Connect with us

İsviçre

Grüne Zürich’te Yeni Parti Başkanı Seçildi

yazar

Published

on

Zürich Yeşiller Partisi, Perşembe günü gerçekleştirilen genel kurulda yeni bir başkan seçti. Selma L’Orange Seigo artık Kantonal Parti’nin tek başkanı olarak görev yapacak, Florian Heer ise yeni başkan yardımcısı oldu.

Winterthurlu Heer, 2020’den beri Zürih Kanton Konseyi’nde temsil ediliyor ve Devlet ve Yerel Yönetimler Komitesi üyesi. 2019’dan 2020’ye kadar Winterthur’da Belediye Meclisi üyesi ve komisyon başkanıydı. Mart 2024’ten beri ayrıca Winterthur’un Yeşiller Partisi’nin de başkan yardımcısı olarak görev yapıyor. Mesleki olarak Heer, Rudolf Steiner Okulu Winterthur’un yönetiminde bulunuyor.

L’Orange Seigo ise 2020’den beri Simon Meyer ile birlikte Zürih Kantonu Yeşiller Partisi’ni ortak başkanlık yapıyor.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert

İsviçre

İSVİÇRE’DE UÇAK YOLCULARI İÇİN YENİ DÖNEM: VERİLER FEDPOL’E AKTARILACAK

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal

Hanber: Cemil Baysal instagram

Tik Tok Cemil baysal

İsviçre’de uçakla seyahat eden milyonlarca yolcuyu ilgilendiren yeni dönem başladı. Uçak yolcularına ait rezervasyon bilgilerinin terör ve ağır suçlarla mücadelede kullanılmasını düzenleyen Flugpassagierdatengesetz (FPG) – Uçak Yolcu Verileri Yasası, 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girdi.

Ancak burada önemli bir tarih ayrımı bulunuyor: Yasa 1 Kasım’da yürürlüğe girmiş olsa da Federal Polis fedpol bünyesindeki Passenger Information Unit (PIU), 1 Şubat 2027’de faaliyete başlayacak.

Yeni sistem, Türkiye ile İsviçre arasında sık sık uçakla seyahat eden Türkiye vatandaşlarını da doğrudan ilgilendiriyor.

🔴 1. PNR NEDİR?

Yeni sistemin merkezinde Passenger Name Record (PNR) adı verilen yolcu rezervasyon kayıtları bulunuyor.

Bunlar havayolu şirketlerinin uçuş rezervasyonu ve check-in işlemleri sırasında zaten topladığı bilgiler.

PNR kayıtlarında örneğin:

  • ad ve soyad,
  • adres ve iletişim bilgileri,
  • telefon bilgileri,
  • seyahat tarihi,
  • uçuş güzergâhı,
  • bagaj bilgileri,
  • ödeme şekli,
  • birlikte seyahat edilen kişilerle ilgili bilgiler

yer alabiliyor.

Dolayısıyla sistem, yolcudan havaalanında tamamen yeni bir veri seti toplanması üzerine değil, havayolu şirketlerinin uçuş işlemleri kapsamında zaten elde ettiği PNR bilgilerinin yetkili birime aktarılması üzerine kuruluyor.

🔴 2. HANGİ UÇUŞLAR KAPSAMA GİRECEK?

Havayolu şirketleri, yurt dışından İsviçre’ye gerçekleştirdikleri ve İsviçre’den yurt dışına yaptıkları uçuşlarda yasa kapsamında belirlenen PNR verilerini İsviçre PIU’suna bildirmekle yükümlü olacak.

Bu nedenle sistem yalnızca Türkiye’den yapılan uçuşlarla sınırlı değil.

İsviçre’ye gelen ve İsviçre’den yurt dışına giden uluslararası uçuşları kapsayan genel bir sistem söz konusu.

🔴 3. VERİLER NE ZAMAN AKTARILACAK?

Havayolu şirketlerinin bilgileri iki farklı zaman diliminde aktarması öngörülüyor.

İlk aktarım kalkıştan 48 ila 24 saat önce, ikinci aktarım ise uçağa biniş işlemleri tamamlandıktan sonra yapılacak.

Havayolu şirketleri ayrıca rezervasyon sırasında yolcuları PNR verilerinin işleneceği, PIU’ya aktarılacağı ve kişinin bilgi edinme hakkı konusunda bilgilendirmek zorunda olacak.

🔴 4. VERİLERLE NE YAPILACAK?

İsviçre’ye ulaşan PNR verileri otomatik olarak;

  • polis bilgi sistemleri,
  • gözlem listeleri,
  • risk profilleri

ile karşılaştırılabilecek.

Ama sistemde çıkan her otomatik eşleşme doğrudan polis işlemi anlamına gelmeyecek.

