıcının aktif olarak içerik paylaştığı ifade edildi. Mesajların büyük bölümünün İsviçre Almancası olması, kullanıcıların ağırlıklı olarak Almanca konuşulan bölgelerden olduğunu gösterdi.

Uzmanlara göre, yapay zeka teknolojilerindeki gelişmeler deepfake içeriklerin daha kolay ve gerçekçi şekilde üretilmesine imkan tanıyor. Bu durum, özellikle kadınları hedef alan dijital istismar riskini artırıyor.

⚖️ Mağdurlar hukuki yollara başvurdu

Haberde görüşlerine yer verilen bazı influencer’lar, kendilerine ait görüntülerin izinsiz şekilde kullanıldığını belirterek suç duyurusunda bulundu. Mağdurlar, yaşananları “aşağılayıcı” ve “rahatsız edici” olarak nitelendirdi.

Ayrıca benzer içeriklerin daha önce farklı platformlarda da paylaşıldığı, ancak Telegram’daki grupların uzun süre aktif kaldığı ifade edildi.

🛑 Telegram grupları kaldırıldı

Telegram yetkilileri, söz konusu grupların basında yer alan araştırmanın ardından platformdan kaldırıldığını açıkladı. Şirket, zararlı içeriklerin tespiti ve kaldırılması için sistemlerin aktif olarak çalıştığını bildirdi.

⚖️ Hukuki süreçte zorluklar

Uzmanlar, anonim platformlarda kullanıcıların tespit edilmesinin zor olduğuna dikkat çekiyor. Mevcut İsviçre hukukuna göre bu tür eylemler kimlik kötüye kullanımı, hakaret veya veri koruma ihlali kapsamında değerlendirilebiliyor.

Ancak hukukçular, deepfake teknolojisine özel düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve yasal çerçevenin güncellenmesi gerektiğini vurguluyor.

Continue Reading

Trendler