Olası bir eşleşme tespit edildiğinde PIU tarafından manuel kontrol yapılacak.

Eşleşmenin doğrulanması halinde ilgili bilgiler yetkili federal veya kantonal makamlara aktarılabilecek. Örneğin gerekli durumda havaalanı polisi bir yolcuyu iniş sırasında daha ayrıntılı kontrol edebilecek.

🔴 5. AMAÇ NEDİR?

Federal Hükümet, sistemin temel amacının terörizm ve diğer ağır suçlarla mücadele olduğunu belirtiyor.

Yetkililere göre PNR sistemi, polis tarafından aranan kişilerin uçakla İsviçre’ye girmeye veya ülkeden ayrılmaya çalışıp çalışmadığının belirlenmesine yardımcı olabilecek.

Sistem ayrıca risk profilleri üzerinden uluslararası suç ağları ve henüz polis tarafından bilinmeyen şüpheli bağlantıların tespitinde de kullanılabilecek.

🔴 6. VERİLER NE KADAR SAKLANACAK?

Verilerin saklanması konusunda farklı süreler uygulanacak.

Polis sistemleriyle karşılaştırmada ilgili bir eşleşme bulunmayan PNR verileri bir ay sonra pseudonimleştirilecek.

Böylece veriler doğrudan belirli bir kişiyle ilişkilendirilemeyecek hale getirilecek.

Bu veriler toplam altı ay sonunda otomatik olarak silinecek.

Terör veya diğer ağır suçlarla bağlantılı olduğu doğrulanan ilgili veriler ise beş yıl boyunca saklanabilecek.

🇹🇷 7. TÜRKİYE VATANDAŞLARI İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

Düzenleme belirli bir vatandaşlığa yönelik değil.

Dolayısıyla Türkiye’den İsviçre’ye uçan veya İsviçre’den Türkiye’ye ya da başka bir ülkeye seyahat eden Türkiye vatandaşlarının PNR verileri de sistem kapsamında işlenebilecek.

Ancak burada önemli bir ayrım yapılmalı:

Bu düzenleme Türkiye vatandaşlarına yeni bir vize şartı getirmiyor.

Aynı şekilde B veya C oturum izinlerinin şartlarını değiştiren bir yabancılar hukuku düzenlemesi de değil.

Konu, uluslararası uçuşlarda yolcu rezervasyon bilgilerinin güvenlik amacıyla işlenmesiyle ilgili.

🔴 8. YOLCU KENDİ VERİLERİNİ SORABİLECEK Mİ?

Evet.

İsviçre PIU’su 1 Şubat 2027’de faaliyete başladıktan sonra kişiler fedpol’e başvurarak PNR sisteminde kendileriyle ilgili hangi verilerin işlenip işlenmediği konusunda bilgi talep edebilecek.

🔴 9. İSVİÇRE AB İLE DE ANLAŞMA İMZALADI

İsviçre ile Avrupa Birliği arasında PNR verilerinin paylaşılmasına ilişkin anlaşma Mart 2026’da imzalandı.

Anlaşma, AB’den İsviçre’ye PNR verilerinin aktarılması, İsviçre tarafından işlenmesi ve ilgili Passenger Information Unit’ler arasındaki bilgi alışverişini düzenliyor.

⚠️ ÖNEMLİ: 1 KASIM VE 1 ŞUBAT TARİHLERİNİ KARIŞTIRMAYIN

1 Kasım 2026: Uçak Yolcu Verileri Yasası yürürlüğe girdi.

1 Şubat 2027: fedpol bünyesindeki İsviçre Passenger Information Unit operasyonel faaliyetine başlayacak.

Yani “İsviçre 1 Kasım’dan itibaren bütün uçak yolcularını yeni sistemle takip etmeye başladı” şeklindeki bir yorum doğru olmayacaktır.

Yasal düzenleme 1 Kasım’da yürürlüğe girdi; sistemin operasyonel aşaması ise Şubat 2027’de başlıyor.

📌 İSVİÇRE’NİN SESİ +41 Haber olarak İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşlarını ilgilendiren yasal ve günlük yaşam değişikliklerini takip etmeye devam ediyoruz.

📰 İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber

🌐 www.isvicreninsesi.ch

Kaynak: İsviçre Federal Hükümeti, fedpol, Federal Adalet ve Polis Bakanlığı (EJPD)

#İsviçre #İsviçredeTürkler #Schweiz #Haber #Avrupa

Continue Reading

İsviçre

İSVİÇRE’DE 4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİNDE YENİ GELİŞME! TÜRKİYE VATANDAŞLARINI DA İLGİLENDİREN TEKLİFTE GÖZLER KASIM AYINDA

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal instagram

İsviçre’de yabancı çalışanlar için en az 4.000 franklık göç katkı payı alınmasını öngören teklifte yeni bir aşamaya geçildi. Eyaletler Meclisinin 29 Eylül’de desteklediği düzenleme, Ulusal Meclis komisyonunda değerlendiriliyor. 21 Ekim’de yapılan görüşmelerin ardından kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılması, gözleri yeni toplantılara çevirdi. Teklif, belirli koşullarda Türkiye vatandaşlarını da kapsayabilecek. Ancak düzenleme henüz yasalaşmadı.

BERN | 2 KASIM 2026

İsviçre’de göç politikasını ve yabancı iş gücü istihdamını doğrudan etkileyebilecek 4.000 franklık göç katkı payı önerisinde yeni gelişmeler yaşanıyor.

İsviçre Parlamentosunun üst kanadı Eyaletler Meclisi (Ständerat), 29 Eylül 2026 tarihinde ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar için en az 4.000 franklık mali katkı uygulanmasını desteklemişti.

Teklif, çalışanların yanı sıra serbest meslek sahiplerini ve aile birleşimiyle İsviçre’ye gelecek yetişkinleri de ilgilendiriyor.

Ancak düzenleme henüz yürürlüğe girmiş değil.

Son olarak Ulusal Meclisin ilgili komisyonu, 21 Ekim 2026 tarihinde İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar paketini değerlendirdi. Göç katkı payı konusundaki kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılmasıyla teklif yeniden gündeme geldi.

Komisyonun 5–6 Kasım tarihlerinde çalışmalarını sürdürmesi ve kasım ayı ortasına kadar değerlendirmelerini tamamlaması bekleniyor.

Bu nedenle önümüzdeki günlerde yapılacak görüşmeler, düzenlemenin geleceği açısından önem taşıyor.

4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİ NEDİR?

İsviçre’de tartışılan düzenleme, Almanca Zuwanderungsabgabe olarak adlandırılıyor.

Türkçeye “göç katkı payı” veya “göç vergisi” olarak çevrilebilen teklif, belirli koşullarda ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar için mali yükümlülük getirilmesini amaçlıyor.

Teklifin temel hedefi, İsviçre’ye yönelik göçün ekonomik ve sosyal etkilerini kontrol altında tutmak.

Düzenlemeyi destekleyenlere göre işverenlerin yurt dışından personel getirme maliyetinin artırılması, İsviçre’de hâlihazırda bulunan iş gücünün daha fazla değerlendirilmesini sağlayabilir.

Ancak iş dünyası temsilcileri, bu yaklaşımın şirketlerin maliyetlerini artırabileceği ve personel bulmayı zorlaştırabileceği görüşünde.

29 EYLÜL’DE NE KARAR ALINDI?

Eyaletler Meclisi, 29 Eylül 2026 tarihinde göç katkı payını destekledi.

Kabul edilen yaklaşımda üç önemli mali yükümlülük öngörülüyor.

Yabancı çalışanlar: İsviçre’ye yeni getirilecek çalışanlar için en az 4.000 franklık katkı payı gündemde.

Serbest meslek sahipleri: İsviçre’ye kendi işini kurmak veya bağımsız çalışmak amacıyla yerleşen kişilerin katkı payını kendilerinin ödemesi öngörülüyor.

Aile birleşimiyle gelecek yetişkinler: En az 2.000 franklık katkı payı uygulanması teklif ediliyor.

Ancak bu tutarlar henüz yürürlükteki bir ödeme yükümlülüğünü ifade etmiyor.

Teklifin yasalaşması, kapsamının netleşmesi ve uygulanması için ek siyasi ve hukuki süreçlerin tamamlanması gerekiyor.

21 EKİM’DEKİ YENİ GELİŞME NE?

21 Ekim 2026 tarihinde Ulusal Meclisin Dış Politika Komisyonu, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar paketini değerlendirmeye devam etti.

Bu görüşmelerde göçün kontrolüne ilişkin düzenlemeler de gündemdeydi.

Ancak 4.000 franklık göç katkı payı konusunda kesin komisyon kararı alınmadı.

Değerlendirmenin kasım ayına bırakılmasıyla düzenlemenin geleceği yeniden tartışma konusu oldu.

Komisyonun 5–6 Kasım tarihlerinde çalışmalarına devam etmesi ve kasım ayı ortasına kadar dosyayı sonuçlandırmayı hedeflemesi bekleniyor.

Bu süreçte teklifin mevcut biçimiyle korunması, değiştirilmesi veya desteklenmemesi gibi farklı sonuçlar ortaya çıkabilir.

Dolayısıyla 21 Ekim’deki gelişme, 4.000 franklık verginin kabul edilmesi değil, teklifin parlamentodaki inceleme sürecinin devam etmesidir.

4.000 FRANKI ÇALIŞAN MI, İŞVEREN Mİ ÖDEYECEK?

Teklifin en çok merak edilen noktalarından biri ödemenin kimin tarafından yapılacağı.

Eyaletler Meclisinin desteklediği modele göre İsviçre’ye yurt dışından yeni bir çalışan getiren işveren, en az 4.000 franklık katkı payını karşılayacak.

Örneğin İsviçre’de faaliyet gösteren bir şirketin Türkiye’den bir çalışan istihdam etmesi durumunda, teklif yürürlüğe girer ve ilgili koşullar oluşursa şirketin bu katkı payını ödemesi gerekebilir.

Serbest meslek sahibi olarak İsviçre’ye yerleşen kişiler için ise ödemenin doğrudan ilgili kişi tarafından yapılması öngörülüyor.

Ancak katkının tek seferlik mi yoksa tekrarlanan bir ödeme mi olacağı ve uygulamadaki istisnalar henüz kesinleşmiş değil.

AİLE BİRLEŞİMİNE 2.000 FRANKLIK KATKI PAYI

Teklifin dikkat çeken bir diğer maddesi aile birleşimi.

Eyaletler Meclisinin desteklediği düzenleme, aile birleşimi yoluyla İsviçre’ye gelecek yetişkinler için en az 2.000 franklık katkı payı öngörüyor.

Bu durum, İsviçre’de yaşayan bir kişinin eşini veya ilgili koşulları karşılayan yetişkin aile üyesini ülkeye getirmek istemesi hâlinde önem kazanabilir.

Ancak hangi aile birleşimi başvurularının kapsama alınacağı, istisnaların bulunup bulunmayacağı ve ödemenin kim tarafından yapılacağı henüz kesin olarak belirlenmiş değil.

Federal Hükümet, aile birleşimiyle gelen kişilerden katkı alınmasına ilişkin çekincelerini dile getirmişti.

Bu nedenle söz konusu madde, parlamentodaki görüşmelerde tartışılmaya devam edebilecek başlıklar arasında bulunuyor.

TÜRKİYE VATANDAŞLARI DA KAPSAMA GİRECEK Mİ?

Teklif yalnızca Avrupa Birliği vatandaşlarını ilgilendirmiyor.

Eyaletler Meclisinin desteklediği yaklaşım, belirli koşullarda AB dışındaki ülkelerin vatandaşlarının da göç katkı payı kapsamına alınmasını öngörüyor.

Türkiye vatandaşları da İsviçre göç hukukunda genel olarak üçüncü ülke vatandaşları kategorisinde değerlendiriliyor.

Bu nedenle düzenleme yasalaşır ve uygulanması için gerekli koşullar oluşursa Türkiye’den İsviçre’ye yeni gelecek bazı kişiler de etkilenebilir.

Özellikle üç grup açısından gelişmeler önem taşıyor:

Türkiye’den İsviçre’ye çalışmaya gelecek kişiler: İşverenlerin yeni katkı payıyla karşılaşması söz konusu olabilir.

İsviçre’de serbest meslek faaliyeti başlatmak isteyenler: Katkı payını kendilerinin ödeme yükümlülüğü gündeme gelebilir.

Aile birleşimiyle İsviçre’ye gelecek yetişkinler: En az 2.000 franklık katkı payı uygulanması ihtimali bulunuyor.

Ancak bunlar mevcut durumda yürürlükte olan zorunluluklar değil, teklifin olası sonuçlarıdır.

İSVİÇRE’DE ZATEN YAŞAYAN TÜRKİYE VATANDAŞLARI 4.000 FRANK ÖDEYECEK Mİ?

Hayır, mevcut teklif İsviçre’de yaşayan bütün Türkiye vatandaşlarından 4.000 frank tahsil edilmesini öngören genel bir vergi değil.

Düzenleme, belirli koşullarda ülkeye yeni gelecek yabancı çalışanlar ve aile birleşimi başvurularıyla bağlantılı.

Bu nedenle İsviçre’de hâlihazırda B veya C oturum izniyle yaşayan kişilerin yalnızca yabancı vatandaş oldukları için 4.000 frank ödemeleri gerektiği yönündeki iddialar doğru değil.

Bugün mevcut oturum sahiplerine yönelik böyle bir genel tahsilat kararı bulunmuyor.

VERGİ HANGİ KOŞULLARDA UYGULANABİLİR?

Göç katkı payı önerisi, İsviçre ile Avrupa Birliği arasındaki yeni anlaşmalar kapsamında öngörülen özel koruma mekanizmasıyla bağlantılı.

Almanca Schutzklausel olarak adlandırılan bu mekanizma, göçün İsviçre üzerinde ciddi ekonomik veya sosyal sorunlara yol açması durumunda belirli önlemler alınabilmesini amaçlıyor.

Bu çerçevede göç rakamları, iş gücü piyasasındaki gelişmeler, işsizlik ve sosyal yardım göstergeleri önem taşıyor.

Ancak bu göstergelerde artış yaşanması, 4.000 franklık katkı payının otomatik olarak uygulanacağı anlamına gelmiyor.

Öncelikle ilgili hukuki koşulların oluşması ve yetkili makamların gerekli kararları alması gerekiyor.

Dolayısıyla katkı payı, bütün yabancılar için sürekli uygulanan genel bir vergi olarak tasarlanmıyor.

FEDERAL HÜKÜMETİN ÇEKİNCELERİ NELER?

İsviçre Federal Hükümeti, göçün kontrolü için mali araçların kullanılabileceğini kabul etmekle birlikte, teklifin uygulanmasına ilişkin hukuki ve idari sorunlara dikkat çekiyor.

Özellikle şu sorular önem taşıyor:

  • Katkı payı hangi durumlarda tahsil edilecek?
  • Ödemeden kim sorumlu olacak?
  • Hangi kişilere istisna tanınacak?
  • Aile birleşiminde katkı payı uygulanması hukuken nasıl düzenlenecek?
  • Tahsilat işlemleri işverenler ve kamu kurumları için ne kadar ek bürokrasi oluşturacak?

Bu konuların netleşmemiş olması, teklifin parlamentodaki görüşmelerde değişebileceğini gösteriyor.

İŞVERENLER VE EKONOMİ NASIL ETKİLENEBİLİR?

İsviçre ekonomisi, bazı sektörlerde yurt dışından gelen çalışanlara ihtiyaç duyuyor.

Özellikle uzmanlık gerektiren mesleklerde uluslararası iş gücü önemli rol oynuyor.

Göç katkı payının yürürlüğe girmesi hâlinde, şirketlerin yurt dışından personel istihdam etme maliyetleri artabilir.

Teklifi destekleyenler, bunun işverenleri İsviçre’deki mevcut iş gücünü daha fazla değerlendirmeye yöneltebileceğini savunuyor.

Karşı çıkanlar ise ek maliyetlerin şirketlerin rekabet gücünü zayıflatabileceği ve personel açığı bulunan sektörlerde sorun yaratabileceği görüşünde.

Bu nedenle düzenleme yalnızca göçmenleri değil, İsviçre’de faaliyet gösteren işletmeleri de ilgilendiriyor.

ŞİMDİ NE OLACAK?

Önümüzdeki süreçte gözler Ulusal Meclisin ilgili komisyonunda olacak.

Komisyonun kasım ayında yapacağı değerlendirmeler, teklifin nasıl ilerleyeceği konusunda önemli bir gösterge oluşturacak.

Ancak komisyonun karar vermesi de tek başına düzenlemenin yürürlüğe girmesi anlamına gelmiyor.

Parlamentonun gerekli yasama aşamalarını tamamlaması ve İsviçre–AB anlaşmalarıyla bağlantılı koşulların netleşmesi gerekiyor.

Bu nedenle 2 Kasım 2026 itibarıyla 4.000 franklık katkı payının uygulanacağı kesin bir tarih bulunmuyor.

TÜRKİYE VATANDAŞLARI ŞİMDİ NE YAPMALI?

İsviçre’de yaşayan veya ülkeye yerleşmeyi planlayan Türkiye vatandaşları açısından en önemli konu, mevcut hukukla henüz görüşülen teklifin birbirinden ayrılması.

Bugün İsviçre’ye çalışma amacıyla gelmek isteyenler için mevcut çalışma ve oturum izni kuralları geçerli.

Aile birleşimi başvuruları da yürürlükteki mevzuata göre değerlendirilmeye devam ediyor.

Henüz kabul edilmemiş bir teklif nedeniyle yeni bir 4.000 franklık ödeme yapılması gerekmiyor.

Gelecekte düzenleme yasalaşırsa hangi kişilerin, hangi tarihten itibaren ve hangi koşullarda ödeme yapacağı resmî makamlar tarafından açıklanacak.

SONUÇ: 4.000 FRANKLIK GÖÇ VERGİSİNDE KRİTİK KASIM SÜRECİ

İsviçre’de göçü kontrol etmek amacıyla gündeme getirilen 4.000 franklık katkı payı önerisi, parlamentodaki inceleme sürecini sürdürüyor.

29 Eylül’de Eyaletler Meclisinin desteklediği teklif, 21 Ekim’de Ulusal Meclis komisyonunun değerlendirmesine konu oldu.

Kesin komisyon kararının kasım ayına bırakılması, düzenlemenin geleceğine ilişkin beklentileri artırdı.

Teklifin mevcut biçimiyle yasalaşması hâlinde yabancı çalışanlar için en az 4.000 frank, aile birleşimiyle gelecek yetişkinler için ise en az 2.000 franklık katkı payı gündeme gelebilecek.

Türkiye vatandaşları da belirli koşullarda kapsamda yer alabilir.

Ancak 2 Kasım 2026 itibarıyla yeni bir 4.000 franklık göç vergisi yürürlükte değil. İsviçre’de yaşayan bütün yabancılardan böyle bir ödeme alınmasına karar verilmiş değil.

İSVİÇRE’NİN SESİ +41 Haber olarak kasım ayında yapılacak komisyon görüşmelerini ve parlamentodan gelecek yeni kararları takip etmeye devam edeceğiz.


İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber

🌐 www.isvicreninsesi.ch

Kaynaklar: İsviçre Parlamentosu, 29 Eylül ve 1 Ekim 2026 tarihli açıklamalar; Ulusal Meclis Dış Politika Komisyonunun 21 Ekim 2026 tarihli değerlendirmesi

Continue Reading

İsviçre

İSVİÇRE VATANDAŞLIĞINDA 10 YIL ŞARTI 5 YILA DÜŞECEK Mİ? TÜRKİYE VATANDAŞLARINI DA İLGİLENDİREN KARAR 28 ŞUBAT 2027’DE VERİLECEK

yazar

Published

on

By

Haber: Cemil Baysal instagram

İsviçre’de vatandaşlık başvurusu için gereken ikamet süresinin 10 yıldan 5 yıla indirilmesini öngören halk girişimi referanduma gidiyor. Teklif kabul edilirse C oturum izni zorunluluğu kaldırılacak, vatandaşlık koşulları ülke genelinde yeniden düzenlenecek. İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları da gerekli şartları karşılamaları hâlinde yeni sistemden yararlanabilecek. Ancak düzenleme henüz yürürlükte değil.

BERN | 2 KASIM 2026

İsviçre’de yaşayan yabancıların vatandaşlık başvurularını köklü biçimde değiştirebilecek önemli bir halk oylamasının tarihi kesinleşti.

İsviçre Federal Hükümeti, 28 Ekim 2026 tarihinde aldığı kararla, “Modern Bir Vatandaşlık İçin” (Für ein modernes Bürgerrecht) adıyla sunulan ve kamuoyunda Demokrasi Girişimi (Demokratie-Initiative) olarak bilinen teklifin 28 Şubat 2027’de halk oylamasına sunulacağını açıkladı.

Teklifin en dikkat çekici maddesi, olağan vatandaşlık başvurusu için gereken yasal ikamet süresinin 10 yıldan 5 yıla düşürülmesi.

Ancak girişim yalnızca ikamet süresini değiştirmeyi amaçlamıyor. C oturum izni zorunluluğunun kaldırılması, vatandaşlık koşullarının ülke genelinde standartlaştırılması ve belirlenen şartları karşılayan kişilere vatandaşlık hakkı tanınması da teklifin temel unsurları arasında bulunuyor.

Bu nedenle oylamanın sonucu, İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları açısından da önem taşıyor.

MEVCUT SİSTEMDE İSVİÇRE VATANDAŞLIĞI NASIL ALINIYOR?

İsviçre’de olağan vatandaşlık başvurusu yapabilmek için bugün genel olarak şu koşullar aranıyor:

  • İsviçre’de en az 10 yıl ikamet etmiş olmak.
  • Başvuru sırasında C yerleşim iznine sahip olmak.
  • İsviçre toplumuna başarılı biçimde entegre olmuş olmak.
  • Ülkenin anayasal değerlerine ve kamu düzenine saygı göstermek.
  • Gerekli dil yeterliliğini karşılamak.
  • Kanton ve belediyelerin ek ikamet ve başvuru koşullarına uymak.

Mevcut sistemde vatandaşlık süreci yalnızca federal makamlar tarafından yürütülmüyor.

Başvuruların değerlendirilmesinde belediyeler, kantonlar ve federal makamlar farklı görevler üstleniyor. Bu nedenle başvuru prosedürleri, ücretler ve bazı yerel koşullar kantondan kantona değişebiliyor.

Bazı kantonlarda başvuru sahibinin aynı kanton veya belediyede belirli bir süre yaşamış olması da gerekiyor.

YENİ TEKLİF KABUL EDİLİRSE NELER DEĞİŞECEK?

Demokrasi Girişimi, vatandaşlık sisteminde önemli değişiklikler öngörüyor.

1. On yıllık ikamet şartı beş yıla indirilecek

Teklif kabul edilirse olağan vatandaşlık için aranan yasal ikamet süresi 10 yıldan 5 yıla düşürülecek.

Böylece gerekli diğer şartları karşılayan kişiler, mevcut sisteme göre daha erken vatandaşlık başvurusu yapabilecek.

Ancak bu düzenleme, İsviçre’de beş yıl yaşayan herkesin otomatik olarak vatandaş olacağı anlamına gelmiyor.

2. C oturum izni zorunluluğu kaldırılacak

Bugünkü sistemde olağan vatandaşlık başvurusu için C oturum izni gerekiyor.

Teklif kabul edilirse vatandaşlık başvurusunda C izni sahibi olma şartı kaldırılacak.

Bu değişiklik, İsviçre’de yasal olarak yaşayan ancak henüz C izni bulunmayan kişilerin de gerekli koşulları karşılamaları hâlinde vatandaşlık hakkından yararlanabilmesinin önünü açabilecek.

Bununla birlikte hangi ikamet sürelerinin ve statülerinin nasıl hesaplanacağı, kabul edilmesi durumunda hazırlanacak uygulama düzenlemeleri açısından önem taşıyacak.

3. Vatandaşlık koşulları ülke genelinde standartlaştırılacak

Girişim, olağan vatandaşlığa ilişkin temel koşulların federal düzeyde belirlenmesini amaçlıyor.

Böylece kantonlar ve belediyeler arasında bugün görülen farklı vatandaşlık koşullarının azaltılması hedefleniyor.

Teklif, vatandaşlık hukukundaki yetki dağılımını da değiştirecek.

4. Belirli şartları karşılayanlara vatandaşlık hakkı tanınacak

Teklif metnine göre vatandaşlık için dört temel koşul öngörülüyor:

  • İsviçre’de beş yıldır yasal olarak ikamet etmek.
  • Uzun süreli hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak.
  • İsviçre’nin iç ve dış güvenliğini tehlikeye atmamak.
  • İsviçre’nin resmî dillerinden birinde temel bilgiye sahip olmak.

Bu şartları karşılayan kişilere başvuru üzerine vatandaşlık hakkı tanınması amaçlanıyor.

TÜRKİYE VATANDAŞLARINI NASIL ETKİLEYEBİLİR?

İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları, teklifin kabul edilmesi hâlinde yeni vatandaşlık koşullarından yararlanabilecek gruplar arasında bulunuyor.

Örneğin İsviçre’de yasal olarak yaşayan ancak henüz 10 yıllık ikamet süresini doldurmamış bir Türkiye vatandaşı, yeni koşulları karşılaması durumunda daha erken vatandaşlık başvurusu yapabilecek.

Aynı şekilde C oturum izni bulunmayan bazı kişilerin de vatandaşlığa erişim imkânı değişebilecek.

Ancak teklif, yalnızca Türkiye vatandaşlarına yönelik özel bir düzenleme değil. İsviçre’de yaşayan ve şartları karşılayan yabancı uyruklu kişileri genel olarak kapsıyor.

Önemli ayrıntı: Teklifin kabul edilmesi, bütün Türkiye vatandaşlarına otomatik İsviçre pasaportu verileceği anlamına gelmiyor. Yasal ikamet ve diğer şartların karşılanması gerekecek.

DİL ŞARTI KALKACAK MI?

Hayır. Teklifte dil bilgisi koşulu tamamen kaldırılmıyor.

Ancak mevcut vatandaşlık sistemindeki entegrasyon ve dil yeterliliği yaklaşımından farklı olarak, girişim metninde İsviçre’nin resmî dillerinden birinde temel bilgiye sahip olmak şartı bulunuyor.

Bu durum, teklifin kabul edilmesi hâlinde vatandaşlık başvurularında aranan dil ve entegrasyon kriterlerinin yeniden düzenlenmesine yol açabilecek.

SOSYAL YARDIM VE BORÇLAR VATANDAŞLIĞA ENGEL OLACAK MI?

Teklifin tartışılan yönlerinden biri de mevcut entegrasyon ve mali durum koşullarının değiştirilmesi.

Federal Hükümetin değerlendirmesine göre girişim kabul edilirse sosyal yardım alınması veya olumsuz mali sicil gibi durumlar, bugünkü sistemdeki biçimiyle vatandaşlığa engel oluşturmayabilecek.

Ancak bu konu, teklifin destekçileri ile karşı çıkanlar arasında önemli bir görüş ayrılığı yaratıyor.

Girişimi savunanlar, vatandaşlığın daha erişilebilir ve eşit koşullara bağlı olması gerektiğini belirtiyor.

Federal Hükümet ise mevcut entegrasyon koşullarının önemli ölçüde gevşetileceği görüşünde.

FEDERAL HÜKÜMET VE PARLAMENTO NEDEN KARŞI ÇIKIYOR?

İsviçre Federal Hükümeti ve Parlamento, Demokrasi Girişimi’nin reddedilmesini öneriyor.

Federal Hükümete göre vatandaşlık için gereken ikamet süresinin yarıya indirilmesi ve C oturum izni şartının kaldırılması, vatandaşlık koşullarını önemli ölçüde hafifletecek.

Hükümet ayrıca vatandaşlık konusundaki kanton ve belediye yetkilerinin sınırlandırılmasına karşı çıkıyor.

Parlamentodaki tartışmalarda da vatandaşlığın uzun süreli ikamet ve başarılı entegrasyonla bağlantılı olması gerektiği görüşü dile getirildi.

Buna karşılık girişimi destekleyenler, İsviçre’de uzun yıllardır yaşayan çok sayıda kişinin siyasi haklardan yararlanamadığını, mevcut sistemin karmaşık ve kantonlar arasında farklılıklar içerdiğini savunuyor.

Destekçilere göre daha açık ve ülke genelinde eşit vatandaşlık koşulları, toplumsal ve siyasi katılımı güçlendirebilir.

GİRİŞİM NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Demokrasi Girişimi, Aktion Vierviertel adlı sivil toplum hareketinin öncülüğünde hazırlandı.

Girişim için 104.569 geçerli imza toplandı ve teklif 21 Kasım 2024 tarihinde sunuldu.

Federal Hükümetin incelemesinin ardından konu Parlamento gündemine geldi.

2026 yılında yapılan görüşmelerde Parlamento girişimi desteklemedi ve seçmenlere ret tavsiyesinde bulunulmasına karar verildi.

Buna rağmen nihai karar halk oylamasında verilecek.

28 ŞUBAT 2027’DE KİMLER OY KULLANABİLECEK?

Oylamada federal düzeyde oy kullanma hakkına sahip İsviçre vatandaşları karar verecek.

Henüz İsviçre vatandaşlığı bulunmayan Türkiye vatandaşları ve diğer yabancılar, bu federal halk oylamasında oy kullanamayacak.

Dolayısıyla teklifin doğrudan ilgilendirdiği birçok yabancı uyruklu kişi, karar sürecinde oy kullanma hakkına sahip olmayacak.

TEKLİF KABUL EDİLİRSE HEMEN BAŞVURU YAPILABİLECEK Mİ?

Halk oylamasında kabul edilmesi, bütün yeni vatandaşlık işlemlerinin ertesi gün otomatik olarak başlayacağı anlamına gelmiyor.

Teklif anayasal düzeyde değişiklik öngördüğü için uygulamaya ilişkin yasal ve idari düzenlemelerin hazırlanması gerekebilecek.

Yeni sistemin ne zaman ve hangi ayrıntılarla uygulanacağı, kabul edilmesi durumunda yetkili makamların belirleyeceği süreçlere bağlı olacak.

Bu nedenle başvuru yapmak isteyenlerin resmî açıklamaları takip etmesi önem taşıyor.

BEŞ YILLIK VATANDAŞLIK TEKLİFİ İLE BEŞ YILLIK OTURUM KURALI AYNI ŞEY Mİ?

Hayır. Bu iki konu birbirinden farklı.

Demokrasi Girişimi, İsviçre vatandaşlığının kazanılmasıyla ilgili.

Yabancılar hukukundaki insani nedenlerle oturum düzenlemeleri ise belirli koşullarda oturum izni verilmesini ilgilendiriyor.

Bir kişinin B veya C oturum iznine sahip olması, İsviçre vatandaşı olduğu anlamına gelmiyor.

Aynı şekilde beş yıl İsviçre’de yaşamış olmak da mevcut hukukta otomatik vatandaşlık hakkı sağlamıyor.

SON KARARI HALK VERECEK

İsviçre’de vatandaşlık sisteminin geleceğini etkileyebilecek bu teklif, 28 Şubat 2027’de seçmenlerin önüne gelecek.

Kabul edilirse 10 yıllık ikamet süresi, C oturum izni zorunluluğu ve vatandaşlık koşullarında önemli değişiklikler gündeme gelecek.

Reddedilmesi hâlinde ise mevcut vatandaşlık sistemi yürürlükte kalmaya devam edecek.

İsviçre’de yaşayan Türkiye vatandaşları açısından oylama, vatandaşlığa erişim koşullarının geleceği bakımından yakından takip edilmesi gereken gelişmelerden biri.

⚠️ ÖNEMLİ HATIRLATMA: 2 Kasım 2026 itibarıyla beş yıllık vatandaşlık düzenlemesi henüz kabul edilmiş bir yasa değil. Mevcut 10 yıllık ikamet ve C oturum izni şartları geçerliliğini koruyor.


İSVİÇRE’NİN SESİ | +41 Haber

🌐 www.isvicreninsesi.ch

Kaynaklar: İsviçre Federal Şansölyeliği (28 Ekim 2026), Federal Adalet ve Polis Departmanı (EJPD), İsviçre Parlamentosu ve Demokrasi Girişimi’nin resmî teklif metni.

Continue Reading

Trendler